Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Din Ve Maneviyat > İslamiyet


İSLAMDA İLMİN ÜSTÜNLÜĞÜ VE ÖĞRETMENİN ÖNEMİ

İslamiyet kategorisinde açılmış olan İSLAMDA İLMİN ÜSTÜNLÜĞÜ VE ÖĞRETMENİN ÖNEMİ konusu , Yüce Allah; Alemlerin Rabbı, mevcudatın mucidi ve mahlukatın da Halik’idir. O’nun halk ettiği yaratılmışların en şereflisi, en mükemmeli ve en mükerremi de, şüphesiz ki insandır. Çünkü insan; en güzel şekil ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 19.11.2018, 09:17   #1 (permalink)
Özel Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart İSLAMDA İLMİN ÜSTÜNLÜĞÜ VE ÖĞRETMENİN ÖNEMİ



Yüce Allah; Alemlerin Rabbı, mevcudatın mucidi ve mahlukatın da Halik’idir. O’nun halk ettiği yaratılmışların en şereflisi, en mükemmeli ve en mükerremi de, şüphesiz ki insandır. Çünkü insan; en güzel şekil ve surette yaratılmış, akıl, izan, irade ve şuur gibi üstün meziyetlerle donatılmıştır.
Allah tarafından okumaya, yazmaya, öğrenmeye, öğretmeye, eğitmeye ve eğitilmeye kabiliyetli olarak yaratılan insan; düşünen, düşündüğünü sözle ifade eden, konuştuğunu yazan ve yazdığını da okuyabilen bir varlıktır.
Bu özellikleriyle insan; eğitim ve öğretime en uygun ve en kabiliyetli bir varlıktır. Amma eğitimi en zor ve en uzun süren canlı da, yine insandır. Onun için atalarımızın; “ İnsan yetiştirme sanatı” diye tarif ettikleri öğretmenliğin, çok zor bir meslek olduğu da aşikardır.
İslam’da bu zor mesleğin ilk temsilcisi, şüphesiz ki sevgili peygamberimiz, Muhammet Mustafa sallallahü aleyhi vesellemdir. O’na bu görev, bizzat Allah tarafından Kur’an’ı kerimin alak suresinin ilk inen ayetlerinde; “ ( Ey Muhammed) Yaratan Rabbının adıyla oku! O,insanı bir aşılanmış yumurtadan yarattı. Oku! İnsana bilmediklerini öğreten, kalemle (yazmayı) belleten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.” buyrularak verilmiştir.
Bu ayetlerin emri, sevgili peygamberimizedir. Ancak, O’na verilen emir ve görev, aynı zamanda bizim için de geçerli olan emir ve görevdir. Sevgili Peygamberimiz de; “ Ben öğretmen olarak gönderildim”(1) buyurarak, bu mesleği benimsemiş ve kutsallaştırmıştır.
Peygamber efendimiz bu göreve, kendisine vahyolunan ayetleri bizzat ezberleyerek, vahiy hafızlarına ezberleterek, vahiy katiplarine yazdırarak ve okutarak başlamıştır. Efendimizin, daha vahyin ilk yıllarında Mekke’de sahabeden Erkam’ın evinde açtığı okulda Müslümanlara Kur’an okumayı ve yazmayı öğretmeye başlaması, Medine’ye hicretinden önce, sahabeden Musab bin Umeyr’i, Oradaki Müslümanları okutması için öğretmen olarak göndermesi, hicretten sonra Mescidi Nebevide sürekli eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yürütüleceği bir bölüm açmış olması ve savaş esirlerinden okuma yazma bilenleri, okuma yazma bilmeyen Müslümanlara, okuma yazma öğretmeleri şartıyla serbest bırakma yüceliğini göstermesi, O’nun eğitim ve öğretime vermiş olduğu önemi gösteren, insanlık tarihinin şeref tabloları arasında yerini almıştır.
Milletlerin oluşmasında, medeniyetlerin meydana gelmesinde ve devamında eğitim ve öğretimin önemi hepimizce bilinen bir gerçektir. Keza fertlerin ve toplumların madden ve manen yükselmesini ve ilerlemesini sağlayan faktörlerin başında da, ilim gelmektedir. Bu sebepledir ki, evrensel ilkeleriyle mükemmellik arz eden ve her zaman insanca bir yaşamı hedefleyen yüce dinimiz İslam; hikmeti, bilgiyi ve bilgiliyi daima ön planda tutmuş; ilme, alime, öğretmene, öğretmeye öğrenmeye, yazmaya ve okumaya büyük önem vermiştir. Öyle ki, İmamı Gazali’ye göre Kur’anı kerimin 763 ayetinde ilimden ve ilim adamından bahsedilmektedir.
Nitekim; “ De ki: hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akıl sahipleri öğüt alırlar”(2), “ “Yüce Allah, sizden iman edenler ile, ilme nail olanların derecelerini yükseltir”(3), “ Kulların içinde Allah’tan ancak alimler gereği gibi korkarlar”(4), “ Sakın cahillerden olma”(5), “ Cahillerden yüz çevir”(6) mealinde ki ayetler ve daha niceleri, şerefli dinimizin konuya bakışını ne güzel ifade ediyorlar değil mi?
Sevgili Peygamberimiz de, öğrenmeye, öğretmeye ve ilme verdiği önemi uygulamalarıyla öne çıkarıp örnek olduğu gibi, birçok hadisi şerifiyle de, insanları bu yola teşvik etmiştir.
Nitekim; “ Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah onu cennete giden yollardan birine sevk eder. Şüphesiz melekler ilim arayışında olan öğrencilerin üzerine kanatların gerer. Göklerde ve yerde olan her şey, hatta suyun içindeki küçük bir balık bile, ilim ehli için istiğfar eder. İlim öğrenenin ibadet edene üstünlüğü; dolunay gecesindeki ayın yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Şüphesiz alimler, peygamberlerin varisleridirler. Peygamberler altın ve gümüş miras bırakmazlar. Onlar sadece ilim bırakırlar. Mirastan pay olarak ilim alanlar, çok büyük pay almış olurlar.”(7), “ Beşikten mezara kadar ilim talep edin.”(8), “ İlmi, Çin’de de olsa alın.”(9), “ İlim müminin yitiğidir, bulduğu yerde alır.”(10), “ İlim öğrenmek hem kadın, hem de erkek müminlere farzdır.”(11), “ İlmin fazileti ibadetin faziletinden üstündür. Az ilim, çok ibadetten hayırlıdır.”(12), “ Bir alim şeytana karşı, bin abitten çetindir.” (13), “ Ya alim, ya öğrenci, ya dinleyici veya (bu kimseleri) sevici olmaya bak. Beşincileri olma helak olursun.”(14) anlamlarındaki hadisi şerifleri ve daha niceleri bunlardan bazılarıdır.
Her türlü kötülüğün, fitne ve fesadın, terör ve anarşinin, batıl inanç ve sapık düşüncenin hatta şirkin ve küfrün gerçek sebebi cehalettir. Küfrü ortadan kaldıran, sapıklığı yok eden ve cehlin karanlığını yırtarak Hak yolunu aydınlatan ışık ise ilimdir.
Hak batıldan, hayır şerden, iyi kötüden, doğru yanlıştan, faydalı zararlıdan ve güzel çirkinden hep ilimle seçilir. İlim bir servettir, hem de ilim serveti mal servetinden üstündür. Çünkü mal serveti harcadıkça azalır, ilim serveti ise harcadıkça çoğalır.
Peygamber Efendimize, “ Ya Rasülallah! amellerin en üstünü hangisidir.” diye soruldu. Efendimiz cevaben; “ Allah’ı bilmektir. Çünkü az amel ilimle beraber faydalıdır. Fakat, cehaletle beraber çok amel fayda vermez.” buyurdu.(15) Bu sebepledir ki, hadisi şerifte; “ Dünyayı isteyen ilme sarılsın, ahreti isteyen ilme sarılsın, her ikisini isteyen yine ilme sarılsın.”(16) buyrulmuştur. Onun için dinimizde iki kişiye haset derecesinde imrenilir, bunlardan birisi malını Allah yolunda harcayan kimse, diğeri de Allah’ın verdiği ilmi insanlara öğreten kişi.(17)
Her işin olduğu gibi ilim tahsilinin de, bir usulü ve adabı vardır. Her şeyden önce, ilmin bir nimet olduğu bilinmeli ve ilim insanlığa faydalı olmak için öğrenilmeli ve öğretilmelidir. Böylesine yüce bir değer insanlığın zararı doğrultusunda kullanılırsa, sahibi için bir nimet değil bir külfet olur. Bir hadisi şerifte; “ Kim ilim adamlarına karşı münazaa yürütmek için ve cahilleri şek ve şüpheye düşürmek için ve halkın yüzlerini kendisine çevirmek için, (yani taraftar toplamak için) ilim öğrenmek isterse, yüce Allah onu ateşe atar.” buyrulmuştur. Hz. Mevlana da bu anlamda olmak üzere; “ Kötü niyetliye ilim öğretmek, eşkiyaya silah vermek gibidir.” demiştir.
İlim maddi bir üstünlük, kibirlenme ve böbürlenme vesilesi de yapılmamalıdır. Aksine öğrenmek kişiyi olgunlaştırmalı, tevazu sahibi yapmalı ve Allah’ın sevgisine ulaştırmalıdır. Yunusumuzun;
“ İlim ilim bilmektir.
İlim kendin bilmektir.
Sen, kendini bilmezsin.
Ya nice okumaktır.” dizeleri de, gerçek ilmin ne demek olduğunu, ne kadar güzel ifade ediyor değil mi?
Rabbimiz, hem kendimizi hem de aile fertlerimizi cehennemin ateşinden koruma görevini bize vermiştir. Sevgili Peygamberimiz de; “ Aile fertlerimizin iyi yetiştirilmesinden, iyi eğitilmesinden, kendisine, ailesine, dinine, devletine, milletine ve insanlığa faydalı birer fert olmalarından anne babaları sorumlu tutmuş, hayırlı evlat yetiştirenin, kıyamete kadar sevap defterinin kapanmayacağını haber vermiştir. Hz. Ali ise, çocuklarımızın çağın şartlarına göre yetiştirilmesi hedefini göstermiştir.
İnsana çocukluğundan itibaren ilk bilgileri öğreten anne babalar, camide cemaatini ve yaz Kuran kurslarına gelen öğrencilerini okutup eğiten imam- hatipler, cami kürsülerinden cemaatini bilgilendiren vaizler, ilk orta lise ve üniversitelerdeki eğitim ve öğretim görevlileri, hatta yanında çırak ve kalfa çalıştırıp onlara faydalı meslekler öğreten ustalar, bu gün insanımız tarafından tek isimle, “Hoca” ortak ismi ile anılmaktadırlar. Bunların hepsi de, elleri öpülesi saygı değer öğretmenlerdir, hocalardır. Öğretmenlik mesleği Peygamber mesleğidir. Çünkü bu ümmetin ilk öğretmeni Rasulullah Efendimizdir. Bu sebeple, saygı değer öğretmenlerimiz, Efendimizin meslektaşlarıdır. Onun için şair;
Öğretmendir elime kalemi veren.
Allah’ı, Peygamberi, dini öğreten.
Bayrağı, sancağı vatanı sevdiren.
Yazmayı, okumayı, bilgiyi öğreten.

Öğretmen kutsaldır, ilki Peygamber.
Dünyadan, ahiretten veriyor haber.
Öğrencilere örnek ve rehber.
Eller öpülesi şu öğretmenler. (18) dizelerinde bunu ne güzel ifade etmiştir.
Peygamberimiz müminlere en güzel bir örnek ve model olarak gönderilmiştir. O’nun ümmeti olan herkeste olduğu gibi, hem ümmeti ve hem de meslektaşı olan öğretmenlerde de, O’nun özellikleri ve güzellikleri bulunmalıdır. O; güzel ahlaklı, güler yüzlü, doğru sözlü, mütevazı, dürüst, çalışkan ve merhametliydi. Sevgi ve hoş görü sahibi, hem de kolaylaştırıcıydı. Displinliydi ama kimseyi incitmezdi. Efendimiz bu metot ve meziyetleriyle başarılı olmuştur. Bu güzel hasletlere sahip olanlar da, Allah’ın yardımıyla, zor ve çile dolu bu meslekte muhakkak başarılı olacaklardır.
Hocasına babasından ziyade hürmet eden Zülkarneyn’e, nedenini sormuşlar, O da: “ Babam benim yukarıdan aşağıya inmeme sebep oldu, hocam ise aşağıdan yukarıya çıkmama çalışıyor.” demiş.
Öğünmek ilim ehline mahsustur. Çünkü onlar doğru yoldadırlar, arzu edenlere de doğru yolu gösterirler.
Herkesin derecesi, bilgisi ile ölçülür, sen de oku, öğren ve yüksel.
Alim ol ki ölmeyesin. Çünkü; İnsanlar ölür alimler diridirler. Onlar eserleriyle yaşarlar, vecizeleri de bizlere dinimizin, alime, hocaya ve öğretmene verdiği önemi göstermektedir,
Bizler de, “ Bana bir harf öğretenin hizmetçisi olurum” diyen Hz. Ali anlayışıyla öğretmenlerimize sahip çıkalım. Gerekli saygı ve hürmeti göstermekten geri kalmayalım. Çocuklarımızın; nerede, kimlerden, neler öğrendiklerini takip edelim, öğretmenleri ve okul idarecileri ile dirsek temasında bulunalım, çocuklarımızın yanlış şeyleri öğrenmelerine, zararlı alışkanlıklar edinmelerine meydan vermeyelim. Aksi takdirde onların eğitimlerinden sorumlu olan herkes, Yaratan nezdinde çocuklara hesap vermek zorunda kalır.
Peygamber Efendimiz; “ Çocuklarınız reyhanınızdır koklarsınız. Onlara; yedi, on yaş arasında İslam dinini ve ahlakını öğretin. On yaşına geldiklerinde, odalarını ve yataklarını ayırın, dini vazifelerini yaptırın, yani namaz kıldırın, oruç tutturun… Çocuklarınız; on, on beş yaş arasında hizmetkarınızdırlar, getirin dersiniz getirirler, götürün dersiniz götürürler. On beş yaşından sonra, iyi eğittiyseniz dostunuzdurlar, eğer iyi eğitmediyseniz düşmanınızdırlar” buyurmaktadır.
Bu konuda büyük filozof Sokrat ise; “ On beş yaşına gelen bir genç, iyi eğitilmişse şahlanmış ata benzer, eğer iyi eğitilmemişse kudurmuş köpeğe benzer” diyor.
Yukarıda hepsini birden “hoca” diye adlandırdığımız, saygı değer eğitimcilerimizin mesleğinin zorluğu kadar, çok veballi bir meslek olduğu da, bunlardan anlaşılmaktadır. Onlara görevlerinde başarılar diliyoruz, yüce Allah yar ve yardımcıları olsun.
Yazımızı, öğretmenler haftası münasebetiyle, milli eğitim ordumuzun öğretmenler gününü kutlayarak, bu camiadan rahmeti Rahman’a kavuşanlara Allah’tan rahmet, hayatta olanlarına başarı, sağlık ve mutluluklar dileyerek ve sevgili Peygamberimizin şu duasını ederek bitirelim.
Allah’ım! faydasız ilimden, sana itaat etmeyen kalpten, kabul edilmeyen duadan ve aç gözlülükten sana sığınırım.(19)
İbni mace sünen 1/17
2)-Zümer 39/9
3)-Mücadele 58/ 11
4)-fatır 29
5)-enam 35
6)-el araf 199
7)-Ahmet bin Hanbel V/197
8)-Keşfül Hafa 1/138 H. No: 397
9)-K.H. 1/138 H. No:398
10)-a.g.e. 1/138 H. No: l59
11)-A.G.E. 1/138 H.No: 399
12)-et- Tergib ve’t Terhib c. 1 s. 93
13)-İbni Mace c.1,s. 81
14)-Feyz’ül- kadir c.2 s. 17
15)-Mişkat’ül envar
16)-Ahmet Hamdi Akseki İslam 1/510
17)-et Taç 1/59
18)-D.Kaplan, öğretmen şiiri
19)-Nesai istiaze, 21

__________________
Ân oluyor bir garip duyguya varıyorum;
Ben bu sefil dünyada acep ne arıyorum ?..
Zeynep isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.

Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 13:22