Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Kültür - Sanat - Tarih
facebook bağlan


Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Kültür - Sanat - Tarih kategorisinde açılmış olan Türk Sanat Müziği Sanatçıları konusu , Ahmed Rasim Bey Ahmed Rasim Bey 1864 yılında İstanbul'un Fatih semtinde, Sarıgüzel'de doğdu. Babası Kıbrıslı Menteşeoğulları'ndan Bahaeddin Efendi, annesi çerkes asıllı Nevber Hanımdır. Bahaeddin Efendi küçük yaşında ailesi ile birlikte ...


Like Tree32Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 28.09.2013, 13:15   #11 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları



Ahmed Rasim Bey




Ahmed Rasim Bey 1864 yılında İstanbul'un Fatih semtinde, Sarıgüzel'de doğdu. Babası Kıbrıslı Menteşeoğulları'ndan Bahaeddin Efendi, annesi çerkes asıllı Nevber Hanımdır. Bahaeddin Efendi küçük yaşında ailesi ile birlikte Konya'nın Ermenek ilçesine gelmiş., burada büyümüş, daha sonra Kıbrıs'a dönerek posta-telgraf memurluğu yapmıştır. Buradan İstanbul'a nakledince ilk eşinden ayrılarak Nevber hanımla evlendi. Ahmed Rasim doğmadan Nevber hanımı boşayarak İstanbul'dan ayrıldı; bir daha da ailesini aramadı. Zaten Bahaeddin Efendi'nin her gittiği yerde evlenmek ve boşanmak gibi garip bir huyu vardı. Ahmed Rasim Bey'i annesi çalışarak, dikiş dikerek binbir çile ile büyüttü. "Falaka" adındaki eserinde bütün bunları ayrıntıları ile anlatarak annesi için "benim hem babam, hem de veliyyetün nimetimdir" der. Birçok eserinde bu duygularını sık sık dile getirdiği halde hiçbir eserinde babasından söz etmez. Çok afacan bir çocuk olduğunu, zavallı annesini güç durumlarda bıraktığını büyük bir pişmanlıkla dile getirir. Bu şartlar altında mahallesindeki ilkokulu bitirdikten sonra on bir yaşında 1875 yılında Darüşşafaka Lisesi'ne girdi ve 1883 yılında birincilikle mezun oldu. Kırk sekiz yıllık yazarlık hayatına karşılık pek kısa memuriyet hayatı vardır. Bir yıl kadar "Telgrafhane Fen Kalemi"nde çalıştıktan sonra ayrıldı. Bundan sonra iki kez "Maarif Nezareti Encümen-i Teftiş ve Muayene" üyeliğine getirildi ise de devam etmedi.

Geride yüz otuz edebi eser ve sayısız makale bırakan Ahmed Rasim Bey, on dokuzuncu yüzyıl Türk edebiyatının en dikkate değer yazarlarındandır. Eski İstanbul'un toplumsal hayatının her kesimini, kalemini usta bir ressamın fırçası gibi kullanarak ölmez tablolarda sonsuzlaştırdı. Yaşadığı dönemin ünlü kişilerinin portrelerini ve kendi hayatının en ilginç yönlerini yine kendisinden öğreniriz. Bu gibi eserlerinin hemen hemen hepsinde biyografi ve otobiyografi yazarlığı yapmıştır. Yazarlık hayatına Ceride-i Havadis gazetesinde tercümeler yaparak başladı ve o zamanlar İstanbul’da yayınlanan bütün yayın organlarında yazdı. Çok yönlü bir kişiliği olan, tarih ve lügat çalışmaları da yapan Ahmed Rasim Bey'in ilk eseri "Fonograf'tir. Kendi ifadesine göre "Tarih-i Osmani"sini Alman Türkoloğu Hartmann çok beğenerek bir Alman mecmuasında övücü yazılar yazmış. Aynı eser Belçika'nın Beyrut konsolosu ile rüsumat nazırı Nazım Kamil Efendi tarafından fransızcaya çevrilmiştir. Çok iyi fransızca bilen üstad her türlü "dünya nimetini" tadarak "rindane" bir hayat sürmüş, gittikçe olgunlaşan bir kimlik kazanmış, her kesimde aranan bir kimse olmuştu. 21 Eylül 1932 tarihinde Heybeliada'da öldü ve adanın mezarlığında toprağa verildi. Öldüğü zaman milletvekili idi. 22 Eylül 1932 tarihli Vakid gazetesinde şu yazı çıkmıştır: "... Merhumun hayatı boyunca üç dileği varmış: Birincisi ölürken "Allah" demesi, ikincisi sarhoş olarak kendini bilmez bir halde can vermek, üçüncüsü cenazesinin cuma günü defnedilmesi... Üç dileğinin üçü de tahakkuk etmiştir. Merhumu Heybeliada'da Türkler kadar Rumlar da severdi. Kilise cenazeye iştirak edip son hürmet vazifesini yapmak üzere iri yarı bir zangoçu memur etmişti. Resmi elbisesi, kaskanı, sırmalı kemeri, elinde kocaman sopasıyla gelen zangoç başından sonuna kadar merasimde hazır bulundu". Onun için Tahir Nedim Bey şu beyti söylemiş:

Pirimi, üstadımı ruşen-dil Ahmed Rasim'in
Şive-i tarz-ı beyan-ı cavidanından sakın

Güçlü bir yazar oluşu, içkiye düşkünlüğü ve bu gibi hayatı seven bir kimse olmasiyle çağının ünlü sanatkarlarıyla ilişki kurmuş, Şevki Bey, Tatyos Efendi, Hristo, Vasilaki, Tanburi Cemil Bey gibi ustalarla düşüp kalkmış, bu insanlarla ilgili pekçok anıyı bize aktarmıştır.

Ahmed Rasim Bey'in hayatının büyük bir bölümü Kadıköyü'nde geçti. O zamanlar Kadıköyü'nde ünlülerin devam ettiği "Papazın Bağı" denen bir yer vardı. Üstad burasını pek sever, dostları ile burada buluşurdu. Gençliğinde uçarı çapkın olmasına rağmen bu tiplerin uğrak yeri olan Beyoğlu'nu sevmez, gizli ve gözden uzak eğlence yerlerinde dolaşırdı. "Fuhş-i Atik" adındaki eseri bu günlerin anılarını anlatır. Zamanının büyük bir bölümünüde şurada burada geçirdiğinden İbnülemin Mahmud Kemal İnal, hayat hikayesini Florinalı Nazım Bey'i göndererek bir gazinonun bahçesinde aldırtmıştır. En sevdiği semt Kalamış olduğu için Vasilaki ve Tatyos ile burada vakit geçirirdi. (Çok sevdiği bir kadınla Büyükada'da büyük bir aşk yaşadığını, bunun için sık sık ortadan kaybolarak adaya gittiğini yakından tanıyanlar bilirdi. Yine bunun gibi gençliğinde tanıyarak sevdiği bir kadının hatırasına "Gözümde iş ve nümadır hayal-i bi-bedelin" güfteli şarkısını aynı kimseyi yıllarca sonra yaşlanmış ve yıpranmış bir halde gördükten sonra da "Sen söyle ne oldun, yine avare mi kaldın?" güfteli eserini bestelemi§tir. O. zamanların Kadıköyü'nü ve Ahmed Rasim'in musiki çevresini Hüseyin Şehsuvar şu satırlarla anlatıyor:

"... Ahmed Rasim Bey, Şifa'da Yervant'ın gazinosunda oturmuştur. Yarı yarıya su konmuş olan rakısını yudumlamakta, tanburi Fahri'nin (Fahri Düngelen) mızrabından, Şimendiferli Edip'in sesi ile kendi bestelerini dinlemektedir. Bazen tatlı, munis, kıvrak bir ses de tanbura refakat edebilir. Bu Ahmed Rasim Bey'in torunu şimdi bestekar Osman, yani Osman Nihat Akın’dır."

"... Evine davet ettiği ve evlerine gittiği kimseler, sevdikleri arasında Münir Süleyman Çapanoğlu'nun babası Şura-yı Devlet azasından Süleyman Bey, topçu İbrahim Bey, Beyoğlu'nda bir tıbbiye talebesini kurtarmak için kendisi tramvayın altına girip ezilerek vefat eden bektaşi babası Nuri Baba, Kahyaoğlu Galip Bey, Neyzen Tevfik, tanburacı Osman Pehlivan, zurnacı Arap Mehmed, neyzen Sarı Cemil, Cumhuriyet gazetesi mes'ulü Agah ve saire vardı. Ayağı düştükçe Kadıköyü 'nün hemen her meyhanesine uğrardı. Daha evvelleri kendi evinde de toplantılar yapılır, bazı arkadaşlarının evlerindeki toplantılara da giderdi. Bu toplantılarda saz çalınır, şarkılar, gazeller okunur, söz-sohbet edilir, geceyarılarına ve sabahlara kadar içilip eğlenildiği halde en küçük bir terbiyesizlik, kavga, gürültü eden olmazdı."

Torunu Osman Nihat Akın, tarihci Ahmed Refik Altınay, Ahmed Rasim'in aşklarını, bunlarm yankılarını pek güzel dile getirmişlerdir. Dedesi için Osman Nihat Akın, "Benim bildiğim bir şey varsa onun sebebsiz bir şiir, bir şarkı güftesi, bir roman, hatta bir makale yazmadığıdır" diyor.

Aynı zamanda bir mizah ustasıdır. Çok güzel taklit yaptığını tanıyanlar söylüyor. Sultan II. Abdülhamid döneminin baskılı yıllarında Çam limanında eğlenirken Arab taklidi yapmış. Çamlar arasında bir harem ağasının kendilerini dikkatle dinlediğini fark edince hiç istifini bozmadan: " — Ey cemaat! Karanlık bastığından vaazımızın üst tarafını başka bir gün tamamlarız" diyerek topunun birden sürgün edilme ihtimalini önlemiştir.

İçki ile başının hoş olmasına rağmen belirli miktarın dışına çıkmaz, içkiyi bir sohbet aracı olarak kullanırdı. Bu durumdan sık sık söz edenlere de sinirlenirdi. Bir gün koltuğunun altında kağıda sarılı bir binlik şişe ile Kadıköyü iskelesine çıktığı sırada sevmediği bir kişi ile karşılaşmış ve aralarında şöyle bir konuşma geçmişti:
" — Maşallah üstad! Böyle nereye?
- Eve!
Koltuğunun altındaki binliği işaret ederek,
- Çakıntıya mı?
- Evet!
- Üstad! Siz çok kamil, alim, fazil muhterem bir zatsınız. Fakat, şu sarhoşluğunuz olmasa... Herkes sarhoşluğunuzdan müşteki. Gece demeyip, gündüz demeyip içiyorsunuz.
Deyince Ahmed Rasim Bey lafı ağzına tıkayıvermisti:
- Bana bak bana! Ben gece içerim, gündüz içerim ama ne kadar içeğimi, ne yapacağımı, ne edeceğimi, nasıl adım atacağımı, ne söyleyeceğimi bilirim. Benim gibilere sarhoş değil ayyaş derler. Sarhoş, diye senin gibilere derler ki, iki tane içtikten sonra ne yapacağını, ne ettiğini, ne söylediğini bilmez; hatta içmeden bile!..."

O zamanki devlet yönetimine ters düştüğü için günlük yazılarından her zaman tedirgin olurdu. Şu olay bu tedirginligin güzel bir örneğidir:

"... Bir gün arkadaşlarla bir lokantada yemek yerken zabıta başucuma dikildi, diyor Ahmed Rasim Bey.
— Zatıalilerini Merkez Komutanlığı'na götürmeğe memurum.
Şöyle bir ayıldım. O gün, o günden evvelki makalelerim birer birer gözümün önünden geçti. Öyle şüpheli bir şey yazmamıştım. O halde merkez komutanı Sadeddin Paşa, Sultan Hamid'in baş mutemedi acaba beni ne diye arıyordu? Soğuk bir terin ensemden belkemiğim boyunca indiğini hissettim.
Dışarıda bir kanunu evvel (Aralık) gecesinin yarısı, rüzgarlı, uğultulu, tenha ve titrek kararıp gidiyordu. Zabit (subay) bir fayton çağırdı. Şemsiyemi kapadım, bir köşeye suçlu suçlu büzüldüm.
Çok bekletmediler. Fesimi, gözlüğümü düzelttim, redingotumun düğmelerini yokladm, acele ilerleyip etekledim. Paşanın gözleri kıpkırmızı idi. Dedi ki:
- Sizi rahatsız ettik Rasim Beyefendi...
İçim biraz ferahladı.
- Başımıza geleni sormayın; Bestenigar Kalfa sizlere ömür.
— Cenab-ı Hak ömr-i devletlerini müzdad buyursun... duasını mırıldandım.
Paşa'nın konağı zamanının musiki akademisi idi. Hatta Sultan Hamid'e raks için, saz ve söz için çerkes kızları talim ve terbiye edilirdi. Bestenigar Kalfa Paşa'nın sazının başhanendesi idi. O ne ses! Kemençe gibi bir ses ki, bir kemençenin perdelere ram emniyeti bile onda vardı. On beş gün evvel "Enfloenza" gibi başlayan dörtnala bir verem, o kahrolası hastalık o güzeller güzeli tazeyi alıp götürmüştü. Paşa devam etti:
- Şimdi zatialilerinden rica ediyorum. Hale münasip bir güfte kerem buyurun...
— Ferman efendimizindir, dedim; dışarı çıktım. Beni yan odaya aldılar. Bir de ne göreyim Hafız Hüsnü de orada değil mi? Onu da çalyaka edip getirmişler ki, güfteyle beste olsun diye... Oturdum... Korku ile kaderin, mesti ile huşyarlığın memzuç ve mümtezici şu mısraları söyledim:
Çok sürmedi geçti tarab-ı şevk-i baharım
Soldu emelim, goncelerim, reng-i izarim
Bir bülbül-i raksan-i tarab-nak idim amma
Bilmem ki neden terk-i heva etdi hezarım
Bir nağme-i dilsuz u gam ile düştü Irak'a
Ben böyle gönüller yakıcı Bestenigar'ım
Hafız Hüsnü bestesini Bestenigar eyledi. Geçtik Paşa'nın yanına... Ben güfteyi okudum Paşa merhum hıçkırdı. O besteyi terennüm etti hüngürdedi... Etekleyip dışarı çıktıktan sonra bize altın yirmişer lire ihsan geldi. Eh! Bestenigar Kalfa'nm bestesi, hafızın sesi bir araya gelince döndük yine meyhaneye. Meyhanelerdeki küp kırığından fazla tövbe kırığı vardır..."

İyi bir bestekar olan Ahmed Rasim Bey'in eserlerinin sayısı altmış beşi bulur. Ancak bunların yirmi kadarının notası bulunuyor. Şarkılarının hemen hemen hepsinin sözleri kendisine aittir, Ayrıca söylemiş olduğu şarkı formundaki şiirlerinin pek çoğunu çağının bestekarları bestelemiştir. Zamanımızda da bestelenen şiirleri vardır.

Musikiyi Daruşşafaka'da okuduğu yıllarda, burada musiki hocası olan Zekai Dede'den öğrendi. Bu sanata karşı ilgisinin çok küçükken başladığını, okul sıralannda heves ettiğini, bazı ilahiler bestelemeye çalıştığını, halk şairleri ile ilişki kurarak onlardan mani, destan, divan ve Anadolu türkülerini öğrenmek istediğini "Milli Mecmua"da yayınlamış olduğu yazılarda anlatır. İlk eserinin zavil makamında bestelediği,

Bilmem ne için cazibe-i didara düştün
Hiç olmayacak derd ü bela pervere düştün

güfteli eseri olduğu söylenir. Besteleyerek götürdüğü esere hocası bir göz gezdirerek "geçelim" demiş ve meşk etmişler. Aynca kendisine de iltifat etmiş. Halk musikisine bu kadar düşkünlüğünü ileri yaşlarında da sürdürmüş, Kayseri'de öğretmen olan oğlu İstanbul'a izinli gelirken beraberinde getirdiği hademeye her gün saz çaldırtarak türküler dinlediğini biliyoruz.

Okul sıralarındaki musiki öğrenimini yeterli bulmamış, hayata atıldıktan sonra da hocasının peşini bırakmamış ve bu sanatı çağının diğer ustalarından da öğrenmeye gayret etmiştir. Bu durumu Veled Çelebi şu satırlarla anlatıyor: "... Ahmed Rasim aynı zamanda ihvanımızdı. Darüşşafaka'da musiki hocası Hoca Zekai Dede merhumdu. Zekai Dede Eyub'un müntehasında Bahariye Mevlevihanesi'nde kudümzenbaşı idi. Ahmed Rasim Hoca Zekai'den eski kârları, nakışları, semaileri geçmiş ve kendisi de musikide üstad olmuştu. Kendi şiirlerini, vesaireyi bestelemek suretiyle bir hayli şarkıları da vardır. Ayin-i Şerif leri hep geçmişti; sikke giyer mutribe çıkardı..."

Bir zamanlar ud çaldığı söylenir; ancak bu konuda kesin bir kanıt yoktur. "Ahmed Rasim Bey, zamamının geleneksel musiki öğrenim ve öğretim sistemi içinde yetişmiş, diz döğerek usulleri öğrenmiş, makamlarımızın melodik karakterlerini, özelliklerini, inceliklerini ustalıkla kavramıştır; şarkıları bunu gösterir... Bunların melodik kuruluşlarında ve edalarında Hacı Arif Bey gibi, Şevki Bey gibi zat ve zamanlarını idrak ettiği büyük bestekarlarımızın izlerini, etkilerini işitmek pek mümkündür..."

O da her gerçek sanatkar gibi şaşmaz bir alın yazısı ile, son yıllarında büyük bir yoksullukla yüz yüze geldi. Kırk sekiz yıllık yazarlık geçimini güçlükle sağlamış, çalışamayacağı günler için bir şeyler biriktirememişti. Gerek I. Dünya Savaşı, gerekse Kurtuluş Savaşı yıllarında gençlere umut verici, onları gayrete getirici yazıları ve Sultan II. Abdülhamid döneminin baskı rejimine karşı gösterdiği cesaret Atatürk'ün gözünden kaçmamıştı. 1927 yılında bir iş için Ankara'ya gelen üstad, maddi durumu bozuk olduğu için ucuz otellerden birine indi. Bir kaç gün sonra Atatürk'ün çevresine yakın bir kişi olayı Gazi'ye anlatınca O da üzüldü. Gece saat yirmi dörtte Çankaya Köşkü'ne davet edildi. Çok telaşlanan Ahmed Rasim Bey'in üstüne giyecek doğru dürüst bir kıyafeti bile yoktu. Atatürk, büyük bir tedirginlik ve tereddütle gelen misafirini saygı ile karşılamış ve yanına oturmuştu. Uzun uzadıya sohbet edildikten sonra Atatürk:

- Üstad! Ankara'ya gelir de bizi aramazsınız, oldu mu ya bu? Ben bir şey düşündüm; bir ricada bulunacağım. Münhal bulunan milletvekilliklerinden birine aday gösterirsek lütfen kabul eder misiniz? dedi.
Sıkıntısını anlayıp, fakat bunu belli etmeden kendisine yardımcı elini uzatan bu büyük insan karşısında gözleri dolarak:
- Paşa Hazretleri! Lokma aslanın ağzında diye bir söz vardır. Bu söz gerçekten doğru imiş. İşte ben bu lokmaya şu anda kavuşmuş bulunuyorum dedi.




Perii beğendi.
__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 29.09.2013, 16:22   #12 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Ahmet Selçuk İlkan




Ahmet Selçuk İlkan, (d. 1955 - Adana), şair, şarkı sözü yazarı.
İlk şiirlerini yazmaya başladığı yıllarda lise eğitiminin ardından 1973'te Berlin Teknik Üniversitesi'nde mimarlık eğitimine başlayan İlkan, 1975 yılında Hayat dergisi`nin düzenlediği "aşk" konulu şiir yarışmasında ‘Hatırlar mısın?’ isimli şiiriyle ilk birincilik ödülünü kazandı.
1976 yılında mimarlık öğrenimini yarım bırakarak Türkiye`ye dönerek, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı bölümüne giren sanatçı, 1978'de profesyonel şarkı sözü yazarlığına başladı. 1980'de üniversiteden mezun olan Ahmet Selçuk İlkan'ın 1000'den fazla eseri bulunmaktadır.
Kendisini ayrılıkların şairi, yalnızlıkların ozanı ve kısaca (ad ve soyadının baş harflerinden yola çıkarak) ASİ olarak tanımlayan sanatçı, bugüne kadar altı kitap, on şiir albümü yayınlamış, televizyon kanallarında çeşitli programlar yapmış ve konserler vermiştir.

Ödülleri

  • "Hatırlar mısın?" Hayat Dergisi birincilik ödülü), 1975
  • "Tahta Masa", Eskici (Altın Kalem Ödülü - Emre Plakçılık), 1980
  • "Islak Mendil" (Altın Kalem Ödülü - Emre Plakçılık), 1981
  • "Bir Gülü Sevdim" (Altın Kalem Ödülü - Oskar Plakçılık), 1984
  • "Hatıram Olsun" (Altın Kalem Ödülü - Oskar Plakçılık), 1985
  • "O Adam Benim" (Müyap Şiir Dalında En Çok Satan Albüm), 1990
  • "Anılar" (Altın Kalem Ödülü - Emre Plakçılık), 1990
  • "Anılar" (Yılın Şarkısı - Milliyet), 1990
  • "Sevdalıyım" (Yılın Şarkısı - KRAL TV Müzik Ödülleri), 1998
  • "Seninle Aşkımız Eski Bir Roman" (Altın Nota Nostalji Ödülü - Levent Müzik), 1999
  • "Bir Cennettir Bu Dünya" (Altın Nota Nostalji Ödülü - Levent Müzik), 1999
  • "Fatih Üniversitesi Yılın Şairi Ödülü - 2008
Kitapları

  • Ayrılıkların Şairi, Kora yayınları, 16. baskı
  • Yakılacak Şiirler, Kora yayınları, 10. baskı
  • Adım Yalnızlık Benim, Kora yayınları, 7. baskı
  • Gitmeler Bana Kaldı, Kora yayınları, 7. baskı
  • Bir Gülü Sevdim, Kora yayınları, 8. baskı
  • Erkekler Hep Yalnız Ağlar, Kora yayınları, 8. baskı
Albümleri

  • Mum Işığında (Ayten), 1982
  • Şiir Gözlüm (Fahriye Abla), 1984
  • Bak Bir Erkek Ağlıyor, 1986
  • Bir Beyaz Karanfil, 1988
  • O Adam Benim, 1990
  • Seni Arıyorum (Allah Kahretsin), 1992
  • Şairler Ağlamaz, 1997
  • Ayrılıkların Şairi (Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi), 2000
  • Yakılacak Adam, 2002
  • Unutmaktan Geliyorum (Senin Adın Yalan Olsun), 2004
  • Seni O Kadar Çok Sevdim Ki (Kanatsa Da İçimi), 2011


Perii beğendi.
__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 29.09.2013, 16:36   #13 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Sevda Karaca Biyografi



Tam adı Hanife Sevda Karaca olan Sevda Karaca, 5 Ekim 1956 tarihinde İzmir’in Ödemiş ilçesinde doğmuştur. İstanbul Çamlıca Kız Lisesi'nde okudu. Annesinin adı Necla hanım’dır. Babası Abdullah bey banka müdürüydü, liseye devam ederken 1970 yılında anne- babası boşandı. Bir abisi vardır. Liseden mezun olduktan sonra Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimari bölümünde okudu ancak okulu yarım bıraktı.

1971 yılında Çamlıca Kız Lisesi'ndeki kız arkadaşları gizlice Sevda Karaca'nın resimlerini gönderirler Günaydın - Saklambaç Gazetesinin düzenlediği "sinema güzeli" yarışmasına. Finale kalanlar açıklanır ve aralarındaki isimlerden bir tanesi ise Sırma Turkar'dır. Çünkü arkadaşları bu takma isimle göndermiştir fotoğrafları. Finallerde yarışır ve 1971 Türkiye Sinema Güzeli olarak seçilir ama bu sefer gerçek adı ile Hanife Sevda Karaca olarak. Aynı yıl ülkemizi İtalya'da Algero'da temsil eder ve bu sefer de "1971 Avrupa Sinema Güzeli" seçilir.
Türkiye'ye döner dönmez film teklifleri aldı. Ve 1971 yılında "Üç Kızgın Cengaver" isimli filmle sinemaya adım attı. Dönemin bir çok şöhretiyle birlikte oynadı. Esin Engin ve Rıza Silahlıpoda'dan müzik dersleri aldı. İlk teklif gazinocular kralı Fahrettin Aslan'dan gelir. Gazinolarda şarkıcılık yaptı. 1971 sonlarında Bebek Maksim'de Rıza Silahlıpoda ve Ritm 68 eşliğinde sahneye ilk defa çıkar. Ve her zaman sözlerini unuttuğu bir şarkı ilk şarkısı olur "Koşma koşma yorulursun.

Ülkü Aker’in “Tanımazsın Beni” ve “Çık Ortaya” isimli günümüzde milyonların hala bir ağızdan söylediği şarkıları plağa okudu.

1979 yılında ''Gong Show'' adlı bir televizyon programında hem sunuculuk hem de şarkıcılık yaptı.

1981'de annesi ölünce ‘‘bunalımlı yıllar'' başladı.

1971 yılında başladığı kariyerine, 1983 yılındaki ikinci evliliğiyle ara verdi. İki yıl kadar sahnelerden uzaklaşan Sevda Karaca 1985 yılında sahnelere geri döndü. Lunapark ve Maksim Gazinolarında 5 yıl kadar daha çalıştıktan sonra 1990 yılında sahnelere kesin olarak veda etti.

Ticare atılıp oyalanmak istedi. Video kulübü açtı. Olmadı. Orayı Sevda Karaca Butik yaptı, isminin ününden faydalanmaya çalıştı. 15 sene işletti.

Evlilikleri :
1.evliliği : Sevda Karaca ile müzisyen Rıza Silahlıpoda 18 Haziran 1973 tarihinde evlenmişler ve bu evlilik sadece 11 ay sürmüştür.
2.evliliği : Osman Diper ile ikinci evliliğini yaptı. Boşandı
3.evliliği : 18 Mart 1983 tarihinde motorsiklet fabrikatörü Abdi Ulgen'le evlendi. 1991 yılında Boşandı

2000 yılının sonbahar aylarında pankreas kanserine yakalanmıştı, ama iyileşti , tedavisi devam ediyor.

Sevda Karaca; Cüneyt Arkın, Tarık Akan, Fikret Hakan, Kadir İnanır...gibi önemli oyuncularla kırk kadar filmde baş rol oynamıştır.

Albümleri :
1978 - Selam
1980 - Beni Düşün

45’lik Plakları :
1977 - Ayrılan Yollar - Verdiğin Söz Bu muydu
1978 - Çık Ortaya - Tanımazsın Beni

Filmleri :
2010-2011 - Papatyam (TV Dizisi)
2011 - İnsan Aldandı
2004 – Perçem (dizi)
2001 - Benimle Evlenir Misin (TV Dizisi)
1984 - Parkta Bir Sonbahar Günüydü (TV Dizisi)
1981 - Bağrımdaki Ateş (TV Dizisi)
1979 - Gazeteci
1979 - Kriminal *****
1978 - İnsanları Seveceksin
1977 - Kara Murat: Denizler Hakimi
1977 - Çakal Avı
1977 - Ah Bu Ne Dünya
1977 - Denizler Hakimi
1977 - Baba Ocağı
1976 - Kaplan Pençesi
1976 - Afilli Delikanlı
1975 - Sevimli Frankeştayn
1975 - Elma şekeri
1975 - Yok Devenin Başı
1975 - Hayret 17
1975 - Kıbrıs Fedaileri
1974 - Erkekler Ağlamaz
1972 - Para
1972 - Ölüm Dönemeci
1972 - Sahtekar
1971 - Üç Kızgın Cengaver

cortnek beğendi.
Perii isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 30.09.2013, 17:48   #14 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Ahmet Özhan



Ahmet Özhan (gerçek adı: Ahmet Katıgöz; d. 26 Ağustos 1950, Şanlıurfa), Türk oyuncu ve şarkıcı.



Kariyeri

1960’lı yılların sonlarında İstanbul Belediye Konservatuarı ve Üsküdar Musiki Cemiyeti’nde müzik eğitimini tamamlamıştır. İlk profesyonel sahne deneyimi 1968 yılında Bebek Belediye Gazinosunda yaşamıştır. Genç yaşta sahneye çıkan Ahmet Özhan 1970’li ve 1980’li yılların popüler Türk Müziği yorumcusu olarak tanınmıştır. İlerleyen yıllarda zamanın çeşitli üstadlarından birebir istifadeleri olmuş, bu arada plak çalışmalarının yanı sıra, sinema filmleri, televizyon dizi ve konserleri, radyo çalışmaları ile çeşitli televizyon kanallarının müzik programlarında yorumcu, programcı ve yönetmen olarak da görevler almıştır. Birçok 45’lik, plak, longplay, kaset, CD çalışmaları bulunmaktadır.
Ahmet Özhan, popüler ve klasik Türk müziğinin yanı sıra, 80’li yılların başından itibaren tasavvuf müziği çalışmaları ile ülkesinde yeni bir akımın da öncüsü olmuş.
Sanat hayatı boyunca, Türk Müziğinin popüler ve diğer alanlarında birçok ödül kazanmış, yurt içinde yüzlerce konserle ülke sanatına katkıda bulunmuş ve yine çeşitli ülkelerde katıldığı festivaller ve beş kıtada verdiği konserler vermiştir. Özhan, 1998 Yılında “Devlet Sanatçısı” unvanı almıştır.
1981-1991 yılları arasında TRT İstanbul Radyosu'nda ses sanatçısı olarak görev yapan Ahmet Özhan, 1991 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Tarihi Türk Müziği Topluluğu’nun kuruluşunda yer almış ve o tarihten beri bu topluluğun Kurucu Genel Sanat yönetmenliği görevini sürdürmektedir.
Topluluk çalışmalarını Konya Mevlana İhtifalleri'nin yanı sıra, İstanbul Festivali gibi etkinliklerde verdiği klasik ve tasavvuf müziği konserleriyle sürdürmektedir. Sanatçı "Meşk" ismini verdiği tasavvuf albümleri projesinin ilkini 2006 yılında çıkardığı Ramazan İlahileri albümüyle başlatmıştır. Sanatçı Mevlana'yı anmak için Konya'da düzenlenen Şeb-i Aruz törenlerinede konuk sanatçı olarak katılmaktadır.
Ahmet Özhan, Hatice Özhan ile evli olup Özgül ve Özcan isimlerinde iki çocuk babasıdır.Ayrıca Saray, Tekirdağ'da sıla sanatçılar sitesinde bir yazlığı vardır.
Albümler

  • 2013: Son Nebi
  • 2012: Itri
  • 2007: Yüzyılın Şarkıları
  • 2005: Mevlana'nın Dilinden
  • 2005: Hüzünlü Gurbet
  • 2003: Rüya
  • 2003: Nostalji
  • 1999: Güldeste 3
  • 1998: Güldeste 2
  • 1988: Gel
  • 1987: Hoşgeldin (albüm)Hoşgeldin ve Geceler Gariplerindir
  • 1985: Ömrümün Baharı
  • 1984: Hüzün
  • 1981: Güneşin Battığı Yerde
  • 1978: Geceler Gariplerindir
  • 1977: Bir Tanem
  • 1976: Ahmet Özhan 76
  • 1975: Günümüzün Sevilen Şarkılrı ile Ahmet Özhan
  • 1974: Ahmet Özhan


Ahmet Özhan'a 7 Nisan 2013 tarihinde Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Senatosu tarafından Çanakkale Konservatuarı'nın önerisi ile fahri doktora unvanı verilmiştir. Ahmet Özhan, Üniversitenin bu alanda fahri doktora verdiği ilk sanatçı olmuştur.

__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 30.09.2013, 18:24   #15 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

UMUT AKYÜREK



Umut Akyürek Ankara doğumludur. Aslen Sakarya'lıdır. İlk ve orta öğrenimini Sakarya da tamamladı. İlk musiki çalışmalarına 1989 yılında Erol Sayan yönetimindeki İzmit Musiki Derneği'nde başladı. 1990 yılında TRT'nin amatör ses yarışmasında 3 oldu. 1991 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği DevletKonservatuarı ses bölümüne girdi

cortnek beğendi.
Perii isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.10.2013, 16:11   #16 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Akın Özkan



1934 yılında Bursa'da doğdu.

Uzun yıllar TRT radyolarında çeşitli görevleri yürüttü.

EÜ Devlet Türk Musikîsi Konservatuarı'nda öğretim üyesi olarak görev yaptı ve buradan emekli oldu.

Tanbur, Türk Müziği nazariyatı, koro ve toplu uygulama derslerinin yanında Türk Sanat Müziği ana sanat dalı ve ses eğitimi bölüm başkanlığımda da bulundu.

Önemli bir bestekar, iyi bir tanburi ve değerli bir öğretim elemanı olarak Türk Sanat Musikisi tarihinde yerini alan sanatçının 40 saz eseri ve 100 şarkısını içeren yardımcı ders kitapları da bulunmaktadır.

Akın Özkan, 3 Ocak 2007 günü İzmir'de yaşama veda etti.

Bestelerinden:

Acı bir gözyaşı oldun yine yaktın beni sen (Hüzzam)
Al yanağın alına yanam kimse duymaya (Gerdâniye)
Almış aydınlığı güller yüzünden (Segah)
Ah eden kimdir bu saat kuytuda (Hicazkar)
Ne yanar kimse bana âteş i dilden ozge (Bestenigar)
Seni çılgın gibi sevdim yoluna ömrümü verdim (Hüzzam)
Gönül aşık oldu sana gezer durur yana yana (Muhayyerkürdi)


__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 03.10.2013, 12:47   #17 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Şevval Şam




Şevval Sam (d. İstanbul11 Kasım1973) Leman Sam'ın kızı olan oyuncu ve ses sanatçısıdır.

Biyografi
İlk ve ortaokulu Hasan Ali Yücel İlköğretim Okulu'nda okuyan Şevval; liseyi İsov Yapı Meslek Lisesi'nde bitirdi. Üniversite'yi Marmara ÜniversitesiGüzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nde okudu. 1994 - 1996 yılları arasında Beşiktaş'ın eski futbolcusu Metin Tekin ile evli kaldı. Aynı zamanda ünlü şarkıcı Leman Sam'ın kızı olan sanatçı; sade yaşamıyla dikkat çekerken, işi dışında kamera karşısında yer almaktan hoşlanmamaktadır.Metin Tekin'den bir oğlu var.

Meslek hayatı
Dizileri
Süper Baba (Deniz - Derya) 1993 - 1998 (ATV): Çengelköy'de bir masal. Fiko, Deniz öğretmen ile yeni bir ilişkiye başlamaya çalışır. Ama hiç umduğu gibi olmaz.
Feride (Feride) 1996 (STAR): Feride babasını idam ettiren hakim tarafından evlatlık olarak alınır. Evlatlık alındığını öğrenince hayatının dengesi bir an içinde değişir.
Aşkın Dağlarda Gezer (Kajal) 1999 - 2000 (TGRT): İki düşman aşiretin ortasında yetişen bir aşkın öyküsü. Zal ve Kajal'ın mücadelesi.
Yıldızların Altında (Türkan) 2002 (SHOW TV): Türkan sevdiği erkekten hamile kalır ama sevdiği erkek bunu bilmediği için Macaristan'a gider. Döndüğünde Türkan'ın zengin bir adam ile evlendiğini öğrenir. Halbuki yalandır.
Karaoğlan (Ece Sultan) 2002 (KANAL D): Bu dizide konuk oyuncu olarak Ece Sultan'ı canlandırmıştır.
Gülbeyaz (Gülbeyaz) 2002 - 2003(KANAL D): 2 düşman ailenin torunları birbirine aşık olursa ne olur? Gülbeyaz ile Kadir'in kavuşma hikayeleri...
Müjgan Bey (Müjgan - Müjdat) 2004 (SHOW TV) : Müjgan istemediği bir adamla evlenmek zorundadır. Ailesini ve konağı kurtarmak ve hayatını rezil etmemek için çaba harcamaktadır. Birgün aklına müthiş bir fikir gelir... Müjdatt
Çocuğun Var Derdin Var ( Zeynep) 2004 - 2005 (TGRT): 3 çocuklu bir anne sadece çocuklarıyla mı ilgilenir? Ya kocasınında çocuktan farkı yoksa!
Yinede Aşığım (Ayşe) 2005 - 2006 (ATV): Ali ile Halkla İlişkiler Uzmanı Ayşe yeni evli bir çifttir. Bir yandan evliliğin günlük kurallarını ve çatışmalarını öğrenirlerken, bir yandan da sözü geçen taraf olmak için bu kuralları işlerine geldiği gibi çarpıtırlar. Her iki tarafın aileleri ve arkadaşları da bu mücadeleye katılınca işler iyice eğlenceli bir hal alır.
Yaşanmış Şehir Hikayeleri (Ece Yıldız) 2006 (KANAL D): Ece Yıldız, sesi ve güzelliğiyle zirveye oturmuş bir sanatçıdır. Hayranları onu el üstünde tutarlarken onun üzüntülerinden haberdar bile değillerdir. Ece, bu noktaya gelebilmek için yaptıklarının bedelini ödemektedir. Yapımcısı Sedat onu kendi çıkarları doğrultusunda kullanmakta ve Ece'ye hayatı zindan etmektedir. Ece, kendini kullananların birinden kurtulmak için bir diğerine boyun eğmektedir.
Filmleri
Martılar ve İstanbul (Dr. Pınar) 2002: Şevval’ın ilk sinema filmi
Ziyaret (Kısa Film) 2004: Genç kadın psikiyatristine rüyasını anlatmaktadır ve rüyası gerçek gibidir. Genç kadın en çok bundan korkmaktadır... Gerçekle rüyayı karıştırmaktan.
Yaşamın Kıyısında (Konuk Oyuncu) 2006: Bu filmde Şevval Sam ben seni sevduğumi adlı şarkısını seslendirdi.
TV Programları
Damak Tadı (Yemek Programı) 2001 - 2003 (TRT 1)
Sanatla 30 Dakika 2006 - 2008 (TV8)
Reklamları
Akbank : Banka reklamı
Terem Yağ: Katı yağ reklamı
Deniz Temiz: Proje
Nili: Deterjan reklamı
Albümleri
Sek 2007: Şevval Sam' ın çıkardığı Türk Sanat Müziği albümü.
İstanbul Secret's 2007: Şevval Sam World Music tarzında olan bu albümde dünyanın değişik yerlerinden çeşitli gruplarla düetler yaptı.
Diğer
Numannet 2001: İnternette tanışan iki kişinin aşk hikayesinin anlatıldığı tiyatro oyunu.
Balkan Festivali 2004
Hey Gidi Karadeniz Konserler 2003: Kazım Koyuncu ile birlikte konserler verdi.
Broadway'den İstanbul'a Müzikaller 2006: Şevval Sam ortaokul döneminde her okuldan geldiğinde kaydetmiş olduğu singing in the rain ı bu müzikalde söyledi ve danslarını yaptı.
Uluslararası İzmir Kısa Film Festivali: Jüri üyeliği yapmıştır.


Narsinha ve cortnek beğendi
Perii isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 03.10.2013, 18:33   #18 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Alâeddin Yavaşça




Prof. Dr. Alâeddin Yavaşça (d. 1 Mart 1926; Kilis), Klasik Türk Müziği sanatçısı.
1951 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesini bitirdi ve Haseki Hastanesi 1. Kadın Doğum Mütehassısı olarak mesleki görevine başladı. 1985 yılından hekimlik görevini bıraktığı 1990 yılına kadar Haseki Hastanesi başhekimliğini yaptı.
Prof. Dr. Alâediin Yavaşça'nın musiki hayatı, daha 8 yaşındayken Batı musikisi keman dersleri ile başlamıştır. İstanbul'a gittikten sonra, Sadettin Kaynak, Münir Nurettin Selçuk, Dr.Suphi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mes'ud Cemil, Ekrem Karadeniz, Süleyman Ergüner, Dr. Selahaddin Tanur gibi üstadlardan istifadeler sağlamış, İstanbul Belediye Konservatuvarı İleri Türk Müziği Konservatuvarı, İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosunda solist icracı olmuş, zamanla Türkiye Radyolarında ve TRT bünyesinde Danışma, Denetleme ve Repertuar kurullarında önemli görevler almış, 1967'den bu yana solistliği yanında koro yöneticiliği de yapmıştır.
Türk Musikisinde Devlete bağlı ilk Konservatuvarın kurucuları arasında yer almış, 1976'dan itibaren Türk Musikisi Devlet Konservatuvar'nın Yönetim Kurulunda ve öğretim kadrosunda çalışmıştır. Konservatuvar YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) yasasıyla İstanbul Teknik Üniversitesine bağlandıktan sonra 1990'da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Profesörlüğüne atanmış ve Ses Eğitimi Bölüm Başkanlığı'na getirilmiştir.
İcracılığı yanında 140 civarında beste, semai, şarkı, çocuk şarkıları, çeşitli saz eserleri (peşrev, saz semai, medhal, etüd), dini sahada da mevlevi ayini ve ilahi formunda besteleri vardır.
1950'li yılladan bu yana yurt içi ve yurt dışı birçok konserler vermiştir. Yurt dışı konserler için iki defa Amerika Birleşik Devletlerine davet edilmiş ve 5 konser vermiştir. 1988 yılında BBC'nin Londra Queen Elizabeth Hall'da tertiplediği 'Müzik Festivali'ne davet edilmiş, orada da 3 konser, ayrıca Almanya'da Berlin, Köln, Hamburg ve Aachen'de muhtelif konserler vermiştir. Dr. Alaeddin Yavaşça'nın bir uzun çaları (LP), 25 adet 78'lik plağı, 15 adet 45'lik plağı mevcuttur.
Kendisine 1991 yılında 'Devlet Sanatçısı' unvanı verildi. Ayten Yavaşça ile evlidir.

Tanınmış bazı eserleri

  • Başka söz söylemem aşktan yana ben
  • Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok
  • Kimseyi böyle perişan etme Allahım yeter
  • Rûhum su gelen yılda bile mâziyi andı
  • Şen gözlerinle yüzüme bir baktın
  • Sarı mimozamsın sen benim
  • Gülen gözlerinin mânası derin
  • Ayrılıktan başka var mıdır söze hacet
Yayımlanmış Eserleri

  • Alaeddin Yavaşça
  • Türk Musikisi'nde Kompozisyon ve Beste Biçimleri Alaeddin Yavaşca
  • Devlet Sanatçısı Alaeddin Yavaşca Besteleri I
  • Mısralarla Gönlümdeki Yavaşça
Ödülleri

  • Siirt İli Kültür Derneği Siirt Valisi Eliyle 1990 Veysel Karani Beste Ödülü, 24/05/1990
  • Samsun Musiki Cemiyeti (Musikiye Hizmet), 17/11/1990
  • Bursa Belediyesi Konservatuarı (Musikiye Hizmet) 1990
  • Kilis Belediyesi (bir parka isminin verilmesi), 1990
  • Alâeddin Yavaşça Senfonisi, Bestekar Hasan Cihat Örter tarafından bestelenmiş, Elazığ Fırat Üniverstesi Senfoni Orkestrası tarafından ilk defa seslendirilmiştir, 2010
Dr. Alaeddin Yavaşca YÖK tarafından İ.T.Ü. TSM Devlet Konservatuarı'na Profesörlüğe atandı. Bunlar dışında, çeşitli Lions ve Lioness Dernekleriyle Rotary Kulüplerinde, Türk-Alman Dostluk Derneğinde, Türk-Amerikan Üniversiteliler Derneğinin yapmış olduğu konuşmalardan aldığı ödüller vb., 1990
Yavaşca, 10 Ekim 1991'de Devlet Sanatçısı olarak ödüllendirildi.
1990'dan İtibaren Aldığı Ödüller

  • Çamlıca Musiki Derneğinin "Üstün Hizmet Ödülü"
  • Mersin Rotarien'lerden "Türk Kültürüne Hizmet Ödülü"
  • İstanbul Kilis Kültür Vakfına yardımdan
  • Gaziantep Üniversitesi'nden "Türk Musikisine Hizmet Ödülü"
  • Kilis Üniversitesi temel atmaya katkıdan dolayı "Kilis Belediye Başkanlığından"
  • Kilis Üniversitesi temel atmaya kuruluşuna katkı "Kilis Valiliğinden"
  • Fevziye Mektepleri Vakfı, Okul Aile Birliği Ödülü
  • Türk Edebiyat Vakfı'ndan "Türk Kültürüne Katkı Ödülü"
  • Beşiktaş Musiki Derneği "Yavaşça Gecesi" "Vesile Ödülü"
  • Girne Belediyesi'nden "Unutulmayan Bestekarlar Anısı Ödülü"
  • Kültür Bakanlığı "Konya Kültür ve Turizm Derneği"nden ödül
  • Gaziantep Türk Musikisi Derneğine Onursal Üyelik
  • TKHV Türk Kültürüne Hizmet Ödülü
  • Kilis Üniversitesi Fen ve Edebiyat Fakültelerinin yaptırılmasında
  • ’50. sanat yılı’ şöleni dolayısıyla Kültür Bakanlığı ödülü
  • “ “ “ “ “ Türk Kültürüne Hizmet Vakfı ödülü
  • “ “ “ “ “ İ.T.Ü. Rektörlüğünce ödülle plaket 2003
  • TRT 1'de sohbet
  • TRT Ankara'da müzikli sohbet
  • TRT ve TV2'de canlı yayın
  • Konya Selçuk Üniversitesinde seminer
  • İ.T.Üç Devlet Konservatuarında konferans
  • TRT TV INT A.Yavaşca belgeseli
  • Sakarya Üniversitesinde konferans nedeniyle plaket
  • Kanal 6'da öğrencılerle konser
  • Magazin SHOW’dan Hayat boyu onur ödülü
  • Göksu Rotaryenler’de sohbet nedeniyle plaket


  • TRT 2 ‘de Müzik dalında verilen 2008 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü için Haşmet Topaloğlu tarafından hazırlanan “Kültür Sanat”programında canlı sohbet.
  • TRT 2 ‘de Müzik dalında verilen 2008 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü için“Göz Önünde”programında canlı sohbet.
  • 29 Ekim 2008 tarihinde verilen Müzik dalında 2008 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü töreni.
  • Müzik dalında alınan Cumhurbaşkanlığı 2008 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü dolayısıyla Haliç Üniversitesi tarafından verilen plaket ve Alâeddin Yavaşca eserlerinden oluşan konser.
  • Müzik dalında alınan Cumhurbaşkanlığı 2008 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü dolayısıyla İTÜ Konservatuarı tarafından verilen plaket.
  • Bahçeşehir Musiki Derneği'nin Cengizhan Sönmez Yönetiminde Alâeddin Yavaşca 60.Sanat Yılı konseri ve plaket.
  • Müzik dalında alınan Cumhurbaşkanlığı 2008 Kültür ve Sanat Büyük Ödülü dolayısıyla Kilis Vakfı tarafından verilen plaket ve Kilis Valisi
  • İçinde bulunduğumuz yılın Kilis 7 Aralık Üniversitesi Senatosu’nun aldığı kararla ilan edilen “2010 Prof.Dr.Alâeddin Yavaşca Yılı” olması dolayısıyla Akatlar Kültür Merkezi'nde;Ayten Yavaşca tarafından eşi ile beraberliklerinin 50.yılı şerefine proje ve organizasyonu kendisine ait olan,Beşiktaş Belediyesi'nin "Ustalara Saygı" ve Kilis Vakfı'nın gelenekselleştirdiği "Alâeddin Yavaşca'ya Saygı" adları altındaki katkılarıyla:Yavaşca şiirlerinin Ebru ve Hat sanatı ile birleştirilerek gerçekleştirilen sergi, Nuriye Eracar'ın sunuculuğunda Yavaşca'yı dostlarının anlattığı konuşmalar ve Nesrin & Çetin Körükçü’nün Haliç Üniversitesi öğretim görevlileri vede öğrencilerinin sazları eşliğinde gerçekleştirdiği mini konser.(Etkinlik sonrası Bakırköy Mûsıkî Konservatuarı Vakfı'nın hazırladığı Yavaşca’nın 102 şiirinin yer aldığı kitap ile Sinan Sipahi'nin arşiv çalışmalarından hazırladığı,birinde güftelerinin kendisine birinde de eşi Ayten Yavaşca’ya ait olan Alâeddin Yavaşca'nın seslendirdiği 2 cd dağıtılmıştır.

Perii beğendi.
__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?

Konu cortnek tarafından (03.10.2013 Saat 18:36 ) değiştirilmiştir.
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 04.10.2013, 20:06   #19 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Behiye Aksoy



Behiye Aksoy (d. 19 Eylül 1933, İstanbul), Türk sanat müziği şarkıcısı.
19 Eylül 1933 tarihinde İstanbul'da doğdu. Annesi ve halasının müziğe aşina olmaları, piyano ve ud çalmalarından ve Müzeyyen Senar ve Münir Nurettin Selçuk'un o devirlerdeki siyah-beyaz filmlerde söylediği film şarkılarından feyiz alıp müziğe olan sevdası kendisiyle birlikte büyüyerek ortaokulu bitirdikten sonra Ankara Radyosu imtihanına girdi. 200 kişi arasından seçilip 1948 yılında stajyer olarak girdiği radyoda repetitör muavinliğine kadar yükseldi.
Maksim Gazinosu tarihinde, Zeki Müren'le yarışan tek bayan rakiptir. Platin rengi saçları, şık kostümleriyle kendisinden sonra yetişen şarkıcılara öncülük etti. Karekteristik hareketleri, sahnedeki büyük dehası daima ayakta alkışlandı. Plakları öyle çok ilgi gördü ki sanatçıya başarılarından ötürü altın plak değil platin taç armağan edilirdi. Müziği bıraktığı 80'li yıllara kadar daima sevilen ve gözde sanatçılardan olmayı başardı.
Halil Aksoy ile olan evliliğinden Ahmet Kazım isminde bir oğlu vardır. Sanatçı ayrıca Berker İnanoğlu ve Fahrettin Aslan'la evlenip ayrılmıştır. 1967 yılında Kederli Günlerim, 1973 yılında Falcı isimli Türk filmlerinde baş rolde oynamıştır.2001 yılında alzheimer hastalığına yakalanan sanatçı,2011 yılında birikimlerinin tamamını elinden çıkartarak huzurevinde yaşamayı tercih etmiştir.
Albümleri

  • Behiye Aksoy (Şençalar Plak)
  • Dumanlı Meyhaneler (Grafson Plak)
  • Kıskanırım (Atlas Plak)
  • 1972 Yılının 12 Altın Şarkısı (Atlas Plak)
  • Unutulmayan Şarkılar Konseri (Atlas Plak)
  • Sizin İçin Seçtiklerimiz (Yavuz Plak)
  • Anılarla Sadettin Kaynak (Yavuz Plak)
  • Unutulmayanlar 1 (Coşkun Plak)
  • Çağrı (Lider Plak)
  • Kapın Her Çalındıkça (Coşkun Plak)
  • Nankör (Harika Plak)
  • Ölmeyen Nağmeler - Buket 1 (Harika Plak)
  • Bir Zamanlar 3 (karma) (Ossi Müzik)
  • Ayrilamayiz Artik
  • At Kadehi elinden
  • Elbet birgün bulusacagiz
  • Bir Kara Sevda
  • Bir garip yolcu
Filmleri

  • Falcı (1973)
  • Kederli Günlerim (1967)
  • Lanetli Yıllar(1976)


Perii beğendi.
__________________
Kaç para, kaç yalan; bedeli nedir yaşamanın?
cortnek isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 04.10.2013, 20:26   #20 (permalink)
Cesareti ile yaşamayan esareti ile ölür

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Türk Sanat Müziği Sanatçıları

Muazzez Ersoy birtanedir..ses,duruş,güzellik hepsi var maşallah

__________________
''Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân
Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek''
FeCr isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 17
007, Amazonn, BaDe, Behice, cortnek, donjuanhose, Estetika, FeCr, Jade, Jasmina, Lased, MineL, Myself, Narsinha, Papatya, Perii, Urahara
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 14:22