Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz
facebook bağlan


Atatürkçülük (Kemalizm) Nedir ?

M.Kemal Atatürk ve Cumhuriyetimiz kategorisinde açılmış olan Atatürkçülük (Kemalizm) Nedir ? konusu , Atatürkçülük,en kısa tanımla,Türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisidir. Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla doğruluğu kanıtlanan kurallar olarak ortaya çıktı. Devrimin içinden süzülüp gelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu. Devrim ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 18.09.2012, 21:27   #1 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Atatürkçülük (Kemalizm) Nedir ?



Atatürkçülük,en kısa tanımla,Türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisidir.

Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla doğruluğu kanıtlanan kurallar olarak ortaya çıktı. Devrimin içinden süzülüp gelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu. Devrim sürecinde ve devrimin önderi tarafından ortaya konulan bu kurallar Kemalizm’in ilkeleridir. İlkelere bir bütün olarak Kemalizm (Atatürkçülük) adı verilmektedir.

Bir başka tanımla Kemalizm, Türk Kurtuluş Savaşında ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda temel olan fikir ve ilkelerin tümüdür.

-“Kemalizm, kapitalist ve sosyalist sistemlerin analiz ve sentezinden doğmuş, anti-emperyalist bir yöntemdir” (ideolojidir) (K.Odabaşı)

-“Kemalizm (Atatürkçülük) , kaynağını Türk Ulusal Kurtuluş Savaşından alır. Amaçladığı toplum ve devlet yapısı, batının usa, bilime dayalı çoğulcu, özgürlükçü demokrasi anlayışıdır.”(Suna KİLİ)

Kemalizm, altı ana ilke ve bütünleyici ilkelerden oluşur :
Ana ilkeler;

1-Ulusalcılık (ulusçuluk, milliyetçilik),

2-Halkçılık,

3-Cumhuriyetçilik,

4-Laiklik,

5-Devletçilik,

6-Devrimciliktir (inkılâpçılık) .

Bütünleyici ilkeler anayasaya girmediği için , kesin sayılarını belirtmek zordur. Ayrıca Kemalizm, kuramcıların oturup yazdıkları ve sonra toplum yaş**ına uygulanan bir sistem değildir.Yaş**ın ve savaşımın içinden doğmuş, sonra sistemleştirilmeye çalışılmıştır.Bu nedenle bütünleyici ilkeler, değişik kaynaklarda, değişik sayılar ve adlarla belirtilmektedir. Bu durum, bütünleyici ilkelerin önemini azaltmaz. Çünkü, bütünleyici ilkeler göz ardı edilirse Kemalizm anlaşılamaz. Çoğu kez bu yanlışa düşülmüştür. Bu yüzden Kemalizmi sadece altı ilkeden ibaret sanan, onları da yeterince kavramamış insanlar çoktur. Aydınlar arasında bile..!

Bütünleyici ilkeleri şöylece sıralayabiliriz :

1-Tam bağımsızlık

2-Ulusal Egemenlik

3-Akılcılık ve bilimcilik

4-Gerçekçilik

5-Çağdaşlık

6- Barışçılık

7- İnsancıllık

8- Evrensellik

9- Emperyalizm karşıtlığı

10- Eşitlikçilik

11-Ulusal birlik

12- Ülke bütünlüğü...

Önemli bir uyarı; Kemalizm’in bütün ilkelerini kafamıza göre değil, içeriğini doldurarak kavramalı ve yorumlamalıyız.İşte bu yüzden, önce iyi okumalı ve anlamalıyız. İlkelerin adlarına ve sözcük anlamlarına göre kestirmeden varacağımız yargılar bizi yanıltır. Yanlışa düşeriz. Türkiyede siyasi çevreler de bu yanlışa düşmekte, bir çok sorun, sırf bu yüzden çözümsüz kalmaktadır.






KEMALİZMİ DOĞRU YORUMLAMAK

Günümüz dünyasında insanlar her şeye bilimsel olarak bakarlar. Bilimsel olmayan bakış, doğru göremez, anlayamaz, kavrayamaz, yorumlayamaz, gelişemez, yararlı değil zararlıdır.

Kemalizmi öğrenirken de bilimsel olmak gerekir. “.Benim gerçek mirasım akıl ve bilimdir” diyebilen bir önderin öğretisinde bilimsellik önde gelen bir niteliktir.
Hepimiz, Atatürk ve Atatürkçülük konusunda bebeklik yıllarımızdan beri çok şey duyduk, çok şey öğrendik. Herkes bir şeyler söyledi. Herkesi Atatürkçü bildik. Sonradan, gördük ki Atatürkü tanıyanlar, Kemalizmi bilenler pek de fazla değilmiş ! Hele gerçek Kemalistler daha da az!


Kimi yeterince öğrenememiş, kimi yanlış öğrenmiş, kimi pek merak etmemiş, kimi işine geldiği gibi yorumlamış...Baktık ki ,herkes kendinden menkul Kemalist ! Yalnız ulusçuluk ilkesini benimseyip, onu da kendine göre yorumlayan, yalnız laikliği, yalnız devletçiliği ya da devrimciliği benimseyenler, hatta Atatürkçü olduğunu söyleyip bambaşka ilkeler ortaya atanlar var.

Kemalizm bir bütündür. İşimize gelen birkaç ilkesini benimseyip, işimize geldiği gibi yorumlamamız bizleri Kemalist yapmaz. Üstelik, Türkiyede Kemalist olmak zorunluluğu da yoktur. Eğer Atatürkçü değilsek, bunu açıkça söylemek, sözde Atatürkçü olmaktan iyidir. Bu konuda bir bilim adamının değerlendirmesi şöyle:
“..O’nun yürekten hayranlarıyla, yürekten düşmanları bu saygıyı hak ediyorlar. Hiç olmazsa bu insanlar Atatürkü kalkan olarak kullanmıyorlar, sömürmüyorlar.”
Şimdi, bazı Atatürk sömürücülerini sıralayıp, kısa kısa açıklamaya çalışalım :
TÖREN, HEYKEL ATATÜRKÇÜLERİ : Törenlerde gördüğümüz zevattır. “ İstiklal Marşı okundu. Göndere bayrak çekildi” şeklindeki haberlerde, yüzeysellik, içeriksizlik, şekilcilik bunlarla özdeşleşmiştir. Anneler günü ve benzeri günlerde, futbol karşılaşmalarında, içkili, yermekli eğlencelerde İstiklal Marşı okutan, yapılan her yapıya Atatürk adı koyan, olur-olmaz yerlere Atatürk heykelini ya da büstünü dikenler bunlardır.
CUNTA ATATÜRKÇÜLERİ : Atatürk adına darbe yapan, Atatürk adına, Atatürkün eserlerini yıkan, Atatürkün vasiyetini bile çiğnemekten çekinmeyen,Türkiyeyi emperyalizme bağlayan, dinci gericiliğin de yolunu açanlardır.
ŞOVEN ATATÜRKÇÜLER : Atatürkü bir kahraman olarak seven, ama Atatürk ulusçuluğu yerine Turan ulusçuluğunu benimseyenlerdir. Genel özellikleri arasında, kendisini kurtaramadan Türkiyeyi kurtarma, dahası Türk dünyasını kurtarma alışkanlıkları vardır.
GARDROP ATATÜRKÇÜLERİ : Modaya, modern yaşama, burjuvalığa hevesli, harcayacak para sıkıntıları, ülke ve ulusa ilişkin dertleri pek yoktur. Onlar için Atatürk, Batı tarzında bir yaşam sağlamıştır. Batılı gibi giyinirler. Fakat, büyük çoğunluğun kafası doğuludur. Atatürkçülükleri sadece giyimlerinden anlaşılır.
SÖYLEV ATATÜRKÇÜLERİ : Bunlar Atatürkçülüğün özünde ve eyleminde değil, söylemindedirler. İşin edebiyatını yaparken Atatürkçü, konu bittikten sonra değildirler. Bu konuda kendilerini sorumlu görmezler.
SOSYALİST ATATÜRKÇÜLER : Bir bölüm sosyalist, Kemalist devrime dayanmadan sosyalist devrim gerçekleşemez, düşüncesiyle Atatürkçüdürler.
NUMARACI ATATÜRKÇÜLER : Bunlar 1923’e kadar M. Kemali beğenirler.(dinciler gibi) Daha sonraki devrimin kuruluş ve aydınlanma bölümüne ‘”uyduruk şeyler” diye bakarlar. Dünya küreselleşiyor. Ulus neymiş, devlet neymiş,şeklinde düşünerek her fırsatta Atatürkün eserlerine sövmeden duramazlar. ayrıca Atatürkçü olduklarına da sizi inandırmaya çalışırlar.
SAĞ ULÛFECİLER : Devleti, yağmalanacak ve yandaşlara paylaştıracak bir mal olarak görüp, ona sahip olmak için her numarayı çeviren merkez sağdaki partilerdedirler.
SOL ULÛFECİLER : Büyük burjuvazinin karşısında, küçük burjuvaziyi, işçi ve köylüyü devletten nemalandırmaya çalışan, ama bunu bir türlü beceremeyen merkez sol partilerde yaşarlar. Atatürkten çok söz ederler. Ama nedense, Atatürk’ün yolu, onların yolu değildir.
ILIMLI ŞERİATÇILAR : Fethullahçılar, Faziletçiler bu gruba girerler. Amaçları iktidara gelerek hazineyi kendileri için kullanmaktır.
AYMAZLAR : Alıştıkları iyi-kötü bir düzenleri vardır. Adam sendeci ve umursamazdırlar. Nazi döneminde çevrelerindeki herkesin götürülmesine aldırış etmeyen Almanlar benzerler. Kendi düzenleri bozulursa ortaya çıkarlar.
HALKIN ATATÜRKÇÜLÜĞÜ : Türk halkının ezici çoğunluğu Atatürke sevgi, saygı ve minnet duygularıyla doludur. Atatürkün Türk ulusunu kurtardığını, bu günümüzü ona borçlu olduğunu bilir. Yurdu ve ulusu için ölmeye hazırdır. Özellikle Atatürk sömürücüleri tarafından sömürülür,kullanılır. Nasıl Atatürkçü olunacağı ona bilinçli olarak öğretilmemiştir. O, devleti baba olarak görür. Babanın kendisini kurtarmasını bekler. Her şeyin kendi elinde olduğunun ayrımında değildir.
Bu sıralamayı daha da sürdürmek olasıdır. Ama sanırım, bu kadar yeter. Akşam-sabah Ulusça izindeyiz deyip durduğumuz ulu önderi nasıl tahrif ettiğimiz, sömürdüğümüz ortada değil midir?
Öyleyse buna bir son vermek gerekir. Yalanlarla birbirimizi kandırmaktansa doğruyu söylemek her zaman daha yararlıdır.

Türkiyenin Kemalist olmadığını, çoğunluğun Kemalizmi sömürdüğünü söylemek, kendimize bir doğruyu itiraf etmektir.Bunu bildikten sonra ya Kemalizme dönülecek, ya da yeni bir yol aranacaktır.

50 yıllık kandırmaca bitti. Kişiliksiz, tutarsız, popülist siyaset iflas etti. Bu nedenle belli siyasetçilerle yardakçılarının bol bol övündükleri, geleceği ipotek edip borç alarak, borcu borçla kapatarak, ülkeyi yabancılara peşkeş çekerek sürdürülen günü kurtarma politikalarının sonu göründü. Deniz bitti. Türkiye, yeniden sömürge durumuna düşürüldü. İzlenen yolların kurtuluş olmadığını herkes anladı.

Türkiyenin kurtuluşu, yeniden Kemalizme dönüştedir. Sıra, bunu ulusça anlamamıza gelmiştir. Türk Ulusu en kısa sürede bunu anlayacak ve gereğini yapacaktır.
Yekta Güngör Özden’in dediği gibi:

TÜRKİYE ATATÜRK, ATATÜRK TÜRKİYEDİR...

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 18.09.2012, 21:27   #2 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Atatürkçülük (Kemalizm) Nedir ?

Kemalizm, Atatürk'ün ortaya koyduğu eylemler ve belirttiği düşünceleri bir ideoloji olarak kendisi tarafından verilen bir isimdir. Mustafa Kemal Atatürk,1935 te kendi el yazısıyla yazdığı CHP programında Kemalizm sozcugunu kullanmıs ve 1937 de kurulan yeni hukumetin programında Kemalizm sozcugu once M. Kemal Ataturk'un yaptıgı konusmada sözünü ettiği memleket davalarının ideolojisine atıfla defalarca Kemalizm olarak gecmistir.

Mustafa Kemal, toplum ve yönetim ilişkilerini tanımlarken, ulusal egemenlik gibi ortak ögeleri içeren bir toplum, dinle devlet işlerinin ayrılması, pragmatik akılcılık gibi ilkelere sahip bulunan bir devlet yapısını söylevlerinde ve Nutuk'ta iletmektedir. Atatürk kullandığı bu olgular bütünlüğünü çağdaş toplumların temel karakteri olarak adlandırmaktadır. Bu yapıları içeren devlet görüşüne bazılarınca Kemalizm denmektedir. Kemalizm, Türk ulusunun çağdaşlaşma ideolojisidir.
1935 te parti tüzügünde gecen Kemalizm sözcugu 1939 icin M. Kemal Atatürk tarafından 1937'de hazırlanan ikinci taslakta aynen korunmus fakat kullandıgı dil olumunun hemen ardından yapılan kurultayda degistirilmis ve 1943 te Kemalizm parantez icine alınmıs ve 1954 te parti programından cikarilmistir.

Mustafa Kemal, Cumhuriyet anlayışını devletin merkezine koymuş ve ismini Türkiye Cumhuriyeti olarak ilan etmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti değiştirilmez temel anlayışlarında:
Laiklik
Milliyetçilik
Devletçilik
Halkçılık
vardır.
Kemalizmm devletinin topluma yaklaşımı asimilasyoncu olmayıp toplumu ortak yanları üzerine kurulmuştur. Kemalizm Anadolu'da yaşayanların (etnik ve dinlerin) hepsinin üstünde bir Türk kimliği görür. Devletin varlığını bu kimliği geliştirmesinde bulur. Atatürk milleti şöyle tanımlamaktadır:
Bir insan topluluğunun millet sayılabilmesi için "zengin bir hatıra mirasına, birlikte yaşamak hususunda ortak istekte samimi olmaya, sahip olunan mirasın korunmasını birlikte sürdürebilmek konusunda iradelerin ortak bulunmasına, gelecekte gerçekleştirilecek programın aynı olmasına, birlikte sevinmiş, birlikte aynı ümitleri beslemiş olmaya" ihtiyaç vardır, işte bu ana şartları taşıyan bir insan topluluğu millet sayılır. Atatürk'ün devletinin laik ve üniter olması devletin toplumla ilişkilerinde din ve etnik ögelerde bakımından tarafsız olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Atatürk'ün devleti şekillendirmeyi bu başlamda milletle ilişkisini düzenlemeyi savunmuşdur. Atatürkün millet anlayışında özel alanlarda konuşulan dillerin, inançların veya kültürel faliyetlerin yasaklanması söz konusu olmaz.


Türk Devrim sürecinde izlenen yöntemler ve gerçekleştirilen eylemler; uygulamayla doğruluğu kanıtlanan kurallar olarak ortaya çıktı. Devrimin içinden süzülüp gelen bu kurallar Kemalizm’i oluşturdu. Devrim sürecinde ve devrimin önderi tarafından ortaya konulan bu kurallar Kemalizm’in ilkeleridir. İlkelere bir bütün olarak Kemalizm (Atatürkçülük) adı verilmektedir. Bir başka tanımla Kemalizm, Türk Kurtuluş Savaşı’nda ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda temel olan fikir ve ilkelerin tümüdür.
Kemalizm, kuramcıların oturup yazdıkları ve sonra toplum yaşamına uygulanan bir sistem değildir.Yaşamın ve savaşımın içinden doğmuş, sonra sistemleştirilmeye çalışılmıştır.

Kemalizm'in bir ideoloji olup olmadığı tartışılmaktadır. Prof. Dr.İsmet GİRİTLİ ye göre Kemalizm "Analitik Akıl"a dayanılarak müsbet bir devlet anlayışı yaratmak istemektedir. Bu şekliyle Kemalizm'in ulusal modernleşmenin inanç sistemi ve aksiyon programı olmak yönünden bir ideoloji olduğu ortaya atmaktadır.
Egemenliği dinsel kaynaklarda gören hiçbir toplum gelişip uygarlaşamamıştır. Gelişmiş bir toplum olmak için, laik bir toplum düzeni kurmak gereklidir. Kemalist Türk Devrimi, daha yolun başında egemenliği ulusa dayandırmıştır. “Egemenlik bağılsız koşulsuz ulusundur” özdeyişinin anlamı budur. Bağımsızlığın elde edilmesinden sonra , toplum ve devlet yaş**ını akla ve bilime dayandırmak için, gerekli düzenlemeler bir süreç içerisinde tamamlanmıştır. Laiklik ilkesi , demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak Türkiye Cumhuriyetinin temel taşını oluşturmuştur. Laiklik olmazsa Türkiye Cumhuriyetinin yıkılacağı kesindir.
LAiKLİĞİN GETİRDİĞİ YARARLAR :
Toplumda ümmet bilinci yerine ulus bilinci yerleşti.
Laiklik ilkesiyle, bütün yurttaşlar arasında hukuk birliği sağlandı.
Dinin özüne dönüldü. Herkes inancının gereklerini özgürce yerine getirdi.
Ülke içindeki din ve mezhep ayrımcılığını, anlaşmazlıkları önledi.
Farklı inançtaki toplum kesimleri, bir arada barış içinde yaşamaya başladılar.
Din, devlet ve toplum yaş**ına etkin olarak karışamadı.
Devlet, doğmaların ve inançların değişmeyen kuralları yerine, gelişen bilime ve değişen toplum koşullarına göre yönetilebildi

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
BADBOY, Coolumsu, Hyperion
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 23:01