Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Tarihin Terazisi

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Tarihin Terazisi konusu , Tarihin Terazisi Şehrin her yanına yayılmış perişan haldeki Suriyeliler bize ne anlatıyor? “Suriyeli” bugünlerde mülteci anlamına geliyor. Oysa tarih bir tezatı barındırıyor. Suriyeliler aslında tarihi kuranlar ve uzun bir süre ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 21.09.2015, 17:03   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Tarihin Terazisi



Tarihin Terazisi



Şehrin her yanına yayılmış perişan haldeki Suriyeliler bize ne anlatıyor? “Suriyeli” bugünlerde mülteci anlamına geliyor. Oysa tarih bir tezatı barındırıyor. Suriyeliler aslında tarihi kuranlar ve uzun bir süre de efendisi olanlardır. Sefalet içerisinde sokakta yaşayan insanlar üç bin yıl tarihe hükmetmiş bir coğrafyadan geliyorlar. Onlar yazı, tarım, şehirleşme, hukuk, sivil düzen gibi pek çok gelişmenin mimarıdırlar. Bu süreç Amerika’nın iki yüz yıllık tarihi ve teknolojik oyuncaklarına nazaran epey etkileyici bir kayıttır.

Efendilikten mülteciliğe geçiş nasıl olur? Tarihin bir dengesi var mıdır? Biraz metafizik bir hayal olacak, ama dengeyi sağlamaya çabalayan tarihi bir teraziden söz edebilir miyiz? Bu romantik bakış vasıtasıyla Toplumun Yok Oluşu’nda eşitlik arıyoruz. Temel bir fizik kuralını tamamen metafizik bir teraziye alet ediyoruz. Neden yok oluyoruz? sorusunu özelden genele doğru çözmeye çabalıyoruz. Bir insanın neden yok olduğunu çözerek bir toplumun yok oluşunu anlamaya çabalıyoruz. İnsanlığın tarihini insanda arıyoruz.

Yok oluşun kaçınılmaz olduğunu biliyoruz. Her şeyin bir ömrü var. Yalnız özelde ömürler farklı süreler edinmekte. Evrenin yok oluşuna kadar olan sürede gezegenler, gezegenlerin yok oluşuna kadar olan sürede de türler ayrı hayatlar sürmekte. İnsan türü içerisinde bireyin ve büyük birey olarak düşünebileceğimiz kültürlerin de ömürleri çeşitlenmekte. Bu yazıda büyük birey olan kültürlerin ya da anlayışınıza göre ülke, devlet ya da toplulukların hayatını sorguluyoruz. Toplumların hayatından yola çıkarak yazıların nihai hedefi olan insan toplumunun bir manzarasını görmeye çalışıyoruz. İnsan toplumu yok oluyor, onun içerisindeki farklı topluluklar neden ve nasıl yok oluyor? diyerek kalıpları ve örnekleri anlamaya çalışıyoruz.

Tarihin bir terazisi var mı? Bir denge kuruluyor mu? Bunu sorgulamak için öncelikle tarih okumak gerekiyor. Tarihin de milli veya hümanist nitelikte olanı değil, yeryüzü tarihi gerekiyor. Dengeyi sadece insanlıkta değil dünyanın fiziksel koşullarında da tespit edebilmeliyiz. Mesela gezegenin yok oluşunu doğuşuna tezat olarak incelemeli ve insanlar arasındaki terazinin nesnel bir temelini evrensel kurallarda görebilmeliyiz. Bir kişinin hayatını göreli biçimde anlatması gibi, insanlığın da anlattıklarının göreli olduğunu düşünmeliyiz. Toplumun gerçek bir manzarasını edinmek için resmi insanlık tarihinden de azat olmalıyız. Mesela şu bizim “akıllı insan” anlayışını sorgulamalıyız.

İnsan gerçekten de akıllı mıdır? Neden sadece biz akıllıyız? Çağdaş toplum bu soruları saçma bulmaktadır. Diğer canlıları öldürüp yiyebildiğimiz ve kendimizden başka kimseyi anlayamadığımız için akıllı olduğumuz savunulmaktadır. Çevremizden bir kişi yalnızca kendisinin akıllı olduğunu savunsa yadırgarız. Zekası ile övünenleri kibirli olmakla suçlarız. Halbuki bizim de hayat içerisinde yaptığımız bundan farklı değildir. Bu davranış elbette tepkisini getirmektedir. Başkalarını yok sayarak insanlık kendini yok etmektedir.

Hayati dengeyi kaybetmiş olmalıyız. Bir tür neden diğerinden üstün olsun? Neden bir millet diğerlerinden daha üstte yer alsın? Bir kişi toplumun diğer üyelerinden daha yüksek olabilir mi? Olmaktaysa bunun bir denge unsuru yok mudur? Zeki olmak isteyen insan aptallığı da kabullenmektedir. İnsanlık olarak zekamızla övünürken kaynakları israf edip yok oluşa doğru koşmamız bunun kanıtıdır. Ne kadar akıllıyız ki bunu fark bile edemiyoruz. Aklımızla övünürken yaşamayı unutuyoruz ve terazinin yalnızca bir tarafına yükleniyoruz. Yalnız öbür tarafın ağır geleceğini gözden kaçırıyoruz.

Şu bizim hızlı yok oluşumuz tarihteki medeniyetlerin yok oluşuna benziyor. Her devlet yükselmiş, duraklamış ve çökmüştür. İnsan da doğmuş, büyümüş, olgunluğa erişmiş ve ölmüştür. Hayatın kaçınılmaz döngüsü içerisinde “zaman” dikkat çekmektedir. Asıl sorun ne kadar uzun sürede yok olacağımızdır. Halihazırda mutlak olan hızlı tüketimle yakına gelmektedir. Toplumun yok oluşu çağdaş hızlı yaşam sonucunda yaklaşmaktadır. İnsanlık olarak acele gidişimizi anlamak için yazıyorum. Hayata dair bir sürü sorumuz varken kaybolup gideceğiz. Yine de görsel olarak etkileyici biçimde yok olacağız. Bu da bir şey.

YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Papatya, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 00:17