Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Biyografiler
facebook bağlan


Kâzım Karabekir Biyografisi

Biyografiler kategorisinde açılmış olan Kâzım Karabekir Biyografisi konusu , Musa Kâzım Karabekir, (d. miladî 23 Temmuz 1882- Rumi 1298, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 26 Ocak 1948), Ankara, Türkiye) Türk orgeneral ve siyasetçi. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya gelmiştir. Aslen ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14.04.2013, 09:18   #1 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kâzım Karabekir Biyografisi



Musa Kâzım Karabekir, (d. miladî 23 Temmuz 1882- Rumi 1298, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu - ö. 26 Ocak 1948), Ankara, Türkiye) Türk orgeneral ve siyasetçi. İstanbul'un Kocamustafapaşa semtinde dünyaya gelmiştir. Aslen Karaman’ın Gafariyat köyündendir (diğer adı Kasaba. Şimdi Kazımkarabekir, Karaman ilçesi). Babası, Avşar boyundan Karamanlı Mehmet Emin Paşa, annesi ise Hacı Havva Hanımdır. Çocukları ise; Hayat (1927-) ve Emel (1927-1984) adında ikiz ve 1941 yılında 59 yaşında ona tekrar baba olma sevincini yaşatan Timsal (26 Ocak 1941-) adlarında üç kızıdır.
"Kut'ül Amare Fatih'i" veya "Alçıtepe Kahramanı" namlarıyla da tanınır.


Birinci Dünya Savaşı Öncesinde Kâzım Karabekir

1902'de Harbiye'yi, 1905'te Erkân-ı Harbiye Mektebi'ni birincilikle bitiren Karabekir, 1907'de Enver Paşa ile birlikte İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin Manastır şubesini kurdu. 1909'da 31 Mart Olayını bastırmak için kurulan Hareket Ordusu'na katıldı , 1912'de Balkan Savaşı'na katıldı.Ve başarıya ulaştılar
Birinci Dünya Savaşı Başlarında Kâzım Karabekir

Avrupa'nın genel bir savaşa sürüklendiği bu dönemde Kâzım Karabekir görevli olarak Paris'te bulunmaktaydı. Fakat bu durumu fark eden Kâzım Karabekir, 14 Temmuz 1914'te İstanbul'a geri dönerek; 3 Ağustos 1914'te Genel Kurmay II. (İstihbarat) Şube Müdürü olarak görevlendirildi. Karabekir'in savaş konusundaki düşünceleri;
"İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kuvvetlendirmek,
Boğazlardaki kuvvetleri desteklemek,
Savaşa girmekten mümkün olduğunca kaçınmaktı."
Kâzım Karabekir, Genel Kurmay'daki görevini devam ettirirken, Konya'ya bir soruşturma sebebiyle gönderilmişti. 29 Kasım 1914'te "Üç Yıl Hazerî Kıdem Zammı" alarak; 9 Aralık 1914'te Yarbay rütbesine yükseltildi. Yarbay Kâzım Karabekir, 6 Ocak 1915'te Mürettep I. Kuvve-i Seferiye K.'ı olarak İran Harekatına gönderildi. Karabekir, Halep'e geldiğinde, III. Ordu'nun Sarıkamış'da büyük bir felakete uğramış olduğunu, komutasına verilen kuvvetlerin Doğu Cephesi'ne kendisinin de Süleyman Askeri Bey'in yerine Irak Havalisi Kuvvetleri K.'lığına ve Basra Valiliğine atandığını öğrendi. Böylece Süleyman Askeri Bey'in yerine geçmek üzere İstanbul'a gelmiştir.
Çanakkale Cephesi'nde Kâzım Karabekir

Karabekir Paşa, 6 Mart 1915 tarihinde İstanbul'a gelince V. Kolordu'ya bağlı İstanbul Kartal'da bulunan XIV. Tümen Komutanlığına atanmıştır. Bu görevde bulunduğu esnada Kâzım Karabekir, Marmara Denizi ve Karadeniz kıyılarının tahkimatı ile uğraşmıştır. Ancak XIV. Tümen'in Çanakkale'ye - Gelibolu'ya - gönderilmesi ile bu bölgede Seddülbâhir ve Kereviz Deresi'ndeki (12-13 Temmuz 1915) savaşlarda bulunmuştur. Kâzım Karabekir'in Kereviz Dere'de bulunduğu sıralarda Fransızlar, Haziran'dan itibaren Zığın Dere ve Kereviz Dere bölgelerinde taarruzlar yapmakta idi. Fransızların amacı, Türk Ordusu'nun dikkatini güney bölgesine çekmekti. Böylece Ağustos ayında Anafartalar'a yapılacak olan çıkarmanın başarısını garanti altına almak istiyorlardı. Fransızların planı amacına ulaştı ve Türk Kuvvetleri'nin çoğu güney bölgesine kaydırıldı. Bu amacın gerçekleşmesi için İngilizler I. Tümen ile Türk kanadına, Kereviz Dere bölgesine, 12 Temmuz sabahı saat 07:00'de taarruza başladılar. Türk Tümenleri batıdan itibaren XI., I., VII. ve IV. Tümenler cephede, VI. Tüm. geride bekletilmekte idi. VII. Tümen cephesine taarruz eden İngiliz Tümeninin her iki günündeki taarruzları da başarısızlıkla sonuçlandı. IV. Tümen cephesine taarruz eden Fransızların taarruzları ise beklemedeki VI. Tümeninde bölgede kullanılması üzerine gelişme gösteremedi. Birkaç metrelik ileri geri hareketler şeklinde gelişen muharebede oldukça fazla kan döküldü ve Türk kaybı 9700 kişiye ulaştı.
Karabekir, Kereviz Dere Muharebeleri sırasında V. Kolordu Komutanlığına bağlı - yarbay rütbesiyle - XIV. Tümen Komutanı olarak bulunmaktaydı. Bu görevi sırasında 6-13 Ağustos 1915 Muharebelerinde de görev almıştır. Bu muharebeler sırasında düşman Arıburnu ve Anafartalar bölgesine, çıkarma ile takviye ederek yapacağı taarruza karşılık güney cephesinden Türk Kuvveti kaydırılmasın diye 6-7 Ağustos günleri bu cephenin merkezine Kirte istikametine taarruzlar düzenlediler. Ancak her iki taarruzda zayiat verilerek püskürtüldü. Sonraki küçük çaptaki taarruzlarda sonuçsuz kaldı. Bundan sonrada bu cephede düşmanın tahliyesine kadar mevzii muharebeleri devam etti. böylece düşman, çıkarmanın ilk günü almayı plânladığı Alçıtepe'yi ele geçiremedi. Her yönden sayıca üstün olmasına karşın Türk direnişi karşısında sadece 5. Km. ilerleyebildi. Bu muharebeler sırasında düşmana karşı 3,5 ay başarıyla savaşan Karabekir, askerî kişiliği açısından takdir toplayarak Muharabe Gümüş Liyakat Madalyası ile ödüllendirildi ve "Miralay" (Albay) rütbesine yükseldi. Ayrıca Almanya'dan İkinci Rütbeden Kron Dö Braş Kılıçlı Nişanını, Osmanlı'dan da Gelibolu Şeref Nişanını ve Muharebe Madalyasını aldı. Kâzım Karabekir Paşa, Eylül 1915 - 9 Ocak 1916 Mevzi Muharebeleri'nde Güney Grubu Komutanlığına bağlı II. Bölge Komutanlığı'nda XIV. Tümen Komutanı olarak görevlendirildi. Muharebeler devam ettiği sırada XIV. Tümen 11 Ocak 1916'da bölgeden ayrıldı.
Kâzım Karabekir'in 1915 Sonrası Askeri ve Siyasi Faaliyetleri

Çanakkale Cephesi'ndeki taarruz savaşlarının, siper muharebelerine dönüşmesi ile birlikte Karabekir Paşa, Gelibolu'dan alınarak 26 Ekim 1915'te İstanbul'daki I. Ordu Kurmay Başkanlığı'na atandı. Daha sonrada VI. Ordu Kurmay Başkanı olarak Irak Cephesine gönderildi. Bu arada Kâzım Karabekir Paşa, Gelibolu'daki başarılarından dolayı "Üç Yıl Savaş Zammı" alarak 14 Aralık 1916'da "Mirliva" rütbesine yükseltildi ve "Paşa" oldu. Mirliva Kâzım Karabekir Paşa, Almanya'dan ikinci kez "Alman Demir Salib Nişanı" alarak; 24 Nisan 1916'da Kut'ül Amara'yı kuşatmakta olan XVIII. Kolordu K. olarak görevlendirildi. Bu cephedeki başarılarından dolayı Kâzım Karabekir'e 8 Şubat 1917'de yeniden "Altın Muharebe Liyakat Madalyası", "İki Yıllık Kıdem Zammı" verildi.
Kafkasya Cephesi

Kâzım Karabekir, Cafer Tayyar Paşa ile o yıllarda yapılabilen karşılıklı yer değiştirme - becayiş - usulü ile Kafkas Cephesindeki II. Kor. K. olarak atandı. Bu Kolordu; Van Gölü'nün güney mıntıkası, Bitlis, Muş, Murat Çayı ve Palu Doğusu'na kadar olan geniş bir araziyi müdafaa etmekle yükümlüydü. Bu dönemde Osmanlı Devleti, toplam dört kolordusu olan iki ordusunu Van Gölü ile Karadeniz arasında bulundurmaktaydı. Bu orduların en aşağı tarafta olanı Kâzım Karabekir'in komutanı olduğu II. Kolordu idi. Bu kolorduda on aya yakın bir süre görev yapan Kâzım Karabekir bölgedeki başarılarından dolayı 23 Eylül 1917'de padişah iradesi ile yeniden "Kılıçlı İkinci Mecidi Nişanı" aldı. 1918'de mirliva rütbesi alan Karabekir, 2 Mart 1919'da Erzurum'daki 15. Kolordu Komutanlığı'na atandı.
Kurtuluş Savaşı

1878'de 93 Harbi sırasında Rus Çarlığına kaybettiğimiz Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum'u Eylül 1920'de kurtarıp, Türkiye'nin doğu sınırlarında Misak-ı Milli'yi gerçekleştirdikten sonra kendisine TBMM tarafından 31 Ekim 1920'de Ferik (Korgeneral rütbesi verildi.
Yine bu dönemde, Kurtuluş Savaşı'nı başlatmış olan ve İstanbul'dan gelen telgrafla 9. Ordu müfettişliğinden azledildiğini öğrenen ve artık sivil olmasının Kurtuluş Savaşı'nı tehlikeye düşürmesinden endişe eden Mustafa Kemal Atatürk'e, İstanbul'dan bizzat kendisine gönderilen ve "Mustafa Kemal Paşa'yı tutuklaması"nı emreden telgrafa rağmen Ben ve kolordum emrinizdedir Paşam! diyerek, destek ve moral vermiştir. Ardından Erzurum Kongresi'nin düzenlenebilmesi için büyük gayret gösterdi ve askeri güvenliği sağladı.
Kurtuluş savaşında önemli başarılar kazanan Kâzım Karabekir Paşa Atatürk tarafından takdir edilmiş ve büyük önem kazanmıştır. Mustafa Kemal Paşa "Kâzım Karabekir Paşa ve adamları Kurtuluş Savaşı'nda canları pahasına savaşarak galip geldiler. Bu galibiyet sadece onların değil bütün Türk milletinin galibiyetidir." demiştir.
Sovyetler-TBMM İlişkileri açısından Kâzım Karabekir Paşa

Sovyetlerle imzalanacak dostluk antlaşması için Bekir Sami Bey başkanlığında bir delegasyon, 11 Mayıs 1920'de Ankara’dan hareketle 19 Temmuz 1920'de Moskova'ya ulaştı. Dostluk antlaşmasının esasları 24 Ağustos 1920'de hazır olmakla beraber, Bekir Sami Bey’in bu antlaşmayı imzalaması mümkün olmadı. Çünkü Sovyetler, Bitlis, Van ve Muş illerinin Ermenistan’a terkedilmesini istediler.
Fakat Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki Türk Kuvvetleri Eylül 1920'de taarruza geçip, Brest Litovsk Barış Antlaşması ile Türkiye'ye verilen ve Misak-ı Milli hudutları dahilinde olan Sarıkamış, Kars, Ardahan, Artvin ve Batum’u aldıktan sonra Gümrü'yü de ele geçirince, Menşevik iktidarı altındaki Ermeni hükümeti barışa yanaşmak zorunda kaldı ve 3 Aralık 1920 de Ermenistan'la Gümrü Barış Antlaşması imzalandı. Bu arada, Bolşevikler de Ermenistan’da iktidarı ele geçirmişlerdi. Bu şekilde Ermenistan meselesi kendiliğinden çözümlenmiş oluyordu. Kazanılan bu zaferler üzerine Sovyetler Milli Mücadele'ye daha fazla önem vermeye başlamışlardır.
3 Aralık 1920'de TBMM Murahhası sıfatıyla Gümrü Antlaşması'nı imzaladıktan sonra; 18 Ekim 1921'de biten Kars Konferansı'na Türkiye Baş Murrahası olarak katıldı. Ayrıca bu konferansa başkanlık yaparak; 13 Ekim 1921'de Sovyetler Birliği ile Kars Antlaşmasını imzaladı. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinden hemen sonra yapılan Sakarya Savaşı sonrasına denk gelen bu andlaşma ile Batum'un Sovyetler Birliği'ne terkedilmesi karşılığında karşı taraftan belli miktarlarda silah, cephane ve altın alınacaktı.
Milletvekilliği

15 Ekim 1922'de Ankara'ya gelen Kâzım Karabekir, Edirne Milletvekili sıfatı ile 30 Ekim'den itibaren meclis çalışmalarına devam etti. 17 Şubat 1923'de Türkiye'de ilk defa toplanan İzmir İktisat Kongresine başkanlık yaptı ve 29 Haziran 1923'de TBMM'nin İkinci Devresi'nde İstanbul Milletvekili seçildiği dönemde; Doğu Cephesi komutanlığı görevini de fiili olarak devam ettirmekte idi. 21 Kasım 1923'de "Milli Mücadelemizde Siyasi ve Savaş Yararlılığı" görülenlere verilen yeşil ve kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi. Kâzım Karabekir Paşa 21 Ekim 1923'de "1.Ferik" (Orgeneral) rütbesine yükselerek, son askeri görevi olan I. Ordu Müfettişliğine atandı. 26 Ekim 1924'de bu görevinden istifa ederek sadece siyasi alanda faaliyet gösterdi.
Kâzım Karabekir, 9 Kasım 1924'te CHP'den istifa ederek 17 Kasım'da TPCF (Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası) kurucuları arasında yer aldı ve bir süre sonra da bu partinin genel başkanı oldu. Korgeneral (Ferik) İsmet Paşa Hükümeti'nin Takrir-i Sükun Kanunu çıkarmasından sonra Doğu'da Şeyh Said İsyanı çıkmış ve bu isyanda TPCF'nin de rolü olduğu iddia edilmişti. İsmet İnönü başkanlığındaki hükümet tarafından bu olay bahane edilerek 5 Haziran 1925'de Bakanlar Kurulu kararı ile tüm muhalif gazeteler ve partilerle birlikte TPCF de temelli kapatıldı. Ayrıca Kâzım Karabekir, Haziran 1926'da Mustafa Kemal'e düzenlenen İzmir suikasti girişimi ile ilgili olarak tutuklandı ve İstiklal Mahkemesi'nde idam ile yargılanıp, beraat etti.[2]
1927'de TBMM'nin ikinci Dönemi sona erince milletvekilliği son buldu, ve ordu açığında iken 5 Aralık 1927'de "Müşir" rutbesine hazırken emekliye sevkedildi. Bu dönemden sonra uzun bir süre politikadan uzaklaştırılarak inzivaya çekilmek zorunda bırakılan Karabekir Paşa, yönetimle olan anlaşmazlığı yüzünden sıkıyönetim altında tutulması istenen 84 kişilik "muhalifler" listesinin başında yer aldı.[3] 10 sene sürekli takip ve gözaltında tutuldu ve hatıralarını yazdığı "İstiklal Harbimiz" adlı eseri zamanın hükümetinin kararıyla "Takrir-i Sükun" kanunu uyarınca daha basılamadan toplatılıp yakıldı[4]. Belki de en sıkıntılı yıllarını bu dönemde geçiren Kâzım Karabekir, sıkıntılı günlerin ardından Atatürk'ün vefatının ardından 26 Ocak 1939'da İstanbul Milletvekili seçildi. 1943 yılında yeniden milletvekili oldu ve 5 Ağustos 1946'da yapılan TBMM başkanlık seçimlerinde Meclis Başkanı seçildi. Kâzım Karabekir, 26 Ocak 1948 yılında 66 yaşında iken geçirdiği bir kalp krizi sonucu, Ankara'da vefat etti. Törenle Cebeci Askeri Şehitliği'ne defnedilen cenazesi sonraki yıllarda Devlet Mezarlığı'na nakledilmiştir.
Kâzım Karabekir Paşa, askerlik yaşamı boyunca büyük başarılar kazanmış ve bu başarıları sonucu Türkiye'nin bugünkü Kuzeydoğu sınırlarını çizen bir Türk Komutanı ve siyasi bir kişiliktir. Ayrıca Bulgarca, Fransızca, Almanca ve Rusça konuşabilmekteydi. 1. Dünya Savaşı sonunda Mustafa Kemal Paşa ile birlikte efsanevi üne sahip olan en önemli komutanlardan biri, Kâzım Karabekir Paşa'dır.
Ailesi

Yoğun savaş yılları ve milli mücadele devri boyunca hep vatanın kurtuluşu için mücadele vermiş olan Karabekir Paşa,evlilik hayatına 1924 yılında 42 yaşındayken Aydın'lı Cemal Bey'in kızı İclal Hatun (1900-1954) ile adım atmıştır. Bu evlilikten 1927 yılında Hayat (1927-) ve Emel (1927-1984) adında ikiz ve 1941 yılında 59 yaşında ona tekrar baba olma sevincini yaşatan Timsal (26 Ocak 1941-) adlarında üç kız çocuk sahibi oldu[5]
Eserleri

Ankarada Savaş Rüzgarları
Bir Duello ve Bir Suikast [ISBN 975-7369-39-X]
Birinci Cihan Harbi 1-4 [ISBN 975-7369-21-7]
Birinci Cihan Harbine Neden Girdik? [ISBN 975-7369-21-7]
Birinci Cihan Harbine Nasıl Girdik? [ISBN 975-7369-22-5]
Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 975-7369-23-3]
Birinci Cihan Harbini Nasıl İdare Ettik? [ISBN 975-7369-24-1]
Cumhuriyet Tarihi Set 1
Cumhuriyet Tarihi Set 2
İstiklal Harbimiz 1-5
Paşaların Kavgası
Paşaların Hesaplaşması
Cehennem Değirmeni 1-2
İzmir Suikasti
Çocuklara Öğütler
Hayatım
İttihat ve Terraki Cemiyeti 1896-1909
Ermeni Dosyası
İngiltere, İtalya ve Habeş Harbi
Kürt Meselesi
Çocuk, Davamız 1-2
İstiklal Harbimizin Esasları
Yunan Süngüsü
Sanayi Projelerimiz
İktisat Esaslarımız
Tarihte Almanlar ve Alman Ordusu
Türkiye’de ve Türk Ordusunda Almanlar
Tarih Boyunca Türk-Alman İlişkileri
İstiklal Harbimizde İttihad Terraki ve Enver Paşa 1-2
İstiklal Harbimizin Esasları Neden Yazıldı?
Milli Mücadelede Bursa
İtalya ve Habeş
Ermeni Mezalimi
Sırp-Bulgar Seferi
Osmanlı Ordusunun Taaruz Fikri
Erkan-i Harbiye Vezaifinden İstihbarat
Sarıkamış-Kars ve Ötesi
Erzincan ve Erzurum'un Kurtuluşu
Bulgaristan Esareti -Hatıralar, Notlar
Nutuk ve Karabekir'den Cevaplar

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Myself
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 22:33