Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Genel Sağlık
facebook bağlan


Kemik Erimesi Nedir ? Nasıl Önlenir ?

Genel Sağlık kategorisinde açılmış olan Kemik Erimesi Nedir ? Nasıl Önlenir ? konusu , Kemik Erimesi Nedir ? Nasıl Önlenir ? Osteoporoz “gözenekli kemik” demektir. Normal kemiğin iç yapısı sünger gibidir. Osteoporozda süngerimsi yapının gözenekleri büyür ve çoğalır. Bu da kemiğin giderek zayıflamasına, kolay ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 02.03.2015, 17:13   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kemik Erimesi Nedir ? Nasıl Önlenir ?



Kemik Erimesi Nedir ? Nasıl Önlenir ?



Osteoporoz “gözenekli kemik” demektir. Normal kemiğin iç yapısı sünger gibidir. Osteoporozda süngerimsi yapının gözenekleri büyür ve çoğalır. Bu da kemiğin giderek zayıflamasına, kolay kırılır bir hal almasına sebep olur. Yaş ilerledikçe, özellikle 35 yaşından sonra kemik yoğunluğu her yıl azar azar eksilmeye başlar. Kemik ve hormonlarla ilgili olanlar başta olmak üzere, bazı hastalıkları geçiren, kalsiyum dengesi üzerine etkili bazı ilaçları kullanan kişilerde kemik yoğunluğu kaybı daha fazla olur. Bu risk faktörlerinden en önemlisi kadınlarda 50 yaş civarında başlayan menopozdur. Fazla sigara, alkol ve kafein kullanımı da kalsiyum emilimine engel olarak osteoporoza sebep olurlar.

OSTEOPOROZ KİMLERDE GÖRÜLÜR?
Osteoporoz (düşük kemik yoğunluğu), 45 yaşından büyük her 4 kadından birinde, 65 yaşın üzerindeki her 2 kadından birinde ve 75 yaşın üzerindeki her 10 kadından 9’unda görülür.
Öte yandan osteoporozlu her 6 kişiden biri erkektir. Menopozla ilişkisinden dolayı osteoporoz yalnız kadın hastalığı olarak algılanmamalıdır. Erkeklerde kemik yoğunluğu kadınlara oranla daha fazla olmakla beraber, beslenme bozukluğu, fazla alkol kullanımı veya bazı hastalıklar nedeniyle erkeklerde de azımsanmayacak oranda osteoporoz görülebilir.
İntermed’de 1991’den beri yapılan tarama amaçlı kemik yoğunluğu ölçümleri sonucunda bayan hastalarımızın yalnız % 20’sinde, bay hastalarımızın ise %35’inde kemik mineral yoğunluğu normal sınırlar içerisinde bulunmuştur.
Her 10 kadından 3’ünde hayatı boyunca bir veya birden fazla omurga kırığı, her 10 kadından 1’inde kalça kırığı, her 10 kadından 2’sinde bilek kırığı meydana gelir. Bu kırıkların oranı yaş ilerledikçe artar ve kırık geçiren her 10 kadından 5’i sakat kalır, biri ise bu kırık sebebiyle ölür. Yeni yapılan bir çalışmada, her 8 erkekten birinde osteoporoz nedeniyle bir kemik kırığı meydana geldiği saptanmıştır.

OSTEOPOROZ NASIL ORTAYA ÇIKAR?
Kemik yoğunluğundaki azalma erken fark edilirse ve gerekli önlemler alınırsa, yani risk faktörleri ortadan kaldırılır veya en aza indirilirse osteoporoz önlenebilir. Bel kemiği ve kalça kemiğinden özel bir aletle (kemik dansitometrisi) alınan ölçümlerden hesaplanan kemik yoğunluğu, kemikteki kalsiyum miktarını verir. Kalsiyum kemiğin sertliğini, dayanıklılığını sağlar, dolayısıyla, kalsiyum azalınca kemik eğrilir, kırılganlaşır.
Çocukluk yaşlarında yeterince kalsiyumlu gıdalar (özellikle süt ürünleri) alan kişilerde, vücudu yeterince güneş görenlerde, besinlerle yeterince D vitamini alanlarda, hareketli yaşam sürenlerde kemik daha sağlam yapıda olur. Bunları yapmayanlarda ve aşağıda bahsedilecek risk faktörlerini taşıyanlarda ise kemik gençlik yıllarında bile yeterince sağlam değildir.

35 yaşından itibaren başlayan doğal kemik yoğunluğu kaybı da eklendiğinde, ileri yaşlarda kemikler çok zayıflar ve adeta durduğu yerde kırılacak hale gelir. Bazı yaşlı kişiler için sebepsiz yere düştü de kemiği kırıldı derler, halbuki bunların bir çoğunda aslında kemik durup dururken, vücudun ağırlığından kırılmıştır ve kişi kemiği kırıldığı için düşmüştür. Osteoporoz, omurgaların çökmesine, kırılmasına ve buna bağlı kamburlaşma, sırt ve bel ağrılarına da sebep olur.

Osteoporoza bağlı omurga kırıkları, genellikle ani başlayan, sırtın ortasında yoğunlaşan fakat gövdeye de yayılabilen, hareketle artan, ısınmayla azalan ve 1-2 ay içinde şiddeti azalan tarzda bir ağrıya sebep olur.

OSTEOPOROZ NASIL ÖNLENİR?
Kemiğin büyük kısmı başta kalsiyum olmak üzere minerallerden ve çatkı elemanı olan bağ dokusundan oluşur. Kalsiyum, kollajen denilen bu çatkı maddesi üzerine çöker ve ona sağlam bir yapı kazandırır. Kemikte ne kadar kalsiyum varsa, kemik o kadar sağlam olur, kırılmaya karşı direnci artar. Kalsiyumu üzerinde taşıyan kollajen dokunun sağlam olması için beslenmede yeterli protein ve C vitamini alınması gerekir. Kalsiyum ise sütlü gıdalar, deniz ürünleri, yeşil yapraklı ve bazı taneli sebzeler ile alınır. Ağız yoluyla alınan kalsiyumun bağırsakdan emilip kemiğe sağlamca yerleşebilmesi için D vitaminine de ihtiyaç vardır. D vitamini bazı gıdalarla alınabilir, fakat en önemli kaynağı güneşlenmektir. Yaz aylarında günde 20-30 dakika tüm vücudun güneşlendirilmesi, ciltte meydana gelen kimyasal bir dönüşümle vücut için yeterli miktarda D vitamini oluşturur.

Kalsiyum, kasların kasılması, sinirlerin ileti görevini yapabilmesi için de vücuda gerekli bir maddedir. Hayati organlar için gereken kalsiyum, eğer kanda yeterli miktarda bulunmazsa, kemiklerden sökülerek sağlanır. Bu nedenle kemikler vücudun kalsiyum deposu olarak görev görürler. Eğer kalsiyumun ağız yoluyla alımı yeterli değilse, depo devamlı boşalır ve kemik zayıf kalır. Kemiğin kalsiyum tutmasını sağlayan bir başka etken de harekettir. Hareket eden, yük taşıyan kemik kendini sağlam tutmak zorundadır ve depoladığı kalsiyumu kolay kolay bırakmaz. Haftanın 4-5 günü, günde 20-30 dakika karada yapılan ve bacaklara kuvvet vermeyi gerektiren bir egzersiz kemikleri güçlendirir. Hızlı yürümek, dans etmek, bisiklete binmek, merdiven çıkmak, ip atlamak, tenis oynamak kemikler için uygun egzersizlerdir.

OSTEOPOROZUN DİĞER SEBEPLERİ NERLERDİR?
İrsi faktörler de kemik yapısı üzerine etkilidir. Özellikle açık renk tenli, ince ve ufak tefek yapılı kadınlarda kemik daha zayıftır. Çok sayıda hamilelikler, hormonsal hastalıklar ve ameliyatla yumurtalıkların alınması, beslenme bozuklukları, başta kortizon olmak üzere kullanılan birçok ilaç, barsak ve böbrek hastalıkları kalsiyum emilimini engelleyerek veya kalsiyum kaybına sebep olarak kemikleri etkiler. Bu gruba giren kişiler, özellikle kalsiyumlu gıdaları yeterli miktarda almaya özen göstermelidirler.
Fazla tüketilen kahve ve diğer kafeinli ürünler, sigara, alkol, tuz, proteinli gıdalar vücuda giren kalsiyum miktarını azaltarak kemik yoğunluğu azalmasına sebep olur. Öte yandan çay kemik yoğunluğunu artırıcı bir etkiye sahiptir.

Görüldüğü gibi çeşitli nedenlerle kemiklerde kalsiyum azalabilir ve kemikler kolay kırılabilir bir hale gelir. Kemik yoğunluğunun dansitometri aletiyle ölçülmesi kemikte ne kadar kalsiyum depolandığını gösterir. Dansitometri ölçümüyle kemik yoğunluğunda eksilme saptananların tedaviye alınmaları gerekmektedir. Ayrıca tedavinin netice verip vermediği de, belirli aralıklarla ölçüm yaparak takip edilmelidir.

OSTEOPOROZ TANISI NASIL KONULUR?
Kemik yoğunluğu ölçümü yatak gibi bir alette yatarak ve kol gibi bir uzantının vücudu taraması şeklinde yapılan, 10-15 dakika süren kolay bir tetkik yöntemidir. İntermed’de kullandığımız Hologic DXA kemik dansitometri cihazıyla yapılan kemik yoğunluğu ölçümünde vücudun aldığı radyasyon dozu bir akciğer röntgeninde alınanın 1/10’u kadardır.
Ölçümler bir santimetre kare kemik alanında kaç gram kalsiyum ve diğer kemik minerallerinin bulunduğunu (kemik yoğunluğunu) gösterir. Bu bir tartı aletinde kilo ölçmeye benzer. Tek bir ölçüm fazla bir anlam taşımaz. Önemli olan 6 ay veya bir sene sonra yapılan ölçüm ile arasındaki farktır. Zaman içindeki kemik kaybı veya tedaviyle kemik yoğunluğu artışının takibi için en az iki defa kemik yoğunluğu değeri alınmalıdır.

OSTEOPOROZ NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Kemik dansitometri ölçümü yapılarak kemik yoğunluğu azalması teşhisi konulan hastalar, İntermed’de hizmet veren, osteoporoz konusunda deneyimli uzman doktorlar tarafından tedaviye alınmaktadırlar. Hastalara, ilaç tedavisi yanısıra diyet ve egzersiz önerileri de verilmektedir.

Tedaviye alınan hastaların periyodik kontrolleri yapılmakta, tedaviye cevap vermeyenlerde farklı tedavi yöntemlerine geçilmektedir. Ancak osteoporoz kısa bir tedaviyle düzelen ve sonra takip edilmeyen bir hastalık değildir. Tedavi ile kazanılan kemik yoğunluğunun kaybedilmemesi için uyulması gereken kurallar vardır.

SAĞLAM KEMİKLERE NASIL SAHİP OLUNUR?
Sağlam bir kemik yapısına sahip olabilmek için 1-10 yaş arası çocukların günde 800 mg., 11-24 yaşlarında günde 1200 mg., 25 yaşından itibaren kadınların günde 1000 mg., erkeklerin günde 800 mg. kalsiyum alması gerekir. Osteoporoz saptanan kişilerin ise günde 1500 mg. kalsiyum alması gerekir. Başlıca kalsiyum kaynağı olan sütün bir bardağında ortalama 250-300 mg. kalsiyum bulunur. Yoğurt sütten biraz daha fazla kalsiyum içermektedir. Bir bardak yoğurtta 300-400 mg. kalsiyum bulunur. Bir sigara paketi büyüklüğünde peynirde çeşidine göre 200-300 mg. kalsiyum bulunmaktadır. Beyaz peynirin yanı sıra sert sarı peynirlerde (kaşar, gravyer, çedar gibi) bol kalsiyum bulunur. Süt ürünlerinde kemik için gerekli fosfor da vardır. Yağı alınmış (diyet – light) süt, yoğurt ve peynirde kalsiyum miktarı azalmaz, dolayısıyla diyet yapanlar da yağı alınmış süt ürünlerinden yararlanabilirler. Ayrıca balık ve deniz ürünlerinde bir porsiyonda cinsine göre 100-180 mg., yeşil sebzelerde bir porsiyonda cinsine göre 75-120 mg. kalsiyum bulunur.

Osteoporoz tedavisinde tüm kalsiyum ihtiyacının gıdalarla alınması genellikle mümkün olmaz. Kalsiyum içeren tabletler, kalsiyum miktarı ihtiyaca göre ayarlanarak verilir. Kalsiyumun yanısıra D vitamini de alınması gerekir. Ancak bilinçsizce ve fazla miktarda alınan D vitamini yumuşak dokuda kireçlenmeye sebep olacağından, bir doktora danışılmadan D vitaminli ilaçların alınmaması gerekir. A, C, E vitaminleri, fosfor, magnezyum gibi mineraller de eğer gıdalarla yeterince alınamıyorsa ilaç olarak alınmaları faydalı olur.

OSTEOPOROZA ZEMİN HAZIRLAYAN ETKENLER NELERDİR?
Tiroit bezi içinde bulunan bazı hücreler kemik yapısının sağlam olması ve kalsiyum tutmasını sağlayan kalsitonin adli bir hormon salgılarlar.
Tiroit hastalığı olan kişilerde, tiroit hormonu ile tedavi görenlerde, tiroit ameliyatı geçirmiş olanlarda kalsitonin hormonu salgılanmasının azalmasından dolayı kemiklerde yoğunluk azalması olabilir. Ayrıca kemiğin metabolik hastalıklarında ve ileri yaşlarda kalsitonin salgılanması azalır. Bu durumda iğne ve burun spreyi şeklinde kalsitonin hormonu verilmesi de gerekir. Bu kişilerde yalnız kalsiyum verilmesi fayda sağlamaz.
Menopoz çağındaki kadınlarda östrojen hormonunun kalsiyum tutucu etkisinin azalması ile kemik kayıpları görülür. Menopoza giren kadınlarda eğer jinekolojik muayene sonucu östrojen almaya mani bir durum yoksa, östrojen kullanılması kemiklerin sağlamlığının korunması veya azalmış kemik yoğunluğunun güvenilir bir sınıra getirilmesi açısından faydalı olur. Östrojen hormonunun nadir de olsa yan etkileri olabileceğinden, bu tedavinin doktor kontrolünde yapılması gerekir. Östrojen kullanamayan kadınlarda, kemikler üzerinde östrojen kadar etkili olan, ama östrojenin yan etkilerini taşımayan ilaçlar da kullanılabilir.
Menopoz çağına gelen kadınlarda menopozdan önce kemik yoğunluğunun ölçülmesi ve yoğunluk düşük bulunduğunda menopoza girerken gerekli tedbirin alınması, ileri yaşlarda sağlam bir kemik yapısına sahip olmak açısından önemlidir. Özellikle anne tarafından kadın akrabalarda kemik yoğunluğu azlığı (osteoporoz) olan kadınların, menopoz dönemine yaklaşırken çok dikkatli olmaları gerekmektedir. Menopozdan önce veya sonraki birkaç yıl içinde osteoporoz saptanan kadınlarda günümüzde mevcut çeşitli tedavi imkanları ile kemik yoğunluğunu artırmak, en azından olduğu seviyede korumak mümkün olmaktadır. Daha ileri yaşlarda kemiğin çatkı dokusunda parçalanma başladığından, tedavi ile yoğunluk artırılamamaktadır. Bu yaşlarda tedavi mevcut kemik ağrılarını giderme ve daha fazla kemik kaybını önlemeye yöneliktir.

Yukarda sayılan kemik yoğunluğunu azaltıcı etkenlere maruz kalan kişilerde de kemik yoğunluğunun ölçülmesi ve normalden az bulunduğunda uygun tedaviye başlanması gerekir. Ancak kemikte kayıp meydana geldikten sonra, tedaviyle kemik yoğunluğu tam olarak geri kazanılamaz. Önemli olan küçük yaşlardan itibaren sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam kurallarına uyulmasıdır. Risk altında olanların, özellikle de kadınların 35-40 yaşlarında kemik yoğunluklarını ölçtürterek kemiklerindeki kalsiyum miktarını öğrenmeleri gerekir. Anlamlı sayılabilecek düzeyde kalsiyum azlığı saptananlarda, erken yaşlarda başlanan tedavi çok iyi netice verir, kemik yoğunluğu artar.

__________________
all the best.




[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Papatya, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 16:29