Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Bayanların Dünyası > Anne ve Çocuk > Çocuk Masalları
facebook bağlan


Gizemli Ayna

Çocuk Masalları kategorisinde açılmış olan Gizemli Ayna konusu , Güneşli, güzel bir hafta sonuydu. Mehmet Bey, dedesinden kalma eski köşkün son durumunu görmek için bunun iyi bir fırsat olduğunu düşündü. Oğlu Furkan'ı da yanına alarak yola koyuldu. Baba oğul ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 13.02.2013, 16:10   #1 (permalink)
“Geçti artık,göğsümde
kuş barınmaz anladım. ”
(Metin Altıok)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Gizemli Ayna



Güneşli, güzel bir hafta sonuydu. Mehmet Bey, dedesinden kalma eski köşkün son durumunu görmek için bunun iyi bir fırsat olduğunu düşündü. Oğlu Furkan'ı da yanına alarak yola koyuldu. Baba oğul şehir çıkışında, her iki kenarı selvi ağaçları dizili dar bir yola saptılar. Az sonra güzel fakat bakımsız bir bahçenin içindeki eski köşke vardılar. Binanın gıcırdayarak açılan büyük tahta kapısının ardı karanlıktı.
Mehmet Bey, tozlu perdeleri araladıktan sonra köşkü dolaşmaya başladı. Furkan da onu izliyor ve merakla etrafı inceliyordu. Bu sırada, loş bir odanın içindeki büyük ayna dikkatini çekti. O tarafa yöneldi. Ahşap oyma çerçeveli bu büyük aynada bir gariplik vardı sanki. Karşı konulmaz bir istekle ona doğru yaklaştı ve önünde durdu. Bir süre aynadaki görüntüsünü izledi. Ardından dokunmak için elini uzattı. Eli aynaya değer değmez görüntü dalgalandı ve sonra renk renk saraylardan oluşan bir şehir görüntüsü belirdi. Bu ayna da sanki o şehrin kapısıydı.
Furkan ilk şaşkınlığını üzerinden atar atmaz bu garip kapıdan içeri girdi. Artık görüntüdeki şehrin sokaklarındaydı. Etrafına baktı. Birbirinden güzel saraylar ardı ardına dizilmişti. Bazılarının önünde tiyatrolar, şenlik ve eğlenceler tertiplenmişti. Oldukça çekici görünüyorlardı.
Furkan bu saraylar,dan birine yaklaştı. Olup biteni izlemeye başladı. Kapıda şık giyimli bir adam duruyordu ve sarayın sahibi olduğu her hâlinden belli idi. Ancak, kendisine yakışmayacak bir şekilde kapıdaki köpekle oynuyor, onu memnun edecek her hareketi yapıyordu. Saray halkı toplanmış, kim olduğu belli olmayan birtakım yabancılarla sohbet ediyor, gülüp eğleniyordu. Genç kızlar ve delikanlılar çocukların arasına karışmış çocuksu tavırlarla oyun oynuyorlardı. Kapıdaki görevli, komutan havasına girmiş, saray halkına ve sahibine bazı emirler veriyor, onları istediği gibi yönlendiriyordu.
Furkan yoluna devam ederken "ne çeşit bir gösteri bu ?" dedi kendi kendine. "Öyle görünüyor ki asıl görevlerini terk edip, koca sarayı boş bırakmışlar. Üstelik kişilikleri de bozulmuş."
Az ileride büyük ve güzel bir saray daha gördü. Usulca yaklaştı. Bir bekçi köpeği kapıda uzanmış yatıyor, sert bakışlı kapı görevlisi sessizce bekliyordu. Furkan bu sarayın diğerinin aksine neden bu kadar sakin göründüğünü merak etti. İçeri girmek üzere izin istedi. Ancak, cevap alamadı. Sonunda, hiç kimsenin kendisini göremediğini ve duyamadığını fark etti. Bu durum çok hoşuna gitti. Bu sayede rahatça dolaşabilir, sarayın her bölümünü araştırabilirdi. Kapıdan içeri girdi. Bina çok katlıydı ve her kat neşe içinde çalışan insanlarla doluydu. Birinci katta sarayın işçileri ve hizmetkarları vardı. İkinci kat adeta bir okul gibiydi. Saraydaki çocuklar ve gençler öğrenme isteğiyle doluydu ve her odada ayrı bir ders veriliyordu. Üçüncü kattakiler el sanatlarıyla meşgul oluyor, çeşit çeşit eserler ortaya çıkarıyorlardı. En üst kat saray sahibine aitti ve büyük bir kütüphaneyi andırıyordu. Saray sahibi burada dine ve bilime ait kitapları inceliyordu. Arada bir, elinden düşürmediği özel telefonuyla konuşuyor, halkın rahatı ve ihtiyaçları için bazı isteklerde bulunuyordu. Belli ki telefonun diğer ucundaki şahıs şehrin sultanı idi.
Furkan, sarayın pencerelerinden bir süre şehri izledi. Gördüğü iki saraya benzeyen daha pek çok saray vardı. Sarayların kimlere ait olduğunu öğrenmek istedi. Dışarı çıktı. Bir başka saraya doğru yöneldi. İyice yaklaştığında, kapının üzerinde bir isim yazılı olduğunu fark etti. Dikkatle okudu: "Furkan." O sırada ismin üzerinde bir resim belirmeye başladı. Resim ortaya çıkar çıkmaz Furkan hayretle bağırdı: "Olamaz! Bu benim resmim."
Furkan geriye dönüp çılgınca koşmaya başladı. Şehre girdiği kapıya ulaşınca uçarcasına dışarı atladı. Neler olduğunu anlayamamanın şaşkınlığı içinde "baba!" diye bağırdı.
Sesi duyup odaya gelen babası "Burada mıydın oğlum?" dedi. "Her yerde seni aradım. Söyle bakalım neyin peşindeydin?"

"Duyduklarına inanamayacaksın baba," diye anlatmaya başladı Furkan. Aynada olup biteni bir solukta aktardı.
Babası hiç de şaşırmış gibi görünmüyordu. "Sakın ol Furkan." dedi. "Deden bu gizemli aynayı nereden bulmuş bilmiyorum ama, her şeyi olduğundan biraz farklı gösteriyor."
"Farklı göstermek ne kelime baba!" diye itiraz etti Furkan. "Aynanın ötesinde apayrı bir dünya var sanki."
"Hayır oğlum. O bir anlamda bizim dünyamız. Yani aynada gezdiğin şehir yaşadığımız toplumu sembolize ediyor."
"Ya saraylar?"
"Her saray bir insandır. İçi boş, fakat kapısı şenlik saraylar inançsız insanları; dışı sakin, ancak içi dopdolu ve şenlikli saraylar dindar insanları temsil eder."
"O halde, üstünde ismim ve resmim bulunan saray da benim vücudumdu."
"Evet. Saray halkının neyi sembolize ettiğini de bilmek ister misin?"
"Tabiî ki bilmek isterim."
"Onlar, insandaki kalp; ruh; duyu organları; yetenekler; nefis yani iştah, öfke gibi duygulardır. Nefis ve duyu organları kapıcı ve bekçi köpeği hükmündedir. Dış dünya ile bağlantıyı sağlarlar. İnsanda iman olmazsa bunlar görevlerini doğru yapamaz. Akıl, kalp ve ruh kapıcı hükmündeki nefsin emri altına girer. Örneğin nefis zararlı olan bir içeceği vücuda alır, diğerleri buna itiraz etmez. Her biri asıl görevini ihmal ettiği için bedenin ve ruhun sağlığı bozulur."
"Vücudumuzu iyi kullanmanın yolu nedir o halde?"
"Allah'ın emir ve yasaklarına uyarak yaşamak. Böylece herbir parçamız kendi görevini yerine getirmiş olur. Biz de sağlıklı ve huzurlu oluruz."
"İyi ki bu gizemli aynaya rastladım." dedi Furkan babasıyla birlikte evden ayrılırken. "Önce biraz korktum ama sonra çok önemli gerçekler öğrendim. Artık Allah'ın emaneti olan vücudumu ve ondaki özellikleri tanıyorum. Nasıl kullanmam gerektiğini de biliyorum."



alıntıdır.

__________________

''Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın.
Zaten en dayanılmaz acı buydu.
Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın..''

(Frida Kahlo)




Konu Ela tarafından (29.09.2013 Saat 00:03 ) değiştirilmiştir. Sebep: virgüller düzeltildi.
Nixie isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 5
cortnek, Ela, Huzur-u Kalb, Narsinha, Nixie
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 18:55