Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Pskilojide Kavramlar

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Pskilojide Kavramlar konusu , Ortodoksluk Ortodoksluk (orthodoxy) ideolojik anlamda birey ve grupları karakterize eden bir özelliğe işaret etmektedir. Adorno ve Rokeach'ten sonra ortodoks inançlar konusundaki araştırmalarıyla tanınan Deconchy'e (1984) göre Ortodoks kişi 'dilinin düşüncesinin ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.02.2014, 21:31   #111 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar



Ortodoksluk


Ortodoksluk (orthodoxy) ideolojik anlamda birey ve grupları karakterize eden bir özelliğe işaret etmektedir. Adorno ve Rokeach'ten sonra ortodoks inançlar konusundaki araştırmalarıyla tanınan Deconchy'e (1984) göre Ortodoks kişi 'dilinin düşüncesinin ve davranışının ait olduğu grup ve özellikle de bu grubun iktidar aygıtları tarafından düzenlenmesini kabul eden hatta isteyen kişidir'; Ortodoks grup bu tür bir düzenlemenin sağlandığı işlediği gruptur; Ortodoks sistem ise Ortodoks bir grupta Ortodoks bireyin davranışlarını düzenleyen psiko-sosyal öğeler bütünüdür.


Bu bakış açısında Ortodoksluk belirli bir ideolojiye ait değildir ve çok çeşitli Ortodoksluklar olabilir.

Ortodoksluk ya da Ortodoks düşünce birey üzerinde kesin kontrol arayan tüm düşünce ve eylem topluluklarıyla (dinsel gruplar etnik/ayrılıkçı örgütler sekter siyasal partiler) ilgilidir. Üyeleri üstünde homojenleştirici bir etkide bulunan bu tür topluluklarda topluluğun dayandığı doktrin içindeki birbiriyle bağdaşmayan düşünce içeriklerinin ya da inançların sorgulanmaksızın aynıyla tekrarı istenmektedir. Ortodoks grup tek bir perspektifi kabul etmekte ve bu perspektifle çelişen enformasyonlara karşı bir tür bilişsel bağışıklık geliştirmektedir.

Deconchy Ortodoksluğu bir kişilik özelliği olarak görmemektedir. Ortodoksluk kontrol edilmiş ve düzenlenmiş bir sosyal alana gönderir. Bu tür bir sistemde enformasyonun rasyonel eksikliği veya eğretiliği (örneğin Katolik Kilisesi'nde teslis inancı) düzenlemenin sağlamlığıyla telafi edilir. Grubun doktrinine rasyonel eleştiriler arttığında Ortodoks grup da hakimiyetini sertleştirir. Ortodoks inanç sistemlerinde sosyal kontrol ve düzenleme grubun inançlarının içeriğinden çok daha açıklayıcı bir değer taşır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:32   #112 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Otistik Düşmanlık



Otistik düşmanlık bir grubun diğer bir gruba karşı gösterdiği ve her türden ilişki veya iletişimin yokluğunda gelişen güçlü antipati duyguları ya da düşmanlık türüdür.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:32   #113 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Otokratik Strateji


Otokratik strateji güç otorite hakim olma ve rekabete dayalı bir çatışma çözme stratejisi ya da yoludur. Bu stratejiyi benimseyen birey diğerlerini dikkate almaksızın kendi çıkarlarını kollamaya çalışır.

Ona göre çatışma durumlarının bir tek kazananı olur ve o da kendisi olmalıdır; güç ve otoritenin asıl anlamı budur. Otokratik strateji özellikle kriz dönemlerinde daha çekici hale gelmektedir. Zira acil çözümlerin arandığı ve normal prosedürlerin işlemediği kriz ortamlarında 'gemisini kurtaran kaptan' anlayışı daha revaçta olmaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:32   #114 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Otomatiklik


Otomatiklik (automaticity) kavramı insanın çevresel uyaranlara gösterdiği tepkilerin otomatikleşmesini ifade etmektedir. Otomatiklik tepkilerin büyük ölçüde kişinin bilinci devreye girmeden önce (preconscient) yani bilinçsiz 'iradesiz' ve denetimsiz olarak yapılmasıyla ilgilidir.

Sosyal psikologlara göre otomatik tepkiler ne irrasyonellik ifade etmekte ne de hatalı tepkiler anlamına gelmektedir. Bir tepkinin otomatik olup olmadığım ayırdetmede bazı ölçütler dikkate alınmaktadır (Bargh 1989):

İlk olarak otomatik tepki iradî değildir yani tepkinin ortaya çıkması için çevrede uyaranın varlığı yeterlidir; ikincisi bireyin zihninde açık seçik bir hedef olmadan da ortaya çıkabilir yani niyetli değildir; üçüncüsü bireyin bilişsel ve algısal kaynaklarını tüketmez; dördüncüsü tepkinin icrası sırasında herhangi bir kontrol mekanizması devreye girmez ve beşincisi birey tepkinin harekete geçirilişinin (activation) bilincinde değildir.

Ancak bir otomatik tepkinin tüm bu özellikleri göstermesi zorunlu değildir. Otomatik tepkilerin İncelenmesi özellikle sürücü davranışlarının ve eşik altı (subliminal) algıların analizi bakımından önem taşımaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:32   #115 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Otoriter Kişilik


Adorno ve arkadaşları (1950) tarafından geliştirilen otoriter ya da yetkeci kişilik kavramı anti-demokratik tutum ve davranışlar sergileyen kişilerin kişiliklerini ifade etmektedir.

Adorno Marksizm ile psikanalizi bütünleştirmeye çalışan Frankfurt Ekolü'nün teorik perspektifinden yola çıkarak azınlıklara karşı önyargıları olan insanların buna paralel veya bununla ilişkili başka düşüncelerinin ve özel kişilik çizgilerinin olup olmadığını araştırmıştır. Bu çerçevede Amerikalıların benimsediği ideolojileri ve tutum modellerini incelemiştir.

Araştırmanın ilk aşaması Yahudilere karşı önyargıları belirlemeyi amaçlayan bir anti-semitizm tutum ölçeği oluşturmak olmuştur. İkinci aşamada anti-semitik önyargılarınbaşka gruplara (zenciler Filipinliler vb.) karşı önyargılarla birlikte bulunup bulunmadığı üstünde durulmuş ve çeşitli gruplara karşı önyargıların bir paralellik gösterdiği saptanmıştır.

Adorno ve arkadaşlarının bu sonuçlara ilişkin yorumuna göre önyargı belirli bir grupla özgül ilişkilerden değil genel bir zihinsel yapıdan ileri gelmektedir; bu zihinsel yapıetnosantrizmdir. Üçüncü aşamada etnosantrizmin faşizmle ilişkisi saptanmış ve otoriterliği ya da virtüel faşizmi ifade eden bir 'tutum sendromu' bulunduğu fikrine varılmıştır. Bunun sonucunda F-Ölçeği (Faşizm ya da Anti-demokratik Tutumlar Ölçeği) geliştirilmiştir.

Araştırmanın bundan sonraki aşamasında kişilerin anti-demokratik eğilimleri anlamak için önyargılı kişilerin kişiliği üzerinde durulmuştur. Bu kişilerin politik ekonomik ve" sosyal inançları çoğu kez sanki birbirlerine bir "zihniyet" bir "ruh hali" bir "düşünce tarzı" ile bağlıymış gibi tutarlı bir bütün oluşturmaktadır. Kişiliğin derin eğilimlerini ifade eden bu yapı otoriter kişilik olarak adlandırılmaktadır.

Faşizmin insanda vücut bulması olarak da nitelendirilebilecek olan otoriter kişilik dokuz boyutta tanımlanmaktadır: Uzlaşmasal değerlere bağlılık otoriteye itaat otoriter saldırganlık içe-bakış yokluğu batıl inançlar ve kalıp yargılar taşıma güç ve iktidar temelli düşünme genel düşmanlık (sinik yıkıcılık) cinsel serbesti karşıtlığı bilinçaltı içtepileri dışa yansıtma gibi (Daha sonraki bazı araştırmacılar otoriter kişiliğin tanımlanmasında bu dokuz boyuttan sadece ilk üçünü anlamlı bulmuşlardır).

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:33   #116 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

P.I.P. Etkisi


Sözcük olarak 'benzerleri arasında en iyi olmak' anlamına gelen ve kavram olarak 'benliğin en üst düzeyde konformitesi'ni ifade eden P. I. P. (Primus inler P****) terimi bir grup içinde benzeme ve farklılaşma süreçlerinin eş zamanlı olarak işlediği durumları belirtmek üzere Codol (1979) tarafından ortaya atılmıştır.

Sosyal gruplar üyelerinin davranışlarını çeşitli normlara göre düzenler ve bireyler normlara uydukları ölçüde grup içindeki statüsünü pekiştirir veya yükseltir. Zira diğer grup üyelerinin tepkilerinin olumlu olması da bu koşula bağlıdır. Ancak hoşa gitme beğenilme ile tekilliğini koruma farklılaşma arzusu arasında bir uyuşmazlık vardır. Grup normuna göre hareket eden bireyin benlik imgesi zedelenir.

Bu çatışma benliğin daha üst bir uyumu sayesinde aşılabilir ve iki arzu eş zamanlı olarak duyurulabilir. Bu grup normuna diğerlerinden daha üst bir düzeyde uymayla daha yüksek bir performans göstermeyle sağlanır.

Örneğin bir fabrika veya iş atölyesinde en verimli işçi olmak (Stakhanovculuk) yabancı dil öğrenen bir öğrenci grubunda en iyi dil bilen öğrenci olmak dinsel nitelikli bir grupta (bir tarikat veya kilise grubu) en çok ibadet yapan en dindar en çilekeş kişi olmak gibi.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:33   #117 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Paradoks


Paradoks birbiriyle bağdaşmaz görünen iki fikri birlikte taşıyan bir önerme veya mesaj olarak tanımlanabilir. Felsefe tarihinde ünlü örnekleri bulunan paradokslar (Zenon paradoksları: Havaya atılan okun hareketsizliği veya Achileus-Kaplumbağa yarışı gibi Newcomb paradoksu Reichenbach paradoksları: Verilen emri istese de tutamayan askeri birlik berberi' gibi) sosyal psikolojiye kişiler arası iletişim vokabüleri çerçevesinde girmiştir.




Paradoksal İletişim


Palo Alto Ekolü tarafından ortaya atılan paradoksal iletişim kavramı partnerlerden biri veya diğerinde (paradoksal mesajlar almaları dolayısıyla) patolojik davranışlara yol açması muhtemel kişiler arası etkileşim biçimi olarak tanımlanabilir. Burada mesajlar eş zamanlı olarak bir şeyi ve karşıtını söylemektedir.

Paradoksal iletişime günlük dilden şu tür örnekler verilebilir: "Spontan davran" veya (başat karakterli bir kadının kocasına söylediği) "Pısırık olma bana hakim olmanı istiyorum" veya "Özgürce konuş" veya (bir yöneticinin sekreterine yazmasını söylediği) "İstanbul kalabalık bir şehirdir ve üç hecelidir" gibi.

Günlük yaşamdaki iletişim paradoksları Üstünde duran Palo Alto Ekolü yazarları (Watzlawick vb.) paradoksal iletişim sonuçlarının klinik tedavilerde önemli bir yeri olduğunu vurgulamışlardır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:33   #118 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Pigmalion Etkisi

Ovidius tarafından anlatılan Pigmalion mitosu kendini gerçekleştiren kehanet olgusunu aydınlatmak için kullanılmaktadır. Öyküye göre Pigmalion Kıbrıslı bir heykeltıraştır. Kötü anıları nedeniyle kadınlardan nefret eden Pigmalion ölünceye kadar evlenmemeye yemin etmiştir.

Günlerden bir gün bir kadın heykeli yapmaya karar verir. Büyük emekler sonunda fildişinden o zamana kadar yapılmış en güzel kadın heykelini yapar. Heykel bakmaya doyulamayacak kadar güzel olmuştur ve Pigmalion sürekli heykelini seyreder onu okşar onunla oynar konuşur ve nihayet heykeline aşık olur. Aşk tanrıçası Venüs'e yalvarır; heykeline can vermesini diler. Ve bir gün evine dönüp heykelini öptüğünde heykelinin canlandığını görür.

Bu öykü daha sonraları pek çok roman tiyatro ve sinema eserine konu olmuştur. Pygmalion mitosu insanların gerçekleşmesini arzu ettikleri veya gerçek olarak algıladıkları bir şeyin er veya geç gerçekleşeceğini belirten bir mitostur.

Psikolojide daha ziyade benlik ya da kimlik oluşumunun kişiler arası etkileşime bağlılığı çerçevesinde kullanılan bu terim belirli bir öngörünün salt ortaya atılmış olması dolayısıyla gerçekleşmesini ifade etmektedir.

Pigmalion Etkisi bir diğer kişi hakkında hatalı görüşleri bulunan bir kişinin kendi hatalı görüşlerini doğrulayacak şekilde davranması ve hedef kişinin de buna uygun davranışlar göstermesi şeklinde de tanımlanabilir; önce algılayan- hedef bir kişinin özellikleri hakkında bir takım beklentiler oluşturmakta ardından bu beklentilere göre davranmakta ve nihayet hedef algılayanın davranışlarına göre ve onun ilk beklentilerini doğrulayacak şekilde kendi davranışlarını ayarlamaktadır.

Burada bir şey hakkındaki imaj ve temsillerimizin bizzat o şeyi algılamada etkili olduğu ve bir süre sonra o şeyin algıladığımız haliyle gerçeklik kazandığı şeklinde devresel bir nedensellik örgüsü söz konusudur.

Örneğin kendisi hakkında negatif bir benlik imajına sahip olan bir genç kız kendisinin sıkıcı bir insan olduğunu hiç kimsenin ondan hoşlanmadığını vb. düşündüğünde bu düşüncelerine uygun davranışlar ortaya koymakta diğerlerine asık suratla karşılık vermekte ve bu nedenle de diğerleri tarafından aranılıp sorulmamaktadır. Burada genç kızın diğerlerinden ilgi görmemesi kendisinin bizatihi özelliklerinden ziyade kendi hakkındaki imajı ve düşünceleridir.

Bunun eğitim alanında yakından bilinen örneklerinden birisi (Rosenthal ve ark.) öğretmenlerin öğrenciler hakkındaki beklentilerinin öğretmenleri beklentilerinde haklı çıkacak tarzda davranmaya itmesi ve dol .yısıyla Öğrencilerin başarı ya da başarısızlıklarını etkilemesidir. Bu olgu ilkokullarımızda yapılan küme uygulamalarında açıkça görülmektedir (Gürşimşek 1992).

Bu olgunun bir başka örneğini diğerlerinin bizim hakkımızdaki beklentilerine uygun davranma eğilimi göstermemizde de bulmak mümkündür. Bir diğer örnek stereotipler alanından verilebilir. Gruplar arası ilişkiler yakından incelendiğinde grupların birbiri hakkındaki önyargı ve stereotiplerinin objektif bir gerçekliğe tekabül etmediği diğer grubun davranışlarındaki bazı olumsuzlukların da bir bakıma bizzat bu stereotiplerin sonucu olduğu söylenebilir. Bu tür durumlarda stereotipler kendi gerçekliklerini yaratmaktadırlar.

Sosyolojik literatürde "kendi kendini gerçekleştiren kehanet" (self-fiılfilling prophecy) olarak adlandırılan bu mekanizma sosyal olguların insanlardan bağımsız ya da objektif bir gerçekliğinin bulunup bulunmadığı tartışmalarında anahtar bir kavram niteliği taşımaktadır.

Kendini gerçekleştiren kehanet kavramı ilk kez 1948 yılında yazdığı bir makaleyle Merton tarafından ortaya atılmıştır. Merton bu kavramı başlangıçta hatalı olan bir durum tanımının yeni bir davranışa yol açması ve bu davranışın başlangıçtaki yanlış tanım veya yargıyı doğru hale getirmesi olarak tanımlamıştır. Bu kavram çeşitli sosyal durumların analizinde kullanılmıştır örneğin borsa endekslerindeki dalgalanmalar veya dünyadaki silahlanma yarışındaki tırmanmalar gibi.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:33   #119 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Ping-Pong Metaforu


Bu metafor iletişim olgularını ping-pong maçı gibi gören iletişim yaklaşımının kullandığı metafordur. Burada kişiler arası iletişim masa tenisindeki gibi sırayla mesaj alıp verme şeklinde düşünülür.

Herkes sırasıyla rolünü değiştirerek verici ve alıcı konumunda bulunur dolayısıyla iletişimin başarısı tüm tarafları dikkate almayı gerektirir. Bu anlayış iletişimi bir bakıma behevyorizmin uyaran-tepki zincirine indirger doğrusal bir neden-sonuç ilişkisi bir etki-tepki zinciri söz konusudur.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:34   #120 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Pozitif Düşünce


Tüm bireylerin kullanmayı öğrenmesi ve geliştirmesi gereken zengin bir potansiyele sahip olduğu ilkesine dayanan bir tutumdur. Bireylerin bunu başarabilmesi için bir yandan anksiyeteye kötümserliğe ve kendini değersizleştirmeye karşı mücadele etmesi öte yandan açık ve net amaçlar için sistemli bir şekilde harekete geçmeye geleceğe güvenle bakmaya ve hedeflediği sonuçları yaratıcı bir şekilde gözünde canlandırmaya çaba harcaması öngörülür.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Anastasia, Asi Ruh, Düş, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 23:58