Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Hayvanlar Alemi
facebook bağlan


Evde Balık Besleme Hakkında ,Evde Balık Bakımı

Hayvanlar Alemi kategorisinde açılmış olan Evde Balık Besleme Hakkında ,Evde Balık Bakımı konusu , Evde Balık Besleme Hakkında Ansiklopedik Bilgi Evde Balık Bakımı ; Yıllar sonra tekrar akvaryum hobisine dönüş yaptığımda, çok geçmeden evin bir balık eczanesine(!) döndüğünü farkettimSevgi ve sorumluluk duygusu, bazen maalesef ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 31.05.2013, 11:04   #1 (permalink)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Evde Balık Besleme Hakkında ,Evde Balık Bakımı



Evde Balık Besleme Hakkında Ansiklopedik Bilgi
Evde Balık Bakımı ;
Yıllar sonra tekrar akvaryum hobisine dönüş yaptığımda, çok geçmeden evin bir balık eczanesine(!) döndüğünü farkettimSevgi ve sorumluluk duygusu, bazen maalesef çok tehlikeli bir hal alabiliyor. Bu insanlarda da böyle. Örneğin çoğu aile, bu duygulara kapılarak çocuklarını aşırı korumacı yetiştiriyor, aman iyi beslensin diye obez, hatta şeker hastası çocuklar büyütüyor. Özellikle de, “sevgiden büyüyen” sektörler,işlerin çoğu zaman çığrından çıkmasına neden olmakta. Doğanın bize verdiği bir potansiyel, herşeyin olması gereken bir zaman var. Canlılarda parametreler çok fazla ve tek bir değişkenin etkilerini gözlemlemek bile bazen bir bilimadamının yaşam süresinden daha fazla. Genetik gibi, biyokimya gibi alanlardaki bilgilerimiz ise neredeyse sadece bir insanın yaşam süresi kadar önceye gidebiliyor. Bu sebeple, canlıların doğal gelişimine yapılan müdahaleleri son derece riskli buluyorum.
Bunları bilseniz de, kendinizi doğal sürece müdahale etmemek konusunda eğitmek ve ikna etmek zaman alıyor. Burada, ırkı islah etmek, en büyük köpeği üretmek gibi faşizan çabalardan bahsetmiyorum. Tamamen iyi niyetle, çocuğunuzun daha zeki ve güzel olmasını istemek -aslında istemek dediğinizde, yine o faşizan tuzağa düşüyorsunuz, doğru düşünce biçimiyle “elimden gelenin en iyisini vermek,potansiyeline ulaşması için her imkanı sağlamak” daha doğru- pekala güzel ve zeki çocuğunuzun ileride şizofren olmasına neden olabilecek bazı parametreleri artırıyor ya da tetikliyor olabilir…
Uzakdoğu kültürü, özellikle de Budizmde dallanıp köklenmiş süs balığı merakı,beni bu konuda daha ciddi düşünmeye itti. Çünkü tüm hayatım boyunca, tecrübeyle gördüm ki, geleneksel Uzakdoğu yaşam tarzı bir insana daima ruh ve beden sağlılığı, mutluluk, bilgelik getirmiştir.
Şu an birinin akvaryumuna nasıl baktığını inceleyerek, ileride nasıl bir çocuk yetiştireceğini de tahmin edebilirim!
Tekrar akvaryuma dönelim(!). Çok doğal olarak, balıklarınızın hasta olmasını ve ölmesini istemiyorsunuz. İşin bu kısmı, sorumlu ve “insan” olmaktan ileri gelen hoş bir ruh hali. Gelgelelim, “balıklarım daha renkli ve hareketli olsun” diye yem aramaya başladığınızda, hızla egonun karanlık sularına doğru yaklaşıyorsunuz.
Maalesef doğal süreci hızlandırmak ya da sınırları zorlamak bir şekilde dengelerin altüst olmasıyla sonuçlanıyor. Örneğin, balıkların daha renkli olmasını sağlamak için Testesterone hormonu kullandığınızda, balıklar kısırlaşıyor ve hormonel dengeleri altüst oluyor. Sonuç ise kaçınılmaz hastalıklar ve dramatik şekilde azalan ömür.
Akvaryum hobisine merak saran herkes endokrinoloji, biyokimya filan gibi alanlarda doktora yapamayacağı için(!), sağduyuya başvurmak en doğrusu.
Şu an,öncekinin aksine, sudaki kloru atmak için kullandığım Aquatan haricinde hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum. Bunu da kullanıyor olmaktan dolayı biraz rahatsızım; bir zararını gözlemlemedim (ama bunu gözlemlemem zaten imkansız olabilir!) ve klorla Aquatan arasında seçim yapıp Aquatan’ı seçtim. Gelgelelim, örneğin bakteri kültürü oluşsun diye Sera Nitrivec kullanmaktan vazgeçtim. Zaten istemeseniz de, zaman içinde, doğal olarak oluşuyorlar. Salyangozları elle topluyorum, çünkü salyangoz ilaçları özellikle kısırlığa neden olan bakır gibi elementler içeriyorlar. Elle toplamak zahmetli ve kökten çözüm değil; ama hobiler kolay olacak diye de bir kural yok. Hastalık belirtileri gördüğümde, elimdeki ilaçları suya püskürtüp oh çekmek yerine, bekliyorum. Maalesef bu yüzden 1-2 kayıp verdim; ama tüm akvaryumdaki balıkları zayıf düşürüp,bitkileri çürütmek yerine, daha az müdahale edip zaten ilaçla bile kurtulma şansı çok az olan balıkları üzülerek de olsa gözden çıkarmak daha doğru.
Ph’ı düşürmek için içlerinde akü suyu olan(!) -Sülfirik asit- katkıları kullanmak bana artık güvenli gelmiyor. Bunun yerine, Ph değeri düşük damacana sularla seyreltme yapıyor, torf gibi, mangrow kökü gibi doğal şeyler kullanıyorum. Evet; su biraz çamur rengi oluyor ama unutmayın ki bir canlının hayatından sorumlusunuz; sağlığı sizin göz zevkinizden çok daha önemli. Tersini düşünen birinin herzaman Josef Mengele olma riski var; unutmayalım ki, psikopatlar kariyerlerine(!) öncelikle hayvanlara işkence ederek başlarlar…
Yem konusunda da meşakkatli olmasına rağmen doğal gitmenizi öneririm. Canlıdoğuranların yosun tüketme ihtiyacı var. Bunu yosun takviyeli yemler yerine, akvaryumda bir miktar yosun oluşmasına izin vererek çözüyorum. Bitkisel besin ihtiyacını bitkisel katkılı yemler yerine ıspanakla çözüyorum; ayrıca haşladığınız suda bulunan demir, endüstriyel bitki katkılarından sağlamanız gereken demiri de karşılıyor. Bitki katkısı kullanmaktan da bu sayede vazgeçtim. Elbette tek ihtiyaçları bu değil; ama biraz hayalgücü ve inceleme ile, herşeyi doğal yoldan halledebilirsiniz.
Her hafta en az üç öğün ve en az iki gün olmak şartıyla Artemia ve Daphnia(su piresi) kullanıyorum. Bunlar çok sağlıklı yemlerdir, sanılanın aksine Daphnia hiçbir şekilde kontaminant ya da zararlı organizma barındıramaz. Öyle hassaslardır ki, sudaki en ufak bir kirlilik ölmelerine neden olur. Canlı Daphnia’yı gönül rahatlığıyla verebilirsiniz; çünkü balığınıza zarar verebilecek herhangi bir faktörün onda biri bile zaten Daphnia’yı öldürecektir.Kesinlikle ve ne olursa olsun Tubifex’den uzak durun. Tubifex, en pis sularda yetişen, kendisi de yetiştiği yer gibi iğrenç görünümlü(!) ince,kızıl bir kurttur. Aklınıza gelen çoğu hastalık ve kirletici madde için Tubifex cennet gibidir. Hatta, Tubifex sizi de hasta edebilir; korkutucu ama Hepatit B taşıyıcısıdırlar. Ne kadar kolay bulaşabildiğini düşünecek olursak, Tubifex’i bırakın besin olarak kullanmayı, yakınına gelme fikri bile beni rahatsız ediyor.
Son olarak, biraz “geniş olmamın” faydası vardır diyeceğim. Klorsuz, temiz ve en az 48 saat bekletilmiş suyla düzenli su değişimi yapıyorsanız, akvaryumunuz artık 1 ayını devirip bakteri oluşturmuşsa, balıklarınızı iyi besliyorsanız, ölen ya da hastalanan balıklar için üzülmekten başka yapacak şeyiniz yoktur. Bundan dolayı vicdan azabı çekmeyin; siz zaten onlara doğanın vereceğinin en iyisini vermişsiniz. Hastalık ve ölüm çoğu zaman, aynı insanlarda olduğu gibi, elimizde olmayan, hatta değiştiremeyeceğimiz şeylerden kaynaklanır (bahsettiğim ideal koşulları sağladığınızı düşünerek söylüyorum bunu).

alıntı

__________________

Gamzelim isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Gamzelim
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 21:54