Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Kültür - Sanat > Kültür - Sanat - Tarih > Mitoloji
facebook bağlan


Türk Mitolojisi

Mitoloji kategorisinde açılmış olan Türk Mitolojisi konusu , Türk Mitolojisi ürk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşır. Bunların bazıları sonradan islami öğeler ile değiştirilmiştir. ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 10.12.2013, 16:14   #1 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Türk Mitolojisi



Türk Mitolojisi

ürk mitolojisi, tarihi Türk halklarının inanmış oldukları mitolojik bütüne verilen isimdir. Eski efsaneler, Türk halklarının eski ortak inancı Tengricilikten öğeler taşır. Bunların bazıları sonradan islami öğeler ile değiştirilmiştir.
Türk mitolojisi, birçok araştırmacıya göre aynı Tengricilikte de olduğu gibi tektanrıcı bir temelden, zamanla çoktanrıcı bir biçime doğru gelişmiştir. Ayrıca tarihi Türk halklarının temasa geldikleri Zerdüştlük, Mani dini ve Budizm'de Türklerin mitolojisinde izler bırakmıştır. Bu yüzden genel bir tanım olan Türk mitolojisine, halkların çeşitliliği ve inançtaki farklı unsurlar göz önünde tutulursa Türk Mitolojileri demek daha doğru olabilir.

En eski kalıntılar

Türk halklarının yazı kullanmaları ancak 6. yüzyıldan sonra başladığı için, Türk mitolojisinin en eski kalıntıları ancak diğer halkların yazılı belgeleriyle kanıtlanabilir. En önemli kanıtlar eski Çin yazılarında bulunur. Örneğin M.Ö. 330 yılından kalan bir yazıda Türk mitolojisinin en önemli efsanelerinden olan Asena efsanesi ile karşılaşılır.

Tanınmış destanlar

Asena

Bilinen en eski Türk efsanesi. Tüm Türk halklarında çeşitli şekilde yaygındır. Efsaneye göre Türkler düşmanları tarafından tamamen yok edilirler. Sadece kolları ve bacakları kesilmiş ufak bir erkek çocuk hayatta kalır. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir dişi kurt çocuğu besler büyütür ve korur. Kurt çocuktan gebe kalır ve on yavru doğurur. Bu on çocuk gelecek Türk toplulukların hükümdarlarıdır.

Ergenekon destanı

Türkler büyük bir yenilgiye uğradıktan sonra çadırlarını toplayıp göç ederler. Tengri'nin gönderdiği kutsal bir kurt Türklere kılavuzluk eder ve onları verimli toprakları olan, etrafı dağlarla çevrili büyük bir ovaya götürür. Birkaç kuşak sonra Türkler bu ovaya sığmaz olurlar. Bu kez bir kurt onlara etraflarını çeviren dağlardan birisinin madenden oluştuğunu gösterir ve demirciler bu dağı eritirler. Halk ovadan çıkar ve tekrar bozkırların egemenliğini ele geçirdiklerini tüm bozkır halklarına duyururlar. Bu güne nevruz adı verilir.

Oğuz Destanı

Bu destan bir Türk kağanı olan Oğuz'un hikayelerini anlatır. Doğumundan ölümüne, ve devleti oğullarına pay edişine kadar geçen destanda, Oğuz'un eşleriyle tanışması, oğullarının doğumu, savaşlar da bulunmaktadır.

Manas Destanı

Türk Edebiyat Tarihinin en uzun destanı olan Manas Destanında, daha küçük yaştan kahraman olacağı bilinen Kırgız Manas'ın hikayesi anlatılmaktadır. Manasın dostları tarafından ihanete uğratılıp öldürüldüğü söylenir. Mezarı başında ağlayan hayvanlar Manas'a ağıt yakarlar ve göktanrı acıyarak Manas'ı diriltir. Manas da kendisine ihanet eden dostlarının peşine düşer.

Diğer Destanlar
Göç Destanı
Kırk Kız
Ağacın Çocukları
Yaradılış efsaneleri
Yaratılış Destanı (Altay)
Kabile'nin türeyişini anlatan efsaneler
Türk mitolojisinin en mühim özelliklerinden birisi her kabilenin, ne kadar ufak da olsa şahsi bir türeyiş efsanesine sahip olmasıdır. Örneğin Oğuzname'de her sözü edilen kabilenin ilk önce türeyiş efsanesi anlatılır.
En önemli ve en tanınmış efsane Türklerin ortak türeyiş efsanesidir. Bu efsane neredeyse her Türk topluluğunda tanılır, ve en eski Türk hükümdarlarının Göktanrı'nın gönderdiği bir kurt ile çiftleşmesinden türediğini anlatır. Bazı verziyonlarda bir dişi kurtun en son Türk olarak kalmış bir erkek çocuğu ile, diğer versiyonlarda ise Göktanrı'nın bir erkek kurt kılığında hükümdarın kızı ile çiftleştiği anlatılır.
Diğer iyi tanılan bir türeyiş efsanesi Kırgız halkının türeyiş efsanesidir. Bu efsaneye göre kutsal bir gölün suyundan gebe kalan kırk kız ilk kırgızları oluşturur.

Şiirler: Avcı Bineger

Avrupa'da Türk Mitolojisinin izleri

Avrupaya göç etmiş olan antik Türk halklarından dolayı, Avrupada'da Türk mitolojisinin izlerini bulmak mümkündür. Özellikle Hunlar ve Ön bulgarlar destanlara konu olmuşlardır. Alman mitolojisinin en tanınmış destanı Hunlara ve ejderhalara karşı savaşan alman kahraman Sigismund'un destanı'dır. Bu destan da Atilla'nın adı "Etzel"'dir.
Ön bulgarların (Türk bulgarlar) balkan'a getirmiş olan Han Asparuh'un destanını Bulgaristan'da henüz birinci sınıfta her bulgar çocuğu ezbere bilir. Ayrıca yine Ön bulgarların getirmiş oldukları ilkbahar bayramı "Mart enizi" (Mart annesi)'nde ilkokul çocukları Han Asparuh destanının bazı bölümlerini canlandırırlar. Canlandırılan bölümde, Han Asparuh ilk Bulgar devletini kurmuş ve bunu kutlamak için Göktanrı Tangra'ya (Tengri) adak vermek ister. Adak vermeden önce bir demet Dereotu'nu kutsal ateşte yakması gerekir ama hiçbiryerde Dereotu bulamaz. Bu yüzden çok üzülür. Çok uzaklarda Volga kıyılarında kalmış olan kızkardeşi Asparuh'un derdini hisseder ve bir şahin'in ayağına bir demet Dereotu bağlayıp gönderir.
Macarlarda da çok uzun bir Atilla destanı bulunur. Bu destanın en eski kalıntıları bir manastırda muhafaza edilmiş ve Osmanlıların saldırısında Osmanlılar tarafından tamamen yakılmışdır. Sonradan hafızada kalanlarla tekrar yeniden yazılmışdır.

Budist Türk mitolojisi


Budist Uygur Rahipler

9'ncu yüzyılda Uygur Türklerinin Budizm dinini kabul etmiş ve bu dinin temeli üstünde ilk büyük yerleşik Türk kültürünü geliştirmişlerdir. Uygur rahiblerin bu dönemde binlerce Budist yazıları Sanskrit ve Çince'den Türkçeye çevirmiş oldukları bilinmektedir. Bunların arasında birçok yabancı efsaneler de Türkçeye çevrilmiş, ama eski Türk destanları ve tarihi de yazıya alınmışdır. Hotan kentinde o zamanlarda dünyanın en büyük kütüphanesi oluşturmuşlar, ama maalesef Kırgızların bir saldırısında bu kütüphane tamamen yanmışdır. Günümüzde sadece yanmamış olan ufak tefek sayfa parçaları kalmışdır, ama bu sayfa parçalarının bazılarının üzerinde görünen sayfa sayıları (sayfa 500- sayfa 600) bu kitapların nekadar geniş kapsamlı ve ayrintılı olmuş olduklarını kanıtlamaktadırlar.
Bu az kalıntıların arasında birçok, manastırlara yeni rahibler kazandırmak için tasarlanmış efsaneler bulunmaktadır. Örneğin birisinde maddi hayatın kötü ve iğrenç olduğunu vurgulamak için korkunç bir hikaye anlatılmaktadır (Eski Türkçe):
körüp ince sakıntı. Bo menin yutuzum bo tep içgerü kirip ülüg birle yattı... Yeme esrökin biligsizin üçün ölügüg kuçup uluvsuz bilig sürüp ol ölügke katıltı küçedükinte ötrü ölüg yarıltı... ol yarsinçıg et'özinteki kan irin arıgsız yablak taşıltı tökülti... yeme ol tözün är kamag özi tonı baştan adakka tegü kanka irinke örgenip uvutsuz biligin üçün esrükin ögsüz bolup könülina anıg ögrünçülük boltum tep sakıntı... ançagınçagan yarın yarudı kün tugdı... ol tözün er esröki adıntı usınta uduntı birök başın yokarı kötürüp körti supurgan icre yatukın koyınta ölüg yatur irin kan tökülür tüze yıdıyor kenti özün körtü kop kanka bulganmış arıgsızka ürgenmişin körüp ötrü belinledi anıg korkutı ulug ünün manradı terkin tul tonka taşıkıp tezdi nece yügürür erti anca kusar yarsıyur erti ol munca arıg ton kedsimişin antak terkin butarlayu üze bice yırtıp taşgaru kemişti ancak yügürtü bardı.. bir toş boşına tegti.. ötrü özin ol toş başına kemişti yuntı arıtıntı ol..
Bu bazı kısımları gösterilen hikayede karısını kaybeden bir çaresiz adam, üzüntüsünden çok feci sarhoş olana kadar içki içer ve bu sarhoşluğunda ölmüş karısının mezarına gider, mezarı açar ve karısının cesedi ile cinsel ilişkiye girişir. Ceset ile öyle şiddetli sevişirki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar. Adam baştan aşağı çürük kana ve cerihata bulanır. Nihayet gün ağırır ve adam başını yukarı kaldırır ve görürki karısının mezarı içinde cesedinin yanında yatıyor, cesetten kan dökülüyor. Kendini görür; üstü başı kan ve cerihata bulanmış. Aniden yaptığı canavarlığı anlar, kendinden tiksinir, kiyafetlerini yırtmaya başlar, içini bir korku sarar ve paniğe kapılır. Adam mezardan çıkar ve koşmaya başlar. Bir yandan bağırarak ağlar, bir yandan kusar. Bu tip Budist hikayelerde hep olduğu gibi adam sonunda bir manastıra gider ve tüm maddi dünyadan uzak bir şekilde hayatını Budaya adar.

Geyik Avı


Bazı diğer hikayelerde Buda'nın başka bedenlerde tekrar doğmuş varlığı konu olarak ele alınır. Hikayelerin birisinde dengesiz bir Hint hükümdar yüzlerce adamları ile birlikte ava çıkar ve binlerce ceylanı öldürür. Ceylanların başı, altın renginde bir ceylan Buda'nın reenkarnasyonudur. Altın ceylan hükümdarı uyarır ve can almayı bırakmasını buyurur, ama hükümdar onu dinlemez. Altın ceylan sonunda hepsini feci şekilde cezalandırır.

Sibirya Türklerinde Mitoloji

Sibirya'nın Türk halkları, Türk mitolojisini günümüze kadar en canlı, en renkli tutmuş ve muhafaza etmiş olanlarıdır. Günümüze kadar Tengriciliğin kutsal varlıklarına hala ibadet edip eski türklerin destan anlatma geleneğini ayakta tutmaya devam etmektedirler.
Örneğin, sayıları çok azalmış olan Dolganlarda çok eski bir mitoloji bulunmaktadır. Sibirya'nın çok kuzeyinde bulunan Tundra ikliminde yaşayan Dolganlar, göçebeliklerinde ara sıra buzları 10.000 yıldır çözülmemiş, yarısı topraktan dışarı dikilen Mamut cesetlerine rastlarlar. Dolganlar, yeraltı aleminin efendisi Erlik han, Mamutları yeraltı alemine aldığını ve onları kendine hizmet ettirdiklerine inanırlar. Inançlarına göre Mamutlar yeraltı aleminde tutsaktır. Eğer yeryüzüne çıkmaya çalışırlarsa ceza olarak derhal buz tutarlar. Radloff'a göre Dolganlar bu hiç canlı olarak görmedikleri dev hayvanların yarı yere gömük ve yarı dışarı çıkmış hali ve donmuş olmalarını bu şekilde anlatmışlardır.
Altaylılar, Yakutlar ve diğer sibirya Türklerinde de dünyalarında olan çoğu şeylerin sorumluları, iyi ve kötü ruhlar ve kutsal varlıklardır. Onlara dua edip kurbanlar vererek, bereketin kesilmemesi için onları hoş tutmaya çalışırlar.

Anadolu Türklerinin Mitolojisi

Türklerin 10'ncu yüzyıldan itibaren Anadolu'ya akın etmeleri sırasında Orta Asya'dan birçok destanlar ve hikayelerde getirmişlerdir. 11'nci yüzyılda Akkoyunlu devletinde, Orta Asya'dan yeni gelmiş Türk boylarının anlattıkları hikayeler tanılmayan bir yazar tarafından "Dede korkut masalları" olarak kaleme alınmışdır. Ama Türklerin Anadolu'ya gelmelerinden önce de burada çok renkli mitler bulunmaktadır. Bu mitler Anadolu Türklerinin mitolojisinde de izlerini bırakmıştır.
Örneğin Pamukkale hakkında eski bir Yunan efsanesi günümüze kadar hala anlatılmaktadır. Bu efsaneye göre çirkin bir kız dışlanmaktan usanmıştır ve hayatına son vermek ister. Pamukkale'nin teraslarından kendini aşağıya atar ve içi kaynak suyu dolu bir terasın içine düşer. Ava çıkmış bir prens bu olayı görür ve hemen oraya koşar. Bir bakar ki kollarında kendine gelen kız adeta bir dünyalar güzeli. Meğer Pamukkalenin şifalı kaynak suyu kızı güzelleştirmiş. Sonra ikisi evlenir ve mutlu olurlar.

Dede Korkut hikayeleri

Dresden yazması kısa bir giriş ve 12 öyküden oluşur. Öyküler sırasıyla:

Dirse Han Oğlu Boğaç Han
Salur Kazan'ın Evi Yağmalanması
Kam Büre Bey Oğlu Bamsı Beyrek
Kazan Bey Oğlu Uruz'un Tutsak Olması
Duha Koca Oğlu Deli Dumrul
Kanlı Koca Oğlu Kanturalı
Kazılık Koca Oğlu Yegenek
Basat'ın Tepegöz'ü Öldürmesi
Begin Oğlu Emren
Uşun Koca Oğlu Segrek
Salur Kazanın Tutsak Olup Oğlu Uruz'un Çıkarması
İç Oğuz'a Taş Oğuz Asi Olup Beyrek Öldüğü
Vatikan yazmasında kısa bir giriş ve altı öykü vardır:
Hikayet-i Han Oğlu Boğaç Han
Hikayet-i Bamsı Beyrek
Hikayet-i Salur Kazan'ın Evi Yağmalanduğudur
Hikayet-i Kazan Begün Oğlu Uruz Han Tutsak Olduğudur
Hikayet-i Kazılık Koca Oğlu Yegenek Bey
Hikayet-i Taş Oğuz İç Oğuz'a Asi Olup Beyrek Vefatı

Osmanlılarda mitoloji

Osmanlıların en mühim efsanesi, imparatorluğun kurulmasından önce Osman beyin bir rüya görmesi ve bu rüyayı bir şeyh tarafından açıklatması, anlatılan efsanedir. Şeyh, Osman beyin gördüğü rüyanın onun bir cihan devleti kuracağına alamet olduğunu açıklar ve bu rüya gerçek olur.

Bilim

İzmir Ege Üniversitesi'nin, Türk dünyası araştırma entitüsünde Prof. Dr. Fikret Türkmen'in yönetimi altında toplanmış bir grup Türk destanlarını, efsanelerini ve diğer hikayeleri tüm Türk dillerinden ve Eski Türkçeden Türkiye Türkçesine çevirmeye başlamışlardır. Hedef, Türk mitolojisini tüm Türk halklarının
Benzer çalışma içinde olan diğer bir bilim adamı da Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden Prof. Dr. Necati Demir'dir. Prof. Dr. Necati Demir, Erzincan Üniversitesi'nden Yard. Doç. Dr. M. Dursun Erdem'le birlikte İslamî Türk Destanları’nın tamamını, hem Eski Türkiye Türkçesi hem tıpkıbasımları hem de Türkiye Türkçesi ile yayımlamaktadır. Bu çerçevede Hazret-i Ali Cenkleri - Hazret-i Ali Destanı I, Müseyyeb-name - Müseyyeb Gazi Destanı, Battal-name - Battal Gazi Destanı, Danişmend-name - Danişmend Gazi Destanı, Saltık-name - Saltık Gazi Destanı 1, 2, 3 yayımlanmıştır. Eba Müslüm-name ve Eba Müslim Destanı’nın hazırlanmasına devam edilmektedir. Prof. Dr. Necati Demir, ayrıca 20 yıl boyunca alan araştırması yapmış, Türk Masalları, Türk Efsaneleri, Türk Ninnileri, Türk Manileri, Türk Atasözleri ve Türk Çocuk Oyunları’nı derleyerek Sözlü Türk Kültürü’nün en büyük arşivlerinden birini kurmuştur. Bu araştırmaların birinci ciltleri yayımlanacak duruma gelmiştir.

Gulfem isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
Gulfem, webhancher
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 12:47