Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Bayanların Dünyası > Anne ve Çocuk
facebook bağlan


Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Anne ve Çocuk kategorisinde açılmış olan Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar konusu , ÜSTÜNLÜK BEKLEYEN BASKICI VE MÜKEMMELLİYETÇİ AİLE Çocuk üstün olmaya zorlanır. Sürekli nasihat verilir. Bol eleştiri yapılır. Aile çocuğu beğenmez Çocuklar: Fevri davranışları vardır. Mutsuzdurlar. Güvensizdirler. Gergindirler. Mantık ön plandadır. Karamsardırlar. ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10.07.2013, 13:29   #61 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar



ÜSTÜNLÜK BEKLEYEN BASKICI VE MÜKEMMELLİYETÇİ AİLE
Çocuk üstün olmaya zorlanır.
Sürekli nasihat verilir.
Bol eleştiri yapılır.
Aile çocuğu beğenmez

Çocuklar:

Fevri davranışları vardır.
Mutsuzdurlar.
Güvensizdirler.
Gergindirler.
Mantık ön plandadır.
Karamsardırlar.

SEVGİLİ ANNECİĞİM VE BABACIĞIM

Biliyorum ki sürekli mutsuz olmam gergin olmam sinirliliğim kendimle barışık olamam ve kendime olan güvensizliğim sizi üzüyor.

Yaklaşık birkaç gün önce elime geçen bir makale benim ilk defa hayatımı gözden geçirmeme neden oldu. Makalede diyordu ki; insanların %90’ı daha 18’lerine gelmeden kafalarında açılan mutsuzluk ve başarısızlık çukuruna düşüyorlarmış.

Bu makale çok ilgimi çekmişti. Çünkü nedenini bilmediğim bir şekilde kendimi stresli gergin karamsar güvensiz kısacası mutsuz hissediyordum. Ve mutsuzluğumun sonucunda başarısızlık çukurunun içine saplandığımı fark ettim.

Size neden bu konuda mektup yazdığımı merak ettiğinizi biliyorum. Açıklayayım:

Bu birkaç gün içinde aklımda sadece bir soru vardı: “NEDEN?”

Yani neden bu çukurdayım ve neden çıkmaya bu kadar istekli olduğum halde çırpındıkça batıyor gibi hissediyorum kendimi?

Yalnız bu sabah uyandığımda daha önemli bir soru olduğunu ve bunun cevabını bulmadan çözüme ulaşamayacağımı fark ettim. Bu soru ise “NASIL?”dı.

Yani nasıl bu kadar mutsuz olabiliyorum. Nasıl kendimi bu kadar gergin karamsar ve üzgün bir hale getirdim? Bu noktaya nasıl geldim?

Sonunda problemin nerede olduğunu buldum. Bu yüzden size bu mektubu yazıyorum. Daha açık söyleyeyim. Nasıl sorusunun cevabını çocukluk döneminde buldum. Şaşırtıcı aynı zamanda gerçek bu.

Öncelikle sürekli benden her şeyin en iyisini bekleyen mükemmeliyetçi bir ailede yetiştiğimi fark ettim. Siz her zaman benim ne yaparsam yapayım ne olursam olayım en iyisi olmamı istediniz. Mesela okul dönemi boyunca benim hep daha sıkı çalışıp daha yüksek notlar almamı istediniz. Okul birinciliği için yarış atı misali hazırlanmamızı istediniz.

Aslında biliyorum tek istediğiniz şey benim hep önden gitmemdi ve hep başarılı olmamdı. Bunda yanlış bir şey yok. Aynı zamanda bu istek ben bile farkında olmadan kendime olan güvenimi her geçen gün biraz daha götürüyordu. Çünkü şimdi ne olursa olsun insan olduğumu ve hata yapabileceğimi her insan gibi benim de dört dörtlük olamayacağıma kendimi inandıramıyorum. Yaptığım hatanın niteliğinin hiçbir önemi yok. ÖSS’de istediğim puanı tutturamamaktan sporda sayı kaybetmeme arkadaşlarımla iletişim sorunu yaşamaktan yemeğin tuzunu unutmama kadar büyük küçük bütün hatalarım kendime olan güvenimi azaltıyor.

Bu hatalarımın hepsi bende stres ve güvensizlik oluşturmaya başladı bende. Şimdi derste öğretmen soru sorduğunda elimi kaldırmak istemiyorum çünkü cevabı yanlış söylemekten korkuyorum. Sözlü de bile acaba doğru cevap bu mu diye düşünmekten kaslarımın gerildiğini ve daha fazla stres yaşadığımı fark ediyorum.

Ne yaparsam yapayım siz beni hiç beğenmediniz. Ya da gevşeyeceğim korkusuyla beğendiğinizi fark ettirmediğiniz voleybolda içinde olduğum takımın aldığı final kupası ya da orta okuldayken şiir yarışmasında benim birinci olmamkompozisyonumun her zaman iyi olmasında edebiyat kolu başkanı olmam…. Bu rağmen hep kusurlarımı buldunuz. Şimdi de ben kendimde ve çevremdeki insanlarda hep kusur arıyorum. Ve inanmayacaksınız her zaman söylenecek birkaç eleştirim var ve sürekli insanların kusurlarını bulup çıkartıyorum. Sizin sert bakışlarınız gibi benim de gergin kaşlarımı çatarak bakmam çevremdekileri rahatsız ediyor.

Siz beni böyle yetiştirdiniz….

Eleştiriyle bitmez tükenmez nasihatlarla…

“Sınavdan neden 95 aldın da 100 almadın.”
“Toplum içinde düzgün konuş”
“Abartılı gülme kınarlar”
“Derslerini iyi çalış ki bu yıl okul birincisi olabilesin bak kuzenin nasıl başarılı”
“Ben senin yaşındayken hiç böyle davranmazdım”
“Bu müzikten ne anlıyorsun adam gibi şeyler dinle!”
“Ceketin toz olmasın”

En ufacık hatamda: “Zaten senden adam olmaz”

Ve daha bir sürü örnek hafızama kazınmış…

Şimdi düşünüyorum da benim hiç mi iyi bir özelliğim yoktu? Ya da fark edilmiyor muydu? Şiir yarışmasında birinci olmam sınavda istediğim üniversiteyi kazanmam kaptanı olduğum takımın birinci olması…

Aslında ikisinin de sonucu da aynı: hiç takdir edilmedim.

Şimdiyse ben takdir edemiyorum insanları…

Şiir yarışmasında birinci olmam sınavda istediğim üniversiteyi kazanmam kaptanı olduğum takımın birinci olması… Ama hiç mutlu olamadım.

İşte bunlar beni mutsuz eden.

Gün geçtikçe insanlara hayata olan bakış açım daha da değişiyor. Bu değişimin olumlu olmasını çok isterdim ama ne yazık ki öyle değil. Artık insanların ve kendimin yaptığı en küçük hatalara bile göz yumamıyorum. Herkesin robot gibi her şeyi eksiksiz yapmasını bekliyorum. Küçücük bir şey eksik olsa ya da ters gitse günlerce düşünüyorum ya yapamazsam korkusuyla hedef belirleyemiyorum ya da bir türlü harekete geçemiyorum. Kendi yaptığım küçücük sıradan yanılmalara bile daha az gülümsüyor daha çok söyleniyorum.

Artık keyif de alamıyorum yaptığım şeylerden. Sıradan tekdüze bir hayat yaşıyorum.

Bol eleştiri ve nasihat yerine benim iyi yönlerimi de görmenizi hep başarım yerine biraz da kişiliğimle (ahlakımlasaygımla sevgimle) ilgilenmenizi isterdim.

Yarış atı gibi sınavdan sınava koşturmak yerine biraz da özel hayatımı yaşamamı desteklemenizi her fikir ortaya koyuşumda reddetmek yerine açıklamalar yapmanızı ve biraz da olsa benim fikirlerime saygı duymanızı isterdim.

En ufak hatamda sert bakışlarla azarlamak yerine küçük hatalarımda rahat bırakıp büyük hatalarımda engel olmanızıbana farkında olarak ya da olmayarak tepeden bakmak yerine kalbinizdeki sevgiyi hissettirmenizi ve en önemlisi beniidealinizdeki çocukla kıyaslamayıp beni olduğum gibi kabul edip beni benimle kıyaslamanızı isterdim.

Belki birkaç gün önce okuduğum bu makale sadece sıradan bir yazı olacaktı benim için. Belki de şükredecektim %90 yerine %10’un içinde olduğumu farkedip….

Her şeye rağmen sizi seviyorum…

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:33 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:29   #62 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

İLGİSİZ AİLE
Çocuk istenmeden olabilir.
Eşler arasında önemli sorunlar olabilir.
Aile çocuğu yük gibi görür.
Çocukla ilgili sorumluluklardan ve problemlerden kaçarlar
.
Çocuklar:

İyi yada kötü sevgiyi nerde bulursa oraya yönelirler.
Duyguya muhtaçtırlar.
Kendilerini değersiz hissederler.
İç dünyaları zayıftır.
Güçlü görünmeye çalışırlar.

Sadece biraz sevgi

Her zaman sizin için bir yük olduğumu düşündüm. Aslında bunun gerçeklik payı de yok değil…

Beklemediğiniz bir anda ve –sanırım- çok yanlış bir zamanda geldim.

Siz kendi sorunlarınızla o kadar meşguldünüz ki ne beni fark etmeye ne de bana ilgi ve sevgi göstermeye zaman bulabildiniz.

Gidermeye çalıştığınız o kadar çok sorun vardı ki sürekli birbirinizle tartıştınız sürekli kavga ederken yanı başınızda yaptıklarınıza bir anlam veremeyen ve sadece bir tutam sevgi için saatlerce gözyaşı döken biri vardı.

Siz benim ağlamalarımı bile dikkate almadınız. Ya açtır ya susuzdur ya da uykusuzdur dediniz ama hiç “ya sevgisizdir” demek aklınıza gelmedi.

Ben büyüdükçe sanki benden daha da uzaklaşmaya başladınız.

Sorumluluklarımı almaktan kaçtınız bana ait olan şeyler sizi korkuttu hep. Yaptığım şeylerin sorumluluğunu almaktan kaçtınız. Mesela küçükken her anne babanın ilgilendiği gibi ilgilenmediniz aksine sanki sizin için bir yabancının çocuğuymuşum gibi davrandınız.

Bana ait problemleri çözmekten kaçtınız. Okulda derslerimle ilgili problemlerim olunca arkadaşlarımla sorun yaşadığımda hatta sağlık problemlerimde bile benden uzak durdunuz.

Sizin nazarınızda kendimi hep değersiz ve hiçbir işe yaramayan biri gibi hissettim. Halen böyle hissediyorum.

Ve bazen diyorum ki “Hiç mi bir şeyi hak etmiyorum?”

En azından birazcık sevgi…

Evet şimdiye kadar sizden beklediğim halde alamadığım sevgiyi şimdi sağda solda kısaca nerde bulursam orda kalıyorum. Biliyorum bazen o sevgiyi ve ilgiyi kötü insanların arasında buluyorum daha doğrusu bulduğumu sanıyorum ama yalancı ilgi de olsa beni çekiyor…

Mesela yeni arkadaş grubumun aslında benim değerlerimle çok fazla örtüşmediğini biliyorum. Mesela cafelerde saatlerce Internet başında oyun oynamak ya da küfürlü konuşmak gibi şeyleri alkol alan uyuşturucu kullananlarla arkadaşlık etmek istemem ama onlar benimle ilgileniyorlar. Beni fark ediyorlar. Bu yüzden onlara uymak zorundaymışım gibi hissediyorum kendimi…

Kalma diyorsunuz ama ben kendimi kalmak zorunda yapmak zorunda hissediyorum çünkü bana orda sevgi ilgişefkat kısacası değer veriliyor.

Kendimi güçlü göstermekten de bıktım artık…

Gerçekten güçlü olmak isterdim ama olamıyorum.

Dışardan güçlü yenilmez insanın içinde aslında yardıma muhtaç ve ilgiye ihtiyaç duyan biri olduğunu kimse bilmiyor.

Bir gün kendi çocuğum olduğunda sizden alamadığım sevgiyi sonuna kadar vereceğime ve ona kendisinin bir yük değil de benim için harika bir hediye olduğunu hissettireceğim.


__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:34 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:29   #63 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

DOĞRU AİLE MODELİ

Çocuğun ayrı bir kişiliği olduğunun farkındadırlar ve ona saygı duyarlar.
Dengeli bir sevgi verirler.
Dengeli bir değer verirler.
Sevgiyi ve değerliliği çocuğa hissettirirler.
Dengeli bir şekilde sorumluluk verirler.

Çocuklar:

Kendine güvenir.
Mutludur.
Başarı için elinden geleni yapar.
İnsan ilişkileri iyidir.
Dengeli bir şekilde risk alır.
Duyguyla mantık dengededir.

Dünyanın en harika insanlarına sevgilerimle

Sizlere bu mektubu yazmamın nedeni birer anne baba olarak yapmanız gereken her türlü yardımı ve desteği benden esirgemediğiniz için teşekkür etmek.

Biliyorum siz yine mütevaziliğinizle böyle bir şeye gerek yoktu biz sadece üstümüze düşen görevi yaptıkdiyeceksiniz. Aynı zamanda biliyorum ki çok az anne babanın yaptığı gibi bana bedeninizden bir parça verdiğiniz gibi ruhunuzdan ve kalbinizden de bir parça verdiniz. Ebeveyn olmanın sadece doğurmak ve besleyip büyütmek olmadığını bir çocuğun bedeninin yanı sıra ruhunun da beslenip büyütülmesinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiniz. Ne yazık kiçocuklarına bakmak derken bunu sadece fiziksel ve maddi yönden anlayan anne babaların olduğunu da fark ettim. Bu yüzden ne kadar şanslı bir evlat olduğumu anladım ve size bunun için minnettar olduğumu belirtmek istedim.

İçinizdeki sevgiyi fazlasıyla bana hissettirdiniz bazen bir öpücükle bazen sözlerle ya da davranışlarınızla. Benim sizin için ne kadar değerli olduğumu gösterdiniz bana. Eğer öyle olmasaydı doğum günümde çok istediğim spor ayakkabıları bulmak için dükkan dükkan gezmezdiniz enerji toplayıp okulda derslere daha iyi konsantre olabilmem için sabahın köründe benim için kalkıp kahvaltı hazırlamazdınız daha sosyal bir insan olmam için kişisel gelişim seminerlerine katılmam için teşvik etmezdiniz ve birçok şeyi göz ardı ederdiniz…

Ama etmediniz…

Benim kişiliğime saygı duydunuz beni kendinize ya da başkalarına benzetmeye çalışmadınız. Kimseyle kıyaslamadınız. Beni ben olduğum için sevdiniz ve değer verdiniz bana saygı duydunuz.

Hatta aksine her geçen zamanda bana daha fazla destek oldunuz ve yol gösterdiniz.

Ve bana sorumluluğun ne olduğunu öğrettiniz. Bir işin bir eşyanın hatta yavru bir kedi vererek bir canlının sorumluluğunu üstlenmeyi öğrettiniz.

Olumsuz bir olayla karşılaşınca Evet tüm sorumluluk bana ait bütün sonuçları göze alıyorum diyebilen o kadar az insan var ki…

Ve siz benim bu gruba sokmak için o kadar çaba sarf ettiniz ki…

Sevginizi şefkatinizi hiç esirgemediniz. Ve sayenizde şimdi de ben her türlü canlıdan –hatta cansız varlıklardan bile- sevgimi ve şefkatimi esirgemiyorum. Bu benim daha mutlu ve huzurlu olmamı sağlıyor. Hem sevmeyi biliyorum hem de hayır demeyi…

Ve asla pes etmemeyi öğrettiniz… neye mal olursa olsun hedefime ulaşmam için elimden gelenin en iyisini yapmam gerektiğini öğrettiniz. Ne gereksiz hırslara kaptırdınız ne de tembelliğe izin verdiniz. Çünkü siz de böyle örnek oldunuz bana.

Benim daha iyi daha başarılı sorumluluk sahibi kalbi sevgiyle dolu olan aynı zamanda daha akıllı ve hep sonuca yönelik karar veren bir insan olmam için elinizden geleni yaptınız.

Asla pes etmediniz. Ve sizin bu çabalarınız sayesinde daha rahat iletişim kurabiliyorum insanlarla ve kendime daha çok güveniyorum.

Çünkü biliyorum ki ben de sizin gibi ebeveyn olacağım…

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:34 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:29   #64 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Çocuk ve dayak!
Çocuk dayağı asla söylemez

International Hospital Çocuk ve Adolesan Psikiyatristi Prof. Dr. Aysel Eksi çocuk ve dayakla olan ilişkisi hakkındaki soruları yanıtladı.

Sizce Türkiye'de dayak yemeyen çocuk var mıdır?

Var tabii. Bilinçle ve özenle yetiştirilen çocukların çok büyük bir kısmı dayakla tanışmadan büyür. Ancak dayak konusunu ele alırken şunu hatırlatmak gerekir ki; nadiren ve çok zorunlu durumda çocuğu fiziksel olarak cezalandırmakla onu dayakla terbiye etmek arasında fark vardır. 'Her dayak yiyen çocuk ilerde bundan mutlaka örselenir' diyemeyiz. Ben bir ruh hekimi olarak büyük oğluma bir kez vurduğumu biliyorum. Oğlum 4.5 yaşındaydı ve onu küçük kardeşinin gözüne kalem sokarken gördüm. Dehşet içinde onu omuzlarından tutup sarstığımı ve poposuna vurduğumu hatırlıyorum. O anda oğlumun yaptığı şeyin çok tehlikeli olduğunu anlatmanın başka yolunu bulamamış olmalıyım benim de o anda öfkemi boşaltmam gerekiyordu. Daha sonraki yıllarda oğlumla konuşurken 'biz seni hiç dövdük mü sence?' diye sordum. 'Hayır' dedi. Çok zorladığım zaman 'bilmiyorum ama dövdüysen herhalde hak etmişimdir' dedi. Bu çok samimi bir yanıttı. Çok zorunlu olduğum zaman bu yola başvurmuştum bunun oğlumun ruh sağlığın olumsuz etkilediğini söyleyemem.

Dayakla terbiye olmaz

Peki sizce çocuk dayakla terbiye edilebilir mi?

Çocuk dayakla terbiye edilemez. Terbiye uzun etkili bir eğitim verme tutum ve davranış değiştirme biçimidir. Oysa dövülen çocuk için annesindeki öfkenin dinmesi önemlidir aynı davranışları sonra yine tekrarlayabilir. Pek çok 'dayak arsızı' denilen çocukların neden dövüldüklerine değil dayağın sonucuna önem verdikleri görülür. 'Oh ya acımadı işte' sözüyle döveni açıkça tahrik ettikleri bile görülür. Fiziksel cezalandırma yöntemi diyoruz dayağa çocukları çok olumsuz etkileyen bir başka cezalandırma biçimi de psikolojik cezalandırmadır. Çocuğa 'seni bırakır giderim' 'annen olmam''seni çingenelere veririm' 'annene karşı gelirsen ellerin taş olur' gibi tehditler ya da karanlık bodrumlara kilitlemek gibi cezalandırma yöntemleri de fiziksel cezalandırma gibi hatta belki daha da ağır şekilde çocuklar üzerinde olumsuz etki yaratır.

En büyük sorun disiplin

Sizce okullarda dayağın önlenmesi konusunda başarı sağlanabildi mi?

Hayır hiçbir yerde bu başarı sağlanamadı. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan araştırmalar var. Bu sadece Türkiye'- nin sorunu değil İngiltere'- de de tartışılıyor. Ama bir gerçek var ki öğretmenin çaresiz olduğu durumlarda kalabalık sınıflarda başvurulan bir yöntem. Bu konuda aynı yöntemleri kullanarak 6 ülkede yapılmış bir araştırma ABD'de bilimsel dergilerden birinde yayınlandı. Araştırma sonuçları şunu gösterdi: Kendisi sık dayak yiyen çocukların bir başkasına şiddet uygulama oranı artıyor. Kendisi sık dayak yiyen çocuklarda endişe oranı yüksek bulundu. Araştırmada ilginç bulunan nokta şuydu; kültürler farklı da olsa her kültürde dayağın çocuğun kişiliği üzerinde bıraktığı izler aynı bulundu.

Çocukluk döneminde anne- babadan dayak yiyen çocuk yetişkinliğinde dayak atmaya meyilli olur mu? Eğilim artarolasılık artar. Bilinç altında çoğu kez dayak atanla özdeşleşme söz konusudur. Dayak atanı benimser özdeşleşir onu örnek alır ilerde de kendisi en ufak bir olayla saldırganlığa geçebilir. Fiziksel şiddet gören çocuğun daha sonra fiziksel şiddet uygulama olasılığı büyük ölçüde artar ama kuşkusuz kural değil...

Bu travma ilerde ne tür sorunlar doğuruyor?

Dayak yiyen çocuğun en büyük sorunu disiplinsizlik oluyor. Cezanın etkisi azalıyor bunun sonucunda da disiplin sorunları ortaya çıkabiliyor. Annelerin dövmesi genellikle biraz daha tolere edilebiliyor da babaların şiddeti çocukları daha farklı etkiliyor. Burada kuşkusuz çocuğun yaşı da çok önemli. Özellikle ergenlik döneminde onuru zedelenen ergende fiziksel şiddet büyük yaralar açabiliyor kin ve nefrete dönüşebiliyor.

Bir çocuğun şiddete maruz kaldığını siz psikiyatrist olarak nasıl keşfediyorsunuz?

Bunu değerlendirmenin çeşitli yolları vardır. Kuşkusuz çocuğun yaşı çok önemli küçük çocukların yaptığı resimlerdenoyunlarından onu üzen ve etkileyen olayları anlayabilirsiniz. Örneğin; bebeklerle bir oyun düzeni kurdunuz evcilik oynuyorsunuz. Bu oyun düzeni içinde bazı bebekler anne ve bazıları da çocuk oldu diyelim. Oyun sırasında bebek her yaramazlık yaptığında anne bebek hemen çocuğu bebeği dövüyorsa; bu çocuğun evde dayakla sık karşılaşmış olduğunu düşünebilirsiniz. Tecrübeli çocuk psikiyatristleri çocuğun sorunlarını oynadığı oyunlardan öğrenebilir. Çocuk psikologları için de biraz daha büyük çocukların yaptığı resimler önemli ipuçları verebilir. Çocuğun yaptığı resimdeki mor renkler ve siyah karaltılar çocuktaki dayağın habercisidir. Çocuklar dayak yediklerini genellikle açık açık söylemezler. Cinsel tacizde de benzer bir durum vardır. Çocuklar bunu kendi içlerinde saklar dile getiremez ama davranışları ile belli edebilirler. Çünkü evdeki şiddet sadece fiziksel şiddetle yani dayakla sınırlı değil. Psikolojik şiddet de çok önemli.

Çocuk resimlerindeki mor renk dayağın ipucunu veriyor

Çocuklar dayak yediklerini asla açık açık söyleyemezler. Ancak bir psikoloğun çocuğa yaptırdığı resimde dayağın önemli ipuçları vardır. Çocuğun resminde mor renk ve siyah karaltılar varsa; bu onun evde şiddete maruz kaldığını göstermektedir


__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:35 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:30   #65 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Zeka Problemleri

Çocukların zeka ve mental kapasiteleri doğumdan itibaren belli bir yaşa kadar devamlı gelişme sürecindedir. Çocuklarda meydana gelen mental motor gelişim geriliğinin bir çok nedeni olduğu gibi en başta gelen nedeni Merkezi Sinir Sistemini etkileyen hastalıklar travmalar ve doğum komplikasyonlarıdır.

Çocukta belirli bir mental kapasite olsa bile çocuğun büyüme gelişme döneminde yetersiz situmulasyona maruz kalması ve gerekli eğitim ve öğretimin tam olarak verilememesi çocuğun zihinsel gelişimini sağlayacak ortamın hazırlanamaması değişik stres etkenlerinin anne babayı ve aileyi etkilemesi çocuğa ilginin az olması nedeni ile de suni bir mental motor gelişim geriliği veya var olan kapasitenin gelişmemesi olabilmektedir.

Çocukların zeka problemlerinin farkına varılması önemli olmaktadır. Belli bir hayat aşamasında aile ve toplumun beklentileri de bu mental kapasiteye göre olmalıdır. Zeka probleminin farkına varılması eğer başka nedenler yok ise çocuğun yaşına uygun gelişimine ve sosyal konumuna ulaşamaması veya kendi kendine tam olarak yetememesi ile gözlenebilir.

Zeka Geriliğinin Tanımı ; Genel psikososyal işlevselliğin yaşına uygun beklenen durumun önemli derecede altında olması ile beraber insanlar arası iletişim kendine bakım ev yaşamı toplumsal ve kişiler arası becerilerde kendi kendini yönetip yönlendirme toplumsal ve kişiye sunulan olanaklardan yararlanma becerilerinin bazılarında yetersizlik görülmesidir.

Çocukta zeka problemi olmadığı halde yaşına uygun zeka kapasitesini ortaya koyamamasının bir nedeni de çocukta olabilecek psikiyatrik rahatsızlıklardır. Bu psikiyatrik rahatsızlıkar içinde çocukluk çağı depresyonları uyum güçlükleri reaktif bağlanma bozukluğu dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu özel öğrenme güçlükleri sayılabilir. Bu hastalıklarda çocukta suni olarak mental motor gelişim geriliği görülebilmektedir. Bu durumda neden olan durum ortadan kaldırıldığında zeka kapasitesinin belli bir ölçüde tekrar ortaya çıktığı gözlenmektedir.

Zeka testleri (IQ) ile çocukların zeka düzeyi hesap edilebilir . IQ düzeyi 0-25 arası çok ağır zeka geriliği 25-40 arası ağır zeka geriliği 40-55 arası orta zeka geriliği 55-70 arası ise hafif zeka geriliği olarak belirlenmektedir . Zeka testleri sonucuna göre zamanında yapılacak gerekli eğitim ile çocukların mevcut kapasiteleri artırılabilir. Zeka gerilikleri hafiften şiddetliye göre sıralanabilir. Toplumda görülen zeka gerililikleri içinde ; çok ağır zeka geriliği toplam zeka geriliğinin ortalama %1 kadarını ağır zeka geriliği %4 kadarını orta derecede zeka geriliği %10 hafif derecede zeka geriliği ise %85 kadarını oluşturur .Yani toplumda görülen zeka geriliklerinin büyük kısmı hafif derecede zeka geriliği kapsamındadır.

Tedavi: Zeka problemi olan çocukların bu problemlerinin tedavisi mevcut kapasitenin tamamının kullanılmasına yönelik eğitimin verilmesi çocuğun kendi kendine bakabilmesi ve yetersiz kaldığı noktalarda gerekli becerilerin eğitim ile sağlanması ve ailelere yönelik gerekli pedagojik danışmanlıktır. Zeka problemi olan çocuklarda ek olarak bazı bedensel hastalıklar eşlik etmektedir . Bu hastalıkların varlığı durumunda ek tedavi yaklaşımları olmalıdır. Özellikle merkezi sinir sistemi hastalıkları konusunda gerekli inceleme ve araştırmalar yapılmalıdır .İlaç tedavisi olarak ise çocuğun semptomlarına yönelik tedavi yaklaşımları mümkün olabilmektedir.

Zeka problemi olan çocukların anne babalarına sosyoekonomik desteğin sağlanması çok önemli bir noktadır. Ailenin bu durumda çocuğun bakım ve eğitimi konusunda çabaları uzun zaman gerektirmektedir. Bu nedenle gerek ekonomik gerek psikososyal açıdan bu ailelerin desteklenmesi çok önemli bir noktadır. Bu çocuklara yönelik zamanında müdahale önemlidir. Bu nedenle mevcut eğitim öğretim sisteminde bu çocuklara daha fazla imkan tanınması önemlidir. Gelişimin çok hızlı olduğu çocukluk çağında gerekli müdahaleler ile çok rahat bir şekilde çocukların eğitim ve öğretimi belli bir seviyeye getirilebilme imkanı varken en değerli yıllar bazı eksikliklerden dolayı boşa geçmektedir.Bu konuda özeli ekip ve profesyonel yaklaşımlara ihtiyaç gün geçtikçe artmaktadır.Ailenin ve toplumun bilinçlenmesi giderek daha da önem kazanmaktadır.

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:35 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:30   #66 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Madde Bağımlılıkları
Madde bağımlılığı çocuklarda genelde kullanılan maddenin farklılığı ile erişkinlerden ayrılır . Çocuklarda madde kullanımı bazı psikiyatrik durumlara eşlik edebilir bunun ayırıcı tanısının yapılması gerekmektedir. Çocuklardaki madde kullanımı genelde uçucu maddeler bağımlılık yapabilecek kimyasal maddeler alkol olmaktadır.

Madde bağımlılığına erken müdahale olası kötü sonuçları önlemede önem taşımaktadır . Madde kullanımı son zamanlarda artış göstermektedir. Ailelerin bu konuda bilinçli olması gerekmektedir.

Ailesinde madde bağımlılığı olan çocuklarda bu türlü problemler daha fazla olmaktadır. Ayrıca madde bağımlılığını çocukluk çağı depresyonları psikososyal stres etkenlerine maruz kalma bozuk arkadaş çevresi anne baba ilgisizliği okul -aile iletişim peoblemleri anne baba madde kullanımı parçalanmış aileler depresyonun birlikte olması aile içi anlaşmazlıklar ailede madde bağımlılığı çocuklar için uygun olmayan medyanın yayınları düşük sosyoekonomik durum anne veya babadan birinde sabıka durumu çocuğun herhangi bir suçtan sabıka almış olması anne babanın herhangi birinde psikiyatrik hastalıklar dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu gibi durumların eşlik etmesi madde bağımlılığının şiddetini daha da artırır.

Madde bağımlılığının tedavisinde genelde psikoterapi yaklaşını ve kullanılan maddenin çeşidine göre ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Çocuğun psikososyal işlevselliği bozulmadan madde bağımlılığının bir an önce tedavi edilmesi gerekir.

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:35 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:30   #67 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Posttravmatik Stres Bozukluğu

Genelde kişinin başına gelen veya şahit olduğu hayatı tehdit edici bir olaydan sonra gelişen kaygı belirtielri olaya bağlı kaçınma davranışları ve korku reaksiyonlarını içerir. Bu herhangi bir ölüm olayı tabii afet herhangi bir kaza ve buna benzer kişiyi ve hayatı tehdit edici bir olaydan sonra yıllar içerisinde gelişebilir. Çocuk böyle bir durum karşısında tepkisiz ve çaresiz kalmış olabilir.

Genelde maruz kalınan olay ile ilgili kabuslar yaşanılan olayın yeri yıldönümü ve onu hatırlatan şeylerden kaçış ve onunla ilgili korkular uyku bozuklukları depresif düşünceler kaygı belirtileri o olayın aniden tekrar yaşanıyor gibi olması kişiyi düşünce olarak da o olayla ilgili rahatsız eden düşünceler şeklinde yakınmalar olur.

Çocuklar genelde oyunlarında ve oyuncaklarında o olayı tekrar tekrar canlandırarak bir tür rahatlama sağlamaya çalışırlar. Yine çocukların resimlerinde sordukları sorularda o olayla ilgili çok şey olabilir. Genelde uyku bozuklukları ve gece kabuslar gelişir. Anne babadan ayrılmak istememe veya onların başına kötü bir şey geleceği endişesi olabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu olay yaşandıktan sonra yıllar içerisinde gelişebilir . Eğer olayın yaşanmasından hemen sonra şikayetler başlar ve bir ay içinde şikayetler geçer ise bu durumda akut stres bozukluğundan bahsederiz.

Tedavi olarak çocuğun yaşına göre psikoterapi oyun terapisi ilaç tedavisi yapılabilir.

Travma sonrası stres bozukluğu durumu çocuk için gerçekten çok sıkıntılı ve belirgin işlev kaybına yol açan bir durumdur. Çocukta bu durumda depresyon okul başarısızlıkları sosyal fobi içe çekilme arkadaşlardan uzak kalma hayata ve geleceği yönelik ümitsizlik görülebilir. Bu durumda olan her çocuğa aile - hekim - okul üçgeni içerisinde belirgin bir psikososyal destek sağlanmalıdır.

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:30   #68 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Dağınık ev" çocuğun zekasını etkiliyor

Dağınık evin çocukların zeka gelişimini olumsuz etkilediği belirtildi.

New Scientist dergisinde yayımlanan habere göre İngiliz ve Amerikalı bilim adamları 3 ve 4 yaşlarındaki 8000 çocuk üzerinde yaptıkları araştırmada evdeki koşulların çocuklara yapılan zeka testlerinin sonuçlarına ne ölçüde etki ettiğini incelediler.

Bilim adamları dağınık bir evin çocuğun zeka gelişimi üzerinde az da olsa ölçülebilir olumsuz etki yaptığını tespit ettiler. Bundan önce yapılan araştırmalarda da küçük ve dağınık evlerle gürültülü çevrenin çocuklardaki düşük zeka seviyesiyle bağlantılı olduğu ortaya çıkmış ancak bu araştırmalarda sosyal ya da ekonomik
statüyle genetik ve çevresel faktörlerin ayrımı tam olarak yapılamamıştı.

Yeni araştırmada bu faktörleri ayrı ayrı inceleyebilmek için denek olarak tek yumurtalı ve çift yumurtalı ikizler kullanıldı.

Penn-State Üniversitesi'nde görevli araştırma başkanı Stephen Petrill çocukların zeka seviyesini kelime bilgisi ve gramer testlerinin de bulunduğu çeşitli testlerle ölçtüklerini test sonuçlarını çocukların yaşadıkları evlerdeki koşullarla karşılaştırdıklarını belirtti.

Yapılan istatistiki değerlendirme sonucunda evdeki düzenin çocukların zeka gelişimi üzerinde etki yaptığı ortaya çıktı

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:31   #69 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

Kardeş Kavgalarına Karşı Ailenin Tutumu
Kardeş kavgası öğreticidir ..

Çocuklu evlerde yaşanan kardeşler arası çatışma normaldir. Ancak bu sırada anne babanın tutumu büyük önem taşır.
Çocuklarınız tartışırken nasıl davranmanız gerektiğini biliyor musunuz?

Bağrış çağrış saç saça baş başa... İçeride gene kıyamet kopuyor. Bütün tembihleriniz verilen bütün sözler tamamen unutulmuş durumda. Psikologlar bu konuda "Kardeşler arasında kavga son derece normaldir. Hatta önemlidir. Çünkü çocuklar bu kavgalar sonucunda kendi sınırlarını haklarını ve taleplerini fark eder aynı zamanda anlaşma yapmayı da öğrenirler" diyor. Yine de uzun süren kardeş kavgalarında durumu kontrol altına alabilmeniz için önerilerimizi dinlemenizde fayda var.

Hakem Olmayın...

Çocuklarınız tartışırken aralarında hakem olmayın. Kavgayı kimin başlattığıyla ilgilenmeyin. Bunu öğrenmeye çalışmak çocukların birbirlerini suçlamasına yol açar. Kim başlatırsa başlatsın sonuçlarına birlikte katlanmaları gerektiğini hatırlatın. Kavga ettiklerinde ise mümkün olduğunca az karışın. Çocuklar meseleleri kendi aralarında halletmenin yollarını keşfetmelidirler. Sadece yaralanma tehlikesi varsa müdahale edin.

Kıskançlık Büyük Sebep...

Çocuklar arası kavgaların en büyük sebebi kıskançlıktır. Bazen anne ve babaların yanlış tutumları da bu tür kavgalara neden olabilir: "Niye o yapıyor da bana izin vermiyorsunuz?" gibi. Bu yüzden birine diğerinden fazla ayrıcalık tanımayın istikrarlı olun ve sınır koyun.

Sebep-Sonuç İlişkisi...

Her şeyin eşit olmasına çalışmayın. "Ama Ayşe’ye izin verdin biz neden oynayamıyoruz?" dediğinde "Üzgünümancak kardeşinle kavgayı siz devam ettirdiniz. Ayşe kavgaya karışmadı bu yüzden oynayabilir. Ayrıca bu sizin kuralları bozmanızın bir sonucu" diyebilirsiniz. Adil olun. Eğer dövüşüyorlarsakuralları her ikisi de çiğnemiş demektir.

Kıyaslama Yapmayın...

Kardeşleri birbirlerine karşı asla kışkırtmayın. "Kardeşin senden çok daha uslu" dediğiniz anda hem dik başlılığı hem de rekabeti tetiklemiş olursunuz. Çocuklarınızın doğru şekilde davranmalarını sağlamak amacıyla "Kardeşin ne kadar uslusen neden öyle değilsin?" demek sadece aralarında bir ayrışmayarekabete ve belki de düşmanlığa bile yol açar.

Konuşmalarına İzin Verin...

Çocukların isteklerini açık ve net bir şekilde dile getirmelerine yardımcı olun böylece kavga çıkmasına mani olursunuz: "Can kardeşine oyuncağını geri ver ve ’Ödünç alabilir miyim?’ diye sor."

Sevginizi Dışa Vurun...

Onlara ilgi gösterin. Çocuklarınızı sık sık kucaklayın sevin. Şunu da unutmayın kardeşler birbirini sevseler bile sık sık kavga edebilirler.

Uzman Görüşü:

Vizyon Psikolojik Danışma Hizmetleri

Temelde kardeş kavgası normaldir. Sadece kavga sınırlarının birbirine fiziksel ve duygusal zarar verecek düzeye gelmemesi gerekir. Özellikle kardeş kavgaları çocuklara daha az sorumluluk düşen evlerde daha sık görülür.

Ailenin Tutumu...

Sorun çoğunlukla çocuklardan değil onlara nasıl davranmasını bilemeyen anne-baba tutumlarından kaynaklanabilir. Özellikle kavga edilmemesi içinkardeşlerin kullandıkları eşya oyuncak oda gibi ayrımın yapılması paylaşım noktalarını azalttığından rekabet duygusunu körükler. Bunun yerine birlikteliği ve paylaşımı destekleyen tutum ve davranış kısa dönemde olmasa bile orta ve uzun dönemde kardeşler arasındaki ilişkileri pozitif etkileyecektir.

Alanlar Yaratın...

Kardeş kavgasında çocukların sahip oldukları yetenek ve eğilimlerin iyi tespit edilmesi önemlidir. Aileler farklı yönlerin çocuklara sağladığı avantajları görebilmelidir. Kardeşlerin farklı hobi ve uğraş alanları olması hem aynı alana yönelik paylaşım kavgalarını azaltır. Çocukların yaş ve özelliklerine göre sorumluluk dağıtımına özen göstermelisiniz. Çocukların hepsine aynı davranış da kavga nedeni olabilir.


__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:36 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 10.07.2013, 13:31   #70 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Çocuk Psikolojisi ve Detaylı Açıklamalar

''Hayır'' Kelimesini Dikkatli Kullanın

Çoğu aile her dediğini yaptırmasın düşüncesiyle her şeye hayır demeyi alışkanlık haline getiriyor ancak bunun önemli sakıncalarının bulunuyor. İstediği hiçbir şey yapılmayan her isteği geri çevrilen aşırı tenkit edilen çocuğun daha hırçın ve inatçı bir kişilik yapısı edindiğini belirten Psikiyatr Sabri Yurdakul "Aşırı baskı dar bir giysiden farksızdır çocuğu kıpır kıpır yapar ancak birgün gelir patlar" uyarısında bulundu. Çocukların okul öncesi eğitim kurumlarına gönderilmelerinin olumlu gelişmelerine dikkat çeken Yurdakul şöyle devam etti: "Anaokullarında çocuklar planlı ve programlı yaşamayı öğreniyor. Ancak bu kurumlarda verilen eğitimin fayda getirmesi için uygulamanın evde de sürmesi gerekir. Ancak bu disiplin baskı yoluyla yapılmamalı. Çocukla konuşulmalı inatlaşmadan doğrular ve yanlışlar anlatılmalı." Zaman zaman ailelerin çocuklarına karşı kırıcı olabildiklerini belirten Yurdakul bu durumda çocuktan özür dilemekten çekinilmemesi gerektiğini vurguladı. Yurdakul "Henüz 2 yaşında bile olsa çocuğun da bir kişiliği ve gururu olduğu unutulmamalıdır" dedi.

Bunları yapın

Çocuğun yaptığı güzel davranışların övülmesi yaratıcılığının geliştirilmesine yardımcı olunması gerektiğini ve başkaları yanında tenkit edilmemesini öneren Yurdakul konuşmasını şöyle sürdürdü: "Birlikte kitap okuyun oyuncak seçimine özen gösterin. Şımartma korkusu olmadan sevginizi verin yargılamadan dinleyin yaşamınızı onunla paylaşın. Hatalarınızı itiraf etmekten çekinmeyin onu sevdiğinizi sık sık söyleyin. Sevmemekle tehdit etmeyin. Sürprizler yapın. Çocuğun kendisine güven duymasını sağlayın. Yaşına uygun harçlık verin abur cubur yedirmeyin. Uyku saatlerine dikkat edin. Eleştirileriniz daima yapıcı olsun."

Yurdakul çocuğun cesaretinin kırılmaması "Sen küçüksün yapamazsın" gibi sözlerden uzak durulması gerektiğini belirterek "Cesareti kırılan çocuk çekingen ve korkak olur" dedi

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

Konu Laura tarafından (10.07.2013 Saat 15:37 ) değiştirilmiştir.
Jaqen isimli Üye şuanda  online konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 11
Ada, boritta, cananyakut, Exodus, Frankenstein, KaRaqiZz, Laura, LiNa, Mezig, semragül, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 16:17