Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Eğitim - Öğretim > Psikoloji
facebook bağlan


Stres Korkusu

Psikoloji kategorisinde açılmış olan Stres Korkusu konusu , Stres Korkusu Stres, modern çağın hastalığı. Her zaman, her yerde hayatımızın içinde sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. Çağın bu hastalığıyla başetmenin yolları ise aslında oldukça basit. Bunun için öncelikle stresin ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 15.07.2013, 15:15   #1 (permalink)
Son/suz Söz,Öz/söz Olmalı!

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Stres Korkusu




Stres Korkusu



Stres, modern çağın hastalığı. Her zaman, her yerde hayatımızın içinde sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. Çağın bu hastalığıyla başetmenin yolları ise aslında oldukça basit. Bunun için öncelikle stresin belirtilerini tanımanız gerekiyor. Aşağıda sizi en iyi ifade eden cümleyi işaretleyin, stres tipinizi ve çözüm yollarını öğrenin.

Her zaman büyük hedefleriniz mi var? (1)

Her zaman, olabileceklerin en kötüsünü mü düşünüyorsunuz? (2)

İşlerinizi daima son dakikaya mı bırakıyorsunuz? (3)

Yardım isteğini hiçbir zaman geri çeviremiyor musunuz? (4)

Ani tepkiler mi veriyorsunuz? (5)

Kendinize hiçbir konuda güvenemiyor musunuz?(6)

1 – Mükemmelliyetçi

Sizin parolanız; ''İyi, hiçbir zaman yeterli değildir!'' Siz her alanda yüksek performans sergilemek istiyorsunuz. Tabii bu hırsınız nedeniyle de ister istemez kendinizi baskı altına alıyorsunuz. Bunun altında yatan neden ise çevrenizden sürekli iltifat alma isteğiniz!

Çözüm: Yüzde 100 başarının gerçekten gerekli olup olmadığını kendinize sorun. Ayrıca başarılarınız karşısında kendinizi bir buket çiçek ya da uzun zamandır almak istediğiniz bir kozmetik ürünle ödüllendirin.

Anti - Stres önerisi: Sakinleşmek için Akuspressur''dan yararlanabilirsiniz. ''Olağanüstü sakinlik'', dizinizin altında yer alıyor! Stresle başedemediğinizde işaret parmaklarınızla bu noktaya yaklaşık 20 saniye boyunca baskı yapın. Akupressur, sizi sakinleştirecek!

2- Kötümserler

Siz bardağın yarısını dolu değil, boş görüyorsunuz. Dolayısıyla küçük problemleri gözünüzde büyütüyor, adeta bir felaket olarak algılıyorsunuz. Bunun nedeni, sürekli pesimist bakış açınız nedeniyle kötülükleri kendinizden uzaklaştırma isteğiniz.

Çözüm: Problemlerin kabusa dönüşmesinin, gözardı edilebilecek kadar çok düşük bir ihtimal olduğunu sık sık kendinize tekrarlayın. Ve olabilecek sorunlara değil, gerçekleşmiş olanlara odaklanın.

Anti - Stres önerisi: Hayatı o kadar da ciddiye almayın, Örneğin; neşeli bir film sakinleşmenize yardımcı olabilir. Stresten kurtulmanız için size ayrıca küçük bir meditasyon önerimiz var. Bunun için rahat bir yere oturduktan sonra düzenli olarak derin derin nefes alın ve verin. Bu sırada istediğiniz bir sayıya ya da kelimeye konsantre olun.

3- Kararsızlar

''En iyi performansı, baskı altında çalışırken sağlıyorum'' Yapılması gereken işleri son ana bırakmak için kendinize hep bu bahaneyi yaratıyorsunuz, değil mi? Aynı şey, herhangi bir konuda karar vermeniz gerektiği durumlar için de geçerli tabii. Çünkü bir şeyleri yanlış ya da hatalı yapmaktan çok korkuyorsunuz.

Çözüm: İşlerinizi, basit görünecek şekilde bölümlere ayırın. Eğer projeyi bütün olarak incelerseniz paniğe kapılabilirsiniz. Ayrıca hızlı karar vermeyi ve hatalarınız karşısında durabilmeyi de bir an önce öğrenmenizde yarar var.

Anti - Stres önerisi: Enerjinizi hedef noktasına yönlendirebilmeniz için ''Canlandırma'' yönteminden yararlanın. Örneğin; işlerinizi bitirdiğinizde kendinizi ne kadar iyi hissedeceğinizi zihninizde canlandırın. Özgüveninizi kazanmanız için de size mini bir mantra öneriyoruz: ''Ben bunu kolaylıkla başarabilirim'' Bu kelimeyi gün içinde sık sık tekrariadığınızda özgüveninizi kısa sürede kazanacaksınız.

4- ''Evet'' diyenler

Siz, adeta iyilik meleğisiniz, Çevrenizdekiler S.O,S verdiklerinde hiçbir zaman ''hayır'' diyemiyorsunuz. Bunun altında yatan neden ise kendinizi sadece yararlı bir şeyler yaptığınızda önemseneceğinizi düşünüyor olmanız.

Çözüm: Artık önemli olmadığını düşündüğünüz yardım isteklerini reddetmeye başlayın. Ayrıca sadece başkalarına değil, kendinize de zaman ayırın.

Anti - Stres önerisi: Müzik dinleyin, okuyun, yürüyüş yapın veya dans edin. Bu sırada sizi hiç kimsenin rahatsız etmesine izin vermeyip. Günün sadece 1 saatini bile kendinize ayırdığınızda huzuru bulacaksınız.

5- Öfke mahkumları

Kontrol mekanizmasını kullanmak size göre değil. Sizinle kimse uğraşmasa bile sık sık kendinizle yüzleşme ihtiyacı hissediyorsunuz. Bunun altında yatan neden ise başarısız olma korkunuz. Dolayısıyla hafif bir güçsüzlük belirtisinde yenilgiye uğrayacağınızı düşünüyorsunuz.

Çözüm: Rahatlayın! Kendinizi daima haklı görme isteğinden vazgeçin artık.

Anti - Stres önerisi: Kendinize stres topu alın. Bu top sayesinde tüm kızgınlığınız kendiliğinden geçecek. Veya sık sık havaya yumruk atmaya ne dersiniz? Bu yumruklar sayesinde öfkenizi boşaltıp, gevşeyeceğinizden hiç kuşkumuz yok!

6 - Dikkatli olanlar

''Bunu nasıl olsa başaramam!'' Bu cümle duygularınıza adeta tercüman oluyor, değil mi? Pozitif bir şeyler düşündüğünüzde (çok nadir de olsa!), negatif bir noktasını bulmakta gecikmiyorsunuz. Çünkü kendinizi gereğinden fazla eleştiriyor, planlarınızın boşa çıkacağını düşünüyorsunuz.

Çözüm: Hataların, dünyanın sonu olmadığını farkedin artık. Ayrıca, size yöneltilen iltifatları; ''eğer'' veya ''ancak'' gibi kelimeler sartetmeden kabul edin.

Anti - Stres önerisi: Gökyüzünü sembolik olarak yakalayın. Bunun için ayakta durun ve sanki gökyüzünü yakalamak istiyormuş gibi ellerinizi başınızın üzerinde uzatın.

STRESLE MÜCADELE

"Uykusuzluktan ölüyordum, ama yatağa ne zaman girsem tüm uykusuzluğuma rağmen göz kapaklarım sanki mancınıkla fırlatılmışcasına açılıyorlardı. Uyuyamıyordum, yemek yiyemiyordum, konuşamıyordum. Sorunumun nedenini bulmak için psikoloji seansları, ilaçlar, kürler yetmeyecekti. Ta ki bir gün bir tatil kasabasında sabaha kadar iç sorgulama yapana dek... Her şeyi çözmemiştim, ama nasıl çözeceğimi artık biliyordum. Bu da bir başlangıçtı.."

Stres Nedir?

Stres aslında her birimizin -küçük, büyük ayırt etmeden- yaşadığı belli bir olay ya da durum karşısında duygusal ve fiziksel dünyamızın gösterdiği "zorlanıyorum" reaksiyonudur. Stresten arındırılmış bir yaşam söz konusu olamaz. Hatta stres belli bir ölçüde "yaşamın zorlayıcısı" olarak gereklidir de. Ama duygusal ve fiziksel dünyamız zaman zaman karşılaştığı zor durumun kalıcı olmaya başlaması halinde ciddi bir yıkım sürecine girer. Bu yıkım içsel yıkım şeklinde olabileceği gibi, dışsal yıkım da yani çevremizdekilere (canlı,cansız) zarar verme şeklinde de olabilir.

Stresin etkisini bir yıkım şeklinde göstermesi durumuna "stres fırtınası" diyebiliriz. Stres fırtınası önlem alınmadığı takdirde kolaylıkla kalıcı ruhsal ya da fiziksel hastalıklara bizi götürebilir. (Panik-atak, anksiyete, tansiyon ilk akla gelen bu türden rahatsızlıklar arasında kolaylıkla sayılabilir.)

Stresin Belirtileri

Stres altındaki kişilerde görülen en temel fiziksel belirtiler :

Terleme

Ateş yükselmesi

Tansiyon artışı

Kan atışlarında hızlanma

Ağız kuruluğu

Baş ağrısı

Baş dönmesi

Mide bulantısı

Sebepsiz kasılmalar

Halsizlik

İştahsızlık

Boşaltım sistemlerinde bozukluk (kabızlık ya da ishal)

Nefes darlığı

Stres altındaki kişilerde görülen en temel duygusal belirtiler :

Sinirlilik hali

Duygusal yorgunluk

İsteksizlik

Konuşma zorluğu ya da tam tersi fazla konuşma

Hatalı konuşma (sözcükleri karıştırma)

Unutkanlık

Çeşitli korkuların belirmesi (yakınlarını kaybetme kaygısı, uçuş korkusu, hastalanma korkusu, ölüm korkusu,...)

Cinsellikten uzaklaşma ya da tam tersi aşırı cinsel ilgililik

Küfürlü konuşma

Başarısızlık hissi

Kendini küçük ve yetersiz görme

Zaman zaman saldırganlık

Duygusal dengesizlik

Stresin Nedenleri

Bedenimiz mükemmel bir mekanizmadır. Bu mekanizma kendisine yönelen bir saldırı halinde savunmaya geçer. Ama saldırının geliş kaynağı, etkisi ve yıkımı ölçüsünde bu savunma başarılı olur. Saldırının savuşturulamaması halinde bu mükemmel mekanizma yara almaya ve parçalanmaya, sistemini oluşturan öğeleri teker teker kaybetmeye başlar.

Stres de duygusal ve fiziksel bütünlüğümüze yönelmiş bir saldırıdır. Bu saldırının geliş kaynağı çok çeşitli olabilir.

En çok rastlanan nedenler :

İşyerinde yaşanan huzursuzluklar

Aile içi anlaşmazlıklar

Aile içi şiddet

Boşanma

Cinsel taciz

Cinsel engellenme

Ekonomik geçim zorluğu

Ağır eğitim

Ağır aile içi sorumluluklar

Belirli bir korkuya sebep olan durumun ortaya çıkması

Ölüm

Aniden ortaya çıkan fiziksel hastalıkların yarattığı korku

Stresin Neden Olduğu Sorunlar

Kendisine yönelen saldırı karşısında bedenin kimyasal dengesi, hormonal salgı durumunda değişme olur. Stresin uzun sürmesi ya da saldırının bedence savuşturulamaması durumunda bedenin kimya dengesi bozulmaya başlar. Midede asit düzeyinin yükselmesi, adet döneminde düzensizliklerin ortaya çıkması stresle de alakalı olabilir. Özellikle stres halinde üretilen adrenalin bedenin kimya dengesini olumsuz yönde etkileyebilir. Özellikle engellenme duygusunun yarattığı stres, deri dökülmeleri, kaşınma, uzun süre banyo yapmama gibi durumlara yol açabilir.

Stres altındaki kişi bir korku yaşamaktadır. Bu korku onun normal yaşamını sürdürmesine engel olmaktadır. Bir çok şeyden kaçar ve normal yaşam sürecini hızla değiştirmeye zorunlu olarak yönelir. Özellikle sosyal yaşamdan kopuş, içe kapanıklılık ve kendisi ya da sevdikleri ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeden kaçınmaya başlama stresin neden olabileceği durumlardandır. Zira stres altındaki kişi kendini "hiç bir yükü taşıyamayacak derecede yorgun" hissetmektedir. Bir şeyleri yapmaya yönelik istek düzeyinde ciddi bir düşüş söz konusudur. "Bir şeyleri yapmaya" yeltense de "başarısız olacağına" inanmaktadır.

Stresi Çözmek

Ne yazık ki bir çoğumuz eğer yaşadığımız stres kalıcı hale dönüşmüş ve duygusal ile fiziksel dünyamıza zarar vermeye başlamışsa fark etmeyiz bile. Bu durumu "ılık suda pişirilen bir kurbağa" ile benzeştirebiliriz. Ilık suda kendini güvende hisseden kurbağa, suyun yavaş yavaş ısınması ile gelecek tehlikeyi fark etmez. Stresinin yıkıcı hale geldiğini hisseden kimilerimiz çareyi bir tıp adamından/kadınından danışmanlık almada buluruz. Bu aslında oldukça sağlıklı bir yöntemdir. Öte yandan kimilerimiz ise özellikle metafizik alana yoğun bir yönelme gösterir, yaşadığımız bu olumsuzluğun ne zaman sona ereceğini öğrenebilmek için falcılara, astrologlara, dua okuyucularına yöneliriz. Modern insanın stres düzeyinin eskisine oranla çok artmış olmasından dolayıdır ki, alternatif tıp diye tabir edilen tedavi ya da rahatlama yöntemleri son yıllarda bu sebeple çok yaygınlaşmıştır. (Reiki, taşlarla tedavi gibi)

Söz konusu yöntemlerin faydalı ya da faydasız olabileceği bu yazının konusunu teşkil etmemektedir. Önemli olan stresi çözecek yolun doğru seçilebilmesidir. Bu çözümdeki kilit kişi öncelikle "biz"izdir. Yani stresi çözmek konusunda ilk adımı atması ve kararlılık göstermesi gereken kişi bizzat kendimizdir. Pekiyi stresi nasıl çözeceğiz. Tıbbi ya da dilediğimiz bir yöntemi seçerek yardım alabiliriz. Ama bu yardımı alsak da almasak da öncelikle bizi neyin strese soktuğunu tespit etmeye çalışmalıyız.

Özellikle "iç sorgulama" bu anlamda faydalı bir yaklaşım olacaktır. Günlük yaşamımızda stres altında yaşadığımız ortamda bir kaç gün süre ile mümkün olduğunca kendimizle ve yaşadığımız durumlarla ilgili not tutmaya çalışabiliriz. "Olan neydi?", "Ne hissettik?", "Bize nasıl davranıldı?", "Biz nasıl davranılmasını istiyorduk?", "Bizi ne mutlu etti", "Bizi ne mutsuz etti?", "Sıkıntılarımız saat kaçta başladı?" yanıtını arayacağımız sorulardan olabilir. Bu sorular sizin durumunuza özgü olarak değişebilir. Sorularınızı kendiniz de oluşturabilirsiniz. Önemli olan stresinizin "anatomisi"ni çıkarabilmektir.

Notlarınızı oluşturduktan sonra, herkesten uzak bir kaç saate ya da bir kaç güne ihtiyacınız olacaktır. Notlarınıza bakarak geriye dönerek durumları çözümlemeye çalışın. "Sizi neyin mutsuz ettiğini", "sizi mutsuz eden bu durumun sona erebilmesi için olası çözümlerin neler olduğunu", "çözümlerin bedellerinin ve ödüllerinin neler olabileceğini" düşünün. Bu düşünme egzersizini yaparken olabildiğince gerçekçi olmaya çalışın. Kendinize kızmayın, acımayın, kendinizi şövalye ya da kurban olarak nitelemeyin. Kaldırabileceğinizden daha ağır ya da yapabileceğinizden daha hafif çözümlere hemen heves etmeyin.

Böylesi bir iç sorgulamayı yaparken sadece çevrenizi ve çevrenizdekileri değil kendinizi de eleştirin. Ama eleştirin yıkmaya yönelmeyin. "Ne yapsa idiniz durum daha iyi olabilirdi?" ve "bunu neden yapamadınız ya da yapmadınız?", "bunu nasıl yapabilirsiniz?" sorularına yanıt arayın.

Bu iç sorgulamayı yaparken notlar almayı ihmal etmeyin. Olabildiğince yazık, kağıt tüketin. Sorunlarınızı ya da sorgulamanız sırasında başlık haline gelebilen durumlara ait sözcükleri bir kağıda büyük harflerle yazarak çevrenizdeki duvarlara asın.

Unutmayın ki, stresi çözebilmek için mevcut durumun değiştirilmesi gerekir. Mevcut durum bize bağlı sebepler içerebileceği gibi bize bağlı olmayan ama bizi etkileyen sebepleri de barındırabilir. Örneğin, insanlara sert konuşan birinin çevresinden aldığı tepkinin sebep olduğu stres belki kişinin konuşma tarzını değiştirebilmesi ile belli bir vadede çözülebilir. Ama işyerinde yeteneklerinin dışında çalıştırılan bir kişinin stresini yenmesinin belki de en önemli çözümü mümkünse yeteneklerine uygun bir işe yönelmesidir.

Kuşkusuz stresi yenebilecek her çözüm kolay ve çabuk değildir. Zaten böyle olsa idi, stresi çözmek de belli bir çaba isteyen bir eylem olmazdı. Stresin çözümü, belli vazgeçişleri ya da belli çabaları gerektirebilir. Bu durumda yapılacak en doğru şey, "neyi gerçekten yapabileceğimize" ve " bu çözümün bizi mutlu edip etmeyeceğini" kurgulayabilmektir.

Yaşamı bu anlamda bir "kumar" olarak algılamaktansa "akıl ile çözümler üreterek problemleri çözme eylemi" olarak görmek daha sağlıklı bir yaklaşım olacaktır.

Post-Stres Dönemi

Eğer stresi çözmek için bulduğumuz çözüm, işe yaradı ise bu durumda çalışmamızı hemen sona erdirmemeliyiz. Zira stresin tekrar aynı şekilde ortaya çıkmaması için post-stres (stres sonrası) dönemde de "stresin tekrarlamaması" için yapmamız gerekenli bilmeliyiz. Öncelikle bizi strese götüren şeyden uzaklaşmış isek ona yaklaşmamak/yaklaşmamaya çalışmak iyi bir önlem olacaktır. Stresimizi yenmek için bir özelliğimizi değiştirmiş isek bunu devam ettirmek de yine iyi bir önlemdir. Stresten uzaklaşmanın verdiği rehavet ve mutluluk ile "önlemler listesini" bir kenara atmamalıyız.

Stresten Uzak Durmak

Stresten uzak durabilmek pek mümkün değilse de kalıcı hale dönüşen ve başka duygusal ve fiziksel sıkıntılara yol açan yıkıcı stresten uzak durabiliriz. Bu uzak duruşta başlangıç noktamız yine "biz"iz. "Kendimizi unutmamalıyız. Sadece başkaları ya da işler için yaşamamalıyız. Yaşamı kendimiz için de yaşamalıyız. "Kendini çocuklarına feda eden anne/baba" ya da "işi için kendisini unutan kişi" tiplemeleri toplumsal düzeyde bir tür "kahraman" mertebesi ile adlandırılırsa da aslında böylesi bir durumda bir "kahraman"dan değil bir "kurban"dan söz etmek daha uygun olacaktır. Siz kendinizi unutabilirsiniz. Ama beden kendini unutmaz. Siz bedeninize karşı sorumluluğunuzu yerine getirmediğiniz takdirde bedeniniz de sizinle yapmış olduğu barış anlaşmasını bozacaktır.

Kendimizi nasıl hatırlayacağız?

Kendimizi sevmeliyiz. Her kusurumuzu değiştirmemiz gerekmeyebilir. Bazı "kusurlarımız" bizi biz yapan şeylerdir. Bir diğerine benzemektense biz olabilmek daha sağlıklı bir şeydir. Bir başkasının bizi sevmesi, bizim benzediğimizi sevmesinden daha elle tutulur bir sevinçtir.

Kendimize zaman ayırmalıyız. Mutlaka günde belli bir zaman dilimini kendimize ayırmalıyız. Bu zaman diliminde bencil olma hakkımız vardır. Bu zaman dilimini sevdiklerimizle paylaşmaya yeltenmemeliyiz. Ayırdığınız zaman size ait olmalıdır. Bu zaman diliminde sizi ne mutlu ediyorsa onu yapmalısınız. Bu koşma, yürüyüş, kitap okuma, resim yapma, dikiş dikme, bilgisayarda oyun oynama, .. olabilir. Kısacası seçtiğiniz eylem her ne olursa olsun o eylem sizi mutlu eden eylemdir ve size ait zamanda bu eyleme yönelmenizde hiç bir sakınca yok. (Tabii söz konusu eylem stresinize de dolaylı olarak katkıda bulunan eylem olmamalıdır.)

Stres altında oluşan bağımlılıklarımızla mücadele etmeliyiz. Stres altında başta sigara, alkol, ilaç kullanımı olmak üzere kimi bağımlılıklara meyil edebiliriz. Aynı şekilde yalan söyleme, gerçeği süsleme, abartı da bu tür bağımlılıklara benzer şekilde gelişir. Bunlar nomal doğamızın dışındaki durumlardır ve bunlardan kurtulabilmek de belli bir çaba göstermemizi gerekli kılar.

Gülmeyi unutmamalıyız. Gülmek insanı gevşeten, yenileyen bir eylemdir. Beden güldüğünde mutluluk hormonları salgılar. Nükteden, küçük tatlı şakalardan, komik hikayelerden uzak durmayalım. Kahkaha atmaya utanmayalım. Kahkanızı sevin. Çünkü bu kahkaha dünyaya "ben mutluyum" demektedir. Onu susturmayın.

Sinirlendiğimizde sinirimizi yenmesini öğrenmeliyiz. Sinirlendiğimiz bir anda ilk elde sinirimizi boşaltmak yerine ya da dişlerimizi sıkmak yerine karşımızdaki kişiye içimizden geçen kötü şeyleri söylemek yerine "bu sözlerin beni yaralıyor" diyebilmek emin olun daha faydalıdır. Karşımızdaki kişinin bize yaptığının bizde hissettirdiklerini rahatlıkla söyleyebildiğinizde karşımızdaki kişinin sinirini bile kontrol edebiliriz.

Özür dilemekten ya da barışmaktan çekinmeyelim. Bazen bir özür, bir çiçek, bir tebessüm ve de en önemlisi bir "seni seviyorum" seslenişi her şeyi çok hızlı bir şekilde çözer.

İnsanları olduğu gibi kabul etmeye çalışalım. İnsanları değiştirmek kolay değildir. Eğer bazı durumlarda karşımızdakini olduğu gibi kabul eder ve onu olamayacağına değiştirmeye zorlamaktan vazgeçersek hem kendimiz hem de onun için faydalı bir şey yapmış oluruz.

Spor aktivitelerine katılalım. Düzenli spor yapmak, bedeni fizik olarak bir şeyle meşgul etmek hem fiziksel hem de duygusal olarak faydalıdır. Ama aşırı spor aktivitesinin de stresle alakası olduğunu göz ardı etmeyelim.

Dünyadan kopmayalım. Dünya değişirken köşemizde kalamayız. Değişen renklerle birlikte büyümeliyiz. Okumaktan, dinlemekten, öğrenmekten vazgeçemeyiz. Yeni öğrendiğimiz şeyler bizi yeniler. Öğrendiğimiz yeni şeyleri paylaşalım, tartışalım. Düşünce dünyamızdaki yoksulluk gelişmemizin, sorunları çözmeyi öğrenebilmemizin önündeki en temel engeldir.

Düzenli ve dengeli beslenmeye çalışmalıyız. Bedenimizin stresle mücadelesinde kimyasal dengesini koruyabilmek ve ona bu mücadelede gerekli olan enerjiyi verebilmek adına doğru şeyleri yemeliyiz. Bu açıdan sağlıklı ve dengeli beslenme önemlidir. Aşırı yağlı ya da aşırı şekerli yiyecekler bedenin fiziksel dengesini, metobolizmasını bozabilir.

Stresi yenmek için kalbinizi kullanın

Alman haber dergisi Focus, ''Kızma Artık Birader'' başlıklı kapak haberiyle stresle mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde başa çıkmanın yollarını anlatıyor dergide stresi yenmek ve hızla rahatlamak için ABD''li uzmanların keşfettiği yeni bir yöntemden söz ediliyor.

''Kalbin Zekâsı''isimli beş adımdan oluşan bu yöntemle, stresle başa çıkmanın yolları rahatlıkla öğrenilebiliyor. Bu yöntem sayesinde ''kalbin gücü'' kullanılarak sinir, stres, huzursuzluk gibi kavramları pozitif enerjiye dönüştürebilmek mümkün. Haberde, ABD''li ''mucize doktor'' Küllin MeCraty''nin de sözlerine yer veriliyor. McCraty kalbin, tıpkı beyin gibi stresi yenmeye yönelik yeteneklere sahip olduğunu vurgulayan bir bilim adamı.

Kalbin kullanıldığı bu ''stresi yenme'' yönteminde, özellikle yaşam kalitesinin yükseltilmesi ve iç huzurun oluşturulması üzerinde duruluyor. Yönteme göre ilk basta stresi tanımak önemli. Özellikle de baş veya mide ağrıları gibi belirtiler olduğunda her şeye ara verilmeli. İkinci adım olarak dikkatinizi kalp bölgesine vermeniz şart. Vücudunuzun orta bölümüne konsantre olmalısınız. Kalbinizle nefes aldığınızı ve enerji depoladığınızı düşünün. Böylece beyninizi kötü düşüncelerden arındırmış olursunuz.

Üçüncü adımda ise güzel sizi neşelendiren bir duygu yada mutlu bir anınızı hatırlayarak bu anı tekrar yaşamaya gayret edin. Bu sayede stiresinizi tamamen unutabilirisniz. Dördünce aşamada ise dikkatinizi tekrar kalbinize verin ve ''Nasıl tepki vermeliyim?'' sorusunu kendinize sorun.

Yönteme göre kalp en derin hisleri pozatif duyguları hafızasına kaydedebiliyor. Dolayısıyla kalbine bu soruyu soran insanlar zor zamanlarda bile doğru kararlar verebiliyorlar. Yöntemin beşinci ve son aşamsında ise kalbinizin verdiği cevabı dikkate almalısını. Bu cevaplar çok basit olabiliyor yada kalbiniz sizin başından beri hissettiklerinizi size söylüyor.

Amerikalı bilim adamlarının keşfettiği bu yöntem sayesinde insanlar genellikle pozatif bir yaklaşıma kovuşarak stresten de arınıyorlar. Haberde ayrıca klasik egzersiz yönetmleriyle stresten kurtulmanın da püf noktalarına değiniyor.
- ''Evet'' diyenler

Siz, adeta iyilik meleğisiniz, Çevrenizdekiler S.O,S verdiklerinde hiçbir zaman ''hayır'' diyemiyorsunuz. Bunun altında yatan neden ise kendinizi sadece yararlı bir şeyler yaptığınızda önemseneceğinizi düşünüyor olmanız.

Çözüm: Artık önemli olmadığını düşündüğünüz yardım isteklerini reddetmeye başlayın. Ayrıca sadece başkalarına değil, kendinize de zaman ayırın.

Anti - Stres önerisi: Müzik dinleyin, okuyun, yürüyüş yapın veya dans edin. Bu sırada sizi hiç kimsenin rahatsız etmesine izin vermeyip. Günün sadece 1 saatini bile kendinize ayırdığınızda huzuru bulacaksınız.

Alıntı


__________________

Yalnız açığa çıkan ışığı görebiliyorsan,
Yalnız söylenen sesi duyabiliyorsan,
Ne görebiliyorsun,Ne duyabiliyorsun.

"Hayret et! Çünkü hayrettir göğe açılan pencere.
Hayret ettim ve gördüm, bin ayet güldü yüzüme."
Asrevya isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Asrevya
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 16:27