Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Kişisel Gelişim
facebook bağlan


Özür Dileme Becerisi

Kişisel Gelişim kategorisinde açılmış olan Özür Dileme Becerisi konusu , Ankara Koleji’nde okuduğum yılların bir kısmını, okulun voleybol takımının yedek kulübesinde geçirdim. Lise birinci sınıfta olduğum için asıl kadroda bulunan son sınıftaki ablaların oyunlarına alkış tutmak, maçlarda heyecandan karın ağrılarına ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 28.11.2012, 17:19   #1 (permalink)
Kurucu

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Özür Dileme Becerisi



Ankara Koleji’nde okuduğum yılların bir kısmını, okulun voleybol takımının yedek kulübesinde geçirdim. Lise birinci sınıfta olduğum için asıl kadroda bulunan son sınıftaki ablaların oyunlarına alkış tutmak, maçlarda heyecandan karın ağrılarına uğramak gibi görevleri üstelenen bölümündeydim takımın. Voleybol hayatım kısa sürdü, ama takım ruhunu yaşayacak, birkaç turnuva görecek, Türkiye ikincisi bir takımla kupa kaldırma sevinci yaşayacak kadar takıldım bu işlere. O dönemden aklımda çok yer eden bir nokta var. Hem maçlar hem de antrenmanlar esnasında top oynarken bir hata yaptığınızda, karşı taraf sizin sayenizde sayı aldığında ya da takımınıza puan kaybettirdiğinizde elinizi kaldırır ve suçu üstlenirdiniz. Bu hareketin iki anlamı vardı: Birincisi “ey millet hatayı BEN yaptım” demek, ikincisi de takım arkadaşlarınızdan, antrenörünüzden ve seyircilerden bir anlamda özür dilemek! Hata yaptığınız halde elinizi kaldırmamak, hayatınızı epey zorlaştıran bir şeydi. Örneğin hakem en ufak yanlışınızı tolere etmez hemen faul çalar, karşı takım oyuncuları üstünüze üstünüze oynar, takım arkadaşlarınızsa maçın tatsızlıklarının faturasını size çıkarır. Bir de iyi seyircili bir maçsa eğer rakip taraftarlarının maskarası haline gelirsiniz. Yani bu durumda özür dilememe maliyetiniz çok yükselir, ”kurtarmaz” hale gelir. Bu yüzden aklı başında hiçbir oyuncu, bu sportmenlik jestine ilgisiz kalmaz, girdiği mücadelede kaybetmenin öfkesine yenik düşüp özür dilemeyi ihmal etmezdi.
Yıllar sonra iş hayatına girdiğimde yöneticilerin ve patronların ikiye ayrıldığını fark ettim: Ölse özür dileyemeyenler ve bunu kolayca yapanlar. İş hayatı bana birinci gruptakilerin kabız yaradılışlı, kişilik problemli, psikolojisi çok sağlam olmayan ve iş hayatında er ya da geç bir kayaya toslayıp erken inişe geçenler olduğunu gösterdi. Oysa ki öteki grup, ilişkilerini yönetmede başarılı, ders çıkartmak konusunda yetenekli, lider özellikleri yüksek ve problem çözmede yetkin oluyor.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da, geçtiğimiz hafta “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” şeklindeki açıklaması için özür diledi. Ama kan şekerinin düşmesi sonucu geçirdiği rahatsızlık balyozlu bir komedi filmine dönüşünce bu açıklama gölgede kaldı. Oysa Başbakan”ın, geç de olsa özür dilemesinin etkisi derhal gözüktü ve kendisini mahkemeye veren bir şehit babası davasını derhal geri çekti. Başbakanın özrü, genel olarak tüm toplumda ciddi bir rahatlama yarattı. Peki özür dilemek erkek adama yakışır mı ya da bu özür Başbakan”ın karizmasını çizdi mi? Evet, özür dilemek esas erkek adama yakışır ve hayır, bu özür karizmayı hiç çizmediği gibi kendisine çok ciddi puan kazandırdı.
Zira ancak olgun insanlar özür diler ve ancak ölüler hata yapmaz. Bu yüzden önemli olan hata yapmak değil, hatadan sonra ne yaptığınızdır. Özür dileyebilme kapasitesi işe alımlarda, yerleştirme ve terfilerde kullanılması gereken bir özelliktir. Çünkü bu kapasite geliştirilebilmesine rağmen kişinin eğitim seviyesiyle de alakalı değildir. Örneğin İş”te İnsan ekibinden, Türkiye standartlarının çok üzerinde tahsilli, bol yabancı dil bilir ve çok başarılı bir gazeteci arkadaşımızda yaşadığım bir anekdotu -kendisinin affına sığınarakama kişilerin isimlerini gizli tutarak aktarmak istiyorum.
Türkiye”deki bir şirketin yabancı genel müdürüyle röportaj yapmak üzere anlaşılmış. Ancak aradaki halkla ilişkiler firmasıyla yaşanan eksik anlaşmalar yüzünden arkadaşımız bu randevuya gitmemiş. Oysa yabancı genel müdür, bu söyleşi için seyahat tarihini değiştirdiği için randevunun gerçekleşmemesi ciddi sorun yaratmış. Konu aktarılınca ekip arkadaşımdan detayları dinledikten sonra ortadaki yanlış anlamalar yüzünden genel müdürü bekletmiş olduğumuzu fark ederek -hata tamamen bizde olmamasına rağmen- bir özür mektubu kaleme almasını rica ettim. Arkadaşımdan gelen mektup karşısında büyük şaşkınlığa uğradım. Hiçbir biçimde sorumluluğu üzerine almıyor ve kerhen özür dileyip mektubu da “kusura bakmayın” ifadesiyle bitiriyordu. Çünkü özür dilemek gururunu incitiyor, yüzde yüz hatalı olmadığı için ağır geliyordu. Evet belki genel müdürün bekletilmesinin tek sorumlusu değildi ama sonuçta beklenilen kişi durumuna düşerek bu süreci iyi yönetmemiş ve “eken” konumunda kalmıştı.
Hiç değilse bunun sorumluluğunu bile almak konusunda isteksizdi. Beni en çok şaşırtan, onun gibi çok iyi eğitimli ve birlikte çalışılması bu kadar hoş birinin bile bu konuda bu kadar zorlanmasıydı. Oysa basit bir “sizi beklettiğim için özür dilerim, randevunun kesinleştiği bilgisi bana verilmedi ama ben de takip etmek konusunda zaaf gösterdim” deseydi tatsızlıklar sona erecek, gönüller alınacaktı. Peki ne oldu?
Yayın koordinatörü sıfatıyla benim yazdığım özür mektubu gönderildi ve kırdığı cam için annesi özür dileyen çocuk durumuna düşmüş oldu. Böyle bir pozisyonu tercih etmeyecek kadar gururlu ve kaliteli biri olduğunu çok iyi biliyorum ama bazen özür dilemenin insanı nelerden kurtaracağını görmek açısından iyi bir tecrübe olduğunu düşünüyorum. Yaklaşık 15 yıllık iş hayatıma dönüp baktığımda okuldaki takım sporlarının önemini daha iyi anlıyorum. Ankara Koleji”nin beden hocalarından biri olan Osman Hoca”nın tüm takımı sıraya dizip ”fair play” konulu konuşmalarını, “amma tıraş yaptı” hissiyle dinlediğim günleri hatırlıyorum.
“Önce sportmen, sonra sporcu olacaksınız” diyen antrenörlerimi düşündükçe bu çabalarının değerini şimdi anlıyorum. Okulumun beden eğitimi hocalarının arasındaki ”birkaç çürük elmayı” (ki onlar inşallah başka bir yazının konusu olacaklar) söyleyeceklerimin dışında tutarak bana hayatta sportmen olmayı öğretmeye çalışan herkese çok teşekkür ediyorum. İyi öğrenip öğrenmediğime karar vermek beni aşar ama onların çabalarını taktir etmemek -en basit deyimiyle- ayıp olur. Bu ülkenin yönetimine soyunan kadrolara da özür dilemenin, sorumluk almanın gücünü ve etkisini öğreten eğitimciler diliyorum.

__________________

Narsinha isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Narsinha
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 02:35