Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Bayanların Dünyası > Güzellik - Moda > Kadınca Genel
facebook bağlan


Kocan Kadar Mı Konuşmalısın?

Kadınca Genel kategorisinde açılmış olan Kocan Kadar Mı Konuşmalısın? konusu , Kocan Kadar Mı Konuşmalısın? 30 yaşında, kariyer sahibi ama kalbi boş kadın! Bu hikaye size de bir yerden tanıdık geliyor mu? Yeşilçam filmlerinin olmazsa olmaz "zengin kız-fakir oğlan" konusu bugüne ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 05.01.2016, 19:09   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kocan Kadar Mı Konuşmalısın?



Kocan Kadar Mı Konuşmalısın?



30 yaşında, kariyer sahibi ama kalbi boş kadın! Bu hikaye size de bir yerden tanıdık geliyor mu?

Yeşilçam filmlerinin olmazsa olmaz "zengin kız-fakir oğlan" konusu bugüne kadar hep talep gördü. Ancak şimdilerde yepyeni bir konumuz daha var: 30 yaşını geçmiş, az çok kariyer sahibi ve kalbi boş kadın! Üstelik bu yaşa gelmesine rağmen kalbinin nasıl boş olduğu, yaşıtlarına göre evde kaldığı da bir tokat gibi yüzüne yüzüne çarpılıyor.

Eğer 30 yaşına merdiven dayadıysanız (birkaç yıl da geçtiyse) ve hayatınızda henüz "doğru kişi"yle karşılaşmadıysanız, yandınız!

Yalnızlık sizin için çok önemli bir mesele olmasa da anneniz, teyzeniz, anneanneniz hatta en yakın arkadaşınız için oldukça hayati bir konu bu. Çünkü bu yaşa gelmiş bir kadın çoktan evlenmiş hatta çoluk çocuğa karışmış olmalı.

30 yaşındaysan armudun sapı, üzümün çöpü deme!

"Kocan Kadar Konuş" filminde Efsun rolüyle Ezgi Mola, tipik bir Türk kızı hikayesini anlatıyor. Vücut hatları birazcık kıvrımlı, kendince başarılı bir işte çalışan ama karşısına hep yanlış adamlar çıkmış bir kız. Bütün bu yaşadıkları yetmezmiş gibi bir de kendisinden 10 yaş küçük kuzeni evlenince içinde bulunduğu durum daha vahim bir hal alıyor.

"Güzel kızım, sen de armudun sapı, üzümün çöpü deme, iyice bak bir etrafına!" ya da "Hem erkekler zor kızlardan hoşlanmaz" gibi nasihatlar iyice kafanıza kazındıktan sonra bir de Türk kızının birinci vazifesinin trip atmak olduğunu da öğreniyorsunuz.
Peki, biz bu hikayeleri neden seviyoruz?

Kendisinden emin, 20'li yaşları bitirmiş ve hayatında kimse olmadığı için buna zerre üzülmeyen bir kadın da olsanız, en yakınlarınız (özellikle anne!) tarafından bu duruma üzülmeniz için zorlanıyorsunuz. Gayet mutlu mesut yaşarken, bir anda arkadaşlarınızın Facebook'ta paylaştığı düğün nişan zırvalıklarına istemsizce sinir olmaya başlıyorsunuz.

Sonra bir gün lisedeki platonik aşkınız Sinan (Murat Yıldırım) çok uzaklardan çıkıp karşınızda beliriyor. Ama anneniz ve özellikle anneanneniz tarafından müthiş bir dolduruluşa geldiğiniz için kendiniz olmaktan çıkıp sadece "evlenme meraklısı" bir kıza dönüşüyorsunuz. Tabii bunu anlayan yakışıklı çocuk sizden jet hızıyla kaçıyor, sonra siz onu kovalamaya başlıyorsunuz... Kendiniz gibi davranmaya başladığınızı ona kanıtladığınızda sizi kucaklıyor ve mutlu son!

Düğün meselesi mutlu sonunuzun kaderini beliriyor!

Tabii bu kısa süreli bir mutlu son, çünkü bunun bir de evlilik teklifi ve düğün hazırlıkları var. Bu kez yalnız değilsiniz ama "Kızım, bu çocuk sana ne zaman evlilik telif edecek?" sorusu gündem konusu oluyor. Evlilik teklifinden sonrasıysa malum...

Muhteşem derecede aşık olduğunuz ve aynı şekilde sizi seven adamla aranıza düğün meseleleri giriyor.

"Dünürler" işin içine karışmasa düğün hazırlıkları da sorun olmayacak ama kayınvalide faktörü bambaşka bir şey...

En az sarhoş olup "Seni özledim" diye mesaj atan eski sevgili kadar tehlikeli!

Düğün için sizin istekleriniz her zaman ön plandaymış gibi görünür ama siz hep ikinci hatta üçüncü planda kalırsınız. Aileler ne derse o! Daha doğrusu kavga ve gerginlik sonrası kim isteğini hangi tarafa kabul ettirirse o...

Düğün günü geldiğinde aslında istediğinizin tüm bu şatafat olmadığını fark ettiğinizde "Ben ne yapıyorum ya?" diye köşeye sıkışıyorsunuz.

Neyse ki "imdat" çığlığınızı duyan birileri oluyor da, her şey az da olsa istediğiniz şekilde sonlanıyor.

Hepimizin (en azından büyük çoğunluğumuzun) içinde Efsun'un biraz daha şekil değiştirmiş versiyonları var aslında. Sinan'ın da bir yerlerde olduğunu biliyor ve gelmesini bekliyoruz ama bunu annemize de bir türlü anlatamıyoruz... Kimseye çaktırmasak da hepimizin hikayesinden bir parça olması bizi bu senaryolara istemsizce yakınlaştırıyor. Siz ne dersiniz?

Buse Kaymak

__________________


Papatya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 4
Amazonn, Papatya, semragül
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 08:26