Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Biyoloji
facebook bağlan


Bakteriyofaj Nedir?

Biyoloji kategorisinde açılmış olan Bakteriyofaj Nedir? konusu , Bakteriyofaj Nedir? Bir bakteriye asalak gibi yerleşen ve onu eriterek yok eden çok kücük canlı. D’Herelle yaslanmış stafilokok kalıntılarını incelerken bateriyofaj’ı buldu ve süzgeçten geçen virüslere benzetti. Elektronik mikroskopla yapılan ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 27.06.2015, 13:47   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Bakteriyofaj Nedir?



Bakteriyofaj Nedir?

Bir bakteriye asalak gibi yerleşen ve onu eriterek yok eden çok kücük canlı. D’Herelle yaslanmış stafilokok kalıntılarını incelerken bateriyofaj’ı buldu ve süzgeçten geçen virüslere benzetti. Elektronik mikroskopla yapılan incelemeler bakteriyofajların bir veya birçok kuyruklu küremesi isimcikler olduğunu ve bakterilerie tutunduklarını gösterdi.

Bakteriyofajlarbüyük molekküllü proteinlerden yapılmıştır ve özellikleri bakımından virüslere çok benzer. Her bakteriyofaj belirli bir bakteri türünü veya ona yakın türleri etkiler. Bakteriyofajlar ağız veya iğne yoluyla çoğu zaman aşı ve antibiyotiklerle verilir. Toprakta bulunan bir bakteriyofaj baklagillerin notozitelerindeki başteriyum raticicola’yı eritir. Eğer bu bitkiler aynı yere her yıl ekilirse bakteriyofaj’ın etkisi güçlenir bitkinin gücü azalır verimi düşer. Bu gerçek bir toprak hastalığıdır. Bakteriyofajların bakteriler üzerindeki etkileri bir bakteriyofaj yirmi dakikadan az zamanda bir koli basilini (Eschriçhia coli) içine girer onun metobolizması kendi yararına çevirir ona önce kendi DNA’sını sonra kılıfının iki öğesini (baş ve kuyruk) yaptırır böylece kendisine benzeyen yüz kadar bakteriyofaj oluşturur ve sonunda bakteri çatlayıp çözülünce bu fajlar serbest kalır. Fakat bazı koli basilleri çözülmeye karşı koyar direnir fajı zayıflatarak kendi bünyesinde barındırmakla yetinir ve normal üremesine devam eder. Faj artık bir provirüs olmuştur. Bununla beraber bakterilerle asalaklıkları arasında kurulan bu yalancı denge herhangi bir şartın değişmesiyle bozulunca provirüslü bakteriler birdenbire çözülmeye uğrayabilirler. Çözülme bazen bir taşımadan ileri gelebilir. Yani bir faj çözülmekte olan bakterinin kromozonunun bir parçasını alır. Yeniden girdiği bir başka bakterinin içine götürür. Böylece bazı ırsi özellikler eşeysiz olarak bir bireyden diğerine geçmiş olur

. Virüz burada eşey hücresi rolünü oynar. Bakteriyofajlar virüsler grubundan sayılır. Virüs Yalnızca canlı bakteri hayvan yada bitki hücrelerinde çoğalabilen küçük ve basit yapılı enfeksiyon etkenidir. Virüsler ancak mikroskopla görülebilecek boyuttlardadır çapları 20-400 nanometredir. Çevresinde protein yapısında bir kabuk olan tek yada çift zincirli nükleik asitlerden oluşur; bazı virüslerin dışında lipit ve karbonhidratlardan oluşan bir katman da bulunur. Nükleik asit çekirdeği virüsün genomunu (gen topluluğunu) taşır ve dezoksiribonükleik asi (DNA) yada ribonükleik asit (RNA) yapısındadır. Protein kılıfı nükleik asidi korur; ayrıca virüsün konak bir hücreye girmesini sağlayan molekülleri de içerebilir. Bazı virüsler çomak biçimli bazıları kabaca küre biçimindedir. Bazılarında da çok kenarlı bir baş ve silindir biçimli bir kuyruktan oluşan görece karmaşık bir yapı görülür. Günümüzde virüsler için kabul edilen yaygın bir sınıflandırma olmasa da yapıları birbirine benzeyen bazı virüslerin genetik yapılarının da yakın olduğu düşünülmektedir. Genel olarak virüsler bitki virüsleri hayvan virüsleri ve bakteriyofajlar olarak sınıflandırılır. Bu geniş sınırlar içinde bazı virüslerin belirli konak hücrelerine özel bir eğilim gösterdiği söylenebilir; örneğin belirli bir virüs yalnız insanda solunum yollarındaki hücrelere yerleşebilir. Virüs canlı hücrenin dışına çıkarılırsa cansız bir parçacık haline gelir; buna karşı uygun bir konak hücrenin içinde hücrenin metabolizma süreçlerini yeni virüs parçacıklarının yapımı için bozabilir. Virüsün gelişim çevrimi nükleik asidin yada proteinin uygun bir konak hücreye girmesiyle başlar. Hayvan virüsleri ve bakteriyofajların çoğu konak hücrenin dış yüzeyinde belirli özgün bölgelere bağlanarak hücreye girerken bitki virüsleri hücrenin dış yüzeyinde rüzgar yada böceklerin örselemesiyle oluşan berelerden girer

. Virüsün genomu konağın içine girdikten sonra yeni virüs bileşenlerinin yapılmasını düzenler. Bu bileşenler daha sonra konak hücreden dışarı atılmak üzere viryonlar haline getirilir. Bakteriyofajlarda yeni viryonlar konak hücreyi parçalayarak dışarı atılır. Kimi zaman da virüsün genomu konak hücrenin kromozomuna bağlanarak hücre bölünmesinden hemen önce kromozomlar birlikte bölünür. Lizojenik enfeksiyon ya da lizojeni olarak bilinen bu süreçte yeni viryonlar oluşmaz enfeksiyon etkeni olan virüs kaybolmaya başlar. Buna karşılık virüsün genomu ilk konak hücreden kaynaklanan bütün yeni bakterilere geçirilir. Zaman zaman gizli kalan genom virüsün çoğalmasını düzenlemesiyle konak hücre parçalanır ve yeni viryonlar serbest kalır. Lizojenik enfeksiyona benzer bir süreç olan trandüksiyonda virüs bakteri genlerini bir konaktan öbürüne taşır. İlk konak hücrenin genleri viryonun içine girerek başka bir bakteriye taşınır.

Bu enfeksiyon da lizojenik olursa ilk hücrenin genleri yeni hücrenin genleriyle birleşebilir. Hayvan ve bitki hücrelerindeki virüs enfeksiyonları bakteriyofaj enfeksiyonlarına pek çok yönden benzese de yeni viryonlar hücreden her zaman konak hücreyi parçalayarak çıkmaz. Özellikle hayvan hücrelerindeki yeni viryonlar hücre zarının tomurcuklanması yoluyla hücre dışına çıkarılır; bu süreç konak hücre için her zaman öldürücü değildir. Genel olarak virüs enfeksiyonları bitki yada hayvan hücrelerinde hücre ölümüne hücre ölümünden hemen önce hücre bölünmesine ve hücrenin anormal yada düzensiz büyüyüp çoğalmasına başka bir deyişle kanserleşmesine yol açar. Bunlara ek olarak virüs konak hücrenin içinde hiç etki göstermeden sessiz de kalabilir.

Enfeksiyon belirli bir bölgeye sınırlı olabileceği gibi vücutta çeşitli ve birbirinden uzak bölgelere de yayılabilir. Uçuğa neden olan “herpes simplex” gibi bazı hayvan virüsleri akut etkinleşme dönemleriyle bölünen uzun ve sessiz bir evreden oluşan gizli enfeksiyonlara neden olur. Hayvanlarda vücut virüs enfeksiyonlarına çeşitli biçimlerde yanıt verir. Bunlardan en sık rastlanan ateştir; pek çok virüs türü konağın normal vücut sıcaklığının hemen üstündeki sıcaklıklarda etkinliğini yitirir. Enfeksiyonun oluştuğu hücrelerden salgılanan interferon virüsün sağlıklı hücrelerde üremesini engeller. Bunların yanısıra insan ve öbür omurgalılarda belirli virüslere karşı bağışıklık yanıtı da gelişebilir. Bağışık sistemi enfeksiyon etkeni olan virüsün zararsızlaştırılmasını sağlayan antikorlar ve duyarlaşmış hücreler üretir. Bu koruyucular virüs zararsıalaştırılmasından sonra da uzun süre vücutta varlıklarını sürdürerek virüsün yeniden vücuda girmesi yada yeniden etkinleşmesi gibi durumlarda uzun süre korumayı sağlarlar. Virüs hastalıklarına karşı uzun süreli aktif bağışıklık oluşturmak için enfeksiyon etkeni olan virüsün zayıflatılmış yada etkinliği yok edilmiş suşu vücuda verilir.

Bu virüs aktif hastalığa neden olmasada antikor yapımını uyarır; bu hücreler de vücudu virüsün hastalık yapıcı suşlarının neden olacağı hastalıklardan korur. Günümüzde aktif bağışıklık kızamık kabakulak çocuk felci ve kızamıkçık gibi hastalıklardan korunmada kullanılmaktadır. Buna karşılık virüslerle daha önce karşılaşmış olan bireylerin kan serumundan alınan antikorların vücuda şırınga edilmesiyle pasif bağışıklık oluşturulur. Pasif bağışıklık kızamık yada hepatit gibi hastalıklarla karşılaşanlara kısa süreliğine koruma sağlamak amacıyla uygulanır; virüsle karşılaştıktan çok kısa bir süre sonra virüs vücuda yayılmadan etkili olabilir. Virüs enfeksiyonlarının tedavisinde genellikle özgün belirtilerin ortadan kaldırılması amaçlanır; örneğin su kaybını denetim altına almak amacıyla sıvı tedavisi uygulanırken ağrıları azaltmak ve ateşi düşürmek amacıyla aspirin verilir. Virüsler çoğalmak amacıyla canlı hücrelerdeki çoğalma mekanizmalarını kullandığından hastalığa neden olan virüsleri yok etmek amacıyla yararlanılacak pek az ilaç vardır. Virüslerin gelişmesini ketleyen ilaçlar konak hücrelerin işlevlerine de engel olur. Virüs hastalıklarıyla mücadele öncelikle epidemiyoloji alanında gerçekleştirilir. Örneğin geniş ölçekli aktif bağışıklama programları virüs hastalığının bulaşma zincirini bir noktadan kırabilir. Bir zamanlar en çok korkulan virüs hastalıklarından biri çiçeğin dünya yüzünden silinmesinde dünya çapında uygulanan bağışıklama programlarının rolü büyüktür. Virüslerin pek çoğu böcekler yada kirlenmiş yiyecekler yoluyla konaktan konağa taşındığından böceklerle mücadele yada yiyecekleri sağlığa uygun koşullarda hazırlanması bir virüsün topluluklarda tümüyle ortalıktan kalkmasını sağlayabilir. Virüs hastalıkları IÖ 10. Yüzyıldan bu yana bilinmekte ve bilinmekteydi. Bununla birlikte virüs kavramı ancak 19. Yüzyılın sonlarında bakterilerden çok daha küçük etkenlerin bulaşıcı hastalıklara neden olabileceğinin kanıtlanmasıyla geliştirildi. 1915 ve 1917’de birbirinden bağımsız araştırmacıların bakteriyofajları bulmasıyla virüslerin varlığı doğrulanmış oldu.

Virüslerin geçekten mikroorganizma olup olup olmadığı ve çok küçük bakterilere benzeyip benzemediği sorusu ise 1935’te tütünde mozaik hastalığı etkeni olan virüs elde edilip kristalleştirildiğinde ve hücre yapısında bir canlı olmadığı ortaya çıktığında yanıtlanmış oldu. Bakteriyofajın genomları küçük olduğundan ve labaratuvarda büyük miktarlarda elde edilebildiğinden molekküler biyologlar için çok değerli bir araştırma aracı olmuştur. Bakteriyofajlarla yapılan araştırma sonucunda nükleik asit eşleşmesi ve protein bireşimlenmesi gibi temel biyolojik süreçler aydınlatılmıştır.

__________________
The End


Toprak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 27.06.2015, 13:53   #2 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Bakteriyofaj

Bakteriyofaj.

Bakteriyofaj (bakteri ve Yunanca phagein 'yemek' fiilinden türetme) bakterileri enfekte eden bir virüstür. Terim genelde kısaltılmış hali olan faj olarak kullanılır. Ökaryotları (hayvan bitki ve mantarları) enfekte eden virüsler gibi fajlarda da büyük bir yapısal ve işlevsel çeşitlilik vardır. Tipik olarak proteinden oluşan bir kabuk ve içinde yer alan genetik malzemeden oluşurlar. Genetik malzeme DNA veya RNA olabilir ama genelde 5 - 500 kilo baz çifti uzunluğunda çift sarmallı DNA'dan oluşur. Bakteriyofajlar genelde 20 ila 200 nm arası büyüklükte olurlar. Fajlar her yerde mevcutturlar ve bakterilerin yaşadığı ortamlarda örneğin toprakta veya hayvan bağırsaklarında bulunabilirler. Faj ve diğer virüslerin en yoğun doğal kaynaklarından biri deniz suyudur. Deniz yüzeyinde mililitrede 109 etkin faj taneciği (virion) bulunmuştur ve deniz bakterilerinin %70'i fajlar tarafından enfekte olmuş olabilirler. Tarihçe 1913'te Britanyalı bakteriyolog Frederick Twort bakterileri enfekte edip öldüren bir etmen keşfetmiş ama konuyu daha fazla takip etmemiştir. Fransız-Kanadalı mikrobiyolog Felix d'Hérelle 3 Eylül 1917'de "dizanteri basilinin düşmanının görünmez bir mikrobunu" keşfettiğini açıklayıp ona bakteryofaj adını verdi. Çoğalması Bakteriyofajların litik veya lizogenik hayat döngüleri olabilir bazılarında her ikisi de olur. T4 fajı gibi öldürücü fajlarda görülen litik döngüde virionun çoğalmasının hemen ardından konak hücre parçalanır ve ölür. Hücre ölür ölmez virionların kendilerine yeni bir konak bulmaları gerekir. Lizogenik döngü buna tezat olarak konak hücrenin parçalanmasına neden olmaz. Lizogenik olabilen fajlara ılımlı fajlar (temperate phage) denir. Viral genom konak genoma dahil olur ve oldukça zararsız bir şekilde onunla beraber eşlenir. Konak hücrenin sağlığı yerinde olduğu sürece Virüs sessiz bir şekilde varlığını sürdürür ama konağın şartları bozulursa örneğin besin kaynaklarının tükenmesi durumunda endojen fajlar (profaj olarak adlandırılırlar) etkinleşirler. Bir çoğalma süreci başlar sonucunda konak hücre parçalanır. İlginç bir şekilde lizogenik döngü konak hücrenin çoğalmasına izin verdiği için hücrenin yavrularında da virüs varlığını devam ettirir. Bazen profajlar inaktif oldukları dönemde bakteri genomuna yeni işlevler kazandırarak konak bakteriye fayda sağlarlar bu olguya lizogenik dönüşüm (lysogenic conversion) denir. Bunun iyi bilinen bir örneği Vibrio cholera 'nın zararsız bir suşunun bir faj tarafından enfekte edilerek kolera hastalığı etmenine dönüşümüdür. Bağlanma ve giriş T4 bakteriyofajının yapısı. 1. Baş 2. Kuyruk 3. Nükleik asit 4. Kapsit 5. Yaka 6. Kın 7. Kuyruk lifleri 8. Ekserler 9. Taban plakası. Konak hücreye girmek için bakteryofajlar bakterinin yüzeyindeki özgül reseptörlere bağlanırlar bunlar arasında lipopolisakkaritler teikoik asitler proteinler sayılabilir. Bu nedenle bir bakteryofaj ancak bağlanabileceği reseptörler taşıyan bakterileri enfekte edebilirler. Faj virionları kendi kendilerine hareket etmedikleri için kendi reseptörleriyle solüsyondayken rassal olarak buluşup bağlanırlar. Karmaşık bakteryofajlar örneğin T-çift fajları genetik malzemelerini hücrenin içine enjekte etmek için şırınga benzeri bir hareket kullanırlar. Uygun reseptörle temas kurduktan sonra kuyruk lifleri taban plakasını hücre yüzeyine yaklaştırırlar. İyice bağlandıktan sonra kuyruk büzülür bu da genetik malzemenin dışarı itilmesine neden olur. Bazı fajlar nükleik asiti hücre zarından içeri iter bazıları hücre yüzeyine birakır. Başka yöntemlerle genetik malzemlerini içeri sokan bakterifajlar da vardır. Protein ve Nükleik asit sentezi Kısa süre bazen dakikalar içinde bakteri ribozomları viral mRNA'nın proteine çevirimine (translasyonuna) başlarlar. RNA-fajlarında RNA-replikaz bu sürecin başlarında sentezlenir. Erken sentezlenen proteinler ve virionla gelen bazı proteinler bakterinin RNA polimerazını modifiye edip onun viral mRNA'yı tercihen çevirmesine neden olabilirler. Konağın kendi protein ve nükleik asit sentezi de bozularak viral ürünlerin sentezine yönlendirilir. Bu ürünler ya hücreyi parçlamaya yarayacaklaklar ya yeni virionların oluşmasına yardımcı olacaklar veya yeni virionları oluşturacalardır. Virion oluşumu T4 fajları durumunda yeni fajların inşası özel yardımcı molekülleri gerektiren karmaşık bir süreçtir. Önce taban plakası oluşur kuyruk onun üzerinde büyür. Kafa kapsidi ayrı olarak oluşup kendiliğinden kuyruk ile birleşir. Henüz bilinmeyen bir şekilde DNA kafanın içine sıkı bir şekilde yerini alır. Bütün süreç yaklaşık 15 dakika alır. Virionların salınımı Fajlar ya hücre parçalanması (lizis) veya salgılanma yoluyla salınırlar. T4 fajları durumundahücre içine girmelerinden 20 dakikadan biraz sonra hücre parçalanması yoluyla sayıları 300'ü bulabilen faj salınır. Bunun gerçekleşmesi hücre duvarındaki peptidoglikanı parçalayan endolizin adlı enzim sayesinde olur. Bazı virüler ise parazite dönüşüp konak hücrenin sürekli olarak yeni virüs tanecikleri salgılamasına neden olabilirler. Yeni virionlar hücre zarından tomurcuklanarak koparlar beraberlerinde hücre zarının bir kısmını da götüren bu fajlar örtülü virüse olarak ortama salınırlar. Salınan virionların her biri yeni bir bakteriyi enfekte edebilir. Faj terapisi Keşiflerinin ardında fajlar anti-bakteriyel etmen olarak denenmişlerdir. Ancak antibiyotikler keşfedilince bunların fajlardan daha kullanışlı oldukları görülmüştür ve Batı'da faj tedavisi üzerine yapılan araştırmalar bırakılmıştır. Buna karşın Sovyetler Birliği'nde 1940'lardan beri antibiyotiklere alternatif olarak kullanımı devam etmiştir. Bakteri suşlarında doğal seleksiyon yoluyla antibiyotik direncinin oluşması bazı tıbbi araştırmacıları faj tedavisini antibiyotik tedavisine bir alternatif olarak tekrar değerlendirmeye sevketmiştir. Antibiyotiklerden farklı olarak fajlar milyonlarca yıldır süregeldiği gibi bakterilerle beraber evrimleştikleri için sürekli bir direncin oluşma olasılığı yok sayılabilir. Ayrıca etkili bir fajözgül bakterisini tamamen bitene kadar enfekte etmeye devam edecektir. Belli bir faj genelde ancak belli bir bakteri tipini enfekte edebildiği için ki bu birkaç bakteri türü olabileceği gibi bir türün sadece bazı alt türleri de olabilir bakteri tipinin doğru tanımlandığından emin olmak gerekebilir bu da 24 saat sürebilir. Faj terapisinin bir diğer avantajı başka bakterilere zarar gelmeyeceğinden dar spektrumlu antibiyotik terapisine benzemesidir. Ancak sıkça olduğu gibi birden fazla bakterinin beraberce neden oldukları enfeksiyonlarda bu bir dezavantaj oluşturabilir. Bakteryofajların bir diğer sorunu vücudun bağışıklık sisteminin saldırısına uğramalarıdır. Fajlar enfeksiyonla doğrudan temas durumunda etki gösterirler onun için açık bir yaraya uygulanmaları en iyi sonuç doğurur. Sistemik enfeksiyonlarda bu pratik olarak mümkün değildir. Sovyetler birliğinde diğer tedavilerin çalışmadığı durumlarda gözlenen başarılı sonuçlara rağmen çoğu araştırmacı faj terapisinin tibbi bir geçerliliğe ulaşacağına şüphe ile bakmaktadır. Faj tedavisinin etkinliğini belirlemek için büyük ölçekli klink testler yapılmamıştır ama antibiyotik dirençli bakteri türlerinin çoğalmasından dolayı bu konuda araştırmalar sürmektedir. Ağustos 2006'da ABD Gıda ve İlaç İdaresi (Food and Drug Administration) bazı etlerde Listeria monocytogenes bakterisinin öldürülmesi için bakteryofaj kullanımını onaylamıştır. Model bakteriyofajlar Aşağıda ayrıntılı olarak üzerinde çalışılmış olan bakteryofajların bir listesi bulunmaktadır: λ faj T4 fajı T7 fajı R17 fajı M13 fajı MS2 fajı P1 fajı P2 fajı N4 fajı Φ6 fajı Ф29 fajı

__________________
The End


Toprak isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Toprak, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 21:48