Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Thomas Hill Green ( Filozof )

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Thomas Hill Green ( Filozof ) konusu , Thomas Hill Green ( Filozof ) Thomas Hill Green (1836-1882) Thomas Mil Green, 1836 yılında Yorkshire, Birkin'de parish (bir papazın idearesindeld bölge) rektörünün oğlu olarak doğdu. Rugby'den Oxford Balliol Koleje ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 16.04.2014, 02:04   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
alarm Thomas Hill Green ( Filozof )



Thomas Hill Green ( Filozof )




Thomas Hill Green (1836-1882)


Thomas Mil Green, 1836 yılında Yorkshire, Birkin'de parish (bir papazın idearesindeld bölge) rektörünün oğlu olarak doğdu. Rugby'den Oxford Balliol Koleje gitti. Yaşamının geri kalan bölümünü orada öğrenci, öğretmen, profesör olarak geçirecektir. 1878'de Ahlak felsefesi profesörü seçildi. 1882'de ölene dek bu görevi sürdürecektir. Green, akademik görevlerinin yanı sıra, kendisini eğitimsel, politik ve toplumsal etkinliklere a-dayacakur. Bunları yaparken her zaman için düşük sı*nıflara sıcak bir sempati ile yaklaşacak ve demokrasiye olan inananı koruyacaktır.

çocuğudur yalnızca: doğal kuvvetlerin yalnızca bir ürünü olan insanın, kendisinin de dahil olduğu güçler kuramı açık*lamasını nasıl bekleyebiliriz? insan, tinsel bir oluştur ve do*ğal olayların fenomenal dizisinin bir üyesi değildir. Onun içinde doğal olmayan bir ilke vardır ve bu ilkenin özel işlevi, olanaklı bilgiye karşılık olmaktır. Büginin temelini oluşturan tinsel ilke aynı zamanda törel bir işleve, ahlak idealinin bi*linçliliğine ve insan ediminin gerekirciliğine sahiptir. Böyle bir tinsel kendi düşüncesi olmadan, bilgi ya da ahlak olamaz.

Metafizik
Doğal bilim, gözlem ve deneyim ile doğrulanabilir olgu maddeleri ile fenomenal, zamansal ve uzamsal ile ilgilenir. Felsefe ya da metafizik, tinsel ya da noumenal ile, bu olgula*rın vurgulandığı ilkeler ile ilgilenir. Görgücüler ve evrimcile*rin hatası, onların bu düzenin ürünü olarak fenomenal düze*ni oluşturan tinseli kabullenmeleridir. Tinsel ilkenin bir bir*leştirilmesi, düzenlemesi, olmadan doğa bilgisi olamaz; bu*nun ötesinde doğa düzeninin kendisi, aynı ilkenin bir ürünü*dür. Doğa çok katlıdır ve buna karşın içinde bir birlik vardır. Doğanın birliğinin kaynağı, öz-bilinçliliktir ve böylece doğa bir bütün olarak, tinsel bir evren, sonsuz bir zihinsellik ile ola*naklı ilgili olguların bir dizgesidir. Dünyanın varlığı, onun bil*gisinde olduğu gibi, bir tüm-birleşen bilinçliliği sınamaktadır.

İnsanın Doğadaki Yeri
İnsanın böyle bir evrendeki yeri nedir? İnsan, bir bilen, özbilince sahip bir olgu olarak, özgür etkinlik olarak varol*maktadır —bu, zaman içinde olmayan, doğal olayların zinci*ri içinde bir halka olmayan bir etlkinliktir. Kendisinden başka önceli yoktur. Öz-bilinçliliğin bir çıkış noktası yoktur. O, hiç- bir zaman başlamamıştır çünkü o olmadığında zaman diye birşey yoktu. Beyin, sinir ve dokuların tüm oluşumu, yaşam ve duyumun tüm işlevleri, tüm zihinsel tarihimizin ardışık fenomenlerini içerecek, evrensel bilinçlilik ile belirlenmiştir. insan bilinçliliği, evrensel zihinin bir kopyasıdır, en azından sentetik ve kendini ortaya koyan bir yapıya sahiptir. Gre-en'in düşüncesine göre, evrim kuramı bu görüşle çelişmez, insan organizması, hayvandan meydana gelmiş olabilir; hay*van organizması ise doğal organik işlevler aracılığı ile kendi*sini yeniden üretmiş ve meydana getirmiş sonsuz bilinçlili-ğin böyle bir şekilde sayısız nesli içinde değişikliğe uğramış olabilir. Bu, özgün tinsel ilkenin sonucunun değerini azalt*maz: tüm fenomenal düzen, insanın zihninde ve bilinçliliğin-de toplanmış olan biyolojik evrimin tüm ardışıklığı da dahil olmak üzere, sonsuz ve evrensel öz-bilinçliliğin bir meydana gelişidir.

Green, izlenim ya da duyumların yalnızca bir ardıllığının bilgi olmadığını göstermiştir; bu bilgi, bu duyumların dü*zenlediği bir birleşen kendi olmadan olanaklı değildir. Ben*zer olarak, hayvanların istekleri, içtepileri ya da iştahları in*san edimi oluşturmazlar; bu yalnızca bir öznenin bilinçli ola*rak kendisi için bu tür isteklerde bulunmasıyla olabilir. Bir iş*tah ya da hayvan isteği, doğal bir olaydır, ve özbilinci olan bir özne onu kendisine sunmadıkça, onu benimsemedikçe ve kendisini onunla özdeşleştirmedikçe ve kendi idealinde ger*çek varlığını ortaya koyma çabasmda bulunmadıkça gerçek bir motive (güdülenme) olmayacaktır. Yalnızca bir hayvan iş*tahı tarafından ortaya konmuş bir edim, insan eylemi ya da davranışı değildir. Bir kişi bilinçli olarak, içtepi ya da tutku*larının biri ile kendini özdeşleştirdiği zaman, doğal arzusu*nu istence dönüştürmüş olacaktır. İrade (volition) bir kişinin, gerçekleşen ideal kendisi ile kendisini gerçekleştirmesidir. Kuşkusuz bir kişinin ideal istenci, onun içsel yaşantısının geçmiş tarihine ve dışsal koşullara, duyumlara ve edimlere bağlıdır: bu anlamda, Green determinizmi (gerekircilik) ka*bul etmektedir. Ancak geçmiş deneyimi nedeniyle, kendisi için ideal bir nesneye ve böylece edinmelinin yazarına sahip olacaktır. Bu durumda o, onun şimdiki davranışlarını yön*lendiren ideallerden bütünüyle sorumludur. Bunun ötesin*de, kendisi için üstün bir ideali zihninde canlandırır ve gele*cekte, şimdi olduğunda daha iyiye sahip olacağı arayışı için*de bulunur. Bir insan, bu derin duyum içinde özgür istence sahip olacaktır.

Törebilim
İnsanın, kendisi için daha iyi bir durumu kavrama yete*neği ve bu durumu gerçekleştirmesi onda bir ahlak oluşumu sağlayacaktır. O, bu yeteneğe sahiptir çünkü bir öz-bilinç öz-nesidir, sonsuz öz-bilinçliliğin bir yeniden ürelimidir. Bir bi*reyin, kendisinin daha iyi bir duruma sahip olmasının idea*linin kaynağı, Tanrı zilıninde varolan mutlak bir idealdir. İn*sanın mutlak olarak arzulanabilen bu idealle paylaşımı, in*san yaşamının ahlak boyutunu ortaya koyacaktır.
Bu durumda, ahlakı iyiliğin içeriği nedir? Gerçek iyilik, gerçek bir tatmin bulabilen bir ahlak aracının çabası içindeki bir sondur. Onun temel özü, gerçek istenci koşulsuz bir iyi*liktir, mutlak olarak bir değere sahiptir ve mutlak olarak ar*zulanır. Bu durumda, insanın kendi içinde, mutlak olarak ar*zulanan birşeyler düşüncesine sahiptir. Bu kendinin, çok sa*yıda merakı vardır. Bunlar diğer insanlardaki meraklan da içerir. Diğer insanlar, benim kendim için yaşadığım son için*de bulunurlar. Ben bunları, insan kişiliğinin gerçekleşmesi*nin en yüksek iyisi olarak değerlendiririm, —bunlar ister kendim içinde, isterse diğerlerinin içinde olsun— insanın kendisini yetkinleştirmesi ile ilintilidir. Bu amaca ulaşabil- mek için, aynı amaca ulaşmak için diğer kendilere yardım et*mem gerekir. Ahlaksal ideal, bir mutlak ve ortak iyidir, be*nim için ve diğerleri için iyidir. Mutlak iyi, kişisel ahlaklılığın idealim kuşatır ve toplum içinde herkesin kendisi için iste*diklerini, komşusu için de istemesine yol açar. Tüm ussal dü*şünce, kendi yetkinliğini sağlama isteği içinde olacaktır. Green, diğerleri içinde kendini gerçekleştirme içinde kuşatıl*mış olarak ahlak idealinin tanımlamasını yaparak egoism (beniçincilik) ve altruism (özgecilik-hiçbir çıkar düşüncesine dayanmayan duygu) arasındaki çelişkiyi çözmüştür.

Ahlaklılığın kaynağı, atalarımızın otoriter gelenek ve ka*nunlarının izlerini taşımaktadır. Green, bu tarihsel olguyu kabul eder fakat kanun ve geleneğin, çıkış noktası olarak us*sal oluşların, ideallere sahip oluşların ürünleri olduğunda di*retmektedir. Bireyler, kendilerini kanun ve geleneklere teslim ederek, bu davranış biçimlerinin değerini pekiştirirler. Green, genetik ve evrimsel davranış kuramım kabullenme eğilimindedir fakat davranış evriminin, bizim davranış ide*allerimizin ussal bir kaynağı ile belirlendiğini düşünür. Dav*ranış idealleri, bir tarihsel oluşum ürünleri değildir; onlar, aşkın bir kaynaktan tarihsel dizilere girerler.
Ahlak ideali çıkış noktası olarak, bireyin üzerine bağlı olan bilinçsiz bir talep olarak hissedilir. Bu, bireylerin arzula*rı ile paylaşılan bir taleptir. Aile, kabile, devlet gibi kurum*laşmalar bireylerin davranışlarını belirleyen olgular olarak karşımıza çıkmaktadır. Kurumlaşmanın doğal gelişimi üze*rindeki düşünce, talebin daha yetkin bir yapıya sahip olma*sında etkili olacaktır.

Biz, mükemmel bir yaşamın tam bir ideasına sahip deği*liz, fakat ideal, insanın toplum içindeki yetkinliğinin ve tüm insanoğlunun yetkinleşmesini kuşatacaktır. Böyle bir yaşam, uyumlu bir istencin ifadesi olmalıdır, bu her birinin istenci olan, tümün bir istencidir: bir adanmış istençtir. Adanmış bir istenç (A devoted will), Green tarafından soyut bir şey olarak değil, iyilik etkirdiğinin tam bir dizgesi olarak algılanır. 0, anlamlı bir davranış ideali tarafından desteklenir. Bunun öte*sinde, Green, güdülerin ya da onu yansıtan karakterin bağlı olduğu bir edimin ahlak değerini göz önünde bulundurur. Gerçek bir davranış güdüsünün her zaman için, ahlak edim*leri oluşturacağım düşünmektedir.

Green, iyiliğin toplumsal türünü yüceltir ve döneminin ruhunu yansıtır. Bu, orta çağ kültürü içinde yaşadığımız din*sel bir iyilik türüdür. Bize, kalbimizin tinsel bir edim içinde Tannya yükselmesinin yollarım anlatmaktadır. Bu bir kişisel kutsanmışlık idealidir. Bu uğraşın, yaradılıştan gelen bir de*ğeri vardır. Bu, onun geUşiminin ötesinde bir sonuçtur. Bir iyi istencin pratik ifadesi, araç olarak bir ek değere sahip olacak*tır, çünkü sonuçta insan toplumunun iyileşmesi yaşanacak*tır. Bütün bu iyüeşmenin nihai amacı ve değerlendirmesi, kutsal bir kalptir; insanoğlunun yüce değeri, insanın kendi yetkinliği içindeki kendisidir. Pratik türün ya da daha sorgu*layıcı veya bilinçli Tanrıyı arama türünün iyiliği, yaradılıştan gelen bir değerliliğe sahiptir, insanoğlunun karakterinde, kalbinde ve istencinde bulunur. Green, toplumsal iyileşme*nin eriği ile kutsallığın eriği arasındaki belirgin uyuşmazlığı gidermeye çalışacaktır.


Green'in esas törel öngörüsü, aşağıdaki gibi özetlenebilir: tüm toplumsal reformların amacı, herşeyden önce, insanoğ*lunun tinsel alandaki yetkinliği ve karakter ve ideallerin ge*Uşiminin sağlanmasıdır. Green, idealini dinsel öğelerin yer aldığı bir dilde ifade eder: bu yetkinliğin kutsallığından bah*setmektedir: kutsal idealini çok yüksek bir değere sahip an*lak durumu olarak değerlendirir. Tüm davranış uğraşının sonuç amacı, insan ruhunun tutumunun gerçekleştirilmesi, insanın kişiliğindeki soylu bilinçlüiğin ortaya çıkarılmasıdır. Toplumsal reform iyi bir şeydir fakat toplumsal reformun, yalnızca fiziksel uygunluk ve maddesel tatminin aertmasının ötesinde bir sonuç ve değerlendirmeye gereksinimi vardır. İnsan bedenini beslemek ve barındırmak yeterli gözükmektedir. Fakat en yüksek noktada şu soru ortaya çıkmaktadır: bu bedenlerin içinde ne tür ruhlar bulunacaktır?

__________________
Sezqin-X- isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Sezqin-X-
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 15:10