Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Bayanların Dünyası > Anne ve Çocuk > Çocuk Masalları
facebook bağlan


Çobanın Büyüsü Hikayesi

Çocuk Masalları kategorisinde açılmış olan Çobanın Büyüsü Hikayesi konusu , Çobanın Büyüsü Hikayesi Bir varmış bir yokmuş Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken yanımda bir arkadaşla bu ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.02.2014, 12:10   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Çobanın Büyüsü Hikayesi



Çobanın Büyüsü Hikayesi

Bir varmış bir yokmuş Evvel zaman içinde kalbur saman içinde develer tellal iken pireler berber iken ben babamın beşiğini tıngır mıngır sallar iken yanımda bir arkadaşla bu masalın geçtiği adı bilinmeyen bir yere doğru yola çıktık. Az gittik uz gittik dere tepe düz gittik. Bir de dönüp baktık ki bir arpa boyu yol gittik. Oradan saptık bir yola yolda girdik hamama. Hamamın tası var kurnası yok suyu akar sabun yok. Peştemalı var nalın yok dört duvar sağlam damı yok. Şıngır mıngır yıkanırız hamamda kirimiz pasımız yalancının boynuna.

Vakti zamanında tarihler henüz icat edilmeden evvel; toprakları bereketli insanları mutlu yarınları umut dolu bir ülke varmış Herkesin huzurlu herkesin güler yüzlü herkesin barış içinde yaşadığı bu ülkede geçimini koyun otlatarak kazanan kimsesiz bir çoban yaşarmış Her sabah erkenden koyunlarını önüne katar kır dağ bayır gezip akşama tekrar köye dönermiş Bir gittiği yere bir daha gitmez koyunlarını bir kere götürdüğü otlağa bir daha asla götürmez her gün başka yerde otlatırmış Böylece hem yaşadığı yerin güzelliklerini keşfeder hem de koyunlarının en çok doyabileceği otlağı ararmış

Günlerden bir gün yine koyunlarını önüne katıp bilmediği bir yere gitmek üzere yola çıkmış Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş Ne kadar uzağa gittiğini gide gide nereye vardığını kendi de bilmemiş biz de bilmiyoruz Yeşilin her tonuna sahip söğütten kavağa selviden çınaraçamdan kayına kadar her türlü ağacın bulunduğu çeşit çeşit çiçeklerin rengarenk güllerin süslediği cennetten kalma bir yere gelmiş sonunda Koyunlarını diz boyu yükselen otların arasına salıp içinde bulunduğu bu cenneti dolaşmaya başlamış hayran hayran Ben diyeyim bir saat siz diyin iki saat şurası benim burası senin dolaşıp durmuş Çiçek toplamış koşup zıplamışyatıp yuvarlanmış en son yorulup bir ağacın gölgesine oturup uyuya kalmış Orada o ağacın dibinde uyuduğu kısacık süre içerisinde ömründe daha önce görmediği kadar çok ve birbirinden güzel rüyalar görmüş Bir süre sonra uyanıp henüz uyku mahmurluğunu üzerinden atamamışken arı vızıltıları kuş cıvıltıları ve su şırıltılarından başka sesin duyulmadığı bu yalancı cennette konuşma ve gülüşme sesleri gelmiş kulağına İlk önce umursamamış gördüğü güzel rüyaların etkisinden kurtulamadığını düşünmüş Hatta hala uykuda olduğunu bile sanmış Ancak sesler gittikçe çoğalıp yaklaşınca hemen kalkıp kıyafetine çeki düzen vererek seslerin geldiği tarafa yönelmiş Yönelmiş yönelmesine ya bir adım bile atamadan çakılmış gibi kalıvermiş olduğu yerde

Altın sarısı saçları beline uzanan ay yüzlü bir güzelin yosun yeşili gözlerle kendine baktığını görünce ne yapacağını şaşırmış bir anda Eli ayağına dolaşmış dili damağına rüyada olduğunu düşünmüş yeniden Şimdiye kadar gördüğü rüyaların en güzelini görmekte olduğunu karşısında ki bu güzelinde rüyasını süsleyen peri kızı olduğunu düşünmüş Öyle ya ancak bir peri kızı bu kadar güzel olabilirmiş o da sadece rüyalarda görülürmüş Çoban bunları düşünüp dururken kız gülümseyivermiş Aydan aydınlık yüzü güneşin çehresine dönmüş sanki ısıtmış çobanımızın yüreğini yakıp kavurmuş bir anda İşte o zaman anlamış çoban karşısındakinin bir peri olmadığını ve rüya görmediğini koşa zıplaya güle oynaya başkaları gelmiş kızın yanına ve “gidelim prensesim geç kalıyoruz” diyerek alıp götürmüşler kızı Meğerse çobanın gördüğü kız kralın biricik kızı yanındakiler de onun nedimeleriymiş Çoban bir süre durmuş öyleceyaşadığı bu kısa anın gerçek olup olmadığını anlamaya çalışmış becerememiş

Hava kararmak üzereymiş güneş parlaklığını yitirip dağların arkasına çekilmeye başladığında çoban sürüsünü önüne katıp köye geri dönmüş Yol boyunca prensesin ay yüzünü yosun yeşili gözlerini altın sarısı saçlarını ve gülümseyişini düşünmüş

Ertesi gün hiç yapmadığı bir şeyi yapıp yine aynı yere götürmüş sürüsünü Sonraki gün daha sonraki gün ondan sonraki her gün Oraya gittiği her gün biraz daha artmış yüreğindeki ateş Her gittiğinde prensesi ilk gördüğü o ağacın altında beklermiş Bir süre sonra prenses gelir onu görür birbirlerine uzun uzun iç geçirerek bakarlar sonra da prensesnedimeleriyle uzaklaşıp gidermiş

Günleri haftalar haftaları aylar kovalamış ve geçen her gün çobanın yüreğindeki ateşi büyütüp aşka çevirmiş Aşk ateşi dayanılmaz bir hal almış zamanla Çoban artık bir şey yapması gerektiğini düşünüyormuş ama ne yapacağını bir türlü bilmiyormuş Yemeyip içmeyip uyumayıp saatlerce prensesi ve ne yapacağını düşünüyormuş Prensesle konuşup onu ilk gördüğü andan beri yüreğinin nasıl yanıp kavrulduğunu onu ne çok sevdiğini anlatıp evlenmek istediğini söylemeyi düşünüyormuş ama hemen karşısındakinin prenses kendinin de çoban olduğunu hatırlayınca bu düşüncesinden vazgeçiyormuş Öyle ya davul bile dengi dengine çalarmış Böyle düşündüğü zamanlarda oraya bir daha gitmemeye içindeki ateşi daha fazla büyütmemeye karar veriyormuş ama yapamıyormuş Kafasındaki bu düşünceler büyüyüp çoğalarak içinden çıkılmaz bir hal almaya başlamış

Günlerden bir gün bu derdini birisine açıp yardım istemeye karar vermiş ve köyün en yaşlı en saygın ve en bilge kişisine gitmiş Ne bir eksik ne bir fazla her şeyi ilk günden itibaren olduğu gibi anlatmış Adam sessiz bir şekilde çobanı dinledikten sonra uzun beyaz sakalını sıvazlayarak “sana senden başka kimse yardım edemez Önce prensesle sonra da babasıyla konuşup istediğini açıkça söylemelisin olmazsa bu sevdadan vazgeçmelisin” demiş Çoban böyle bir şeyin olamayacağını ne prensesin ne de kralın kendisini dinlemeyeceğini hatta belki cezalandırabileceklerini söylemiş Haksız da sayılmazmış hani; duyulup görülmüş şey midir bir prensesin çulsuz bir çobanla evlendiği? Ama gel gör ki bu isteğinden de bir türlü vazgeçemiyormuş bizim çoban Yaşlı adama yalvarıp yakarmış eline ayağına kapanmış “bana yardım edersen bir tek sen edersin” demiş ağlayıp sızlamış Akıl verip yol göstermesini hatta daha ileri giderek dua edip büyü yapmasını istemiş Adam laf anlatamayacağını anlayınca kabul edip bir kağıda bir şeyler yazarak çobana vermiş Sıkı sıkı da tembih etmiş: “bu kağıda yazdığım dua sayesinde işin kolaylaşacak ve isteğine ulaşacaksın Ancak eğer isteğin gerçekleşmeden açıp okumaya kalkarsan tüm büyü bozulur Muradın gerçek olup isteğine kavuştuktan sonra okumalısın Sakın söylediklerimi unutma”

__________________
Taklitler aslını yaşatır.
KIPSS.





Ben soğuk değilim, siz cıvıksınız.




.
Jineps isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 0
Henüz kimse konuyu görüntülememiş.
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 03:54