Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Genel Sağlık
facebook bağlan


Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin!

Genel Sağlık kategorisinde açılmış olan Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin! konusu , Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin Bilim aşkın gizemini çözüyor mu? Son 10-15 yıldır, fonksiyonel MR çıktıktan sonra hem beyinle ilgili hastalıklar, hem aşk, acı, üzüntü gibi birçok konuda bilgi edinmeye başladık. ...


Like Tree5Beğeni
  • 2 Post By Pineapple
  • 1 Post By Hymnos
  • 1 Post By Pineapple
  • 1 Post By -X-

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.08.2016, 15:31   #1 (permalink)
neden senin olduğun yerde değilim?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin!



Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin




Bilim aşkın gizemini çözüyor mu?

Son 10-15 yıldır, fonksiyonel MR çıktıktan sonra hem beyinle ilgili hastalıklar, hem aşk, acı, üzüntü gibi birçok konuda bilgi edinmeye başladık. Biz cerrahlar olarak, ameliyat sırasında beynin et kısmını görürüz, ruhunu göremiyoruz ama bu fonksiyonel MR’larda örneğin aşk acısını beynin hangi bölümü nasıl çekiyor görebiliyoruz. Sevgilisinden ayrılmış insanların beyin görüntülerinde hangi merkezlerin daha çok aktive olduğu izlenebiliyor. Fonksiyonel MR sırasında salınan bazı maddelerin de ölçümleri yapıldı, bunlar da bize çok önemli bilgiler verdi. Artık aşkı bilimin içinde tanımlıyoruz. Aşk felsefenin içinde binlerce yıldır konuşuluyordu ama şimdi bunu bilimsel olarak yapabiliyoruz.

Aşk sırasında beyinde neler oluyor?

Bir akıl tutulması oluyor. Beynin bir üst korteksi vardır ve neşe, öfke, üzüntü, tüksinti ve korkuyu yönetir. Örneğin tiksinti bizi kirli, pis şeylere karşı korur. Korku, tehlikelerden koruyor, öfke bu korkuya bir cevap olarak ortaya çıkıyor. İşte aşk sırasında bu üst merkez kapanıyor, tamamen devre dışı kalıyor ve alt merkezler çalışmaya başlıyor. Aşkta korku yok. Ferhat dağları deliyor, öbürü kadının saçına tırmanarak balkona çıkıyor; geceleri sokaklara çıkıyoruz, gecenin karanlığından korkmuyoruz. Sevgilimizin hiçbir şeyi bize tiksinti vermiyor, öfkelendirmiyor. Tam tersine her durumdan bir güzellik çıkarıyoruz. Her sözü, her bakışı hep özel bir şeylere yoruyoruz. Bu sırada aşağıda subkortikal dediğimiz alt merkezler çalışıyor. 14 merkez var ve bunların da ayrı ayrı görevleri bulunuyor. Örneğin anterior cingulate gyrus denen bölge aşktaki bağlılığı sağlıyor. Tegmentum nucleus accumbens, romantik aşkta daha fazla salgı salgılıyor. Bütün bunların kumanda merkezinde de hipotalamus var. Ruh 21 gram, hipotalamus 3 gram deriz. Hipotalamus tüm hormonların salgılanmasından, açlıktan, tokluktan sorumlu olan kısımdır. Burası aktive oluyor ve hormonlar farklı çalışıyor. Yine limbik sistem var, türün sürdürülmesiyle ilgilidir ama biraz öforik de yapar.

CANIMLI CİCİMLİ İLİŞKİLER UZUN SÜRMÜYOR

Bu 14 merkez obsesif kompulsiflerde de fazla çalışır. Aşkta da çok fazla takıntı vardır. Çok canımlı cicimli ilişkiler pek uzun sürmüyor. İniş çıkışlar olmayınca işin heyecanı daha çabuk kayboluyor. Takıntı olduğu için bir hedefiniz olmalı. Aşık olduğunuz kişiyi elde ettiğinizde hormonlar ödüllendiriyor. Dopamin artıyor, noradrenalin artıyor, serotonin düşüyor. Dopamin ve noradrenalin uyuşturucu kullananlarda da artar. Birden heyecan ve mutluluk verir ama bir süre sonra etkisi geçer. Burada takıntı devreye giriyor. Yeni ayrılmışsak bile yarım saat sonra “Eve vardın mı” diye arıyoruz. Bunun anlamı “Hala orada mısın, hala benimle misin?”dir. Beş dakika sonra “Acaba beni seviyor mu?” diyor ve arayıp soruyor. Telefonu kapatıyor, o an çok büyük bir keyif yaşıyor, ama bu da geçiyor. Bu kez de gece “Uyudun mu?” diye bir mesaj yolluyor. Bu aslında dünyanın en tatlı kısır döngüsü. Bu gerginlik ne kadar artarsa, ulaşmak ne kadar zor olursa, kendini ne kadar başarılı görürsen aşkın o kadar kuvvetli oluyor. Ne kadar çok noradrenalin salgılanırsa aşk beyne o kadar güçlü kaydoluyor.

ESKİ AŞKLAR YOK ÇÜNKÜ KOKUSUNU ALAMIYORUZ!

Kime aşık oluyoruz?


Bazen çok aşık hissetmemize rağmen bir ay, bazen bir hafta, hatta bazen ilk buluşmada aşk bitebiliyor. Bu aslında aşk değil beğenidir. Bir insandan etkilenmeniz saniyenin beşte birinde oluşuyor. Bu kişi için “Hayatımın kadını” ya da “Hayatımın erkeği” kararı da bir buçuk saniyede veriliyor. Arkasından o kişiyi hedefe koyuyoruz. Bundan sonra koku devreye giriyor. Feromon dediğimiz kokusuz kokular vardır. Ter bezlerinden salgılanır. İlişki sırasında bu koku salgılandığında genetik yapı olarak o kişinin uygun olup olmadığına karar veriyoruz. Limbik sistemin dışarıyla tek bağlantısı kokudur. Özellikle hayvanlarda türün sürdürülmesi tamamen kokuyla sağlanıyor. Sesten de etkilenmek söz konusu ama araştırmalar gösteriyor ki, erkekler genç seslerden hoşlanıyor ve hoşlandıkları sesin sahibi kadın ince belli, geniş kalçalı oluyor. Aynı şekilde kadınların beğendiği erkeklerin de kaslı, geniş omuzlu, dar kalçalı, ince bel yapısında oldukları görülüyor. Yani görüntü olmadan sesle bu iş olmuyor.

“Neden eski aşklar yok?” sorusunun da yanıtı kokuda. Kalabalık şehirler, teknoloji, kullanılan parfümler ile çok fazla kokunun insan hayatına girmesi insanların dengesini biraz bozmuş durumda. O kadar koku içinde kendisini ilgilendiren kokuyu arayıp bulması biraz zaman alıyor.

Aşkın ömrü ne kadar?

Eğer karşılıklı bir aşk yaşanıyorsa bunun ömrü en fazla iki buçuk yıldır. Bu sürenin sonunda üst korteks pat diye uyanıyor ve kontrolü ele alıyor. Eğer bu süreç içinde iyi bir otaklık, birlikte bir yaşam kurduysanız bu devam ediyor. Bu süreyi “canım”la “cicim”le geçirdiyseniz, objektif hiçbir şey ortaya koymadıysanız ilişki bitiyor. Eskiden evlilikler çok sağlamdı, çünkü erken evleniliyordu, birlikte bir hayat kuruluyordu ve o hayatı bozmak kolay gelmiyordu insanlara. Günümüzün koşturması içinde gerçek bir bağ kurulmadan gidiliyor.

HAYATLARINI ÇOK DEĞİŞTİRMESİNLER

Ne tavsiye ediyorsunuz?


Ben bir erkek ve kız çocuğu babası olarak, çiftlerin iki buçuk yılı birlikte geçirmeden evlenmemesi gerektiği taraftarıyım. Aynı evde ya da ayrı evlerde hayatı paylaşmalılar. Bu sürenin sonunda, aşkın gürültüsü bittiğinde eğer hala istiyorlarsa evlenme kararı almalılar. Belki tüm toplumlarda böyledir ama ben bizim toplumumuzda insanların aşık olduklarında bir takım kendilerine özel şeylerden diğer insan istemediği için vazgeçtiklerini görüyorum. Bunlar hobiler olabilir, bazı faaliyetler olabilir, arkadaşlıklar olabilir. İki buçuk yıl sonra uyandığında kendini kötü hissediyor ve o ilişkiden çıkıp eski yaşantısına dönmeye çabalıyor. O yüzden çiftlerin ilişkilerini sürdürürken kendileri olmaktan vazgeçmemeleri gerekiyor. İnsanın mutlu olduğu yerde olması gerekiyor. Yoksa iki gönül bir olunca samanlık seyran olmuyor. Çok büyük hayalkırıklığı yaşanıyor. O yüzden kendi hayatlarını çok değiştirmeden, bu geçici sürede yaşayacakları için tüm yaşantılarını bozmadan kararlar almalılar.

Sadakat ve aldatma hangi mekanizmalara bağlı olarak ortaya çıkıyor?

Sütün kasılıp dışarı çıkmasını sağlayan hormonlardan biri olan vasopressin hormonu ne kadar yüksekse bağlılık o kadar artıyor. Kır sıçanı ile çayır sıçanının bütün genetik özellikleri aynı, sadece farklı yerde yaşıyorlar. Buna rağmen kır sıçanları tamamen monogamken, çayır sıçanları ise poligam. Aradaki tek fark vasopressin geni. Birinde yok, diğerinde çok yüksek. Dünyadaki tüm memelilerin sadece yüzde 3’ü monogram, geri kalanların tümü poligam. İnsanlar zaten poligam. Çok eşlilik olabilir ama çok aşklılık diye bir şey yok. O aşk silinmeden ikinci aşk gelmiyor. İki heyecan, iki beğeni olabilir ama iki aşk olmaz. Çünkü çok ciddi bir kayıt merkezi var. Gerçekten aşık olduysanız oraya başka bir aşkın girmesi mümkün değil. Ne zaman kayıtları tamamen silersiniz o zaman yeniden aşık olabilirsiniz. Bu kayıt ne kadar fazlaysa acısı da o kadar fazla oluyor. Fonksiyonel MR’larda görülüyor ki, acı çekerek, severek ayrılanlara sevilen kişinin fotoğrafı 3 saniye bile gösterildiğinde alttaki merkezler darmadağın bir şekilde çalışıyor.

-X- ve Hymnos beğendi
__________________
Pineapple isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.08.2016, 15:38   #2 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin!

Allah allah. hmm. bak ya.. Aaaa


Aşk dediğin kokuymuş ozaman. Ve cinsel yakınlık olmadanda aşık olup olmadığımızı anlamıyoruz. Mantıklı aslında. Ben bunu düşüneyim bi

Pineapple beğendi.
Hymnos isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.08.2016, 15:40   #3 (permalink)
neden senin olduğun yerde değilim?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin!

Alıntı:
Hymnos Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah allah. hmm. bak ya.. Aaaa


Aşk dediğin kokuymuş ozaman. Ve cinsel yakınlık olmadanda aşık olup olmadığımızı anlamıyoruz. Mantıklı aslında. Ben bunu düşüneyim bi
keşke beyni açtığımızda etten ziyade ruhuda görsek
okuduğum en ilginç yazıydı

Hymnos beğendi.
__________________
Pineapple isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.08.2016, 15:55   #4 (permalink)
-X-
Frav frivlbehz.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Aşk Sona Ermeden Evlenmeyin!

İki taraf da çabalarsa aşk sona ermez. Günümüzde en çok konuşulan konu evliliğin aşkı öldürdüğü. Böyle bir şey yok. Yanlış yöntemler ve yaşayış tarzı buna neden oluyor. Bir kişinin "ya beni artık sevmiyor, aşk bitti sadece yaşıyoruz öyle işte" demesinin sebebi cinsel hayatlarındaki düzensizliktir. Subkortikal alt merkezlerdeki denge de böyle sağlanır.

Healthy marriage equals to healthy sexual life. Thats it.

Aşk kendiliğinden sona ermez, sona ermesine neden olunur.

Pineapple beğendi.
__________________
-X- isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
-X-, Hymnos, Pineapple
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.



Saat: 23:51