Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Felsefe - Sosyoloji
facebook bağlan


Pskilojide Kavramlar

Felsefe - Sosyoloji kategorisinde açılmış olan Pskilojide Kavramlar konusu , Boomerang Etkisi Tutum değişimi reklamcılık propaganda ve benzeri iletişim süreçlerinde özenle dikkat edilen boomerang etkisi ya da negatif etki bir sosyal etki sürecinde hedefin etkileyen yönünde (pozitif etki) etkilenmeyip aksi ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 01.02.2014, 20:54   #31 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar



Boomerang Etkisi



Tutum değişimi reklamcılık propaganda ve benzeri iletişim süreçlerinde özenle dikkat edilen boomerang etkisi ya da negatif etki bir sosyal etki sürecinde hedefin etkileyen yönünde (pozitif etki) etkilenmeyip aksi yönde bir eğilim geliştirmesini ifade etmektedir. İletişim alanında boomerang etkisi hedefine ulaşmayan bir mesajın geri dönerek kaynağına yönelmesi yani vericinin beklemediği sonuçlara yol açması şeklinde tanımlanabilir.


Negatif etki etkileyen (iletişim kaynağı) ile etkilenen (iletişim hedefi) arasındaki ilişki etkileyenin algılanması ve iletilen mesajın niteliği ile ilgili faktörlere bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.

Araştırmalara göre bunlar arasında en önemlisi etkileyenin etkileme hedefi tarafından negatif değerlendirilmesidir; burada iletişim kaynağı olan kişinin sevilmemesi veya güven uyandırmaması söz konusudur ve bu olgu iletişim uzmanlarının "insanlar her şeye inanabilir ama herkesten gelene değil' özdeyişinde ifadesini bulmaktadır.

İkinci olarak hedefin eylemlerinin sınırlandırılmasına tepki duyması ve direnmesi söz konusu olabilir; bu olgu bireyin özgürlüğünün tehdit edilmesinden kısıtlanmasından duyduğu rahatsızlıkla ilgilidir.

Üçüncü olarak etki kaynağının istemeksizin mesaja karşıt bilgiler iletmesi de negatif etkiye yol açabilir; örneğin yapılmaması istenen davranışlar detaylı bir şekilde anlatıldığında bazen bunlardan haberdar olmayanlar neler yapabilecekleri konusunda uyarılmış olmaktadırlar.

Nihayet istenen şeyin hedefe ulaşılamayacak gerçekleştirilemeyecek kadar zor ve uzak görünmesi de negatif etkiye yol açabilir; bunun klasik örneği bir diş macunu reklamında "tüketicilerin günde en az beş kez bu macunla dişlerini fırçalamalarının gerektiği aksi halde bunun hiçbir şeye yaramayacağı" mesajının verilmesi ve kampanya sonunda söz konusu marka diş macunu satışlarının azalmasıdır.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:54   #32 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Çatışma



Kişiler arası ilişkilerin özel bir durumu olan çatışma çok farklı nedenlerden kaynaklanabilecek bir gerilim durumudur. Bu durum anlaşmazlık uzlaşmazlık bağdaşmazlıkuyumsuzluk tartışma kavga gibi farklı durumlarla ilişkilendirilebilir. Kişilerin veya grupların birbirinden beklentilerinin uyuşmazlığı amaç ve hedeflerdeki farklılıklar davranış ve tutum farklılıkları iletişim bozuklukları ve benzeri nedenler çatışmaya neden olabilir.


Literatürde farklı çatışma türleri ayırdedilmektedir. Örgüt içersinde aynı hiyerarşik düzeyde bulunan kişiler veya gruplar arasındaki çatışmalar 'yatay çatışma' olarak farklı hiyerarşik düzeyde kişi veya grupların uyuşmazlığı ise 'dikey çatışma' olarak adlandırılmaktadır. Çatışma bireyler arasında olduğunda 'bireyler arası çatışma'dan gruplarbirimler veya servisler arası olduğunda 'gruplar arası çatışma'dan söz edilmektedir. Ayrıca çatışmanın bireyin grubun ve örgütün kendi içinde cereyan ettiğinde 'bireyin iç çatışması' 'grup içi çatışma' 'örgüt içi çatışma' terimleri kullanılmaktadır.

Çatışma konusundaki araştırmaların önemli bir kısmı çatışmayı çözme stratejileri ve bunların koşulları üstünde durmaktadır. Bu çalışmalarda ortaya konan stratejiler kişilerin bir yandan kendi hedeflerine bağlılıkları öte yandan diğerlerine ilgileri veya başkalarını düşünme düzeyleri bakımından farklılaşmaktadır. Belli başlı stratejiler arasında otokratik strateji kaçınma stratejisi demokratik strateji kompromi ve anlaşma (conciliatıon) stratejileri dikkati çekmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:54   #33 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Çekim


Çekim kişiler arası ilişkilerin hem temeli hem de bir tarzı gibi görünmektedir. Her iki halde de çekim diğerine karşı olumlu bir tutum ifadesiyle ve ona yaklaşma arzusuyla karakterize edilebilir. Bir başka deyişle çekim olumlu duyguların ve bağlanma (affiliation) arzusunun duyulduğu kişilerarası ilişkilere tekabül eder.

Sosyal psikologlar kişiler arası çekim olgularında coğrafi mekânda yakınlık fiziksel görünüş benzerlik birbirini tamamlama enformasyon verme bağlanma isteği doyum sağlama ya da ödüllendirici olumlu yaklaşım gibi faktörlerin etkili olduğunu öne sürmüşlerdir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:54   #34 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Davranış Senaryoları


Çeşitli koşullara veya bağlamlara uygun davranış beklentileri ya da hangi davranışların uygun olacağını belirten davranış epizodlarıdır. Senaryolar belirli özgül durumlarda kişilerin nasıl davranması gerektiğini ifade eden skriptlerden oluşurlar ve bu anlamda senaryo ve skriptler bir bakıma sosyal kuralların kognitif karşılığıdır.

Bunlar doğrudan gözlem yaparak diğer insanların değerlendirmelerini dinleyerek televizyon veya filmlere bakarak kitaplar okuyarak ve benzeri yollardan öğrenilmektedir. Örneğin her kültürde misafirlerin nasıl karşılanacağını veya cinsel ilişkilerin nasıl olacağını yöneten çeşitli senaryolar vardır. Davranış epizodları esas olarak bilişsel çaba tasarrufu sağlayan olay şemaları olarak görülebilir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:54   #35 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Davranış Stilleri


Küçük gruplarda azınlıkların çoğunluk üzerindeki etkileri konusunda Moscovici tarafından geliştirilen bu kavram etki kaynağının farklı davranış şekillerini ifade etmektedir.

Bu kavram konformite alanındaki araştırmalarda gözlenen ve yönü çoğunluktan azınlığa veya bireye doğru giden etki modelini tersine çeviren yani azınlıkların da çoğunluğun kanaatlerini değerlerini ve davranışlarım değiştirebileceğini varsayan bir anlayıştan kaynaklanmaktadır. Bir başka deyişle burada etkinin daima bağımlılıkla açıklanamayacağı yani bağımlının bağımlı olduğu etki kaynağından etkilenmesi şeklinde gerçekleşmediği bazan da bağımlılık dışında ortaya çıktığını örneğin bir kişi veya azınlığın salt davranış stili sayesinde hedef üzerinde etkili olabileceği anlayışı söz konusudur.

Davranış stilleri davranış veya kanaatin retoriğine (yoğunluk organizasyon vs.) gönderir; her biri mevcut durumun ve evriminin anlamını ifade eden sözel veya sözel olmayan sembollerin/işaretlerin niyetli bir düzenlemesidir.

Davranış stilinin iki yanı vardır: Araçsal ve sembolik yanlar. Davranış stili araçsal yanında yargı objesi hakkında; sembolik yanında ise davranış stilinin sahibi hakkında bilgi verir. Davranış stilinin kendi başına bir anlamı yoktur etkileşim içersinde anlam kazanır. Etkileşim sürecinde taraflardan biri herhangi bir stili benimseyerek kendisi ve konu hakkında enformasyon verir; muhatabı ise bunlardan görünür bazı parçaları alarak anlamlandırır.

Moscovici sosyal etki bağlamında çeşitli davranış stillerinden söz etmektedir: Soruna yatırım özerklik tutarlılık denklik/hakkaniyet katılık gibi. Davranış stilleri grupta olumlu veya olumsuz tutumlar yaratmak psikolojik alanları belirlemek ve dikkati belirli öğeler üstüne çekmek suretiyle etkili olurlar.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:55   #36 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Desantrasyon


Desantrasyon (deceniration) ya da kendi merkezinden çıkma terimi desantralizasyona benzer şekilde bir merkeze tabi olmamayı ifade etmektedir. Burada söz konusu olankişinin yargı ve değerlendirmelerinde kendi konumundan ben merkezli ve sübjektif bakışından sıyrılıp objektif bir konuma geçmesidir.


Kendi merkezinden çıkma genel olarak zihinsel ve moral gelişimin bir üst aşaması ve gruplar arası ilişkilerde önyargılardan kurtulmanın koşulu olarak görülmektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:55   #37 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Dijital İletişim


Palo Alto Ekolü'nün kişiler arası iletişimde (kullanılan enformasyonun kodun ya da işaretlerin türüne göre) ayırdettiği iki iletişim tarzından biridir (diğeri analojik iletişim).

Dijital iletişim bir takım işlemlerle kodlanabilir ve dolayısıyla bilgisayarlara sokulabilir bir özellik taşıyan objektif mantıksal bir enformasyonun kullanıldığı iletişimdir. Bu iletişimin dayandığı göstergeler ile anlamları arasında benzerlik ilişkisi yoktur bunlar arasındaki ilişkiler uzlaşmaya dayanır. Dijital iletişimin objesi şeyler yani bir içeriktir (oysa analojik iletişim ilişkiler hakkında bir iletişimdir).

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:55   #38 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Dogmatizm


Adorno'nun otoriter kişilik kavramı doğrultusundaki eleştirel çalışmaları çerçevesinde Rokeach (1960) tarafından ortaya atılan kavram kısaca bireylerin dünyayla ilişkilerindeki zihinsel katılığı ifade etmektedir.

Adorno'nun etnosantrizm kavramım genişleten önyargılı tutumların belirli bir ideolojiye özgü olmadığını hoşgörüsüzlüğün 'sağ' ideolojiler kadar 'sol' ideolojilerin taraftarlarında da görüldüğünü savunan Rokeach'e göre her birey sosyal dünyasını inandıklarından ve inanmadıklarından oluşan bir inançlar sistemiyle (belief-disbelief systetri) süzgeçten geçirir. Rokeach dogmatizmi bu karmaşık sistemin işleyiş tarzını açıklayan bir model olarak önermektedir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 20:55   #39 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Donma Etkisi


K. Lewin'in (1947) karar verme etkinliğinin sonuçlarını belirtmek üzere ortaya attığı bu kavram (freezing) insanların 'onlara kendi kararları gibi görünen şeylere katılma ve bu kararlara uygun davranma eğilimi gösterdikleri' varsayımına dayanmaktadır. Amerikalı ev kadınlarının tüketim alışkanlıkları konusunda iki farklı strateji izleyen Lewinbunlardan birinde yeni ürünleri (sakatat vs.) övme yönünde ikna edici konferanslar verme yoluna gitmiş diğerinde ise bir grup çalışması düzenleyerek kadınlarla birlikte yeni şeyler deneme kararı verme yolunu seçmiştir.

Sonuçlara göre ikinci yol daha etkili olmuş ve Lewin bunu karar verme eyleminin erdemine yani donma etkisine bağlamıştır. Ona göre kadınlar daha çok ikna oldukları için değil yeni ürünleri deneme kararı verdikleri için tutum değişikliği göstermişlerdir. Burada kararın doğru veya yanlış olması önem taşımamaktadır.


Nitekim bunu günlük yaşamdan bazı olaylarda görmek mümkündür. İsraf davranışlarının çoğu bu mekanizmayla açıklanabilir. Örneğin akşam dışarda eğlenmek için pek çok seçeneğe sahip olan bir aile içlerinden birinin X konserine bedava bileti olduğu için öncelikli seçeneklerinden vazgeçebilir (aynı şekilde küçük bir avans ödenerek yapılan rezervasyonlardan daha sonra vazgeçilememesi); yağmurlu bir günde evine dönmek için otobüs dolmuş veya taksi arayan biri otobüs durağında 15 dakika bekledikten sonra durak önünden geçen bir taksiye binmeyebilir ('Bu kadar bekledim artık otobüs gelmek üzeredir'}.

Bunun literatürden bir başka örneği 1965'te Johnson'a Vietnam Savaşı'nın geleceği hakkında sunulan rapordur. Raporda "Çok sayıda Amerikan birliği cephe savaşına sokulursa kayıplar çok olur; donatımları yetersiz vb. Ama kayıplar çok olunca geri dönemeyiz sonuna kadar gitmemiz gerekir aksi takdirde ulusal bir aşağılanma yaşarız. Büyük bir ihtimalle de sonuna kadar gidemeyeceğiz ve ulusal gururumuz kırılacaktır vb." denmektedir. (Ancak ABD. Başkanı donma etkisini kullanan bu ileri görüşlü raporu dikkate almamıştır).

Başlangıçta donma etkisi kavramıyla açıklanan bu olgu daha sonra 'angajmanın tırmanması' (escalation of commitmeni) olarak da adlandırılmış ve 'oltaya takılma' (law-ball) diyebileceğimiz bir manipülasyon stratejisinin açıklanmasında kullanılmıştır. Bu strateji belirli bir konuda karar veren kişinin kendi kararının tuzağına düşerek sebatla aynı yönde davranmaya devam etmesini öngörmektedir. Burada bir bakıma insanın kendi kendini manipülasyonu ya da iknası söz konusudur.

İtaat davranışlarını konu alan sosyal psikoloji deneylerinde zoraki kabul (forced compliance) durumlarında değişken olarak baskısız (serbest seçim -ki bu salt bir illüzyon da olabilir) veya baskılı (serbest olmayan seçim) koşullar kullanıldığında baskısız uyma (compliance without pressure) koşulunun etkili olduğu ve deneklerin normalde yapmayacakları şeyleri yaptıkları görülmektedir. Serbest seçim koşulundaki denekler kararlarında daha ısrarlı davranmaktadır.

Bu konuda Aronson 'kendi kendini doğrulama' kavramına dayalı bir açıklama getirmektedir. Ona göre kararda ısrarlar (hatta en disfonksiyonel olanlar bile) bireyin İlk kararının rasyonelliğinin onaylanması ihtiyacıyla açıklanabilir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.02.2014, 21:00   #40 (permalink)
Bjk Polat Doruk Bjk

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Pskilojide Kavramlar

Duygusal Zeka (EQ)


Türümüz var oluşunu büyük ölçüde duyguların insan ilişkilerindeki gücüne borçludur. Kararlarımızı ve hareketlerimizi şekillendirirken hislerimiz çoğu zaman düşüncelerimize baskın çıkar. Duygular bize hakim olduğu sürece zeka iyi ya da kötü hiç bir yere varamaz.


Tüm duygular harekete geçmemizi sağlayan dürtülerdir.Aslında biz iki zihne sahibiz; birisi düşünüyor diğeri ise hissediyor. Birbirinden tamamen farklı bu iki kavrama tarzızihinsel yaşantımızı oluşturmak için etkileşim halindedir.Akılcı zihin bilincimize daha yakındır düşüncelidir ve tartıp yansıtabilir.

Bunun yanında fevri ve güçlü bazen de mantıksız olan bir kavrama sistemi daha vardır; bu da duygusal zihindir. Hisler yoğunlaştıkça duygusal zihin devreye girer ve akılcı zihin etkisini yitirir.

Duyguların akıl üzerindeki etkisini anlamak için beynin gelişimine bakmamız gerekir. Homo sapiens neokorteksi düşüncenin beşiğidir. Hissettiklerimize düşünce katar. Hayatta kalabilme üstünlüğü neokorteksin strateji geliştirme uzun vadeli plan yapma gibi kurnazlıklarına borçluyuz.

Amigdala duygusal belleğin ve başlı başına anlamın deposudur; amigdalasız yaşam kişisel anlamlarından soyutlanmış bir yaşamdır. Amigdala psikolojik gözcü konumuyla ruh dünyamızda merkezi bir yere yerleşmiştir. Doğrudan amigdalaya ulaşan duygular bizim en ilkel ve en güçlü hislerimizi kapsıyor; işte bu devre duyguların gücünü ve akla olan üstünlü ğünü çok iyi açıklıyor.

Hisler bize doğru yönü gösterir; ondan sonra kuru mantık işe yarar. Demek ki duygular mantıklı olmak için gereklidir. Bir bakıma; akılcı ve duygusal olmak üzere iki beynimiz iki zihnimiz ve iki farklı türden zekamız vardır. Hayatı nasıl yaşadığımız her ikisi tarafından belirlenir. Sadece IQ değil duygusal zeka da önemlidir.

Aslında akıl duygusal zeka olmadan tam verimli çalışamaz. Akademik zekanın duygusal yaşamla pek ilgisi yoktur. Kişiler arası ilişkilerde zeka diğer insanları anlamaktır. Özbilinç duyguları idare edebilmek kendini harekete geçirmek başkalarının duygularını anlamak ilişkileri yürütebilmek duygusal zekaya ait yeteneklerdir. İnsanı insan yapan niteliklerin çoğu duygusal zekadan gelmektedir.

Kararlar salt mantığa dayanarak alınamaz; kişinin güdülerine ve geçmiş deneyimlerden derlenmiş duygusal bilgeliğe ihtiyaç vardır. Kişisel açıdan doğru kararlar verebilmenin anahtarı hislerine kulak vermektir. Bize sıkıntı veren duygulara hakim olabilme duygusal sağlığımızın anahtarıdır.Duyguların yoğunluğu ve süresi uygun ölçüyü aşıyorsa o zaman rahatsızlık veren uçlara yani kronik kaygı kontrolsüz öfke ve depresyona doğru kayarlar.

Duygusal zeka açısından umutlu olmak kişinin zorlu engeller veya yenilgiler karşısında bunaltıcı kaygıya teslimiyetçi bir tutuma ya da depresyona yenik düşmemesi anlamına gelir. İyimserlik tıpkı umut gibi zorluklara ve engellemelere rağmen genel olarak hayatta herşeyin iyi gideceğine dair beklentidir. İyimserlik ve umut öğrenilebilir. Her ikisinin de temelinde psikologların özverimlilik dediği görüş yani kişinin hayatındaki olaylarla başedebileceğine dair inancı vardır.

Empatinin kökeni özbilinçtir.Başkalarının ne hissettiğini kaydedememek duygusal zeka bakımından büyük bir eksikliktir. Çünkü duygusal ahenk empati yetisinden kaynaklanır; ahlakın kökleri empatide bulunur.

Her temasta duygusal sinyaller göndeririz ve bu sinyaller bizimle birlikte olanları da etkiler. EQ bu alışverişin id****ini içerir. Sosyal zekanın temelinde ise grupları organize edebilme tartışarak çözüm bulma kişisel bağlantı sosyal analiz becerileri bulunur.

Duygusal öğrenmede cinsiyetler arasında farklılıklar vardır. Kızlar sözlü-sözsüz duygusal işaretleri okumakta hislerini ifade etmekte ustalaşırken erkekler incinebilirliksuçluluk korku ve acıyla ilgili duygularını en aza indirgemekte beceri sahibi olur. Bu da ikili ilişkilerde ve evliliklerde önemli rol oynar.

Evliliklerde anahtar niteliğindeki yeterliliklerden biri eşlerin sıkıntılı hisleri kendi başına yatıştırmayı öğrenmesidir. Kendi kendine konuşma savunmacı olmayan dinleme ve konuşma saygı ve sevgi evlilikte düşmanlığın önünü keser.

Gelecekte EQ'nun temel becerileri ekip çalışmasında işbirliğinde ve insanların birlikte daha etkili çalışmayı öğrenmelerine yardımcı olunurken büyük önem kazanacaktır. Duyguların sağlık açısından önemi incelendiğinde ise merkezi sinir sistemi ile bağışıklık sisteminin sayısız şekilde iletişim halinde olduğu görüldü.

Öfke kaygı kronikleştiğinde insanların bir dizi hastalığa karşı direncini kırabilir. Depresyon ise kişilerin daha kolay rahatsızlanmasına neden olmasa bile özellikle durumu ağır olan hastaların tıbbi açıdan iyileşmesini engelleyebilir ve ölüm riskini artırabilir. İyimserlik umut duygusal desteğin ise şifa gücü vardır.Ayrıca kronik ya da ciddi bir hastalıkla savaşanların hislerini umursamayan tıbbi bir bakıma artık yetersiz kalmaktadır. Tıbbın duygu ve sağlık arasındaki bağdan yöntem açısından daha fazla yararlanmasının zamanı çoktan gelmiştir.

Ayrıca çocukların okuldaki başarısızlıklarının ardında da duygusal zekadan yoksunluk yer almaktadır. Bir çocuğun okula hazır olması nasıl öğreneceğine bağlıdır. Bunun da 7 öğesi vardır: Güven merak etme amaç gütme özdenetim ilişki kurabilme iletişim yeteneği işbirliği yapabilme. Duygusal dersler (hatta kalbin en derinlerinde yer edençocuklukta öğrenilmiş alışkanlıklar bile) yeniden biçimlendirilebilir. Duygusal öğrenme yaşam boyu sürer.

Mizaç duygusal hayatımızın özelliklerini oluşturan ruh halleri olarak tanımlanabilir.Genler tek başına davranışı belirlemez; çevremiz özellikle de büyürken yaşadıklarımız ve öğrendiklerimiz yaşam ilerledikçe mizaçla ilgili bir eğilimin nasıl ifade bulacağını belirler. Duygusal yeteneklerimiz sabit veriler değildir; doğru bir öğrenmeyle geliştirilebilirler.

Alkoliklik uyuşturucu bağımlılığı yeme bozuklukları gibi kötü alışkanlıklar depresyon kaygı belirtilerini kendi kendilerine tedavi etme yöntemi olarak gelişebilmektedir. Duygusal eğitim; hisleri tanıyıp onları tanımlayacak bir sözcük oluşturma anlamında özbilinci; düşünceler duygular ve tepkiler arasındaki bağlantıları sezmeyi; bir karara duyguların mı yoksa düşüncelerin mi hükmettiğini bilmeyi; farklı seçimlerin sonuçlarını öngörmeyi ve bütün bu içgörüleri uyuşturucu kullanmak sigara içmek ve **** gibi konulardaki kararlarda uygulamayı içeriyor. Ayrıca duygu yönetimi duyguların verimli kullanımı empati duyguları okuma ilişkileri yürütme yeteneklerini yerleştirmek de eğitime dahil.

Yapılan araştırmalara göre duygusal okuryazarlık programları çocukları okuldaki başarı puanlarını ve performansını iyileştirmektedir. Duygusal okuryazarlık karakter ahlaki gelişim ve yurttaşlık eğitimiyle birlikte gelişir.

Asi Ruh isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Anastasia, Asi Ruh, Düş, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 01:06