Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Genel Sağlık
facebook bağlan


Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri

Genel Sağlık kategorisinde açılmış olan Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri konusu , Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri Veba Hastalığı, Veba Hastalığı Nedir, Veba Hastalığı Hakkında, Veba Hastalığı Belirtileri, Veba Nasıl Bulaşır, VebaNedir, Veba Belirtileri, veba Nasıl Bulaşır, Vebadan Kurulma Yolları ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.06.2015, 04:13   #1 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri



Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri
Veba Hastalığı, Veba Hastalığı Nedir, Veba Hastalığı Hakkında, Veba Hastalığı Belirtileri, Veba Nasıl Bulaşır, VebaNedir, Veba Belirtileri, veba Nasıl Bulaşır, Vebadan Kurulma Yolları



Veba,Yersinia pestis adındaki bakteri tarafından oluşturulan enfeksiyon hastalıklarına verilen genel isimdir.Antik Çağlar'dan itibaren tanınmış bir hastalıktır. Lakabı ¨Kara Ölüm¨dür. Orta Çağ'da
1347-1353 arasında, Avrupa nüfusunun üçte birinin kaybedilmesinden sorumludur. (Ayrıca bu hastalık 1347-1348 yılları arasında Venedik nüfusu 130.000 iken 70.000'e düşmesine neden olmuştur.) Modern antibiyotiklerle tedavi edilebilir. Gelişmiş ülkelerin tamamında ve gelişmekte olan ülkelerin pek çoğunda ortadan kaldırılmış olmasına rağmen Asya ve Afrika kıtalarının bazı bölgelerinde hâlen görülebilmektedir.

Kendini 4 şekilde gösterebilir:

1 Bubonik
2 Septisemik
3 Pnömonik
4 Gastro-intestinal

Bulaşıcı ve öldürücü bir hastalıktır. Vebanın farelerden bulaştığı kanısı yaygındır, ancak gerçekte bakteriyi yayan bir tür piredir. Ve fareler de bu hastalığın kurbanıdırlar. Tarihte veba salgınlarından önce şehirlerde büyük miktarda fare ölümlerinin meydana geldiği görülmüş, ölü farelerle temas eden insanların, pire ısırması nedeniyle bu hastalığa maruz kaldıkları tespit edilmiştir.
Hastalık, mikrop kapıldıktan 2-8 gün içerisinde kendini gösterir. Hastada aniden başlayan baş ve sırt ağrıları, ateş, titreme, kusma, nefes darlığı, halsizlik, deri lekeleri, burun kanaması, kan tükürme, kasık ağrıları ve devamlı dalgınlık görülür.
Dili de kahverengi ve kurudur. Yapılacak ilk iş hastayı tecrit etmektir. Çevresindeki sağlıklı kişiler koruyucu aşı olmalıdır. Bugün için önemi olmayan ve eski devirlerde de olduğu kadar çok görülmeyen bu hastalığın tedavisi için geç kalmadan sağlık kuruluşlarına haber vermek gerekir.
'Hıyarcıklı veba' ('bubonik veba') veba hastalığının en yaygın biçimidir. Hastalığa Yersinia pestis adı verilen enterobakteri neden olur. Bakteri vücuda girdikten sonra 3 ila 8 gün içinde etkisini gösterir. Belirtileri, yüksek ateş, üşüme duygusu, başağrısı, ishal ve bubo adı verilen, lenf bezi şişmeleridir. Deri altında ve iç organlarda kanama başladığı zaman da, akan kanın birikmesi sonucu ciltte siyah lekeler oluşur.
Geçmişte belirli dönemlerde bu hastalığın büyük salgınları yaşanmıştır. 14. yüzyılda kara ölüm olarak kayıtlara geçen salgının, hıyarcıklı veba olduğu sanılmaktadır.
Veba Nasıl Bulaşır

Veba bakterisi, yalnızca lağım faresi adıyla bildiğimiz kemelerde yaşayan pirelerden insanlara geçebilir. Asıl olarak kemeler üzerinde yaşayan bu pireler, kemeler öldüğünde yakınlarındaki diğer hayvan veya insanlara yerleşerek kanını emmeye başlar. Bu sırada hastalığı taşıyan pirelerden, insana veba bakterisi bulaşabilir. Pirelerin, hayvanlar üzerinden ve insan üzerinden başkalarına geçmesi sonucu hastalık kısa sürede tüm bölgeyi sarabilir.
Veba yalnızca bulaştığı insanları değil, bulaştığı hayvanları da öldürebilen bir hastalıktır.
En Büyük ve Yaygın Belirtileri Nelerdir;

- kasık ağrıları,
- kan tükürme,
- burun kanaması,
- deri lekelenmeleri,
- halsizlik.
teşhis konulduğu an da tedavi başlar ve bu sürecin atlatılması zor değildir ancak geç kalındığında olumsuz sonuçlar doğurabilir ve en önemlisi bu hastalığa yakalanan kişilerin korunma amaçlı aşı olması da şarttır. Hasta kişinin dili genellikle renksiz daha doğrusu kahverengidir bu da en büyük belirtilerden yalnızca biri sürekli kuruluk hissettiğiniz andan itibaren doktora başvurmanız ve ilaç tedavisi ve güçlü antibiyotiklerle gerçekleştirilecek tedavi sizleri bu hastalıktan kurtaracaktır.
Vebadan Korunma Yolları:

Veba bakterisini bulaştıran pirelerin yaşayabileceği yerlerden ve hayvanlardan uzak durulmalıdır.
Çevrenin temiz tutulması sağlanmalıdır.
Güneş gören yerlerde yaşanmalıdır.
Veba bulaşan hastaların başka insanlarla teması engellenmelidir.
Yetkililer tarafından yapılan veba salgını uyarıları dikkate alınmalıdır.
Veba Hastalığının Tedavisi:

Veba hastalığı günümüzde tedavi edilebilen bir hastalıktır. Çeşitli antibiyotikler ve aşılar ile erken evrelerde tedavisi mümkündür. Vebaya neden olan bakteriler vücuda girdiği andan itibaren, vücuda zarar vermeye başlar. Bu nedenle belirtiler fark edildiği andan itibaren en yakın sağlık kuruluşuna gitmek gerekir. Geç kalınması durumunda organ ve uzuv kaybına, hatta çok ilerlemişse ölümlere neden olabilmektedir. Belirtiler olmasa dahi, veba hastalığından şüpheleniyorsanız en yakın sağlık kuruluşana giderek koruyucu aşı yapılmasını isteyebilirsiniz.

Perii isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 20.06.2015, 15:17   #2 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Veba Hastalığı Nedir - Tedavisi - Belirtileri

Veba, 17. Yüzyıldan 19. Yüzyılın başına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun halkına musallat olabilecek en öldürücü ve en sık rastlanan afetti. Osmanlı kaynaklarında hastalık için kullanılan terimler “taun” ve “veba”ydı .

Emre Gül/ Dünya Bülteni/ Tarih Dosyası
23 Eylül 2013’te Azerbaycan basınında yer alan bir habere göre, Veba tekrar ortaya çıktı. Hastalığın doğal odaklarından biri olan İran’da veba salgınının baş gösterdiği öğrenildi ve önüne geçmek üzere tedbirler alınmaya başlandığı bildirildi. Peki, veba nasıl ortadan kalkmıştı? Osmanlı Devleti, bu amansız hastalıkla nasıl mücadele etmiş ve başarılı olmuştu?
17 yüzyıl sonlarından itibaren veba, Batı Avrupa’da ortadan kalktı. 1718 yılından sonra da Kuzey ve Orta Avrupa’yı terk etti. Bunda en önemli etken ise tarih boyunca esrarını koruyan bu düşmanın tanınmasıydı. Karantina ve dezenfeksiyon uygulamaları, fare itlafı, tedavide Pasteur Enstitüsünden yetişen ve hıyarcıklı veba basilini keşfeden Yersinin icadı serumun kullanılması, hastalığın mahiyet değiştirmesi gibi etkenler mikrobu iyice zayıflattı ve yok etmeye başladı. Fakat “Doğu Akdeniz’den gelen veba akınlarından, bir dizi deniz karantinası ve kara sağlık kordonu yardımıyla korunmaya çalışan ve başarılı olan Avrupa’nın yanında, Osmanlı İmparatorluğu’nda daha bir buçuk yüzyıl hastalık varlığını sürdürdü. Bu durum savaşları, diplomatik ilişkileri, karşılıklı ticareti de etkileyerek bunlara yön verdi.”


Osmanlı halkına musallat olan en öldürücü afet
Veba, 17. Yüzyıldan 19. Yüzyılın başına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun halkına musallat olabilecek en öldürücü ve en sık rastlanan afetti. Osmanlı kaynaklarında hastalık için kullanılan terimler “taun” ve “veba”ydı . Alınan önlemler sayesinde Avrupa’yı terk veba, Osmanlı topraklarını kasıp kavurmaya devam etti. Ortalama onar yıllık aralarla çıkan veba salgınları İstanbul ve İzmir başta olmak üzere diğer şehirleri de perişan etti. Büyük oranda yabancı konsolosların verdiği bilgi ve rakamlara göre örneğin; “1778’de vebaya yakalanan İstanbul halkının üçte biri,1781’de 80 bin nüfuslu Selanik halkından her gün 300 kişi,1783’te Saraybosna’da 16 bin kişi,1784’te İzmir’de günde 300-400 kişi,1785’te Akka nüfusun yarısı,1787’de Halep’te dört günde 1400 kişi hayatını kaybetti. Başkent İstanbul coğrafi konumu, başkent oluşu ve salgınların sıklığı göz önüne alındığında vebanın en önemli dağılma merkezi ve odaklarından biriydi. Gelibolulu Mustafa Âlî bunu bir manzumesinde: “Zâd u zevâde kılleti öldürdü halkı hep, Her nesne nâdir anda fe’emmâ vebâsı bol”, (Yiyecek içecek sıkıntısı halkı hepten öldürdü. Orada her şey az bulunur, (fakat) vebâya gelince (bir tek o) boldur) dizeleriyle anlatırken, “veba İstanbul’da son bir buçuk yüzyılında, ortalama on yılın altısında olmak üzere, toplam 94 yıl görüldü”.
Hastalıkla mücadelede uygulanan yöntemler
Hastalığın yayılmasını kolaylaştıran ya da engelleyen iki unsur vardı. Bunlar yıl içinde görüldüğü dönem, mevsim ve yöneticiler ile haklın tavrıydı. Bu hastalık, Osmanlı halkının ve yöneticilerinin yaşamını, etkinliklerini, davranışlarını ve ölümünü önemli ölçüde etkiledi. Aslında Müslümanlar, Hz. Muhammed (S.A.V)’in: “Bir yerde veba olduğunu işittiğiniz zaman o yere, onun üzerine gitmeyiniz. Ve bulunduğunuz yerde veba zuhur edince de, oradan kaçarak o yerden çıkmayınız.” Mealindeki bir hadisine dayanarak “karantina” usulünden haberdardı. Fakat Osmanlı yöneticileri Avrupa’da vebayı ortadan kaldıran karantina ve dezenfekte usullerini oldukça geç bir tarihte uygulamaya başlamışlardı. O vakitler hastalığın yayılmasını önlemekle ilgili başlıca iki tedbir vardı: “Vakaların ortaya çıktığı yerler, kordonlarla denetim altına alınmakta ve sonrasında da çeşitli kimyasallarla dezenfekte edilmekteydi. Tahaffuzhanelerde ise tespit edilen karantina sürelerini doldurmakta olan yolcuların sağlık muayeneleri yapılmakta, mal ve eşyalarının yüksek sıcaklıktaki buhardan geçirilmesi vasıtasıyla da sıkı bir sıhhi temizlik gerçekleştirilmekteydi.”

Osmanlı’da vebaya karşı ilk kez Paşalar savaş açmıştı
Bu konudaki ilk adımı merkezi Osmanlı hükümeti değil, 18. yüzyıldan itibaren, adalarda ve eyaletlerde görevli Osmanlı paşaları attı. Örneğin, “1812’de İstanbul’u kasıp kavuran veba Balkanlarda yayılır. Ama bu durum en azından Epir’de, Yanya’daki, Tepedelenli Ali Paşa’nın girişimleriyle önlenir. Ali Paşa, İstanbul’dan gelen her evrakın tütselenmesini emreder. Ali Paşa, vebalı bölgelerden gelen kişileri karantinaya almak için Epir ve Teselya’yı ayıran Pindus Dağı’nın değişik geçitlerine derbentçiler yerleştirir. Ali Paşa’nın bu çabaları yönettiği eyaletlerde vebayı engelleyemese de geciktirir.1805’ten itibaren Mısır Paşası olan, Kavalalı Mehmet Ali Paşa da, Mısır’ı vebadan korumak için büyük gayret sarf eder. İskenderiye’yi bir asker kordonuyla tecrit ettirerek Şubra, Gize ve Kahire’de Reşid’de karantina kurdurur. İstanbul ve diğer vebalı yerlerden gelen gemiler için 25, Doğu Akdeniz’den gelen diğer gemilerin hepsi için 11 gün sürecek bir karantina uygulaması için emirler verir. Bir karantina binası inşa ettirerek, gelen malların temizlenmesi için bir yer, bir müfettiş ve bir doktor tayin eder. Fakat bu iddialı proje ve önlemler hastalığın gecikmesini sağlamaktan başka bir sonuç vermez ve 1815’ten itibaren program ortadan kalkar.”
Bu girişimlerden istenilen sonuç elde edilemese de Osmanlı yöneticilerinin vebaya karşı mücadeleye bakışını değiştirdi. Osmanlı yetkilileri 1830’dan sonra Avrupalılardan deneyimli, uzman elemanlarını imparatorluğun hizmetine vermelerini talep etti. Salgınlarla İstanbul merkezli bir mücadeleyi ise “veba” değil ortaya yeni çıkan bir hastalık: “Kolera” başlattı.
Sultan II. Mahmud, “Kolera” ya karşı önlem alınmasını emredince “Meclis-i Tahaffuz” kurulmuştu
1831 yılının başında, bir yıl önce Rusya’da ortaya çıkan ve varlığı bilinmeye başlayan kolera, aşağı Tuna bölgesine yayılarak İstanbul’u tehdit edince, Osmanlı Hükümeti başkenti koleradan korumak için tedbirler almaya başladı. 1836’da Sultan II. Mahmud, bütün paşalarına topraklarını hastalıktan korumak için önlem almalarını emretti. Organize bir sağlık politikasının yürürlüğe girmesi ise 1838’de Meclis-i Tahaffuz(Karantina Meclisi)’nin kuruluşuyla oldu. “1838 Mart ayında, kabine II. Mahmud’un emriyle sağlık önlemlerinin kabul edilmesi için toplandı ve 9 Mayıs’ta imparatorluğun resmi gazetesi Takvim-i Vekayi’de padişahın bu konudaki iradesi yayınlandı. Veba ile mücadele için hastaneler, karantinalar ve sağlık kordonları oluşturulması kararları alındı ve bir hazırlık komisyonu olan Meclis-i Tahafuz (Karantina Meclisi) kurularak, karantinaya yolcu ve malları kabul etme, mektup evrak gibi şeyleri de dezenfekte etme vebalılara hastane hizmetleri verilmeye” başlandı. Sultan II. Mahmud’un ölümünden sonra yerine geçen Sultan Abdülmecid salgınlarla mücadeleyi kararlılıkla devam ettirdi. Tanzimat’ın 3 Kasım 1839’da ilanından sonra da Meclis-i Tahaffuz işlevini sürdürdü . “27 Mart 1840’ta deniz yoluyla İmparatorluğa gelenler için bir nizamname kondu ve Osmanlı İmparatorluğu, Avrupa’da olduğu gibi kıyılardan ve deniz yoluyla gelen her türlü veba ve kolerayı önlemek için bir dizi sağlık kurumu ile donandı. İç kısımlarda ise vebayla mücadele için 8 Nisan 1840 tarihli Osmanlı İmparatorluğu’na karadan giriş nizamnamesine göre sağlık yetkililerinin derhal vaka mahallerine gitmeleri, buraların tecrit ve dezenfekte edilmesi emredildi. Kuruluşundan 10 yıl sonra, Meclis-i Tahaffuz, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyük bölümünü kapsayan 60 kadar deniz ve kara sağlık bürosundan oluşan önemli bir sağlık idaresi haline geldi.” O kadar ki herhangi bir veba vakasından sağlık idareleri anında haberdar olma ve hastalığın patlak verdiği yerde tecrit edilmesini sağlama etkinliğine ulaştı.
Vebanın ortadan kalkması


Böylece salgınlar etkinliğini yitirmeye başladı ve Anadolu’da 1843, Mısır’da 1844’ten sonra olmak üzere artık Doğu Akdeniz’in hiçbir yerinde veba görülmedi. Ancak sağlık idareleri, tabi oldukları yönetmelikler ve karantina bekleme süreleri, halkın tepkisine yol açarak “vebanın kendinden çok daha fazla sıkıntı doğurmaya başladı. Nitekim salgınlar süresince uygulanan karantinalar, İstanbul ve İzmir gibi bir kısım şehirlerin ticaret hayatına ciddi darbe vurunca işsiz kalıp iaşesini karşılayamayan insanlar asayişin bozulmasına yol açan bazı toplumsal kargaşalara sebep oldu.” Örneğin, Amasya’da yeni gelen halk sağlığı hekimi, bir ayaklanmanın kurbanı olurken Varna ve Isparta’da hekimler şehirden kaçmak zorunda kaldı. Ama nihayette padişahın bu alandaki kararlarına uyulması sağlandı ve hastalıklarla mücadele, devletin sorumlulukları arasında yer alarak imparatorluğun her yerine yayıldı. Sonuçta; Sağlık idareleri ve tedbirleri sayesinde, 19. yüzyılın ortalarından itibaren, imparatorlukta artık büyük can kayıplarının meydana geldiği veba salgınları yaşanmazken; hastalık olumsuz etkisini sürdürdü ve Hindistan başta olmak üzere dünyanın bazı bölgelerinde veba istilaları görülmeye devam etti.



Perii isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 6
Ariana, Aura, Courage, Min, Papatya, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:11