Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Pskilojide Kavramlar

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Pskilojide Kavramlar konusu , Senkretizm Senkretizm (syncretism) arkaik bir algı ve düşünce sistemidir. Gerçeğin yapılandırılmamış kabaca ve muğlak bir şekilde kavranmasını ifade eden bu sistem insan bilgisinin gelişiminin ilk basamağı olarak görülmektedir ve bu ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.02.2014, 21:39   #141 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar



Senkretizm


Senkretizm (syncretism) arkaik bir algı ve düşünce sistemidir. Gerçeğin yapılandırılmamış kabaca ve muğlak bir şekilde kavranmasını ifade eden bu sistem insan bilgisinin gelişiminin ilk basamağı olarak görülmektedir ve bu anlamda çocuğun gelişim sürecinde belirli bir düşünce ve algı biçimini oluşturmaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:39   #142 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Sinerji


Sinerji (synergia veya synergy) olgusu iki veya daha fazla etkenin aynı bir sonucun ortaya çıkmasına katkıda bulunacak şekilde birleşik etkide bulunmasıdır. Sinerjiyi karakterize eden özellik ortak sonuçta rol oynayan etkenlerin etkisinin her birinin tek tek etkilerinin topl******* daha büyük ya da güçlü olmasıdır.

Tıp alanında ilaçların etkileşimi konusunda uzun yıllardan bu yana kullanılan sinerji kavramı psikolojide psiko-motor davranışlar ve sosyal psikolojide örgütsel davranışlar alanında önem taşımaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:39   #143 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Sivizm


Latince civis (Fransızca citoyen) sözcüğünden türemiş olan sivizm (civisme) terimi 1789 Fransız Devrimi'yle birlikte önem kazanmıştır. Sivizm kişinin kendisini kamusal şeye bağlı hissetmesini ifade eden bir erdem 'iyi'yi yücelten bir moral değer olarak kavramsallaştırılmıştır. Bazı yazarlara göre yurttaşı topluluğa bağlayan politik bağların bütününü kapsayan sivizm mükemmel yurttaşı tanımlar; dolayısıyla iyi yurttaşın özelliği olarak tanımlanabilir.

Özgür ve düşünen bir bireyin moral değeri olarak kişiyi mensubu olduğu siteye angaje eden sivizm demokratik bir ortamda gelişir ve eylemlerinin öznesi olan ya da sorumluluk anlayışına bağlı olan bir aktör birey varsayar. Zira dayanışmayı kolektif kurala uymayı genel iradeyi izlemeyi gerekli sayar.

Bu anlamda sivizm demokratik yollardan oluşmuş genel norma uygunluk adab-ı muaşeret veya görgü esaslarına saygı nezaket gösterme sorumluluk ve dayanışma duygusu sivillik/medenilik gibi olgularla paralellik gösterir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:39   #144 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Sorumluluk Atıfları

Sorumluluk atıfları Heider'ın niyet faktörüne dayandırdığı atıflardır. Burada aktörün davranış ya da eylemlerinin daima bir amaca yönelik olması söz konusudur. Sorumluluk atıflarının ayırdedilmesinde bazı güçlükler mevcuttur. Bunun için aktörün söz konusu bir durumda başka türlü hareket edebilme imkanının olup olmaması önemli bir kriterdir.

Eğer aynı durumda başkalarının (tüm makul insanlar) aynı şekilde davranmayacağı veya aktörün dış koşullara karşı durabilme imkanı olduğu varsayılırsa aktörünsorumlu/suçlu tutulması beklenir. Ancak bazı yazarlara göre aktörün sosyal statüsü ve durumla ilgili sosyal normlar da etkili olmaktadır.

Sorumluluk atıfları yazarlara göre de farklı anlamlar taşımaktadır (Vallerand ve ark. 1994); sorumluluk bir ürüne ilişkin sorumluluk veya yasal sorumluluk (meşru müdafaa ve geçici delilik durumlarındaki suçlar) ve moral sorumluluk (bir kişinin bir diğer kişinin sorumluluğu konusundaki değer yargısı; örneğin bir evli çiftte erkek veya kadının eşini kendi kötü ruh halinden sorumlu tutması veya ayıplama atıfları) gibi farklı anlamlarda alınabilmektedir. Bu nedenle farklı sorumluluk düzeyleri ya da türlerinin ayırdedilmesi yoluna gidilmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:39   #145 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Sosyal Algı


Sosyal algı terimi bireyin diğerlerini tanıma anlamlandırma süreçlerini ifade etmektedir. Sosyal psikolojide sosyal algı geniş bir konu oluşturmakta ve bu konuda yapılan araştırmalar bireyin diğerlerinin özelliklerini ve davranışlarını algılama tarzı bu süreçte etkili faktörler ve sosyal algının sonuçlan gibi sorunlara odaklaşmaktadır. Söz konusu sorunlar sosyal biliş izlenim oluşumu kategorizasyon şemalar stereotipler günlük psikoloji vb. başlıklar etrafında irdelenmektedir.




Sosyal Benlik


Toplum anlayışlarında soyutlanmış bireylere dayalı tasarımlar kadar bireylere aşkın bütün tasarımlarını da reddeden yazarlar (örneğin G. H. Mead) benlik kavramını kişiler arası ilişki çerçevesinde ele almaktadırlar.

Sosyal benlik kavramı bu zemine oturmaktadır. Buna göre sosyal benlik diğerlerinin bizim hakkımızda sahip oldukları ve bize gönderdikleri ve bizim içselleştirdiğimiz imajlar bütünüdür.




Sosyal Biliş


Sosyal biliş teriminin Bruner ve Tagiuri (1954) tarafından ortaya atıldığı yönünde yaygın bir inanç varsa da terimin ilk olarak 1944'te Heider ve daha sonra 1952'de Asch tarafından kullanıldığı kaydedilmektedir. Ancak sosyal biliş bir araştırma alanı ve yaklaşımı olarak 1980'lerden itibaren sosyal psikolojide hakim bir konuma gelmiştir.

Sosyal biliş kavramı genel olarak enformasyonların alınması ve hatırlanması gibi bilgi işlem süreçlerini etkileyen faktörler bütününü ifade etmektedir. Söz konusu enformasyonlar kişilerin ve gözlemcinin yargıları ile bu süreçlerin ilişkilerine İlişkin' enformasyonlardır (Hamilton 1979).

Bir başka tanıma göre sosyal biliş 'sıradan insanın diğerleri hakkındaki düşünce tarzlarının ve insanlar hakkında düşündüğünü nasıl düşündüğünün incelenmesini' (Fiske ve Taylor 1984) kapsamaktadır. İlk tanımın perspektifi daha ziyade enformasyonların alınması ve temsiliyle ilgilenmekte ve kişilerin belleğine önem vermektedir. İkinci tanım ise naif sosyal psikoloji ve izlenimlerin oluşumunu öne çıkarmaktadır.



Sosyal Bulaşma


Sosyal bulaşma (social contagion) terimi insanların kalabalık içindeki uç davranışlarını açıklamaya çalışan Gustave Le Bön (1896) tarafından ortaya atılmıştır.

Kalabalık içindeki insanların radikal bir dönüşüme uğradığını şiddet ve coşkularını ifade etmede hain irrasyonel hayvanı ve pervasız olduklarını gözleyen Le Bön tıbbi deneyimlerinden yola çıkarak hastalıkların bulaşması ile coşkuların bulaşması ve bunun sonucunda kalabalık içinde aşırı davranışların ortaya çıkması arasında bir analoji kurmuştur. Bu açıdan sosyal etkinin özel bir biçimine gönderen sosyal bulaşma kavramı kalabalık içinde duygu düşünce ve davranışların hızlı bir şekilde yayılmasını ifade etmektedir.




Sosyal Karşılaştırma


Bireyin kendisi hakkında bir fikir edinebilmek veya sahip olduğu fikri korumak için kendini diğerleriyle karşılaştırma sürecidir. Sosyal karşılaştırma kıyas noktası olarak alman kişi veya gruplara bağlı olarak farklı şekiller alır; örneğin aşağı doğru karşılaştırma yukarı doğru karşılaştırma benzerleriyle karşılaştırma gibi. Ayrıca karşılaştırma boyutuna göre de farklı şekiller alabilir; örneğin yeteneklerin karşılaştırılması bilgi ve becerilerin karşılaştırılması gibi.



Sosyal Mesafe



Hall'in tipolojisinde üçüncü tabakayı belirleyen bu mesafe (social distance) yaklaşık olarak 1.25 m. ile 3.70 m. arası mesafeyi belirtir. Bu mesafenin bireyin ilişki ve etkinliklerine hakimiyetinin sınırlarıyla çakıştığı söylenebilir. Bu alan kişisel olmayan ilişkilere nezaket ilişkilerine ve iş ilişkilerine ayrılmıştır.

Hail diğer mesafeleri olduğu gibi sosyal mesafeyi de 'yakın' ve 'uzak' kısım olmak üzere kendi içinde ikiye ayırır. Birlikte çalışan insanlar (patron-sekreter resepsiyon memuru-müşteri vb.) yakın sosyal mesafeyi kullanırken yabancılar 'uzak' sosyal mesafede (insanların karşıdakine "şöyle bir uzaklaş da sana bakayım" dedikleri mesafe) tutulur.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:40   #146 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Sosyallik


XX. yüzyıl başında Georg Simmel tarafından ortaya atılan sosyallik (sociability) terimi bireyin diğerleriyle kurduğu kişisel ilişkiler bütününe göndermektedir. Bu anlamda aile üyeleri akrabalar arkadaşlar dostlar komşular iş/çalışma arkadaşları ve benzeri kişiler arası tüm ilişkileri kapsamaktadır.

İşlemsel olarak sosyallik bireyin düzenli olarak ilişkide olduğu kişilerle oluşturduğu sosyal ağın genişliği veya darlığı boyutunda kavramsallaştırılmaktadır. Dolayısıyla sosyallik bir bakıma birey (veya grubun) sahip olduğu 'sosyal sermaye'yi ifade etmekte ve sosyallik düzeyi bu sermayenin ya da kaynağın büyüklüğünü yansıtmaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:40   #147 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Stereotip


Etimolojik olarak stereos (katı) ve typos (nitelik tip) sözcüklerinden oluşan stereotip terimi ilk kez 'kafamızdaki imajlar'a işaret etmek üzere Lippmann (1922) tarafından ortaya atılmıştır. Stereotip terimi genel olarak diğer insanları içine yerleştirdiğimiz kategorileri ifade etmektedir. Bu çerçevede stereotipler diğer bir bireyi veya bireyler grubunu tanımlamak için kullandığımız basitleştirilmiş betimsel kategoriler olarak tanımlanabilir.

Sosyal psikoloji literatüründe gruplar arası ilişkiler inançlar ve temsiller bağlamında kullanılan stereotip bir birey grup veya topluluk hakkında sahip olunan temellendirilmemiş kanaattir. Belirli bir hedef hakkında basitleştirilmiş yaygın inançlara dayanan stereotipler bireysel farklılıkları dikkate almayan kalıp yargılardır. Stereotiplere sıklıkla hedef olan gruplar yaş cinsiyet meslek grupları azınlık grupları ve milliyetlerdir.

Stereotip önyargıları besleyen koruyan önemli bir mekanizmadır. Belirli bir kategoriye ait kişilere ilişkin enformasyonların algılanmasındaki ve işlenmesindeki rolleri yanı sıragruplar hakkındaki beklentileri de etkilerler.

Bazı hallerde önyargıların gelişmesine yol açıp ayrımcılığa zemin hazırlarlar. Literatürde kullanıldığı şekliyle stereotipler genellikle sözel ifadelerde ortaya konmaktadırönyargılar ise daha geniş bir ifade alanına sahiptir; stereotip daha ziyade tekbiçimli bir nitelik taşırken önyargı çok sayıda stereotipi (örneğin ırk din cinsiyet stereotipleri) kapsayabilir. Bir bakıma stereotip sosyal temsillerin işlevsel yanını önyargı ise yapısal yanını ifade etmektedir.

Stereotipler konusunda ülkemizde yapılan araştırmalardan birinde (Harlak 1993) stereotiplerin turizm bağlamında diğeriyle ilişki fırsatlarına bağlı olarak şekillendiğini ortaya koymuştur. Bir diğer araştırmada (Teközel ve Bilgin 1998) ise kişilerin kolektif kimliklerini tanımlayıcı buldukları sıfatların gruplar arası bağlama göre değiştiği bir başka deyişle stereotiplerin karşılaştırma gruplarına göre belirginlik (saliency) kazandığı sonucuna varılmıştır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:40   #148 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Suçluluk


Suçluluk (sense of guilt culpabüity) terimi bir hata yaptığı bilincine sahip bireyin durumu veya duygusunu ifade etmektedir. Suçluluk esas olarak moral bir duygudur zira iyi veya kötünün ne olduğunu belirleyen moral bilinç olmadan hata kavramı da var olamaz. Suçluluk duygusu çeşitli toplumlarda sosyal kontrolü sağlamanın ve hatta manipülasyonun temelini oluşturmaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:40   #149 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Tabu


Tabu terimi ilkel toplumlar bağlamında ele alındığında kendisiyle temas edilmesi veya kullanılması moral olarak yasaklanmış bir kişi veya nesneyi ifade etmektedir. Ancak günümüz toplumlarında tabu genel olarak 'hakkında konuşulmayan şey' anlamına gelmektedir; örneğin cinsel nitelikli konular kutsal sayılan şeyler ideolojik-politik olarak tartışılması sakıncalı görülen konular vb.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:40   #150 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Taklit


Taklit (imitation) sosyal psikoloji tarihinin ilk kavramlarından biridir ve yaygın anlamında bir başkasının davranışını tekrarı ifade etmektedir. 1890'da G. Tarde'ın hakkında bir monografi yazdığı taklit kavramı daha sonra uzunca bir süre gündemden düşmüş 1960'larda sosyal öğrenme teorisiyle yeniden ortaya çıkmıştır.


Sosyal öğrenme teorisyenleri (Bandura vs.) taklit ile öğrenmeyi birbirinden kesinlikle ayırmaktadır: Taklit örnek bir davranışın yeniden üretimi olarak öğrenmeden ziyade performans düzeyinde yer almaktadır ve bu nedenle taklidi tanımlamada taklit edilen davranışın özellikleri önem taşımaktadır; örneğin modelin davranışının taklit edenin repertuvarında yer almaması (bir sürücünün önündeki arabanın kırmızı ışıkta durmasının ardından durması öndekini taklit ettiği anlamına gelmemektedir) taklidi ayırdetmede en belirgin ölçütlerdendir.

Araştırmalar bazı koşulların taklidi kolaylaştırıcı bîr rol oynadığını ortaya koymaktadır. Örneğin model olanın statü ve saygınlığı model ile kişi (taklit etme durumundaki kişi) arasında olumlu duygular model ile kişinin benzerlik düzeyi kişinin bizzat kendi deneyimi olmamakla birlikte modelin söz konusu bir davranışı yapmakla ödül veya kazanç sağladığını algılaması gibi.

Yeterince incelenmemesine rağmen taklidin eğitim açısından önemli bazı işlevleri olduğu bilinmektedir. Her şeyden önce taklit öğrenmeyi hızlandırıcı bir etkiye (özellikle kendiliğinden pozitif olarak pekiştirilme imkânı zayıf olan davranışlarda) sahiptir; ikincisi inhibisyonları ortadan kaldırabilir; üçüncüsü daha önceden öğrenilmiş sosyal olarak yaptırıma uğramamış fakat yapılmayan davranışların ortaya çıkarılmasında kolaylaştırıcı bir rol oynayabilir.

Taklit (mimesis) olgusu Girard'ın günah keçisi teorisinde toplumu tesis edici bir rol yüklenmektedir

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Anastasia, Asi Ruh, Düş, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 18:35