Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Biyografiler
facebook bağlan


Tarihin en meşhur Bursalısı; İsmail Hakkı Bursevi

Biyografiler kategorisinde açılmış olan Tarihin en meşhur Bursalısı; İsmail Hakkı Bursevi konusu , Tarihin en meşhur Bursalısı; İsmail Hakkı Bursevi Bursa’dan bir bulbul avazı gelir, Var ise hakki senindir ol nefes. Nat- guy-ı fahr-i alem olalı, Buldu şöhret nutk-i pakinle kafes… Bursevi (Bursalı) ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 11.11.2013, 23:17   #1 (permalink)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Tarihin en meşhur Bursalısı; İsmail Hakkı Bursevi



Tarihin en meşhur Bursalısı; İsmail Hakkı Bursevi

Bursa’dan bir bulbul avazı gelir,
Var ise hakki senindir ol nefes.
Nat- guy-ı fahr-i alem olalı,
Buldu şöhret nutk-i pakinle kafes…
Bursevi (Bursalı) denince zihinlerde kimin ismi canlanır diye sorsak muhtemelen kahir ekseriyet İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin ismini zikreder. Aslında pek çok Bursalı düşünür, şair, alim vs. olmasına rağmen Bursevi denince akla gelen kişi o olmuştur. Esasen Balkanlarda, günümüzde Bulgaristan sınırları içinde yer alan Şumnu/Aydos’ta dünyaya gelmiş olmasına rağmen tam bir Bursalıdır o. Çünkü Bursa’nın ruhunu kavramış, bu şehirle bütünleşmiş, bu şehrin aşığı olmuş bir kimsedir :
“Acep mi dür hayat-ı nev bulursa mürdeler anda
Hakikat mazhar-ı envar-ı ruh-ı kuds dür Bursa“ (divan)
Öyle bir âşıktır ki, bazen maşukuna serzenişlerde sitemlerde dahi bulunur, cilveleşir onunla adeta:
“Bursa’dan gönlüm almışam zira,
Bana cevr-ü cefası
pek çoktur.
Beni hab-i kafes eden anda,
Bir nefestir dahi gayri
yoktur.”
İşte Bursa’nın bu kıymetli aşığına yıllar sonra torunları vefa borcunu ödemeye çalışıyor. İsmail Hakkı Bursevi adına Bursa Merinos Kongre Kültür Merkezi’nde ikincisi düzenlenen uluslararası bir sempozyum yapıldı. Bu sempozyuma İsmail Hakkı Bursevi hazretlerinin hayatı ve düşüncelerini araştıran Türk araştırmacılar iştirak ettiği gibi, Azerbaycan, Bosna Hersek, ispanya, Fransa ve Japonya gibi pek çok farklı ülkeden araştırmacı ve akademisyenler katılıp tebliğlerini sundular. Peki kimdi bu kendisinden üç yüz yıl sonra dünyanın dört bir yanından insanı bir araya getirip kendisi hakkında konuşturan şahıs? Kimdi İsmail Hakkı Bursevi?
Meşhur Ruhu’l- Beyan tefsirinin müellifi İsmail hakkı Bursevi, 17. yy’in ikinci yarısı ve 18. yy’in ilk çeyreğinde yaşadı. Bursa Tuz pazarı Cumhuriyet Caddesi altında kabri şerifleri bulunan Bursevi, tasavvuf tarihinde önde gelen mürşidi kamillerdendir. 130 civarında eser verdi. Müellif, musannif, mutasavvıf, mütercim, divan sahibi şair bir zat olup Anadolu’ya balkanlardan gelmiş ve Bursa’da karar kılmıştır. Zamanın Osmanlı toprağı olan Aydos, Üsküp, Usturumca, Tekirdağ, Edirne, İstanbul, Bursa gibi önemli ilim ve kültür merkezlerinde bulundu. Şam, Hicaz ve Mısır’a da gitti. Yazdığı çok sayıdaki eser ve yetiştirdiği talebeler ve özellikle Ruhu-l Beyan tefsiriyle Anadolu, Balkanlar ve İslam dünyasında büyük şöhrete ulaştı. Üftade ve Hüdai’den sonra Celvetiyye tarikatının simalarından biri oldu. Şeyhi Osman Fazlı Efendi’den sonra celvetiyye silsilesinin altın zincirinde yer aldı. İsmail Hakkı Bursevi Hazretleri hakkında bu tanıtıcı bilgileri Bursevi Hz. ile ilgili müstakil bir kitap hazırlayan Hasan Turyan hocadan alıntıladım.
Bursevi Hz. nin hayatı ve görüşleri hakkında doyurucu bilgiler veren bu esere yeniden müracaat etmeden evvel, Bursevi’nin kısaca hayat hikâyesini sempozyum tebliğlerinden de istifade ederek sunmak istiyorum: Ismail Hakkı Bursevi hz., 1653 yılında dünyaya gelir. 7 yaşlarında annesi Kerime Hanım vefat edince onu babaannesi büyütür. Bir müddet sonra babası mustafa efendi de vefat eder. Ilk tahsilini Aydos’ta şeyh Ahmet efendinin yanında tamamlar. 11 yaşından sonra Edirne’de değişik hocalardan sarf , nahiv okur. Hattat Hafız Osman efendiden hat dersleri alır. 20 yaşlarında iken İstanbul’da Osman Fazlı Efendi’nin yanına gider. Istanbul’da zeyrek’te zaviyenin bir müddet temizlik işlerini yapar. Musiki üzerine etütler yaparak Aziz Mahmut Hüdai’nin bir çok ilahisini bestelemiştir. 23 yaşlarındayken Üftade Hazretlerinin celvetiye tarikatı halifesi olarak Üsküp’e tayin edilir. Üsküp’ten Köprülü’ye tayin olan İsmail Hakkı, burada 14 ay kadar kalır. 1684 yılında sultan 4. Mehmet Han’a nasihatte bulunmak üzere hocası Osman fazlı edendi ile veraver saraya giderler. 1685 yılında Bursa’ya gelerek 33 yaşında iken celvetiye tekkesine şayh olur. Bursa’ya geldiğinde çok maddi sıkıntılar çektiği söylenir. Riyazate devam ederek bir parça kuru ekmek ve su ile geçirdiği günler olmuştur. Ve şeyhi Osman Fazlı Efendi’nin isteğiyle ulucamide vaaz etmeye başlamış, kendisine manen Kuran’ın başından başlayarak tefsir etmesi işaret edilmiş, bunun üzerine Kuran’ı vaazlarında tefsir etmeye , bir taraftan da yazmaya başlamıştır. Ismail hakkı , tefsirin hatmi sırasında teberrük için Hz. Üftade’nin Bursa’da bulunan makamlarını dolaşmış, her mekan birer sure nakli ve zikrullah ile ihya edilip toplanan büyük cemaatler ile dualar ve senalar olunmuştur. Ruhu-l Beyan , yazılı olarak 1705 yılında ulucamide tamamlanmıştır. Ruhu-l Beyan’ın telifine başlanması ile tamamlanması arasında yaklaşık yirmi sene on ay gibi bir müddet vardır. Ismail hakkı, biraz da tefsirin hazırlandığı müddeti Kuran’ın nüzul müddetine denk düşürmek gayretiyle olsa gerek yaklaşık olarak vahiy müddeti kadar bir zamanda, yani yirmi üç senede tamamlandığını söyler. Tefsirin hatim meclisine sayılamayacak kadar çok büyük bit cemaat iştirak etmiştir. Ismail hakkının beyanına göre Bursa feth edileliden beri böyle bir cemiyet olmadığı ve benzerinin işitilmediği hususunda ittifak edilmiştir. Tefsirin hatim cemiyetine katılanlar Bursa halkıyla sınırlı değildi. Çevreden hatmin olacağını bir iki hafta , hatta bir iki ay önceden işitenler de toplanıp gelmişlerdi. Ulucaminin dışı içinde bulunanların bir kaç katı cemaatle çevrelenmişti. Kadınlar da erkekler kadar çoktu. Hatim sırasında kalpler etkilenmiş, gözler yaşarmış hatta ileri gelenlerden ve sıradan halktan kasvet-i kalble tanınanlar bile kendilerini tutamayıp gözyaşlarını salıvermişlerdir. (Ali Namlı’nın sempozyum tebliğinden)
İşte Ruhu-l Beyan tefsiri bu yirmi yıllık vaazların mahsulü oldu. Bu esnada 1696 ve 1698 yıllarında Osmanlı ordusunu manen takviye etmek üzere 1. ve 2. Avusturya seferlerine katıldığı bilinir. 1710 yılında ikinci kez hacca gider. 1717 -18 yıllarında muhyiddin ibn. Arabiyi ziyaret maksadıyla 50 günde Şam’a gider, burada üç yıl kadar kalmıştır ve on kitap yazmıştır. Buradan dönüşte Istanbul üsküdara yerlerşir. 3 yıl kaldığı Üsküdar’da da 20 den fazla kitap telif etmiştir. 1723 te yeniden Bursaya dönmüştür. 20 temmuz 1725 Perşembe günü Bursa’da vefat etmiştir. Vefat ettiğinde yaşı yetmişin üzerindeydi. Kabri , tekkesinin hemen yanı başındadır.
İLMİ YETKİNLİĞİ
Ismail Hakkı Bursevi Hazretleri Osmanlı tarihinin en velud, en çok eser yazan alimidir. Eserlerinin sayısı konusunda mutabakat olmasada farklı konulara ait 120 den fazla kitap yazdığı belirtilir. Eserlerinin bazıları Türkçe bazıları Arapçadır. Ve eserlerinde farsça şiirler kullandığı da olmuştur. Sempozyumda bildiri sunan Salih Çift’in ifadesiyle İsmail Hakkı bursevi hazretleri; kaleme aldığı eserler ve şahsına özgü görüşleriyle tasavvuf tarihinde mühim bir yer işgal etmiş ve bütün bir Osmanlı tasavvuf düşüncesini tek başına temsil edeilecek hacimde ve nitelikte ürünler vermiştir. Daha önceki dönemde tasavvufun ilgi alanina giren ve her türden meseleye eğilme ve bunlardan bir kısmını yeniden yorumlama ihtiyacı hisseden Bursevi Hz.özellikle bu kuşatıcı kimliğiyle öne çıkmıştır. Bu durum kendisinden sonra yaşayan ve farklı meşreplere mensup olan tasavvufi çevrelerin, Bursevinin eserlerini temel müracaaat kaynağı olarak kullanmalarına yol açmıştır. Bursamızın büyük âlim , şair , bestekar, ve hattatı olan bu önemli zatın mezarı Cumhuriyet Caddesinin hemen altında yer alan İsmail Hakkı tekkesinin haziresinde. Bu önemli şahsiyeti ziyaret etmek ve en azından bir Fatiha okumak biz torunları için farz-ı kifaye olsa gerektir.
Ulucami için Arapça olarak kaleme aldığı şiirin Türkçesi
İçinde Allah’ın nurunun
feyzi olan cami
Içinde allahın sırrının remzi
olan mabed,
Içinde ruhların ziyası bulunan
ateş koru
Canlara ve cisimlere bir nefes
Kalpleri hasta olanlara deva
vardır onda
Ey muhtaç kişi hastalıklarını
tedavi et
Yirmi kubbesi var onun
Üzerinde nice nakışlar bulunan
bir minberi var
Mihrabı sanki nurdan bir heykel
Beyti mamur gibi allah imar etti
Onun direği islamın aynı direği
Tahiyye ve selam onun üzerine
olsun.
(Ferahu’r Ruh, Muhammediyye
Şerhi, Hasan Turyandan naklen)
Ömer Kaptan

BlackMarlboro isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
BlackMarlboro
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 16:27