Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü > Bunları Biliyor musunuz ?
facebook bağlan


Osmanlı Hat Sanatı

Bunları Biliyor musunuz ? kategorisinde açılmış olan Osmanlı Hat Sanatı konusu , Osmanlı Hat Sanatı Osmanlı Hat Sanatı İslamiyet’in doğuşuyla birlikte Arap yarımadasındaki en önemli faaliyet Peygamber vasıtasıyla gönderilen Allah’ın kelamının, yani Kur’an-ı Kerim’deki ayet ve surelerin yazıya dökülerek doğru bir şekilde, ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 17.01.2014, 15:40   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Osmanlı Hat Sanatı



Osmanlı Hat Sanatı

Osmanlı Hat Sanatı
İslamiyet’in doğuşuyla birlikte Arap yarımadasındaki en önemli faaliyet Peygamber vasıtasıyla gönderilen Allah’ın kelamının, yani Kur’an-ı Kerim’deki ayet ve surelerin yazıya dökülerek doğru bir şekilde, kalıcılığını sağlamak için, yazılması olmuştur.
Yapılan son araştırmalara göre, Arap yazısının kökeninin Ârami asıllı Nabatî yazısına dayandığı bilinmektedir. Arap asıllı olan Nabatî kavmi M.Ö. 400. yüzyılda Filistin’in güneyine yerleşti, merkezleri Petra kentiydi. M.Ö. 85- M.S. 62 yılları arasında Şam ve Kızıldeniz’e kadar genişleyen Nabatîler’in başkenti Petra, Romalılar tarafından ele geçirildi. Günümüze gelen harabeler ve taş kitabelerden, gelişmiş bir uygarlığa sahip olduğu anlaşılan Nabatîler’in yazıları ile İslam dininin peygamberi Hz. Muhammed’in doğumundan önceki yıllara ait Arapça kitabelerdeki yazıların benzerliği, Arap yazısının Nabatî yazısından çıktığını göstermektedir.
Birçok yazarın belirttiği gibi, Arap alfabesinin ilkel şeklinin Nabatî yazısındaki harflerin köşeli ve yuvarlak karakterlerine sahip oluşu bu benzerliği destekler. İslam dininin gelişi, Arap yazısının gelişmesinde son derece büyük rol oynamıştır. Kur’an-ı Kerim’de okuyup yazmaya büyük önem verilir. Allah’ın insanlığa ilk hitabı, “Oku” emridir. Okumanın yanı sıra, yazı yazmanın aracı olan kalem de fevkalade üstün görülmüş ve övülmüştür. Kur’an’da Alâk Sûresi’nin (96) 1-5. ayetlerinde şöyle buyuruluyor: “Yaradan Allah’ın adıyla oku. O, insanı kan pıhtısından yarattı. Kalem ile yazmayı öğreten; insana bilmediğini öğreten, Kerem’i erişilmez mertebede olan Allah’ın adı ile oku.” Kur’an’da Kalem Sûresi’nin (68) 1. ayetinde de “Hokka ile kalemi, kalem ile yazdıklarını şahit tutarım ki” ifadesi ile hokka ve kalemin önemi vurgulanır. Bu ayetle de insanlığın yüceltilmesi için kalemin ne kadar önemli bir araç olduğuna değiniliyor. “Nun” harfi biçimi dolayısıyla hokka olarak tefsir edilmiştir. Hiç şüphesiz hokkadan maksat da içindeki mürekkeptir. Kalem ve mürekkep dünyada bilginin yayılmasını temsil etmektedir. Bu iki önemli sûre, Kur’an-ı Kerim’in mutlaka güzel bir yazı (hüsn-ü hat) ile yazılmasında önemli bir rol oynamıştır. Hiç şüphesiz her Müslüman’ın Hz. Peygamber’in ve Allah’ın sözlerini güzel bir yazıyla yazılmasını istemesi ve hattın bir sanat dalı olarak İslam dünyasında en ön sırayı alması kadar doğal bir durum olamaz. Bu şartlar altında, dördüncü halife olan Âli’nin (35-41/456-661) döneminde gelişme gösteren Arap yazısı, devletin baş şehri olan Kûfe’ye nispetle “Kûfi” adını aldı. Emevilerin son yıllarında giderek gelişmeye başladı ve kimi harflerin bünyesindeki köşeli tarz kayboldu. Abbasi halifeleri döneminin ünlü veziri İbn-i Mukle (886-940) aynı zamanda ünlü bir hattattı. Arap yazısını belli kurallar içerisine yerleştirmeye çalıştı. İbn-i Mukle’nin çalışmaları sonucunda, “Aklâm-ı Sitte” adı verilen altı çeşit yazı oluştu. Bunlar, “muhakkak, reyhanî, sülüs, nesih, tevkî, rıkâ”dır. Aklâm-ı Sitte, Arapça bir terimdir ve altı çeşit yazı anlamına gelir. Bu altı çeşit yazı, bir yüzyıl kadar sonra, Bağdat’ta yetişen İbn-i Bevvâb sanıyla tanınan Arap hattatı İbn-i Hilâl tarafından daha da geliştirildi. Günümüzde çeşitli kütüphanelere dağılmış olan İbn-i Hilâl’ın yazıları, İslam hat sanatı tarihi bakımından oldukça önemlidir.1
Daha sonra, son Abbasi halifesi Musta’sım’ın halifeliği sırasında (öl. 1258) Bağdat’ta eserler veren Yâkût, altı çeşit yazıyı içeren Aklâm-ı Sitte üzerinde çalıştı, yaptığı ilavelerle kendi estetik anlayışını bu yazı çeşitlerine yansıttı. Yâkût-ı Musta’sımî ekolünün etkileri, bütün İslam dünyası ve Osmanlı hattatları tarafından da kabul gördü.
İslam dünyasında hat sanatı Yakut’un kuralları doğrultusunda gelişme gösterdi. Özellikle 14. yüzyıl ve 15. yüzyılda İran, Irak, Suriye ve Anadolu’da İlhanlılar, Celayirîler, Türkmenler, Anadolu Beylikleri, Mısır’da ise Memluklar döneminde Kur’anlar ve cüzleri ile hat sanatının diğer örneklerinin baş yapıtları denilebilecek nüshaları yazıldı. Özellikle İlhanlı ve Memluk Kur’an-ı Kerimleri’nin alışılmışın dışındaki büyük boyutları muhakkâk hat ile yazıldı. Ayrıca yuvarlak hatlı sülüs yazı da büyük bir gelişme gösterdi ve Kur’an-ı Kerim yazımcılığı için tercih edildi.
İslam dünyasının Doğu’sunda Kûfi hattın yerini yuvarlak hatlı sülüs yazısı almaya başlarken; Batı’da da farklı türde yuvarlak hatlı bir yazı türü olan magribî yazısı ortaya çıkmıştı. Magribî yazısı İspanya, Sicilya, Tunus’ta aynı tarzda kullanılmıştı. Arap harflerinin alt çanaklarındaki yuvarlak hatların vurgulanışı, magribî yazısının ana karakterlerinden birisiydi ve diğer İslam yazılarından farklı hareke ve noktalama sistemi kullanıldı. Bazen de renklerle bu farklılık elde edildi. Celî yazılar (büyük boyutlu) ve kitabelerde de farklı bir görünüm elde edildi. Magribî yazı yazan hattatlar, İbn-i Haldun’a göre, kelimeyi yazmayı kalıp halinde öğreniyorlardı. Doğu İslam dünyasında ise, tamamen farklı olarak tek tek harfler öğrenilerek işe başlanıyordu. Magribî yazısının en erken örneği 10. yüzyıl ortalarına aittir. Bu yazı türü uzun süre varlığını korudu, üç yüzyılı aşan bir süreden günümüze ulaşmış eserler bulunmaktadır. Özellikle 12. yüzyılın ilk yarısında, Kortoba’da sanatsal açıdan çok güzel Kur’anlar hazırlandı. Yüzyılın ikinci yarısında kitap sanatının merkezi Valensia’ya kaydı.
Endülüs uygarlığı döneminin İslami varlığının uzantısı 1492 yılına kadar sürdü. Birleşmeyi sağlayan Katolik krallar, aynı yılda topraklarındaki son Müslüman egemenliğini de bitirdiler. Bütün dünya için çeşitli açılardan önemli olan 1492 yılı ve civarı, İslam hat sanatının yeni bir yönde gelişmesine imkan sağlayan Şeyh Hamdullah gibi yaratıcı bir sanatçının yetişmesine de sahne oldu.
1 İbn-i Hilâl’ın eserleri, İstanbul Topkapı Sarayı Müzesi Bağdat Köşkü Kütüphanesi’nde, Ayasofya Kütüphanesi’nde, Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde ve Dublin Chester Beatty Kütüphanesi’nde bulunmaktadır.


Hat Sanatı;
Hat sanatı denilince Kur’an harfleri çevresinde oluşmuş güzel yazı sanatı akla gelir. Bu sanat Kur’an harflerinin 6 ile 10. yüzyıllar arasında geçirdiği uzunca bir gelişme döneminden sonra ortaya çıkmıştır. Kuran-ı Kerim’in bir araya toplanmasından sonra, İslam dininin bilime verdiği özel önemin etkisiyle, çok sayıda katip yetişmiş, yazı da doğal olarak büyük aşamalar göstererek önemli sanat kolu olmuştur. Bu yazının ilk biçimi olan ve adını Kufe kentinden alan köşeli karakterli kufi yazısının yerini 9. yüzyıldan sonra aklam-ı sitte (altı çeşit yazı) almaya başladı. H at sanatı, tarihi seyir içersinde yer yer ve kol kol gelişmiş, mükemmelleşmiş ve güzel sanatlar arasında seçkin yerini fiilen almıştır. Bunun farkına varamayanlar, garp tarihçilerinin adetlerine uyarak hat sanatına “mimari süsleme” deyip geçmişlerdir. Oysa ki mushaflar, cüzler, hilyeler, fermanlar, murakkalar, meşkler, karalamalar gibi değişik konularda verilmiş nice eserler vardır ki mimari süsleme ile hiçbir alakası yoktur. Hat sanatı;
“Cismani aletlerle ortaya çıkan ruhani bir hendesedir” şeklinde tarif edilmiştir.
Aslı Finikeliler’den gelen ve Nebat kavmince kullanılırken Araplar’a geçen ve basit şekillerden ibaret olan bu yazı çeşidi, İslamiyet’in gelişi ile beraber önem kazanmıştır. Kavim yazısı olmaktan çıkıp ümmet yazısı haline gelmiştir. Bu bakımdan “Arap harfleri” yerine “İslam harfleri” yahut “Kur’an harfleri” ifadesini kullanmak daha yerinde olacaktır. Kur’an ve hadislerin doğru tespiti için yapılan çalışmalar hat ilmini, o kutsal ibareleri güzel yazma gayreti ise hat sanatını meydana getirmiştir. Sadece okuma yazma vasıtası olan bir takım basit şekillerden böylesine güçlü bir estetik ortaya çıkıvermesi İslam’ın bir mucizesidir.
Türkler, hat sanatıyla Anadolu’ya geldikten sonra ilgilenmeye başlamışlar ve bu alanda en parlak dönemlerini de Osmanlılar zamanında yaşamışlardır. Yakut-ı Mustasımi’nin Anadolu’daki etkisi 13. yüzyıl ortalarından başlayıp 15. yüzyıl ortalarına kadar sürdü. Bu yüzyılda yetişen Şeyh Hamdullah (1429-1520) Yakut-ı Mustasımi’nin koyduğu kurallarda bazı değişiklikler yaparak yazıya daha sıcak, daha yumuşak bir görünüm kazandırmıştır. Türk hat sanatının kurucusu sayılan Şeyh Hamdullah’ın üslup ve anlayışı 17. yüzyıla kadar sürmüş,daha sonraları, Hafız Osman, Rakım Efendi, Şevki ve Sami Efendi gibi dahi sanatkarların hizmetleriyle varabilceği doruk noktasına yücelmiştir.
Türkler, altı tür yazı dışında, İranlılar’ın bulduğu tâ’lik yazıda da yeni bir üslup ortaya koydular. Önceleri İran etkisinde olan tâ’lik yazı 18. yüzyılda Mehmed Esad Yesari (ö. 1798) ile oğlu Yesarizade Mustafa İzzet’in (ö. 1849) elinde yepyeni bir görünüm kazandı.
Hat sanatının doğduğu dönemde ortaya çıkan altı tür yazı ile İranlılar’ın bulduğu tâlik dışında başka birçok yazı türü daha vardır. Bunların bir bölümü fazla yaygınlaşamamış, bir bölümü de belli alanlarda kullanılmıştır. Örneğin Türkler’in geliştirdiği divani yazı yalnızca Divan-ı Hümayun’da yazılan önemli belgelerde, yazılması ve okunması özel eğitim gerektiren siyakat ise mali kayıtlarda kullanılmıştır. Kolay yazıldığı için günlük yaşamda yaygın olarak kullanılan bir yazı türü olan rik’a da 19. yüzyılda sanat yazısı durumuna gelmiştir.
Sultanların imzası olan tuğralar ise, tuğrakeş adı verilen kimseler tarafından hazırlanmaktaydı. Sultanların mührü niteliğindeki tuğraların,
doğal olarak her sultanla birlikte, biçimi ve metni değişmekte, böylece zengin bir tuğra dizisi elde edilmiş bulunmaktadır. Tuğralar, fermanlarda, anıtsal yapıların girişlerinde ve gerekli diğer bölümlerinde sultanların simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Fermanlardaki tuğraların tezhipli örneklerini bugün başta İstanbul olmak üzere müzelerde rastlamak mümkündür.
Hat sanatıyla uğraşan kişiye “hattat” adı verilir. Hattatlar yüzyıllar boyu usta-çırak ilişkisi içinde yetişmişlerdir. Hat sanatını öğrenmeye heveslenen kişi bir hattattan ders almalıdır. Başlangıçta harflerin tek tek yazılışları, sonra iki harfin birleşme biçimleri ve bunun kuralları öğrenilir. Ardından ikiden fazla harfin birleştirilmesine yani satır çalışmasına geçilir. Bunun için genellikle önce uzunca bir kaside, sonra bazı ayet ve hadisler, dualar özlü sözler yazılır. Ortalama üç beş yıl kadar süren bu eğitimin sonunda hattat adayı iki ya da üç hattatın önünde yazı yazarak bir çeşit sınav verir. Hattatlar bu yazıyı beğenirlerse altına imzalarını koyarlar. Buna, “icazetname” adı verilir. İcazetname almamış kişi hattat sayılmaz, dolayısıyla yazdığı bir yazının altına adını koyamaz. Osmanlılar döneminde, hattatlar arasında en kıdemli ve usta olana, hattatların reisi (reisü’l-hattatin) adı verilirdi. Onun ölümünde yerine bir başkası geçerdi.
YAZI ÇEŞİTLERİ
1- Kufi yazı: İslam yazısının en eski örneği olan bu yazı, İslamiyetin zuhurunda Arap yarımadasının birçok yerinde kullanılmakta idi. Nitekim ilk Kur’an-ı kerimler bu yazı ile yazılmıştır. Düz çizgiler ve köşelerden oluşan bir yazı çeşididir. Kufi denilen yazının en temelli karakteri geometrik olmasıdır.
2- Sülüs: Sülüs yazı hicretin 4. yılında ortaya çıkmıştır. Kufi yazıdaki düz ve köşeli şekiller bu yazıda yerini yuvarlaklığa ve eğri çizgilere bırakmıştır. Sülüs yazının, bir santim veya daha fazla genişlikte açılmış kalemle yazılmış olanına “ celi sülüs ” adı verilir. Büyük levhalar, kitabeler ve birçok mezar taşları bu yazıyla yazılmıştır.
3- Nesih: Nesih,sülüs türünün gövde oluşları bakımından en ilkel olan şeklidir. Nesih yazısının gövdesi,sülüs ve celi tiplerine göre çok yalındır. Kalem uç genişliği sülüsünkinin üçde biri kadardır. Kur’an-ı kerim, Delail, En’am, Hadis kitapları, Tefsirler ve Divanların yazılmasında bu yazı kullanılmıştır.
4- Muhakkak: Sülüs yazıdaki harflerin yatay kısımlarının daha genişletilmesi sonucunda ortaya çıkmış bir yazı çeşididir.
5- Rika’: Buna, nesih yazının dişsiz, yuvarlak ve kıvrak bir çeşidi diyebiliriz. İcazetler bu yazı ile yazıldığı için “ icazet yazısı ” da denilir.
6- Tevki: Sülüs yazının daha değişik ve ufaltılmış bir türüdür. Daha ziyade resmi evrakta kullanılmıştır.
7- Ta’lik: Bütün harfleri yuvarlağımsı olan bu yazı, her şeyden evvel çizgilerin bir musikisidir. İran’da icad edilmiştir. Bir santim veya daha fazla genişlikte açılmış kalemle yazılmış olanına “ celi ta’lik ” adı verilir.
KULLANILAN MALZEMELER
Kalem: Hat sanatında da yazının temel aracı kalemdir. Hat sanatında kalem olarak daha çok kamış kullanılır. Kamışın ucu yazılacak yazının kalınlığına göre makta denilen sert maddelerden yapılmış altlığın üstünde eğik olarak tutulur ve kalemtıraş olarak adlandırılan özel bir bıçakla yontularak belli bir açıda kesilir. Celi yazılar da ise ağaçtan yapılmış kalın uçlu kalemler kullanılır.
Mürekkep: Hat sanatında kullanılan mürekkep de özel olarak hazırlanır. İs ile arapzamkının dövülmesi neticesinde elde edilen bu mürekkep akıcı biçimde yazı yazmayı sağlar, yanlış yazma durumunda da kolayca silinir.
Kağıt: Hat sanatında kullanılan kâğıtlar da özeldir. Kağıtlar evvela hamurları ne olursa olsun, nebati ve madeni boyalarla çeşitli renklere boyanırlar. Mürekkebi emip dağıtmaması, kaleme akıcılık sağlaması için kâğıtların yüzeyine âhar denilen bir madde sürülür ve daha sonra da mührelenir.
Hokka : Mürekkep hokka içinde saklanır. Camdan başka pişmiş topraktan, metalden, çeşitli ağaçlardan hokka yapılabilir. Kalem sokulduğunda uç dibine vurup bozulmasın diye hokkanın içine lıka denen bir tutam ham ipek konur.

__________________
all the best.




[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
FeCr, Perii, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:45