Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Kültür - Sanat - Tarih > Mitoloji
facebook bağlan


Maya Mitolojisi

Mitoloji kategorisinde açılmış olan Maya Mitolojisi konusu , Maya Mitolojisi Maya yaratılış söyleni günümüze kadar gelmiş olan en büyük Maya belgesi Popol Vuh'un bir parçasıdır. Bilim insanları Latin alfabesiyle kaleme alınan bu belgenin eski Maya hiyeroglifleriyle yazılmış bir ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 07.10.2013, 12:28   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Maya Mitolojisi



Maya Mitolojisi


Maya yaratılış söyleni günümüze kadar gelmiş olan en büyük Maya belgesi Popol Vuh'un bir parçasıdır. Bilim insanları Latin alfabesiyle kaleme alınan bu belgenin eski Maya hiyeroglifleriyle yazılmış bir metnin çevirisi olduğu ya da doğrudan Maya sözlü geleneğinden derlenen öykü ve şarkılardan kaydedildiği görüsündedirler.

1700'lü yıllarda Katolik bir misyoner Popul Vuh'u İspanyolcaya çevirdi. Maya dilini akıcı bir şekilde konuşabiliyordu. Kızılderilileri eski tarihleri göstermeye ikna etmeyi başarmıştı. İspanyol metin yaklaşık 150 yıl boyunca gözlerden uzak kaldı. 1850'lerde Guatemala City'deki San Carlos Üniversitesi'nin kitaplığında bulundu ve ilk olarak 1857'de Viyana'da basıldı.

Popul Vuh edebî olarak "harika" tanımlaması yapılan eserlerden biriydi. Destanın yaratılış söylenleri anlatan bu parçasında Hıristiyanlık etkisi görülmektedir. Kitab-ı Mukaddes'i okuyanlarımızın hemen anlayacağı gibi destan ilk bölümlerle benzerlik gösterir.Aşağıdaki destan tanrıların yaratmak istediği insanlar ve diğer yaratılış söylenleri açısından ilginçtir;
Yaratılış Efsanesi

Başlangıçta sonsuz karanlığın içinde yalnızca yukarıda gökyüzü aşağıda deniz vardı. Hareket edecek ya da gürültü yapacak hiçbirsek olmadığı için sakin ve sessizdiler. Yeryüzü henüz sulardan yükselmemişti. Otlar ve ağaçlar taslar mağaralar ve koyaklar kuşlar ve balıklar yengeçler hayvanlar ve insanlar daha yaratılmamıştı. Kükreyecek ya da gürleyecek hiçbir şey yoktu çünkü yalnızca yukarıda boş gökyüzü ve aşağıda sakin deniz vardı.

Suyun içinde yeşil ve mavi tüylerin altına yaratıcılar gizlenmişti. Bu büyük düşünürler suyun içinde sessizce konuştular. Evrende gecenin sonsuz karanlığında yalnızdılar. Birlikte ne olacağına karar verdiler. Birlikte yeryüzünün sulardan ne zaman yükseleceğini ilk insanin ve tüm diğer canlı türlerinin ne zaman doğacağınıbu canlı varlıkların yasamak için ne yiyeceklerini ve şafağın dünyayı soluk ışık seline ilk ne zaman boğacağını kararlaştırdılar.

"Yaratılış başlasın!" diye heyecanla seslendi yaratıcılar "Boşluk dolsun! Deniz çekilsin ve yeryüzü ortaya çıksın! Dünya uyan ! Böyle olsun !" Ve yeryüzünü yarattılar. Yaratıcılar yaptı bunu. Sislerin arasından bir toz bulutunun içinden dağlar ve vadiler denizden yükseldi ve çam ve selvi ağaçları zengin toprakta kök saldılar. Tatlı sular dağların yamaçlarında ve vadilerin içinde dere olup aktılar.

Ve yaratıcılar memnun oldular. "Biz düşündük ve tasarladık" dediler; "Ve yarattığımız kusursuz oldu !"

Sonra yaratıcılar sordular; "Yarattığımız ağaçların altında yalnızca sessizlik mi olsun istiyoruz? Vahşi hayvanlar kuşlar ve yılanlar yaratalım. Böyle olsun!"

Ve onları yarattılar. Yaratıcılar yaptı bunu."Siz geyikler çalılıklar ve otlaklarda dört ayak üzerinde yürüyeceksiniz. Ormanda çoğalacak ağaçların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında uyuyacaksınız. Siz kuşlar ağaçların dallarında ve sarmaşıkların arasında yasayacaksınız. Oralarda yuvalarınızı yapacak ve çoğalacaksınız". Geyik ve kuşlara böyle buyruldu ve böyle yaptılar.

Ve yaratıcılar memnun oldular: "Biz düşündük ve tasarladık ve yarattığımız kusursuz oldu" Sonra yaratıcılar yarattıkları canlılarla başka şeyler buyurdular. "Konuşun seslenin ve bağırın her biriniz yapabildiğiniz kadar. Bizim adımızı söyleyin bizi övün ve bizi sevin. "

Fakat kuşlar ve hayvanlar bunu yapamazlardı. Çığlık atabilir tıslayabilir ve ötebilirlerdi; ancak yaratıcıların adlarını söylemezlerdi.

Yaratıcılar yaptıkları canlılardan hoşnut kalmadılar. Onlara dediler ki "Sizlere verdiklerimizi geri almayacağız. Ancak bizi övemediğiniz ve sevemediğiniz için bunu yapacak başka canlılar yapacağız. Bu yeni yaratıklar sizlerden üstün olacaklar ve sizleri yönetecekler. Sizlerin kaderi onlar tarafından parçalanmak ve etinizin yenmesi olacak. Böyle olsun!"

Ve onları yarattılar. Yaratıcılar yaptı onları... Kendilerini övecek ve sevecek uysal ve saygılı bir canlı biçimlendirmeye karar verdiler. Önce çamurlu toprağa sekil vermeyi denediler; fakat bu malzeme çok yumuşaktı. Hareketsiz ve zayıf bir yaratık oldu. Konuşabiliyorsa ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu.

"Çamurdan yapılmış yaratıklar hiçbir zaman yaşamayacak ve çoğalamayacaklar!" diye bağırdı yaratıcılar ve bu yaratığı yok ettiler.

Sonra yeni yaratıkları tahtadan oymayı denediler. "Bu malzeme tam bize uygun görünüyor! Sağlam ve dayanıklı." dediler. "Bu yaratıklar insana benziyor ve insan gibi konuşuyorlar. Bunlardan pek çok yapalım. Böyle olsun!"

Tahtadan canlılar yaşadı ve çoğaldılar; ama hiç kimse dediklerine anlam veremiyordu ve içlerinde yüzlerinde ruh elleri ve ayaklarında kuvvet yoktu. Ciltleri sarı ve kuruydu altında besleyecek kan dolaşmıyordu. Dört ayakları üzerinde anlamsızca dolaştılar ve yaratıcılarını düşünmediler.

"Tahtadan yapılmış yaratıklar yaşayıp çoğaltmak için yeterince iyi değil!" diye bağırdı yaratıcılar. Ve bu tahtadan yaratıkları yok etmeye karar verdiler.

Yaratıcılar gökte özsuyundan büyük bir sel oluşturdular ve yeryüzüne döktüler. Tahta yaratıkların kafalarına vurdular ve onları ağaç gibi devirdiler. Sonra bir kartalüzerlerine geldi ve gözlerini oydu. Bir yarasa üzerilerine geldi ve kafalarını kopardı. Bir Jaguar üzerlerine atladı ve kemiklerini kırıp dağıttı. Yeryüzü karanlıkla örtüldü ve aralıksız bir kara yağmur yağdı.

Güçsüz kalınca düşmanları tahta yaratıklara saldırdılar. Küçük-büyük hayvanlar onlara saldırdı. Sopalar ve taşlar tabaklar ve çömlekler onlara saldırdı. Aç bıraktıkları ve eziyet ettikleri köpekler şimdi dişleriyle yüzlerini parçaladılar. Öğütmek için kullandıkları taşlar şimdi onları öğüttüler. Ocak ateşi üzerinde yaktıkları kap kacaklar şimdi yüzlerini yaktılar.

Umutsuzca yaşamları için savaşan tahta yaratıklar evlerini çatılarına tırmanmaya çalıştılar; ama evler yıkıldılar ve onları yere attılar. Dallarında güvenliğe kavuşmak için ağaçlara tırmanmaya çalıştılar; ama ağaçlar onları salladılar ve yere attılar. Mağaralara girmeye çalıştılar; ama mağaralar kapandılar ve onlara sığınak olmayı reddettiler.

Birkaçı dışında tahta yaratıkların tümü yok olmuştu. Diğerleri şekilsiz yüzler ve çeneleriyle sağ kaldılar ve onları suyundan gelenlere "maymun" adı verildi.

Yaratıcılar sonra gecenin karanlığında görüşmek için toplandılar. Güneş Ay ve yıldızlar daha gökyüzünde yerlerini almamışlardı. "Yeniden bizi övecek ve sevecek yaratıklar yaratmayı deneyelim. Böyle olsun! Yeryüzünde soylu canlılar yasasınlar. Onlara biçim vereceğimiz malzemeyi arayalım."

Dört hayvan dağ kedisi koyot karga ve küçük bir papağan yaratıcıların önüne geldiler ve onlara yakında bolca yetişen sarı ve beyaz başaklı mısırlardan söz ettiler.
Yaratıcılar hayvanların gösterdiği yola koyuldular. Mısırı buldular öğüttüler ve bu yiyecekten soylu yarattılar biçimlendirdiler. "Böyle olsun!" diye heyecanla bağırdılar.. Ve onları yarattılar. Yaratıcılar yaptı onları.

Böylece dört "İlk Ata" yaratıldı. Yaratıcılar gövdelerini mısır unundan yaptılar. Öğütülmüş sarı ve beyaz mısırdan içecekler yaptılar ve bunlar yeni yaratıklarına kas ve et oldu ve bunlarla birlikte güç vermek için onları beslediler.

Ve yaratıcılar memnun oldular. "Biz düşündük ve tasarladık." dediler. "Ve yarattığımız kusursuz oldu!"

Bu dört "İlk Ata" insan gibi görünüyor ve konuşuyordu. Çekici akıllı ve bilgeydiler. Çok uzakları görebiliyorlardı. Dağlar ve vadiler ormanlar ve çayırlar okyanuslar ve göller ayaklarının altındaki yeryüzü ve başlarının üstündeki gökyüzü onlara doğalarını açık ettiler.

Dört İlk Ata dünyada görülecek her şeyi gördüklerinde gördüklerinin değerini anladılar ve yaratıcılarına teşekkür ettiler. "Bizi yaratıp sekil verdiğiniz için size teşekkür ederiz." dediler. "Bize görme duyma konuşma düşünme ve yürüme yetenekleri için size teşekkür ederiz. Büyük ve küçük uzak ve yakın her şeyi görebiliyoruz. her şeyi biliyoruz ve size teşekkür ediyoruz!"

Yaratıcılar artık memnun değildiler. "Amaçladığımızdan daha iyi yaratıklar mı yarattık? Çok mu kusursuzlar?" diye birbirlerine sordular. "O kadar bilgili ve bilgeler kibizim gibi tanrı mı olacaklar? Daha az görsünler ve bilsinler diye görüşlerini mi azaltsak? Böyle olsun!"

Böyle konuştu yaratıcılar ve yarattıkları varlıkları değiştirdiler. Gözlerine sis üflediler ki yalnızca yakınlarında olanları görsünler. Böylece yaratıcılari dört İlk Ata'nın sahip oldukları bilgi ve bilgeliği yok ettiler.

Yaratıcılar atalarımızı yaratıp böyle biçimlendirdikten sonra dediler ki : "Simdi İlk Atalar için özenle eşler yaratıp biçimlendirelim. Eşleri onlar uyurken gelsinler ve uyandıklarında onlara mutluluk vermek için orada olsunlar. Böyle olsun!"


Ve onları yarattılar. Yaratıcılar yaptı onları. Ve yaratıcılar memnun oldular. "Biz düşündük ve tasarladık." dediler "ve yarattığımız kusursuz oldu!"

Bir süre sonra yaratıcılar İlk Atalar ve Analar'a benzeyen birçok insan daha yaptılar. İnsanlar karanlıkta yaşayıp çoğalıyorlardı çünkü yaratıcılar daha ne Güneş'ine Ay'ı ne de yıldızları herhangi bir ışık biçimi yaratmışlardı. Hem açık hem koyu tenli hem varlıklı hem yoksul ve farklı diller konuşan çok sayıda insan doğuda bir arada yaşıyordu.

Tanrılarının hiçbir görüntüsünü yapmadılar ama yaratıcılarını unutmadılar ve sevgi dolu ve uysaldılar. Yüzlerini göğe kaldırıp dua ettiler: "Ey yaratıcılar! Bizimle kalın ve bizi dinleyin! Işık olsun! Şafak olsun! Gündüz olsun! Şafak dünyayı soluk ışığa boğsun ve Güneş onu izlesin. Güneş her gün aydınlanarak gökyüzünde parladıkçabize soyumuzu sürdürmemiz için kızlar ve oğullar bağışlayın. Bize iyi yararlı ve mutlu yasamlar verin ve bize barış verin!"

Bu sözlerle insanlar Güneş'i yükselip yaratıcıların yaptıkları basamakları altın ışınlarıyla aydınlatmaya çağırdılar.

"Ve öyle olsun!" dedi yaratıcılar "Işık olsun! Evrenin şafağında tüm yarattıklarımızın üstünde sabahın erken ışığı parlasın! Çünkü biz düşündük ve tasarladık ve yarattığımız kusursuz oldu!"

Ve onu yarattılar. Yaratıcılar yaptı bunu. Güneş sulardan yükseldi ve altın ışınlarını yeryüzüne saçtı. Büyük ve küçük hayvanlar koyakların serin gölgesinde ve nehir kıyılarında ayağa kalktılar ve doğan güneşe yüzlerini döndüler. Jaguar ve puma kükredi ve yılan tısladı. Kuşlar kanatlarını açtılar ve şarkı söylemeye başladılar. İnsanlar tütsüler yakan ve kurbanlar sunan rahiplerin çevresinde dans ettiler. Çünkü yaratıcılar dünyayı ışıkla aydınlatmışlardı ve kusursuzdu.

__________________
all the best.




[Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL][Link'i Görebilmeniz İçin Kayıt Olunuz.! Kayıt OL]
YeşiL6 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
LifeisBeauty, webhancher, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 16:56