Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Kişisel Gelişim
facebook bağlan


Simyacı'dan Alıntılar

Kişisel Gelişim kategorisinde açılmış olan Simyacı'dan Alıntılar konusu , Simyacı'dan Alıntılar.. Yaşıyorum dedi delikanlıya aysız ve kamp ateşsiz bir gece hurma yerken. Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmemyürüdüğüm zaman da yürüyeceğim hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 19.02.2014, 17:20   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Simyacı'dan Alıntılar



Simyacı'dan Alıntılar..

Yaşıyorum dedi delikanlıya aysız ve kamp ateşsiz bir gece hurma yerken. Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmemyürüdüğüm zaman da yürüyeceğim hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam ölüm şu gün ya da bu gün gelmiş vız gelir. Çünkü ben ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı bilirsenmutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram bir şenlik olacak çünkü hayat yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur.

Bir tüccar mutluluğun gizini öğrenmesi için oğlunu insanların en bilgesinin yanına yollamış. Delikanlı bir çölde kırk gün yürüdükten sonrasonunda bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir şatoya varmış. Söz konusu bilge burada yaşıyormuş. Bir ermişle karşılaşmayı bekleyen bizim kahraman girdiği salonda hummalı bir manzarayla karşılaşmış: Tüccarlar girip çıkıyor insanlar bir köşede sohbet ediyor bir orkestra tatlı ezgiler çalıyormuş; dünyanın dört bir yanından gelmiş lezzetli yiyeceklerle dolu bir masa da varmış. Bilge sırayla bu insanlarla konuşuyormuş ve bizim delikanlı kendi sırasının gelmesi için iki saat beklemek zorunda kalmış. Delikanlının ziyaret nedenini dikkatle dinlemiş bilge ama Mutluluğun Gizini açıklayacak zamanı olmadığını söylemiş ona. Gidip sarayda dolaşmasını kendisini iki saat sonra görmeye gelmesini salık vermiş. “Ama sizden bir ricada bulunacağım” diye eklemiş bilge delikanlının eline bir kaşık verip sonra bu kaşığa iki damla sıvı yağ koymuş. "Sarayı dolaşırken bu kaşığı elinizde tutacak ve yağı dökmeyeceksiniz." Delikanlı sarayın merdivenlerini inip çıkmaya başlamış gözünü kaşıktan ayırmıyormuş. İki saat sonra bilgenin huzuruna çıkmış. "Güzel" demiş bilge. "Peki yemek salonumdaki acem halılarını gördünüz mü? Bahçıvan Başı’nın yaratmak için on yıl çalıştığı bahçeyi gördünüz mü? Kütüphanedeki güzel parşömenleri fark ettiniz mi?" Utanan delikanlı hiç bir şey göremediğini itiraf etmek zorunda kalmış. Çünkü bilgenin kendisine verdiği iki damla yağı dökmemeye çabalamış başka bir şeye dikkat edememiş. "Öyleyse git evrenimin harikalarını tanı" demiş ona bilge. "Oturduğu evi tanımadan bir insana güvenemezsin." İçi rahatlayan delikanlı kaşığı alıp sarayı gezmeye çıkmış. Bu kez duvarlara asılmış tavanları süsleyen sanat yapıtlarına dikkat ediyormuş. Bahçeleri çevredeki dağları çiçeklerin güzelliğini bulundukları yerlere yakışan sanat yapıtlarının zarafetini görmüş. Bilgenin yanına dönünce gördüklerini bütün ayrıntılarıyla anlatmış. "Peki sana emanet ettiğim iki damla yağ nerede?" diye sormuş bilge. Kaşığa bakan delikanlı iki damla yağın dökülmüş olduğunu görmüş. "Peki" demiş bunu üzerine bilgeler bilgesi “sana verebileceğim tek bir öğüt var: Mutluluğun Gizi dünyanın bütün harikalarını görmektir ama kaşıktaki iki damla yağı unutmadan." (42)

Delikanlının yaşlı adama güveni vardı ve yaşlı adam ona gerçekten bir şey yapmak istiyorsanız bütün evrenin sizin yararınız için işbirliği yapacağını söylemişti. (49)


‘Ben de herkes gibiyim: Dünya gerçeklerine oldukları gibi değil de olmalarını istediğim gibi bakıyorum.’ (52)

– Peki Mekke’ye şimdi neden gitmiyorsunuz? diye sordu delikanlı.

– Beni hayatta tutan Mekke’dir. Hepsi birbirine benzeyen günlere raflara dizilmiş şu vazolara iğrenç bir aşevinde öğle-akşam yemek yemeye katlanacak güç veriyor bana. Düşümü gerçekleştirmekten korkuyorum çünkü o zaman yaşamak için bir sebebim olmayacak. (66)

Değeri bilinmeyen her lütuf felakete dönüşüyor. (68)

Aşk sevilen nesnenin yanında bulunmayı zorunlu kılıyordu. (107)

Deveci bir savaşçı değildi ve şimdiye kadar kahinlere danıştığı olmuştu. Aralarından çoğu kendisine doğru şeyler söylemişlerdi; kimileri de yanlış şeyler söylemişlerdi. Bir gün en yaşlı (ve en ürkütücü) kahin deveciye neden bu kadar gelecekle ilgilendiğini sormuştu.
– Birşeyler yapabilmek için diye yanıtlamıştı deveci. Ve olmasını istemediğim şeyleri tersine çevirmek için.
– O zaman bu senin geleceğin olmaz ki diye yanıtladı kahin.
– Ama belki de olacaklara kendimi hazırlamak için geleceği öğrenmek istiyorum.
– Bunlar iyi şeylerse hoş bir sürpriz olacaklar dedi kahin. Kötü şeylerse daha gerçekleşmeden acı çekeceksin. (110)


Aşkın bir erkeğin kendi Kişisel Menkıbe’sinin peşinden gitmesine engel olmadığını anlaman gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu olduğu zaman bil ki Evrenin Dili’ni konuşan Aşk değildir bu yani gerçek Aşk değildir. (126)

– Ben gidiyorum dedi. Ve geri geleceğimi bilmeni istiyorum. Seni seviyorum çünkü…
– Hiçbir şey söyleme diyerek sözünü kesti Fatima. İnsan sevdiği için sever. Aşkın hiçbir gerekçesi yoktur.
Ama gene de yanıtladı delikanlı:
– Seni seviyorum çünkü bir düş gördüm sonra bir krala rastladım billuriye sattım çölü geçtim kabileler savaşa tutuştular ve bir simyacının oturduğu yeri öğrenmek için bir kuyunun yanına geldim. Seni seviyorum çünkü bütün Evren sana ulaşmam için işbirliği yaptı. (127)

Gözümüzün önünde büyük hazineler olduğu zaman asla göremeyiz onları. Peki neden bilir misin? Çünkü insanlar hazineye inanmazlar. (138)

– Adamlara bakışınızla boyun eğdirdiniz dedi.
– Gözler ruhun gücünü gösterirler diye yanıtladı Simyacı. (140)

- Yüreğimizi neden dinlemeliyiz ?
- Çünkü yüreğin nerede ise hazinen oradadır.
O her şeyi bilir çünkü Evrenin ruhundan gelmektedir ve bir gün ona geri dönecektir.
- Yüreğim sıkıntılı çalkantılı.
- Ne ala demek ki canlı.
- Yüreğim bir hain yola devam etmemi istemiyor.
- Onu susturmayı hiç bir zaman başaramazsın. Dünya ve hayat hakkında düşündüklerini sana tekrarlamayı sürdürür. İhanet senin beklemediğin bir darbedir. Onu dinler tanırsan sana beklemediğin bir darbe indiremez.
- Yüreğim acı çekmekten korkuyor.
- Yüreğine acı korkusunun acının kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle. Düşlerinin peşinde olduğu sürece hiç bir yürek kesinlikle acı çekmez . Çünkü araştırmanın her anı Tanrı ve sonsuzluk ile karşılaşma anıdır.

Yüreğin sözleri ;
- Yeryüzünde her insanın bir hazinesi vardır. Biz yürekler insanlar artık bunları bulmak istemedikleri için bunlardan pek ender söz ederiz. Onları küçük çocuklara anlatırız. Sonra herkesi kendi yazgısının yoluna göndermek işini hayata bırakırız. Ne yazık ki kendisine çizilmiş olan yolu çok az insan izliyor; oysa bu yol kişisel menkıbenin ve mutluluğun yoludur. İnsanların çoğu dünyayı korkutucu bir yer olarak görüyor ve yalnızca bu nedenden dolayı dünya gerçekten korkutucu bir yer oluyor. O zaman biz yürekler giderek daha alçak sesle konuşmaya başlıyoruz ama asla susmuyoruz. Ve sözlerimizin duyulmaması için dilekte bulunuyoruz. Kendilerine çizmiş olduğumuz yolu izlemedikleri için insanların acı çekmelerini istemiyoruz.

- Peki yürekler insanlara düşlerinin peşinden gitmek zorunda olduklarını neden söylemiyorlar?
- Çünkü bu durumda en çok yürek acı çeker. Ve yürekler acı çekmekten hoşlanmazlar."

" Biraz şikayet edecek olursam diyordu yüreği bu yalnızca benim bir insan yüreği olmamdandır ve insan yürekleri böyle olur. Ulaşmaya layık olmadıklarını ya da ulaşamayacaklarını sandıkları için en büyük düşlerini gerçekleştirmekten korkarlar. Dirilmemek üzere sona ermiş aşklar olağanüstü olabilecek ama olamayan anlar keşfedilmesi gereken ama sonsuza kadar kumların altında kalan hazineler daha aklımıza gelir gelmez bizler yürekler hemen ölürüz. Çünkü böyle bir durumla karşılaşınca ölümcül acılar çekeriz. "

" Evrenin ruhu bir düşü gerçekleştirmeden önce yol boyunca öğrenilen her şeye değer biçer. Aldığımız dersleri iyice öğrenmemiz içindir bu. Ama insanların çoğu işte bu anda vazgeçerler.

Araştırma her zaman acemi talihi ile başlar. Ve her zaman Fatihin sınavı ile sona erer. "

" Yola çıkarken arkanda bıraktıklarını düşünme. Her şey evrenin ruhuna kazınmıştır ve ebediyyen orada kalacaktır "

"- Aşk nedir diye sordu çöl ?
- Aşk şahinin senin kumların üzerinde uçtuğu zamanki şeydir. Çünkü sen onun için yeşermiş bir kırsın ve hiç bir zaman avsız dönmedi senden. Senin kayalarını kumullarını dağlarını biliyor ve ona karşı cömertsin sen.
- Şahinin gagası parçalarımı kopartır. Avı yıllarca beslerim sahip olduğum az bir su ile susuzluğunu gideririm ona yiyeceklerin yerlerini gösteririm ve bir gün tam avın okşamalarını kumlarımda hissedeceğim sırada şahin gökyüzünden iner.
- Ama sen de kesinlikle bu son için büyütürsün avını şahini beslemek için. Ve şahin de insanı besleyecektir. Ve insan da bir gün senin kumlarını besleyecektir ve oradan yeni bir av doğacaktır. Böyledir dünyanın düzeni.
- Aşk bu mudur ?
- Evet budur. Avı şahine şahini insana ve insanı yeniden çöle dönüştüren şeydir aşk. Kurşunu altına dönüştüren ve altını da toprağın altına gizleyen şeydir."

Rüzgara anlatılan aşk ;
" Buna aşk adı verilir. Sevdiğimiz zaman evrenin bir parçası oluruz. Sevdiğimiz zaman olanları anlamaya gereksinimimiz yoktur çünkü o zaman onlar bizim içimizde olur ve insanlar rüzgara dönüşebilirler. "

Güneşe anlatılan ;
"Sen bir bilginsin ama aşkı tanımıyorsun. Altıncı gün olmasaydı insan yaratılmayacaktı. Bakır hep bakır olarak ve kurşun hep kurşun olarak kalacaktı. Herkesin kişisel menkıbesi kendine çok doğru ama bu kişisel menkıbe bir gün gerçekleşecek. Öyle ise daha iyi bir şeye dönüşmek ve Evrenin ruhu gerçekten bir ve tek şey oluncaya kadar yeni bir kişisel menkıbeye sahip olmak gerekmektedir. "

" Aşk ne çöl gibi devinimsiz durmaktan ne rüzgar gibi dünyayı dolaşmaktan ne de senin gibi her şeyi uzaktan görmekten ibarettir. Aşk evrenin ruhunu değiştiren ve geliştiren güçtür. İlk kez onun içine girdiğim zaman onun kusursuz olduğunu sandım. Ama daha sonra onun yaratılmış olan her şeyin yansıması olduğunu onun da savaşları ve tutkuları olduğunu gördüm. Evrenin ruhunu bizler besliyoruz ve üzerinde yaşadığımız dünya bizim daha iyi veya kötü olmamıza göre daha iyi ya da daha kötü olacaktır. Aşkın gücü işte burada işe karışır çünkü sevdiğimiz zaman olduğumuzdan daha iyi olmak isteriz her zaman "

__________________
Taklitler aslını yaşatır.
KIPSS.





Ben soğuk değilim, siz cıvıksınız.




.
Jineps isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 0
Henüz kimse konuyu görüntülememiş.
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 20:56