Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Hayvan Manyetizması

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Hayvan Manyetizması konusu , HAYVAN MANYETİZMASI-ANIMAL MAGNETISM İnsanlığın psikolojik tarihinde, ruhsal hastalıkların kötü ruhlar ve cinler tara*fından yaratıldığı, dolayısıyla bunların egzorsizm (exorcism) ile tedavi edildiği dönemlerden Dinamik Psikoterapi'ye geçiş hiç de kolay olmamıştır. Dinamik ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.12.2013, 23:59   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Post Hayvan Manyetizması



HAYVAN MANYETİZMASI-ANIMAL MAGNETISM
İnsanlığın psikolojik tarihinde, ruhsal hastalıkların kötü ruhlar ve cinler tara*fından yaratıldığı, dolayısıyla bunların egzorsizm (exorcism) ile tedavi edildiği dönemlerden Dinamik Psikoterapi'ye geçiş hiç de kolay olmamıştır.
Dinamik Psikiyatri'nin başlangıcı, 1775 yılında bir hekim olan Mesmer ile hastalık yapan ruhları çıkartıcı (exorcist) arasında bir yüz yüze gelme ile başla*mıştır denilebilir. O yıl, yüzlerce fakir-zengin, asil-köylü vatandaş, aralarında bir sürü hasta, Württernberg Eyaletinin küçük Elhvangen kentine, zamanın en ünlü şifacılarından biri olan Peder Johann Joseph Gassner'i görmeye gelmişti. Gassner orada, he tür kilise mensubu ve doktorların huzurunda, ruhsal dualarla (exorcism) birçok hastaları şifaya kavuşturdu.. Pederin sözleri ve hareketleri ke*lime be kelime saptanmış, şahitler tarafından imzalanmış ve noterlikçe onaylanmışlardır. O cübbesini giyip koltuğuna oturduğunda ve hasta onun önünde diz çöktüğünde, olmayacak mucizeler yaratırdı.
Abbe Bourgeois şu notları yazıyor:
"İlk grup hastalar, epileptik nöbetleri nedeniyle kiliselerinden ayrılmak zo*runda kalmış iki rahibe idiler. Gassner onlardan birincisinden önünde diz çök*mesini istedi; ismini, hastalığının türünü ve kendisine ne emrederlerse yapacağı*na rıza gösterip göstermeyeceğini sordu. "Evet" cevabını alınca, Gassner latince konuşmaya başladı: ".. Eğer bu hastalıkta 'doğa ötesinde' (preternature) bir nite*lik varsa, Hazreti İsa namına, onun kendini göstermesini emrediyorum.." Hasta derhal konvülziyon'lar sergilemeye başladı. Peder ondan sonra hastaya üzüntü, saflık, titizlik, hiddet ve hatta ölümün dış göstergelerini aksetmesini emretti. Hasta, tüm bunları yerine getirdi. Gassner ilave etti: "Eğer bir şeytan bunu aynen böyle yapmaya şartlanmışsa, bunları ortadan yok etmek çok kolay olacaktır.." diye telkinde bulundu. İkinci rahibeyi de aynı şekilde tedavi etti ve ona sordu: "hiç ağrı duydun mu?", "hemen hemen hiçbir şey", dedi öteki. Sonra Gassner, ileri derecede melankolik olan yaşlı bir hastayı da, onun melankolisini de ortaya dökerekten tedavi etti.."
Peder Gassner (1727-1779), Batı Avusturyanın dağlık Vorarlberg Eyaletinin Bruz köyünde dünyaya geldi. 1750'de papaz oldu. 1758'den itibaren İsviçre'nin Klösterle yöresinde rahiplik yaparken kendisi şiddetli başağrılarından ve başdön-melerinden ıstırap çekmeye başladı. İçindeki şeytanın bu oyunu ona oynadığına inanarak, kilisede halkı toplumsal dua ve günah çıkarmaya davet etti. Kısa za*manda kendi problemleri ortadan kalkınca, yavaş yavaş, 'erzorsizm' yoluyla, başkalarının problemlerini çözmeye başladı. 1774'de Countess Maria Bernardine von Wolfegg'i tedavisi, onu şöhretinin doruğuna çıkardı.

Ona göre iki grup hastalıklar mevcuttu; birincisi "doğal" (natural) olanlar. Bunların tedavisi doktorlara aitti. İkinci grup ise "Doğa-ötesi" (preternatural) idi ve üç alt-gruba bölünüyordu:
'circumsessio' (şeytan tarafından nedenlenen ve doğal bir hastalığı taklit
eden tip),
(2) 'obsessio' (büyü'nün etkisiyle oluşan tip) ve
(3) 'possessio' (açık şeytani iyelik, sahip olma)
Bu sonuncusu en fazla görüleni idi. Her vak'ada Gassner ilk kez hastanın Hz. İsa'ya olan inancının, onun hastalığının tedavisinde en önemli faktör olduğunu-söyler ve "deneme ergorsizmi" (exorcismus probativus) uygulanması içn izin is*terdi. Ondan sonra şeytanı, hastalığın arazlarını sergilemeye davet ederdi. Eğer semptomlar ortaya çıkarsa, onlar tedavi edilmiş sayılırdı. Eğer hiçbir semptom ortaya çıkmazsa, Gassner o hastaları 'organik' tedavi için hekime havale ederdi.
Görülüyor ki Gassner, hem ortodoks katolik kilisesi ve hem de hekimlik açı*sından dürüst, hilesiz ve hürmete değer bir ödev yapıyordu. Mamafih, bu dü*rüstlüğe uluslararası epidemik bir şekilde yayılan ününe karşın, Gassner'e karşı cidi bir direnç başlamıştı. Neden?
O zamanlar, yani 1775 Avrupa'sının politik yapısına bakarsak, derebeylik milliyetçiliğine doğru bir gelişim görürüz. İngiltere ve Fransa gibi zaten birleş*miş devletlerin dışında Almanya, büyüklüklri birbirinden farklı 300 prensliğin birarada tutunmaya çalıştığı bir imparatorluk halinde idi. Avrupa Kıt'asmın ço*ğu, Avusturya İmparatorluğunun kontrolü altında idi. Viyana, birinci sınıf bir bi*lim ve kültür merkezi olarak tanındığı gibi, hukuk sisteminin de beşiği idi. Ataik bir sosyal klas sınırları belirlenmiş ve gayet net olarak mevcuttu: asiller, burjuva, köylü ve çiftçiler.
O zamanlar Avrupa yeni bir felsefe sisteminin kasırgasına tutulmuştu: Aydın*lanma (Enlightenment). Bunda esas akıl ve muhakemenin (reason; Kant'ın Ver-nunjt) cehalet, körükörüne geleneklere bağlılık ve batıl şeylere inancın (supersti-tlon) üzerine bir zafer kazanıp, evrensel bir mutluluğa yönelmekti. Batı Avrupa bunu bırakmıştı. Nitekim Fransız ve Amerikan İhtilallerinin oluşumunda bu fel*sefi akımın rolü büyüktür. Avrupanm diğer ülkelerinde bu "akılcılık" felsefesi ile toplumları idare eden grupların usançları arası bir "aydınlanmış muhafaza*karlık" (Enlightened depotism) görüşü hakimdi. Avusturya'nın Maria Theresa'sı, Prusya'nın 2. Frederick'i ve Rusya'nın Great Catherine'i bu ara görüşün tipik temsilcileri idiler. Kilisenin içinde bile bu "aydınlanma", muteber bir konu idi. 'Cadı Avı', 1782'de isviçre'de Glarus'da yakılan Anna Güldi hariç, artık sona eri*yordu.
Bu nedenlerle Regensburg'taki Prens Bishop, 1775 Haziranını da Gassner'i de*netleyerek bundan böyle pratiğini yalnızca Kilisenin göndereceği hastalara sınır*lamasını emretti. Bunu izleyen aylarda birçok soruşturma komisyonları kuruldu ve bunlardan birinin başına da genç bir doktor, Dr. Franz Anton Mesmer getiril*di.
Dr. Mesmer, 23 Kasım 1775'de Viyana'ya geldi ve görkemli seremonilerle, 'animal magnetism' adını verdiği yöntemiyle, ergozsizm yerine, bir parmağını dokunduruvermekle epileptik nöbetleri geçiriverdi. Mesmer, Gassner'in dürüst bir insan olduğunu, fakat onun bu 'animal magnetism' den haberi olmadığını bil*dirdi. Ne yazık ki Gassner'e ne Mesmer'in gösterilerine katılma ve de ne ona ve*ya mahkemeye resmi bir rapor vermesine izin verilmedi. Kıraliyet Mahkemesi Bişopluğa Gassner'in görevinden uzaklaştırılması teklifind» bulundu ve sonuç olarak da Peder, Pondorf adlı küçük bir kente gönderildi. Roma'da da Papa 6. Pi-us, Gassner'in faaliyetlerinin incelenmesini emretti. Sonunda Papa 'egzorsizm'in halen kilisenin mubah işlevselliklerinden biri olduğunu kabulle bunun Katoli-sizm'in sıkı ve değişmez kuralları gereğince uygulanmasını koşulladı.
O zamanlar Dr. Mesmer 43 yaşında, uzun boylu, yakışıklı bir adam olup, geç*mişteki şöhretiyle Fransız Sosyetesinin içinde kolaylıkla yerini buldu. Alman ak*sanı özellikle çekici geldi. İlk partneri cerrah Le Roux'dan çabucak ayrıldıktan sonra, Creteil'deki özel evinde, sonradan da 'Place Vendöme'daki özel köşkünde "manyetizma"sını pratiğe başladı. Şöhreti kısa zamanda etrafa yayıldı ve "Baqu-et" adım verdiği aletle, kollektif bir tedavi yöntemi uygulamaya başladı.
1779 yılında, Mesmer'in 27 noktaya genişlettiği tedavi yöntemi, dört ilkede incelenebilir:
(1) Narin, fiziksel bir 'sıvı', tüm evreni doldurmakta ve insanoğlu ile dünya ve insan ile insan arasında iletişimci bir rol oynamaktadır.
(2) Hastalık, bu 'sıvı'nın insan vücudunda 'eşitsiz' olarak dağılımından oluş*maktadır. Şifa, bu dengenin yeniden düzenlenmesi ile elde edilir.
(3) Bazı teknik yöntemler ile bu sıvı, diğer insanlara da yönlendirilebilir ve onlarda da depo edilebilir.
(4) Aynı ilkelere dayanarak, hastalarda ve şifa bulmuş hastalarda Kriz'ler oluşturabilir.
Mesmer'in doktrin diye adlandırdığı ilkelerini kolaylıkla analiz edebiliriz.
İlkelerden ilki, Frâulein Oesterlin'i tedavi ederken keşfettiği "animal magne*tism" adını verdiği esrarlı sıvıdır. Mesmer, hastalarına yaklaşınca, semptomların nasıl belirdiğine ve o insanın kanının bir yönden diğer yöne nasıl istikamet de*ğiştirdiğine işaret etmişti. Ona göre her insan bu "çekicilik" (animal manyetizm) yeteneğine sahiptir. Gassner'in yeteneği bu hususta ondan yüksekti. Bu, hastalar*da daha azdır, sağlıklı kimselerde daha fazla. (Bu, Polinezyalıların "mana" dedik*leri ve evrensel olduğuna inandıkları, kişiliğe has olmayan insanlarda veya nesneler*de depo edilebilen ve yalnız nesnel etkilerle ortaya çıkarılabilen enerji kavramı ile kıyaslanabilir)
Doktrin'in ikinci elemanı ise bu "çekiciliğin" yapı ve işleyiş şeklini açıkla*maktı. 'Enlightenment'ın bir proteje'si olan Mesmer, "mistik" bir kuramdan çok "mantıki" bir cevap arıyordu. Diğer yandan, Psikoloji henüz bir bilim olarak doğmadığı için, Nevvton'un genel yerçekimi veya elektrik akımı gibi fiziksel bir kavram yönünde düşünmek zorunda idi. Mesmer Tıp'da tez yaparken, tüm ev*rende mevcut bir sıvının bulunduğunu iddia etmişti (gravitato universalis). Bu olay; güneş, arz ve planet'lerin insan vücudu üzerine olan etkilerini de açıklar. Mesmer bu 'sıvı'yı sonraları "genel etken" (general agent) olarak adlandırdı. Bu 'etken', etkinliğini değişik yollarda gösterebiliyordu: mıknatıs, elektrik ve 'ani*mal magnetism'. Bu fiziksel bölüm, Mesmer'in doktrin'inin en zayıf kısmıdır.

Mesmer'in üçüncü öğesi, o zamanlar elektrik alanındaki yeni buluşlara ana-log olarak kullandığı terimlerdir. Mesmer "sıvı"sının 'kutupları', 'akımı', 'deşarjı', 'ileticileri', 'izolatörleri' ve 'akümülatörleri' olduğuna inanmıştı. "Baquet" adını verdiği aygıt, bu sıvıyı konsantre edebiliyordu. Ek olarak, birbirlerini nötralize edebilen 'negatif ve 'pozitif sıvıların varlığını iddia etmişti ki onun takipçileri buna inanmamışlardı.
Dortin'in dördüncü elemanı, Gassner'in pratiğinden ödünç alınmış 'kriz'ler idi. Gassner bu krizlerin hastaya şeytan tarafından sahip çıkıldığının (possessi-on) bir kanıtı olduğuna inandığı gibi, 'egzorsizm' için de ilk adım olarak kabul ederdi. Mesmer'e göre kriz, hastalığın yapay olarak oluşturulmuş bir göstergesi*dir; şifaya ancak bu yolla gidilebilir. Krizler de özeldir, örneğin astımlı bir hasta ancak bir astım krizi ve epileptik bir hasta yalnızca bir epilepsi kriz'i geçirebilir. Mesmer, epilepsi sergileyen çok sevdiği bir hastasının vücudunun alt kısmına bir mıknatıs (magnet) koydu. Bunların hemen ardından hasta, esrarlı bir sıvının vücudundan aşağı akımını hissetti ve sonucunda da birkaç saat süren bir şifa buldu. Aylarca süren bir tedaviden sonra onu tamamen iyi etti ve üvey oğlu ile de evlendirerek onu anne ve zengin bir ev hanımı yaptı.
Mamafih ilk düşkırıklığı kadının bir astronomist olan babası Hell'den geldi: o, manyetleri ilk kez kendisinin icat ettiğini ileri sürdü. Mesmer'in birçok arka*daşları da onun buluşunu onaylayıp ona sırtlarını döndüler.
1775 Haziranında başka bir olay, "Baron Horeczky de Horka" isimli bir Ma*car asili onu Rohovv-Slovakya'daki şatosuna davet etti. Baron, sinirsel spazmlardan ıstırap çekmekte idi ve Viyana'nın birçok meşhur doktorları hiçbir şey yapamamışlardı. Mesmer orada iki hafta kaldı. Baron'un özel öğretmeni ve dil çeviricisi Seyfert'in gözleminde tedaviye başlandı. Onun özel notlarından şunları öğreniyoruz:
"..Mesmer'in gelişinden az sonra hemen tüm şato sakinleri ona yaklaştıkların*da, vücutlarında ağrı veya tuhaf hisler duymaya başladılar. Şüpheci Seyfert'in kendisi bile, Mesmer müzik çaldığında uykulu hissetmişi. Şarkı söyleyen bir ka*dın, Mesmer elini deydirdiğinde, sesini kaybetmişti. Bir salonda hep beraber otu*ranların direk veya endirek olarak kendini görmemelerine karşın, Mesmer diğer bir odadan onlara bir aynaya yansıtılmış imajlarını işaretleyebiliyordu.. Başka bir zaman, iki müzisyen 'boru' (horn) çalarlarken, diğer bir odadaki bir grup insan, onları görmediği halde Mesmer elini borulardan birinin üstünde koyduğu za*man, birtakım semptomlar göstermeye başladı; Mesmer elini çekince de semp*tomlar kayboldu.
".. Mesmer, Baron'un iki krizinin geleceğini önceden söyledi ve iki şiddetli kriz geldi. Fakat Baron, bu tedavi şeklini pek çarpıcı ve dramatik bulduğundan devam etmek istemedi. Bununla beraber, Mesmer ayrılırken, altı hafta evvel işit*me duyusunu kaybetmiş bir köylünün bu melekesini geri getirerek hünerini ka*nıtladı."
Viyana Tıp Dünyası, bu yeni gelişime mesafeli ve hatta karşı idi. Mesmer'in Maria-Theresia Pradis adlı on sekiz yaşında kör bir kızın tedavisinde aldığı rol de büyük gürültüler kopardı. Şöyle ki:
Genç kız üç buçuk yaşmdanberi görmüyordu ve kendini müzisyen olarak ye*tiştiriyordu. Görme yeteneği, ancak kendi kendine yolunu bulabilecek kadar az idi ve ona, Viyana'nın en ünlü hekimleri tarafından en az üç yüz elektrik (stimü-lasyon) tedavisi yapılmıştı. Mesmer araya girdi, kıza uyguladığı bir seri 'manye*tik' tedaviden sonra genç kız gördüğünü iddia etti; hatta ilk gördüğü 'mesmer'in kendisi ve gözlerini rahatsız edecek kadar uzun ve büyük insan burnu' idi. He*kimler Kurulu bunun doğru olmadığını iddia etti. Mesmer ile aile arasında çıkan bir çatışmadan sonra genç kız görme yeteneğini tamamen kaybetti ve hayatının sonuna dek âmâ bir müzisyen olarak yaşadı.
1777 sonlarına doğru Mesmer Viyana'yı terketti. Bir söylenti, onun gitmeye zorlandığıdır. Onun, genç bir hastasına tutulduğu rivayet edilir. Eşi onunla bir*likte gitmedi ve ondan öyle bir daha biraraya gelmediler. Gerçek belki Mes*mer'in hassas ve daha yerleşmemiş kişilik karakterinde gizlidir. Mesmer, kendi söyleyişine göre, "gerçeği bulmak" hususunda umutuzluğa, hatta bir depresyona düşmüştü. Mesmer, aylarca ormanlarda dolaştı, ağaçlarla konuştu ve üç ay, hiç*bir sözcük kullanmaksızm düşünmeye gayret etti. Sonra birdenbire, 1778 Şuba*tında, Mesmer yeni bir ivme ve enerji ile dolu, Paris'e döndü.
Mesmer'in Paris'te bulduğu atmosfer, onun Viyana'da bıraktığından çok farklı idi. Avusturya İmparatorluğu, enerjetik bir hükümet ile idare edilen düzenli bir "Polis Devleti" idi. Viyana'dan kültür bakımından hiç de geri kalmayan Paris, daha gevşek bir idare altındaydı. Kral zayıf, Kraliçe işvebaz ve genel ekonomik durum kritik idi. Çok miktarda para kumar ve sonucu belirsiz işlere yatırılmıştı. "Enlightenment", radikal ve dine karşı eyilimler yayılıyordu. Asiller, klasik gele*neklerine bağlılık gösterirlerken filantropi'ye doğru bir eyilim sergiliyorlardı. Asıl problem, halka bir hizmet verme kaygısının olmayışı idi. Bu arada, ingiltere ile olan savaşta Kanada ve Hindistan kaybedilmiş ve halk merak içinde Amerika*nın Bağımsızlık Savaşını izlemeye başlamıştı. Fransa'da, özellikle Paris'te genel bir psişik bunalım olup halk bir kriz'den diğerine koşuyordu.
O aralarda, önceden bahsettiğimiz Peder Gassner Pondorf, 4 Nisan 1779'da, pek de ileri olmayan bir yaşta (52), olası düşkırıklığmdan öldü. Mezartaşı, la tin*ce uzun bir övgü ve zamanının en meşhur egzorsisti olarak tanımlayan bir yazı taşır. "Enlightenment" periyodunda gelmesi onun için bir talihsizlik idi. Bu da kanıtlıyor ki, 'hastayı tedavi etmek' yalnız başına yeterli gelmiyor, tedavi yön*temlerinin o toplum tarafından da kabulü gerekiyor. İkinci talihsizliği de, Mes*mer ile hemzaman oluşu idi.

__________________


Sultan ŞAH isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Sultan ŞAH
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 06:53