Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Psikoloji
facebook bağlan


Barnum Etkisi

Psikoloji kategorisinde açılmış olan Barnum Etkisi konusu , Barnum Etkisi Birgün, gazetenin burç sayfasını açtınız ve burcunuzda şöyle yazıyor: “Diğer insanların sizi sevmesine ve beğenmesine ihtiyaç duyuyorsunuz ve yine de kendinizi çok eleştiriyorsunuz. Kişiliğinizde çeşitli güçsüzlükler olsa da, ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 13.03.2013, 13:14   #1 (permalink)
Aktif Üye
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Barnum Etkisi



Barnum Etkisi

Birgün, gazetenin burç sayfasını açtınız ve burcunuzda şöyle yazıyor:

“Diğer insanların sizi sevmesine ve beğenmesine ihtiyaç duyuyorsunuz ve yine de kendinizi çok eleştiriyorsunuz. Kişiliğinizde çeşitli güçsüzlükler olsa da, onları çoğunlukla telafi edebiliyorsunuz. Henüz açığa çıkmamış büyük bir potansiyeliniz var. Dışarıdan görüntünüz, disiplinli ve kontrollü, iç dünyanızda ise sıkıntılı ve güvensiz olma eğilimindesiniz. Doğru karar verip vermediğiniz ve doğru şeyi yapıp yapmadığınız noktasında kimi zaman ciddi kuşkularınız vardır. Bir miktar değişimi ve çeşitliliği tercih edersiniz ve sınırlamalar ve kısıtlamalar sizi kuşattığında, hoşnutsuzluk duyarsınız. Bağımsız düşünen bir insan olmaktan da gurur duyarsınız ve başkalarının ifadelerini yeterli kanıt olmadan kabul etmezsiniz. Ama kendinizi başkalarına açmakta fazla serbest olmanın pek mantıklı olmadığını düşünürsünüz. Kimi zaman dışadönük, sokulgan ve arkadaş canlısısınızdır; kimi zamansa, içedönük, tedbirli ve çekingensinizdir. Kimi istekleriniz, gerçekçi değildir.”

Ne dersiniz? Bu sözler, tam da sizi mi anlatıyor? Tam da sizi anlattığını düşünüyorsanız, ‘Barnum etkisi’ olarak adlandırılan yanılgıya düşmüş bulunuyorsunuz ve bu etkiyle, burç sayfalarında, falcıların ve hocaların açıklamalarında sık sık karşılaşıyoruz. Burçların, falcıların, hocaların ve diğerlerinin tırnak içindeki açıklama güçlerinin altında bu etki yatıyor. Barnum etkisi, birbiriyle çelişik sözlerin birarada verilmesi nedeniyle, insanların, kendilerine özgü bir açıklama yapıldığı izlenimi edinmelerine karşılık gelmektedir. Hepimizde bir boşluk duygusu var: Gelecekte neler olacağını öngöremiyoruz. Bu, bizi yıldız falları başta olmak üzere çeşitli falcılara inanmaya götürüyor. Barnum, bunun bilincinde olan bir sirkçi olarak, insanları kandırmanın çok kolay olduğu belirtmiştir. Etkinin adı, buradan gelmektedir. Şu sözü çok ünlüdür: “Her dakika bir enayi doğuyor.”

‘Barnum etkisi’nin diğer adı, ‘Forer etkisi’dir. Bir yansıbilimci (psikolog) olan Forer, bir dersinde öğrencilerine bir kişilik ölçeği vermiş; sonrasında, bir burç sayfasından aldığı yukarıdaki açıklamayı verip, öğrencilerinden bu açıklamanın kendilerini ne kadar yansıttığını 1’den 5’e dek değerlendirmelerini istemiştir:

1. Beni hiç yansıtmıyor.
2. Beni pek yansıtmıyor.
3. Beni az çok yansıtıyor.
4. Beni biraz yansıtıyor.
5. Beni tamamen yansıtıyor.

Ortalama, 4.26 çıkmıştır. Birçok katılımcı, bu açıklamanın kendilerine özgü özellikleri yansıttığını ileri sürmüştür. Forer’in bu çalışmayı yaptığı 1948 yılından sonra ise, aynı çalışma, çeşitli katılımcı öbekleriyle kerelerce yinelenmiş ve ortalama, genellikle, 4.2 çıkmıştır. Açıklama, gerçekte, herkesi yansıtmakta; okurların benliğini okşayacak bir biçimde yazıldığı için, birçok insana çekici gelmektedir. Açıklamanın tümsözel (totolojik) bir niteliği vardır. Diğer bir deyişle, bütün seçenekleri içermektedir. Örneğin, bir insan, “bugün ya yağmur yağacak ya da yağmayacak” derse, bir bilgi vermiş olmamaktadır. Ya da bir öğrenci, “bu sınavdan ya iyi not alacağım ya da kötü not alacağım” derse, yine, yeni birşey söylemiş olmamaktadır.

Yukarıdaki açıklamanın gücü ise, iki noktadan gelmektedir: Birincisi, dış bağlamdır. Birçok deneysel çalışmada, yetkeye (otorite) boyun eğmenin insanları usdışı davranışlara yönelttiği gösterilmiştir. Birçok kamera şakasında, yetkeye boyun eğmekten ileri gelen usdışılıklar sergilenmektedir. Örneğin, iki kişi yoldan geçerken insanları durdurup, yeni bir çelik yelek geliştirdiklerini bildirmekte; denemede yardımcı olmalarını istemektedir. Azımsanmayacak sayıda insan, karşıdaki çelik yelekli olduğu bildirilen kişiye ateş etmiştir. İnsanlara, ellerindeki silahın kuru sıkı olmadığı, üstüne basa basa bildirilmesine karşın, insanlar, adam öldürme riskini almaktadırlar (Neyse ki silahlar, kuru sıkıydı. Ama insanlar, gerçek silah sanıyordu.) Büyük ölçekte bakarsak, insanlar, hekimlerin ve tutumbilimcilerin (iktisatçı) dedikleri hemen hemen herşeye inanmaktadırlar. Hekimlerin de tutumbilimcilerin de yanılgı payı vardır. Ama insanlar, bunu dikkate almazlar. Aziz Nesin’in ‘Korkudan Korkmak’ adlı kitabında aktardığı yarı-deneysel çalışma da buna örnektir: Nazi üniformalı birkaç kişi, insanları yoldan çevirip kimlik sormuştur ve insanların çok azı karşı çıkmıştır. Son olarak, yetkeye boyun eğmeyi niteleyen en ünlü deneyde insanların birçoğu, yanlarındaki beyaz önlüklü insanlara güvenerek, karşı odada olduğunu sandıkları bir insana 450 Volt’a dek elektrik vermiştir (gerçekte, karşı odadaki katılımcıya elektrik verilmiyordu. Ama deneye katılanlar, bunu bilmiyorlardı. Ses kaydı kullanılıyordu. Deneyin ayrıntıları, herhangi bir yansıbilime (psikoloji) giriş ders kitabında görülebilir). Sonuç olarak, bu açıklamanın bir kişilik ölçeğinin arkasından verilmesi, insanların yetkeye boyun eğme eğilimini etkinleştirmiştir.

Yukarıdaki açıklamanın gücünün ikinci kaynağı, soru sorma biçiminde yatmaktadır: İnsanlar, “zaten herkes böyle; ben de herkesten farklı değilim. Sonuçta bu açıklama, herkesi, dolayısıyla beni yansıtıyor.” biçiminde düşünmektedirler. Bu nedenle, Forer’in çalışması, insanların burçlara ve genel olarak fala inanma eğilimini açıklamada sözcüğün tam anlamıyla yeterli sayılamaz.


1948’den 2005’e Barnum Etkisi: Yeniden, Hep ve Önemli Bir Değişiklikle

Ağbağ (internet) üzerinden gerçekleştirdiğimiz çalışmamızda, ağdaşlara (netizen) yukarıdaki açıklama verildi ve açıklamadan sonra, aşağıdaki tümcelere yer verildi:

Yukarıdaki tarif, size has olan kişiliğinizi ne kadar yansıtmaktadır? Lütfen 1 ile 5 arası bir değer veriniz.

1. Bana has olan kişiliğimi hiç yansıtmıyor.
2. Bana has olan kişiliğimi pek yansıtmıyor.
3. Bana has olan kişiliğimi az çok yansıtıyor.
4. Bana has olan kişiliğimi biraz yansıtıyor.
5. Bana has olan kişiliğimi tamamen yansıtıyor.

Görüldüğü gibi, çalışmamızdaki şıklar, Forer’in çalışmasındaki şıklardan farklıdır: Az önce değinilen “Herkes böyle” biçimindeki akıl yürütme olasılığını ortadan kaldırabilmek için; çalışmamızda, insanlara, özel olarak, kendilerine özgü kişilikleri sorulmuştur. Bulgulara geçmeden önce, bu çalışmanın amacını ve önemini açıklayalım:
2005 mi 1005 mi? Ortaçağ’dan Daha Karanlık Bir Çağ

20. ve 21. yüzyıldaki temel olgulardan biri, özellikle akademik alanlarda gözlemlenmekte olan uzmanlaşma olgusudur. Bilimsel ve kılgıbilgisel (teknolojik) ilerlemeler, insanların dünyaya daha bilimsel bakmasına yolaçmamıştır. Çoğumuz, uzagörürlerin (televizyon) ve uzakonuşurların (telefon) nasıl çalıştığını bilmemekteyiz. Yüksek kılgıbilgisi kullanmak, biz 20. ve 21. yüzyıl insanlarını, temel bilimlerden daha çok anlayan varlıklara dönüştürmüş değil. Doğaüstü açıklamalar ne kadar gizemli ise, (o kadar yakın bir iletişim içerisinde olmamıza karşın) kılgıbilgileri de o kadar gizemli. “Japon yapıyor abi” demekle; “bilmemkim gözleriyle evini yakmış” demek arasında, büyük bir fark yok. Toplumun en bilinçli olması beklenen kesimi olan akademisyenleri de kapsamak üzere, 20.-21. yüzyılın insanı, parçalı gerçekliklerin insanı. Bilgisayar mühendisliği okuyup sigorta atarsa ne yapacağımızı bilmiyoruz. Yansıbilim (psikoloji) okuyup, nasıl hipnoz yapıldığını, bırakın hipnoz yapmayı, hipnozun bilimsel bir gerçeklik olup olmadığını bilmiyoruz. Sayılama (istatistik) okuyup düşlerin doğaüstü iletiler taşıma aracı olduğunu düşünebiliyoruz. Örnekler çoğaltılabilir. Denmek istenen, özetle şu: Kılgıbilgisel ilerleme, bizi daha ussal insanlar yapmamıştır. Bu çalışma, bu genel ‘20.-21. yüzyıl insanı yanılgıları’ başlığı altında değerlendirilebilir.


Burçlara Duyulan İlgi ve Kılgıbilgisel Karmaşıklık

Bu açıklamayı ağdaşlara (netizen) ulaştırdıktan sonra, burçlara duyulan ilgi düzeylerini ve kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeylerini saptamak için bir soru demeti (anket) gönderildi. Bu demette, burçlara duyulan ilgi, açıkça sorulmadı. Açıkça sorulsaydı, ortaya çıkacak veri, güvenilir olmayacaktı. Burçlara duyulan ilgi düzeyi, dolaylı yoldan elde edildi: Ağdaşlara,
- burçları;
- yükselen burçları;
- en yakın arkadaşlarının ya da sevgililerinin burçları ve yükselen burçları;
- kendilerinin ve en yakın arkadaşlarının ya da sevgililerin burçlarının tipik üyesi olup olmadığı soruldu.

Alttaki mantık şu idi: Burçlarla pek ilgisi olmayanlar, kendi yükselen burçlarını bilmezler; kendilerine en yakın kişinin yükselen burcunu hiç mi hiç bilmezler.

Kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeyini saptamak için, ağdaşlara,
- -ağbağı (internet) ne kadar sıklıkta kullandıkları;
- -bankacılık işlemlerini ağbağ üstünde yapıp yapmadıkları,
- -yapıyorlarsa yapma sıklığı;
- -yeni aldıkları bilgisayara XP işletim dizgesi (sistem) yükleyebilip yükleyemedikleri ve
- -sözcük işlemci (word) dosyalarını pdf dosyasına çevirmeyi bilip bilmedikleri soruldu.

Böylece, burçlara duyulan ilgi ve kılgıbilgisel karmaşıklık için iki ayrı bileşik gösterge elde edildi.


Bulgular ve Yorumlar: Yarım Yüzyıl Sonra Yine Barnum

Çalışmamıza, 14 Mart 2005 ile 21 Mart 2005 tarihleri arasında, çeşitli sanal öbeklere üye 111 ağdaş katıldı. Bunlardan 66’sı, soru demetine yanıt verdi. Yanıtların ortalamasının 111 katılımcı için 3.61; 66 katılımcı için 3.54 olduğu ortaya çıktı. Az önce belirtildiği gibi, Forer’in 1948’de gerçekleştirdiği özgün çalışmada, ortalama, 4.26 olarak bulgulanmıştı.

Forer’in bulgusuyla çalışmamızın bulgusu arasındaki farkı karşılaştırmak, iki nedenle doğru olmayabilir: Birincisi, Forer’in ham verileri elimizde bulunmadığı için, iki ortalama arasındaki farkın sayılamasal (istatistiksel) olarak anlamlı olup olmadığını bilmek, olanaklı değil. İkincisi, Forer’in çalışmasındaki katılımcılar, yansıbilim (psikoloji) öğrencileridir. Oysa, bu çalışmada, çeşitli iş öbeklerinden (mühendis, öğretmen, bankacı vd.) katılımcılar, çoğunluğu oluşturmaktadır. Farkın anlamlı olduğunu varsayarsak, iki nedeni olabilir: Bunlardan en akla uygun olanı, soru sorma biçimindeki değişikliktir: Forer’de genel bir soru sorulmuşken; çalışmamızda, katılımcıların kendine özgü özellikleri sorulmuştur. İlginç olan, arada fark çıkması değil; soru sorma biçiminin etkiyi neredeyse ortadan kaldıracak nitelikte olmasına karşın, yine de ortalamanın 1’e yakın değil 4’e yakın olmasıdır. Daha az olası bir açıklama şudur: Kılgıbilgisi (teknoloji) ilerledi; insanların Barnum değeri düştü. Ancak, bu açıklama, soru sorma biçimindeki değişimleme (manipülasyon) odaklı açıklamadan daha az olası görünmektedir.

Yukarıda verilen kişilik açıklamasına yanıtlar, aşağıdaki pasta dilimi çizelgesinde görülmektedir:


Çizelge 1 için tıklayınız.


Yukarıda da görüldüğü gibi, katılımcıların çoğu, açıklamanın kendilerine özgü özellikleri tümüyle, biraz ya da az çok yansıttığını belirtmiştir. Hatta, 6 yanıtı verenler ve bir açıklamanın kendilerini bu kadar iyi anlatmasına şaştıklarını belirtenler olmuştur. Sıklıklar ve yüzdeler, aşağıdaki dizelgede yeniden verilmiştir:


Çizelge 2 için tıklayınız.


Yukarıdaki değerlerin, soru demetini dolduran 66 katılımcı için de benzer olduğu bulunmuştur.

İkinci olarak, Barnum yanıtları ve kılgıbilgisiyle (teknoloji) ilişkilenme düzeyi arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Kılgıbilgisindeki ilerlemeler, insanları daha ussal yapıyorsa; kılgıbilgisiyle daha içli dışlı olanların yukarıdaki kişilik açıklanmasının kendilerini ya hiç yansıtmadığını ya da pek yansıtmadığını belirtmeleri beklenir. Yapılan sayılamasal (istatistiksel) çözümlemede, Barnum etkisi ve kılgıbilgisiyle ilişkilenme düzeyi arasında bir ilişki olmadığı ortaya çıkmıştır. Diğer bir deyişle, ağbağı (internet) daha sık kullanmak, ağbağ bankacılığını daha etkin kullanmak, bir sözcük işlemci dosyasını pdf dosyasına çevirebilmek ve yeni bir bilgisayara kendi başına yeni bir işletim dizgesi yükleyebilmekle nitelenen kılgıbilgisine daha yakın insanlar da, daha uzak insanlar kadar Barnum etkisi sergilemektedir.

Üçüncü olarak, Barnum yanıtları ile burçlara duyulan ilgi arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Bu ilişkinin anlamlı olduğu görülmüştür. Burçlara ilgi duyanlar, Barnum’gil metinlerin kendilerini yansıttığını düşünmekte; böylece burçlara daha çok ilgi duymakta; burçlara ilgileri arttıkça, Barnum etkisini daha çok sergilemektedirler.

Dördüncü olarak, toplumdaki genel kanı, kadınların erkeklere göre daha kolay aldanır olduğudur. Çalışmamıza katılanların yaklaşık olarak yarısı kadın, yarısı erkektir. Yapılan sayılamasal (istatistik) çözümlemede, kadınlarla erkekler arasında Barnum etkisi açısından bir farka rastlanmamıştır.

Son olarak, Barnum etkisi ile yaş arasındaki ilişkiye bakılmıştır. Katılımcılar, 19 yaşından 58 yaşına dek türdeş olmayan bir öbek oluşturmaktadır. Barnum etkisiyle yaş arasında anlamlı bir ilişkiye rastlanmamıştır. Diğer bir deyişle, yaş ilerledikçe Barnum etkisi ne artmakta ne azalmaktadır.

Kısıtlamalar, Öneriler ve İlerideki Çalışmalar

Bu çalışmadan çıkarılacak dersler var: Birincisi, burç ve fal gibi metinlere baktığımızda daha dikkatli olmalıyız. Biz insanların yanılma payı çok yüksek. Soracağımız ilk soru, “anlatılan benim hikayem mi yoksa herkesin mi?” olmalı. İkincisi, biz insanların kılgıbilgisi (teknoloji) ilerledikçe daha ussal olduğumuz biçimindeki görüş, doğru olmayabilir. Bu çalışmadaki katılımcı sayısı yine de azdı ve kılgıbilgisiyle içli dışlı olma düzeyini belirlemek için sorulan sorular, bu düzeyi belirlemede en uygunları olmayabilirler. Ayrıca, toplumsal bilimlerde tek bir çalışmadan çıkan sonuçları genellemek, son derece yanıltıcı olabilir. Bu çalışma, aynı etkiyi ya da benzer etkileri saptamaya yönelik başka çalışmalarla desteklenmelidir.


İyi Dilekler

Çalışmaya katılan ağdaşlara iyi dileklerimi iletmek istiyorum. Çalışmaya katıldılar ve birlikte, insanlara ilişkin çeşitli bulgular ortaya çıkardık. Onlar olmasa, bu bulgular ortaya çıkmazdı. Yaygın yanlışı düzeltelim: Onlar, ‘denek’ değil, katılımcı’lar. Araştırmacı gibi onlar da araştırma etkinliğine katıldılar. Ellerine sağlık.
Çalışmanın hazırlanma evresindeki yardımları için Mehmet Harma’ya ve Aşkın Ermiş’e iyi dileklerimi iletmek istiyorum. Veri toplama evresindeki yardımları için Damla Kiremitçi’ye iyi dileklerimi iletmek istiyorum. Verilerin biraraya getirilmesindeki yardımları için Barbaros Ulutaş’a iyi dileklerimi iletmek istiyorum. Son olarak, sevgili Paranii’ye herzaman destek olduğu için “Çok sağol ve hep böyle kal!” diyorum.

Ulaş Başar Gezgin

Leia isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Leia
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 06:30