Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Dersler > Hukuk
facebook bağlan


Hukuk Genel Kurulu Kararına Karşı Karar Düzeltme Dilekçe Örneği

Hukuk kategorisinde açılmış olan Hukuk Genel Kurulu Kararına Karşı Karar Düzeltme Dilekçe Örneği konusu , Hukuk Genel Kurulu Kararına Karşı Karar Düzeltme Dilekçe Örneği YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA Gönderilmek Üzere .............ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE DOSYA NO : ..... KARAR DÜZELTME TALEP EDEN (DAVALILAR) : ...


Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By Ada

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 05.08.2015, 14:42   #1 (permalink)
Ada
Siyahı da Gökkuşağından Dışlamadılar mı?

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
yeni Hukuk Genel Kurulu Kararına Karşı Karar Düzeltme Dilekçe Örneği



Hukuk Genel Kurulu Kararına Karşı Karar Düzeltme Dilekçe Örneği


YARGITAY HUKUK GENEL KURULUNA
Gönderilmek Üzere
.............ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ SAYIN HAKİMLİĞİNE



DOSYA NO : .....

KARAR DÜZELTME TALEP EDEN (DAVALILAR) : .....
VEKİLİ : Av. Adı Soyadı – Adresi

DAVACI : .....
VEKİLİ : Av. Adı Soyadı – Adresi

KONU : Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/4-262 E. 2007/284 K. sayılı bozma kararının düzeltilerek yerel mahkemenin direnme kararının onanmasına karar verilmesi talebidir.

KARAR DÜZELTME SEBEPLERİMİZ

1. Davacı tarafından; Hürriyet Gazetesi’nin 15.08.2002 tarihli nüshasının 5. sayfasında “Oyna Yavrum Oyna” ve 16.08.2002 tarihli nüshasının 5. sayfasında “Kaşar Ağası” başlığı altında müvekkil E.Ç. tarafından kaleme alınarak yayınlanan köşe yazılarında; gerçek olmayan bilgiler verilerek tahkir edici ifade kullanılmasından bahisle Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılmış olan manevi tazminat istemli davada yayının hukuka aykırı olmaması sebebiyle verilen ret kararının temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından davaya konu yayınların konusu ile kullanılan sözler arasında özle biçim dengesinin bozulduğu, yayının bu sebeple hukuka aykırı olduğu ve davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek bozulan karardan sonra

yerel mahkeme “...davaya konu yazılarda belirtilen somut olayların gerçek olduğu davalı tarafça kanıtlandığından, Yargıtay 4. HD'nin 13.11.1995 tarih ve 1995/8298 E. 1995/8601 sayılı kararında “Basının özgürlüğü kendisi için değil kamuoyu içindir, toplum içindir. Ülkede olanların ve olayların anlatımı neyi gerektiriyorsa, basın öyle yazabilmelidir. Kamuoyunun serbestçe ve sağlıklı bir biçimde oluşması için basının dili elbette incitici de olabilir. Değişik anlatımla, bir haber veya y azıda ifadenin biçimini yaratan, muhatabın incinmesi, üzülüp üzülmemesi değil, olanların ve olayların niteliğidir...” ayrıca 4. HD'nin 16.12.1978 tarih ve 1978/9419-12048 sayılı kararında “basın ..kamuyararı, genel çıkar gereği ayrıca kendilerini geniş ölçüde kamunun ilgi ve dikkatine sunmuş bulunan kişilere özellikle kamu görevlileri ve kamuya mal olmuş ünlü yöneticileri, politikacıları da izleyip...gerçeklerden ayrılmamak kayıt ve şartıyla, kamu görevlisi ve devlet yöneticisini eleştirecek, kamunun üstün çıkarı uyarınca görevlilerinin kişisel davranışlarını kınayabilecektir.” Diye belirttiğinden ......4. HD'nin pek çok kararında gerçek olan olaylarla ilgili kamu yöneticileri ve politikacılar hakkında yazı yazılırken kullanılan dilin bazen incitici olabileceği, bunun da yazarın üslubuyla ilgili olduğu, eğer yazılan yazının konusu hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi gerekiyorsa önemli olmadığı, asıl olanın kamu yararı olduğu belirtilmektedir. Davaya konu yazılarda belirtilen hususların kamuoyuna duyurulmasında kamu yararı bulunduğu kanaatine varılmış ve önceki hüküm kurulmuştur.” Şeklindeki gerekçesiyle önceki kararında direnmiştir.

Yerel Mahkemenin direnme kararının davacı yanca temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan temyiz incelemesi üzerine Yüksek Dairenin bozma gerekçesine uyularak direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Ancak, arz ve izah edilecek sebeplerle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun oy çokluğuyla verilen bozma kararı yerinde bulunmamakla, kararın düzeltilmesini talep etmek zorunluluğu doğmuştur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun gerekçesi incelendiğinde, Özel Daire bozma kararında yer verilen nedenlerin yerinde olduğundan bahisle, Özel Daire Bozma kararına uyulması gerekirken direnme kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunun belirtildiği görülmektedir.

Hukuk Genel Kurulu bozma kararı ayrıntılı olarak gerekçelendirilmemiş olup, yüksek daire bozma kararı da aşağıda belirtilen sebeplerle usul ve yasaya uygun düşmemektedir.

1. Dava konusu yazılar toplumsal ilgiye mahzar bir kişi ve konuya ilişkin olduğu ve yazıların davacı tarafça iddia edildiğinin aksine kötü niyetle kaleme alınmadığı dikkate alındığında eleştirinin sertliğini davacının üstlenmiş olduğu görevin bir gereği saymak gerekmektedir. Eleştiri olumlu olabileceği gibi olumsuz da olabilir, fakat davacı taraf olumsuz eleştirilere tahammül gösterememiş ve bunları tahkir olarak nitelendirmiştir. Davacı olumsuz eleştiriye maruz kalan bir kimsenin alınganlığını göstermektedir.
Oysa, müvekkil E.Ç. 16.08.2002 tarihli yazısında davacı İ.M.G.’in Ardahan’da yapılan kaşar festivalinde kaşar ağası olmak için 20 Milyar TL vaat ettiğini ancak bu bedeli ödemediğini belirtmiştir. Nitekim yargılama sırasında toplanan deliller, İ.M.G.’in şahsi borcu olan 20 Milyar lirayı kendisinin ödemediğini, bir belediye başkanının şahsi borcu için Ankara Valiliğine evrak gönderilmesini istediği ve şahsi borcunu devlete ödettiğini göstermektedir. Böylesi bir durumun haber yapılması ve bu haberde kullanılan ifadelerin eleştiri sınırları içinde bulunmadığının belirtilmesi kabul edilebilir değildir. Sonuç olarak bakıldığında davacı asil tarafından ağalık için vaat edilen para devletin kesesinden karşılanmış olmakla bu durum başlı başına yapılan eleştiriyi haklı kılar bir nitelik taşımaktadır. Ayrıca, davacının para karşılığı almak istediği “Kaşar Ağası” sıfatının yazı başlığında kullanılmasının davacının kişiliğine hakaret sayılmasını da anlamak mümkün değildir.

2. Davacı asil toplum için büyük önem arz eden bir görevi üstlenmiştir. Dolayısıyla davacının yaptıkları, icraatları, projeleri, yapacakları ve yapmadıkları eleştirel bir dille her zaman kamuoyunun dikkatine sunulabilir. Davalı müvekkilim bir köşe yazarıdır ve yazılarında her köşe yazarının olduğu gibi kendine ait bir dili ve söylemi vardır. Bu söylem, hele ki eleştiri niteliği olan bir yazı söz konusu olduğunda konu edinilen kişinin bazen pek de hoşuna gitmeyen sözler de içerebilir ki eleştirinin bu yönü Yüksek Dairenin birçok kararında dile getirilmiştir.

3. Davaya konu iki ayrı yayın söz konusu olmasına karşın Hukuk Genel Kurulunun aynen benimsediği Yüksek Mahkeme kararında, dava konusu iki yayın genel olarak değerlendirilmiş ve özle biçim dengesinin bozulduğu sonucuna varılmıştır. Oysa Yüksek Dairenin kabul görmüş bir çok kararında da belirtilmiş olduğu üzere, her yazının kendi içinde değerlendirilerek bir sonuca varılması ve özle biçim dengesinin bozulup bozulmadığına bu şekilde ayrı ayrı karar verilmesi gerekmektedir. Bu hususa değinilmeksizin, her iki yayını tek bir yayın gibi değerlendirerek verilen bozma kararının bir yönüyle karar düzeltme itirazımız doğrultusunda düzeltilmesini talep etmekteyiz.

SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2007/4-262 E. 2007/284 K. sayılı bozma ilamının düzeltilerek yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmesini Yüksek Mahkemeden arz ve talep ederiz. .../.../20....

Saygılarımla,


Av. Adı ve Soyadı
İmza







DÜZELTİLMESİ İSTENEN HGK KARARI


T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2007/4-262
KARAR NO: 2007/284
KARAR TARİHİ: 23.05.2007



DAVA :Taraflar arasındaki manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara Asliye 6. Hukuk Mahkemesince davanın reddine dair verilen 16.3.2004 gün ve 2002/698-2004/89 sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 4.10.2005 gün ve 2004/11955-2005/10232 sayılı ilamı ile;

( ... Davacı, yapılan yayının hukuka aykırı olması nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığı savı ile manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

Davalılar yayının, Basın Yasasının tanıdığı sınırlar dışına çıkılmadan, özle biçim arasındaki denge korunarak verildiğini bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.

Mahkemece, istem reddedilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, yayın yoluyla kişilik haklarının saldırıya uğradığı savına dayanmaktadır. Diğer bir anlatımla dava, yapılan yayında yer alan açıklamaların kişilik değerlerine saldırı içerdiği ve böylece hukuka aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Böyle bir uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasında, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerden farklı bir yöntemin izlenmesi ve ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması gerekmektedir.

Bunun nedeni, Anayasanın 28. maddesindeki basının özgür olduğu güvencesine ve bu ilkeyi güçlendiren 5680 sayılı Basın Yasasının 1. maddesindeki düzenlemedir. Bu düzenlemede basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin nedeni; toplumun sağlıklı, mutlu ve güven içinde yaşayabilmesi içindir. Bunun için de kişinin, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Diğer bir anlatımla basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma, yönlendirme yetki ve sorumluluğuna sahiptir. Bunun içindir ki basının yayın yaparken, yaptığı yayından dolayı hukuka aykırılık teşkil edecek olan eylemi, genel olaylardaki hukuka aykırı olan eylemden farklılıklar taşır. İşte bu farklılık ve ayrık durum gözetilerek yapılan yayının hukuka aykırılık veya uygunluk sınırı belirlenmelidir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğu kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. İşte basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Ne var ki basının bu ayrıcalık taşıyan konumu ve özgürlüğü, tüm özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız değildir. Bundan dolayıdır ki, yayınlarında kişilik haklarına saygı göstermesi ve gerek Anayasanın T.Hak ve Ö.gürlükler bölümünde yer alan ve gerekse MK.nun 24 ve 25. maddesinde ve yine özel yasalarda güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluk ve gerekliliktir.

Açıklanan bu yasal düzenlemelerden ve yargısal uygulamalardan da anlaşılacağı üzere, basının özgürlüğü ile kişilerin, kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği, diğer bir anlatımla, hukuk düzenince koruma altına alınan yararların birbirine karşı çatışma içinde bulundukları biçiminde bir görünümün var olduğu kanısı uyanmaktadır.

Halbuki hukuk düzeninin, çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Aksi halde hukukun kendisi, kendi kuralları ile çatışmış olur. Aslında, yapılan düzenleme, hukukun diğer temel kavramları ile birlikte incelendiğinde, iki yararın aynı anda ve aynı olayda birbiri ile çatışmadıkları, somut olaydaki olgular itibariyle koruma altına alınmış bulunan bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği anlaşılacaktır. Bunun sonucunda da, daha az üstün olan yarar, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında, o olayda ve o an için hukuk düzenince korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir.

Bunun için temel ölçüt, kamu yararıdır. Diğer bir anlatımla yayın, salt toplumun yararı gözetilerek yapılmalıdır. Toplumun çıkarı dışında hiçbir kişisel çıkar, gerçeklerin yanlış olarak sunulmasına neden olmamalıdır. Haber olduğu biçimi ile verilmeli ve kişisel katkı yer almamalıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basının bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, yayında kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini ve haber verilirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Bu ilke ve kurallar gözetilmeden yapılan yayın hukuka aykırılığı oluşturur ve böylece kişilik hakları saldırıya uğramış olur. Aksi bir yayının ise, gerek Anayasa ve Basın Yasası ve gerekse basının genel işlevi karşısında hukuka uygun olduğu, kişilik değerlerine saldırı teşkil etmediği kabul edilmelidir.

Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O an için o olay veya konu ile ilgili olan, görünen bilinen herşeyi araştırmak, incelemek ve olayları olduğu biçimi ile yayınlamalıdır. Bu işlevi ile gerek yazılı ve gerekse görsel basın, somut gerçeği değil, o anda belirlenen ve var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan, gerçek olmadığı anlaşılan olayların ve olguların yayınından basın sorumlu tutulmamalıdır.

Davaya konu edilen yayında "Oyna yavrum oyna!" başlığı altında "... İ. M.aylardan beri hemen her gece ekranlara çıkıp kendini pazarlıyor, nutuklar atıyor, tabela partisinin başına geçip iktidar olacağından dem vuruyor. Bu arada fevkalade parlak "procelerini" de anlatıyor. Bunlar öyle değerli "proceler" ki, uygulandığı anda Türkiye köşeyi dönecek... Haziran ayında Ankara'nın göbeğinde belediyeye iş yapan bazı müteahhitler tarafından günde 5 milyona kiralanmış adamlarla miting yaptı, tabela partisine gireceğini açıkladı. Aradan 2 ay geçti, tık yok. Ekranlarda, halkın parasını batıran E.Ö.gibilerin yayın organlarında yer buluyor ve bütün Z.Sinir procelerini doya doya anlatıyordu..." ve "Kaşar Ağası" başlığı altında "...Geçen yıl Ardahan'a gidip kaşar festivaline katılıyor. Açık artırmada 20 milyar'a kaşar ağası oluyor. Aradan aylar geçiyor, parayı ödemiyor. H.basına yansıyınca ödemek zorunda kalıyor. Yine geçen yıl, Lösemili Çocuklar Vakfı tarafından düzenlenen gecede açık artırmaya katılıyor ve eldeki tek tabloyu 10 milyara alıyor. Bu parayı düne kadar ödemiyor. Kaşar ağası İ. M., o küçücük kan kanserli çocukların bile parasının üzerine yatmaktan utanmıyor... Bu şahıs öyle biri ki, para tutkusu ve diğer marifetleri anlatmakla bitmez. Bir örnek daha vereyim. Kendisinden "İ. Melih" diye söz eden yazıların tamamını "Bana İbne M.diyorlar" diye mahkemeye verip yüz milyarlarca liralık tazminat davaları açtı. Mahkemeler açtığı davaların tümünü reddetti ve bu kararlar Yargıtay tarafından onanıp kesinleşti. Sırf para kazanmak uğruna kendi ismini "ibnelikle" özdeşleştirmeyi içine sindirip bunu bile paraya çevirmeyi düşünen İ. M.gibi ikinci bir" adam, herhalde yeryüzüne bugüne kadar gelmedi... Tabela partisine başkan olma işi fos çıkınca, şimdi DYP, ANAP gibi partilerle görüşüp oralara geçme kulisleri yapıyor, bazı adamlarını onların listesinden Meclis'e sokmaya çalışıyor. 100 dev adam palavrası bitmiş, Z.Sinir proceleri bir mizah şaheseri olarak toprağa gömülmüş..." biçimindeki ifadeler ile yayın yapıldığı görülmektedir.

Yayın konusu ile kullanılan sözler arasında düşünsel bağlılık anlamında öz ve biçim dengesi korunmalıdır. Yayın doğru olsa ve kamu yararı bulunsa bile; üslup uygun değilse, aşağılayıcı, küçük düşürücü, abartılı ise hukuka uygunluktan söz edilemez. Somut olayda yukarıya alıntılanan sözler ile öz ve biçim dengesi bozulmuştur. Gerekli olmayan yakıştırmalar yapılmış ve amaç aşılmıştır. Şu durumda yayın hukuka aykırıdır. Açıklanan nedenlerle, davacı yararına uygun bir tazminata hükmedilmelidir. Mahkemece istemin tümden reddi yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir... ) ,

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.


Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:


KARAR :Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire Bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

alcatraz beğendi.
__________________
.




Ey ruhumda dolaşan deli taylar!
Ey gönlümü yakan kor alevler..
Söyleyin bana!
Bu mücadelenin sonunda ne var?











.






Sevdim Seni bir Kere ...!
Ada isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Ada, alcatraz
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 06:49