Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı konusu , Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı Aslında; yazı yazmadan önce yaşadığım ve hissettiğim sizinle çok özel bir duygu ve düşüncemi paylaşmak istiyorum: yani, “Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı” başlığını duyunca, “Felsefe” ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 21.12.2015, 01:02   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı




Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı





Aslında; yazı yazmadan önce yaşadığım ve hissettiğim sizinle çok özel bir duygu ve düşüncemi paylaşmak istiyorum: yani, “Gençliğin Yunus Emre Felsefesine Bakışı” başlığını duyunca, “Felsefe” kelimesini “Yunus Emre”nin yanına yakıştıramadım. İngilizce “Philosophy” kelimesinin Türkçe karşılığı “Felsefe” denince; akla ve mantığa dayanarak adeta kalb ve ruhu maddileştirmeye çalışan bir düşünce akımı, aklıma gelmektedir. Oysa; Yunus Emre ve hatta Mevlana’yı incelediğimizde ise, tamamen kalb ve ruhtan beslenen bir bakış açısıyla karşılaşırız. İbn-i Rüşd, İbn-i Sina, Farabi gibi İslam bilginleri, bu yüzden “felsefe” yerine “hikmet” kelimesini seçmişlerdir. Nitekim; “hikmet” kelimesi de Türkçemize “bilgelik” olarak çevrilmektedir ki, hem Yunus Emre’mizle, hem de Mevlana’mızla tamamen örtüşmektedir. Yunus Emre, kendisinden önce, İran’dan Anadolu’ya (şimdi kabrinin ve türbesinin bulunduğu Konya’ya) gelen, çağdaşı Mevlana’yı şöyle övmektedir:

“Mevlana Hüdavendigar bize nazar kılalı,

Anun (onun) görklü (gösterişli) nazarı gönlümüz aynasıdır.”

Köstendilli Süleyman Şeyhi’nin Bahrü’l-velâye’sinde anlattığı menkıbede zikredilen Türkmen kocasının (kocamış insanının), Yunus Emre olduğunu kabul edenler bulunmaktadır: “Genç Yunus Emre, sık sık Mevlâna’nın yanına gider, bir zaman kaldıktan sonra geri döneceği zaman Mevlâna, onu kale kapısına kadar giderek uğurlarmış. Mevlâna’nın müritleri, bu duruma şaşıp kalırlarmış. Bir gün sükûtu bozarak, Mevlâna’ya bunun sebebini sormuşlar. O da; – İlahi menzillerin hangisine çıktımsa, bir Türkmen kocasının izini önümde buldum. Onu geçemedim, demiş.” Diğer taraftan; Yunus Emre’nin şiirlerini topladığı Divan’ı ve Mesnevi biçiminde, aruz ölçüsü ile yazılmış Risalet-ün Nushiyye (Öğütler Risalesi) adlı şiir kitabı bulunmaktadır. İşte, Yunus Emre; bir şiirinde, -ister tevazu deyin, ister gerçek deyin- Allah’a şu duayı yapar:

“Ne ilmim var, ne tâatım,

Ne gücüm var, ne tâkatım,

Meğer Senin inâyetin,

İde yüzüm ak, Çalab’ım!”

Öyle veya böyle; aynı asırda yaşamış bu iki insanın birini, diğerinden üstün tutmanın doğru, haklı ve anlamlı olamayacağı muhakkaktır. Her ikisi de tevazu ve alçak gönüllüğü prensip edindiğinden, aynı hedefe gitse de iki ayrı kulvarda yarışan, hikmet ehli iki bilgedir. Biri tasavvufu bir öğreti (Mevlevilik) ve okul (dergah) çapında kurumsallaştırırken Farsça ile havassa (üst düzey insanlara) seslenmiş; diğeri öz Türkçesiyle yaşadığı halkın arasında avama (halka) hitap etmiş ve Anadolu’yu karış karış gezmiştir. İkincisi tahmin edeceğiniz gibi Yunus Emre’dir ve değil Anadolu, belki Azerbaycan, O’nu sahiplenmektedir. Bu itibarladır ki, Yunus Emre’nin mezarı olduğu iddia edilen pek çok mezar ve türbe vardır. Bunlar; Eskişehir’in Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy; Karaman’da Yunus Emre Camii avlusu; Bursa; Aksaray ili Ortaköy ilçesi; Ünye; Kula’da Emre köyü; Erzurum Tuzcu (Dutçu) köyü; Isparta’nın Gönen ilçesi; Afyon’un Sandıklı ilçesi; Sivas yakınında yol üstünde bir yer veya Tokat’ın Niksar ilçesi, hatta Azerbaycan’da Şeki şehrinde de bulunduğu iddia edilmektedir.

Buraya kadar Yunus Emre’nin hikmet dolu söz (şiir) ve düşüncelerine ve tabii bugüne bakan yönlerine doğrudan yer veremedik, çünkü buraya kadar O’nu nasıl anlamamamız gerektiğine değindik. Yani; O’nun söz ve düşüncelerinin “felsefe” değil “hikmet” olarak algılanması gerektiğini, çünkü onların “akıl”dan daha çok “gönül”lere hitap ettiğini, sadece “maddi” değil “manevi” dünyamızı da aydınlatmaya çalıştığını vurguladık. Sıra O’nu tanımaya ve O’ndan almamız gereken derslere geldi. Yine konuya girmeden bir hususu açığa kavuşturmak isterim; yani çocukken Yunus Emre ismini duyunca, Emre kelimesinin O’nun ikinci ismi olduğunu sanırdım. Ancak; Emre’nin, Türkçede “Âşık” anlamına geldiğini daha sonra öğrendim. Hatta etimoloji denilen dil kökenbilimine göre, bu kelimenin İmre kavramı ile bağlantılı olduğu kabul edilmektedir. Türk-Moğol dil bütününde ilaç, ağız, dişilik, işaret bildiren Emremek/İmremek fiilinden türediği belirtilmektedir ve Emre kelimesi de âşık manasını taşımaktadır. Buna göre; kelime, Amrağ/Amra/Emre dönüşümüne uğramıştır. Nitekim; Anadolu’da “imremek” ve “imrenmek” fiilleri, “bir şeyi çok sevmek, gıpta etmek, aşırı istek duymak” manaları taşır. Diğer bir örnek olarak Taptuk Emre diye bilinen bilge, mutasavvıf Bektaşi dervişi ve Yunus Emre’nin de mürşididir. Taptuk Emre gibi Yunus Emre de Hak aşığıdır ve hayatları boyunca amaçları, halk arasında bu aşkı tutuşturmaya çalışmaktır. Yunus Emre’de bu aşk ve sevginin desteği, temeli ve payandası ise hoşgörü ve müsamahadır. O çok meşhur dörtlüğünü bilmeyen var mı?

“Elif okuduk ötürü,

Pazar eyledik götürü,

Yaratılanı hoş gör,

Yaradan’dan ötürü.”



Yine Hak sevgisinin göstergesi olarak insanların kalbini kırmamayı, Allah’ın tahtı ve nazargâhı olan gönül yıkmamayı öğütler:

“Ak sakallı pîr (yaşlı) hoca, bilemez hâli nice,

Emek yimesün hacca, bir gönül yıkar ise…

Gönül Çalab’ın tahtı, Çalab gönüle baktı,

İki cihân bedbahtı, kim gönül yıkar ise…

Bir kez gönül yıktın ise, bu kıldığın namaz değil!

Yetmiş iki millet dahî elin yüzün yumaz değil!..”

Mevlana; aşağıdaki Farsça dizelerde, gönlün önemini öyle güzel akla yaklaştırır ve aklı ikna eder ki, bu aşıkların her birerlerinin aynı besteyi terennüm ettikleri ve aynı mesajı verdikleri kolayca anlaşılır:

“Dil be dest âver, ki Hacc-ı ekber-est, Ez hezârân Kâbe, yek-dil Behter-est,

Kâbe bonyâd-ı Halîl-i Âzer-est, Dil nazargâh-i Celîl-i ekber-est.


(Gönül yap ki gönül yapmak, en büyük Hac demektir. Bir gönül, binlerce Hac’dan iyidir. Zira, Kâbe’yi Hazreti İbrahim yapmıştır, sonuçta insan yapısı, taş bir binadır. Oysa gönül, Hakk’ın bakış kapısıdır).

Yunus Emre’nin bu sevgi mesajı sadece Anadolu’da ve yurdumuzda değil, uluslararası camiada da makes bulmuş, yani inikas etmiş, yansımış ve ilgi görmüştür: Birleşmiş Milletlerin kültür kuruluşu olan UNESCO, 1991 yılını bütün dünyada “Yunus Emre Sevgi Yılı” olarak kutlamıştır. T.C. Merkez Bankası, 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıkardığı 200 (İki yüz) Türk Liralık en değerli banknotun mor renkli arka yüzünde, Yunus Emre’nin bir portresi bulunmaktadır. Son günlerde adeta slogan haline gelen popüler bir ifade var: “Yetmez ama evet!” Evet, Yunus Emre’nin sevgi ve hoşgörü mesajı için ne yapılsa azdır. Yapılacak her şey, sadece Yunus Emre’ye vefa, minnet ve şükran borcumuzun gereği değil, eskilerin “Saadet-i dareyn (İki yer mutluluğu)” dediği hem bu dünyada, hem öbür dünyada tüm insanların ihtiyacı olan huzur, mutluluk, barış ve kardeşliğin de bu formül ve anahtarlara bağlı olmasındandır.

Sonuçta; sevgi ve hoşgörü ile simge haline gelmiş ilk ismin kim olduğunu, dünyada edebiyat, kültür ve tarih bilgisi olan herhangi bir kişiye sorsanız, muhakkak Yunus Emre cevabını alırsınız. Ne acıdır ki; ülke olarak, 13. Yüzyılda yaşamış Hak ve halk aşığı bu insana sahip olmamıza rağmen, 8 asırdır hala sevgisiz ve hoşgörüsüz yaşamamıza anlam veremiyorum. Demek ki biz, O’nu anlamakta, hala kabukta kalmış, öze inememiş; surete takılmış, manaya ulaşamamışız. Geçenlerde şahit olduğumuz üzere; Diyarbakır’da bir grup öğrencinin İstanbul’da denizi görmesinin sansasyonel bir haber olarak duyurulması, esasen bunun da hazin bir göstergesi değil midir?

__________________
Kadının gücünü
Hafife Alma.








Her Yol Sana Çıkar
Galatasaray !


EbruLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
EbruLi, Mithrandir
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:31