Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Bayanların Dünyası > Anne ve Çocuk > Çocuk Masalları
facebook bağlan


Dondurma Ülkesi

Çocuk Masalları kategorisinde açılmış olan Dondurma Ülkesi konusu , Dondurma Ülkesi Ninesinden dondurma ülkesinin hikâyesini dinlerken Mehmet’in gözleri parlıyordu. Sabahı zor etti İbrahim’e anlatmak için. Hangi çocuk dondurma lafını duyar da yerinde durur? Hele bir de dondurma ülkesi denirse… ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.02.2014, 11:39   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Dondurma Ülkesi



Dondurma Ülkesi

Ninesinden dondurma ülkesinin hikâyesini dinlerken Mehmet’in gözleri parlıyordu. Sabahı zor etti İbrahim’e anlatmak için. Hangi çocuk dondurma lafını duyar da yerinde durur? Hele bir de dondurma ülkesi denirse… Güneş doğar doğmaz İbrahim’e koştu. Dondurma ülkesini duyan İbrahim’in gözlerinden uyku uçuverdi. Hemen yola çıktılar. Önlerine ne çıkacağından habersiz yürümeye başladılar. Yanlarında yol azığı yerine dondurma hayalleri vardı. Çeşit çeşit külah külah dondurmaları düşündükçe ağızları sulanıyor bir an önce varabilmek için koşuyorlardı.

Hep kuzeye doğru ilerlediler. Dağlar tepeler geçtiler. Susayınca derelerden içtiler. Acıkınca dağ meyvelerinden yediler. Kuşlardan yol tarifi aldılar. Yorulduklarında geyiklere bindiler. Sıkıldıklarında ağustos böcekleriyle saz çalıp bülbüllerle şarkı söylediler. Az gittiler uz gittiler dere tepe düz gittiler. Sonunda dondurma ülkesine yaklaştılar. Yüzlerini yalayan soğuk dondurma ülkesinin habercisiydi. Biraz daha ilerledikten sonra iki tane koyun postu buldular. Üzerlerine alıp yine yola koyuldular. Az sonra dondurma ülkesi bütün ihtişamıyla görünmeye başladı. Işıltısı gözleri kamaştırıyordu. Şehrin büyük kapısı göründü ardından. Önünde durup başlarını yukarı kaldırdılar. Kapı yavaş yavaş açıldı. İçeri koşarak girdiler; ama kayıp düştüler. Toparlanır toparlanmaz kayarak şehri dolaştılar. Şehri dolaşmak da dondurma yemek kadar eğlenceliydi. Bu ülkede her şey buzdandı. Evler ağaçlar çiçekler hayvanlar her şey buzdan birer heykel gibiydi. Görüntüsü bile insanı hayran bırakmaya yetiyordu. Ağaçların dallarından çeşit çeşit dondurmalar sarkıyordu. Etrafta buzdan insan heykelleri de vardı. Etrafı seyretmekten dondurma yemeyi unuttular.


Mehmet heykellerden birinin önünde durdu. Sanki canlı gibiydi. Gözlerini alamadı. Tam o sırada heykelin gözlerinin hareket ettiğini fark etti. İbrahim’i yanına çağırdı. O da görünce şaşırdı. Buzdan heykel gözleriyle bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Ama ne anlattığını anlamak mümkün değildi. Mehmet’in kafasında ansızın bir şimşek çaktı. Ninesinin anlattıkları aklına geldi. Bu ülkeye gelip dondurma yemek serbestti. Ama dışarıdan gelenler kısa bir süre kalabiliyorlardı burada. Zamanında ülkeden çıkmazlarsa buzdan heykellere döneceklerdi. Demek ki bu hikâyeyi ilk dinleyen biz değilmişiz dedi İbrahim’e. Acele etmeliyiz. Yoksa dondurma yemeden dönmek zorunda kalacağız diye ekledi.

İbrahim
- “Çıkacağımız saati nereden anlayacağız.” diye sordu. Mehmet masalı hatırlamaya çalıştı. Az sonra “Buldum!” diye zıpladı. Karınları şişmeye başlayınca anlayacaklardı. Hemen dondurma yemeye başladılar. Çikolatalı çilekli muzlu sade… Yedikçe yediler. Karınları şişmeye başladı. Ama bunca dondurmayı nasıl bırakıp gideceklerdi? Karınları doydu; ama gözleri doymak bilmiyordu.

Dondurma ülkesinde zamanları sınırlıydı. Zamanı iyi değerlendirmeliyiz diyorlardı birbirlerine. Cepleri elleri kucakları dondurmayla doldu ama içlerindeki ses daha fazla daha fazla diyordu. Birer torba buldular. İbrahim torbayı doldururken ülkenin içlerine doğru ilerliyordu. Ötekini de ötekini de derken Mehmet’in sesini duyamaz oldu.

Mehmet’in elleri uyuşmaya başladı. Hızla çıkış kapısına koştu. Bir yandan da İbrahim’e sesleniyordu. İbrahim uyuşan ellerine rağmen ağaçlardan dondurma toplamaya devam ediyordu.

Mehmet dondurma ülkesinden çıkmayı başardı. İbrahim içeride kaldı. Bu ülkeye bir kez giren bir daha giremiyordu. Beklemekten başka çaresi yoktu. Uzun süre bekledi ama beklemek boşunaydı. Anlaşılan arkadaşı buzdan bir heykele dönüşmüştü. İbrahim açgözlülüğün bedelini donarak ödedi.

Mehmet arkadaşını nasıl kurtaracağını bilmiyordu. Ninesi masalın bir kısmını anlatmıştı. Arkası yarın demişti. Mehmet masalın geri kalan bölümünü dinlemeden dondurma ülkesine doğru yola çıkmıştı. Şimdi aceleciliğin düşünmeden hareket etmenin pişmanlığını yaşıyordu. Bir an önce ninesinin yanına varıp masalın devamını dinleyecek arkadaşını kurtaracaktı.

__________________
Taklitler aslını yaşatır.
KIPSS.





Ben soğuk değilim, siz cıvıksınız.




.
Jineps isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 0
Henüz kimse konuyu görüntülememiş.
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 03:19