Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Din Ve Maneviyat > İslamiyet
facebook bağlan


Şefaat Tümden Allah a Aittir

İslamiyet kategorisinde açılmış olan Şefaat Tümden Allah a Aittir konusu , ŞEFAAT TÜMDEN ALLAH A AİTTİR İslam âleminde, birçok konuda yapılan yanlışların başında, peygamberlerin, velilerin, şeyhlerin, ulemaların şefaat edeceğine inanılır. Kur’a na göre Şefaat, bağışlanma affedilme isteğidir. Bakın Allah kesin bir ...


Like Tree5Beğeni
  • 1 Post By halukgta
  • 2 Post By Papatya
  • 1 Post By halukgta
  • 1 Post By Papatya

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.01.2014, 12:56   #1 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Şefaat Tümden Allah a Aittir



ŞEFAAT TÜMDEN ALLAH A AİTTİR



İslam âleminde, birçok konuda yapılan yanlışların başında, peygamberlerin, velilerin, şeyhlerin, ulemaların şefaat edeceğine inanılır. Kur’a na göre Şefaat, bağışlanma affedilme isteğidir. Bakın Allah kesin bir dille bu konuda ne söylüyor?

Zümer 44: De ki: "ŞEFAAT TAMAMEN ALLAH'INDIR (yardım ve destek yalnız O'ndandır). Göklerin ve yerin mülkü O’nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz.

Eğer Allah affedilme, bağışlanma, yardım, destek yetkisinin yalnız kendisinde olduğunu söylüyorsa, bundan sonra aynı konuda başka ayetinde, tersini Rabbimiz asla söylemez. Yukarıdaki ayeti unutmadan, bu konuyla ilgili diğer ayetleri anlamaya çalışalım. Bakalım Allah bu konuda bizleri nasıl yönlendiriyor, bilgilendiriyor.

Fatiha 5: Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

Düşünebiliyor musunuz, biz bu sözleri her namazımızda okuyor, Allah a söz veriyoruz, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ DİYORUZ. Sözümüzde duruyor muyuz peki? Söylediğimiz şu sözü hatırlayınız. ( Şefaat Ya resulallah) Peki bunun anlamı nedir farkında mıyız acaba, hiç sanmıyorum.

Bu sözümüzle Ey Allahın resulü bizlere şefaat et diyoruz. Hani her gün namazlarımızda Rahmana karşı, yalnız senden yardım dileriz diyorduk ne oldu. Hani şefaat tümden Allah a aitti? İşte yaptığımız yanlışın büyüklüğünü bir fark etsek, o zaman yaptığımız tüm yanlışları fark edebileceğiz. Şimdide aşağıdaki ayet üzerinde düşünelim.

Enam 51: Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları, Kur'an'la uyar. Öyleki, kendileri için O'nun huzurunda ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar.


Ayet o kadar açık ve net olduğu halde, günümüzde Kur’an ayetlerine uymadığı halde, o kadar çok yanlış bilgilere, sözlere inanıp, ayetlerin çoğunu görmezden geliyor üstünü örtüyoruz. Şunu lütfen unutmayalım, atalarımızdan gelen hurafe itikatlarımızı temize çıkarmak, delil aramak adına, ayetleri görmezden gelip, üstünü örten, gerçek iman etmemiş demektir.

Açıkça Allah bizler için, O'nun huzurunda ne bir dost ne de bir şefaatçi vardır, dedikten sonra, bu sözlerin tam tersini, Kur’an ın başka bir ayetinde, peygamberlere, velilere, şeyh ve ulema dediğimiz kişilere, şefaat etme yetkisi veriyorum der mi? Velilerin ardına düşmeyin, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim dediği halde Allah, böyle bir yetkiyi verir mi?

Bakın peygamberimiz bizlere Kur’an ı tebliğ ettiğini ve bu kitabın bizler için gönül gözü olduğunu, bunu hala görmeyenler için ise, hiçbir şey yapamayacağını, körlük edenlere de bakın ne söylüyor ayette.

Enam sur. 104. ayet: Gerçek şu ki, size Rabbinizden gönül gözleri gelmiştir. Kim görürse kendisi yararına, kim körlük ederse kendisi zararına... Ben sizin üzerinize bekçi değilim.


Şimdi hatırlatacağım ayet, günümüzde yapılan yanlışlara güzel cevap veriyor, tabi anlayana anlamak isteyene.

Zümer 19: Üzerine azap sözü hak olanı, ateşe dalmış olanı sen mi kurtaracaksın.

Buradan anlaşılıyor ki, Allah ın karar verdiği bir hükmü kimse değiştiremez. Bunu da bizlerin anlaması için Allah, en sevdiği elçisi üzerinden bizlere örnek veriyor. Ama bizler ne yazık ki bunlardan, ders almadığımız çok açık. Şimdide buna benzer, elçisi kanalıyla verdiği bir başka örneği hatırlayalım.


Muhammet 19; Allah'tan başka tanrı olmadığını kuşkusuzca bil! HEM KENDİ GÜNAHIN İÇİN, HEM DE MÜMİN ERKEKLERLE MÜMİN KADINLAR İÇİN AF DİLE. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de, varıp ulaşacağınız yeri de bilir.


Yukarıdaki ayet şefaat konusunda, bu gün yaptığımız yanlışlara çok güzel bir örnek. Tabi anlayana, anlamak isteyene. lütfen bunun üzerinde dikkatle düşünelim. Allah elçisine bakın ne diyor. Hem kendi günahların için, hem de iman edenlerin günahları için af dile diyor. Düşünebiliyor musunuz Allah elçisine, kendi günahın için bile bana dua et diyor.


Peki, bizler bu konuda neler söylüyoruz? Bir kısım din kardeşimiz, peygamberimiz bizler için Allah tan af dileyecek, şefaat etmeyecek diyor. Bu sözlerin üzerinde de düşünelim. Peygamberimiz kendi günahı için dahi, Alla ha dua ediyor yalvarıyorsa, bugün hiç tanımadığı, iman edip etmediğini dahi bilmediği bizlerin günahının bağışlamasını için, nasıl Allah a dua etsin.

Bugün bizler Kur’an ı anlaşılması zor ilan edip, ellerimizde beşerin kitapları ile iman ediyorsak, peygamberimiz bizler için dua eder mi dersiniz? Mahşer günü peygamberimiz, ÜMMETİM KUR’ANI DEVRE DIŞI BIRAKTILAR diyecekse, nasıl olurda Kur’an ı devre dışı bırakan ümmetinin günahlarının affı için, peygamberimiz Allah a dua eder.

Dikkat ediniz ayette, mümin yani inanmış erkek ve kadınların günahları için dua et diyor elçisine. Bu demektir ki iman ettiğinden emin oldukların için dua et anlamındadır. Hatırlayınız iman etmeyenler için dua ettiğinde, Allah peygamberimize ne diyordu?

Tevbe 80: Sen, onlar için ister bağışlanma dile, istersen dileme. Onlar için yetmiş kere bağışlanma dilesen de, Allah onları kesinlikle bağışlamaz. Bu, gerçekten onların Allah'a ve elçisine (karşı) nankörlük etmeleri dolayısıyladır. Allah fasıklar topluluğuna hidayet vermez.


Dua kapısını Yüce Rabbimiz, tüm iman edenler için açık bırakmıştır şükürler olsun. Size İbrahim peygamberimizden de bir örnek vermek istiyorum. İman etmeyen babası için, bakın Allah ın övgüyle bahsettiği, bizlerin atası diye zikredilen bir elçinin sözlerinden, sanırım çok ders almalıyız.


Mümtehine 4. : Senin için hep af dileyeceğim ama Allah'tan sana gelecek şeyi geri çevirme gücüm yoktur. Ey Rabbimiz! Yalnız sana güveniyoruz, yalnız sana yöneliyoruz! Dönüş yalnız sanadır.


Bakar mısınız lütfen, Kur’an da övgüyle bahsedilen Allah elçisi, İbrahim peygamberimiz, babası için hesap günü hiç bir şey yapamayacağını, ona yalnız dua edip af dileyebileceğini söylüyor. Birçok ayetinde de iman etmeyenleri asla affetmeyeceğini de belirtmişti Allah.

Aşağıdaki ayeti lütfen, çok ama çok iyi değerlendirelim. Çünkü Allah elçisine DEKİ ONLARA diye başlayarak, bakın bizlere ne söylemesini istiyor.


Araf 188: De ki: "Ben kendi nefsime, Allah'ın dilediğinden başka ne bir yarar sağlayabilirim ne de bir zarar verebilirim. Eğer gaybı biliyor olsaydım iyilik ve güzelliği elbette çoğaltırdım. Bana kötülük dokunmamıştır bile. Ben, inanan bir topluluk için bir uyarıcı ve müjdeciden başkası değilim.


Yukarıdaki ayette, her şey çok açık değil mi dostlar. Özellikle Allah, üzerine basa basa söylemesini istiyor bizlere, görev verdiğim elçinin benim dilediğim dışında sizlere ne faydası dokunur, nede zarar verebilir. Hala Allah ın bu sözlerini görmezden gelmeye devam edip, beşerin yanlış rivayetlerine mi iman etmeye devam edeceğiz?

Şefaat konusu ile ilgili bazı ayetleri de sizlere hatırlatmak istiyorum. Aklını kullanan ibret alacaktır.

Bakara 123: Ve öyle bir günden korkun ki, kimse başka birinin yerine bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, ona şefaat fayda vermez ve hiç bir taraftan yardım da görmezler.

Bakara 48: Ve hiç kimsenin, hiç kimse adına bir şey ödemeyeceği, hiç kimsenin şefaatinin kabul edilmeyeceği, hiç kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği bir günden sakının.

Bakara 254: Ey iman edenler, alış verişin, dostluğun ve şefaatin olmayacağı gün gelmeden önce, size verdiğimiz mallardan nafaka verin. Kâfirler ise hep o zalimlerdir.

Yunus 18: Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: 'Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir' derler. De ki: 'Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir.

Zümer 43: Yoksa Allah'tan başka şefaat ediciler mi edindiler? De ki: 'Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?


Yukarıdaki ayetlere, daha birçok örnekler verebiliriz, sanırım bu kadar açık ayetlerden sonra, bağışlayacak affedecek tek bir makamın, yani yüce Rabbimizin olduğu çok açık anlaşılmaktadır. Tüm bu ayetlerden sonra Yaradan, şefaat yetkisini başka kişilere de verdim der mi? Elçisine dahi bu yetkiyi vermeyen ve kendi günahların için dua et bana diyen Rabbimizin sözlerini, çekip çekiştirip kendi amaçlarına alet eden, aklını kullanmayanlara bakın Allah ne diyor?


Yunus 100:Allah'ın izni olmadıkça hiç bir kimsenin iman etmesi mümkün değildir. Akıllarını güzelce kullanmayanları Allah, pislik içinde bırakır.


Aklını kullanmayanların sonunu, yaşadığımız toplumda çok açık görüyoruz. Peki, bizler aklımızı kullanıp, Kur’an ı rehber alıp damı iman ediyoruz dersiniz? Yorum sizlerin, eğer aklımızı bir kenara bırakıp, biz Kur’an ı anlayamayız diyorsak, onu anlamaya çalışmıyor da, velilerin ardı sıra gidiyorsak, sanırım Rabbin pisliği üzerimizden asla kalkmayacaktır. Allah bizleri affetsin.


Yüce Yaradan, bakın elçilerin görev tanımını nasıl yapıyor, yani verdiği görevi nasıl özetliyor.

Kehf 56. ; Biz, elçileri sadece müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Küfre sapanlar ise batıla yapışarak, onunla hakkı kaydırmak için uğraşıyorlar. Onlar, ayetlerimi ve uyarıldıkları şeyleri eğlence edindiler.

Enam 48: Biz o gönderilen elçileri, müjdeciler ve uyarıcılar olmaktan öte bir şey için göndermiyoruz. İman edip hayrı ve barışı yerleştirenlere korku yoktur. Tasalanmayacaklardır onlar.


Yukarıdaki ayetleri örnek gösterdiğimde çok ilginç cevaplar alıyorum, sanki bu sözleri ben söylemişim gibi. (Ne yani peygamberimiz postacımıydı.) Bu sözleri söyleyenler, Allah ın ayetlerine muhalif bir inanç yarattıklarını bilmelidir.

Bizler tüm bu yetkileri ve sorumlulukları açıkça gördüğümüz halde, peygamberimize Rabbin vermediği birçok yetkileri yükleyerek, ona saygımızı göstermeye çalışıyoruz, fakat şunu unutmuşuz, zaten Hz. Muhammet Allah ın elçisi olmakla, şereflerin en yücesine erişmiştir. Onun başka payelere, yetkilere ihtiyacı yoktur.

Şimdide aşağıdaki ayet üzerinde düşünelim. Çünkü bu ayete öyle anlam veriliyor ki, Kur’an ın neredeyse tamamına ters düşüyor.


Taha 109; O gün şefaat yarar sağlamaz. Ancak Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna.

Başka bir mealden de yazalım aynı ayeti, daha iyi anlaşılsın.

([Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL].)


Değerli dostlar, sizlere yukarıda birçok ayet örnekleri verdim. Bu ayetlerde Allah ın ŞEFAAT, bağışlama yetkisini, yalnız kendi yetkisinde olduğunu anlamıştık. Allah elçisine bile kendi günahların ve iman edenlerin günahlarının affı için dua et diyordu. İşte Taha 109. ayete baktığımızda hiçbir ayrım yapmadan, kendisinden hoşnut olduğu tüm kullarına bu kapıyı yani DUA KAPISINI AÇIK BIRAKIYOR.


Bakın ne diyor ayette? (sözünden hoşnut olduğu kimse müstesna.) Müstesna olan nedir? Şefaatin yarar sağlayacağı kişilerin, Allah ın kendisinden hoşnut olan kişiler için olacağı anlatılıyor ayette. Bir başka deyişle, duaları kabul edilen, bağışlanan, şefaat edilen kulların, Rabbin halis kulları olacağı müjdesi veriliyor.


İşte bu kısmı çok önemli. Eğer hayır şefaat yetkisi veriyor dersek, Kur’an da geçen onlarca, hatta yüzlerce ayete ters düşer ve Kur’an da çelişki yaratmış oluruz. Kur’an ı kendimize uydurmak yerine, Kur’an a uymayı öğrenmeliyiz.


Buna bir örnek daha vermek istiyorum. Aşağıdaki ayeti dikkatle düşünelim. Rahman kendi emrinde olan meleklere dahi, böyle bir yetkiyi vermediğini söylüyor ve bakın ne diyor?


Necm 26: Göklerde nice melekler var ki, şefaatler hiçbir işe yaramaz. Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.


Demek ki bizleri izleyen melekler, bu konuda Allah tan insanlar için şefaat etmesini, bağışlamasını istiyorlar ki, bakın bu konuda bile kesin bir tavırla Rabbimiz ne diyor?

( Allah'ın, dilediği ve hoşnut olduğu kimseler için izin vermesinden sonraki durum müstesna.)

Demek ki affedilmeye hakkı olmayan hiç kimseyi, bir başkasının isteğiyle asla affetmem diyor Rabbimiz. Bunlar benim sadık, günahsız meleklerim bile olsa.

Son olarak konumuzla ilgili ama çok önemli, rivayet edilen bir hadisi nakletmek istiyorum. Günahlardan sakınmasını öğrenmek ve çaba harcamak yerine, günahlardan zevk alan bir toplum olduk. Bunun nedeni Kur’an ı rehber almak yerine, rivayet ve sanı rehberimiz oldu. Böyle olunca da, nefsimizi büyük günahlardan koruyamaz olduk. Hâlbuki Allah bu konuda bizleri uyarıp, ne demişti hatırlayalım.

Nisa 31: Eğer yasaklandığınız BÜYÜK GÜNAHLARDAN KAÇINIRSANIZ, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi şerefli bir yere sokarız.

Peki bizler bunca açık ayeti tebliğ alıp, iman ettiğimizi de söylediğimiz halde, bakın neye inanıyoruz ve işlediğimiz ve Allah ın bile affetmeyeceğini söylediği büyük günahlarımızı da, kime affettirmenin yolunu bulmuşuz.

(Benim şefaatim, Ümmetimden büyük günah işleyenler içindir.)
(Tirmizî, Kıyame 11; İbn Mace, Zühd/37.)

Evet dostlar, büyük günahlarımızı Allah affetmeyeceğini ve bundan sakınmamız gerektiğini söylediği halde, bizler bu günahımızı da peygamberimize affettirmenin bir yolunu bulmuşuz. Böylece kendimizi aldatmanın inanılmaz bir örneğini, GÖZLERİ VAR GÖRMEZLER, KULAKLARI VAR DUYMAZLAR ayetindeki uyarı, böylece bizler için gerçekleşmiş oldu. Allah öyle güzel örnekler veriyor ki, her nedense o örnekleri kendi yaptığımız yanlışlarımıza değil, başkalarına örnek veriyoruz.

Beşerin ciltlerce dolusu kitapları, baş tacı yapıldı günümüzde. Rabbimiz senin nurun, güneşin, rehberin, anlaşılması zor ilan edildi. Bu kitapta her şey yoktur, sizler Kur’an ı anlayamazsınız, âlim insanlar, veli insanlar, şeyhler anlar diyenlere de büyük çoğunluğumuz inandı.

Yaptığımız bu yanlışın farkında olmamızı sağla ne olur. Furkan ın güneşi ile aydınlat ki bizleri, neyin eğri neyin doğru olduğunun farkına varalım. Yoksa bataklığın içinde debelenmekten, acı, kin ve nefret tohumlarının her gün artarak ekilmesinin önüne geçemeyeceğiz.


Saygılarımla Haluk GÜMÜŞTABAK

Asude beğendi.

Konu halukgta tarafından (09.01.2014 Saat 13:00 ) değiştirilmiştir.
halukgta isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 12.11.2014, 22:31   #2 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Alıntı:
Peki, bizler bu konuda neler söylüyoruz? Bir kısım din kardeşimiz, peygamberimiz bizler için Allah tan af dileyecek, şefaat etmeyecek diyor. Bu sözlerin üzerinde de düşünelim. Peygamberimiz kendi günahı için dahi, Alla ha dua ediyor yalvarıyorsa, bugün hiç tanımadığı, iman edip etmediğini dahi bilmediği bizlerin günahının bağışlamasını için, nasıl Allah a dua etsin.

Uzun bir yazıydı birkaç kere okudum , bu kısımdan seçme yaparak söze başlayayım. Öncelikle Peygamberimize şefaat yetkisinin verileceğini tüm Ehl-i Sünnet mezhep imamları kabul ediyor , sadece Haricilik ve Mutezile gibi Ehli sünnetten olmayan mezhepler bu yetkiyi kabul etmiyor.. Elbetteki şefaat yetkisini Allah (c.c) veriyor ama peygamberimizin şefaat edeceğine dair ayet ve deliller var ki en büyük delil Makam - ı Mahmud ..

Gecenin bir kısmında da sadece sana mahsus bir nafile olmak üzere uykudan kalk, Kur'ân ile teheccüd namazı kıl, Rabbinin seni bir makam-ı mahmuda (şefaat makamına) göndermesi kesindir. (İsra -79)

Ayet- i Kerimenin tefsiri ;


Gecenin bir bölümünde de sadece sana ait bir nafile olarak teheccüd namazını kıl Rabbinin seni öğülmüş bir makama göndermesi kesindir. Burada "Kulum nafile namazları kılmakla bana yaklaşmaya devam eder, nihayet ben onun kulağı, gözü ve kalbi olurum." kudsi hadisinin mânâsıyla olan ilgi açıktır. Makâm-ı Mahmud: Herkesin hamd ile yücelteceği muazzam makam demektir ki, hamdin gerçek anlamının dayanağı olan mutlak yakınlık makamı, yani hadislerde rivayet edildiği üzere Livaül'l-hamd altında büyük şefaat makamıdır.


Konuda örnek verdiğiniz ayetlerin çoğu kafirlerin, iman etmeden ölenlerin durumuyla ilgili.

Peygamberimizin şefaatiyle ilgili yine bir delil ;
"Her peygamberin kabul edilen bir duası vardır. Ve her peygamber bu duasını acele etti. (Yani reddedilmeyeceği Allah tarafından vaat olunan bu tek dua hakkını dünyada kullandı.) Fakat ben, duamı ümmetime şefaat için sakladım. Bu sakladığım dua ümmetimden olup da, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmadan ölen herkese nasip olur." (İbn Mace, 4307; İbn Hibban, 6426)

Duha suresindeki "Rabbin sana verecek ve sen razı olacaksın" ayetine burada işaret vardır. Hz. İsa kendisine verilen bu tek dua hakkını İsrailoğulları için gökten sofra (maide) indirmek için kullandı. Hz. Nuh, azgın kavmin helakı için, Hz. Adem tövbesinin kabulü için kullandı. Rabbimiz bu büyük peygamberlerin duasını kabul etti.
Elbette ki ümmetinin cehennemde ebedi kalmamasını isteyen Hz. Peygamber'in (s.a.v.) duasını da mahşerde kabul edecektir.

Amazonn ve Asude beğendi
__________________


Papatya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 13.11.2014, 10:54   #3 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Değerli din kardeşim, önce şunu söylemek isterim, her kim neye inanıyorsa, inancından sorumludur hesaba çekilecektir. Onun için buna saygı duyarım. Kimin en doğru yolda olduğunu yalnız Allah bilir.

Şefaat affetme ve bağışlama demektir. Kur'an şefaat kelimesini bu anlamda kullanır ve derki; Hiç bir şefaatin fayda etmediği o günden sakının. Kur'an bu konuyu çok açık izah ediyor. Ama bizler hala görmemekte ısrar ediyoruz.

Gelelim cevabınıza. Çoğunluk toplumun bir şeye inanması, onun doğru olduğunu göstermez. Hatta Allah bir ayetinde, çoğunluğa uyarsan seni yoldan saptırırlar diyerek uyarır.

Verdiğiniz İsra 79. ayeti birde ben yazayım.

İsra 79: Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni ÖVÜLECEK MAKAMA YÜKSELTİR.

Demek ki orada geçen kelime bakın ne anlama geliyormuş. Kelimelere farklı anlamlar verirsek ancak kendimizi aldatırız.

Bir örnek daha vermek istiyorum. Allah Muhammed suresi 19 ayetinde bakın ne ediyor.

Muhammet 19. ayet; Allah'tan başka ilah olmadığını kuşkusuzca bil! Hem kendi günahın için hem de mümin erkeklerle mümin kadınlar için af dile. Allah sizin, dönüp dolaşacağınız yeri de varıp ulaşacağınız yeri de bilir.

Demek ki peygamberimiz kendi günahları ve iman ettiğini bildiği müminlerin günahlarının affı için ancak Allah a dua edebiliyormuş. Bunun dışında asla bir yetkisi olmadığını açıkça ayet söylüyor. Bu ayetleri gördüğümüz halde, hala rivayet ve sanı bilgilere inanırsak, bu ve buna benzer yüzlerce ayete iman etmiyoruz demektir. Bunu lütfen unutmayalım.

Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

Asude beğendi.
halukgta isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 13.11.2014, 11:34   #4 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Elbette ki herkes kendi inancından sorumludur. Ama bilgili olduğun bir konuda uyarmak da sorumluluğumuzdur.

Kurandaki şefaat kavramı açık ve nettir. Ayetleri sureyle birlikte bir bütün olarak ele alıp incelemek gerekir. Sizin örnek verdiğiniz ayetlerin çoğu inanmayan , kafir olanların durumuyla ilgili ayetlerdir, onlara şefaatin fayda sağlamadığını belirtmektedir.

Meal ve tefsir yazan o kadar çok insan var ki, her mealde farklı anlamlar çıkabiliyor. Ben elmalının mealini kullanırım açık ve nettir.

Şefaat yetkisi Allah'ındır elbette buraya kadar doğru ama Allah (c.c) Peygamberimize bu yetkiyi verecektir. Eğerki peygamber şefaat edemez, Hz. Muhammed (s.a.v) şefaat yetkisi yoktur, şefaat etmeyecektir dersek İsra 79 ayetini ve bu konudaki sahih hadisleri de yok saymış oluruz.. Harici ve Mutezile gibi mezheplerin düştüğü yanlışa düşülür..
Bu konuyla ilgili birkaç hadis ekleyeyim

Bütün peygamberlere şefaat etme hakkı tanınmıştır. (Buhari, Rikak, 45, Tevhid, 33; Müslim, İman, 81; Ebu Davut, Cihad, 26; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/94, 325.)
Her Peygamber kendi ümmetine şefaat edecektir. (Buhari, tefsir, 18)

Çoğunluğun dediği doğru diye bir şey yoktur buna bende katılıyorum, ama bana doğru geliyor diye , ayet ve hadislere rağmen şefaat yoktur diyebiliyorsak onca insanın sorumluğunu da göze almışız demektir. Konumun başında da dediğim gibi bizler ancak gördüklerimizi söyleriz, herkes kendi inancından sorumludur , saygılar..

__________________


Papatya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 14.11.2014, 10:26   #5 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Düşünce ve inancınıza saygı duyarım. Zaten imtihan olmanında gereği bu değil mi zaten. Hepimiz Kur'an dan imtihan ediliyoruz. Bu ayette lütfen dikkat, imtihanımız yalnız Kur'an dan. İmtihanı mızın sonucunu da, huzuru mahşerde kitabımız önümüze konduğunda göreceğiz.

Bu zamana kadar ne yaparsak, hesabı sorulacak. Dilerim hesabını verenlerin safında oluruz cümlemiz.

halukgta isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 14.11.2014, 13:52   #6 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Hepimiz imtihandayız ama sünneti ve hadisleri de bir kenara atamayız, onlarda bize yol gösterici olurlar. Sadece Kur'an'ı esas alıp hadis ve sünneti yok saymak , Peygamberimizin uygulamalarını görmezden gelmektir. Bu konudaki düşüncem budur , herkesin aynı düşünmesini bekleyemeyiz öyle olsaydı imtihanımızın anlamı kalmazdı doğru yolda olup olmadığımızı ancak Allah bilir.

Amazonn beğendi.
__________________


Papatya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 14.11.2014, 13:58   #7 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Şefaat Tümden Allah a Aittir

Ben de aynısı söylemiştim zaten. Sizinde söylediğiniz gibi;

(herkesin aynı düşünmesini bekleyemeyiz öyle olsaydı imtihanımızın anlamı kalmazdı doğru yolda olup olmadığımızı ancak Allah bilir.)

halukgta isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 5
Amazonn, Asude, halukgta, Papatya, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 17:44