Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > KPSS
facebook bağlan


Kpss Öğrenme Psikolojisi Gözlem yoluyla öğrenme (Sosyal öğrenme) Kuramı

KPSS kategorisinde açılmış olan Kpss Öğrenme Psikolojisi Gözlem yoluyla öğrenme (Sosyal öğrenme) Kuramı konusu , Kpss Öğrenme Psikolojisi Gözlem yoluyla öğrenme (Sosyal öğrenme) Kuramı İnsanların, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Örneğin yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme, öğretmen geldiği zaman ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.02.2014, 13:40   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kpss Öğrenme Psikolojisi Gözlem yoluyla öğrenme (Sosyal öğrenme) Kuramı



Kpss Öğrenme Psikolojisi Gözlem yoluyla öğrenme (Sosyal öğrenme) Kuramı

İnsanların, birçok karmaşık davranışı, uzun pekiştirmeler olmadan sadece gözleyerek öğrendikleri görülmektedir. Örneğin yemek yeme, parmak kaldırarak söz isteme, öğretmen geldiği zaman sessiz durma, oyun oynama gibi...

Bu tür öğrenmeleri açıklayan en önemli kuramlardan biri, gözlem yoluyla öğrenme kuramıdır. Bu kuram değişik kaynaklarda taklit yoluyla, model alarak ya da sosyal öğrenme olarak da anılmaktadır.

Bu öğrenme kuramının öncüleri N.E.Miller, J. Dollard ve A. Bandura’dır.

Çocuklar, çevrelerindeki kişilerin davranışlarını ve bu davranışların sonucunu sürekli gözlerler. Gözledikleri davranışlardan pekiştirilenleri taklit ederken, sonucu olumlu olmayan davranışları taklit etmezler. Bu nedenle modeli veya taklit etme de bir tür edimsel koşullanmadır.

Koşullu öğrenmede birey kendi tecrübelerine dayandığı halde, sosyal öğrenmede başkalarının tecrübelerinden yararlanarak öğrenir.

Bir davranışın öğrenilmesi için, bireyin bu davranışın sonucunu yaşayarak öğrenmesi gerekmez. Örneğin köpek tarafından ısırılan ya da salıncaktan düşen bir çocuğu gözleyen biri, köpek ve salıncaktan korkabilir. Günlük yaşantımızda gözleyerek öğrendiğimiz pek çok davranış vardır.

Bandura, insanların çevrelerindeki kişilerin davranışlarını gözlediklerini, buradan bazı sonuçlar çıkararak kendileri için yararlı olan davranışı yaptıklarını öne sürmüştür. Örneğin, önündeki arabanın bir çukura ya da kasise girerek sarsıldığını gözleyen sürücü, arabasına zarar vermemek için gözlediği davranışı taklit etmez.

Bandura’ya göre model alınan, gözlenen davranışların bireyin belleğine kodlanması ve gerektiği zaman hatırlanması gerekir. Bu özelliklerinden ötürü gözlem yoluyla öğrenmenin bilişsel boyutu da vardır.

Bandura’ya göre, gözlem yoluyla öğrenmede (model almada) dikkat, hatırlama, yeniden üretme ve pekiştireç olmak üzere 4 temel süreç vardır.

Dikkat (Attention): Model alınan davranışın doğru taklit edilebilmesi için öncelikle model alınan davranışa dikkat edilmesi gerekir. Kişi, duygularıyla beraber tüm dikkatini beğendiği ve taklit etmek istediği davranışa yöneltir.

Hatırlama (Retention): Gerektiğinde taklit etmek için modelin tüm davranışlarını belleğe kodlamak gerekir. Çünkü gözlenen davranış genellikle gözlemden hemen sonra taklit edilmeyebilir. Birey gözlediği davranışı yeri geldiği zaman da kullanabilir. Davranış belleğe görsel, sözel ya da sembolik olarak kodlanabilir.

Yeniden Üretme (Reproduction): Model alınan davranışın gösterilmesi için bireyin gözlemlerini kendi davranışına dönüştürebilmesi gerekir. Bu bazen tam taklit olmayabilir: çevre şartları, bireyin fiziksel gücü ve imkanları, zaman vs model alınan davranışın biraz farklı üretilmesine neden olur.

Pekiştireç (Motivation, Reinforcemenet): Taklit edilen davranış çevrede beğenildiyse tekrar edilir, beğenilmediyse fazla tekrar edilmez ve zamanla söner.

Sosyal Öğrenme Kavramının Eğitimde Uygulanması

Uygun Model Bulunması

A) Öğretmenler öğrencilerin dikkatini hangi davranışı model almalarını istiyorlarsa o davranışa doğru yönlendirmelidirler. Öğrencilerin problem çözme ve araç gereç kullanma becerileri kazandıracak faaliyetlerde öğretmen ilk önce yapılacak işlerde kendini model olarak sunabilir.

B) Yeni davranışların kazandırılmasında öğretmenin uygun model olması önemlidir.Öğretmenin kullandığı dil ve kelimeler, öğrencilere karşı tutum ve davranışları öğrenciler tarafından model olarak alınır.

C) Öğrencilerin öğrendikleri davranışışlar modeller yoluyla pekiştirilebilir.Bilinen davranışışların modeller tarafından uygulandığıığını gözlemlemek o davranışışların güçlendirilmesini sağlar.

D) Sosyal öğrenme kuramında öğretmenlerin sınıfta model olma durumu öğretmenin niteliği ile doğru orantılıdır. Eğer öğretmen öğrencileriyle iyi ilişki içinde ise öğrencilerine model olabilir. Öğretmenin çalışışma planı, standardı, ilkeleri ve öğrenciye karşışı olumlu tutumu iyi bir model olmasına katkı sağlar.

E) Bazı durumlarda çok iyi bir öğretmen sınıfta belki çok az bir öğrenci gurubu tarafından model alınabilir. Bu durumlarda öğretmenin görevi öğrencilerin beklenti ve amaçlarını tanıyorsa onlara istendik davranışışlara dikkat etmelerini ve model olmalarını sağlamaya çalışışmalıdır.

F) İstenilen davranışıışın güçlendirilmesi ve istenmeyen davranışın sonlandırılmasında bu kuramın ilkeleri benimsenebilir.

Öz Yeterliliğin Geliştirilmesi

Başaramama korkusu yaşayan öğrencilere öğretmenin yapacağırehberlik iki yoldan olabilir:

1) Yapılacak faaliyetler alt birimlere bölünüp öğrenciye belli aşamalar halinde verilerek başarma duygusu geliştirilir.

2) Öğrenciye diğer bir öğrenci veya öğretmen tarafından destek verilerek faaliyet tamamlattırılır ve böylece başarma duygusu gelişir.

Bireyin yapmış olduğu işlerde başarılı olması kişinin gelecekte benzer faaliyetlerde yine başarılıolacağıduygusunu geliştirir ve bu duygu öz yeterliliğin temelini oluşturur.


Sosyal öğrenme Kuramının Temel Kavramları

Dolaylı pekistireç (Vicarious Reinforcement) : Gözlemlenen davranış sonuçları gözlemleyeni bilgilendirmekle kalmaz onun davranışı yapma güdüsünü de artırır. Fakat gözlemlenen davranışın sonucu, gözlemleyen için anlamlı ve değerli olmalıdır. Gözlemleyenin davranışı yapabileceğine inanması gerekir. Çünkü, di*ğerlerinin başarısı veya başarısızlığı gözlemleyenin kendi kapasitesini gözden geçirmesine yardımcı olacaktır.

Modelin yapmış olduğu davranışlarda ödüllendirilmesi, gözlemleyenin o davranışı taklit etmesini güçlendirecektir. Hatta yapılan davranış zor ve zevkli olmasa da sonunda ödül olduğundan dolayı gözlemleyenin o davranışı taklit etme eğilimi İçine girmesini sağlayacaktır. Sınıfta öğretmenin istendik davranışı gösteren.öğrencileri övmesi ve yüceltmesi diğer öğrencileri, istendik davranışı yapmaları yönünde cesaretlendirir.

Modelin yapmış olduğu davranış sonunda almış olduğu cezanın gözlemlenmesi, gözleyenin 0 davranışı yapma eğilimini azaltır veya ortadan kaldırır.

Dolaylı ceza (Vicarious Punishment):

Modelin yapmış olduğu davranış sonunda almış olduğu cezanın gözlemlenmesi, gözleyenin o davranışı yapma eğilimini azaltır veya ortadan kaldırır. Örneğin, arkadaşının trafik kurallarına uymadığın*dan dolayı bir yıl ehliyetine el konulmasını gözlemleyen birinin aynı hataları yap*mamaya özen göstermesi gibi..

Dolaylı duygusallık (Vicarious Emotion):

Korkuların birçoğu doğuştan getirilmez, çevredeki kişilerin tepkileri gözlenerek öğrenilir. Örneğin, evde bir fare görüldü*ğünde çığlık atarak sandalyenin üzerine çıkan anneyi gören çocuk, farenin korkulacak bir yaratık olduğu sonucuna varır ve anneyi taklit eder.
Bu durum aynı şekilde korkuların giderilmesinde de geçerlidir. İnsanlar korkularını yenmek için diğer insanların korkulan şeylere karşı gösterdiği davranışı göz*lemleyerek korkularını ortadan kaldırabilir .

Örneğin, Bandura'nın yaptığı bir deney bunu kanıtlamıştır.

Denekler, köpeklerden çok korkan okul öncesi çağındaki çocuklardı. Köpekler*den korkmayan başka bir çocuk model olarak kullanıldı. Sekiz kısa seans süre*since çocuklar, model olan çocuğun köpekle temas etmesini ve temasın aşama*lı olarak artmasını seyrettiler.
Model, başlangıçta köpeği kapalı bir yerdeyken ok*şuyordu ve giderek daha çok temas ediyordu. Nihayet son seansta, köpeğin ka*palı bulunduğu yere girerek hayvana sarılıyor, yemek yediriyor ve onunla oynu*yordu. Daha sonra denek olarak bulunan çocukların köpeğe nasıl davrandıkları gözlenerek sınandı. Çocukların çoğu önce çekingen ama sonra rahatça köpeğe yaklaştılar ve temas ettiler.

Modellerden öğrenme:

Sosyal öğrenme kuramının en önemli öğesi modeldir. İn*sanların bir davranışı öğrenebilmeleri için, o davranışın başkaları (model) tara*fından nasıl yapıldığını görmeleri gerekmektedir

Model olan kişi gözlemlenerek neler öğrenilebilir?

* Yeni bilişsel beceri ve davranışlar öğrenebilir.

* Öğrenilenleri güçlendirir veya söndürür. Modelin yapmış olduğu davranışlar ve sonuçlarını gözlemleyerek neyin yapılabileceğini ve neyin yapılmaması gerektiğini öğrenir.

* Model gözlemlenerek sosyal güç ve motivasyon sağlanabilir.

* Model gözlemlenerek çevrenin ve nesnelerin nasıl kullanılacağı öğrenilebilir.

* Model gözlemlenerek duygusal tepkilerin nasıl ortaya konulacağı öğrenilebilir.


İnsanların toplumsal yaşantılarında modelleri seyrederek öğrenmeleri oldukça yaygındır.

İnsanlar her gördü*ğü davranışı almazlar veya taklit etmezler. Gözlemleyene, davranışların dolaylı etkisi, sadece sonuçlardan değil, modelin karakteristik yapısından da kaynakla*nır. Model ile gözlemleyenin karakter benzerlikleri veya özellikleri davranışın tak*lit edilmesi oranını artırır. O halde, model ile gözlemleyen arasındaki etkileşim*de bazı temel özellikler bulunmalıdır.

Yaş- İnsanlar kendi yaşlarına yakın modeller seçerler.

Cinsiyet- İnsanlar kendi cinslerinin davranışını daha çok model alırlar.

Karakter- İnsanlar çoğu zaman toplumda öne çıkmış iyi karakterli ve insan ilişkileri iyi olan kişileri örnek alırlar. Okullarda, öğrenciye değer veren öğret*menler diğer öğretmenlerden daha çok model alınırlar.

Benzerlik- insanlar kendilerine uygun ve benzeyen kişileri daha çok model al*ma eğilimindedirler. Ortak noktaların olması model alınmayı olumlu etkiler

Statü- Yüksek statülü modeller düşük statülü modellerden daha çok etkilidirler. Okullarda öğretmenler öğrencilerden daha çok model alınırlar veya lider öğrenciler (spor veya sosyal faaliyetlerde başarılı olan) daha çok model alınır.

Sosyal öğrenme Kuramının Dayandığı Temel İlkeler

Sembolleştirme Kapasitesi:

Bandura'ya göre, insanlar dünyada gördüklerini zihinlerinde sembolleştirmek. Semboller insanların zihninde dünyadaki gördük*lerinin temsilcileridir. Bu durum, insanlara düşünme ve düşüncelerini ifade etme*de dili kullanma gücünü sağlar. Geçmişte yaşadıklarının ışığında geleceği de*ğerlendirmeye çalışır. İnsan için gerçek olan o anda sadece gördüğü ve duydu*ğu varlıklar ve olaylardır. Diğerleri ise deneyim ve düşünce olarak zihnindeki sembollerdir. İnsanın beyninde kendi kapasitesine uygun sanki bir kayıt cihazı her şeyi kaydeder, kaydettiklerini hatırlamak için ise sembollerle kodlama yapar. Gelecekle ilgili beklentileri, kaygıları ve umutlarını yine bu zihnindeki semboller ışığında değerlendirir.

insanlar geçmişte yaşadıklarını, düşünce ve sembollerle zihinlerine kodlayarak ileriye dönük plânlar yapma gücüne sahiptirler. İnsanlar beklentilerini karşılama durumunu dikkate alarak hedefler oluştururlar ve gelecekle ilgili planlar yaparlar.

Gelecekte başkalarından göreceği olası davranışlara nasıl davranması gerektiği ile ilgili ön hazırlık yaparlar. Kısacası düşünce davranıştan önce gelir.

Öngörü Kapasitesi:

Başkalarının davranışlarını ve o davra*nışların sonuçlarını gözlemleyerek öğrenirler. Elbette insanlar kendi yaptığı dav*ranış ve sonuçlarından da öğrenirler fakat bu durum insanın öğrenme kapasitesini sınırlar.
Başkalarının deneyimlerinden öğrenilmesi insanların öğrenme ka*pasitesi ve hızını yükseltir.

Kendini Düzenleme Kapasitesi:

Sosyal öğrenme kuramının temel ilkelerinden biri de bireyin kendini biçimlendirme potansiyeli olduğunu kabul etmesidir. Çün*kü insanlar kendi hayatlarını kontrol etme ve düzenleme gücüne sahiptirler. Bes*lenme, çalışma durum ve şekilleri, toplumda yaşayış biçimleri, dinlenme ve eğ*lenme biçimleri gibi tüm kişisel işlerde insanlar kendi yaşantılarını başkalarına göre değil kendilerine göre ayarlayabilirler.

Kendini Yargılama Kapasitesi:

Sosyal öğrenme kuramının son ve en önemli ilkesidir. İnsanlar kendileri hakkında düşünür ve düşündüklerini açıklayabilir. Bi*reyler kendi fikirlerini ve düşüncelerini uyguladıktan sonra sonuçları değerlendi*rir ve kendisini yargılayabilir. İnsanın kendinin farkında olması ve kapasitesi ile yapacağı iş arasında değerlendirme yapması, bireyin öğrenme sürecinde önem*li bir durumdur. Bu olgu öz-yeterlik (self-efficacy) kavramıyla açıklanmıştır.

__________________



Jade isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Jade
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 06:25