Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Pskilojide Kavramlar

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Pskilojide Kavramlar konusu , Öncelik Etkisi Öncelik etkisi (primacy effeci) ya da bir diğer deyişle ilk izlenim etkisi kavramı izlenim oluşumu alanında yapılan çalışmalarda belirli bir kişiyi betimleyen sıfatlar listesi içersinde en önce sunulanların ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.02.2014, 21:49   #181 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar



Öncelik Etkisi


Öncelik etkisi (primacy effeci) ya da bir diğer deyişle ilk izlenim etkisi kavramı izlenim oluşumu alanında yapılan çalışmalarda belirli bir kişiyi betimleyen sıfatlar listesi içersinde en önce sunulanların bu kişiye ilişkin yargılarımızı daha çok etkilediğini; iletişim alanında ise bir dizi mesaj içersinde en önce sunulanların kişilerin algıları ve kanaatleri üzerinde daha ağırlıklı bir rol oynadığını ifade etmektedir.

Araştırmalar etkileşimdeki bireylerin birbirleri hakkında sahip oldukları ilk enformasyonların daha etkili olduğunu göstermektedir. Goffman'ın üzerinde önemle durduğu dış görünüş ya da cephe görüntüsü bilgileri bu enformasyonlar arasında sayılabilir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:49   #182 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Önyargı


Önyargı (prejudice) ya da peşin hüküm belirli bir grubun üyelerine salt bu gruba aidiyetleri dolayısıyla ve toptan gösterilen olumsuz tutumdur. Bu olumsuz tutum her türlü gerçek kanıttan yoksun olarak peşinen üretilmiştir ve bireyden ziyade gruba yöneliktir.

Literatürde önyargıları ele alan pek çok öykü roman veya tiyatro oyunu örneği vardır. Fakat bunlar arasında Franz Kafka'nın Dava ve Şato adlı romanları özel bir yer tutar. Dava'da roman kahramanı K'ya ve dolayısıyla onun şahsında ait olduğu etnik gruba karşı olumsuz önyargılar söz konusudur. Ve roman kahramanı sadece bu nedenle mahkum edilip hapse atılmaktadır.


Şato'da ise özelleştirilmemiş yabancılara yani genel olarak yabancılara karşı Şato sahibinin (köydeki iktidar sahibi) önyargısı temel alınmakta köylüler bu önyargıyı benimsemese de yabancılara karşı ayrımcılık yapmaktadırlar.

Önyargılar sosyal psikologların da uzun zamandan beri ilgisini çekmiştir. Literatürde 1920'li yıllardan bu yana belirli aralıklarla önyargı araştırmaları bulunmaktadır. 1930'lu yıllarda La Pierre'in araştırmalarıyla başlayan bu gelenek 1950'lerden itibaren Adorno ve arkadaşları Pettigrew Rokeach gibi araştırmacılar tarafından sürdürülmüştür.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:50   #183 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Öyküsel Kimlik


Descartes'ın Cogito'sunun etkisiyle sosyal bilimler alanında uzunca bir süre bütünsel bir bilinç ya da bir 'birleşik Ben' paradigması hakim olmuştur. Psikanaliz bu 'yekvücut' ego anlayışını kırarak id-ego-süper ego'dan oluşan üç boyutlu bir Ben anlayışı geliştirmiştir. İnsan psişizminin tekliğini bütünlüğünü kaybettiği bu bölünme daha doğru bir deyişle psişizmin parçalı bir biçimde temsil edilmesi Paul Ricoeur tarafından 'parçalanmış Cogito' olarak adlandırılmıştır.


Ancak Ricoeur insanın varoluşuna bir bütünlük bir birlik vermek ihtiyacında olduğunu bunun da (birliğin) insanın kendisi hakkında oluşturacağı bir hikaye şeklinde gerçekleşebileceğini bir başka deyişle bir anlatı tarzında sağlanabileceğini vurgulamıştır.

Buna 'öyküsel kimlik' (narratif kimlik) demiştir. Öyküsel (ya da anlatısal) kimlik terimi bireyin kendini başkalarına kendi kendine anlattığı kişisel bir hikaye biçiminde sunduğunu ifade etmektedir; terim bireyler kadar kimliklerini büyük anlatılar ya da öyküler (recits) içersinde inşa eden sosyal gruplar için de kullanılmaktadır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:50   #184 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Öz Farkındalık


Öz farkındalık (şelf awareness) kişinin dikkatinin kendisi üzerine toplanması ve benliğin onun bilincinin objesi haline gelme durumudur. Kişinin dikkati diğerleri tarafından görülen yanları (fiziksel görüntü davranış vb.) üstünde odaklandığında genel ya da kamusal öz farkındalık; diğerlerine görünmeyen yanlar üstünde odaklandığı zaman ise özel öz farkındalık söz konusudur.


Öz farkındalık bir bakıma kişinin kendisinin bilincinde olmasını ifade etmesi bakımından benlik-bilincine benzemektedir; ancak öz farkındalık bir tür kendi üstüne odaklaşma hali belirli bir durum içindeki bir bilinçlilik hali iken benlik bilinci kavramı (self-consciousness) daha ziyade bireysel bir dispozisyonu ifade etmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:50   #185 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Öz Saygı


Bir kişinin kendisini algılamasına ilişkin bir kavram olan öz saygı (self-esteem) kişinin kendisine bir birey olarak yüklediği değeri ifade etmektedir. Öz saygı benliğin duygusal öğesidir. Rosenberg'in klasik tanımına göre her insanın bir kişi olarak değeri hakkındaki duygusudur.

Bu duygu öz saygı araştırmalarının temeli olmuştur zira öz saygı araştırmaları kişilerin kendilerini değerlendirebileceği ve bunu tutumları eylemleri ve sözleri vasıtasıyla ifade edebileceği varsayımına dayanmaktadır. Bir birey kendini değerlendirmeye çalıştığında ya salt kişisel özelliklerini dikkate alır ya da mensup olduğu gruplara referansla değerlendirme yapar. Bireyin kendi kişisel özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi kişisel öz saygıyı; bireyin özdeşleştiği grupların özelliklerinin sübjektif değerlendirmesi ise kolektif öz saygıyı oluşturur.

Öte yandan öz saygı kişinin içinde bulunduğu durumlardan da etkilenir. Yaşanan olaylar ve alınan enformasyonlar kişinin kendine ilişkin imajlarını değiştirebilir. Bu nedenle dispozisyonel öz saygı ile durumsal ya da bağlamsal öz saygıdan söz edilebilir.

Tarihsel olarak öz saygının kavramsallaştırılmasında iki teorisyen James ve Cooley'in çalışmaları önemli bir yer tut-maktadır (Bolognini ve ark. 1998). James öz saygı (self love) kavramında kişinin başarıları ile özlemleri arasındaki oranı öne çıkarmıştır (öz saygı=başarılar/özlemler). Cooley diğerlerinin kişiye ilişkin görüşlerinin diğerlerinin aynasında yansıyan imajının (looking glass şelf) belirleyici olduğunu vurgulamıştır.


Öz saygı modern Batı toplumlarının bir özelliği olan bireyselci bir insan ideolojisi içinde kök salan bir kimlik boyutudur. Bu toplumlarda bireyler kendilerini özel bir kişi anlayışına dayalı bir sembolik alanda inşa ederler. İçinde yaşadığımız kitle iletişim ve serbest rekabet uygarlığı bireylerin olumlu bir imaja sahip olmalarını temel bir değer haline getirmiştir öylesine ki öz saygının kazanılması sosyalleşmenin başarısının göstergesi olarak görülmeye başlamıştır.

Bu kültür çocukların hareketlerinden sorumlu bir kişi olarak görülmesi gerektiğini vurgulamış ve kendini ifade etme ve gerçekleştirmeyi bir hedef olarak göstermiştir.

Maslow'un ihtiyaçlar piramidinin en üst katında yer alan kendini gerçekleştirme hedefi hümanist düşünce geleneğinden gelmektedir. Başlangıçta çocuğun içinde yaşadığı toplumun inanç ve değerlerini duygu düşünce ve davranış tarzlarını sosyal rolleri ve normlarını içselleştirmiş bir üyesi haline gelmesini ifade eden sosyalleşme günümüzde çocuğun kendini geliştirmesi kişiselleştirmesi ve yüceltmesi hedeflerine doğru kaymıştır.

Öz saygı son çeyrek yüzyılda önemli bir araştırma alanı olmaktan öte geniş bir kitlenin ilgi odağı haline gelmiştir. Bir yanda psikologlar eğitimciler ve ruh sağlığı uzmanlarıöte yanda gittikçe genişleyen bir halk kitlesi öz saygı terimi altında toplanan olgulara ve sorunlara ilgi duymuştur.

Çeşitli yaşam alanlarındaki performans düşüklükleri depresyonlar İntiharlar ergenlik ve gençlik sapmaları okul başarısızlıkları ve uyumsuzlukları erken hamilelik ve benzeri sorunlar öz saygı düzeyiyle ilişkilendirilerek anlaşılmaya çalışılmıştır.

Günümüzde çeşitli araştırmacılar öz saygının insanların yaşamında önemli bir rol oynadığı onların düşünceleri duyguları ve davranışlarında etkili olduğu konusunda görüş birliği içindedirler. Yapılan araştırmalarda öz saygı düzeyinin kendine güven iç tutarlılık zamanda istikrarlılık kararlı tepkiler gösterme kendini yücelterek sunma gibi değişkenlerle ilişkili olduğu yönünde bulgular elde edilmiştir.

Öz saygının yapısı konusunda bazı yazarlar genel bir duygudan (Coopersmith 1967) söz ederken bazıları (Bracken 1996; Harter 1982; Marsh 1989) çok boyutlu bir yaklaşım sergilemektedirler. Faktör analizi temelinde yapılan çalışmalar (Harter ve Pike 1984) insanın kendini değerlendirmesinin çok boyutlu bir nitelik gösterdiği tezine ağırlık vermektedir.

Kendini değerlendirmenin çocukluktan itibaren gelişim dönemlerine bağlı olarak alanlara göre farklı bir seyir izlemesi de bu tezi desteklemektedir. Öz saygının boyutları sayılabilecek bu temel alanlar arasında okul başarısı atletik yetenek ilişkisel yetenek fiziksel görünüm davranışlar ve bunlara ek olarak yakın dostluklar duygusal ilişkiler ve mesleki başarılar sayılmaktadır.

Fakat farklı alanlar da olsa Öz saygının faktör yapısında özellikle iki faktör öne çıkmaktadır: Kapasite veya yeteneklerin değerlendirilmesi ile kişisel uygunluğun (sosyal kabul açısından) değerlendirilmesi. Bazı yazarlar iki yaklaşım arasında bir çelişki bulunmadığını her ikisinin de insanın kendini değerlendirmesinin bir parçası olduğunu yani kendimiz hakkında bazen genel (global öz saygı) bazen da alanlara göre (özgül öz saygı) bir değerlendirme yaptığımız fikrini savunmaktadırlar. Buradan hareketle iki değerlendirme tipini birbirine göre hiyerarşik bir tarzda konumlayan farklı modeller geliştirilmiştir (Hattie ve Marsh 1996).

Öz saygı düzeyinin ölçülmesi öz saygının kavramsallaştırılmasında temel alınan yaklaşımlara göre farklı yöntem ve ölçeklerle yapılmaktadır. Ancak pratikte çok boyutlu ve çok-skorlu ölçekler daha çok tercih edilmektedir. Bu tür ölçekler Özel bir sorun konusunda yani belirli bir alanda değerlendirme yapılacağında daha uygun düşmektedir.

Örneğin okul başarısı veya fiziksel görünüm konusundaki öz saygı düzeyi araştırılmak istendiğinde çok boyutlu bir ölçeğin sadece bir tek (veya birkaç) alt ölçeğini kullanma imkanı vardır ve bu da önemli bir tasarruf kaynağıdır (Harter 1998).

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:50   #186 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Öz Saygı İyimserliği


Pyszczynski Greenberg ve Solomon (1987) tarafından ortaya konan bu olgu insanların öz saygı yoluyla tehditle başa çıkmaya çalışmalarını ifade etmektedir. Bu teoriye göre insanlar çeşitli kaygı kaynaklarıyla ve özellikle de ölüm korkusuyla başa çıkmak için yüksek öz saygı düzeyini korumaya çalışmaktadırlar.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:51   #187 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Öz Sevgi

XVIII. ve XIX. yüzyıl demokrasi teorilerinin ve liberal felsefenin bir erdem ve ideal olarak önerdiği öz sevgi (amour de soi bîr tür selflove) her bireyi sadece kendisini düşünmeye kendisinden kaygılanmaya sevkeden duygu olarak tanımlanmıştır. Bu duygunun bireyin bir objeyi göreceli değil (görecelilik karşılaştırmaya dayanır) mutlak bir ihtiyaca cevap vermesi halinde sahiplenmeye götüren bir duygu olması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu tanımda Ben kendi üstüne dönen kendi kendine yeterli bir bütünsellik gibi görülmektedir. Her insan kendi kendinin gözlemcisi dıştan hiç bir şeyin rahatsız etmediği bir kendinde mevcudiyet içinde bulunmaktadır.

Demokrasi teorisinde öz sevgiyi (amour de soi) izzet-i nefisle (amour propre) karşılaştıran Rousseau 'sivil durum'da tek tek bireylerin iradesinin genel iradeye göre durumunu 'doğa durumu'nda izzet-i nefsin öz sevgiye göre durumuna benzetmektedir. Ona göre insan öz sevgi güdüsüyle hareket ettiği için özünde iyidir; izzet-i nefis tarafından bastan çıkarıldığı içindir ki toplum tarafından bozulur insanlar birbirini yolsuzluğa iter. İnsanın doğal olarak 'iyi' olmasına karşılık toplumun 'kötü' olmasıparadoksaldır; bunun kaynağı öz sevginin yapısal olarak değişken olmasındandır; ancak bu değişkenlik sosyal kontratı mümkün kılmaktadır.

Öz sevgi ya da kişinin kendini sevmesi nihai analizde diğerlerinin onu sevgisiyle bir olmaktadır; zira sempati kendi kopyasını çiftini ikizini yaratmaktadır ikizini yaratmaseyircisini taklitle eşdeğerlidir burada karşılıklı sevmenin zevkini arama kendi üstüne dönüşümlü (refleksif) sempati ilkesi işlemektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:51   #188 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Özdeşleşme


Başlangıçta Freud'un hastalarıyla ilişkilerinden hareketle hipotetik olarak oluşturduğu bu kavram (Identification) bireyin erken yaşlardan itibaren bir başkasını model alarak kendi kişiliğini oluşturma sürecini ifade etmektedir.

Erken yaşlardan itibaren diğerleriyle bazı ortak yanları olduğunu farkeden çocuk ya kendini onlara ya da diğerlerini kendisinin bir parçasına benzeterek özdeşleşme sürecine girmekte ve onlar tarafından aktarılan değerlere göre 'ideal ben'ini oluşturmaktadır. Özdeşleşme çocuğun model olarak aldığı ayrıcalıklı bazı kişilerle (anne-babaöğretmenler otorite figürleri vb.) etkileşime girerek kendi kimliğini inşa etme eğilimidir.

Özdeşleşme kavramı sosyal etki araştırmalarında konformizm ya da uymanın belirli bir tipine işaret etmektedir. Sosyal etkiye maruz kalan bireyin tepkilerini itaatözdeşleşme ve benimseme olarak üç farklı tipe ayıran Kelman (1958) özdeşleşmeyi şu şekilde tanımlamaktadır.

Özdeşleşme durumunda birey grubun görüşlerini değil gruptaki kişilerle ilişkilerini dikkate alır; onun için önemli olan gruptaki beğendiği değer verdiği kişilerle ilişkileridir ve tepkilerinde onları örnek alır; onlarla ilişki kurmak veya ilişkilerini korumak geliştirmek ister (dolayısıyla grubun görüşünü benimsemesi söz konusu değildir; yalnız kaldığında terk edebilir).

Özdeşleşme kavramı daha yakın yıllarda grupların oluşumunu açıklamada kullanılmıştır. Turner ve arkadaşlarının (1982 1988) ortaya attıkları sosyal özdeşleşme modelinde kişiler için önemli olanın 'ben kimim?" sorusu olduğu vurgulanır; bu soruya verilen kategorisel cevaplara göre sosyal özdeşleşme mekanizması işler ve kişiler aralarında bir çekim veya dostluk ilişkisi olmasa da kategori benzerliği temelinde gruplar oluştururlar.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:51   #189 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Özel Muamele Stratejisi



Manipülasyon tekniklerinden biri olan bu strateji belirli bir davranışa angaje edilmek (bir şeye katmak bir ürün satmak vb.) istenen kişiye şu veya bu sebepten dolayı özel bir kişi olduğunun söylenmesine dayanmaktadır (Burger 1986).

Örneğin bir mağazaya giren müşteriye n'inci müşteri olduğunun ve onun için X malından aldığı takdirde bir hediye öngörüldüğünün veya o günün özel bir gün olduğunun ve bu nedenle indirim yapıldığının veya bir çekiliş yapılacağının belirtilmesi gibi.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:51   #190 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Özel-İlişkisel Benlik


Özerk-ilişkisel benlik kavramı Kağıtçıbaşı (1996) tarafından ortaya atılmıştır. Kağıtçıbaşı'na göre insanlar arası ilişkilerde birbirinden farklı iki boyut söz konusudur; bunlardan birisi kişiler arası mesafe temelinde oluşan ayrışmışlık - ilişkililik boyutu (separateness-relatedness) diğeri etkinlik temelinde oluşan özerklik-dışa bağımlılık boyutudur.

Bu boyutların kesişmesinden özerk-ilişkisel benlik ilişkisel benlik (ilişkililik-dışa bağlılık) ayrışmış benlik (özerklik-ayrışmışlık) ve marjinal benlik (aynşmışhk-dışa bağlılık) gibi benlik tipleri doğmaktadır.

Literatürde ilişkililik ve özerklik genellikle birbirine zıt düşen kavramlar olarak tanımlanmıştır yani özerkliğe başkalarından ayrışmışlık uzaklaşma anlamı yüklenmiştir. Bu durumda doğaldır ki bir kişinin hem Özerk hem de diğerleriyle çok ilişkili olması mümkün görülmemiştir.


Oysa Kağıtçıbaşı bu iki özelliğin birbirinden bağımsız farklı boyutlara (kişiler arası mesafe boyutu ile etkinlik boyutu) ait olduğunu dolayısıyla bu boyutların birer özelliği olan özerklik ile ilişkililiğin bir arada var olmalarının mümkün olduğunu öne sürmüştür.

Örneğin aile yapısıyla özerklik ilişkisine bakıldığında modernleşme teorisine göre modernleşme arttıkça ilişkililiğin azaldığı yönünde genel bir kabul vardır. Bu noktada benliğin özerk-ilişkisel modelini öneren Kağıtçıbaşı modernleşme teorisine alternatif bir yaklaşım ortaya koymuştur.

Ona göre eğer bu iki boyut ayrı ve bağımsız ise ikisinin zıt kutuplarının bir arada görülmesi mümkündür. Özerk - ilişkisel benliğin gelişimi en iyi bağlamsal-işlevsel bir bakış açısından anlaşılabilir. Bütünleştirici bu tür bir sentez karşılıklı bağımlılık veya bağımsızlık aile modellerinden çok duygusal bağıntılılık aile modelinde ortaya çıkar. Bunun nedeni bu modelde hem özerkliğin hem de yakınlık ve bağlılığın işlevsel olmasıdır.

Bu durum geleneksel toplumdan çok bağlılık kültürü içeren toplulukçu toplumların gelişmiş (kentlileşmiş eğitimli) kesimlerinde tipik olarak görülür. Kağıtçıbaşı'na göreözerk-ilişkisel benlik bir ideal olabilir ama ütopik olmaktan çok ulaşılabilir bir hedeftir. Psikoloji bu ideali gerçekleştirmede önemli bir rol oynayabilir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Anastasia, Asi Ruh, Düş, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 02:41