Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz
facebook bağlan


Mart Ayı Atatürk Kronolojisi

M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz kategorisinde açılmış olan Mart Ayı Atatürk Kronolojisi konusu , 1915 Anafartalar Kahramanı M. Kemal, İstanbul'dan gelen milletvekillerine muharebelere ilişkin bilgi veriyor 1938 - Atatürk'ün, Etimesgut Türkkuşu Meydanı'nda, uçuşları izlemesi ve uçuş yapan gençleri tebrik edişi. 1936 - Atatürk'ün, İstanbul'dan ...


Like Tree26Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.12.2013, 02:02   #11 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 11 Mart Atatürk Kronolojisi




1915
Anafartalar Kahramanı M. Kemal,
İstanbul'dan gelen milletvekillerine muharebelere ilişkin bilgi veriyor

1938 - Atatürk'ün, Etimesgut Türkkuşu Meydanı'nda, uçuşları izlemesi ve uçuş yapan gençleri tebrik edişi.

1936 - Atatürk'ün, İstanbul'dan Ankara'ya gelişi.

1934 - Atatürk'ün, akşamüzeri Ankara Orduevi'ni ziyareti.

1922 - Atatürk'ün, sabah Aziziye'den hareketle saat 11.00'de 3. Tümen'i teftişi ve subaylara kısa söylevi: "...Bugünkü Türkiye ordusu, eski ordulardan faziletçe daha yüksektir. ...Muvaffak olacaksınız. Geleceğin ilk şerefli subayları olacaksınız!"

Atatürk'ün, 3. ve 7. Tümenleri teftişten sonra tekrar Aziziye'ye dönüşü.

Cemal Paşa'nın, Paris'ten Atatürk'e mektubu: "...Bütün dışardaki girişimlerimde Ankara'dan ilham almayı ve her teşkilâtımı Ankara'ya bağlamayı öteden beri meslek edindiğim gibi gelecekte de ruhen ve cismen Ankara'ya bağlı olarak çalışacağımı bildiririm."

1921 - Batum Doğu Cephesi'ne bağlı milli kuvvetler tarafından geri alındı.

Londra Konferansı'nda Bekir Sami Bey, Fransız Başbakanı Briand ile anlaşma imzalaması.
(TBMM tarafından kabul edilmemiştir)

1921 - Fransa İtilafnâmesi.
Güneydeki çarpışmalara son vermek için Londra'da imzalanan Fransa ile uzlaşma görüşmesi. Türkiye Dışişleri Bakanı Bekir Sami Kunduh ile Fransa delegesi Briand arasında imzalanmıştır. Çarpışmaya son vermek, genel af, Suriye hududu, ekonomide Fransa'nın katılması gibi konular ele alındı. TBMM bunları kabul etmedi.

1920 - Rauf (Orbay) Bey'in, İstanbul'dan Atatürk'e, Londra'da alınan karar gereğince İtilâf Devletleri temsilcileri tarafından, İstanbul'daki Kuva-yi Milliye ileri gelenlerinin tutuklanması veya Meclisin kapatılması ihtimalini bildiren telgrafı: "...Tabiî her ihtimale karşı da buradan hiçbir yere gidilmeyecek, işin sonuna kadar namus vazifesi yerine getirilecektir!"

Atatürk'ün, Rauf Bey'in 11 Mart 1920 tarihli telgrafına cevabı: "İngilizlerin tutuklama kararına, muhaliflerin yaygaralarına karşı Meclis'in cesurane nihayete kadar vazifesine devamı pek yararlı ve parlaktır. Ancak sizinle beraber vücutları ilerki girişim ve hareketlerimiz için gerekli olan arkadaşların, neticede bize katılmaları hususu mutlaka sağlanmış olmalıdır! ...Sizlerin hemen buraya gelmeleri çok gereklidir!"

1920 (11-12) - Atatürk'ün, Kâzım Karabekir'e telgrafı: "...Yeni kabinenin Meclis'çe itimata erişip erişmemesi hususunda ekseriyet grubunda hiçbir görüş ileri sürmeyerek serbest bırakmayı tercih ediyoruz." [Kocatürk]

1919 - Atatürk'ün, resmî elbisesiyle Sanasaryen Hanı'nın taraçasında -bir gün evvel tutuklanan- Fethi (Okyar) ve diğer bazı kişileri ziyareti.

Atatürk'ün, Bahriye Nazırı Avni Paşa'yı makamında ziyareti (Bu ziyarette Atatürk, Avni Paşa'dan kendisini hükümeti oluşturan kişilerle tanıştırmasını istemiş, Avni Paşa "Elbette, tabiî!" cevabını vermiştir). (Kaynaklarda bu ziyaretin tarihi belirtilmemiştir). [Kocatürk]

1917 - Irak cephesinde İngiliz birliklerinin, Bağdat'ı ele geçirmeleri.

1917 - Baghdad falls to British General Sir Frederick Maude.
Members of the 1st ANZAC Wireless Signal Squadron attached to Lieutenant General Stanley Maude's force of two British Army Corps and one Indian Cavalry Division occupy Baghdad.

1916 - Atatürk'ün, Karargâhı Diyarbakır'a nakledilmesi kararlaştırılan 16. Kolordu Komutanlığına atanması.

Başkomutan Vekili Enver Paşa, bugün Atatürk'e telgraf çekerek Kolordu Karargâhıyla Resülayn (Ceylanpınar) üzerinden hemen Diyarbakır'a hareket etmesini istemiştir.

Atatürk'ün, -16. Kolordu karargâhının Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılması kararı üzerine- beraberinde Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey ve karargâh mensupları olmak üzere saat 11.00'de Edirne'den trenle İstanbul'a hareketi ve akşam İstanbul'a gelişi.

1914 - Atatürk'e, Fransız hükümeti tarafından Şövalye Rütbesi'nden "Legion d'honneur" nişanı verilmesi. Kaynak: Atatürk'ün Özlük Dosyası

1912 - 11 Mart 1912 Tarihinde Derne Kumandanlığı'na tayin edilmiştir.

1912 - Mustafa Kemal appointed Commander of Derne sector in Cyrenaica.

1905 - Atatürk'ün, Şam'da staj yapmakta olduğu süvari alayıyla beraber Dürzî harekâtını bastırmak üzere Havran'a gidişi (Atatürk burada 4 ay kalarak tekrar Şam'a dönmüştür. [Kocatürk]

ATATÜRKTODAY


DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:05   #12 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 12 Mart Atatürk Kronolojisi



1915
Çanakkale

Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal ve emrindeki subaylar.

1938 - Atatürk'ün, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Frank tarafından -davet üzerine- muayenesi.

Atatürk'ün, akşam Başbakan Celâl Bayar'ın evine gidişi, akşam yemeğini burada yemesi.

1937 - Atatürk'ün, saat 16.30'daTürk Dil Kurumu'na gelişi, dil çalışmalarına başkanlık yapışı, saat 23.00'de Çankaya'ya dönüşü.

1933 - Atatürk'ün, Erzurum'un kurtuluş günü nedeniyle İstanbul Halkevi'nde toplantı düzenleyen Erzurumlu gençlerin saygı ve bağlılık telgrafına cevabı: "Erzurum'un kurtuluşunun yıldönümünü ben de sizinle beraber kutlar, saygıdeğer halka hakkımda gösterdikleri sevgiden dolayı teşekkür ederim."

1931 - Atatürk'ün, Paris'te kurulan "Hitit Cemiyeti"nin Fahrî Başkanlığı'nı kabul etmesi.

1930 - Atatürk'ün, sabah Antalya'dan otomobille hareket ederek öğleyin Burdur'a gelişi, Valiliği ve Belediye'yi ziyareti, öğleden sonra Ankara'ya hareketi.

1928 - Atatürk'ün, "Le Matin" gazetesi muhabirine bir kısım basının sağlığı ve hastalığı hakkında kasıtlı yayını ile ilgili demeci: "...Ölüme doğru en çok atılanlardan biriyim. Kurşun ve gülle yağmuru altında birçok muharebelere iştirak ettim. Hatta ölüm bir defa kalbimin yanından sıyırarak geçti. Kalbimin üzerinde bir saat vardı ve bu saat mermi parçasının şiddetini kırdı. Sağlığım tamamen yerinde, kuvvetim de daha iyiye gitmekte. Ölmeye asla niyetim yok!"

1925 - Atatürk'ün, Çankaya'da İtalya Elçisi Montagna Giulio Cesare'ın güven mektubunu kabulü ve Elçi'nin söylevine cevap konuşması.

1922 - Atatürk'ün, Yakup Şevki Paşa ve Albay Kemalettin Sami Bey'le beraber sabah Aziziye'den hareketle Afyonkarahisar'ın kuzeyinde Derben köyüne gelişi, askerî kuvvetleri teftişini takiben Bolvadin'e gelişi ve geceyi burada geçirişi.

1921 - İstiklal Marşı'nın TBMM'de kabulü.

İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü.

Milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alınan ve 12 Mart 1921 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nce de resmen İstiklal Marşı olarak kabul edilen on kıtalık şiir Türk milletinin düşman işgaline uğradığı yıllarda, vatan sevgisi ve inancını ayakta tutmak için kaleme alınmıştır.

Ülkemizin en zor günlerini geçirdiği işgal yıllarında kaleme alınan ve milli birliğin sembolü olan İstiklâl Marşımızın kabulü yıldönümünde yurdun dört bir yanında etkinlikler yapılmaktadır.

1921 - The Turkish national anthem was adopted on this day in 1921 in Parliament. Today is also the day of commemoration of Mehmet Akif Ersoy (1873-1936), the national poet who wrote the anthem.

1921 - Londra Konferansı'nın sona erişi ve İtilaf Devletleri'nin barış önerisi. Londra Konferansı sonuçsuz kalarak dağıldı.

Bekir Sami Bey'le İtalyan Dışişleri Bakanı Siforza arasında Londra'da anlaşma imzalanması (TBMM tarafından kabul edilmemiştir.)

1921 - Ankara'da TBMM'de güftesini Mehmet Akif'in yazdığı ve daha sonra bestelenecek olan İstiklal Marşı kürsüden Hamdullah Suphi tarafından ayakta dinlendi ve alkışlar arasında kabul edildi.

Atatürk'ün, Papa 15. Benoit'in -Kardinal Gasparri aracılığıyla gönderdiği- 5 Şubat 1921 tarihli telgrafına cevabı:".. .Kardinal Gasparri, Kafkasya ve Anadolu Hristiyanları lehine isteklerinizi bana bildirdi. Cins ve mezhep ayırımı yapmaksızın bütün memleketimiz sakinlerinin güven ve refahını temin zorunluğu, insanlık hislerimizin ve yüce İslâm dininin bize emrettiği bir borçtur. Bu nedenle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin nüfuz ve hâkimiyetinin kapsadığı bölgelerin tümündeki Hristiyanların, tam bir huzurdan nimetlenmeleri için dün olduğu gibi bugün de her türlü önlem alınmıştır. Sınırlarımız içinde herhangi bir yabancı ordusunun kıyım ve yıkım yapmadığı yerlerde geçerli olan barış ve güvenlik, bu sözlerimizin reddedilemez bir delilidir." [Kocatürk]

1920 - Mustafa Kemal, İstanbul'un işgal edileceği yolunda alınan haberlere karşılık tutuklanmalar olabileceğini, buna direnilmesini, mebusların Ankara'ya gelmesini istedi.

1919 - Bahriye Nazırı Avni Paşa'nın, Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey'le beraber Atatürk'ü Şişli'deki evinde ziyareti (Görüşme esnasında Mehmet Ali Bey'in, "Paşa Hazretleri, bizimle işbirliği yapar mısınız?" sorusuna Atatürk'ün cevabı: "Niçin etmeyeyim; eğer siz memleketi bugün içine düşmüş olduğu badireden kurtarmaya azmetmiş insanlar iseniz..." Mehmet Ali Bey ayrılırken, ertesi gün için Atatürk'ü Cercle d'Orient'a öğle yemeğine davet etmiştir). (Kaynaklarda bu ziyaretin tarihi belirtilmemiştir. Ata ve i., s. 159'da bu tarih 23 Nisan 1919 olarak düşünülmüştür). [Kocatürk]

1918 - Erzurum'un Kurtuluşu.

1917 - Atatürk'ün, akşam saat 20.OO'de Şam'dan Diyarbakır'a dönüşü.

1917 - The United States declares war on Germany.

1916 - Atatürk'ün, 16. Kolordu'nun Edirne'den Diyarbakır'a kaydırılması üzerine, Edirne'den İstanbul'a hareketi.

1915 - Kitchener'in General Sir Ian Hamilton'a kara kuvvetlerinin kullanılması konusunda yönerge vermesi (Hamilton Fransız ve İngiliz Kara Kuvvetleri başkumandanlığına tayin edildi).

1915 - General Sir Ian Hamilton is appointed commander of the Mediterranean Expeditionary Force by the Secretary of State for War, Horatio Kitchener.

1912 - Türk Hava Kuvvetleri'nin kuruluşu

1910 Yılı Ocak ayında harbiye bakanı ve Genel Kurmay başkanı görevine gelen Mahmut Şevket Paşa'nın emri ve genel kurmay 2. Şubesinde görevli Kurmay Yarbay Süreyya Bey'in (İlmen) girişimleri üzerine 1911 yılı içerisinde pilot yetiştirme ve uçak alımı çalışmaları başlatıldı. 29 Haziran 1911 günü yapılan sınav sonucu belirlenen iki subay pilotaj öğrenimi için Fransa'ya gönderildiler. Aralık ayı içerisinde de Deperdussin firmasına iki uçak siparişi verildi. Bu uçaklar 12 Mart 1912 günü İstanbul'a geldiler aynı ay içerisinde Ayastefanos (bu günkü Yeşilköy) kuzeyinde hava meydanı ve uçuş okulu yeri saptanarak hangar yapımına başlandı. Fransız R.E.P firmasına dört uçak sipariş edildi ve yedi pilot adayı ile makinist-marangoz olarak yetiştirilecekler bu fabrikanın okuluna gönderildiler.
Kaynak: Yeni Sayfa 1

ATATÜRKTODAY


DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:06   #13 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 13 Mart Atatürk Kronolojisi


1915 Çanakkale Savaşı


1938 - Atatürk'ün, Çankaya'da özel hekimi Prof. Dr. Neşet Ömer İrdelp'i kabulü ve görüşmesi.

1937 - Atatürk'ün, I. Çekirdeksiz Üzüm Millî Kongresi'nin saygı ve bağlılık telgrafına cevabı: "İhracat ürünlerimiz arasında önemli bir yeri olan kuru üzümün standart tiplerini tespit için toplanan kongrenin yüksek hislerini bildiren telgrafı büyük memnuniyetle aldım. Teşekkür eder, değerli çalışmanızda verimli başarılar dilerim."

1930 - Atatürk'ün, Antalya'dan Ankara'ya dönüşü.

1926 - Atatürk'ün, Falih Rıfkı (Atay) ve Mahmut (Soydan) Beylere anlattığı hayatına dair hatıraların kısaltılmış şeklinin Milliyet gazetesinde yayımlanması: "...Büyüklük odur ki, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin, hiç kimseyi aldatmayacaksın, memleket için gerçek ülkü neyse onu görecek, o hedefe yürüyeceksin! Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır. İşte sen bunda mukavemeti yok eden olacaksın. Kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telâkki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine inanarak bu engelleri aşacaksın. Ondan sonra sana büyüksün derlerse, bunu diyenlere de güleceksin!"

Atatürk'ün, Çankaya'da Arnavutluk Elçisi Rauf Bey'in güven mektubunu kabulü ve Elçi'nin söylevine cevap konuşması.

1923 - Mustafa Kemal, Konya, Adana, Mersin ve Tarsus'u içine alan bir yurt gezisine çıktı.

Atatürk'ün, Latife Hanımla beraber Adana'ya gitmek üzere trenle Ankara'dan hareketi.

1922 - Atatürk'ün, rahatsızlığı sebebiyle günü yatakta istirahatle geçirmesi.

1919 - Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey'in, Cercle d'Orient'da Atatürk'e öğle yemeği vermesi (Bu yemekte Bahriye Nazırı Avni Paşa da bulunmuştur). [Kocatürk]

Kazım Karabekir Erzurum'daki 9.Ordu Komutanlığı'na atandı.

1917 - Atatürk'ün, 2. Ordu birliklerine yazısı: "...Allah'ın yardımı ve beni seven kalplerin sevgi ve güvenine dayanarak başarılı olacağımıza tam bir inançla 2. Ordu'nun emir ve komutasını üzerime aldım. Sayın komutan ve bütün kahraman silâh arkadaşlarımı saygı ve samimiyetle selâmlarım."

Atatürk'ün, 2. Ordu bölgesindeki vali ve mutasarrıflarla Diyarbakır Posta ve Telgraf Başmüdürlüğü'ne yazısı: "Allah'ın izniyle Diyarbakır'a gelerek 2. Ordu'nun emir ve komutasını üzerime aldım. Öteden beri olduğu gibi ordunun başarısına ait olan yardımlarınızın devamını temenni ile en samimi saygılarımı tekrar ederim." [Kocatürk]

1916 - 13 Mart 1916 Anafartalar'daki hidemat-ı hasenesinden dolayı iki sene seferi kıdem zammı ita kılınmıştır.
Kaynak: Atatürk'ün Özlük Dosyası

1915 - Atatürk'ün, 19. Tümen birliklerine yazısı: "ilk fırsat çıktığında, bütün subay arkadaşlarımın en büyük taltiflere hak kazanacak kahramanlıklar göstereceklerine inanıyorum."

1915 - Dardanelles: Abortive attempt to sweep mines from Dardanelles channel.

Commodore Roger Keyes attempts another night-time minesweeping operation with the British battleship Canopus.

1914 - Atatürk'ün, Sofya'dan Madam Corinne'e Fransızca mektubu: "Yarbaylığa yükselişim münasebetiyle yolladığımız çok sevimli tebrikler beni derinden derine duygulandırdı. Son zamanlarda Sofya, Belgrad ve Petinya ataşemiliterliklerine atanmam üzerine son derece meşguldüm." [Kocatürk]

1899 - Atatürk'ün Kara Harp Okulu'na öğrenci olarak girişi (13 Mart 1899). Mustafa Kemal'in Harbiye'ye adımını attığı ilk gün.

Mustafa Kemal'in Manastır Askeri İdadisi'ni bitirerek, İstanbul'da Harp Okuluna girişi.
Atatürk'ün okul numarası: 1283.

Atatürk'ün, İstanbul'da Harp Okulu'nun piyade sınıfına yazılışı.
Genç Mustafa Kemal, Manastır Askerî İdadîsi'ni bitirdikten sonra İstanbul'a gelerek Harp Okulu'na girdi ve 3 senelik başarılı bir öğrenimden sonra bu okulu bitirerek Harp Akademisi'ne devam etti. [Kocatürk]

1899 - Mustafa Kemal enters infantry class of War College in Istanbul.


ATATÜRKTODAY



DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:07   #14 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 14 Mart Atatürk Kronolojisi



1915 Çanakkale
Anafartalar Grubu Komutanı Kur. Alb. Mustafa Kemal ve emrindeki subaylar

1933 - Atatürk'ün, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt'e göreve başlaması nedeniyle tebrik telgrafı.

Atatürk'ün, öğleden sonra otomobille şehirde bir gezinti yapması.

1932 - Atatürk'ün, akşamüstü Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'ne gelişi, bir süre kaldıktan sonra Çankaya'ya dönüşü.

1926 - Atatürk'ün, Falih Rıfkı (Atay) ve Mahmut (Soydan) Beylere anlattığı hayatına ait hatıraların ilk tefrikasının Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanması: "Ben harbin müttefiklerimiz için iyi netice vereceğine inanmıyordum. Fakat olupbittiden sonra bulunduğum cephelerde harbi başarıya ulaştırmaya çalıştım. Başka cephelerde ise sanki aksine müsabaka vardı."

1925 - T.B.M.M.'de 9 Şubat'ta vurulan Kars mebusu Halit Paşa öldü (tartıştığı Afyon mebusu Ali Bey Çetinkaya tarafından T.B.M.M.'de vuruldu).

Atatürk'ün, Belçika Elçisi Baron Jean de Villenfagne'nin güven mektubunu kabulü ve Elçi'nin söylevine cevap konuşması.

1923 - Atatürk'ün, trenle Konya'dan geçişi ve istasyonda karşılanışını takiben Adana'ya hareketi.

1922 - Atatürk'ün, saat 11.00'de trenle Bolvadin'den Akşehir'e hareketi, Çay istasyonunda trende Ali İhsan Paşa ile görüşmesi, saat 14.20'de Akşehir'e gelişi.

1921 - Koçkiri Ayaklanması büyüdü. İsyanı bastırmak için görevlendirilen Nurettin Paşa, fesat çıkaranların şiddetle cezalandırılacağını bildirdi.

Doğu Cephesi'nde milli kuvvetlerin Ahılkelek'i ele geçirmesi.

Atatürk'ün, "Seferberlik ve cephe zamları hakkındaki kanun" münasebetiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde konuşması: "...Umumî Karargâhtan başlayarak ta süngüsünü düşmana yöneltmiş erlere kadar cephe zammı vermek lâzımdır."

1919 - Atatürk'ün, Hukuk-u Beşer gazetesinde ordu kumandanlarını suçlayan bir yazı yayımlanması sebebiyle Harbiye Nezareti'ne yazısı: "...Vatan ve millet için temiz ve masum duygularla ve her türlü mahrumiyet ve müşkilât içinde namus vazifesini hakkıyla yapan Osmanlı ordularını haydut ve aynı mahrumiyet ve müşkilâta maruz ve yegâne dayanağı namus ve haysiyetinden ibaret olan adı geçen ordular komutanlarını sefil ve haydutbaşılıkla nitelemek ve teşhir etmek ne büyük ahlâksızlık ve ne sefil vicdansızlıktır. Osmanlı ordularını, onun namuslu komutanlarını bu suretle teşhir edebilmek kabiliyeti, ancak vatan ve milletin çöküşünü ve yok olmasını arzu eden bir alçakta bulunabilir."

1916 - Atatürk'ün, beraberinde Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey olmak üzere, Harbiye Nezareti'nde Doğu cephesindeki yeni göreviyle ilgili temaslarda bulunması, daha sonra Akaretler'deki evine gelişi.

1915 - Atatürk'ün, 19. Tümen Kurmay Başkanlığı'na atanan Binbaşı İzzettin (Çalışlar) Bey'e, Edirne'den gelişini beklediğini bildiren telgrafı.

1914 - Osmanlı-Sırbistan İstanbul Barış Antlaşması.
Osmanlı Devleti'nin, Balkan Savaşı sonunda Sırbistan'la İstanbul Antlaşması'nı imzalaması.

1909 - Kamil Paşa kabinesi düşürüldü.

ATATÜRKTODAY


__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:08   #15 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 15 Mart Atatürk Kronolojisi



15 – 17 Mart 1923
Gazi Mustafa Kemal, eşi Latife Hanım’la Adana’da


1938 - Atatürk'ün, Başbakan Celâl Bayar'ı kabulü ve onun yabancı hekim getirilmesi isteğini tekrarlaması üzerine cevabı: "Çocuk, ne yapacaksan çabuk yap; ben hastayım!" [Kocatürk]

1937 - Atatürk'ün, Çankaya'da Japon Büyükelçisi Toshihiko Taketomi'nin güven mektubunu kabulü.

1936 - Atatürk'ün, akşamüzeri İsmet İnönü'nün köşküne gidişi, akşam Çankaya'ya dönüşü.

1934 - Atatürk'ün, akşam Ankara Halkevi'nde Meclis Başkanı Kâzım (Özalp) Paşa'nın kızının düğününü şereflendirmesi.

1932 - Atatürk'ün, akşamüzeri Kılıç Ali Bey'in, daha sonra Şükrü Kaya Bey'in evlerine uğrayışı, geç saatlerde Çankaya'ya dönüşü.

1931 - Yeni Avukatlık Kanunu TBMM’de kabul edildi.

Atatürk'ün, Ankara'da Türkiye İş Bankası Merkezi'ni ziyareti ve incelemeleri.

1923 - Atatürk'ün, Lâtife Hanımla beraber Adana'ya gelişi ve Türkocağı'nda konuşması "...Efendiler, bende bu olayların ilk girişim hissi bu memlekette, bu güzel Adana'da olmuştur. Bilirsiniz ki Suriye felâketinden sonra ben, Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığı'nı almak üzere buraya gelmiştim. O zaman burada bütün memleketin, bütün milletin nasıl bir geleceğe sürüklenmekte olduğunu görmüştüm. Buna engel olabilmek için derhal girişimde bulunmuştum. Fakat, girişimimi o zaman için sonuca götürmek mümkün olamadı."

Atatürk'ün, Adana Türkocağı hatıra defterine yazdıkları: "Bu ocağın ateşi çok, pek çok eskidir. Onu, asırlarca, söndürmeye çalışmaktan uzak kalmadılar. Fakat buna her girişenin ocağı söndü."

Atatürk'ün, Adana Belediyesi'nin şerefine verdiği ziyafette konuşması: "Düşmanlarımızın hakkımızda uzun asırlarla yoğunlaşan hislerini yalnız bugünkü hadiseler ile silebileceğimizi zannetmek, gerçeği ifade etmek olmaz. Biz bunu zaferlerle değil, ancak bugünkü ilerlemeyi kabul, bugünkü bilimin ve uygarlığın istediği hususların hepsine başvurmak ve bütün uygar milletlerin kültür seviyelerine gerçekten erişmekle yapacağız." [Kocatürk]

1922 - Atatürk'ün, Akşehir'de Batı Cephesi Karargâhı'na gidişi, öğle ve akşam yemeklerini İsmet Paşa ile yemesi.

Bulgaristan Savunma eski Bakanlarından General Kleman Boyaciyef'in, Viyana yakınlarında Baden'den Atatürk'e mektubu: "Elde edeceğiniz başarılar sayesinde zulüm görmüş bütün milletlerin zorla alınmış haklarının geri verileceği zamanın geleceğini ümit ediyorum. Galibiyet tacıyla taçlanacak olan kahraman ordunuz, böylece yalnız vatanınıza değil, ortak düşmanlarımızın her gün artan zulümleri altında inlemekte olan Doğu'ya, barış ve kurtuluş nimetlerini geri vermiş ve temin etmiş olacaktır."

1921 - Talât Paşa'nın, Berlin'de bir Ermeni tarafından vurularak şehit edilmesi.

İttihat ve Terakki'nin önderlerinde Talat Paşa Berlin'de Ermeni bir genç tarafından öldürüldü.

1920 - İngilizler, İstanbul'da yüz elli Türk aydınını tutukladı.

1920 - İtilaf Devletleri'nin İstanbul'da sivil ve asker 150 Türk aydınını tutuklamaları.

Türkiye'deki genel durum hakkında İtilaf Devletlerinin gizli raporu:

"...Bütün politik kuvvet, milliyetçi liderdedir. Halkın çoğunluğu savaşlardan yorgundur. Bununla birlikte vatanlarını korumak için müthiş bir şekilde savaşacaklardır. Bütün ordu birlikleri milliyetçilerle birleşmişlerdir."

İtilaf Kuvvetleri komutanı general Winson'un İstanbul'daki durum hakkında raporu:

"Meclis-i Milli'nin Anadolu'ya kaçması beklenebilir."

1916 - Atatürk'ün, Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey ve diğer Karargâh mensuplarıyla beraber, Diyarbakır'daki görevine gitmek üzere saat 16.30'da Haydarpaşa'dan trenle hareketi.

1916 - Avusturya-Macaristan'ın Portekiz'e savaş açması.

ATATÜRKTODAY



DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:09   #16 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 16 Mart Atatürk Kronolojisi



16 Mart 1923
T.B.M.M. Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Adana'da



2. Ordu Komutanı Mustafa Kemal, Diyarbakır'da karargah binasının kapısında (1917)

1937 - Atatürk'ün, Çankaya'da İngiltere Büyükelçisi Percy Loraine ve Mısır Büyükelçisi Mofty El-Gazaerly'i kabulü.

1936 - Atatürk'ün, Çankaya'da Amerika Büyükelçisi Mac Murray'ı Kabulü.

1933 - Atatürk'ün, gece Çankaya'da film izlemesi.

1923 - Atatürk'ün, Adana Türkocağı'nda çiftçiler tarafından şerefine verilen ziyafette konuşması: "...Eğer milletimizin büyük ekseriyeti çiftçi olmasaydı, biz bugün dünya yüzünde bulunmayacaktık."

Atatürk'ün, Adana Türkocağı'nda tertiplenen Esnaf Cemiyeti çayında konuşması: "...Bir milleti yaşatmak için birtakım temeller lâzımdır ve bilirsiniz ki bu temellerin en önemlilerinden biri sanattır. Bir millet sanattan ve sanatkârdan mahrumsa, tam bir hayata sahip olamaz. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş olur." [Kocatürk]

1922 - İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Curzon Londra'da önce İstanbul hükümetinin temsilcisi Ahmet İzzet Paşa ve ardından Ankara hükümetinin Hariciye Nazırı Yusuf Kemal Bey'le ayrı ayrı görüştü.

İstanbul Hükümeti Hariciye Nazırı Ahmet Paşa ve Ankara Hükümeti Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey'in Londra'da Lord Kurzon ile ayrı ayrı görüşmesi.

1921 - Moskova Anlaşması.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile Sovyet Rusya arasında "Moskova Antlaşması"nın imzalanması.

Sovyetler Birliği ile Ankara Hükümeti arasında Dostluk ve Yardımlaşma Antlaşması imzalandı. Sovyetler bu antlaşmaya göre Misak-ı Milli'yi tanıyarak, Ankara'daki hükümete her yıl 10 milyon ruble altın vermeyi taahhüt etti.

Bekir Sami Bey'in, Londra Konferansı'nın 12 Mart 1921 tarihli son toplantısında İtilâf Devletleri temsilcilerinin Türk heyetine sundukları teklifler hakkında, Londra'dan Atatürk'e raporu.

1921 - Treaty of Moscow with Soviet Union.

Treaty on Friendship and Brotherhood signed between Kemalists and Bolshevik regime in Soviet Russia (followed by Ankara and Kars treaties).

1920 - İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi.

İngiliz, Fransız ve İtalyan komiserlerden oluşan heyet Sadrazam Salih Paşa'ya bir nota vererek, İstanbul'un İtilaf devletleri tarafından işgal edildiğini bildirdi. Şehzadebaşı karakolunu basan işgal güçleri haberleşmeye elkoyarak altı askeri öldürdü. Bu sırada telgraf memuru Manastırlı Hamdi Bey, hareketi anında Ankara'ya bildirdi. Padişaha giden Rauf Bey ve mebuslar, milletin mücadeleye kararlı olduğunu dile getirdi. Ankara işgali tüm Anadolu'ya bildirdi. Erzurum'da Rawlinson "halkın galeyana gelmesinden korkularak, can güvenliği gerekçesiyle" tutuklandı. İngiliz Kontrol Bürosu'ndaki İngiliz bayrağı indirildi.

Meclis basıldı, bazı milletvekilleri tutuklandı ve Malta Adası'na sürüldü.
Mustafa Kemal, durumu bütün devletler ve Millet Meclisleri nezdinde protesto etti.
Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçildi.
* Yabancı Devletlere Yaptığım Protesto (Nutuk)

Manastırlı Hamdi Efendi adlı bir telgraf memurunun, İtilâf Devletleri tarafından İstanbul'un fiilen işgal edildiğini Atatürk'e bildirmesi. İşgal kuvvetlerinin bildirisi nedeniyle Atatürk'ün valilere, komutanlara ve Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti şubelerine genelgesi: "Bu sabah 16 Mart 1920, İngilizler İstanbul'da Şehzadebaşı Karakolu'nu basarak altı erimizi şehit ve onbeş eri yaraladıktan sonra, bu karakolu ve bir yandan da Harbiye Nezareti'ni ve Tophane'yi ve bütün telgrafhaneleri ele geçirerek başkentin Anadolu ile bağlantısını kesmişlerdir."

Atatürk'ün İstanbul'un işgali nedeniyle yabancı devlet temsilcilerine, Dışişleri Bakanlıklarına ve Millet Meclislerine protesto göndermesi: "Osmanlı milletinin siyasî egemenlik ve hürriyetine indirilen bu son darbe, hayat ve varlığını ne pahasına olursa olsun savunmaya karar vermiş olan biz Osmanlılardan ziyade, yirminci uygarlık ve insaniyet asrının mukaddes saydığı bütün esaslara, hürriyet, milliyet, vatan duyguları gibi bugünün insan topluluğuna esas olan bütün ilkelere ve bu ilkeleri oluşturan insanlığın umumî vicdanına yöneliktir!"

Atatürk'ün. İstanbul'un işgali nedeniyle millete bildirgesi: "...Bugün, İstanbul'u zorla işgal etmek suretiyle Osmanlı Devleti'nin, yediyüz senelik hayat ve egemenliğine son verildi. Yani, bugün Türk milleti, uygar kabiliyetinin, yaşama ve bağımsızlık hakkının ve bütün geleceğinin savunmasına davet edildi!"

Atatürk'ün, İstanbul'un işgali üzerine Geyve Boğazının ve Geyve santralının işgalini. Ankara-Pozantı arasındaki tren hattına el konularak bu hat boyundaki İtilâf kuvvetlerinin silâhları alınarak tutuklanmalarını, ayrıca Konya'daki tren hattına da el konulmasını bildiren emri. [Kocatürk]

1920 - İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgali üzerine, Mustafa Kemal'in durumu bütün devletlere ve millet meclislerine protesto etmesi ve Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama teşebbüsüne geçmesi.

İngilizlerin İstanbul'da Şehzadebaşı karakolunu basarak, 6 Türk erini şehit etmeleri.

Manastırlı Hamdi Efendi isimli bir telgraf memurunun İstanbul'un işgal edildiğini Mustafa Kemal Paşa'ya bildirmesi. İstanbul'un işgali dolayısıyla Mustafa Kemal Paşa'nın millete beyannamesi: "...Bugün İstanbul'u zorla işgal etmek suretiyle, Osmanlı Devleti'nin 700 senelik hayat ve hakimiyetine son verildi. Yani, bugün Türk Milleti medeni kabiliyetinin, hayat ve istiklal hakkının ve bütün istikbalinin müdafaasına davet edildi."

Meclisi Mebusan'ın akşam oturumunda, İngiliz askerlerinin Rauf ve Kara Vasıf beyleri tutuklamaları.

1920 - Orgeneral Cevat ÇOBANLI (1871-1938) İstanbul'da doğdu.1891'de Harp Okulunu, 1894'te de Harp Akademisini bitirdi. Trablusgarp, Balkan ve I. Dünya Savaşları'nda görev aldı. Çanakkale Deniz Muharebeleri'nde üstün başarı kazandı. Harbiye Nazırlığı (1918), Genelkurmay Başkanlığı (1919) görevlerinde bulundu. 16 Mart 1920'de İstanbul işgal edilince tutuklanarak Malta'ya sürüldü. 1921 yılında yurda dönünce, Elcezire Cephesi Komutanı olarak İstiklal Savaşı'na katıldı. Büyük Zafer'den sonra bir süre 3'ncü Ordu Komutanlığı yaptı. 1923-1924 yılları arasında Elazığ Milletvekili olarak TBMM'de görev aldı. Orgeneral rütbesine yükseldi (1926). Askerî Şura Üyeliği, Generaller Askerî Mahkemesi Başkanlığı görevlerinden sonra 1935 yılında emekliye ayrıldı. İstanbul'da öldü.
Ref: TSK Katalog ATATÜRK VE KURTULUŞ SAVAŞI MÜZESİ

1920 - British troops complete occupation of Istanbul. Istanbul under Allied military control.

Ataturk sends a protest to all foreign representatives in the country and to their parliaments.

1917 - Mustafa Kemal'in Diyarbakır'daki II. Ordu Komutanlığına asil olarak atanması.

Atatürk'ün, asaleten 2. Ordu Komutanlığı'na atanması (Bu tarih. i.A., s.805; A.B.İ.B.T.B.H., s.240'da 18 Mart 1917 olarak gösterilmiştir). [Kocatürk]

1916 - Atatürk'ün, Diyarbakır'daki görevine gitmek üzere İstanbul'dan ayrılışı.

Diyarbakır'a gitmekte olan Atatürk'ün, trenle öğle üzeri Eskişehir'e gelişi ve öğle yemeğini Kurmay Başkanı İzzettin Bey'le beraber Eskişehir istasyonunda yemesi.

1915 - Amiral Carden sinirleri bozulduğu için görevden ayrıldı yerine Amiral John de Robeck atandı.

1915 - Admiral Carden, commander of the Allied fleet, resigns due to nervous strain.
Vice-Admiral de Robeck takes command.


ATATÜRKTODAY



DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:10   #17 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 17 Mart Atatürk Kronolojisi



17 Mart 1923
T.B.M.M. Başkanı Gazi Mustafa Kemal, Mersin Millet Bahçesi'nde halkla konuşurken

1937 - Atatürk'ün, Çankaya'da Romanya Dışişleri Bakanı Antonesco'yu kabulü.

Atatürk'ün, gece Romanya Dışişleri Bakanı Antonesco şerefine Ankara Palasla verilen ziyafette konuşması: "...Milletler gam ve keder bilmemelidir. Şeflerin vazifesi, hayatı neşe ve şevkle karşılamak hususunda milletlerine yok gös*termektir! Bütün insanlığın varlığını kendi şahıslarında gören adamlar mutsuzdur. Herhangi bir şahsın, yaşadıkça memnun ve mesut olması için lâzım gelen şey, kendisi için değil, kendisinden sonra gelecekler için çalışmaktır. Hayatta tam zevk ve mutluluk, ancak gelecek nesillerin şerefi, varlığı, mutluluğu için çalışmakta bulunabilir."

1935 - Atatürk'ün, gece Karpiç'e gidişi, geç saatlerde Çankaya'ya dönüşü.

1933 - Atatürk'ün, gece Çankaya'da film izlemesi.

1923 - Atatürk'ün, Lâtife Hanımla beraber Adana'dan hareketle Mersin'e gelişi, Hükümet Konağı'nı, Belediye'yi, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni ziyareti ve Millet Bahçesi'nde -Türkocağı'nın tertiplediği- toplantıda konuşması: "...Gerçek refah ve mutluluğa sahip olabilmek için, asıl bundan sonra çalışmak lâzımdır. Sizin için, zafer ve ilerleme sahası iktisadiyatta, ticarettedir. Bunu takdir ediyorsanız, çok çalışmaya mecbursunuz."

Atatürk'ün, Lâtife Hanım'la beraber akşam Mersin'den Tarsus'a gelişi ve geceyi burada geçirişi.

1922 - Atatürk'ün, beraberinde İsmet Paşa olduğu halde Tayyare Bölüğü'nü teftişi, Fazıl Bey ve diğer bir pilotun uçuşlarını izlemesi.

1921 (17-18) - Gürcü Hükümeti'nin Batum'u terk etmesi ve Albay Kazım Bey'in Batum Mutasarrıfı olarak göreve başlaması.

1920 - Atatürk'ün, İstanbul'un işgali nedeniyle İslâm âlemine bildirgesi: "...Bu onur kırma ve tecavüz darbesinin düşmanlar tarafından tahmin edildiği gibi maneviyatı bozmak değil, belki bütün şiddetiyle mucizeler gösterecek bir kabiliyeti geliştirmek neticesini doğuracağına şüphemiz yoktur!"

Mustafa Kemal, tüm devletlere ve Millet Meclislerine, ve İslâm dünyasına bir bildiri yayınlayarak, milli hareketin desteklenmesini istedi. (Yabancı Devletlere Yaptığım Protesto - Nutuk)

1920 (16-17) - Atatürk'ün, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkez Heyetlerine bildirisi: "İçinde bulunduğumuz olağanüstü durumun ne derecelerde sağduyu ve birliği gerektirdiği açıktır. Merkez Heyetlerimizin bir taraftan milleti düşünce ve amaç birliğine yönelterek en alt düzeydeki insanlara kadar, giriştiğimiz mücadelenin kutsallığını ve haklılığını duyurmaları, diğer yandan bulundukları yerlerin askerî ve sivil yöneticileriyle bütün işlerde birlikte hareket etmeleri kesinlikle gereklidir."

1920 - Atatürk'ün, İstanbul ile resmî ve hususî bütün telgraf haberleşmelerinin ve telgraf memurlarının kendiliklerinden gizli yazışmalarının yasaklandığına dair bütün illere, kolordu komutanlıklarına, müstakil livalara, Posta ve Telgraf Başmüdürlüklerine genelgesi: "...Özellikle İstanbul'dan düşman bildirilerini alıp Anadolu içine yayanlar ve Anadolu haberleşmelerini İstanbul'a verenler casus kabul edilerek, bu hareketlerinin gerçekleşmesi halinde derhal ve şiddetle cezalandırılacaklardır."

Kastamonu Valisi Cemal Bey'in Atatürk'e telgrafı: "...Bugünden itibaren Kastamonu Vilâyeti'nin, Heyet-i Temsiliye'yi hükümet merkezi sayarak emirlerine girdiğini ve alacağı her emri tereddütsüz yapacağını arz ederim!" [Kocatürk]

İngilizler, Eskişehir ve Afyon'dan çekildiler. (24 Nisan'da Şile'ye asker çıkardılar)

1919 - İzmir'de Müdafaa-ı Hukuk-ı Osmaniye Cemiyeti'nin kongresi başladı.

1916 - Diyarbakır'a gitmekte olan Atatürk'ün, trenle öğleyin Konya'ya gelişi, öğle yemeğini Kurmay Başkanı İzzettin Bey'le beraber Konya istasyonundaki Bağdat Oteli'nde yemesi.

ATATÜRKTODAY


__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:11   #18 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 18 Mart Atatürk Kronolojisi


18 Mart 1923
Atatürk, Tarsus'ta Çağlayan Bahçesi'nde
Ataturk during a visit to Tarsus on March 18 1923

1936 - Atatürk'ün, akşamüzeri ismet İnönü'yle beraber Gazi Orman Çiftliği'ne gidişi, akşam Çankaya'ya dönüşü.

1934 - İçişleri Bakanı Şükrü Kaya'nın, Çanakkale şehitleri için yapılan törende, hayatlarını kaybeden diğer millet askerlerine de hitap edilmek üzere Atatürk'ün yazdırdığı söylevi okuması: "...Bu memleketin topraklan üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada bir dost vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler, mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz, evlâtlarınız bizim bağrımızdadır. Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar, bu toprakta canlarını verdikten sonra, artık bizin evlâtlarımız olmuşlardır." (Kaynaklarda bu olayın yılı belirtilmesine rağmen ayı ve günü gösterilmemiştir. 1934 yılına ait gazetelerde de -Şükrü Kaya'nın başka bir görevle Gelibolu'ya gidişi dışında- açıklayıcı bir bilgi bulunmamaktadır. Biz gerçek tarih tespit edilinceye kadar bu konuşma tarihini ihtiyatla- 18 Mart 1934 olarak kabul ediyoruz). [Kocatürk]

1923 - Atatürk'ün, Tarsus Çiftçiler Yurdumda konuşması: "...Memleketimiz şu iki şeyin memleketidir; biri çiftçi, diğeri asker. Biz çok iyi çiftçi ve çok iyi asker yetiştiren bir milletiz, iyi çiftçi yetiştirdik; çünkü topraklarımız çoktur. İyi asker yetiştirdik; çünkü o topraklara kasteden düşmanlar fazladır."

Atatürk'ün, Tarsus Gençlik Yurdu'nda konuşması: "...Muhterem gençler, hayat mücadeleden ibarettir. Hayatta yalnız iki şey vardır: Galip olmak, mağlup olmak. Size, Türk gençliğine bıraktığımız vicdanî emanet, yalnız ve daima galip olmaktır ve eminim daima galip olacaksınız!"

1922 - Atatürk'ün, Akşehir'de, posta ile gelen İstanbul ve Avrupa gazetelerini okuması.

1921 (17-18) - Gürcü Hükümeti'nin Batum'u terk etmesi ve Albay Kazım Bey'in Batum Mutasarrıfı olarak göreve başlaması.

Diyarbakır'a gelen Şeyh Sunusî'nin, Atatürk'e teşekkür telgrafı: "Salimen Diyarbakır'a vardım."

Ermeni Misak Torlakyan, Azerbaycan İçişleri Bakanı Cevanşir Han'ı, Tepebaşı'ndaki Pera Palas Oteli önünde öldürdü.

1920 - Meclis-i Mebusan'ın son toplantısını yaparak çalışmalarına ara verme kararı.

Meclis-i Mebusan, bir kapanış toplantısı yaparak ebediyen faaliyetlerine son verdi.

Meclis-i Mebusan reisi Celalettin Arif, Halide Edip (Adıvar), Dr. Adnan (Adıvar) ve Çerkez Reşit gibi kişiler ise kılık değiştirerek, Anadolu'ya kaçmaya başladı.

Atatürk'ün, komutanlara Ankara'da bir meclis toplanması hakkında acele görüş isteyen telgrafı: "...Görüşünüzü makine başında bekliyoruz. Bu konuda acele karar vermek ve hemen gereğine başlamak zorunluğunu hissediyoruz." [Kocatürk]

İngilizler tarafından tutuklanan 30 kadar Türkün İstanbul'dan Malta'ya gönderilmesi.
İngilizler aralarında Rauf Bey, eski Harbiye nazırı Mersinli Cemal Paşa, Çürüksulu Mahmut Paşa, Esat Paşa, Galatalı Şevket, Vasıf Bey ve Numan Usta gibi kişilerin olduğu mebusları bir gemi ile Malta'ya götürdü.

Balıkesir'de, Kastamonu'da, İstanbul'un işgalini protesto mitingleri yapıldı.

1920 - Ottoman parliament adjourns.

1917 - Mustafa Kemal, Diyarbakır'daki 2. Ordu Komutanlığı'na asil olarak atanması.

1917 - Mustafa Kemal is appointed Commander of the 2nd Army. Meets with Colonel İsmet (later İnönü), Chief of Staff of the 2nd Army.

1916 - Diyarbakır'a gitmekte olan Atatürk'ün, trenle sabah Pozantı'ya gelişi, trenin saat 11.00'de Pozantı'dan hareketi, saat 17.00'de Gülek istasyonuna gelişi, burada diğer bir trene aktarma yaparak saat 18.20'de Mamure'ye hareketi ve 18/19 Mart gecesi saat 01.00'de Mamure'ye gelişi.

1915 - Çanakkale Boğazı'nı geçmeye teşebbüs eden Amiral J. de Robeck komutasındaki İngiliz ve Fransız donanmalarının, ağır zayiat vererek başarısız kalışı (Düşman donanması 7 saat süreyle tüm boğaz tahkimatını ateş altına almışsa da, bu girişim, kıyı topçusunun etkili karşı ateşi sayesinde sonuçsuz kalmıştır. Bugünkü deniz savaşında Nusret mayın gemisinin döşediği mayınlar düşman donanmasına ağır kayıplar verdirmiştir).

Atatürk'ün, Maydos (Eceabat)'a gelen Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa ile -Seddülbahir kıyı bölgesinin korunmasında aldığı önlemleri göstermek üzere- Kirte'ye gidişi, daha sonra tekrar Maydos'a dönüşleri (Kirte'de iken düşman donanmasının boğaz girişini ateş altına aldığını görmüşlerdir).


18 Mart 1915 - Çanakkale Deniz Zaferi ve Şehitleri Anma Günü


İngiliz-Fransız Donanması'nın Boğaz'a hücumu, ağır kayıplarla geri çekilmesi.

Çanakkale Boğazı'nı geçme girişiminde bulunan İngiliz ve Fransız donanmalarının, ağır kayıplar vererek başarısız kalışı.

ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞLARI
(19-ŞUBAT 1915 18 MART 1915)

I. Dünya Savaşı'nda çarpışmaların ve kahramanlıkların en üst düzeyde gösterildiği Çanakkale Cephesi Savaşları Türk ve Dünya tarihleri arasında önemi yadsınamayacak bir yere sahiptir.Kuşkusuz tarihte hiçbir cephe Çanakkale Cephesi gibi dünya tarihinin akışını değiştirmemiştir.Bağımsız Türk Cumhuriyeti'nin kurulmasının temel taşlarından birini teşkil eden ayrıca Emperyalizme karşı verilen bu üstün direnişin tarihi Türk milletinin cesareti sayesinde zaferle sonuçlanmıştır.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞINDA

ÇANAKKALE CEPHESİ VE DENİZ SAVAŞLARI

(19 ŞUBAT 1915-18 MART 1915)

Birinci Dünya Savaşı, 19. yüzyıl ile 20. yüzyılın başlarında meydana gelen olay ve gelişmelerin bir sonucudur. Bu bakımdan sebeplerini bu dönemde aramak gerekir.

Birinci Dünya Savaşı, Avrupa'da dört merkezi devlete karşı, Avrupa ve diğer kıtalarda bulunan yirmi beş devletin giriştiği, o tarihe kadar görülmemiş ilk dünya savaşıdır. I. Dünya Savaşı Avrupa'da ittifak ve merkezi devletler diye adlandırılan Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı Devleti ile itilaf devletleri diye adlandırılan İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya, Yunanistan, Sırbistan, Karadağ, Belçika, Portekiz, Romanya, A.B.D, Brezilya vb. meydana gelmiştir.

I. Dünya savaşının genel ve özel olmak üzere iki nedeni vardır.

a) GENEL NEDENLER:
Fransız ihtilalinin getirdiği yeni anlayış ve görüşler siyasi ve sosyal hayatta büyük
değişiklikler yapmıştı. Milliyetçilik düşüncesi özellikle 20. yüzyılın başlarında etkisini göstermiştir. 1815 yılında Viyana Kongresi ile Avrupa'ya yeni statü getirilmiş ve buna göre de güçler dengesi kurulmuştu. Özellikle 1870 Sedan Savaşı ile Alman ve İtalyan birliklerinin kurulması ve bu devletlerin girişimlerde bulunmaları Viyana Kongresi statüsünü ve güçler dengesini büyük ölçüde değiştirmiştir.

19. yüzyıl içinde önem kazanmış diğer bir gelişmede sanayileşmedir. Sanayileşme sonuç olarak sömür geliciliği doğurmuş, büyük devletlerin çıkar çatışmaları Afrika, ve Uzakdoğu'ya kadar yayılmıştır. Hammadde ve Pazar arayışı hızlanmış, bütün devletler sömürge yarışına girmiştir. Bazı devletlerin siyasi birliklerini geç kurmaları blokları ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bloklar hızla silahlanarak yeni bir savaşın şartlarını hazırlamıştır.

b) ÖZEL NEDENLER:
Devletlerin izledikleri politikalar ve çeşitli çıkarlar özellikle bu devletleri karşı karşıya
getirmiştir. Rekabet ittifak ve itilaf devletleri arasında meydana gelmiştir. Savaş öncesi devletlerin durumuna bakıldığında ;

Almanya:
Siyasal birliklerini kurduktan sonra (1871) ekonomisinde büyük bir canlanma meydana gelmiştir. Biriliğini geç kurduğundan dolayı sömürgeciliği geç başlamıştır. Özellikle İngiltere ile rekabete girişmiştir.

İngiltere:
Almanya'nın siyasal ve ekonomik açıdan güçlenmesinden rahatsız olmuştur. Kendisine rakip olabilecek güçlerden kurtulmayı istemektedir. Buna karşı deniz kuvvetlerini arttırmıştır.

Fransa:
1870 Sedan Savaşı ile Almanya'ya kaptırdığı Alsance-Loren bölgelerini geri almak istemektedir. Bundan dolayı Almanya'ya karşı bir düşmanlık içindedir.

Rusya:
Rusya, Panislavizm'i gerçekleştirme amacındadır.

İtalya:
Sömürgecilikte geri kalmıştır. Amacı yeni sömürgeler ele geçirmektir.

Avusturya-Macaristan:
En büyük tehlikesi Rusya'dır. Panislavizm'e karşı mücadele etmiştir.

SAVAŞIN BAŞLAMASI:
Avusturya BÜYÜK Sırbistan'ı kurmak isteyenlere gücünü göstermek üzere 1914 yılı Haziran ayında Bosna da bir manevra yapmaya karar vermiştir. Buna katılmak üzere veliaht Ferdinant da Saray Bosna'ya gelmiştir. Ancak veliaht 28 haziran 1914 günü bir Sırplı tarafından öldürülür. Buda I. Dünya savaşına yol açan olayın başlangıcı olur. Avusturya bu olaya Sırbistan'a savaş açarak karşılık verir. Bunun üzerine Almanya, Avusturya-Macaristan'ın, Rusya da Sırbistan'ın yanında yer alır. Böylece savaş kısa bir zaman içinde bütün Avrupa'yı etkilemiştir.

I. Dünya savaşına Osmanlı Devletinin Almanya'nın yanında girmesinin nedenleri ilk bakışta devletin ileri gelenlerinin Alman hayranlığı ve daha sonra Trablusgarp ve Balkan savaşlarında kaybedilen yerlerin geri alınabileceği, Kars, Ardahan ve Batum'un yeniden alınabileceği, Mısır'ın yarım yeniden İngiltere'den alınabileceği, Rus, Mısır ve İngiltere sömürgeleri olan Türk ve İslam ülkelerinin istiklale kavuşabileceği, Girit ve Kıbrıs adalarının tekrar devlete bağlanabileceği gibi düşünceler mevcuttu. Osmanlı Devleti bu toprak beklentilerinin yanı sıra yalnızlıktan da kurtulma istiyordu. Almanya ile 2 ağustos 1914 te gizli bir ittifak anlaşılmasının yapılması, Alman desteği ile ülkenin kalkınabileceği ve iki Alman gemisinin (yavuz ve Midilli) Osmanlı topraklarına sığınması savaşa girmemizde etkili olmuştur.

Almanya'nın Osmanlı Devleti'ni Savaşa sokmak istemesinin Nedenleri:
Almanya, Avrupa'nın Doğusunda Rusya, Batısında ise İngiltere tarafından sıkıştırılmıştır. Bundan dolayı Avrupa'daki savaş yükünü hafifletmek, Osmanlı Devleti'nin Jeopolitik konumundan yararlanmak istiyordu. Almanya özellikle geçiş yollarının tutularak Rusya'ya ulaşılmasına engel olmak düşüncesindeydi.

OSMANLI DEVLETİ'NİN SAVAŞA GİRMESİ:
Osmanlı Devleti'nin tarafsız kalması en çok itilaf devletleri istemekteydiler. Özellikle Rusya boğazların kullanılması ve kendisine yardımın kolay yapılabilmesi için bu durumun devam etmesini istiyordu.

Almanya, ittifak anlaşmasından sonra Osmanlı Devleti üzerindeki baskılarının savaşa girmesi yönünde arttırmaya başladı. Bu arada Alman askeri heyetinden bazı subaylar Osmanlı ordusunda önemli bazı görevlere getirilmişlerdi.
Sonuçta, Yavuz (Goesa) ve Midilli (Breslav) gemileri Amiral Sovchen komutasında 28-29 Ekim 1914 gecesi Rusya'nın Odessa ve Sivastopol Limanlarını topa tutması fiilen Osmanlı Devletini savaşa sokmuş oldu.
Bu olay üzerine önce Rusya ardından İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti'ne savaş açtılar. Böylelikle savaşa resmen katılan Osmanlı Devleti I Dünya savaşında bir çok cephede savaşmıştır. Savunma Cephesi olarak kurulan ve oldukça öneme sahip bulunan Çanakkale Cephesi'nin açılmasının nedenleri ve meydana gelen Deniz savaşları üzerinde duracağız.

SAVAŞ ÖNCESİ DÜŞÜNCE VE İTİLAF DEVLETLERİNİN SAVAŞ PLANLARI:

1) Baltık Denizine Egemen Olmak Planı:
"Baltık Denizine egemen olmak ve hem Ruslara silahla cephane yetiştirmek, hem de Almanya'nın mesafelerce düz kumluk halinde bulunan Pomeranya kıyılarına, Berlin'den 150-200 km uzaklıkta olan yerlere, büyük bir Rus ordusu çıkarmak. Lora Fiser'e göre ayrıca üç yere üç ordu çıkarılacak biri asıl çıkış ordusu, diğer ikisi gösteriş ve şaşırtma orduları olacaktır.
Planın esaslarına göre İngiliz donanması, Almanya Frizon (Frize) adalarından Batı'da bulunan Bordum adasını ele geçirip onu Çanakkale önündeki Limni, İmroz ve Bozcaada gibi bir üs olarak kullanacak, o bölgede denize dökülen Alman ırmaklarının ağızlarını tıkayacak, Kiel kanalını tahrip edecek ve genel olarak Almanya'nın kuzey deniz kıyılarını torpille kuşatacaktır.

2) LOYD CORC Planı:
Loyd Corcc planının esası ilkbaharda kuvveti 700 bin kişiye varacak olan yeni birliklerin Fransa'da Batı cephesine gönderilmeyip Balkanlar'da kullanılmasıdır. Loyd Corc ayrıca Türklerin Süveyş kanalına saldırdıkları sırada, Suriye'ye 100 bin kişilik bir kuvvet çıkararak 80 bin kişilik Türk ordusunu mağlup etmeyi'de düşünmüştür. Böylelikle Suriye ele geçirilmiş ve Kafkasya ile sıkışık durumda bulunan Ruslara yardım edilmiş olunur.
Amiral Fişer Batı cephesini Baltık yolu ile Kuzeyden çevirmeyi, Loyd Corc ise aynı işi Balkanlar'dan veya Adriyatik kıyılarından yapmayı istemektedir.

3) JOFR Planı:
Bu düşüncede olanlar her şeyi bir kenara bırakarak ilk olarak Almanya'yı ezmeyi istemektedirler. Buna klasik düşünce ve plan denilebilir. Bunu isteyenler, elde edilecek bütün kuvvetlerini, yani en çok İngiltere'de önce gönüllü sonra mecburi olarak silah altına alınan ve alınacak olan birkaç milyon askerin hepsini veya hemen hepsini Batı cephesine yığmak ve Alman ordusunu kemire kemire ezmek düşüncesindedirler. Bu düşünceler ileri sürenlerin başında Fransız orduları başkomutanı Jofr ile İngiltere İmparatorluk genel kurmay başkanı General (sonra mareşal) Robertson bulunmaktadır.

4) Çörçil-Hankey'in Boğazları Zorlama Planı:

Baltık denizine girmek planı da kısmen deniz bakanının düşünceleri arasında olmakla birlikte Çörçil, hemen bütün gücünü Çanakkale'nin zorlanması üzerinde toplayacaktır. O sırada İngiltere'de Osmanlı Devleti, düşmanların en zayıfı sayılıyordu. O, Almanya'dan damla damla ve adeta kaçak gibi Romanya ve Bulgaristan yolu ile silah ve cephane alabiliyordu, dolaysıyla Türk'ün kahramanlığını göz önünde tutmayanlar Boğazları zorlamayı nispeten kolay sayabilirlerdi.

Uzlaşma Devletleri Çanakkale'ye denizden saldırıya girişecekleri sırada Osmanlı Devleti'nin durumu onlar açısından böyle bir saldırı için elverişli görüntüdeydi. Osmanlıların Sarıkamış üzerine yaptıkları büyük saldırı bozgunla sonuçlanmıştı. Mısır'ı İngilizlerden kurtarmak amacıyla giriştikleri kanal harekatları umulanları getirmemişti. Bu arada Balkan Devletlerinden Bulgaristan, Romanya ve Yunanistan'la Dünya Savaşı'nın başlamasından beri bir antlaşmaya varılması için sürüp gelen siyasal görüşmelerden de olumlu bir sonuç alamamıştı.

Bulgarların çekingen davranışı Almanya ile Osmanlı arasında doğrudan bir bağlantının kurulmasını engellediğinden Osmanlı ordusunun yoksun bulunduğu Modern savaş gereçleri ile donatılmaması da gecikmekteydi.

Bu durum uzlaşma Devletleri'nin Osmanlılara karşı bir saldırıya geçmelerine elverişli gibi görünmekteydi. Ne var ki aralarında bu maksatla hazırlanmış bir harekat alanları yoktu.savaş sonucunun batı cephesinde ve kısa bir zamanda alınacağına inanılmaktaydılar. Üstelik İngiltere'nin büyük bir kara ordusu kurmak için giriştiği hazırlıklar da tamamlanmış değildi. Çanakkale üzerine bir saldırı için ilgililer arasında kesin bir antlaşmaya henüz varılmamıştı.

ÇANAKKALE'YE SALDIRI FİKRİ
Çanakkale'ye saldırı fikrinin bir Rus sorunu ile bir olup-bitti olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Sarıkamış saldırısının Osmanlı çıkarına geliştiği sırada Rus Orduları Başkomutanı Grandük Nicolar, İngiliz Harbiye Nazırı Kitchner'den Osmanlı kuvvetlerinden bir kısmının Kafkas cephesinden uzaklaştırılmasını sağlayacak bir kara veya deniz gösterisinin yapılmasının mümkün olup olmadığını sormuştur (Aralık sonları 1914). Grandük böyle bir gösteri için Çanakkale'den söz etmemişti. Grandük'ün sorusu Londra'ya ulaştığı sırada, Çanakkale seferi düşüncesi çoktan doğmuş bulunuyordu. Tartışılan yanı yapılacak seferin yalnız savaş gemileriyle mi yoksa aynı zamanda bunların kara kuvvetleri tarafından desteklenmesi suretiyle mi yapılacağıydı.

1908'de İngiltere İmparatorluğu Ulusal Savunma Konseyi Boğazların yalnız savaş gemileriyle aşılması konusunu etüt etmiş ve XIX. Yüzyıl başlarında Lora Nelson'un bu konuda öne sürmüş olduğu bir fikre saplanıp kalmıştı. Nelson, "Bir kara kuvveti tarafından desteklenmeden istihkamlara saldıran gemici delidir" demişti. Fakat birinci dünya savaşı başladığı sırada İngiltere'de Nelson'un düşüncesini paylaşmayan bir insan yetişmiş bulunuyordu: Churchill

Churchill ve Çanakkale
Churchill düşüncesini Dünya Savaşı'ndan birkaç yıl önce Londra'yı ziyaret etmiş ve onunla görüşmüş olan Enver Paşa'ya şöyle anlatmaktadır; "Londra'da bulunduğum sırada Churchill ile bir dünya savaşı çıkması durumunu tartışmıştım. Böyle bir savaşta Türkiye'nin ne yapacağını bana sordu. Ve arkasındanda şunu dedi: "Eğer Türkiye Almanya tarafını tutarsa İngiliz filosu Çanakkale Boğazı'nı zorlayıp geçecek ve İstanbul'u alacaktır."

Churchill'in Çanakkale seferi ile ilgili çalışmaları İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğuna savaş açmasından önce başlar. Churchill 1 Eylül 1914'te İngiliz filosunun Çanakkale'yi zorlamasına ve Yunanistan'ın Gelibolu'ya asker çıkarmasına dayanan bir tasarı hazırlar. Fakat Bulgarlardan kuşkulanan Yunanistan, tarafsızlığından ayrılıp İngiltere'ye yanaşmadığı için bu tasarı suya düşer. Ayrıca Churchill, Mısır'ın en iyi biçimde savunulmasının Gelibolu'ya saldırmakla mümkün olduğu yolundaki düşüncesini de savaş komitesi tarafından çok kuvvete ihtiyaç duyulacağı için iltifat görmez.

Yukarıdaki sözü edilen Rus orduları Başkomutanının Osmanlı İmparatorluğu'nun her hangi bir yerinde bir gösteri yapılması isteğinin Londra'ya varması üzerine (31 Aralık) Churchill'in Başvekile sunduğu bir raporda "Savaşın duyurulmasından beri Gelibolu'ya saldırılmasını istemekte idim" demektedir. Bu kez Lloyd George ile Savaş komitesi genel sekreteri Hanway, Harbiye nazırı Kitchner ve Lord Fisher de Churchill'in fikrine katılmışlardır. Şu şartla ki kara kuvvetleri sağlanmadığı takdirde Çanakkale Boğazı sadece savaş gemileriyle zorlanacaktır. Bu suretle Rusya'nın "gösteri" isteği de yerine getirilmiş olacaktır.

3 Ocak'ta Churchill, Çanakkale'yi abluka altında bulunduran Amiral Garden'den Boğazın yalnız denizden zorlanmasını mümkün görüp görmediğini sorar. Sorusuna bu iş için eski savaş gemilerinin kullanılacağını ve sağlanacak sonuçların, uğranılacak kayıpları haklı göstereceğini de ekler.

5 Ocak'ta Amiral Garden'in cevabı gelir: Bir baskınla Çanakkale Boğazı'nın zorlanabileceğini sanmadığını fakat esaslı bir plana dayanılarak sayısı fazla gemilerle bunun yapılabileceğini bildirir. Bu cevap savaş komitesi üyelerini tatmin eder. Bu suretle Churchill'in Çanakkale seferi ile ilgili hazırlıkları başarı ile sonuçlanır. Bundan sonra 20 Ocak'a kadar sürecek bir zaman içinde sefer planı hazırlıklarına geçilir. Bu sırada sefere Fransa'nın da katılması sağlanır. Churchill, Fransa'dan önemli bir yardım dilemediklerini bu devletten ancak işbirliği, saldırı tasarısı üzerinde anlaşma ve onu birlikte hazırlama dileğinde bulundukların belirtmiştir.

GARDEN'İN PLANI
Çanakkale'yi geçme planı Amiral Garden tarafından hazırlanmış ve 13 Ocak'ta Savaş komitesi tarafından onaylanmıştı. Plan önemli deniz kuvvetlerinin kullanılmasını öngörmeliydi. 12 zırhlı, 3 savaş kruvazörü, 3 hafif kruvazör, 12 destroyer, 6 deniz uçağı, 12 torpil tarayıcı gemisi ve daha bir çok başka çeşit gemiler.

Plana göre ilkin boğaz'ın girişini savunan dış bataryalar uzun mesafelerden bir ateşle tahrik edilecekti. Dış bataryaların ikisi boğazın Anadolu yakasında bulunan Orhaniye ile Kumkale'den, diğer ikisi de Rumeli yakasındaki Ertuğrul ile Seddülbahir'den ibaretti. Boğaz'ın bunlar arasındaki genişliği 4 km kadardı. Bundan sonra Boğaz'a girilerek Anadolu yakasında Kepez, Rumeli Kilitbahir'e kadar olan ve merkez savunma sistemi denilen tahkimatla bataryalar bombardıman edilerek tahrip edilecekti. Bu işte son bulunca, Çanakkale ile Nara arasındaki savunma sisteminin son kısmı ateş altına alınarak zararsız duruma getirilecek ve Marmara'ya girilerek İstanbul yolu tutulacaktı. Bu bombardıman aşamalarının her birinde savaş gemileri yol almaya başlamadan önce torpil tarlaları ayıklanmış olacaktı. Planın yürütülmesi için 15 şubat saptanması başarı ümitleri de havaların iyi gitmesine; yol, cephane sağlanmasına ve Türklerin savunmada göstereceği yılgınlığa bağlanmıştı.

ENVER PAŞA VE BOĞAZLARI SAVUNMA SİSTEMİ:
Türk Başkumandanlığı Boğazın savunma sisteminde mayından faydalanmaya büyük önem vermiştir. Bundan ötürü mayın hatları kurulmuştur. Bunların bir kısmı sabitti. Ana mayın hatları Çanakkale Boğazı'nın 1,5 km genişliğinde bulunan en dar yerini korumak maksadıyla Soğanlıdere - Dardonos önünden başlamıştı. 9 mayın hattı meydana getirilmişti. Kıyılarda da bu hatları koruyacak gizli obüs bataryaları yuvalanmış bulunuyordu.

Ender Paşa yalnız denizden yapılacak bir saldır ile Çanakkale'nin geçilmezsinin olanaksızlığını göstermekteydi. Bu nedenle İstanbul'da halk arasında dedikoduların uyandırmış olduğu korku, kuşku ve telaşına anlamıyordu. Ona göre, düşman büyük istihkamları uzaktan ateş hattına olabilir, tahrip de edebilirdi. Fakat mayın tarlalarını savunma bataryaları tahrip etmek için bataryaların üzerine kadar gelmesi gerekliydi. Gelecek olan gemiler ufaksa, kolaylıkla batırılabilirdi. Büyük savaş gemileri ise batmak korkusundan oraya kadar yaklaşamayacaklardı. Şayet düşman donanması mayın tarlalarına geçip Çanakkale şehri önüne Boğazı kıvrılarak Nara'ya dönüp, Marmara'ya geçmeye girişirse karşısında bizim donanmamızı bulacaktı. Bizim donanmamız ufak olduğu halde büyük top düşmanın teker teker geçmeye mecbur olan gemilerine karşı üstündü. Düşman gemileri bu dönüş esnasında bizim gemilerimize karşı ancak 2 topla ateş edebileceği halde 5 kilometreden fazla olmayan etki menzili içinde bizim en aşağı 30 topumuz, onların karşılayabilecekti. Bu durumda en büyük dretnotlar bile batırılacaktı.

ÇANAKKALE DENİZ SEFERİNDEN BEKLENENLER
Enver Paşa'nın Çanakkale deniz kuvvetleriyle zorlanamayacağı hususundaki düşünceleri, birinci Dünya savaşı başlarında İngiltere'de de aşağı kabul edilmişti. Fakat Charebill'in ilkin Mısır'ın savunması için ortaya atılan bu fikri zamanla kök tutmuş ve bunun eyleme konulup başarılmasıyla şu önemli istifadelerin sağlanabileceği İngilizlerce hayal edilmeye başlanmıştı:

İstanbul'un Ruslar tarafından ele geçirilmesi önlenerek İngiliz hakimiyetine geçecektir. Bu durumda Osmanlı Devleti toprakları ve ordusu ikiye bölünmüş olacağından barış yapmak zorunda kalacaktı. Buna yanaşmadığı taktirde de kısa zamanda savaş dışı bırakılacağına şüphe yoktu. Bu durumda Rusya ile batık dost devletler arasında bağlantı sağlanacak, karşılıklı ekonomisel ve savaşsal yardımlaşama sağlanacaktı. Bütün bunlardan başka Dünya savaşı'nın başlangıcından beri tarafsızlıkları ile sallantıda bulunan Bulgaristan ve Romanya, İngiltere ile Fransa'nın yanında savaşa gireceklerdi. Girince ve Almanya ile Avusturya'nın etrafındaki çember tamamlanmış ve kuvvetlenmiş olacaktı. Sözün kısası " can boğazdan gelir" atasözüne uygun olarak dünya savaşının bitirme yolu, Çanakkale Boğazından geçmekteydi.

SAVAŞIN BAŞLAMASI (ŞUBAT 19)
Yukarıda sözü geçen Gordon planının eylemine 19 şubat saat 10'da başladı. Bu tarih 1807 yılında İngiliz filosuna başarı ile sonuçlanan Boğaz zorlaması 108. yıl dönümüne rastlamaktadır. Saldırı amacı ilkin boğazın girişini koruyan Anadolu yakasındaki Kumkale ile Orhaniye'de ,Rumeli yakasında Ertuğrul ile Seddülhisar'deki tabyaları yok etmekti. İkinci Fransız dördü İngiliz olmak üzere altı zırhlı bu işi başarmak için görevlendirilmişti. Bu gemiler 12.000 ile 10.000 metreden bataryalar üzerine ateşe başlamışlardı.

İlk ateşi açan HMS Cornwasllis zırhlısının topçu subayı Yüzbaşı Harry Minchin, bunu büyük babasına yazdığı bir mektupta gururla anlatmaktadır. İlk topa ateş emrini verdim ve daha ilk ateşte isabet kaydettik. Onların menzillerini dışında olduğumuzdan ateş oranı çok ağardı, dakikada bir mermi falan. Öğlene kadar buna devam ettik. Öğleden sonra biz ve Vengeance 8.00 ile 5.000 yarda kadar yaklaştık ve Vengeance epey yoğun bir ateş altına girdi. Biz hemen onu desteklemeye koştuk ve gemideki bütün toplarla kaleye ateşe başladık. Her top yaklaşık olarak dakikada iki mermi atıyordu. Bu numaralı tabya sır taşı, duman, alev ve toz yığını halinde havaya uçtu. Ondan sonra başka bir tabyada üzerimize ateş başlayınca hemen o yana döndük ve yaşamım boyunca bu kadar eğlendiğimi hatırlamıyorum. Birkaç kere çok yaklaştıysa da biz hiç isabet almadık. Ateş hızımız onların şaşırtmış olmalıydı. İnsanın çevresine dakikada 1500 kilo mermi yağması epey sinir bozucu olmalı.

Türk bataryaları menzillerinin kısalığından susmak zorunda kaldılar. Saat 12'den sonra zırhlılar kıyılara yaklaşarak 7000 metreden ateş etmeye başlayınca bataryalar da karşıt ateşe geçtiler. Ateş şiddetliydi iki gemi isabet aldı. Amiral Garden saat 17:30 da geri çekilme emri verdi. Dış bataryaları bir günde tahrip etmek ümidi bu suretle suya düşmüş oluyordu. Ertesi gün başlayan fena hava saldırıyı 25 Şubat'a kadar geciktirdi.

Bombardımana Devam Edilmesi (25 Şubat)

25 Şubat'a dış bataryalar üzerine yarıda kalmış olan saldırıya tekrar başladı. Bu kez saldırıya 12 Şubat gemisi katıldı. Bataryalar top menzillerini elverişsizliği alanına giren gemilere güçlü bir karşılık verdiler. İkisine önemli isabetler kaydetmeye muvaffak oldular. Ne var ki, bu yüzer kaleleri yürüyüşlerinden alıkoyacak olanaklara sahip bulunmuyorlardı. 25 Şubat'tan beri artık susmak zorunda bırakılmışlardı. Düşman savaşın sonuçlarını anlamak için tabyalara deniz erleri çıkarmış ve henüz kullanabilecek gibi görünen bir iki topu tahrip ettirmişlerdi. Dış bataryaların susturulması işi bu suretle sona ermiş bulunuyordu.

26 Şubat'ı izleyen günlerde ve havanın elverişliliği ölçüsünde saldırı planının ikinci ve üçüncü bölümlerine yani iç bataryaların tahrip edilmesine girişilmişti. Amaç Dardonos ve Erenköy tabyaların savaş dışı etmek için Boğazın içine girmekti. Savaş gemileri ateş ederken mayın tarama gemileri de kendilerine yol açacaktı. Planı bu bölümünün eylemini sağlamada hesapta olmayan engellerle karşılaşıldı. Kıyılarda yerleştirilmiş gizli ve hareketli sahra bataryalarıyla Dardonos tabyasının topçuları yapılacak işi güçleştiriyorlardı. Devamlı olarak yer değiştiren mayın tarama gemilerine nefes aldırmıyorlardı. Zırhlılara isabetler oluyordu. Kaydedilen başarılar umulanlara yaklaşık olmadığı halde Amiral Gorden, 2 mart'ta Churchill'e çektiği bir telgrafta Mart ortalarında İstanbul'a ulaşacağı ümidinde olduğunu bildiriyordu.


11 Mart'ta Churchill, Gorden'le bu konumdaki düşüncesini bir kez daha sordu. Gelen cevap filonun Marmara'ya girmesi üzerine, geri güvenliğin korunması için kara kuvvetlerine ve bulunmadığı gibi Gelibolu'ya sır çıkartmakta planı da hazırlamıştı. Hemen kara kuvvetlerinin tedarike girişildi. Bu kuvvet general Hamilton komuta atandı ve Çanakkale'ye gönderildi.

Amiral Gorden'in ordusuz bir komutana ihtiyacı yoktu. Edindiği bilgilere göre Türk'lere Almanya'dan mühimmat gönderilmesi ihtimali de vardı. Bu arada da Almanya'dan ve Avusturya ve Avusturya denizatlıları işe karışabilirdi. Buna zaman yoktu. Kaldı ki planın iç bataryaların susturulması ile mayınların toplanmasından ibaret olan ikinci kısmın tamamlanmış olduğuna dair de kanıtı vardı. 15 Mart'ta saldırı için kararını verdi ,. Saldırı 17 ve 18 Mart'ta yapılacak yani Boğaz gerilecekti. Ne var ki, vermiş olduğu karardan bir gün sonra Gorden yorgunluktan, sinirden ve uykusuzluktan güçsüz düşmüştü. Doktorunun tavsiyesi İstanbul'dan vazgeçerek Londra'ya dönmesi merkezin deydi. Bu suretle Amiral hazırlanmış olduğu planın trajedi ile sonuçlanacak son perdesini görmekten kurtulacaktı. 17 Mart'ta yerine Harmay başkanlığı yapmakta da Vis Amiral de Robeck atandı.

İSTANBUL'U SAVUNMA TEDBİRLERİ
Üçlü uzlaşma devletleri savaş gemilerinin Çanakkale Boğazı'nın geçilme girişiminin Osmanlı Genelkurmayı'nın kuşkuya düşmesi normaldi. Kaldı ki bu girişime paralel olarak Ruslarında Karadeniz Boğazı'na bir saldırıda Bulunmaları olasılığı da büsbütün ortadan kalkmış değildi. Bu durum göz önünde tutularak Boğazların ve İstanbul'un savunulması için şu Askersel tedbirlerin alınması gerekli görülmüştü; Çanakkale Boğazı ile İstanbul doğrultusunu savunmak görevi Liman Von Sanders komutasında bulunan I. Orduya verilmişti.

Bu ordudan I. Kolordu Gelibolu Yarımadasına, 15. Kolordu Çanakkale'nin Anadolu kıyılarına 6. Kolordu da Yeşilköy bölgesine yerleştirilmişti. Karadeniz Boğazı'nın savunması ile Vehip Paşa'nın komutasında bulunan 2. Orduya verilmiş bulunuyordu. Boğazların savunması ile görevli kuvvetlerin tümü , 200,000 kadardı.

18 MART SALDIRSI ÖNCESİNDEKİ HAZIRLIKLAR

Saldırının yüksek komutası da Robeck'e verilmişti. De Robeck bir gün önce görevinde çekilmiş olan Gorden'in planını uygulayacaktı. Plan sade idi.

Amaç Boğazın iki kıyısındaki bataryaların susturulması, torpillerin ayıklanması, bu suretle açılacak yoldan filonun Boğazı girilmesine olanak sağlanmasında ibaretti. De Robeck bu planı başarıyla gerçekleştirmek için savaş gemilerini üç kümede savaş düzenine getirmiş bulunuyordu. Birinci kümede Queen Elizabeth, Agamemnon, Lord Nelson ve İnflexible bulunuyordu. Bunlar güneye doğru sardırmışlardı. Bu üç savaş gemisinin sahra bataryalarına karşı güvenlikleri kuzey kanatta Lrince George ve güney kanatta Triumph tarafından sağlanacaktı.

İkinci kümede Amiral Guepratte komutasında şu dört Fransız zırhlısından kurulmuştu; Buffren, Bouvet, Goulois ve Charlemagne. İlk ikisini boğazın Anadolu kıyılarını, diğer ikisi de Rumeli kıyılarını döveceklerdi.

Üçüncü küme, İrresistable, Albian , Vengeance, Swiftsare ve Magestic yedekte bırakılmışlardı. Üçüncü küme gemileri sırası gelince ikinci kümenin yerine alacaklardı. Son olarak Cornwallis, Conapus, Dorthmouth ve Dublin kruvazörleri geliyordu. Bunlardan ilk ikisinin görevi mayın taramak, doğu ilgisinin de aşırma ateş yapmak suretiyle sahra bataryalarını arkadan varmaktı.

Dünya topraklarında güneşin batmadığı iki büyük imparatorluğun meydana getirdiği bu kudretli ve haşmetli savaş gücüne insan gücü ile karşı gelinemeyeceği konusuna İngiliz ve Fransız denizcilerinde genel bir kaç doğmuştu. 18 Mart saat 10:58'de yukarıda işaret edilen savaş düzeni almış olan aramada da ilk bombardıman için suretle görev bölümü yapılmıştı:

Queen Elizabeth, Anadolu yakasında bulunan Hamidye I ve Çimenlik tabyalarını, Agamemnon, Lord Nelson ve İnfletible ise boğazın Rumeli yakasındaki Yıldız, Mescidiye, Hamidiye II ve Namazgah tabyalarını ateş edeceklerdi. Düşman ordusu büyük saldırışa geçeceği sırada Türk bölgesi savunma karargahında durum şöyleydi;

Karargah komutası Albay Cevat , 18 Mart'tan önce Bozcaada'da düşman savaş gemilerinin toplanmakta olduğunu haber almıştı. 18 Mart sabahı da bir araştırıcı uçağımız Bozcaada'da büyük bir kaynaşma olduğunun haberini getirmişti.

Ne var ki, komutanlık bu haberleri büyük bir saldıranın ilk işaretleri olarak kabul etmedi. O kadar etmedi ki komutan Albay Cevat, 18 Mart sabahı karargahta ayrılıp Kirte'deki birlikleri teftişe gitmiş ve ancak 16:30'da karargaha dönebilmişti. Bu nedenle savaşı Kurmay Binbaşı Selahattin Adil(paşa) yönetmişti. Savaş sırasında yanında bulunmuş olan yardımcıları Kurmay Kolağası Osman Zati ile Yüzbaşı Hamdi'dir. Bu kısa açıklama da göstermektedir ki, 18 Mart saldırısı bir baskın biçiminde başlamıştır.

SALDIRININ BAŞLAMASI:
Birinci küme ile kendilerine hedef olarak gösterilmiş plan tabyaları arasında düello saat 11:15'te başlıyor. Queen Elizabeth, ağır toplarıyla uzak mesafeden ilkin Çimenlik'e sonra Çanakkale şehrine daha sonra da Hamidiye tabyasına ateş ediyor. Çimenlik'e iki isabet oluyor. Çanakkale'de yangın çıkıyor. Hamidiye'de yıkıntı meydana geliyor.

Saat 11:35'te Lord Nelson, Rumeli yakasındaki Hamidiye II tabyasına; George ve Triumph, Mecidiye, Yıldız ve Dardonos tabyalarına açıyorlar. Fakat zırhlıların büyük şikayeti bu tabyalardan olmaktan çok, görünmeyen ve göründüğü anda hızla yer değiştiren sahar bataryalarındandı.

12:30'da Amiral de Robeck Fransız gemilerinden kurulmuş olan ikinci küme gemilerine kıyılara yaklaşarak, yakın mesafeden bombardımanı sürdürmesi emrini veriyor.
Bunlar Erenköy bizansında duran İngiliz gemileri arasından geçerek kıyıya 400 metre kadar yaklaşıyorlar. Bütün ağır toplarıyla Rumeli yakasında Kilitsihar ile Mesudiye tabyaları, Anadolu yakasında da Dardonos ile Beyaztepe mevkileri ateşe tutuyorlar. Büyük Aramada boğaz en dar olan Kilitsahir ile Çanakkale arasına yönelmişti. Buraya gelmeden önce birkaç gemi feda edileceği de hesaba katılmıştı. Bu kayıpları karşılıksız olmayacaktı. Boğaz geçilip İstanbul alınmakla, Osmanlı ile müttefiklerin bağlantısı kesilecekti, çember içine alınan Avusturya ile Almanya da pes demek zorunda kalacaklardı. Sözün kısası savaşın muhteşem armadanın birkaç kilometre daha ilerlemesine bağlı kalmıştı. Tarihsel Fransız cesareti ile İngiliz soğukkanlılığı Türk'ün alçak gönüllü kahramanlığı karşısına bu alınacak yerde bir sınav verecekti.

Deniz savaşının en bunalımlı anı iki taraf içinde gelip çatmıştı. Dünya bu olaya kadar Türk'lerin fetihler savaşlarında tanımıştı. Yurt savunmasında ise güçlerinin neye yettiğini ilk kez hecelemeye başlayacaklardı.

Hava şartları Türk'lerin lehineydi. Gemi bacalarından ve toplardan çıkan dumanlar sayesinde Türk bataryaları görünmüyordu. Türk savunma komutanlığı düşman zırhlılarının merkez bataryalarına 14 kilometre kadar yaklaşması üzerine bu bataryalar tarafından da ateş emri verildi. Türk'lerin ağır toplarıyla ötüşlerinin ateşi düşman üzerine şaşırtıcı bir etki yapmaktaydı. Kaptan köprüsünden isabet alan İnflexible'den geriye dön emri verildi. Bouvet'de de almış olduğu isabetten dolayı yangın başlamıştı. Geminin toplarının yarısı kullanılmaz hale gelmişti. Bir çeyrek saatte 14 isabet alan Suffren hemen hemen savaş dışı edilmişti. Ne var ki, bu arada da Çanakkale'de başlamış olan yangın genişlemiş, Dardonos, Namazgah ve Hamidiye bataryaları, Fransız gemilerinin ateşi karşısında susmuştu. Deniz ile kara arasındaki büyük düello taraflar ağır yaralar almışlardı.

Fransız gemilerinin yıprandığını gören de Robeck geri dönmelerini ve üçüncü küme gemileri ile yedeklere onların yerine almalarını emrini veriyor. Saat 13:34 ne var ki, Boğazdan çıkmak girmek kadar kolay değildi. Donanmalara taranmış sandıkları karanlık limanın güney kısmına, Erenköy açıklarından Doğuya doğru da Nusrat adındaki mayın gemisi geceleyin, Ruslarca Karadeniz kıyılarımıza dökülüp tarafımızdan toplanmış olan mayınlardan 26 tane döker. İşte bu mayınlardan birine çarpan Bovvet bir buçuk dakikada 640-700 kadar mevcudu ile sulara gömülüyor. 5 subayla 51 er ancak kurtarılıyor. Bu kurtarma işine karışmış olan Gaulios zırhlısına da iki ağır top mermisi ile yaralanıp su almaya başlayınca diğer iki Fransız gemisini yardımı ile savaş yerini terk ediyor. Fransız, tümden yok olmamak için savaş yerinden çekilmek zorundadır. Ve şimdi Türklerle İngilizler karşı karşıya geliyorlar.

Bovvet'in batış anını anlatan Yarbay Worsley Gibson'un sözleri; Bovvet'in sancak tarafına yattığına dikkat ettim ve bunu McB'ye söyledim. Daha sözümü bitirmeden gemi daha fazla yatmaya başladı. Ağır yara aldığı belliydi. Çokta hızlı ileri gitmekteydi ve az sonra direkleri suya girdi, büyük bir duman ve buhar sütünü yükseldi ama herhangi bir patlama olmadı ve birkaç saniye sonra sulara gömüldü.

Bovvet'in batması Golois'in yaralanması ve tüm Fransız gemilerinin geri çekilmesi Türklerin moralini yükseltiyor. Saat 14:00'ten sonra savaş 6 İngiliz zırhlısı ile bataryalar arasında tekrar başlıyor.

15:15'te Irrsistable zırhlısı Beyaz tepe hizasında torpidoya çarparak yan yatmaya başlıyor. Makineleri su ile doluyor. Hareket edemiyor. Ocean zırhlısı imdada koşuyor. Onu geriye çekmek istiyor fakat akıntı iki gemiyi Anadolu kıyısına doğru sürüklüyor. Ocean'da Bovvet'in batmakta olduğu yerde bir mayına çarpıyor. İki yaralı gemi Türk Topçusunun ateşi altında gemiler boşaltılarak kendi hallerine bırakılıyor. Bu gemiler Çanakkale Savaşının son kılavuzları oluyor. Amiral de Robeck saat 17'de muhteşem aramadan geri kalan zırhlılara dönüş emrini veriyor. Çanakkale direnişinin ilk bölümü; İngiliz ve Fransız armadasının yenilgisi ve Türklerin zaferi ile son buluyor.

İKİ TARAFIN KAYBI
18 Mart'ta Boğazı geçmek için 12 büyük zırhlı savaşa katılmıştı. Diğer gemilerden her biride az çok isabet almışlardı. Osmanlı kaybına gelince; Bataryalardan hepsi isabet almıştı. Boğazın girişindekiler susturulmuştu. İç bataryalardan da çok veya az yaralananlar olmuştu. 176 Kaptan 8'i kullanılmayacak duruma gelmişti. İnsan kaybı 40 ölü ve 74 yaralıdan ibaretti. Yaralılarınsa 18'i Almandı.

İki tarafında sahip bulundukları savaş güçlerine göre kayıplar önemli sayılamaz. İngiliz ve Fransız imparatorları engin servet kaynaklarına sahiptiler. Batan ve yaralanan gemilerini yerlerine kolaylıkla başkalarını koyabilirlerdi. Ne var ki, iki devletin normal kayıpları hiçbir suretle giderilemeyecek kadar ağırdı.

Türklerin uğradığı nesnel kayıplara karşılık moral kazançları yüksekti. Aylardan beri İstanbul'da kuşku içinde yaşayan Türkler için Çanakkale deniz zaferi, kurtuluş anlarını taşıyordu. Türklerin İngiliz donanması için kökleşmiş bir hayranlığı vardı.bu donanmayı, yüz gemisi dönmeye zorlamanın büyük heyecanını duymaları doğaldı. 18 Mart akşamı İstanbul ve zafer haberinin ulaştığı bütün Türk şehirlerinde, kasabalarında ve köylerinde evler bayraklarla süslenmiş, aydınlatılmış ve şenlik yapılmıştı. Çanakkale deniz zaferinin dünyada bulunan diğer Müslüman ülkelerinde de etkisi görüldü. Sömürge yaşamı süren Müslüman ve hatta Müslüman olmayan halklarda, Emperyalizme karşı bu üstün direnişi kendi kurtuluşları için değerli bir örnek gibi kabul eder oldular

Çanakkale deniz yenilgisi altında kalmak istemeyen ve olumsuz etkisini her ne pahasına olursa olsun silmek isteyen uzlaşma devletleri talihlerini bu kez de İstanbul'u almak için kara yolundan giderek denemeye karar verdiler. Bu yolun Gelibolu yarımadasından geçtiğini düşündüler ve kara ordularını oraya çıkartmakla ilgili işe giriştiler.

18 Mart yenilgisi İngiliz ileri gelenleri arasında bir takım tartışmalara yol açmıştı. Amiral de Rocek ile Ian Hamilton arasında ortaya çıkan sorun; donanmanın Boğazı geçmek için yapacağı ikinci bir denemesinin ordu tarafından desteklenmesine karşılık, ordunun Gelibolu Yarımadasına yapacağı bir çıkartma hareketinin donanma tarafından desteklenmesinin daha uygun olup olmadığı nedeniyle ortaya çıkmıştır. İngiliz ileri gelenleri başvekil, savaş komitesi, deniz bakanlığı amirallik, savaş komisyonu da savaşa devam düşüncesindeydiler. Hatta Fransız deniz bakanı da aynı düşüncede olduğunu belirtmiştir.

ilk başta amiral Robeck tekrardan boğazı zorlayarak İstanbul'u almayı düşünmüşse de bu kararında vazgeçerek ordunun Gelibolu Yarımadası'na yapacağı bir çıkartma hareketinin donanma tarafından desteklenmesi planına uymuştur. Bu nedenledir ki, 18 Mart saldırısı bir daha tekrarlanmayarak tarihte tek er bir olay olarak kalacaktır.

Böylelikle 18 Mart yenilgisinin intikamını almak isteyen uzlaşma devletleri 15 Nisan da Gelibolu'ya ilk birlikleriyle çıkartma yaparlar.

KAYNAKÇA
Çanakkale Valiliği

BAYUR, Yusuf Hikmet, Türk İnkılabı Tarihi cilt 3/2. Kısım TTK Ankara 1991
KARAL, Enver Ziya , Osmanlı Tarihi 9. Cilt TTK Ankara 1996
Nigel Steel ve Peter Hart , Gelibolu Yenilginin Destanı Çev. Mehmet Harmancı Medya Basım
Volkan VAROL



1915 - The Turkish naval victory at the Dardanelles.
Allied fleet fails to force the Dardanlles.

Vice Admiral de Robeck launches final Allied naval attack at the Dardanelles.

The English and French attempt to break through the Turkish Straits with a large fleet, but are repulsed, suffering great losses. This was the second allied attempt to force a naval break through of the Turkish defences in the Dardanelles.

Mustafa Kemal distinguishes himself in battles leading to allied withdrawal.
Mustafa Kemal demonstrates outstanding skills as a soldier and commander throughout the battle at Canakkale. As a result, Turkey defeats the final attempt by the British and French fleet to force the Turkish Straits. Three battleships are sunk by mines. Three battleships and the battlecruiser HMS Inflexible are badly damaged.

1915 - Documents of U.S. Ambassador on the Allied Setback at the Dardanelles, 18 March


ATATÜRKTODAY



DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:13   #19 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 19 Mart Atatürk Kronolojisi


Çanakkale Savaşı


1936 - Atatürk'ün, günü Çankaya'da çalışmakla geçirmesi.

1934 - Atatürk'ün, Çankaya'da Vali başkanlığındaki Edirne Heyeti'ni kabulü ve kendisine, Edirneliler adına hediye edilen Sarayiçi Çiftliği tapu senedinin takdimi.

1933 - Atatürk'ün, orduya hitaben Fahrettin (Altay) Paşa'ya –onun ağzından- bir söylev dikte etmesi: "...Silâhlarımızı büyük Türk ulusunu ezmek isteyenlerin gözlerine doğrultalım. Bunda amaç, düşman olsun. Bu amaca giden kurşun, Türk'ün ülkü kurşunudur!"

1932 - Atatürk'ün, akşamüzeri Ruşen Eşref (Ünaydın) Bey'in evine uğrayışı, bir süre dinlendikten sonra Çankaya'ya dönüşü.

1927 - Atatürk'ün, Türkocağı Ankara şubesinin yıllık toplantısı nedeniyle kendisine gönderilen saygı telgrafına teşekkür mektubu.

1923 - Atatürk'ün, Lâtife Hanım'la beraber Tarsus'tan Konya'ya hareketi.

1920 - Mustafa Kemal tarafından Ankara'da üstün yetkiyi taşıyan bir Millet Meclisi toplanması hakkında illere duyuruda bulunuldu.

Mustafa Kemal, Ankara'da toplanacak Meclis için seçim yapılmasını bir yazı ile illere ve komutanlıklara bildirdi.

Ankara'da fevkalade selahiyeti haiz bir Millet meclisi'nin toplanması hakkında Vilayetlere tebliğ.

Mustafa Kemal Paşa'nın vilayetlere, livada ve kolordu komutanlarına genelgesi: "Ankara'da toplanacak fevkalade selahiyete haiz bir meclis için acele seçim yapılması."

Atatürk'ün, Ankara'da bir meclis toplanması amacıyla acele seçim yapılması için vilâyetlere, mutasarrıflıklara ve kolordu komutanlarına bildirisi: "Ankara'da olağanüstü yetkiye sahip bir meclis, millet işlerini yönetmek ve denetlemek üzere toplanacaktır!" [Kocatürk]

Harbiye Nazırı Fevzi Paşa (Çakmak), yayınladığı bir bildiride işgalin antlaşmalara uygun olduğunu söyleyerek Anadolu'daki birliklerin Yusuf İzzet Paşa'ya bağlı olduğunu, ancak ondan emir alabileceğini dile getirdi.

İsmet Bey (İnönü) Ankara'ya geçmek için hareket etti.

1917 - 19 Mart 1917 Tarihinde muharebat-ı vakıadaki hidemat-ı hasanesinden dolayı tebdilen İkinci Rütbeden Osmani Nişanı ita kılınmıştır.
Kaynak: Atatürk'ün Özlük Dosyası

1917 - Petrograd'da genel grev.

İngilizler'in Bağdat'ı alması.

Çin ile Almanya arasındaki diplomatik ilişkinin kesilmesi.

Rus Çarı'nın tahtını bırakması.

Çar'ın tutuklanması.

Birinci Gazze savaşı.

1916 - Atatürk'ün, beraberindekilerle sabah saat 9.30'de otomobille Mamure'den İslâhiye'ye hareketi, saat 11.30'da İslâhiye'ye gelişi, İslâhiye'den saat 13.10'de trenle hareketi, akşam saat 21.30'da Halep'e gelişi ve Halep Valisi Abdülhalik (Renda) Bey tarafından karşılanışı.

1916 - Sir John Maxwell withdrawn from Egypt, leaving Sir Archibald Murray in command.
Murray ultimately led Allied forces, including the Australian Light Horse, in the war against Turkey in the Sinai and Palestine.

1915 - Atatürk'ün sabah, Maydos (Ecebat)'tan 19. Tümen birliklerine emri: "...Türlü kaynaklardan gelen bilgilerde, düşmanın çıkarma için hazırlıklarda bulunduğu anlaşılmaktadır. ...Birlikler, kendi bölgelerinin savunma tertibatını bir an önce bitirmelidir."

1915 (18-19) - Fransız ve İngilizler'in Çanakkale'ye yaptıkları deniz saldırısının başarısızlığı.


ATATÜRKTODAY


DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.12.2013, 02:13   #20 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart 20 Mart Atatürk Kronolojisi



1915
Çanakkale’nin cehennemi andıran savaşlarında her zaman askerleri ile beraber
siperlerde olan Mustafa Kemal

1932 - Atatürk'ün, Çankaya'da, Habeşistan Elçisi Babjeranda Zellake Ajoudou'nun güven mektubunu kabulü ve Elçi'nin söylevine cevap konuşması.

1930 - Yeni çıkan Belediye Kanunu ile kadınlar ilk defa belediye seçimlerine katıldı.

1926 - Başbakan İsmet Paşa'nın, İzmir'den Atatürk'e telgrafı: "Güney sahillerinde pek istifadeli bir seyahatten sonra İzmir'e geldim. ..Her yerde halkımızın Cumhuriyete bağlılık ve Cumhurbaşkanlarına sevgi ve saygı hislerinin taşkın ve pek derin derecede bulunduğunu sonsuz sevinç ve iftiharla arz ederim."

Atatürk'ün, ismet Paşa'nın 20 Mart 1926 tarihli telgrafına cevabı: "Seyahatiniz esnasında, vatandaşlarımızın Cumhuriyet ve naçiz şahsım hakkındaki tezahürlerinden pek duygulandım."

1925 - Atatürk'ün, Anadolu seyahatine çıkmak üzere bir "Halkı Aydınlatma Heyeti" oluşturan İstanbul Darülfünunu Öğrenci Birliği'nin telgrafına cevabı: "...Memleketin aydın gençliğinin, taassup ve gericiliğe karşı mücadelesindeki yüksek vazifesini idrak ile girişim sahasına geçmesi takdire değerdir!"

1923 - Atatürk'ün, Lâtife Hanım'la beraber Konya'ya gelişi, Hükümet Konağı'ndan halka söylevi: "...Egemenliğine doğrudan doğruya sahip olmanın değerini pek iyi anlayan millet, bu kutsal egemenliğine karşı baş gösterecek her tehlikeyi boğacaktır!"

Atatürk'ün, Konya Hükümet Binası'nda esnaf ve tüccarlar tarafından şerefine tertiplenen ziyafette konuşması: "...Bugün için düşündüğüm yegâne şey kapitülâsyonlardır. Maddeten, gerçekten, kanla kaldırılmış olan kapitülâsyonların bir daha dirilmemek üzere yokluğa gömülmesini temin etmektir. Ticaretimizin de, sanayiimizin de, iktisadiyatımızın da gelişme ve yükselmesi ancak buna bağlıdır."

Atatürk'ün, Konya Türkocağı'ndagençlere seslenişi: "...Bilirsiniz ki, milliyet teorisini, milliyet ülküsünü çözüp dağıtmaya çalışan teorilerin dünya üzerinde uygulanma kabiliyeti bulunamamıştır. Çünkü tarih, olaylar, hâdiseler ve gözlemler insanlar ve milletler arasında hep milliyetin hâkim olduğunu göstermiştir ve milliyet ilkesi aleyhindeki büyük ölçüde eylemsel tecrübelere rağmen yine milliyet hissinin öldürülemediği ve yine kuvvetle yaşadığı görülmektedir." [Kocatürk]

1922 - Vahdettin ile görüşen Ankara hükümetinin hariciye vekili Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk), padişahtan Ankara'daki millet meclisini tanımasını istedi.

Akşehir'de, Müdafaa-i Hukuk Heyeti, Ali İhsan (Sabis) ve Fahrettin (Altay) Paşaların Atatürk'ü ziyareti.

Fransız Mareşali Lyautey'in, Atatürk'ün 23 Aralık 1921 tarihli mektubuna cevabı.

1920 - İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından ele geçirilmesi, Mustafa Kemal'in protestosu, Ankara'da yeni bir Millet Meclisi toplama girişimi.

1920 (19-20) - Atatürk'ün, Bandırma'da 14. Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa'ya telgrafı: "...Mümkünse İngilizlerden birkaç rehin subay almamız lâzımdır." [Kocatürk]

1920 - Ottoman parliament is dissolved.

1918 - Türk Kadını Dershanesi açıldı. Dershanede yabancı dil, Türkçe ve müzik dersleri ile konferanslar verildi.

1916 - Atatürk'ün, beraberindekilerle yeni Halep çarşısında biraz dolaşması.

1916 - ANZAC Corps land in France.
With Gallipoli behind them the bulk of Australia's forces were now sent to France where the terrible fighting on the Western Front awaited.

ATATÜRKTODAY



DeNiZ beğendi.
__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 8
Asrevya, BruceLee, DeNiZ, Hacı, Hayat, Naevia, Narsinha, Perii
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:48