Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Psikoloji
facebook bağlan


Majör Depresif Bozukluk ve Bipoları Bozukluğu

Psikoloji kategorisinde açılmış olan Majör Depresif Bozukluk ve Bipoları Bozukluğu konusu , Majör Depresif Bozukluk ve Bipoları Bozukluğu Majör depresif bozukluk ve bipolar I bozukluğu iki ana duygudurum bozukluğudur. Sıklıkla affektif bozukluk olarak adlandırılırdı; ancak, bu bozukluklardaki önemli patoloji, kişinin o anki ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 30.06.2015, 14:33   #1 (permalink)
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Majör Depresif Bozukluk ve Bipoları Bozukluğu



Majör Depresif Bozukluk ve Bipoları Bozukluğu


Majör depresif bozukluk ve bipolar I bozukluğu iki ana duygudurum bozukluğudur. Sıklıkla affektif bozukluk olarak adlandırılırdı; ancak, bu bozukluklardaki önemli patoloji, kişinin o anki emosyonel içeriğinin dışa vurumu olan affekt’te değil, kişinin sürekli durumu olan mizaçtadır. .

Bipolar II bozuklukta ise mani semptomları bipolar I bozuklukta görülen manik atak tanı ölçülerini karşılamayan şiddette olan hipomanik ataklarla değişen majör depresif ataklar vardır.

Majör depresif bozukluk yaşam boyu yaygınlığı %15 kadar olan ve hatta kadınlarda %25 kadar yüksek olabilen yaygın bir bozukluktur.

Bipolar I bozukluğun yaşam boyu yakalanma sıklığı %1’ dir ve bu oran ile şizofreniye yakın sıklıkta görülür.

Kültür yada ülkeden bağımsız olarak majör depresif bozukluğun kadınlarda erkeklerin iki katı fazla görüldüğü hemen hemen evrensel olan bir gözlemdir.

Majör depresif bozukluğun tersine bipolar I bozukluğu kadın ve erkeklerde eşit sıklıkta görülür.

Bipolar I bozukluğun ortalama başlangıç yaşı 30 dur. Majör depresif bozukluğun ortalama başlangıç yaşı 40 tır.

Hastaların %50’sin de başlangıç 20-50 yaşları arasındadır.

Duygudurum bozuklukların nedenleri bilinmemektedir. Neden olabilecek etmenler yapay olarak biyolojik, genetik ve psikososyal etmenler olmak üzere üçe bölünebilir.

Noradrenalin ve serotonin duygudurum bozukluklarının fizyopatolojisinde en fazla düşünülen iki biyojenik amindir. Dopamin’in de depresyonda rolü olduğu ile ilgili kuramlar ortaya atılmıştır. Veriler dopamin etkinliğinin depresyonda azaldığı ve manide arttığını telkin etmektedir.

Eğer bir ebeveynde bipolar I bozukluğu varsa, herhangi bir çocuğun duygudurum bozukluğuna yakalanma şansı %25; eğer her iki ebeveynde bipolar I bozukluğu varsa bir çocuğun duygudurum bozukluğuna yaklanma şansı %50-75’ tir.

Geç başlangıç depresyonla birlikte en sık görülen yaşam olayının 11 yaş öncesi anne-baba kaybı olduğu ise en yorumlanması zor veridir. Bir depresyon atağının başlangıcında en sık görülen çevresel zorlayıcı ise eş kaybıdır.

Hangi kişilik yapısında olursa olsun tün insanlar uygun koşullar altında depresyona girerler.

Bipolar I bozukluğu bozukluğun seyri sırasında bir dizi mani belirtisi ile giden bir sendrom, yani bipolar bozukluk olarak aynı anlamdadır.

Bipolar II bozukluğu, depresif ataklar ve tam bir manik sendromun tanı ölçütlerini karşılayamayacak derecede manik atakların görüldüğü ataklar, yani hipomanik ataklarla belirlenir.

Çift (double) depresyon distimik bozukluk üzerine binen majör depresif bozukluk durumuna denir.

Duygudurum bozuklukları mevsimsel özellik gösteren hastalar yılın özel bir zamanında en sıklıkla da kışın depresif atak geçirme eğilimindedir.

Depresif bir duygudurum ile ilgi ve zevk almanın kaybı depresyonun anahtar belirtileridir.

Tüm depresif hastaların üçte ikisi intiharı düşündüklerini söylerler ve %10-15’i ise intihar girişiminde bulunurlar. Yaklaşık tüm hastaların %50’si belirtilerinde sabah şiddetinin artması ve akşam azalması şeklinde diurnal değişme tanımlanır.

Yaşlılıkta depresyon genel toplumdakinden daha sık görülür (%25-50). Yaşlılıkta depresyonun yetersiz tanınması belki depresyonun genç gruplara göre yaşlılıkta çok daha sık bedensel yakınmalarla ortaya çıkmasına bağlı olabilir.

Yükselmiş, taşkın ya da irritabl duygudurum bir manik atağın en önemli yanıdır. Hastane dışındaki manik hastalar aşırı alkol alabilirler ya da kendi kendilerini tedavi etmeye kalkışabilirler.

Alkol bağımlılığı sıklıkla duygudurum bozukluklarıyla bir arada bulunabilir.

Klasik olarak depresif bir hasta omuzları çökük, kamburumsu durur, kendiliğinden hareket etme gözlenmez ve aşağıya yönelmiş üzgün bakışları vardır ve gözgöze gelmez.

Manik hastalar uyarılmış, konuşkan, bazen eğlendirici ve sıklıkla aşırı hareketlidir.

Tüm manik hastaların %75’in de sanrılar bulunur. Manik hastaların yaklaşık %75’i saldırgan ve tehditkardır. Kredi Kartları, cinsel etkinlikleri ve ailelerini bazen iflasa sürükleyecek mali etkinlikleri ile yasaları çiğneyebilirler. Manik hastalar verdikleri bilgilerin güvenilir olmaması konusunda ünlenmişlerdir.

Tedavi edilmemiş bir depresif atak yaklaşık 6-13 ay, tedavi edilen çoğu atak ise 3 ay kadar sürer. Üç aydan önce antidepresanların kesilmesi hemen daima belirtilerin geriye dönmesi ile sonuçlanır.

Majör depresif atakların yinelemesi de sık görülür. Hastaların yaklaşık %25’in de taburculuktan sonraki ilk altı ay içinde yaklaşık %30-50’sin de ilk iki yıl içinde ve yaklaşık %50-75’in de beş yıl içinde yineleme olur.

Tedavi edilmemiş bir manik atak 3 ay sürer. Bundan dolayı klinisyen ilaçları bu süreden önce kesmemelidir. Bipolar I bozukluğu olan hastaların yaklaşık %40-50’si ilk ataktan sonraki iki yıl içinde ikinci manik atağı geçirirler.

Tüm bipolar I bozukluğu bulunan hastaların yaklaşık %7’sin de belirtilerde bir yineleme görülmez. %45’in de birden fazla atak görülür ve %40’ın da bozukluk kronikleşir.

Duygudurum bozukluğu hastalarda boşanma oranı yüksektir ve hasta eşlerinin yaklaşık %50’si eğer hastanın duygudurum bozukluğuna yakalanacaklarını bilselerdi hastayla evlenmeyeceklerini ya da çocuk sahibi olmayacaklarını bildirmektedir.

Tüm mevcut antidepresanların tedavi edici etkilerinin ortaya çıkması üç-dört haftada olur.

Distimik bozukluk ve siklotimik bozukluk bazen resmi olmayan terminolojide subaffektif bozukluklar olarak bilinir.

- Distimik bozukluk; Distimik bozukluk hemen her gün, gün boyu süren depresif duygudurumla (çocuklarda ve ergenlerde irritabl duygudurum) belirlenen süregen bir bozukluktur.

1980’ den önce şimdi distimik bozukluk tanısı konulan pek çok hastaya, bazılarına siklotimik kişilik tanısı konulmasına rağmen, depresif nöroz tanısı konulmaktaydı. (nörotik depresyon da denilir.)

Distimik bozukluk tüm toplumun %3-5’ini etkileyen ve genel psikiyatri kliniklerinde tüm hastaların üçte biri ile yarısı arasında görüldüğü bildirilen yaygın bir bozukluktur.

DSM-IV’te distimik bozukluk tanısı için en az iki yıllık bir sürede zamanın büyük çoğunluğunu kaplayan depresif bir duygudurumun varlığı gereklidir. (ya da çocuklar ve ergenler için bir yıl).

- Siklotimik Bozukluk; Siklotimik bozukluk belirtisel olarak bipolar II bozukluğun hafif şeklidir. Hipomani ve hafif depresyon atakları ile belirlidir.

Genel toplumda siklotimik bozukluğun yaşam boyu prevelansının %1 olduğu tahmin edilir.

Siklotimik bozukluk, distimik bozukluk gibi sıklıkla borderline kişilik bozukluğu ile bir arada bulunurlar.

Siklotimik bozuklukta kadın/erkek oranı yaklaşık 3/2’dir ve hastaların %50-75’inde başlangıç yaşı 15-25 arasındadır.

- Premenstruel Disforik Bozukluk; Premenstruel disforik bozukluğa geç luteal faz disforik bozukluk ya da premenstrüel sendrom da denilir.

Bu sendromda duygudurum belirtileri (örn. Labilite), davranışsal belirtiler (örn. yemek-yeme tarzında değişiklikler) ve fiziksel belirtiler (örn. göğüste hassasiyet, ödem ve baş ağrıları) bulunur.

Bu belirtiler menstruel döngünün belirli bir dönemin de ortaya çıkar ve döngüler arasındaki belirli bir zamanda da ortadan kalkarlar.

Kadınların %40’ın da bozukluğun en azından hafif belirtilerinin bulunduğu ve %2-10 kadarında ise bozukluğun tüm ölçütlerinin karşılandığı bildirilmiştir.

Bu bozukluğu olan kadınların anormal derecede yüksek östrojen/progesteron oranının bozukluğa neden olduğu ileri sürülmüştür.

Etkilenen kadınlarda belirtiler hepsinde değilse bile bir çok adet döngüsünde görülür ve bu belirtiler genelde kanama bitmeden önce geçer. Bu kadınlarda en az bir haftalık belirtilerin bulunmadığı bir dönem bulunur.

__________________

Konu YeşiL6 tarafından (30.06.2015 Saat 14:52 ) değiştirilmiştir.
diLemma isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 5
Ada, diLemma, Glory, Nerrantsoula, YeşiL6
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 18:36