Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Aşk - Şiir Dünyası > Aşka Dair Herşey
facebook bağlan


Güzelliğin Yüzlerinde

Aşka Dair Herşey kategorisinde açılmış olan Güzelliğin Yüzlerinde konusu , Güzelliğin Yüzlerinde Züleyha'nın Yusuf'a (as) duyduğu aşk, onu önce tenine esir eder, nefsine zulmetmesine yol açtığı gibi Yusuf'u da haksız yere zindana yollar. Fakat Yusuf'un yüzünde tecelli eden güzelliğin ilahi ...


Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By Asrevya

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 13.03.2014, 08:10   #1 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Güzelliğin Yüzlerinde




Güzelliğin Yüzlerinde



Züleyha'nın Yusuf'a (as) duyduğu aşk, onu önce tenine esir eder, nefsine zulmetmesine yol açtığı gibi Yusuf'u da haksız yere zindana yollar. Fakat Yusuf'un yüzünde tecelli eden güzelliğin ilahi niteliği onun kalbine dek işlemiştir. Ve baktığı, dokunduğu, işittiği her şey, her zerre Yusuf olup çıkmıştır.

Mesnevi'deki ifadeyle "Züleyha öyle bir hale gelmişti ki, çörek otundan öd ağacına dek, her şeyin adı Yusuf idi ona göre. Yusuf'un adını başka adlarda gizlemişti Züleyha. Yusuf Sûresi'nde belirtildiği üzere, Züleyha diğer kadınların kendisi hakkındaki dedikodusunu işitince onlara bir ziyafet düzenler ve ellerine birer bıçak verdikten sonra Yusuf'a "çık karşılarına" der. Kadınlar Yusuf'un (as) yüzünü görünce kendilerinden geçer ve şaşkınlıkla ellerini keserler. Züleyha onlara şöyle cevap verir: "İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir."

Züleyha, yıllar süren sınavında bir bakıma Yusuf'taki güzelliğin kendisindeki aşka ait olduğunu gösterecektir. Yusuf'taki güzellik, kaynağına bir davettir. İlahi güzelliğe. Önceki yazımda insan yüzünün bütün harikuladelikler ve olağanüstülükleri barındırdığını söylerken, bir bakıma bunu kastetmiştim. Allah bütün güzellikleriyle âleme tecelli eder. Bizim diğer varlıkları sevmemizin altında yatan biraz da bu değil midir!

Her varlık kendi kabiliyetine göre ilahi güzelliğin mazharıdır. Her birimiz O'nun (cc) cemalini görmeye mahir olarak geliyoruz bu dünyaya. Züleyha her şeyde Yusuf'un (as) güzelliğini görmektedir, çünkü bu mecazi aşk ondaki ilahi aşkı açığa çıkaracaktır. Şöyle diyebiliriz artık:

Aşk'ın en açık delili seven yüzdür, sevilen'in hakikatine bürünmüştür. Aynı açık delili tersinden oluşturmak da mümkün. Şebüsteri, Gülşen-i Raz adlı eserinde şöyle der nitekim: "Sevgilinin cana canlar katan yüzü her zerreyi perde etmiş, her perdenin altında gizli olan o yüz!" Anlam bölünmüyor, bütünleniyor değil mi!..

Aşk'ın kendi başına bir değer olmamasıyla, temelinde güzelliğin bulunmasıyla biraz daha devam edelim. Sanatta güzelliğin kriterleri ve ölçüsü üzerine düşünmeye çalıştığım bu on dokuzuncu yazımda şunu diyebilirim zira: İnsan yüzünü güzelliğin 'somut' bir ölçüsü olarak 'aşk üzere' yaratılışımızın ekseninde izleyebiliyorsak, tevhid sanatçısının eserinde de izleyebilmeliyiz.

Allah'ı (cc) sevebilmemiz, O'nun güzelliğinin tecellilerini her Yusuf'ta, her zerrede görebilmemiz, 'ilk zikir' olan sevgi Allah'tan geldiği içindir. "Allah güzeldir, güzelliği sever" hadisindeki anlam katmanlarına bir ilk adım olarak, bu hadisi bazı ilahi ifadeler eşliğinde bir daha okuyalım:

Allah Teala "yarattığı her şeyi güzel yaratmış" ise (32:7); "En güzel şekilde yarattığı" (95:4) insanın asli doğasına güzellik duygusunu nakşetmişse; "Katından indirilenlerin en güzeli"ni (39:55) ihsan etmişse; "Kendisinde pek güzel örnek bulunan" (33:21) 'en sevgili'yi âlemlere rahmet olarak seçmişse; O'na en güzel isimlerle dua etmemizi istemişse (7:180)... "Her şeyi sapasağlam ve yerli yerinde yapan Allah'ın sanatı" (27:88) bu alametlerle belirginleşmez midir işte!

Buna ilave olarak 'ihsan' mertebesinden de bahsetmek gerek. İhsan, Cibril hadisi olarak bilinen hadiste "Allah Tealâ'ya, O'nu görüyormuş gibi ibadet etmek" olarak tanımlanmıştır. Ama bu sadece ritüel olarak ibadet anlamında değil, tüm hal ve davranışlara sirayet ederek, her eylemimizi bir ibadet şuuruna dönüştürme gayretidir. İhsan kelimesi hüsn'den türemiştir. Her işi güzel yapmak, bütün mahlukatla bağımızı güzelleştirmeyi teklif eden kuşatıcı bir bilinç akışı diyelim buna. Bu makamdaki kişi her yerde ve her zaman O'nun huzurunda bulunduğu şuurunu taşır.

Öyleyse 'güzel'leşme yolculuğumuz güzelliğe mazhar olarak biz insanların en temel sorumluluklarından biridir sanırım. Hayatta da sanatta da. Yusuf (as) Züleyha'nın kışkırtıcı teklifini reddederek bu sorumlulukla davrandıysa eğer, güzelliğinin kemaline erdiğindendir. O halde yazımın başındaki cümleye yeniden varmış bulunuyorum: Züleyha'nın Yusuf'un yüzünde âşık olduğu aynı zamanda onda perdeli olan batın güzelliktir.

İnsanın güzelliğinin zirvesi Yusuf'taki (as) gibi 'kâmil iman ve takva' olduğunda, güzelliğin şaşmaz ve itibari olmayan ölçüsü kalbimizde kendiliğinden açığa çıkıyor diyebiliriz. Her birimiz Yusuf'un yüzüne bakarken hayret ve hayranlıkla elimizi kesebiliriz artık!

İbn Arabi, sevginin sebebinin güzellik olduğunu ve güzelliğin ise Allah'a ait (güzelliğin O'nun Zat'ından dolayı sevilmekte) olduğunu anlatır: "Bir varlığı güzelliğinden dolayı seversen, sadece Allah'ı sevmiş olursun. Çünkü güzellik O'na aittir." Bu büyük bir umut değil midir insanlığın nurlanması için? En güzel surette yaratılan insan, güzel'den geldiği için kalbinde onu bilip tanıyabiliyor, ayırt edebiliyor. Ve sevebiliyor. Peki sevmeseydik? Var olmamızın anlamı kalır mıydı? Ya sanat icra etmemizin?

Güzellik ile aşk arasındaki bu bağı sıkıca tuttuğumuzda, vahyin belirlediği değeri sanatta da idrak edebiliriz demektir. Henüz eksik bir sıralamayla gideyim ve bu şekilde toparlayayım:

Tevhid sanatçısı için güzellik itibari, göreceli bir kavram değildir. Hudutları, tutumu, ahlakı, kuralları, mahremi ve ima perdeleri vardır. Hayret ve hayranlığı, haşyet ve umudu birlikte barındırır. Gayba bakan nitelikleriyle muhatabının yüzündeki saklı bir ifadeyi işaret etmeye niyetlidir. İnsanlığını ona iade etmeye aşkın ve içkin bir davet taşır.

"Dünyanın değerli ya da boş olduğuna karar verecek olan eninde sonunda eşyanın gerçek kaynağıyla ince bir şekilde bağlantısı bulunan güzelliktir" der Titus Burckhardt.
İslam Sanatı / Dil ve Anlam adlı eserinin en sonunda. Ve o meşhur hadisi zikreder.

Biz de zikredelim bir kez daha:

"Allah güzeldir, güzelliği sever."


LEYLA İPEKÇİ


DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Amazonn, Asrevya, DeNiZ, KaRaqiZz
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 12:31