Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Kültür - Sanat - Tarih > Çağdaş Türk Dünya Tarihi
facebook bağlan


Çernobil Kazası

Çağdaş Türk Dünya Tarihi kategorisinde açılmış olan Çernobil Kazası konusu , Çernobil Nükleer Santrali Reaktör Kazası Çernobil reaktör kazası 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazasıdır. Ukrayna'nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 nisan 1986 günü erken ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 04.05.2013, 22:32   #1 (permalink)
Sana tutunmaya çalışan ben,beni tutmayıp düşüren sen...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Çernobil Kazası



Çernobil Nükleer Santrali Reaktör Kazası

Çernobil reaktör kazası 20. yüzyılın ilk büyük nükleer kazasıdır. Ukrayna'nın Kiev iline bağlı Çernobil kentindeki nükleer Güç Reaktörünün 4. ünitesinde 26 nisan 1986 günü erken saatlerde meydana gelen nükleer kaza sonrasında atmosfere büyük miktarda fisyon ürünleri salındığı 30 nisan 1986 günü tüm dünya tarafından öğrenildi.


Kaza (?) Nedeni

1972’de Ukrayna’daki (O dönem SSCB'ye bağlı idi.) Kievin 140 km kuzeyinde kurulan Çernobil Nükleer Santralı’nda ortaya çıkan kazaya her biri 1.000 Megawat (MW) gücünde dört reaktördeki tasarım hataları ile reaktörlerden birinde güvenlik sisteminin devre dışı bırakıldığı bir sırada deney yapılması yol açtı.
Deneyin yapılacağı 25 Nisan 1986’da önce reaktörün gücü yarıya düşürüldü ardından da acil soğutma sistemi ile deney sırasında reaktörün kapanmasını önlemek için tehlike anında çalışmaya başlayan güvenlik sistemi devre dışı bırakıldı. 26 Nisan günü saat 01:00’i biraz geçe teknisyenler deneyin son hazırlıklarını tamamlamak üzere ek su pompalarını çalıştırdılar. Bunun sonucunda gücünün yüzde 7’siyle çalışmakta olan reaktörde buhar basıcı düştü ve buhar ayırma tamburlarındaki su düzeyi güvenlik sınırının altına indi. Normal olarak bu durumda reaktörün güvenlik sistemine ulaşması gereken sinyaller de teknisyenler tarafından engellendi. Su düzeyini yükseltmek için buhar sistemine daha fazla su aktarıldı ve saat 01:23’de deneyin fiilen başlatılması için koşulların oluştuğuna karar verildi. Deneyin amacı reaktörün çalışması ansızın durdurulduğunda buhar tirbünlerinin daha ne kadar süre çalışmayı sürdüreceklerini ve böylece ne kadar süre acil güvenlik sistemine güç sağlayabileceklerini öğrenmekti. Geri kalan öteki acil güvenlik sinyali bağlantılarını da kestikten sonra türbinlere giden buhar akışı durduruldu. Bunun sonucunda dolaşım pompaları ve reaktörün soğutma sistemi yavaşladı. Yakıt kanallarında ani bir ısı yükselmesi görüldü ve yapım özellikleri nedeniyle reaktör tümüyle denetimden çıkmış oldu. Tehlikeyi farkeden teknisyenler reaktörün durdurulmasını sağlamak amacıyla bütün denetim çubuklarını derhal sisteme sokmaya karar verdiler. Ama aşırı derecede ısınmış bulunan reaktörlerde saat 01:24’te yani deneye başlanmasından bir dakika sonra iki patlama oldu. Bu patlamanın ayrıntıları tam olarak bilinememekle birlikte denetim dışı bir çekirdek tepkimesinin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmaktadır.Üç saniye içinde reaktörün gücü %7’den %50’ye fırladı. Yakıt parçacıklarının soğutma suyuyla karşılaşması suyun bir anda buhara dönüşmesine yol açtı. Oluşan aşırı buhar basıncı reaktörün ve santral binasının tepesini uçurdu. Reaktördeki zirkonyum ve grafitin yüksek sıcaklıktaki buharla karşılaşması sonucu oluşan hidrojen yanarak bütün santralı ateşler içinde bıraktı.

1- Avusturya
2- Yunanistan
3- Romanya
4- Finlandiya
5- Yugoslavya
6- Çekoslavakya
7- İtalya
8- İsviçre
9- Polonya
10- SSCB
11- Macaristan
12- Norveç
13- Demokratik Alman Cumhuriyeti
14- İsveç
15- Federal Almanya
16- İrlanda
17- Lüksemburg
18- İsrail
19- Kıbrıs
20- Fransa
21- Hollanda
22- Belçika
23- Danimarka
24- İngiltere
25- Suriye
26- Çin
27- Japonya
28- İspanya
29- Hindistan
30- Portekiz
31- ABD
32- Kanada
33- Türkiye
Çernobil reaktör kazasının Türkiye üzerindeki etkileri
Çernobil Nükleer reaktöründeki patlamanın sonucunda çevre ülkelere yayılan radyoaktif parçacıkların büyüklüğü ve etkileri üzerine kazanın üzerinden geçen yıllarda ciddi bilimsel araştırmalar ne yazık ki yapılmamış ve radyasyon seviyesini gösteren sayısal değerler açıklanmamış olduğundan patlamanın hemen sonrasında Türkiye üzerindeki etkilerle ilgili yeterli veriye ulaşmayı imkansızlaştırmıştır. [1] Bu verilerin yokluğu sebebiyle çizilen haritalarda Türkiye hiçbir şekilde bu patlamadan etkilenmemiş gibi gösterilmektedir. Ancak Çernobil'in Avrupa üzerindeki etkilerini gösteren harita ve çizelgeler radyoaktif serpintinin çok geniş bir alanda yayıldığı ve Avrupa'daki pek çok ülkeyi doğrudan etkilediğini gösterdiği gibi ülkedeki Kanser vakalarının artışından da Çernobil'in sorumlu olduğuna dair şüpheler hâlâ devam etmektedir.

Türk Tabipler Birliği'nin ilk baskısı Nisan 2006'da yapılan "Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye'de Kanser"* başlıklı raporunda Çernobil ile sadece Karadeniz bölgesindeki Kanser vakaları arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. Raporda Çernobil'deki patlama sonrasında oluşan radyoaktif bulutların 3 Mayıs 1986 Cumartesi günü Trakya'ya 4-5 Mayıs günleri Batı Karadeniz'e 6 Mayıs günü Çankırı üzerinden Sivas'a 7-9 Mayıs tarihlerin Trabzon-Hopa'ya ulaştığı 10 gün sonra da tüm Türkiye'ye radyoaktif parçacıkların yayıldığı belirtilmektedir.[2] Yine raporda hatırlatıldığı üzere dönemin yetkililerin Çernobil'in Türkiye'de üzerinde önemli bir etkisinin olmadığı şeklindeki açıklamalarına karşılık radyoaktif değeri 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındık İngiltere tarafından geri gönderilmiştir.Bunun ardından siyasi otoritenin Ünye’nin doğusunda üretilen ve radyasyon seviyesi yüksek kabul edilen 110.000 ton fındığın imha edilmesi şeklindeki kararı üzerine fındık borsasında fiyatlar arttı ve çikolata sektöründe şok yaşandı. Türkiye’nin kendi ürettiğiAET’nin yüksek radyasyon içerdiğini belirttiği fındıkların imha edilmesi uluslararası etki yaratacaktı. Sonuç olarak o yıl 135.000 ton fındık ihraç edildi.
Tübitak’ın Bilim ve Teknik dergisinin Aralık 2005 sayısı
Bu sayıdaki Hayriye Yeter Göksu’nun (şu anda Almanya’da Radyasyon’dan Korunma Enstitüsünde çalışıyor) “Anılarla Çernobil Kazası Sonrası” başlıklı yazısından alıntılar:
1986 ürünü Türk çaylarındaki aktiviteyi Almanya’da bu amaçla dünya standartlarına göre kalibre edilmiş olan laboratuvarımızda 1987 Temmuz ayında biz de ölçtük. Bize gönderilen kuru çaylardaki kilogram başına toplam aktivitenin 2.000 ile 10.000 Bq arasında değiştiğini saptadık. …Türk halkının yılda bir kilogram çay tükettiği göz önüne alınarak yapılan hesap ve deneyler sonunda en yüksek etkin dozun 1 mSv’i geçmediği ve bunun uluslararası radyasyondan koruma komitesinin en son tavsiyelerine göre halk için izin verilebilir radyasyon doz sınırları içinde olduğu ortaya çıkmaktadır. Piyasaya sürülen çaylara konulan sınır Almanya’da sütlere bile konulan sınır değerinin altındaydı. Almanya Çernobil sonrası satılan sütlere çok tutucu bir yaklaşımla litre başına toplam sezyum aktivitesi için 600 Bq bir sınır koydu. Oysa piyasaya sürülen çaylardaki aktivite değeri Türk usülü demlenmiş çaylara aktivitenin %100 geçtiği kabul edilerek hesaplanmış ve litre başına 370 Bq altında bırakılmıştı….Tüm dünyada gözlenen kanser vakalarının artışının tek nedeni radyasyon değildir. Bunun en bilinen örneği en az ölümle sonuçlanan kanser vakalarının gözlendiği ABD’deki Utah eyaletinde yaşayanlardır. Burada yaşayan halkbölgenin doğal jeolojik yapısı ve denizden yüksekliği nedeniyle ABD ortalamasının üç buçuk misli daha daha yüksek bir radyasyona maruz kalırlar. ABD’de en az endüstri kirliliğine maruz kalmış olan bu bölgede genelde kahve çay sigara gibi zararlı alışkanlıkları olmayan Mormonlar yaşamaktadır.
*Türk Tabipler Birliği’nin 2006 Nisan’ında yayınlanan “Çernobil Nükleer Kazası Sonrası Türkiye’de Kanser” başlıklı raporu
Radyasyon sunukluğuna atfedilmiş sağlık etkileri içinde yalnızca çocukluk çağı tiroit kanserlerinde anlamlı bir artış gösterilmiştir. Çocuk ve erişkenler için lösemi ve solid tümörlü hastalıkların artışı yönünde uluslararası kabul edilmiş kanıt bulunmamaktadır….Türkiye’de radyasyon seviyesi yüksek çıkan kekik -600.000 Bq/kg’a kadar ulaşabiliyordu ve bu Avrupa Ekonomik Topluluğu’nun sınır değeriydi- ihraç edilemedi. Radyasyon düzeyinin yüksekliği nedeniyle ihraç edilemeyen kekiğimiz ABD’nin Fransa’dan fazla miktarda kekik istemesi ve Fransa’nın bunu karşılayamaması üzerine Fransa’ya satıldı. Fransa ortalamada 300.000 Bq/kg’lık radyasyon seviyesine sahip kekiğimizi kendi ürünü olarak ABD’ye sattı. Fındık o dönemde içerdiği radyasyon nedeniyle en fazla gündemde olan ürünlerden birisi oldu. Fındığın 1986 rekoltesi olan 140.000 tondan 30.000 ton kadarı 600 Bq/kg’lık radyasyon seviyesi ile Ünye’nin batısında üretilmişti. Ünye’nin doğusunda ise 110.000 ton ve 600–4250 Bq/kg düzeyinde radyasyon içeren fındık üretilmişti. O yıllarda Türkiye 140.000 İtalya 40.000 ve İspanya 35.000 ton fındık üretiyordu. Avrupa Ekonomik Topluluğu Türkiye’den alacağı gıda maddeleri için 600 Bq/kg radyasyon seviyesini sınır değer kabul ederken topluluk üyeleri arasındaki ithalatta bu değeri 1200 Bq/kg olarak belirlenmişti. TAEK tarafından ölçümleri sonucu 600 Bq/kg’ın altında olduğu belirtilen ve İngiltere’ye ihraç edilen fındık İngiltere tarafından geri gönderildi. Bunun ardından siyasi otoritenin Ünye’nin doğusunda üretilen ve radyasyon seviyesi yüksek kabul edilen 110.000 ton fındığın imha edilmesi şeklindeki kararı üzerine fındık borsasında fiyatlar arttı ve çikolata sektöründe şok yaşandı. Türkiye’nin kendi ürettiği AET’nin yüksek radyasyon içerdiğini belirttiği fındıkların imha edilmesi uluslararası etki yaratacaktı. Sonuç olarak o yıl 135.000 ton fındık ihraç edildi…Kazadan en fazla etkilenen Rize bölgesinde tiroit nodül prevalansı artmasına karşın bu nodüllerin hiçbirinde sitolojik olarak malignensi saptanmamasının yanı sıra bölgede malign tiroit nodülü oluşumunda artış saptanmadığı belirtilmiştir…TBMM’nde 2005 yılında verilen yazılı soru önergesine Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın yanıtında; Çernobil Nükleer Santral kazası sonrası radyoaktif yüklü bulutların bıraktığı radyasyon miktarına göre 50 yıllık süreçte 100.000 nüfus için bir vaka beklendiği belirtilmektedir. Aynı yazıda; hangi vakanın Çernobil nükleer kazasına bağlı olmuş olacağının saptanamayacağı verilere göre Karadeniz bölgesinde ülke genelinden farklı olarak kanser artışı gözlenmediği bildirilmiştir…Elde edilebilen veriler ışığında Hopa bölgesinde Çernobil nükleer kazası ile gerek kanser olgu sayıları gerekse kanserden ölümlerle ilgili kanıta dayalı nedensel bir bağlantı kurmak olanaklı görünmemektedir.

Çernobil Forumu’nun “Chernobyl’s Legacy: HealthEnvironmental and Socio-Economic Impacts” (Çernobil’in Mirası: Sosyo-ekonomik Çevresel ve Sağlık Bakımından Etkileri) başlıklı 2005 tarihli raporundan alıntılar:
--En yüksek radyasyon dozlarına kazanın ilk günlerinde sayıları bini bulan acil durum çalışanları ve Çernobil personeli maruz kaldı. Çalışanların bazıları için maruz kaldıkları dozlar öldürücü oldu. Zaman içinde Çernobil’de çalışan kurtarma personelinin sayısı 600 bini buldu. Bunların bazıları çalışmaları boyunca yüksek düzeyli radyasyona maruz kaldılarsa da çalışanların çoğunluğu ve Beyaz Rusya Rusya ve Ukrayna’da “kirlenmiş” olarak nitelenen bölgelerde yaşayan insanların çöğunluğu (yaklaşık 5 milyon kişi) görece daha düşük radyasyon aldılar; aldıkları radyasyon doğal yollardan aldıkları radyasyondan daha fazla değildi. Yetkililerin aldıkları önlemler kirlenmiş bölgelerin boşaltılması gibi radyasyona maruz kalma oranını ve radyasyonla ilişkili sağlık sorunlarınıbüyük ölçüde azalttı.
--
Çöken radyoaktif iyodinden kaynaklanan çocukluk tiroid kanseri kazanın en önemli sağlık sorunlarından birisidir. Kazadan sonraki ilk aylardaradyoaktif iyodin düzeyi yüksek sütlerden içen çocuklar yüksek radyasyon dozları aldılar. 2002 yılına kadar bu grup içinde 4000’den fazla tiroid kanseri teşhis edildi. Bu tiroid kanserlerinin büyük bölümünün radyoiyodin alımından kaynaklanmış olması çok muhtemeldir.
Çocuklardaki tiroid kanserindeki dramatik artışın tersine kazadan en çok etkilenen nüfusta radyasyondan kaynaklanan lösemi ya da katı kanser vakalarında bir artış görülmemiştir. Ama etkilenen nüfusta Sovyetler Birliği’nin dağılışını izleyen ekonomik depresyonla da artan bir şekilde psikolojik sorunlarda bir artış gözlenmiştir.






__________________
Eylül'de gel sonbaharım ol..
Zeyy isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
LifeisBeauty, Zeyy
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 15:18