Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Pskilojide Kavramlar

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Pskilojide Kavramlar konusu , Minimax İlkesi Sosyal ilişkileri bir alışveriş gibi kavramsallaştıran bazı teorisyenlere (Thibaut ve Kelley Homans Foa vb .) göre diğeri hakkındaki duygularımız onunla ilişkiden elde edilen kazançlara bağlıdır. İlişkinin kazancı alınan ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.02.2014, 21:17   #101 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar



Minimax İlkesi


Sosyal ilişkileri bir alışveriş gibi kavramsallaştıran bazı teorisyenlere (Thibaut ve Kelley Homans Foa vb.) göre diğeri hakkındaki duygularımız onunla ilişkiden elde edilen kazançlara bağlıdır. İlişkinin kazancı alınan ödüller (maddî kazanç statü ve prestij korunma ve güven duygusu şefkat ve sevgi vb.) ile ödenen pahalar (maddî bedelzaman enerji psikolojik paha ve stres vb.) arası fark şeklinde ifade edilebilir.


Söz konusu teorisyenlere göre insanlar genel olarak kazançlarını maksimum bedelleri minimum kılmak isterler. Ancak bu minimal strateji bir ilişki iki taraf için de doyum sağlayıcı olacak şekilde sosyal norm ve kurallar tarafından dengelenir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:28   #102 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Model


Model istatistiksel anlamda bir şeyin ya da bir sürecin maddi veya sözel temsilidir. Bu temsil genelde mantıksal veya matematiksel bir ifadedir. Modelde temsil edilen veri veya değişkenlerin modelin yansıttığı teori veya hipoteze uygun ilişkiler göstermesi beklenir.

Model kavramı gelişimsel anlamda ise çocuk veya yetişkinlerin davranışlarında örnek aldığı bir başka kişiyi ya da referansı ifade etmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:29   #103 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Moral Kariyer



Moral kariyer terimi Goffman tarafından toplum içinde bireyin davranışlarının sürekli olarak diğerleri tarafından yargılandığına işaret etmek için kullanılmıştır. Moral kariyer kavramı insanın sosyal yaşamının moral bir kariyer gibi görülebileceğini ifade etmektedir.





Moral Taciz


İş yaşamı sorunlarına ilişkin literatürde son yıllarda ortaya çıkan moral taciz kavramı (mobbing) çalışanların iş yerinde maruz kaldıkları moral eziyeti ifade etmektedir. Moral taciz boyutları giderek artan önemli bir iş yaşamı sorunu hatta gözlemcilere göre gerçek bir sosyal patoloji niteliği taşıyor; bir epidemi gibi yaygın ve iş yerlerinin günlük sinsi şiddeti olan moral taciz kendine özgü nedenleri semptomları ve biçimleriyle bir 'iş terörü' oluşturuyor.

Bu nedenle moral taciz konusunda son yıllarda birbiri ardısıra kongreler uzman toplantıları düzenleniyor; iş müfettişleri iş hekimleri psikologlar psikoterapistler tarafından inceleniyor; internet siteleri tartışma platformları kuruluyor.

Araştırmalara göre (Batı toplumları söz konusu) çalışanların yaklaşık % 10'luk dilimi moral tacize uğramaktadır. Tacize en çok maruz kalanlar kariyerlerinin ortasındaki kadınlardır. 40 yaşını geçmiş yalnız yaşayan ve işine çok angaje olanlar moral tacizin ideal hedefleri olarak görünmektedir. Fakat iş yerinde kıskanılan parlak başarılı ve güçlü kişiler de moral tacizin hedefi olabilmektedir.

Moral tacizin nedenleri arasında en çok kâr/kazanç yasası anılmaktadır. Zaman içinde işyeri koşullarının değişmesi yüksek verimlilik ve rekabet arayışı özerkliğin artışı gibi hususlar işsizlik bağlamında çalışanlar üstündeki baskıyı artırmaktadır.

Çalışanları koruyucu yasal mevzuatın işten çıkarmaları zorlaştırması karşısında yöneticiler çalışanları baskı ve moral taciz yoluyla uzaklaştırmaya yönelmektedir. İkinci olarakişyerlerindeki kendi kabuklarından memnun olmayan küçük şeflerin sapık (pervers) eğilimleri önemli bir moral taciz kaynağı oluşturmaktadır.

İnsanın iş anlayışı ve işiyle ilişkisindeki değişiklikler de bunda önemli bir rol oynamaktadır. Legeron'a (2001) göre eskiden insanlar ekmeğini geçimini fabrikada kazanıyordu ve 'ağzım kapatıyordu'. Şimdi insanın evliliğinde ailesinde işinde gelişmesi serpilmesi istenmekte; öz saygı yüceltilmekte ve otoriteye iş kontratıyla ilgili itaat ilişkilerine katlanmak zorlaşmaktadır.

Ayrıca geçen yüzyılda iş koşullan şimdikinden çok daha kötü olmakla birlikte çalışanlar arasında bir sınıf dayanışmasının olduğu; tacize eziyete maruz kalanlarda 'diğerleriyle aynı gemide olma duygusu'nun bulunduğu ve sendikaların da kendi rollerini oynadığı ve bütün bunların sonucunda tacizin aynı şekilde algılanmadığına ya da tacize daha kolay tahammül edildiğine işaret edilmektedir (Muller 2002).

Moral taciz kendini farklı biçimlerde göstermektedir: Binlerce ücretli iş hekimine iş müfettişine sendikalara gelerek iş yeri koşullarına dayanamadıklarını söylüyorlar. Belirtilen taciz şekilleri geniş bir yelpaze oluşturuyor: Aşağılanma hakaret iğneleme zam veya izin verilmemesi keyfi olarak çalışma saatlerinin değiştirilmesi yapılan işin beğenilmemesi sürekli hata veya eksik aranması bir kenara itilip bırakılma ilgisizlik dışlanma soyutlanma vb.


Sorunun artan önemi iş yasalarına moral tacize ilişkin özel hükümler konmasına yol açıyor. Yasal mevzuatta moral taciz işyerinde iş koşullarının çalışanların haklarına ve onuruna zarar verecek fiziksel veya zihinsel sağlığını bozacak veya mesleki geleceğini riske sokacak şekilde bozulmasına yol açan uygulamalar olarak nitelendirilmekte ve çeşitli cezalar öngörülmektedir. Üstelik işverenler de iş yerinde olan bitenden sorumlu tutulmakta ve moral taciz olmamasına dikkat etmekle yükümlü sayılmaktadır.






Motivasyon


Motivasyon bireyi belirli bir davranışa angaje olmaya veya yapmaya sevkeden güçler bütünü olarak tanımlanabilir. Bu güçler iç kaynaklı (bilişsel duygusal) veya dış kaynaklı (çevresel) olabilir. Bir işi veya davranışı yapmaktan haz alma; bir işi sonuçlandırmak veya tamamlamaktan kaynaklanan başarı duygusu iç kaynaklı motivasyonlara örnektirler; iş veya davranışa verilen ücret maddi kazanç ve benzeri ödüller iş veya davranışın sonucunda elde edilen kazanç veya avantajlar (statüsünü koruma yükseltme; olası ceza veya kayıplardan kurtulma) dış kaynaklı motivasyonlardır.

Bazı yazarlar içsel faktörleri ihtiyaçlar veya motifler olarak nitelendirmekte dışsal faktörleri ise birey belirli bir yönde davranmaya veya bir şey yapmaya zorlandığında söz konusu etmektedirler.

Motivasyon kavramı oldukça karmaşık bir kavramdır ve her tanım eksik yanlar taşır. Genel olarak bireyi belirti amaçlara doğru yönelten veya belirli davranışları yapmaya doğru güdüleyen bir psikolojik faktör olan motivasyon organizmayı harekete geçiren bir değişikliği ya da gerilimi ifade eder; organizmanın gerili TU bu gerilimi sona erdirecek davranışların yapılmasıyla sona erer. Dolayısıyla motivasyon bireyleri belirli bir yönde davranmaya sevkeden içselleştirilmiş bir olgu (ihtiyaçlar arzular amaçlar) gibi görünmektedir





Motor Öğrenme


Basit edimsel öğrenme belli bir amaca varmak için ne yapılması gerektiğinin öğrenilmesidir. Bazen psikomotor öğrenme de denen motor öğrenmede (motor learning) söz konusu olan ise bir şeyin nasıl daha iyi yapılacağıdır Gündelik hayat motor öğrenme gerektiren faaliyetlerle doludur. Bunlar arasında çatal-kaşıkla yemek yemeyikonuşmayı yazı yazmayı araba kullanmayı topu hedefe atmayı bir müzik aletini çalmayı sayabiliriz. Bütün bu becerilerde bireyin davrananlarını hızlı ve doğru olarak yapabilmesi için alıştırma gereklidir.

Motor öğrenmede de uyarıcılar ayırdetmenin öğrenilmesinde olduğu kadar önemlidir; fakat burada durum biraz farklıdır. Örneğin iyi bir golf oyuncusunun güzel bir vuruş yapabilmek için belirli bir uyarıcı durumuna gereksinimi vardır: bileğinde ve bacaklarında belli bir duygunun olması bakışlarının topun üzerinde yoğunlaşması sopasını kaldırırken omuzlarından ve kollarından dönüt (feedback) uyarıcılarının gelmesi gerekir. Piyanistler ve daktilo yazanlar da "herşeyin yolunda olduğu" duygusunu veren belli bir pozisyona girmedikçe işlerini yapamazlar.

Diğer bir deyişle motor becerilerde çevre bedensel iç uyarıcılar ve yapılacak iş arasında bir eşgüdüm (coordmation) söz konusudur. Ancak motor öğrenmelerde üzerinde daha çok durulan şey devranımın yapılış tarzıdır. Motor öğrenme genellikle davranımın yapılmasındaki hız ve hatasızlıkla ölçülür örneğin daktilo sınavlarında hız değerlendirilirken hatalar da hesaba katılır. Daktilo öğrenen bir kimsenin bu şekilde elde edilen günlük test puanları bir grafikle gösterilecek olursa elde edilen eğrinin tipik bir koşullanma eğrisine benzediği görülür. Yani eğri önceleri hızlı ilerleme olduğu sıralarda hayli diktir; kişi ustalığa yaklaştıkça yatıklaşır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:29   #104 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Motus Etkisi


Motus etkisi enformasyon iletiminde olumsuz haberlerin olumlulara kıyasla daha yavaş iletilmesini ifade etmektedir. Araştırmalara göre insanlar başkalarıyla ilgili kötü haberleri onlara nakletmede isteksiz davranmaktadırlar ve bunun ilgili kişinin düşmanlığını üstüne çekme kaygısından kaynaklandığı düşünülmektedir. Bu kaygının haklılığını gösteren bazı tarihsel olayların bulunduğu bilinmektedir.


Nitekim tarihte pekçok hükümdar veya imparator kendilerine kötü haber getiren elçileri hapse attırmış veya öldürtmüştür. Öte yandan kötü haber verme durumunda olanın empatisinin de onu kötü haber vermekten alıkoyması mümkündür (Gergen 1982).

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:30   #105 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Nesne Algılama


Tüm algılardaki çarpıcı gerçek ilgili sürecin duyusal bilgiyi daima nesneler'e (object) dönüştürmesidir (to convert). Büyük ve kırmızı bir imge (image) ahır olarak görülür. Kolun üzerinden gelen bir dizi basınç duyumu sürünen bir böcek olarak algılanır. Uzaktan gelen sirene benzer ses yaklaşan bir cankurtaran olarak işitilir. Görüldüğü gibi insanlar sadece duyum ve uyarıcı toplulukları değil bilakis devamlı olarak nesne algılarlar.

Nesne algılanması (object perception) kısmen öğrenmeye dayanır. Kişinin nesneleri isimlendirebilmesi ve bunların işlevlerini belirtebilmesi kuşkusuz ki öğrenilir. Ancak öğrenmenin yanı sıra uyarıcıların nesnelere örgütlenmesi şeklindeki temel eğilim (tendency) insanların duyu organları ve sinir sistemlerinin doğuştan gelen (innate) bir özelliğidir. Nesne algılanmasını içeren bu doğal yeteneğe (ability) ilişkin etkenler (factor) örgütleyici eğilimler (organizing tendencies) olarak adlandırılmıştır.

Şekil-Zemin Algısı

insanların nesne algılamalarındaki başlıca örgütleyici eğilim şekil (figüre) ve zeminin (ground) birbirlerinden ayrılmasına ilişkindir. Bu eğilim nesnelerin zemine göre göze çarpmalarına zeminden doğru sivriliyormuş gibi görülmelerine neden olur. Resimler duvarın üzerinde asılıdır kelimeler de sayfanın üzerinde yer alır. Bu örneklerde şekilresim ve kelimeler; zemin ise duvar ve sayfadır. Şekil 1'iin solundaki resme baktığınızda; buradaki siyah alan daha önce gördüğünüz belirli bir cisme benzemese bile siz onu otomatik olarak cisim gibi görürsünüz. Sağdaki resme baktığınızda ise ya birbirine yakın iki yüz veya bir vazo görürsünüz iki cisimden herhangi birinin algılanabileceği bu tür resimlerden farklı algılanabilir şekiller (reversible figures) olarak söz edilir. Buradaki önemli nokta; elinizde olmaksızın bir cisim yani bir zemin üzerinde şekil görüyor olmanızdır.




Şekil 1 Sol: Siyah alan otomatik olarak zemin üzerindeki şekil düzeninde algılanır. Sağ : Bazen şekillerden biri bazen de diğeri zemin haline gelmektedir.

Şekil-zemin ilişkilerinin algılanması görmenin dışındaki diğer duyumlar için de geçerlidir. Bir senfoni dinlenirken melodi veya tema şekil olarak algılanır; akortlar ise zemini oluşturur. "Rock" müziğinde gitarist tekrarlanan akortları zemin olarak kullanır; bir ölçüde değişkenliğe sahip olan şarkı ise bu zemine göre şekildir. Kolun derisinden gelen gıdıklanma duyumu kolun üzerinde sürünen bir böcek olarak algılanır. Bu örnekler şekil-zemin ilişkisi algılama eğiliminin bütün algı türlerine yaygın bir özellik olduğunu göstermektedir.

Gruplama

Nesne algılamadaki bir diğer örgütleyici eğilim uyarıcıların bir örüntüye (pattern) gruplanmasıdır (grouping). Gruplamada ilgili ortamdaki çeşitli ipuçlarından (cue) yararlanılır. Örneğin Şekil 2'nin a kısmını üç çift çizgi olarak görürsünüz. Buradaki ipucu bir çizginin diğerine olan yakınlığı'dır (proximity). Şeklin b kısmında ise biri diğerinin üzerinde iki üçgen görüyor olabilirsiniz. Bu durumda birbirine benzeyen maddeleri (item) kendi içlerinde gruplamaktasınız (similarity). Aksi takdirde c'deki gibi altı köşeli bir yıldız görürdünüz. Benzerliğe göre gruplama şeklin d kısmında da görülmektedir. Çoğu insanlar x'leri ve noktaları kendi içlerinde birbirlerine yakın ve noktaları da x'lerden fazlaca bir aralıkla ayrılmış olarak algılarlar.



Şekil 2 Görmede algısal gruplamaya örnekler

Ancak gruplamada her zaman benzerlik esas alınmaz. Şekil 2'nin e kısmının .altı köşeli bir yıldız olarak görülmesi biri noktalardan diğeri dairelerden meydana gelen iki ayrı şekil olarak görülmesinden daha kolaydır. Bu durumda benzerlik bir diğer kuvvetli gruplama eğilimi olan dengeli ve bakışık (symmetric) şekil oluşturma alışkanlığım (habit) içeren bakışım (symmetry) ile yarışma halindedir. Son olarak gruplama kısmında gösterildiği gibi devamlılık (continuity) temeline göre de olabilir. Bu eğilim kavisli bir çizgiyi kavisli bir yolda düz çizgiyi ise düz bir yolda devam ediyor olarak görmenizi sağlar. Buna göre f kısmında üç şekil görebilirsiniz: düz bir çizgi bir yarım daire ve bir kırıklı çizgi. Düz çizgiyi kesişme noktalarından birinde aniden kavisli bir hal alıyor olarak görmeniz ancak özel bir çabayla mümkün olacaktır.

Tamamlama

Psikologların nesne algılanması konusunda keşfettikleri birkaç örgütleyici süreç daha vardır. Bunlardan biri olan tamamlama (closure) eğilimi insanların görsel dünyalarını uyarımdaki boşlukları doldurarak örgütlemelerine ve böylece de kopuk parçalar yerine bütün bir nesne algılamalarına yol açar. Şekil 2'nin b c ve e kısımlarının algılanmasında böyle bir eğilim söz konusudur. Aynı eğilim Şekil 3'te üstteki ve ortadaki şekillerin sırasıyla daire ve kare olarak algılanmalarına yol açar. Alttaki şekli de yine kopuk çizgiler yerine bir nesne olarak görürüz. Çoğu insanlar bu şekli at üstünde bir adam olarak görürler.



Şekil 3 Algısal tamamlama boşlukları doldurur: Nesne bütünüyle mevcut olmayabilir ama biz yine de onu tamam olarak algılama eğilimi gösteririz.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:30   #106 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Newcomb Paradoksu


İnsan ilişkileri çerçevesinde Palo Alto Ekolü mensuplarından Watzlawick tarafından işlenen Newcomb paradoksu mükemmel bir öngörünün mümkün olup olamayacağı tartışmalarında ortaya çıkan bir paradokstur.

Bu paradoksa göre belirli bir durumun aktörleri (ekonomistler vs) kendilerini az ya da çok bildikleri bir geleceğe göre ayarlamak istediklerinde bu geleceği bir veri olarak alırlar; oysa bu geleceği belirleyen onlardır. Bir başka deyişle aktörler bizzat kendilerinin tasarladıkları kendilerinden dışa yansıttıkları bir geleceği işaret noktası olarak almaktadırlar (Bootstrapping olgusu).

Newcomb problemi şu şekilde özetlenebilir: İki kutu alalım; bunlardan birinde 1000$ var ikincisinde ise ya 1000000$ var ya da hiç bir şey yok. Siz oyuncusunuz ve iki seçeneğiniz var: Bunlardan a1 iki kutuyu birden almak; a2 ise ikinci kutuyu tercih etmek. Senaryoya göre oyunda sizden başka geleceği öngören bir Kâhin (veya Kader) var.

Bildiğiniz kadarıyla bu Kâhin o ana kadar sizin ve başkalarının seçimlerini öngörme konusunda hiç yanılmadı. Bu oyunda Kâhin siz birinci seçeneği (a1) seçerseniz Kâhin bunu öngörecektir ve ikinci kutuyu boş bırakacaktır ve bu durumda sadece 1000$'ınız olacaktır. İkinci seçeneği (a2) seçerseniz Kâhin bunu da öngörmüş olacaktır ve ikinci kutu içine 1000000$ koyacaktır. Siz de bunları biliyorsunuz ve Kahin'in öngörme kapasitesine inancınız tam. Ne yaparsınız?

Burada iki bakış açısı mümkün. Birincisine göre a2'yi seçmek gerekir; zira a1'i seçerseniz Kâhin bunu öngörmüş olacaktır ve ikinci kutuyu boş bırakacaktır; bu durumda garantili 1000000$ (a2'yi seçmek) yerine sadece 1000$'ınız olacaktır.

İkinci bir bakış açısı da makul görünüyor ve bu paradoksun kaynağını oluşturuyor. Buna göre siz tercihinizi yaparken ikinci kutuda bir milyon dolar zaten ya var ya yoktur. Bu durumda iki kutuyu birlikte alırsanız ikinci kutu ister boş ister dolu olsun iki duruma göre de bin dolar daha fazla kazanacaksınız. Eğer iki kutu da doluysa a1'i seçmekle 1001000$; a2'yi seçmekle sadece 1000$ kazanırsınız.


Bu iki argümantasyon tarzı iki farklı zaman kavramına dayanmaktadır. Birinci görüştekilere göre iki olay (sizin tercihiniz ve Kâhin'in parayı koyup koymaması) nedensellik planında birbirinden bağımsızdır aralarında sadece olasılıksal bir ilişki vardır. Bu tersine çevrilebilir bir zaman anlayışı içerir ve burada geçerli değildir. Newcomb problemiaşağıda görüldüğü gibi tutuklular ikilemine benzetilebilir.

Ego açısından bakıldığında oyun şu şekilde görünmektedir:

1. a1 oynadığımda en azından 1000$'ın olur.
2. 1001000$ kazanabilirim ama bu nedensel olarak bana bağlı değil.
3. 1000000$ kazanabilirini ama sadece 1000$'dan vazgeçersem 3'. Veya 1001000$ kazanabilirim ama eğer Kâhin benim 1000$'dan vazgeçeceğimi öngörürse.

Burada Kâhin yerine bir başka oyuncu konması düşünüldüğünde oyun tutuklular ikilemine dönüşür. Bu nedenle problemi analiz eden Lewis iki kutuyu da almak gerektiğini savunur (Dupuy 1992). Bazıları ise Kâhin'in öngörüsüne güvenmek ve bu nedenle de sadece ikinci kutuyu almak gerektiğini öne sürer; ama bu tutuklular ikilemindeki işbirliği seçeneğinden farklı bir şey değildir.

Lewis'e göre bu davranış irrasyoneldir; tutuklular ikileminde de görüldüğü üzere bu davranışın rasyonel bir nitelik taşıması için bizim eylemimizle diğer oyuncunun eylemi arasında sadece olasılıksal değil aynı zamanda nedensel bir bağ olması gerekir. Newcomb probleminde de durum aynıdır.

Dupuy'a göre eğer gelecekten bu ana gelerek yani bir amaca yönelik olarak düşünülürse ikinci kutuyu almak gerekir; ama eğer aksi halde yani eylem zamanında kalırsak iki kutuyu da almak gerekir.

Harvard Üniversitesi'nden filozof Nozick'in "bu paradoksa ilişkin analizlerini temel alan Watzlawick'e göre ise paradoksu dostlarınız veya öğrenciler üzerinde denerseniz iki gruba ayrılacaklardır. Kendi bakış açınızın doğruluğunu tekrarlamak sorunu çözmemektedir.

Watzlawick'e göre sorun bizim gerçekliğimizin bir düzeninin olup olmadığında düğümlenmektedir. Bunun üç mümkün cevabı vardır:

Birinci cevaba göre; bu gerçekliğin hiçbir düzeni yoktur gerçeklik aynı Ölçüde düzen ve kaostur yaşamımız ise psikotik bir kabustur. İkincisine göre; biz varoluşsal eksik bilgi (disinformation) durumumuzu bir düzen yaratarak telafi ederiz; bu düzeni bizim icat ettiğimizi unutur ve 'gerçeklik' olarak niteleriz.

Üçüncüsüne göre; bağımlı olduğumuz ama bizden bağımsız olan bir üst gücün yarattığı bir düzen vardır ve bu üst güçle iletişim kurmak insan için en önemli amaçtır. İnsanların çoğu birinci olasılığı dikkate almazlar. Ama hiç kimse diğer iki şıktan birini veya diğerini belirsiz veya bilinçdışı bir şekilde de olsa dikkate almaktan kaçınamaz.

Newcomb paradoksu bu hususla ilgilidir: Ya III. şıkkın tanımladığı gibi gerçekliğin kesinlikle ve kaçınılmaz bir şekilde düzenlendiğine inanırsınız ve sadece ikinci kutuyu alırsınız; veya önceden belirlenmeyi kabul etmeyip II. şıkkı benimsersiniz 'a posteriori nedensellik' (gelecek olayların anı ve geçmişi belirlemesi) olmadığını düşünürsünüz ve iki kutuyu birden alırsınız. Sorun bir bakıma özgür irade ve determinizm sorunsalına göndermektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:30   #107 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

NLP


Nöro-lengüistik programlama ya da kısa ifadesiyle NLP bir iletişim ve kişisel değişim tekniğidir. Teorik temellerini davranış terapileri iletişim teorileri ve Milton Erikson'un hipnoz anlayışında bulan NLP'nin bazı görüşleri son yıllarda popüler bir hale gelmiştir.

Örneğin bireylerin iletişim tarzlarının farklı olduğu bazılarının görsel bazılarının işitsel diğer bazılarının da kinestezik olduğu şeklindeki görüşler.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:31   #108 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Nominalizm


Sosyal psikoloji vokabülerinde nominalizm sağduyu psikolojisi çerçevesinde insanların şeyleri adlandırmayı onları anlama veya onlara hakim olmakla eşdeğer görmeleri eğilimini ifade etmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:31   #109 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Norm


Norm bireyin yetenekleri davranışları ve görüşleri konusunda referans aldığı standarttır. Sosyal normlar grup içinde model veya kural olarak dikkate alınması istenen şeylerdir.

Sosyal normlar örtük (implicit) olabildikleri gibi açık seçik bir şekilde vazedilmiş de olabilirler. Grup üyeleri grup normlarına uyma yönünde bir eğilim gösterirler; bu eğilimbelirsizliği gidermeye yönelik bir enformatif etkiden veya ödül-ceza mekanizmalarına bağlı bir normatif etkiden (grup baskısı) kaynaklanabilir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:31   #110 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Ortak Bilgi


David K. Lewis (1969 1983) tarafından Convention adlı kitabında ortaya atılan ortak bilgi (common knowledge) kavramı oyun teorisini takip eden dil tartışmalarının odak noktasında yer alan kavramlardandır. Bu kavram daha sonra oyun teorisyeni Aumann tarafından matematikleştirilmiş ve Dupuy tarafından metodolojik bireycilik ve rasyonellik paradigması tartışmalarında kullanılmıştır.

Lewis Convention'da şu analizi yapar. Kullandığımız dilin (İngilizce Türkçe) uzlaşmasal olduğunu söyleriz. Bunu gösteren ile gösterilen arasındaki bağın keyfi olduğu şeklinde de ifade edebiliriz. Ancak bu görüş şöyle bir engelle karşı karşıyadır. Dil açık seçik (explicii) bir anlaşmadan bir sosyal kontrattan kaynaklanamaz çünkü bunların kendisi dilin önceden var olmasını gerektirir.

Bu durumda örtük (implicit) bir anlaşmadan ifade edilmemiş bir uzlaşmadan söz edilebilir. Lewis dili içine nüfuz edilmez kolektif bilinçaltı özerk sembolik bir yapı gibi gören yapısalcıların aksine anlaşılabilir rasyonel kılmaya çalışmaktadır ve bir bakıma ekonomistler gibi rasyonellik paradigmasını temellendirmek istemektedir. Bir halkın belirli bir dili uzlaşma sayesinde kullandığının temellendirilmesi bu rasyonelliği kısmen kanıtlamış olacaktır.

Bunun için hareket noktası olarak Schelling'in The Strategy of Coflict (1960) adlı eserinde ele aldığı oyunda işbirliği ya da eşgüdüm (coordination) kavramım alır. Çatışmaya dayalı oyunlardan farklı bir tür oluşturan bu oyun tipi basitliği nedeniyle matematikçilerin ilgisini çekmemiş de olsa formel basitliğinin arkasında son derece büyük bir bilişsel karmaşıklık taşımaktadır.

Bu oyun tipi oyuncuların çıkarlarının uyuştuğu ve dolayısıyla birbiriyle eşgüdümü ahengi sağlamalarının yeterli olacağı bir oyun tipidir; örneğin iki oyuncu varsa her ikisinin de a veya b oynamalarının gerektiği diğer durumlarda kazanç ve kayıplarının sıfır olduğu bir oyun tipidir.

Bu durum büyük bir mağazada birbirini kaybeden ve bulmaya çalışan eşlerin durumuyla somutlaştırılabilir. Eşlerden her biri apaçık bir buluşma noktası düşünür ama bu türden pek çok nokta vardır. Burada sorun (kadın açısından baktığımızda) diğerinin (kocanın) basitçe ne yapacağını öngörmek değildir.

Zira onun (kadının) davranışı kocanın da kendisini örtün (kadının) yerine koyarak ne düşüneceğini kestirmeye yani bizzat kocası hakkında öngördüğü davranış şekline bağlıdır. Burada her ikisi için de aynı şey yani diğerinin yerine kendini koymak söz konusudur. Böylece iki kişi arasında yansımalı bir düşünce oluşmakta ve bu ortak bilgiye götürmektedir.

Bu şekilde akıl yürütme sınırsız bir zincir halinde uzaması ve teorik boşluk içermesine rağmen pratikte eşlerin bilişsel performansları sayesinde çözülmektedir. Her biri diğeriyle eşgüdüm sağlamaya çalışmakta çünkü diğerinin de onunla eşgüdüm aradığını bilmektedir. Burada yansımalı düşünce istikrarı getirmektedir. Eşlerden her biriküçük işaretler ip uçları arayarak diğerinin onun ne düşündüğünü kestirmeye çalışmaktadır.

Lewis bu örtük anlaşma sezgisel uzlaşma fikrini ele alarak işler. Ona göre örtük uzlaşma eşgüdüm sorununun çözümüdür. Uzlaşmanın doğası ortak bilgi olmasıdır. Daha açıkçası bir uzlaşma belirli bir P popülasyonunda altı koşul içeren bir inanç veya davranış düzenliliğidir (R; regularity).

1) Herkes R'ye uyar
2) Her kişi diğerlerinin R'ye uyduğunu bilir

3) Bunun böyle olması her bir kişiye kendisinin de R'ye uyması için nihai ve kesin bir sebep sağlar
4) Herkes R'ye (daha zayıf bir uyma yerine ve özellikle de biri hariç hepsinin uyması yerine) genel bir konformitenin olmasını tercih eder
5) R son iki koşulu yerine getiren mümkün tek düzenlilik değildir en azından bir seçenek düzenlilik R' daha vardır (bu koşul R'nin uzlaşmasal olduğunun göstergesidir)
6) Birinci ve beşinci koşullarda ortaya çıkan olgusal durumlar ortak bilgidir.

Dupuy buna örnek olarak bir ülkede tüm sürücülerin yolun sağından gitme yönündeki uzlaşmalarını veya bir telefon konuşması kesildiğinde yeniden arayanın ilk arayan olmasını vermektedir. Ortak bilginin devreye girdiği altıncı koşulun rolü istikrarı sağlamaktır.

Her bir kişinin diğerlerinin uzlaşmaya uymak zorunda olduklarına kendilerini ikna etmek için izledikleri akıl yürütmeye ilişkin simülasyonu onu şüpheye sürüklemek yerinekendi inancında pekiştirmektedir. Görüldüğü üzere kolektif objenin bilgisi ona istikrar sağlamaktadır (Kaynak; Dupuy 1992).

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Anastasia, Asi Ruh, Düş, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 20:56