Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Aşk - Şiir Dünyası > Aşka Dair Herşey
facebook bağlan


Posta Kodu: Aşk...

Aşka Dair Herşey kategorisinde açılmış olan Posta Kodu: Aşk... konusu , Posta Kodu: Aşk... Hiç mektup yazdınız mı bugünlerde? Yo, yo, bir kaç dakikada tuşa getirilmiş SMS'leri kasdetmiyorum. Elektronik postaların ekrana düşen yalnızlığında da mektup tadı yok. MSN'lerin, Palktalk'ların ayak üstü ...


Like Tree2Beğeni
  • 2 Post By Dua

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 18.05.2013, 18:33   #1 (permalink)
Dua
Her İnsanın Hayatında;
Kaçmakla Direnmek
Arasında Bir Seçim Yapmaya Zorlandığı Anlar Vardır ツ
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Posta Kodu: Aşk...



Posta Kodu: Aşk...

Hiç mektup yazdınız mı bugünlerde? Yo, yo, bir kaç dakikada tuşa getirilmiş SMS'leri kasdetmiyorum. Elektronik postaların ekrana düşen yalnızlığında da mektup tadı yok. MSN'lerin, Palktalk'ların ayak üstü buluşmaları da mektup olmaktan hayli uzakta. Şöyle mürekkebin aşkla şevkle damladığı, kalemin dost için anlamları kıvrım kıvrım ya(ka)ladığı, parmak uçlarının her dokunuşta biraz daha hasrete bandığı, kâğıt kokulu, zarf zarafetli, ucu yakılası sahici mektuplarını kastediyorum. Öyle hemencek cevap alınmayan, öyle hemen okunmaya ayarlı olmayan; postacının elinde yol alırken, posta kutusunda beklerken gönderenin gönderilene suskun anlayışlar bahşettiği o mektuplar nerede?


İzmir'in yabancı ve uzak bulvarlarını bir dost sıcaklığı ile bana tanıtan, yüzünde şiirin kekremsi hüznünü okuduğum sevgili Mehmet Şamil, mektup küskünlerine, zarf yoksullarına, bekleyiş yetimlerine yeni, yepyeni bir yol açıyor: Posta Kodu AŞK.

Kırk mektup var kitapta. Kılı kırk yaran, kırk ay kırk alev... Her satırında bir kalbin düştüğü, her hecesinde hasretlerin nefeslendiği, demlenmiş suskunluklar, beklemeyi göze almış mektuplar var.

Öteden beri şairlerin nesir yazmasını okuyucuya şefkat olarak görürüm. Onlar şiire yükledikleri cevher anlamlarını bir nesrin açıklığına emanet edebilecek cesaretin sahibidirler. Şiirle biriktirdikleri susku barajının kapağını açabilecek cömertliğe sahiptirler.

Şair cömertliğini ve cesaretini ikinci tekil şâhısa, "sen"e, muhatap olmanın kolay görünen ama yaralayıcı akışında gerçekleştiriyor. "Kalbime örtüyorum sakladığın sözleri." Meçhul ancak yakın, nazlı ancak sırdaş kalan o "sen"in ayakları dibinde, kalbinin gizli atışlarını yağmalıyor, gönlünün sırça köşklerini hoyrat rüzgârlara açıyor.

Ne uzun zaman geçti içimizin denizlerinden "sana" diye inciler devşirme dalgıçlığına soyunamayalı? Ne oldu da bize "sen" dediğimizin umursamaz gözleri önünde sırlarımızın kıyısından çakıl taşları toplamaktan korkar olduk? İncilerimiz mi yaralandı? Yalnızlığa razı olacak, "sen"in gözlerinde kendi sûretimize bakacak yalınlığı mı kaybettik?

"Yüreğimin sana ayrılmış yerinde bir selam var, onu al. Kurtar beni. İçimde durdukça, durup durup seniNLE öldürüLÜyorum."

Sanıyorum, içimizin rüzgârlarını dindirdik. Gayba aşinâ bakışımızı eşyanın yüzünde dondurduk. Taş kesildi yüreğimiz; taştan da taş; öyle ki üzerimizden, bağrımızdan suların akışına ket vurduk. Lâl çığlıklarımızı yuttuk. Sonsuzluğa sözlü olduğumuzu unuttuk. Sevdalarımızı an'lık, günlük, aylık, mevsimlik avuntuların avuçlarında uyuttuk.

Mehmet Şamil'in açtığı o yara hâlâ kanıyor.. İyi ki kanıyor; canlı olduğumuza alıştırıyor bizi. İyi ki kanıyor; acıyan yanlarımızla tanıştırıyor bizi...

"Her şeyi yazmak ve paylaşmak mı dediniz? Kim ısınır uzaktan bu ateşin harında. Üşüten nedir ve yanan kim?" Yazmaya cesaretimiz yok belki.. Peki ya, okumaya? Hiç olmazsa, okuyabilir miyiz tesellisiz bıraktığımız, elsiz dilsiz eylediğimiz sızılarımızı?

Kalplerimizin ezelden gönderilmiş mektuplar olduğunu bu sancılı beden zarfları içinde, Mehmet Şamil'in hatırına olsun, bir daha hatırlayabilir miyiz? Mektup türünün farklı imkanlarını ön plana çıkaran şairin, aşkın tanıklığına olan davetine katılabilir miyiz?

Sahaf kokulu sayfalara bir mektup daha ekliyorum sana ulaşması umudunu şerh ederek. Gece üç nokta boyu derinleşiyor zarfın üzerinde. Kıvranıyor kumsaati akmamak için zamandan hızlı. Tekfin ve teçhizi tamamlıyorum. Kalbimi çıkarıp yapıştırıyorum bir kez daha. Katlıyor ve gömüyorum yine yola çıkmaya tutkulu düşlerimi.

"Rabbim sadrımı şerh eyle... Zarfını aç bu ebede yazılı kalbimin. İşlerimi kolay eyle. Çöz düğümü dilimden. Beni ok(un)ur eyle. Ta ki anla(şılı)r olayım."

Jineps ve Ela beğendi
Dua isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Dua, Ela, Jineps, Sukut
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 01:42