Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Forum Oyunları
facebook bağlan


Senaryo yazma

Forum Oyunları kategorisinde açılmış olan Senaryo yazma konusu , Alıntı: Ekvator Nickli Üyeden Alıntı Öncelikle güzide yorumun ve beğenilerin için sağ olasın güzel kardeşim. Bu benim yazarlık konusundaki ilk deneyimimdi. Eser bir roman değil hikâyedir. 10. Bölüme kadar yazmıştım. ...


Like Tree87Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 23.11.2013, 13:55   #61 (permalink)
Cesareti ile yaşamayan esareti ile ölür

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma



Alıntı:
Ekvator Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster


Öncelikle güzide yorumun ve beğenilerin için sağ olasın güzel kardeşim. Bu benim yazarlık konusundaki ilk deneyimimdi. Eser bir roman değil hikâyedir. 10. Bölüme kadar yazmıştım. Sonra beğenmediğim için devam etmedim. Ardından onlarca yazı dizisi ve hikâye yazdım. Şu aralar roman yazma hevesim ve projem var ama ne olur bilemem. Önceliği şiir kitabıma vermekteyim.

Bu başlığı görünce içimde bir şeyler çırpındı. Zira okumayı çok seven biriyim. Yazılarınlara şöyle bir göz atınca ve başarılı çalışmalar görünce hoşuma gitti. Sende de cevher yok değil hani. Sadece yorumlarınla değil, bence hayâl dünyan ile de bize çok şeyler katabilirsin @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]. Biraz betimlemeler ve ünlem işaretileri üzerinde durabilirsin. Bak mesela benim bu paylaştığım eser ilk olduğu için bir çok düzeltilmesi gereken yerler var. Ama ben bunun üzerinde pek durmadığım için pek revize yapmadım.

Neyse, sözü uzattım kusura bakma. Netice olarak senin yorum olarak bile olsa kalemin kuvvetli. Bunu eser çalışmalarına gayet rahat yansıtabilirsin. Belki ilerleyen zamanlarda diğer eserlerimden parçalar sunmaya devam edebilirim. Senin ki leri de bekliyor olacağım

Saygılarımla...
Teşekkürler..
Zihnimde son bir iki yıldır gidip gelen düşünceler var,yazmaya dair.
Bakalım..olacaksa da uzun bir zaman ve çalışmanın ürünü olacak.Biraz daha yaşanmışlık gerek.Ortalama on yıldan erken böyle birşeyler yapmayı düşünmüyorum.

Ekvator beğendi.
__________________
''Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek''
FeCr isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.11.2013, 15:13   #62 (permalink)
Bağımlı Üye
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

2010 yılında yazdığım Demir Üçgen adlı yazı dizisi çalışmamın 4. bölümünden bir kesit.

-----------------------------------------------------------------------------------

4 Mart Akşamı, 21:29

Demir parmaklıkların üzerinde bir insan cesedi. Parmaklıklar adeta vücudu delik deşik etmiş durumda. Yakınındaki binadan yüz üstü düştüğü anlaşılıyordu. Kaçıncı kattan düştüğü belli değildi. Polis ekipleri ve Cinayet Masası görevlileri olay yerindeydi, Davids’te ordaydı. Allen henüz gelmemişti. Cesedin boynunda Üçgen kolye yoktu ama tam dibinde Demir Üçgen kolye bulundu. Parmaklıklara saplandıktan sonra aşağıya doğru eğilen kafasından, kolyenin düştüğü tahmin ediliyordu. Kolye de, maktulün cesedi gibi kan revan içindeydi. Bir müddet sonra Allen’de oradaydı ve farklı olarak, koruması ile birlikte Orri Yasemen’de. Kurbanın, dördüncü kattan atıldığı kesinlik kazanmıştı, Hemen hemen Demir Üçgen’in kurbanı olduğu da. Bununla beraber dosyasına sahip olduğu Allen’in de listesi, ölen kurbanlarla baya bir kabarmıştı.

Olay yeri inceleme ekipleri adamın cesedini parmaklıklardan çıkardılar. Parmaklığın biri, adamın karaciğerine saplanıp parçalamıştı. Diğer parmaklık ise, tam boynuna saplanmıştı. Maktulün dili, yeni kesilmiş koyun misali dışarı sarkmış durumdaydı. Yasemen, Allen’i kolundan tutup kenara çekti. Kulağına eğildi; ‘’Dosyayı senden alıyorum’’.

Allen’in epeyce üzüldüğü yüzünden okunuyordu. Hiçbir şey demedi. Büyük gövdesi, masum dev gibi dalgalanmadan duruyordu. Oyundan alınıp, hocasına kızmış oyuncu edasıyla arabasına binip olay yerinden uzaklaştı.

Allen, direksiyonu sıkı sıkı kavramış şekilde nereye gittiği belirsiz bir halde ilerlemekteydi. Gözlerini yola dikmiş, kırpmıyordu bile.

Yasemen, daha önceden kafasında planladığı yeni dedektif projesini hayata geçirmeye kararlıydı artık. Çok kısa bir zaman sonra, Demir Üçgen dosyasının başına Tvelve Parkin getirilecekti.

Son cinayetten 50 dakika sonra:

Çevre yolunda, bariyerlere çarpmış bir araç bulundu. Aracın önü anlatılmaz bir haldeydi. Arabada tek kişi vardı. Vücudu direksiyon ile koltuk arasına sıkışmış ve kafası parçalanmıştı. Çarptığı bariyerin kaportayla birlikte yaptığı basınçtan ötürü, cesedi tek parça halinde çıkartmak mümkün değildi. Saatler süren çalışma sonucunda, soğumuş vücut iki parça halinde siyah ceset torbasına koyulup, fermuarı çekildi. İntihar girişimi mi, herhangi bir trafik kazası mı ya da cinayet mi karar vermek zordu. Kafa parçalandığı için cesedin kimliği cüzdanındaki rozetten bulundu. Hayatını kaybetmiş olan şahıs, California’daki Cinayet Masası’nın Kriminal Laboratuar ve Otopsi sorumlusu Julia Seinas’tan başkası değildi.

FeCr beğendi.
__________________
© Copyright 2014 All Rights Reserved Ekvator ™

Konu Ekvator tarafından (23.11.2013 Saat 15:15 ) değiştirilmiştir.
Ekvator isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.11.2013, 15:20   #63 (permalink)
Cesareti ile yaşamayan esareti ile ölür

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Alıntı:
Ekvator Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
2010 yılında yazdığım Demir Üçgen adlı yazı dizisi çalışmamın 4. bölümünden bir kesit.

-----------------------------------------------------------------------------------

4 Mart Akşamı, 21:29

Demir parmaklıkların üzerinde bir insan cesedi. Parmaklıklar adeta vücudu delik deşik etmiş durumda. Yakınındaki binadan yüz üstü düştüğü anlaşılıyordu. Kaçıncı kattan düştüğü belli değildi. Polis ekipleri ve Cinayet Masası görevlileri olay yerindeydi, Davids’te ordaydı. Allen henüz gelmemişti. Cesedin boynunda Üçgen kolye yoktu ama tam dibinde Demir Üçgen kolye bulundu. Parmaklıklara saplandıktan sonra aşağıya doğru eğilen kafasından, kolyenin düştüğü tahmin ediliyordu. Kolye de, maktulün cesedi gibi kan revan içindeydi. Bir müddet sonra Allen’de oradaydı ve farklı olarak, koruması ile birlikte Orri Yasemen’de. Kurbanın, dördüncü kattan atıldığı kesinlik kazanmıştı, Hemen hemen Demir Üçgen’in kurbanı olduğu da. Bununla beraber dosyasına sahip olduğu Allen’in de listesi, ölen kurbanlarla baya bir kabarmıştı.

Olay yeri inceleme ekipleri adamın cesedini parmaklıklardan çıkardılar. Parmaklığın biri, adamın karaciğerine saplanıp parçalamıştı. Diğer parmaklık ise, tam boynuna saplanmıştı. Maktulün dili, yeni kesilmiş koyun misali dışarı sarkmış durumdaydı. Yasemen, Allen’i kolundan tutup kenara çekti. Kulağına eğildi; ‘’Dosyayı senden alıyorum’’.

Allen’in epeyce üzüldüğü yüzünden okunuyordu. Hiçbir şey demedi. Büyük gövdesi, masum dev gibi dalgalanmadan duruyordu. Oyundan alınıp, hocasına kızmış oyuncu edasıyla arabasına binip olay yerinden uzaklaştı.

Allen, direksiyonu sıkı sıkı kavramış şekilde nereye gittiği belirsiz bir halde ilerlemekteydi. Gözlerini yola dikmiş, kırpmıyordu bile.

Yasemen, daha önceden kafasında planladığı yeni dedektif projesini hayata geçirmeye kararlıydı artık. Çok kısa bir zaman sonra, Demir Üçgen dosyasının başına Tvelve Parkin getirilecekti.

Son cinayetten 50 dakika sonra:

Çevre yolunda, bariyerlere çarpmış bir araç bulundu. Aracın önü anlatılmaz bir haldeydi. Arabada tek kişi vardı. Vücudu direksiyon ile koltuk arasına sıkışmış ve kafası parçalanmıştı. Çarptığı bariyerin kaportayla birlikte yaptığı basınçtan ötürü, cesedi tek parça halinde çıkartmak mümkün değildi. Saatler süren çalışma sonucunda, soğumuş vücut iki parça halinde siyah ceset torbasına koyulup, fermuarı çekildi. İntihar girişimi mi, herhangi bir trafik kazası mı ya da cinayet mi karar vermek zordu. Kafa parçalandığı için cesedin kimliği cüzdanındaki rozetten bulundu. Hayatını kaybetmiş olan şahıs, California’daki Cinayet Masası’nın Kriminal Laboratuar ve Otopsi sorumlusu Julia Seinas’tan başkası değildi.
Allen'den şüphelendim..Demir Üçgen kendisi olabilir.
Polisiye bir roman,elinize sağlık.

Tamamını yazmak niyetinde değilsiniz sanırım..mesela kendi günlüğünüze kısım kısım yazmayı deneseniz,bizler de oradan istifade etsek?
Parça parça yazılar halinde olacağı için yazan da okuyan da sıkılmaz diye düşünüyorum.
Devamının olduğunu bildiğimiz bir yazı olduğu için insan haliyle merak ediyor..

Ekvator beğendi.
__________________
''Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek''
FeCr isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.11.2013, 15:24   #64 (permalink)
Bağımlı Üye
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Alıntı:
FeCr Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allen'den şüphelendim..Demir Üçgen kendisi olabilir.
Polisiye bir roman,elinize sağlık.

Tamamını yazmak niyetinde değilsiniz sanırım..mesela kendi günlüğünüze kısım kısım yazmayı deneseniz,bizler de oradan istifade etsek?
Parça parça yazılar halinde olacağı için yazan da okuyan da sıkılmaz diye düşünüyorum.
Devamının olduğunu bildiğimiz bir yazı olduğu için insan haliyle merak ediyor..

Başlığı ilk gördüğümde üstte verilen senaryonun, alttaki tarafından devam ettirildiğini düşünmüştüm. Sonra incelediğimde gördüm ki durum farklıymış. Bende muhtelif eserlerimden yer yer kesitler sunmayı yeğledim. Baştan sona bir eser paylaşmayı elbet isterim ama bu başlık veya günlük başlığı bu durum için uygun değil. Elimde müsvedde hâlde duran bir eserim var. Belki onu ilerleyen zamanlarda Serbest Kürsü'den sizlerle paylaşabilirim. Başta siz sayın @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] olmak üzere, okurseverlerin yorumlarını görmek de bana haz verecektir.

FeCr beğendi.
__________________
© Copyright 2014 All Rights Reserved Ekvator ™
Ekvator isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.11.2013, 15:32   #65 (permalink)
Cesareti ile yaşamayan esareti ile ölür

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Alıntı:
Ekvator Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster



Başlığı ilk gördüğümde üstte verilen senaryonun, alttaki tarafından devam ettirildiğini düşünmüştüm. Sonra incelediğimde gördüm ki durum farklıymış. Bende muhtelif eserlerimden yer yer kesitler sunmayı yeğledim. Baştan sona bir eser paylaşmayı elbet isterim ama bu başlık veya günlük başlığı bu durum için uygun değil. Elimde müsvedde hâlde duran bir eserim var. Belki onu ilerleyen zamanlarda Serbest Kürsü'den sizlerle paylaşabilirim. Başta siz sayın @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] olmak üzere, okurseverlerin yorumlarını görmek de bana haz verecektir.
Konu öyleydi..altta ki devam ettiriyordu,lakin kurallar tamamen bizlere bırakıldığı için tür içinde türler yarattık..dramdan fantastiğe geçiş yaptı
Eserlerinizi zevkle yorumlarız elbette..lakin yazımı bitmeden yorumlayamayız,bir yorumumuzun sonra ki mesajda boşa çıkarılabilme ihtimali her zaman mevcuttur.Topluca sunacağınız bir eser olursa,ben de diğer arkadaşlarımız da söyleyecek bir çift söz buluruz tabi ki.
Yorumlamak yazmak kadar zordur..biliyorum,bir durum için 'öyle olmaz' demek aynı zaman da 'o halde nasıl olur' sorusuna da cevap vermeyi gerektirir.Benim isteğim ve ricam,siz yorumu bize bırakmayın.Alıp götürsün yazdıklarınız bizi..yoruma mahal vermeden.Yazının son noktası ile kendimize gelmiş olalım.
Tabi takdir sizin..yazar gibi düşünemem ben,okuyucum,öyle düşünürüm

Ekvator beğendi.
__________________
''Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek''
FeCr isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.11.2013, 15:38   #66 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Alıntı:
Ekvator Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
2010 yılında yazdığım Demir Üçgen adlı yazı dizisi çalışmamın 4. bölümünden bir kesit.

-----------------------------------------------------------------------------------

4 Mart Akşamı, 21:29

Demir parmaklıkların üzerinde bir insan cesedi. Parmaklıklar adeta vücudu delik deşik etmiş durumda. Yakınındaki binadan yüz üstü düştüğü anlaşılıyordu. Kaçıncı kattan düştüğü belli değildi. Polis ekipleri ve Cinayet Masası görevlileri olay yerindeydi, Davids’te ordaydı. Allen henüz gelmemişti. Cesedin boynunda Üçgen kolye yoktu ama tam dibinde Demir Üçgen kolye bulundu. Parmaklıklara saplandıktan sonra aşağıya doğru eğilen kafasından, kolyenin düştüğü tahmin ediliyordu. Kolye de, maktulün cesedi gibi kan revan içindeydi. Bir müddet sonra Allen’de oradaydı ve farklı olarak, koruması ile birlikte Orri Yasemen’de. Kurbanın, dördüncü kattan atıldığı kesinlik kazanmıştı, Hemen hemen Demir Üçgen’in kurbanı olduğu da. Bununla beraber dosyasına sahip olduğu Allen’in de listesi, ölen kurbanlarla baya bir kabarmıştı.

Olay yeri inceleme ekipleri adamın cesedini parmaklıklardan çıkardılar. Parmaklığın biri, adamın karaciğerine saplanıp parçalamıştı. Diğer parmaklık ise, tam boynuna saplanmıştı. Maktulün dili, yeni kesilmiş koyun misali dışarı sarkmış durumdaydı. Yasemen, Allen’i kolundan tutup kenara çekti. Kulağına eğildi; ‘’Dosyayı senden alıyorum’’.

Allen’in epeyce üzüldüğü yüzünden okunuyordu. Hiçbir şey demedi. Büyük gövdesi, masum dev gibi dalgalanmadan duruyordu. Oyundan alınıp, hocasına kızmış oyuncu edasıyla arabasına binip olay yerinden uzaklaştı.

Allen, direksiyonu sıkı sıkı kavramış şekilde nereye gittiği belirsiz bir halde ilerlemekteydi. Gözlerini yola dikmiş, kırpmıyordu bile.

Yasemen, daha önceden kafasında planladığı yeni dedektif projesini hayata geçirmeye kararlıydı artık. Çok kısa bir zaman sonra, Demir Üçgen dosyasının başına Tvelve Parkin getirilecekti.

Son cinayetten 50 dakika sonra:

Çevre yolunda, bariyerlere çarpmış bir araç bulundu. Aracın önü anlatılmaz bir haldeydi. Arabada tek kişi vardı. Vücudu direksiyon ile koltuk arasına sıkışmış ve kafası parçalanmıştı. Çarptığı bariyerin kaportayla birlikte yaptığı basınçtan ötürü, cesedi tek parça halinde çıkartmak mümkün değildi. Saatler süren çalışma sonucunda, soğumuş vücut iki parça halinde siyah ceset torbasına koyulup, fermuarı çekildi. İntihar girişimi mi, herhangi bir trafik kazası mı ya da cinayet mi karar vermek zordu. Kafa parçalandığı için cesedin kimliği cüzdanındaki rozetten bulundu. Hayatını kaybetmiş olan şahıs, California’daki Cinayet Masası’nın Kriminal Laboratuar ve Otopsi sorumlusu Julia Seinas’tan başkası değildi.
Eline sağlık çok heyecanlı ve sürükleyici... Devamını merak ettim

FeCr ve Ekvator beğendi
__________________
Viky isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.2013, 12:45   #67 (permalink)
Kafam hep duman..

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Gelsin devami

Orhan-38 beğendi.
EndGirl isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 03.12.2013, 13:15   #68 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Valla bende merak ettim gerçekten.

.şimdi tutup ben yazcam gerisini olmıcak...

__________________
Biricik Dünyam

Aşkın ekimi kasımı olmaz ki.. Ilık bir ekim sabahında, Ayaz bir şubat akşamında Ya da temmuz güneşinde sevmezmiyim seni..?. Severim.. Hemde çok..
Orhan-38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 13.12.2013, 21:48   #69 (permalink)
Bağımlı Üye
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Yara Sevda isimli yazı dizimin 3. Bölümünden / 2013

... Sedat dün gece hiç uyuyamamıştı. Aklı hep Buket’teydi. Başına bir iş gelmiş olabilir miydi? Ya da boş yere hüsnü kuruntu mu yapıyordu? Bu düşünceler içinde okulun kapısına varmıştı. Kafasını kaldırdığında Buket’i gördü. Tam okulun kapısından girmek üzereydi. Hızlı bir şekilde yanına varıp seslendi: ‘’Buket!’’. Güzel kız yüzünü Sedat’a döndü ve gülümsedi: ‘’Günaydın’’. Kız öyle güzel gülümsüyordu ki sanki günü aydınlatan güneş değil onun yüzüydü. Sedat’ın içi yumuşadı ama henüz telaşı üzerinden gitmemişti. Sormadan edemeyecekti ve üstü kapalı olaya girdi:

- Dün okulda yoktun sanırım göremedim de.

- Evet dedi kız, yüzündeki tebessümle. Sonra devam etti; Canım sıkılıyordu derslere de hiç girme arzum yoktu ben de biraz şehir turu atmaya karar verdim.

Demek jeep onlarındı. Şoförü vardı. Zengin olmalıydılar.

- Ne oldu beni merak mı ettin? dedi kız yüzündeki tebessüm ukâlâca bir tavır almıştı.

Sedat bir şey söylemedi. O da tebessüm etmekle yetindi ve başını öne eğdi. İçindeki duyguları nasıl söyleyebilirdi? Hem bu söylemekle anlatılamazdı ki yaşanmalıydı. Bu kadar kısa sürede –ilk görüşte- âşık olmak ender rastlanan durumlardandı bu duruma inanmayanlar çok olabilirdi. İçini tamamen açamazdı. Arkadaş olarak takılmalı sonra durumun gidişatına göre hareket etmeliydi. Evet evet şimdi zamanı değildi.

Yanlarına bir genç yaklaştı. Sedat’ın boylarında ama ondan biraz sıskaydı. Buket’e dönüp:

- Bir problem var mı tatlım? Rahatsızlık felan?

Çocuk çok samimi bir şekilde sormuştu bu soruyu. Cümlesindeki ‘’tatlım’’ takısı Sedat’ın kafasına takılmıştı. Sevgili olabilir miydi? Belki de kanka derecesinde bir erkek arkadaşıydı. Uzun süredir tanıştıkları için hitaplardaki bu yakınlık olabilirdi. Zaten Buket geniş bir aile kızına benziyordu. Zenginliğine artık kanaat getirmişti. Bu tür ailelerin çocukları özellikle kızları çok serbest ve rahat takılırlardı. Tabi istisnaların kâideleri bozmayacağını da unutmuyordu.

Buket sözlü cevap vermeden kafasını ‘hayır’ anlamında sallayarak durumu bildirdi. Çocuk yanlarında fazla durmadan uzaklaştı. Belki okulun fedâilerinden biriydi. Bacı-kardeş ayağına edep dışı veya arzu dışı durumlara müdahale etmekle kendini görevlendirmiş bir kahraman olabilirdi. Bu durum Sedat’ı biraz kızdırmıştı. Sedat normalde kavgacı bir tip değildi ve zaten ilkokuldan bu yana hiç kavga etmemişti. Ama bu durumda Buket’in sevgilisi olmayı ve çocuğun ağzının payını vermeyi çok istemişti.

Buket biraz somurtkan bir şekilde konuşmaya başladı. Yüzündeki tebessüm yanaklarından havaya karışmış gibiydi:

- Batuhan. Güya iyilik yapmayı seven bir tip Her olaya burnunu sokar. Namus vs. olayları bu okulda ondan sorulur. Ülkü ocaklarının başıdır kendisi. Geçen seneden tanışıyoruz. Pek bir zararını görmedim ama bu hâl ve hareketlerine kıl oluyorum. Elimde olsa hayâlarını ortadan ikiye ayırır onu yarı yarıya joker hakkından bir ömür men ederdim.

Sedat bir kahkaha kopardı. Öyle gülmüştü ki buna en başta kendi mahcup olmuştu. Çünkü kızın yüzünde şaşkınlık ifâdesi belirmişti ama sonrandan Sedat işi toparladı:

- Valla kusura bakma. Öyle hoşuma gitti ki şu son sözün. Bayıldım esprili atarına. Güzel olduğun kadar komik bir kızsın da.

- Teşekkür ederim o senin güzelliğin, dedi kız şımarık bir edayla.

Arkasından Sedat’ı şaşırtacak bir teklif sundu:

- Sinemaya gidelim mi? Ya şu Komedi Dükkânı'ında oynayan adamın filmi çıktı ‘’Kimsin Sen?’’ Baya oldu ama ne zamandır bir türlü gitmek nasip olmadı. Çok da güzel diyorlar. Kız arkadaşlarım pek sevmediği için bir program ayarlayamadım. Bu akşam işin yoksa gidebiliriz.

Sedat sinemaya pek gitmezdi ve komedi filmlerini de pek sevmezdi ama teklif büyük yerdendi hatta emir! Yüzündeki şaşkınlık ifâdesi sıcak bir tebessüme dönüştü ‘’tamam’’ dedi ‘’gideriz’’.

- Okey öyleyse! Akşam saat 7’de okulun önünde buluşalım.

Hava kararmak üzereydi. Hayatın Sedat’a jesti büyük olmuştu! Sunulan bu şansı iyi değerlendirmeliydi. İşler tahmininden de kolay ilerleyecek gibiydi. Ortadaki maddi fark sorunu pek engel gibi gelmiyordu Sedat’a. Zira Buket bu tür farklılıkları konu edecek tipte bir kız değildi. Peki ne yapmalıydı şimdi? Akşama sinemada teklif mi etmeliydi? Yoksa çok erken miydi daha? Ya da işler zaten tıkırında gidiyordu belki kız ilerde ona teklif ederdi. Yok canım daha neler! Neticede Sedat kararsız kalmıştı. Yine de içindeki ses sabırlı davranmasının kendisine yarar sağlayacağını söylüyordu.

Buluşma saatine çok az bir zaman kalmıştı. Sedat kirli sakalını kesmedi. Duş aldı elbiselerini değiştirdi ve yarım şişe parfümü vücuduna boca etti. Aynanın karşına geçti ve kendine şöyle bir baktı. Aşk onu seçmişti!

Evinden çıkarken evin önündeki yoldan camları açık siyah bir Passat geçti. Arabanın içindeki herifler geçen iki üç saniye içinde Sedat’ı şöyle bir süzmüştü. Sedat bir anlam veremedi zaten üzerinde de durmadı. Onu bekleyen daha mühim biri vardı. Hemen buluşma noktasına gidip Buket’i beklemeye koyuldu. Buket bir iki dakika gecikme ile buluşma yerindeydi. Ne de olsa kızdı. Hazırlanmaları kısa sürmezdi. Üzerine ince orman yeşili bir bluz altına siyah bir kot giymişti. İki dirhem bir çekirdekti. Pek ağır bir makyaj yapmamış ve her zaman ki gibi göz hatlarını vurgulamamıştı. Saçları ise enfes gözüküyordu. En az Sedat kadar parfüm harcamış gibiydi. Sedat da epey yakışıklı bir geçti. İkiliye uzaktan bakıldığında Titanic filmindeki iki âşığı hayâl etmek içten bile değildi.

İki genç sinemanın yolunu tuttular. Hava soğuktu ama Sedat’ın hiç üşüyesi yoktu. Bu gece onun gecesiydi çünkü. Sinemaya vardılar. Tenha bir ortam mevcuttu. Vizyonda dört film vardı ama pek kalabalık göze çarpmıyordu. İkili ‘’Kimsin Sen?’’ filmine bilet aldı ve yerlerine yerleştiler.

Film ortalarıydı moladan birkaç dakika sonrası. Sedat düşünüyordu; Sevdiği hatta âşık olduğu kız ile yan yana film izliyorlardı üstelik platonik bir şekilde çıkma teklifi etmeden. Gerçekten enteresan bir sahneydi. Sevgilisi olsa elini omzuna atar elini tutar yanaşırdı ama şuan iki arkadaş modundaydılar. Bu da iyiydi üstelik kısa zamanda emek sarf etmeden aşk konusunda çok yol almıştı. Sedat’taki bal arıda yoktu.

Filmin sonlarına yaklaşmışlardı. Buket resmen gülmekten kopmuştu. Sedat aşk modunda olduğu için pek filmle ilgilenememişti. Zaten bu tür de sevmiyordu. Aklında yine aynı düşünceler zuhur etti; Sinema çıkışı çıkma teklifi etse miydi? Şimdi etmezse sonradan pişman olur muydu? Elinden kaçan fırsat için pişmanlık da fayda vermeyecekti.

İkili sinema çıkışındaydı. Baştaki tenhalık yoktu. Sonradan baya bir insan gelmişti. Kalabalık yavaş yavaş boşalıyordu. O esnada Buket’in telefonu çalmaya başladı. İlk çalışta açtı. Birkaç saniye sonra yüzü asıldı. Sedat dışarıdaki soğuğu hisseder oldu. Zira Buket’in yüzündeki gülücükler içini ısıtıyordu. Buket kısa süren görüşmeden sonra telefonu kapattı ve Sedat’a döndü:

- Kusura bakma erken ayrılmam lazım. Seninle biraz daha vakit geçirirdik ama şimdi gitmeliyim.

- Ne oldu? diye sordu Sedat En az Buket kadar telaşlanmış bir tavırla.

- Babam. Babamı gözaltına almışlar. Şuan karakoldaymış. Gitmem gerekiyor sonra görüşürüz.


Çimen gözlü kız karanlığın içinde bir taksiye atlayarak kayboldu. Sedat donup kalmıştı. Önceki yaşadıkları sonrasında bu final kendisinde don etkisi oluşturmuştu. Kimdi babası? Neden gözaltına alınmıştı? Ne iş yapardı?

Genç delikanlı evine vardı. Sınavlar yaklaşıyordu ama aklında ne ders çalışmak ne de okul vardı. İçi Buket ile tutuşmakla kalmayıp şimdi onun yaşadığı olumsuzlukları yüreği ile paylaşıyordu. Onun kadar telaş etmiş onun kadar üzülmüştü.

Üstünü değiştirdi rahat bir şeyler giydi ve yatağına uzandı. Cebi çalıyordu arayan Buket’ti. Hemen açtı telefonu. Duydukları karşısında tüyleri diken diken olmuştu:

- Sedat kurtar beni. Siyah bir Passat’ın içindeyim. Gebze yolunda… ….

Telefon Sedat’ın elinden yatağa düştü. Zaten iletişim âni bir şekilde kesilmişti. Şok olmuştu! Buket’in sesini ilk kez bu kadar kötü ve korku içinde duymuştu. Acaba ona bir şey yapmışlar mıydı? Siyah Passat! Yüzleri asık adamlar! Evinin önünden de geçmişti! Kimdi bu adamlar ne istiyorlardı? Daha da önemlisi Buket’e ne yapacaklardı?

Gece bir mezar kadar soğuktu. Sedat evin kapısının önünde kafasını gökyüzüne kaldırmış bir şekilde duruyordu. Gökyüzünde hiç bulut yoktu ve yıldızlarla süslenmiş siyah bir tuvaleti andırıyordu. Dışarısı o kadar ayazdı ki Gözlerinin yanından akan yaşlardan neredeyse buhar çıkacaktı. Sedat'ın telefonu yatağın üzerinde yeniden çalmaya başlamıştı ama Sedat bunu duyacak ne hâlde ne de mesâfedeydi. ...

@[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL] @[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]

EndGirl, FeCr, Orhan-38 ve 1 diğer kişi beğendi
__________________
© Copyright 2014 All Rights Reserved Ekvator ™

Konu Ekvator tarafından (13.12.2013 Saat 21:53 ) değiştirilmiştir.
Ekvator isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 20.02.2014, 13:55   #70 (permalink)
Kalmak İçin Bir Gönül..

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Senaryo yazma

Çok Acım Var AnLatıcak Anne.
Ama Ben Hıç Bır Çocuk Gıbı Sevemedım Senı.
PLatonik Bir Aşk Gibiydik SenLe.
KırsaL Bır Kesımdi Doğup Büyüdüğümüz Yer.
Ben Hiç, Zengin ÇocukLarı Gibi, Korktuğumda
Koynuna Giremedım.
Bazı DuyguLarın EksıkLıgınden DeğiL.
Göğsünde Yatmanın SıcakLığı, Utandırdı Benı Anne.
OyuncakLarım OLmadı Hiç, KırıLdığında ÜzüLdüğüm
O GüzeL YemekLerine, Tuz oLu Verdi Göz YaşLarım
Hani Bir Sözün Vardıya, SöyLediğin Ve SaatLerce Düşündüğüm
Ne AnLama GeLdiğini Şimdi Daha Iyı AnLadığım.
ELin İyisi BuLunmuyor, Benim İçin AğLayan Yok Anne.
GüLüşLerimi Seven, HataLarımda Bağıran Yok.
Hiç Bir Kadında Yok, O GüzeL Kokun.
Sen Gibi oLmasını İstedim Hep, Hayatıma SoktukLarımın.
Huyu GüzeL oLsun Derdinya, Hiç Biri Beş Para Etmezdi
Hepsi Güneşe Bakıyor, YağmurLa Yağıyor,
HediyeyLe SevinenLerdi.
Bir Gün ELin Boş Gittiğinde Eve, Surat Asıp KüserLerdi.
Hiç Biri, Senin Gibi, Bakmıyordu GözLerime.
Kadın Diğe ALıp, Hayatına Ortak oLdukLarımın.
KadınLıkLarı, CinseL Bir Objeydi OnLar İçin.
Senin Gibi Masum DeğiLdi, Baba Koynunda.
PLatonik Bir Aşk Gibiydik SenLe.
Ve Ben Seni Hiç,
Süt KokuLu Sinende Sevemedim.
DuaLarını, Başımdan Eksik Etme.
Burda Hiç Bir Kadın, Dua BıLmıyor Anne.


Ser Başımın Üstünde DuaLarını.
Nur Gibi Doğsun Yüzüme, SözLerin.
Dünyanın PisLiğinden, TozLu oLmuş OdaLar
Alırlar uykularımı

(Estetika)

TuNa_HaN beğendi.
__________________
Miiiiyyyaaaaaavvvvvvvvvvvvvvvvvv
Estetika isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 97
Ada, AKARSU, Amente, anlam arama, ArasC, Aslı, Asrevya, Atlas, Aura, Belkibirgün, Black, Blue Life, Brida, Cehennem, Cengaver, Ceu, Ceyda, Ceysu, Coffee Queen, cortnek, Courage, Davidoff, Düşes, Ekvator, Ela, Emir, EndGirl, EsiLa, Estetika, Esz, Exodus, eXtreme, fatalrhyme, FeCr, Feda, FifiVePirtik, Flora, Francisco, Freeman, Glory, Gülümse, Hercai, Hipnoz, Hymnos, iNNocent, Invisible, ira, JaCk, Jade, KaRaqiZz, KeNJiBaTuSaY, keroLayn, KEZMAN, Kosovalı, Kraliçe, Kutup Yıldızı, Laura, Lev, LiNa, Lunapolis, MalıHulya, Mariachi, Mattmavi, Mavi, Mavilimery, MayıS, Mithrandir, muc, Muratt, Müzik, Myself, Narsinha, Neria, NUTZZ, Orhan-38, Papatya, Paradox, Perii, Ripley, Rock, Serçe, Slim Shady, Smilexy, Snow, Sonsuz, sophisticate, SrKn, Toprak, TuNa_HaN, Urahara, Venüs, Viky, Xerath, XooX, XxX, YeşiL6, Yondaime
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 02:43