Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Psikoloji
facebook bağlan


Mükemmellik Hastalığı

Psikoloji kategorisinde açılmış olan Mükemmellik Hastalığı konusu , Çok iyi olmanın nesi kötü? Psikolog Mehmet Gülengöz “Mükemmellik” ve “Hastalık” kelimeleri yan yana güzel durmuyor, ancak hepinizin bildiği gibi böyle bir hastalık var. Bugünkü yazımın konusu bu olacak ama ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.05.2013, 17:14   #1 (permalink)
Benim yalnızlığım
-İnsanlarla dolu-
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Mükemmellik Hastalığı



Çok iyi olmanın nesi kötü?
Psikolog Mehmet Gülengöz


“Mükemmellik” ve “Hastalık” kelimeleri yan yana güzel durmuyor, ancak hepinizin bildiği gibi böyle bir hastalık var. Bugünkü yazımın konusu bu olacak ama baştan uyarayım, ben de bir bu hastalığın pençesinde kıvrananlardan biriyim. Dolayısıyla okuduklarımı, düşündüklerimi bu hastalığım nedeniyle size farklı aksettirebilirim. Bu nedenle yazımın sonuna birkaç kaynak ekleyeceğim, bu ve benzeri kaynaklara ulaşmanız, uzman psikologların imzasını taşıyan kitaplar/yazılar okumanız sizler için çok daha faydalı olacaktır. Öncelikle Sevgili Ali Rıza SARAL’ ın “Hata Yapmak ” başlıklı yazısını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Gelelim hastalığım(ız)a;

Mükemmellik hastalığının yani diğer bir adıyla mükemmeliyetçiliğin en basit tarifi “Yaptığı işin tek seferde mükemmel olmasını istemek”tir. Kulağa çok da kötü gelmediğini biliyorum, zaten bu nedenle yaygındır. Öncelikle mükemmeliyetçiler kendilerinin ne olduklarının farkındadır -tıpkı benim gibi-, ancak genellikle bilmedikleri şey yalnız olmadıklarıdır. Hemen bu son cümleden dolayı “o halde sen nereden biliyorsun” diyeceksiniz, hemen söyleyeyim bilmiyordum, kitapta böyle yazıyor, öğrenmiş oldum. Evet, işin güzel tarafı bu; yalnız değiliz, rahat rahat konuşabiliriz.

Bundan sonra yazacaklarımı geniş zaman kipinde yazacak olmam sizleri yanıltmasın, yazılanlar “bilen” birinin yazdıkları değil okuyan kişinin aktardıklarıdır.


Mükemmeliyetçiliğin nedenleri

Uzmanlar mükemmeliyetçiliğin kaynağını/sebeplerini ta çocukluğa kadar uzatıyor. Özellikle anne-babaların çocuklarını sürekli eleştirmeleri ancak pek takdir etmemeleri, istediklerinin yapılması ölçüsünde onları ödüllendirmeleri ve genelde ilk çocuklarını “daha akıllı/uslu/yetenekli” olarak görmeleri ve tanımlamaları mükemmeliyetçiliğin başlıca nedenleri olarak gösteriliyor. Sürekli eleştirilme ama takdir edilmeme zaten toplum olarak genel hastalığımız değil mi?.. Çocukları izleyin, bu söylediklerimin fazlasını göreceksiniz. Bir eğitimci olarak çok sıklıkla karşılaştığım bir durumdur mesela; bir çocuk topluluk önünde ödüllendirileceği zaman hemen diğer çocuklar arasında fısıldaşmalar, gülüşmeler, parmak ile işaret etmeler v.s. gözlersiniz.

Özellikle ergenlik çağında ve de gençler arasında eleştirme çok ama takdir azdır. Gençlerin birbirlerine gayet normalmiş gibi “salak”, “geri zekalı”, “aptal” v.s. şeklinde hitap ettiklerini sıkça görürsünüz. Hem Cem Yılmaz’ın dediği gibi bağıra bağıra söylenir bu sözler, takdir ise alçak sesle yapılır…

Bunun dışında toplumsal baskı ve medya da mükemmeliyetçiliğin tetikleyicileri arasında sayılır. Bu ikisinin sürekli olarak gözümüze soktuğu kavramların başında hep “mükemmel” sıfatı vardır; mükemmel ilişki, mükemmel evlilik, mükemmel sevgili, mükemmel iş, mükemmel araba v.s. Hani filmlerdeki artistler hep güzeldir yakışıklıdır… Esasında hiçbir şey mükemmel değildir, her “normal” evlilikte sorunlar, ilişkilerde tartışmalar, anlaşmazlıklar yaşanır. Hiçbir şey mükemmel olarak değerlendirilemez, hani derler ya her güzelin bir kusuru vardır. Kabul etmesi zor ama (!) Yüzüklerin Efendisi filminin güzel yıldızı Liv Tyler terleyebilmekte ve af buyurun kötü kokabilmektedir, çünkü gerçek hayatta o filmdeki gibi bir Elf ırkı yoktur.

Sayılan nedenlerden ve daha sayamadığımız nedenlerden dolayı, insan kendisi için hep en uzak/en erişilmez hedefler koyma eğilimindedir. Yaptıklarını küçük görme ve hedeflerini büyütmenin psikoloji dilinde güzel bir karşılığı vardır; teleskopik düşünme… Teleskopik düşünmede yaptıklarımıza ve hedeflerimize bakarken bir teleskop’un her iki ucunu da kullanırız, hedeflerimize teleskopun altından bakıp büyültür, yaptıklarımıza ise üstten bakıp küçümseriz.

Mükemmeliyetçiliğin nedenleri ve kaynakları üzerinde daha çok durulabilir, örnekler çoğaltılabilir. Ancak tüm bunlardan daha önemlisi mükemmeliyetçiliğin bir insana neler kazandırdığı veya kaybettirdiğidir.


Mükemmeliyetçiliğin sonuçları

Başta da belirttiğim gibi bir eğitimci olmanın avantajı ile çocukları gözlemlediğinizde mükemmeliyetçiliğin tüm sonuçlarını en çarpıcı biçimde görebiliyorsunuz. Bu nedenle kendi hastalığımı da fark etmemi sağladıkları için öğrencilerime sonsuz şükran borçluyum.

Aktif/girişken çocuklar ve pasif çocukları incelediğinizde çarpıcı biçimde pasif çocukların çok daha düzenli olduğunu, girişken (ve hatta daha başarılı) çocukların ise daha düzensiz/özensiz olduğunu görüyorsunuz. İşte mükemmeliyetçiliğin en büyük zararı bence bu; bir korku kültüründen besleniyor ve korku kültürünü besliyor.

Korku kültürü üzerinde daha fazla duracağım, zira bana göre konunun can alıcı yeri burası.

Sürekli eleştirdiğimiz/eleştirildiğimiz ve pek az takdir ettiğimiz/edildiğimiz toplum yaşamı içinde kelimenin tam anlamıyla bir korku kültürü’nün hâkim olmasına hizmet ediyoruz. Yapılanları takdir etmemek, beğenmemek, küçümsemek insanı hep beğenilmeme, takdir edilmeme, küçümsenme eğilimine itiyor. Daha iyi, kusursuz, eleştirilemeyecek işler peşine düşmenin kaçınılmaz karşılığı ise mükemmeliyetçilik oluyor.

Mükemmeliyetçi iseniz sizin için “ya hep ya hiç” mantığı geçerlidir. Yani bir iş yapılacaksa bu ya en iyisi olmalıdır ya da hiç olmamalıdır. Bir işe girişecekken detayları ve sonucu o kadar düşünürsünüz ki kafanızı meşgul eden tüm bu ayrıntılar işin kendisinin önüne geçer. Çoğunlukla da başladığınız işi bitiremez, hep ötelersiniz. Garip ama gerçektir ki mükemmeliyetçilerin genel sorunu işleri zamanında bitirememektir.

Mükemmeliyetçi bir öğrenci ayrıntılarla öylesine haşır neşir olur ki söz gelimi bir sınava çalışacakken çalışma masasının tertip ve düzeni, kalemi silgisi v.s. kullandığı tüm malzemeler önem kazanır. Üniversite yıllarında kaldığım öğrenci yurdunun okuma salonlarında benim gibi kitap defter yapıştıran, kalem tamir eden, ders notlarını temize çeken (!) öğrenci çok görmüşümdür. Neticede başarılı olmak için diğerlerinden daha önce şartlanmış, enine boyuna düşünmüş olmanıza rağmen zaman geçmiş, son ana yaklaşılmış ve siz genel olarak hiçbir şey yapmamış olursunuz. Ve son anda çalışmak için sabahlamalar, uyanık kalma yarışları, son dakika koşuşturmaları başlar.

“İyi” asla yeterli değildir, mükemmel olmak gereklidir. Tüm ödülleri toplamalı, en iyi siz olmalısınızdır. Daha azıyla yetinemezsiniz, insanların size olan güvenini boşa çıkarmamalısınızdır, herkes sizi gözetlemektedir, v.s. Paranoyaklık derecesine kadar uzanan bir yolun başındasınızdır aslında…

Sadece aklınıza değil bedeninize de zarar verirsiniz.

Uyanık kalmak için kahve/kola/çay türü “uyarıcı” arayışları başlar. Garip bir şekilde alakasızmış gibi gelen yerlerde uyuşturucu haberlerine rastlarsınız sonra… Sporla uğraşıyorsanız veya bedeninizi kafanıza takmışsanız farklı kimyasal maddelerin eline düşersiniz. Diyete başlar ve en küçük aksaklıkta bitirirsiniz, verdiğiniz kiloları fazlasıyla geri alırsınız. Olacaksa mükemmel olmalıdır çünkü. Beslenmenin kendisi bir düzensizlik haline geliverir birden…


Mükemmeliyetçilikten kurtulma yolları

Kurtuluş falan yok, kelin ilacı olsa başına sürermiş değil mi? Şaka bir yana şimdi hep birlikte bizlere önerilen kurtuluş çarelerini okuyalım;

• Kusursuz olmaya çalışmakla neler kazandığınızı ve neler kaybettiğinizi düşünün.
• Eleştirel düşünce sistemi yerine mantığınızı kullanın, daha gerçekçi olun. Eldeki imkanlar dahilinde elde edilen sonucun yeterince makul kabul edilebileceğini düşünün.
• Sonuca odaklanmayın. Mükemmel olmayan sonuçların sandığınız kadar kötü olmadığını görün/kabul edin. Aksine işleri sürdürebilmenin/sonuçlandırabilmenin keyfini yaşayın.
• Her işiniz için katı zaman sınırları belirleyin. Bir iş için ayırdığınız süre bittiğinde işin nasıl olduğuna çok fazla takılmadan mutlaka diğer işinize geçin.
• Eleştirileri kişiliğinize yapılmış bir saldırı olarak görmeyin. Hatanızdan dolayı eleştiriliyorsanız hatalı olduğunuzu kabul edin ve hata yapmaya hakkınız olduğunu belirtin.

Ben kendimce bu önerilerin içinde zaman kullanımının daha önemli olduğunu düşünüyorum. Bu konuya ilişkin bir yazıyı ileri bir tarihte kaleme alma düşüncesiyle yazımı burada noktalıyorum.

____

Kaynakça:

Mükemmeliyetçilik - BÜREM, Uzm. Psik. Dan. Pelin Ç. Atasoy
Perfectionism: The Double-Edged Sword - The University of Texas at Austin, The Counseling & Mental Health Center
Mükemmeliyetçilik - Mehmet Gülengöz

__________________
Hey you, out there in the cold
Getting lonely, getting old
Can you feel me?
Hey you, standing in the aisles
With itchy feet and fading smiles
Can you feel me?

Insomnia isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Insomnia
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 01:08