Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Resim - Galeri > Fotoğrafçılık
facebook bağlan


Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Fotoğrafçılık kategorisinde açılmış olan Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler konusu , GENEL FOTOĞRAF ÇEKİM TEKNİKLERİ -Fotoğraf çekerken öncelikle fotoğraf makinesini iki elimiz ile tutmalıyız. Ayrıca kollarımızın dirseklerimizden vücudumuza yapışık olmasını sağlamalıyız. Deklanşöre basmadan önce derin bir nefes almalıyız. Bunlar fotoğraf makinemizi ...


Like Tree1Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 28.09.2012, 03:10   #1 (permalink)
Root Administrator

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Geniş Anlatımlı Fotoğraf çekim teknikleri



GENEL FOTOĞRAF ÇEKİM TEKNİKLERİ

-Fotoğraf çekerken öncelikle fotoğraf makinesini iki elimiz ile tutmalıyız. Ayrıca kollarımızın dirseklerimizden vücudumuza yapışık olmasını sağlamalıyız. Deklanşöre basmadan önce derin bir nefes almalıyız. Bunlar fotoğraf makinemizi titretmeden ya da titretmeyi minimuma indirerek fotoğraf çekmemizi sağlayan temel önlemlerdir. Mümkünse bir duvar ve benzeri bir yere yaslanmak suretiyle, duvardan destek alarak da çekimlerimizi gerçekleştirebiliriz.

-Özellikle portre fotoğrafları çekerken, arka planın sade olmasına özen göstermeliyiz. Böylece hem konuyu ön plana çıkartmış, hem de fotoğraf makinemizin doğru yere odaklanmasında büyük kolaylık sağlamış oluruz. Arka planda kadraj içerisine giren, ilgi odağının dağılmasını sağlayan objeler varsa ve başka bir şekilde kadrajlamamız mümkün değilse, bu sefer de net alan derinliğini kısarak (diyaframı açarak f:2,8 ya da f:4 gibi) çok daha etkileyici fotoğraflar çekebiliriz.

-Bazı fotoğrafların göze çarpan ve onları çarpıcı kılan yanları vardır. Bu sebeplerden biri de fotoğraftaki güçlü kompozisyondur. Fotoğraftaki kompozisyonun basit tanımını; Kadraj içerisindeki objeleri, göze hoş şekilde seçmek ve düzenlemek şeklinde yapabiliriz. Öyleki bazı anlarda fotoğraf makinemizin küçük hareketleriyle çok değişik kompozisyonlar yakalayabiliriz.

Genel olarak çoğumuzun, fotoğraf çekerken yaptığı bir hataya değinmek istiyorum, o da konuyu kadrajın tam ortasına yerleştirmektir. Bu şekilde çekilen fotoğraflar daha az hareketli ve çok daha az dikkat çekici olurlar. Bunun önüne geçmek için, çekeceğimiz kareyi aklımızdan yatay ve dikey olarak üç eşit parçaya bölelim. Bu çizgilerin kesiştiği noktalar iyi bir kompozisyonda ilgi merkezinin yerleşeceği en doğru dört noktayı gösterir. Bu noktalra fotoğrafçılıkta dört altın nokta denir. Manzara fotoğrafları çekerken de ufuk çizgisinin bu çizgilere paralel ve kadrajın üçte birini dolduracak şekilde yerleştirmeliyiz. Ufuk çizgisinde oluşacak eğrilik kesinlike istenmeyen bir durumdur.

















alıntı

__________________
[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
Jaqen isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:20   #2 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

"Doğru pozlandırma"
Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (Uluslararası Standartlar Organizasyonu [ISO] tarafından verilen sayılarla belirlenir) objektif diyaframının açıklığı (f sayısı ile ayarlıdır); ve obtüratörün açık kalma süresi ya da "enstantane" (saniyenin kesirleri olarak ölçülür: 1/1000 sn vb.). Doğru pozlandırmanın elde edilmesi, özellikler fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça zordur. Bu konuda, zaman zaman deneyimli profesyoneller bile hata yapabilir. Öte yandan günümüzün yarı ya da tam otomatik pozlandırma programlı fotoğraf makineleri diyafram ve enstantaneyi otomatik olarak ayarlar ve genellikle iyi verirler. Buna karşın belirli bir konuyu çekerken etkin bir görüntü elde edebilmek için tek bir enstantane ve diyafram açıklığı birleşimine bağlı kalmak gerekmez. Bu yüzden fotoğraf makinesi seçerken, pozlandırması elle (manuel olarak) ayaralanabilen, hiç değilse bir diyafram ya da enstantane öncelikli pozlandırma programı olan bir makine tercih edilmelidir.
Gerekli ışığın film düzlemi üzerine düşürülmesi işlemidir. Doğru poz değerini sizin hesaplamanız gerekir. Çünkü çekeceğiniz fotografın duygusunu hangi poz değerlerinin daha iyi vereceğini sizden daha iyi kimse bilemez. Çektiğiniz fotografın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.


f22.845.68111622enstantane1/10001/5001/2501/1251/601/301/151/8

Yukarıdaki tablodaki f ve enstantane değerlerinden eşit miktarda ışık geçer. Yani f:5.6 1/125 değerlerinde geçen ışık miktarı f:8 1/60, f:11 1/30 veya f:16 1/15 değerlerinde geçen ışık miktarları aynıdır.
Pozlandırmada önemli olan hangi değerleri seçeceğimiz. Yukarıdaki tabloda düşük enstantane ve f değerlerini (f:22 1/18) seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 lik poz süresi makinayı oynatmadan tutmamız gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda elle yapılacak çekimlerde görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000 lik poz süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı durumu yaratacak bu da konumuzun görüntüsünün fotografta belli belirsiz çıkmasına neden olacaktır. Çekeceğimiz konu ne kadar hareketli ise o derece yüksek enstantane değerleri kullanarak hareketi dondurabiliriz.
Bazı fotoğraf makinelerinin kademesiz enstantane ayarları verdır; yani, belirtilen sayıların arasında da enstantane ayarı yapmak mümkündür.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:21   #3 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Paralaks hatası: Paralaks hatası, kompakt makinelerde objektifle vizör görüntülerinin birbirine uymamasından kaynaklanır. Bu tür makinelerde konunun vizördeki çizgilerin içinde kalmasına dikkat edin.

Avantajlar

Kompaktlarda, oldukça az ışıkta bile vizör görüntüsü parlaktır.
Kompaktlar küçük, hafif ve taşınması kolay makinelerdir.
Tam otomatik modelleri size "nişanla-ve-çek" fırsatı verirler. Amatör ve şipşak çekimler için idealdir.
Yansıtmalı aynası olmadığı için çekim sırasıda daha sessizdir.
Kompaktlar her enstantenede flaşla kullanılabilir.
Birçok fotoğrafçı elle ayarlanabilen kompaktlardeki net ayarı sistemini tercih etmektedirler.
Dezavantajlar

Birçok kompakt makinenin en büyük zayıflığı yakın çekimlerdeki paralaks hatasıdır.
Kendiliğinden flaşı olan birçok modelde çekilen insan resimleri "kırmızı-göz" oluşturmaya yatkındır.
Konuyu objektiften bağımsız bir vizörden baktığınız için objektifin önünü kapatmışsanız bunu fark edemezsiniz.
Objektife takılan filtrelerin etkileri vizörden görülmez.
Kompakt fotoğraf makinelerini, elleri büyük olan insanların rahatça kullanması zordur.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:21   #4 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

SLR sistemi: Büyük SLR markaları çok çeşitli objektiflere ve aksesuara sahiptir.

Ayar düğmelerinin yerleşimi: Fotoğraf makinelerinin giderek daha otomatikleşmesi birçok ayar düğmesinin biçim ve yerleşiminde kökten değişiklikleri gerektirmiştir.

Avantajlar

Filme kaydedilen şey vizörden gördüğünüzün aynısıdır.
Işığa duyarlı algılayıcılar yalnız objektife gelen ışığı ölçtüğü için ışık ölçümüı kesin ve doğrudur.
Objektiflerin ve aksesuarların çeşitliliği SLR'leri çok yönlü ve her işe elverişli bir makine haline getirir.
Pilleri çalışmasa bile SLR'lerin çoğu yine de bir enstantane seçeneği verir.
Çeşitli seçenekler sunan çok sayıda model bulunmaktadır. Gelişmiş SLR'lerde elektronik ve optik mühendisliğindeki en son yenilikler bulunmaktadır.
Dezavantajlar

Çekim sırasında kompakt makinelerden daha çok gürültü çıkarır. Bunun nedeni bu tür makinelerde filmi pozlandırmadan önce, ışığı vizör ekranına yönelten yansıtmalı aynanın aradan çekilmesinin gerekmesidir.
SLR'lerin mekanik karmaşıklığı kompaktlardan daha çok arızaya neden olabilir.
Tam otomatik kompakt makinelere göre, daha ağırdır ve kullanımı zordur.
Genellikle pahalı makinelerdir.
Flaş senkronizasyonu, sadece belirli enstantaneler için mümkündür

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:21   #5 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Geçmiş yıllarda 1000$'lık kameralar, film kullanan normal bir fotoğraf makinesinin yerini alabilecek kaliitede çözünürlük ve renk vermekten yoksundu. Artık yeni yüksek çözünürlüklü ürünler film ve sayısal resimler arasındaki farkı kapatıyor.

Bügüne dek bir sayısal fotoğraf makinesinin resim kalitesinden etkilenmediyseniz, henüz bu alandaki yeni nesil ürünlerden birisini görmemişsiniz demektir. Geçtiğimiz senelerde "giriş seviyesi" bir sayısal fotoğraf makinesi ancak 640x480 çözünürlükte sonuç verebilirken bu yıl aynı giriş seviyesi sınıfındaki ürünler klasik film tabanlı fotoğraflardan neredeyse ayırt edilmesi imkansız kalitede 1280x1024 çözünürlüklü resimler sunuyor. Kuşkusuz bu çözünürlüğün de üstüne çıkabilen sayısal fotoğraf makineleri var ama cüzdan ve akrep olayı derhal devreye giriyor.
Bazı Kavramlar
Şimdi bu işe meraklı olan ya da olmayan herkesin dikkat ettiği gibi piyasada satılan bu tip ürünlerin reklamlarında ortak olan bazı kriterler var

Megapiksel: "Bir Megapiksel"in tam tanımı resmin bir milyon piksel içermesi olarak yapılabilir. Ancak biz kavramda tıpkı bu işin endüstrisinde olduğu gibi biraz daha esnek davranarak boyutlardan herhangi birinin (en ve boy) 1000 piksel içermesini yeterli kabul ediyoruz. Böylece örneğin 1024x768 çözünürlükte çekim yapabilen bir sayısal fotoğraf makinesi teknik olarak 768 bin 432 piksel içermesine karşın Megapiksel kategorisinde bir cihaz olarak değerlerndiriliyor. Son zamanlarda dikkat ettiyseniz artık 2 Megapiksel ve 3 Megapiksel sayısal fotoğraf makineleri sıklıkla bahsedilir oldu. Bu konuda diğer akıllara takılan bir olay da medya kavramı. İlk sayısal fotoğraf makineleri resimleri PC'ye aktarmak için hantal ve yavaş bağlantıları ile sinirimizi bir hayli bozuyordu. Şimdilerde yeni aygıtlar bu aktarımı kolaylaştırmak için taşınabilir depolama medyaları (flash bellek hatta Sony Mavica'larda olduğu gibi disket) kullanıyorlar.
Çözünürlük: En az 1 Megapiksel
Çektiğiniz reimleri Internet'teki homepage'inzide yayılamaktan başka bir amacınız yoksa 640x480 çözünürlük sizi idare edebilir ama bundan ötesi için en azından 1024x768 çözünürlük verebilen bir cihaz talep etmelisiniz. Bu da 1 Megapiksel kategorisi oluyor. Böylelikle
Zoom:
Arabirim ve Medya:
Hem LCD ekran hem de Vizör Olsun
Makro Modu olmalı:
Çıkışlar Önelidir:
Ah bir de değişebilir objektif olsa:
Başka nelere ihtiyacım olacak:
Resim Düzenleme Yazılımı:
Yazıcı:
Her ihtiyaca göre resimler
Dijital fotoğraf makineleri, geleneksel film tabanlı makinelere göre bir çok avantaj sunuyor bizlere. Hemen akla gelen, film ve banyo parası derdini ortadan kaldırıyorlar. Kullanıcılar dijital fotoğrafçılığın hızına da hayran kalacaklar: Birkaç dakika içinde resimleriniz bir Web sitesinde yer almak, bir sunumda kullanılmak veya fiyatı şu günlerde giderek daha da ucuzlayan fotoğraf kalitesinde baskı yapanbilen bir yazıcınızdan çıkış alınmak üzere bilgisayarınıza aktarılmış oluyor. Ve her cihazda bulunan renkli LCD ekranlar da, çektiğiniz resmin saklanmaya değer olup olmadığını anında öğrenmenizi sağlıyor. Megapiksel kameraların bu kadar yaygınlaşmasından önce, film tabanlı fotoğrafçılık ile dijital resimler arasında ciddi bir kalite çekişmesi yaşanmıyordu. Hatta geçtiğimiz yılda pek çok dijital fotoğraf makinesinin film kullanan bir makine ile çekilmiş ve Visioneer PaperPort One Touch ile taranmış resimden daha kaliteli olarak çıktı verdiği görülmüştü. Bu sebepten her ne kadar 640x480 çözünürlükteki fotoğraf makineleri sıkça ortalarda dolaşıyor ve iyi satıyor olsalar dahi (örneğin Mustek VDC 200P), biz parası yeten kullanıcılara daha yüksek çözünürlüklü kameralara yönelmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Resim kalitesi, boyut büyütme ile doğrudan ilişkili ve bunu da yüksek yoğunluklu CCD (charged-coupled device, tarayıcı ve dijital kameralarda veriyi bir arayan getiren yonga) sayesinde başarıyor. Nitekim en başarılı çekim resim çeken Kodak DC260 da 1.6 milyon piksel yoğunlukta CCD taşıyor. Bugün piyasada olan Kodak DC290 ise bu değerin daha da üstünde kullanım imkanı sunuyor.
Piksel sayısı ve resim boyutu her ne kadar yakın ilişkide olsalar da resim kalitesinin esa belirleyicileri değiller. Mercek ve filtreler de çözünürlüğe katkıda bulunuyor. Bir diğer önemli faktör de resmin işlenmesine yardımcı olan algoritm. İşte bu yüzden aynı mercek, filtreler CCD'ye sahip Fujifilm MX-500'e, daha pahalı olan Fujifilm MX 700'den daha fazla puan verilmiş.
Dijital ile normal fotoğraf makinesi arasındaki temel farklar
Dijital ile normal fotoğraf makinesi arasındaki en temel fark hiç kuşkusuz resmileri kaydetme ortamlarında gizli.

Klasik makineler bu işlem için film kullanırken dijital kameralar ise bilgisayar dünyasından aşina olduğumuz sayısal ortam sunan medyalar kullanırlar.
Her iki tip cihazın da birbirlerine göre artı ve eksileri bulunmakta. İlk aklımıza gelen klasik fotoğraf makinesinin avantajı fiyatının aynı kullanım ortamını sunan bir dijital makineye göre çok daha ucuz olması. İkinci önemli avantajı ise dijital kameralarda olduğu gibi resim işleme süresinin uzun olmaması, klasiklerde resimleri birbiri ardına oldukça hızlı çekebilirsiniz. Öte yandan bu kez film banyosu, tab edilmesi için zaman kaybı ve ekstra para harcaması zorunluluğu dertler ve dezavantajlar hanesi yazılıyor. Oysa dijital makinelerde "filmi çek, kabloyu bağla bilgisayara, aktar" mantığı işlemekte. Buradan yola çıkarak klasik bir makine ile çektiğiniz görüntü önce banyo edilecek, ardından karta basılacak, takiben tarayıcı ile sayısal ortama geçirelecek. Tabii benim bilgisayar ortamında saklamak, işlemek, düzenlemek. Internet gibi amaçlarım yok diyorsanız orası ayrı. O zaman zaten siz dijital fotoğraf makinesinin hedeflediği kulllanıcı kitlesi arasında değilsiniz.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:22   #6 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Objektif Çeşitleri
Standart (normal) objektifler: 35mm format için standart objektif 50 ya da 55mm'dir. SLR satın alırken bu odak uzaklığındaki fotoğraf makinesinin fiyatına dahildir. Çektikleri görüntüler, aşağı yukarı çıplak gözle görülenin aynısı olduğu için standart objektif diye bilirler.

Standart objektifler manzara ya da yarım-boy portreler gibi genel amaçlı fotoğraflar için mükemmeldir. Yine de yakın çekim bir yüz resmi için standart objektif kullanmayın; çünkü, konuya çok yaklaşmanız gerekeceğinden, makine engelleyici bir unsur olacaktır. Standart objektifler genelde en hızlı objektiflerdir ve maksimum diyafram açıklıkları geniştir (f1.4 gibi). Bu yüzden standart objektifler SLR netleme ekranında çok parlak bir görüntü oluşturular.
Balıkgözü objektif: Görüş açısı en geniş olan objektiftir. Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılırlar.
Geniş açılı objektifler: Standart objektifler ya da tele objektiflere göre daha geniş bir alanı görebilirler. Sonuç olarak netleme ekranında her şey olduğundan daha küçük görünür. Geniş açılar 35mm'den başlar 21mm'ye kadar iner. Bundan küçük geniş açılar, görüntünün kenarında biçim bozulmasına neden olabilir.

Manzaralar, geniş panaromalar, etkileyici bir gökyüzü ve kalabalık sahneler için geniş açı idealdir. Sıkışık iç mekanlarda çalışırken de yararlıdır. Resimlerinizi çirkinleştirecek bir biçim bozulması (distorsiyon) istemiyorsanız, geniş açılı objektifleri yakın çekim portre resimlerinde kullanmayın.
Teleobjektif (Dar açılı objektif): Bu tür objektifler 75mm ile 1200mm arasındadır. 90 ile 250mm arasındaki bir teleobjektif en kullanışlı olanıdır. Yine de, 250mm'lik bir objektifin ağır olduğu ve makineyi elinizde tutarak fotoğraf çekerken, elin titremesinden dolayı resmin bozulmaması için, hızlı enstantane kullanmanız gerektiğini unutmayın.

Vahşi hayvan ve doğa fotoğrafları gibi uzaktaki konuları yakına getirmekte, teleobjektifler mükemmeldirler. Ayrıca, orta ve arka planı büyütüp ön planı küçültükleri için de ilginç perspektif etkiler yaratırlar. Birçok fotoğrafçı 35mm'lik makinelerde yüzün bütününü gösteren portre çekimleri için 90mm'lik objektifleri ideal sayar.
Zoom (Değişken odaklı) objektifler: Kompakt fotoğraf makinesi almak istiyorsanız 35 ile 90mm arasında zoom yapabilen sabit objektifli bir makine, imkanlarınızı artıracaktır. SLR sahipleri içinse, oratalama 24-35mm, 28-50mm, 35-70mm, 80-210mm, 200-600mm'lik zoom objektifler vardır. Zoom objektifle, minimum ve maksimum değerleri arasındaki odak uzaklıklarında, tıpkı odak uzaklığına sahip sabit odaklı odjektifler gibi işlev görürler. Yine de, sabit odak uzaklığı olan objektiflerin optik kalitesi, zoom objektiflerden daha iyidir. Ayrıca zoom'kar sabit odaklı objektiflerden çok daha ağırdır.
Makro objektifler:
Perspektif kontrollü kaydırmalı objektif:
Aynalı objektif:
Objektif hızı

Objektifin maksimum diyafram açıklığı ne kadar fazlaysa, objektif o kadar hızlı demektir. Objektif hızı özellikler SLR kullanlar için önemlidir. Çünkü, SLR'lerde vizördeki görüntünün parlaklığı objektiften giren ışığın miktarına bağlıdır. Ayrıca, geniş bir diyafram açıklığı loş ışıkta resim çekebileceğiiniz anlamına gelir. Genellikle, odak uzaklığı arttıkça objektiflerin hızı azalır.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:22   #7 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Işık, fotoğrafçının en önemli malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl davrandığını da iyi bilmeniz gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir. Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve gün batımı yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film ışıktaki renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen fotoğraflar turuncu çıkar! Bu ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert gölgeler oluşturur. Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak konunun aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda varsa, dolgu flaşı özelliğini kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:22   #8 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha çok sanatsal görünse de banyo işlemi dahazordur. Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif ya da slayt film kullanılması gerekir. Ancak diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek biraz daha zordur. Film satın aldığınızda, kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100, ISO 400 gibi. Bu değerler filmin hızı, yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO 100 değerinde, normal hızlı bir film verecektir. Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken, ışığın az olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz (spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda daha yüksek hızlı bir film kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası, fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son yıllarda film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 28.09.2012, 03:23   #9 (permalink)
why so serious?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler

Flaşa Dikkat..."Fotoğrafçılık"

Karanlık ortamlarda ise flaş, çok dikkatli kullanılması gereken bir ışık kaynağıdır Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık verdiğinden, meydana gelen aydınlatma güçlü bir el fenerini karanlıkta bir insanın yüzüne tututuğunuzda elde edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır. Gölgeler serttir. Herşey önden aydınlandığı için derinlik duygusu yoktur. İnsanlar, nesneler hacimsiz görünürler. Karşınızda yansıtıcı bir yüzey varsa rahatsız edici parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların gözlerinde ünlü kırmızı göz etkisi oluşabilir. Yakındaki nesneler çok aydınlık, arkalardaki nesneler çok karanlıktır. Kısacası, flaş aslında iyi bir ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça flaş kullanmayın. Makinenizde kımızı göz önleme sistemi varsa, insan fotoğrafları çekerken devreye sokun. Yoksa, çekimden hemen önce güçlü bir ışık kaynağına bakmalarını sağlayın, ya da çekim sırasında objektife baktırmayın. Flaşınızın etki uzaklıklarını makinenizin kullanım kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan konuları çekmeyin. Flaşın etki uzaklığının kullandığınız filmin hızına bağlı olarak değiştiğine dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin kalabalık grupları) görüntülemekte zorluk çekiyorsanız, daha yüksek hızlı bir film kullanın.














tamamı alıntıdır.

__________________

.
.
.
.






.
.
.


why so serious?
Ceysu isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.11.2012, 14:50   #10 (permalink)
“Geçti artık,göğsümde
kuş barınmaz anladım. ”
(Metin Altıok)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Fotoğrafçılığa Giriş

Korkmayın! İnsanların çoğu, güzel fotoğrafları yalnızca fotoğrafçıların çekebileceğini sanarak daha baştan kendilerini safdışı bırakırlar. Oysa bir eğlencede güzel dans etmek için eğitimli bir dansçı olmak gerekmediği gibi, etkileyici fotoğraflar çekmek için de fotoğrafçı olmak gerekmez. Kendinizi başarılı fotoğraflar çekebileceğinize inandırın.

Fotoğraf makinenizi iyi tanıyın, iyi kullanın. Makineniz ile birlikte gelen kullanım kılavuzunu başından sonuna kadar dikkatle okuyun; makinenizin tüm özelliklerini öğrenin ve ilk makaralarınızda tüm özelliklerini deneyin, sonuçlarını görün. Küçük bir ayrıntının büyük bir fark yaratabileceğini unutmayın. İyi bir fotoğraf çekmenin ön şartı, netlik ve ışık ayarını iyi yapmak, çekim sırasında makineyi sarsmamaktır. Ayarların nasıl yapılacağını iyi öğrenin ve özellikle ışığın zayıf olduğu durumlarda fotoğraf çekerken sarsıntıyı önlemek için deklanşöre basarkan nefesinizi tutun; makinenizi gerekiyorsa dengeli, sağlam bir yere koyun ya da üçayak kullanın. Işık ayarlarını hatalı yaptığınızı nasıl anlayacaksınız? Çektiğiniz fotoğraf çamurlu görünüyorsa, yani dalgalı kahverengi tonlu, silik ve kumlu bir görünüşü varsa, ışık az gelmiştir. Tersine fotoğraf çok sert görünüyorsa, yani açık tonlar beyazlaşmış, kontrast çok yükselmiş, ara tonlar yok olmuşsa, ışık fazla gelmiş demektir. Işık ayarının iyi yapıldığı bir fotoğrafta renkler doğru, tonların arasındaki geçiş yumuşaktır.

Doğru filmi seçin. Tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha çok sanatsal görünse de banyo işlemi dahazordur. Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif ya da slayt film kullanılması gerekir. Ancak diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek biraz daha zordur. Film satın aldığınızda, kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100, ISO 400 gibi. Bu değerler filmin hızı, yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO 100 değerinde, normal hızlı bir film verecektir. Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken, ışığın az olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz (spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda daha yüksek hızlı bir film kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası, fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son yıllarda film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir (Örneğin Kodak Gold Ultra / ISO 400).

Işığı iyi kullanın Işık, fotoğrafçının en önemli malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl davrandığını da iyi bilmeniz gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir. Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve gün batımı yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film ışıktaki renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen fotoğraflar turuncu çıkar! Bu ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert gölgeler oluşturur. Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak konunun aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda varsa, dolgu flaşı özelliğini kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.

Flaşa dikkat !
Yaklaşın. Gereksiz ayrıntıları çerçevenin dışında bırakın. Yalın, gözü yormayan, konusu belirgin fotoğraflar çekin. Fotoğraf makinenizin netlik ayarının izin verdiği kadar yaklaşın. İnsan fotoğrafları çektiğinizde, yüz ifadesine önem verin. Özel bir kostüm ya da duruş yoksa, yakından çekeceğiniz bir fotoğrafta yüz ifadesi daha belirgin olacaktır. Ancak fazla yakından çekilen bazı portrelerde yüzdeki burun, çene, alın gibi bölümlerin fazle büyük görünerek gülünçleçtiğini unutmayın.

Tüm Yüzeyi Değerlendirin. Foyoğrafı bir dikdörtgen alan alan ile çektiğinizi hatırlayın. Sadece tam ortayı düşünmeyin. Portre çekerken, ortaya kafayı değil, gözleri yerleştirabilirsiniz.

ALTIN NOKTA Fotoğrafçıların kullandığı bir başka yöntem de, fotoğraftaki ana konuyu altın nokta adı verilen özel bir konuma yerleştirmektir. Ana konunun tam ortada değil, altın noktada yer aldığı fotoğraflar daha kolay algılanır ve daha dinamik görünürler. Bunun için, fotoğrafı hayalinizde eşit aralıklı iki yatay, iki de dikey çizgiyle kesin. Çizgilerin kesiştiği dört ayrı noktanın herhangi birini altın nokta olarak kullanabilirsiniz. Bu kural, özellikle boş bir alan içinde yer alan tek bir biçim, örneğin açık denizde giden bir tekne, boş bir kumsalda yürüyen bir insan gibi konular için geçerlidir. İki konu varsa, birbirinin çaprazında duran iki altın noktaya yerleştirilebilir. Otomatik netlik ayarlı bir fotoğraf makinesi kullanıyorsanız, ana konuyu merkezden uzaklaştırdığınızda netlik ayarını kilitlemeyi unutmayın. Konuyu dikdörtgen çerçeveye yerleştirirken, doğal çizgilerdende yararlanabilirsiniz. Özellikle fotoğrafı çaprazlama kesen çizgiler bakışı sürükleyerek görüntünün içinde gezdirir. Uzaklaşan tren rayları, kıvrılarak yükselen bir dağ yolu, gösteri uçaklarının gökyüzünde çizdiği renkli çizgiler ilginç komposizyonlar yaratır.

Farklı Açılar Deneyin. Fotoğraflarınızı sürekli yatay ve ayakta durarak çekmek zorunda değilsiniz! Konuyu inceleyin. Daha aşağıdan, daha yukarıdan, makineyi dikey ya da eğik tutarak çektiğinizde sonuç nasıl olacak? Özellikle çocukları ve evcil hayvanları görüntülerken onların hizasına inin ki yüzleri daha iyi görünsün! Makineyi dik tuttuğunuzda, flaşın üstte kalmasına ve elinizle engellenmemesine dikkat edin.

Derinlik yaratın. İnsanların iki gözleri olmasının nedeni, uzaklık yani üçüncü boyut duygusunun oluşmasıdır. Fotoğraf makinesi ise tek gözlüdür. Fotoğraflara derinlik katabilmenin yolu, bir birinin önünde/arkasında duran konular oluşturmak, görüntüler arasında yakın-uzak ilişkisi kurmak, özelliklede ön plana bir ağaç dalı[, bahçe parmaklığı vb. unsurlar katmaktır.


10. Renk Kullanın. Doğadaki tüm renkler, üç ana rengin, yani kırmızı yeşil ve mavinin farklı oranlarda bir araya gelmesiyle oluşur. B,unu daha iyi anlamak için bir büyüteçle TV ya da bilgisayar ekranına yakından bakmayı deneyin. Kırmızı,yeşil ve mavi renkleri aynı fotoğrafın içinde belirgin alanlar halinde kullandığınızda ortaya bütünlük ve renk zenginliği duygusu olan bir görüntü çıkar. Kırmızı, yeşil ve mavinin birerde zıt rengi vardır: Sırasıla,turkuvaz, mor ve sarı. Zıt renklerin birlikte kullanıldığı fotoğraflarda çok çarpıcı sonuçlar elde edilir. Renklerin sıcak ve soğuk diye ayırmakta mümkündür. Sarı ve kırmızı tonları sıcak renklerdir. Çünkü ateşi çağrıştırırlar. Bu hakim olduğu fotoğraflar da insanlara sıcaklığı, duygusallığı hatırlatır. Yeşil, mavi, gri tonları soğuk renklerdir. Suyu, buzu, gökyüzünü çağrıştırırlar. Bu renklerin hakim olduğu fotoğraflar insanlara serinlik, üşüme, çaresizlik, yalnızlık duygularını verir. Ancak renk kullanımındada aşırıya kaçmamalı, karmaşa yaratmaktan kaçınılmalıdır.


İnsanları doğal hallerinde görüntülemeye çalışın. Fotoğraflarda poz veren insanların sıkıcı ve yapay göründüklerini hatılayın. "Objektife bakın çekiyorum " yerine, Siz bana aldırmayın ben bir yandan çekerim" demeyi deneyin. Bırakın insanlararalarında konuşsunlar, şakalaşsınlar, işlerini yapsınlar. Görüntülediğiniz insanlar kadar bulundukları mekan önemliyse, doğru açıyı bularak mekanı ve o kişinin mekanla ilişkisini de gösterin. Tanımadığınız insanları görüntülerken önce onlarla konuşun,yaptıkları işle ilgili sorular sorun. Bu hem sizi hem de onları rahatlatacaktır.

Hareket Dondurun Bol ışıklı ortamlarda, yüksek hızlı bir film (örneğin ISO 400) ile birlikte sezgilerinizi de kullanarak, hareket dondurun. Bu yolla, spor yapan, dans eden insanların asla çıplak gözlerinizle göremeyeceğiniz çok ilginç, şaşırtıcı görüntülerini elde edebilirsiniz. Hareket dondurmak için karanlık mekanlarda flaş ışığı kullanabilirsiniz.

Doku Araştırın. Kendisini tekrar ederek yüzeye yayılan görüntülere doku adı verilir. Çevremizde çeşitli nesnelerin, hatta canlıların oluşturduğu çok ilginç dokular yer almaktadır. Bu tür dokuları tek başlarına görüntüleyebilir, ya da insan fotoğrafları çekerken arka planda kullanabilirsiniz.

Objektifinizi daha verimli kullanın. Fotoğraf makinenizin objektifinin ya da objektiflerinin özelliklerini iyi öğrenin. Makinenizin sabit ayarlı ve değiştirilemeyen bir objektifi varsa bu büyük olasılıkla geniş açılı bir objektiftir. Geniş açılı objektifin özelliği aynı noktadan bakıldığında, insan gözüne göre daha geniş bir alanı görüntüleyebilmesidir. Böylece gerilemeye gerek kalmadan daha geniş bir alanı, daha fazla kişiyi görüntülemiş olursunuz. Geniş açılı objektifle çekilen fotoğraflarda mekanlar olduklarından daha geniş, nesneler olduklarından daha uzakta görünürler. Ayrıca, derinlik duygusu da daha fazladır. Çünkü, yakında bulunan nesneler çok büyük, uzaktakiler çok küçük görünür. Bu nedenle, geniş açılı bir objektifle yakından çekilen portrelerde insanların burunları büyüdüğü,kulakları küçüldüğü için komik görünürler! Eğer objektifinizin zoom özelliği varsa, durduğunuz yerden görüntüyü yaklaştırıp uzaklaştırabilirsiniz. Görüntünün yaklaşması teleobjektif, uzaklaşması geniş açı konumuna karşılık gelir. Teleobjektifin tek özelliği görüntüyü yaklaştırmak değildir. Perspektifte değişir. Geniş açı konumunun tersine, teleobjektif konumunda derinlik duygusu azalır. Birbirinden uzakta olan nesnelerin boyutlar birbirlerine yaklaşır ve daha yakyn gibi görünürler. Portre çekimlerde, teleobjektif kullanıldığında daha iyi sonuçlar elde edilir.

Üşenmeyin. Tek bir kare çekip bırakmayın. Aynı konuyu bir kaç kez farklı açılardan ve farklı anlayışlarla çekin. Unutmayın ki, görüntülediğiniz an bir daha geri gelmeyecek. O yüzden, hakkını verin. Profosyonellerinde böyle çalıştığını hatırlayın. Fotoğraf makinenizi ve yedek filminizi yanınızdan ayırmayın. Karşınıza ne zaman neyin çıkacağını asla bilemezsiniz. Raslantı sonucu çekilerek tarihe geçmiş fotoğrafların sayısı hiç de az değildir.

Fotoğraf Makinenize İyi Davranın. Onun hassas bir cihaz olduğunu unutmayın. Walkmeninize nasıl davranıyorsanız onada öyle davranın. Darbelerden, tozdan, nemden, yüksek sıcaklıktan koruyun. Yaz tatillerinde fotoğraf makinenizin en büyük düşmanı kum ve tuzlu sudur, unutmayın. Objektif kirlendiğinde sakın t-shirt'ünüzün kenarı ile silmeyin! Özel objektif temizleme fırçası ve silikonlu kağıt kullanın. Bu mümkün değilse, önce yumuşak, tüy bırakmayan bir kumaş parçasını fırça gibi kullanarak, bastırmadan tozları alın. Daha sonra objektifin yüzeyinde soluğunuzla bir buğu tabakası oluşturup aynı kumaşla silin. Objektifi asla kuruyken silmeyin. Gözlük temizliği için üretilen ıslak mendilleri asla kullanmayın, objektifinize zarar verebilir. Uzun süre fotoğraf çekmeyecekseniz, pilleri makinenin içinde bırakmayın. Yolculuğa çıkarken yedek pillerinizi yanınıza alın. Artık çok farklı pil standartları oluştuğundan, gittiğiniz yerde hazırlıksız yakalanmayın. Kullanılmış filmlerinizi bir an önce banyo ettirin. Banyo ettirene kadar da ambalajlarından çıkan plastik tüplerin içinde, serin bir yerde saklayın.



alıntıdır.

Myself beğendi.

Konu EndGirl tarafından (27.08.2013 Saat 17:37 ) değiştirilmiştir.
Nixie isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 12
alperen2507, Anonymous, bufyy, Ceysu, Düşes, Gece, KaRaqiZz, Leo, Nerrantsoula, semragül, XGaMeRX, Şekerpare
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 04:51