Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Rüya Tabirleri
facebook bağlan


Psikolojik Rüya Yorumları

Rüya Tabirleri kategorisinde açılmış olan Psikolojik Rüya Yorumları konusu , Psikolojik Rüya Yorumları Psikolojik Rüya Yorumları: İnsanlık tarihinin hemen tamamında ilgi uyandırmakla beraber çok uzun bir süre boyunca ancak teorik bir bakış açısıyla ele alınabilmiş ve bilimsel tarzda tanımlanmamış olan ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.02.2015, 22:34   #1 (permalink)
Süper Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
tick Psikolojik Rüya Yorumları



Psikolojik Rüya Yorumları



Psikolojik Rüya Yorumları: İnsanlık tarihinin hemen tamamında ilgi uyandırmakla beraber çok uzun bir süre boyunca ancak teorik bir bakış açısıyla ele alınabilmiş ve bilimsel tarzda tanımlanmamış olan rüya görme olayının bu durumu 1950’lerden sonra değişmeye başlamıştır. Bu tarijlerden sonra elektriksel araştırma teknikleri geliştirilmiş, uyku laboratuarları kurulmuş ve rüyalar hakkında bilimsel veriler toplanması başlamıştır. Psikolojik rüya yorumları ile rüyalara yeni ve bilimsel bir bakış açısı getirildiği gibi rüya analizi sayesinde bazı psikolojik problemlerin açığa çıkarılması ve çözülmesi de mümkün hale gelmiştir.

Sigmund Freud bilinçaltımızın zihnimiz uyanık haldeyken kabul etmediğimiz/etmek istemediğimiz birçok şeyin lağım çukuru olduğunu söylemiş ve Avrupa’yı bu görüşüyle dehşete düşürmüştü. Freud’a göre sansüre uğramış, baskı altına alınmış anılar, aile içi zina eğilimi gibi çeşitli utanç verici ve tedirgin edici duygu ve durumlara dair istekler, düşünceler ve ilkel güdüler rüya görme sırasında ortaya çıkmaktadır. Bu teoriye göre görülen her rüya anlamlı bir içeriğe sahiptir fakat rüyanın anlamını çıkarabilmek için rüyanın görünen yanının ötesinde bulunan süzgeçten geçmiş yanına dikkat etmek gerekir. Rüyalar yasaklanmış fakat bilinçaltında var olan isteklerle bu istekleri engelleyen güçlerin uzlaşması sonucunda ortaya çıkar. Rüyanın asıl işlevi bilinçaltında bulunan ve kabul edilemeyen içgüdüsel isteklerin fantezisini kurarak doyum sağlamaktır.

Analitik psikoloji okulunu kuran Carl Gustav Jung ise rüya görme meselesine başka bir açıdan bakmıştır. Jung, rüyayı Freud gibi sadece bir nevroz belirtisi olarak görmemiş, rüya görmenin nevrotik belirtiler gösteren, akli bozukluğu olan insanlar kadar diğer insanların huzuru için de önemli olan doğal bir psişik olgu olarak kabul etmiştir. İkisinin psikolojik rüya yorumları konusuna bakış açılarındaki temel fark şudur: Freud rüyanın sakladığı şeylere, Jung ise ne açıkladığına yoğunlaşmıştır. Psikolog Robert Ornstein rüyaların önemi hakkında konuşurken hayatımızın uykuda geçen bu üçte birlik bölümünün bir kendimizi keşfetme fırsatı olabileceğini hiç düşünmediğimizi söylemiştir. Ornstein ayrıca; rüya bilincinden faydalanarak hayatımızın diğer bölümlerini zenginleştirecek psikolojik ve kültürel mekanizmalardan yoksun olduğumuzu da ifade etmiştir.

Trans halindeyken söyledikleri kaydedilen ve titizlikle belgelenen Edgar Cayce uyku veya trans halinde iken geçmişi ve geleceği görmüş; hastalıklara teşhis getirerek binlerce kişiye uygulamaları gereken tedavi yöntemlerini söylemiştir. Jung’un söz ettiği kollektif bilinç yerine Cayce ‘insan yaşamının başlamasından bu yana var olan zihinsel aktivitelerin tamamının beslediği bir düşünce nehri’ olarak tanımladığı kollektif veya evrensel bir bilinçaltı olduğundan söz etmiştir. Bireysel psikoloji okulunu kurmuş olan Alfred Adler eski çağlarda yaşayan insanların rüya yorumları ile bizlerden daha fazla ilgilendiğini ve rüyaların dili konusunda günümüzün ortalama insanından daha bilgili olduğunu söylemiştir. Adler’in rüya yorumu teorisi insanın kendini devamlı olarak gelecek zamanlara hazırladığı anlayışından kaynaklanır. Adler için rüya, düşünce sürecinin insanın yaşam tarzıyla uyum halinde olan bir parçasıdır ve rüyalar da rüya görenin yaşama şu anda, şimdiki bakışıyla geleceğe dönük amaçları ve bunlara ulaşma yolundaki planlarının birleşimidir.

Psikiyatri biliminin rüya ile ilgilenmeye başlaması 100 yıl kadar öncesine dayanır. Psikoloji biliminin bu komuya eğilmesi ise Freud’la başlamıştır. Psikolojiye göre rüyalar dışarıdan gelen haber vericiler değil iç süreçlerimizin yansımasıdırlar. Rüya gördüğümüz sırada hayatımıza dair bazı konuları gözden geçiririz ama bu gözden geçirme farklı bir dille, rüyaların dili ile gerçekleşir.Psikologlara göre rüya beyinde önemli değişikliklere sebep olan somut bir olaydır. Rüyalar bedenimizi de etkiler ve bütün bu değişiklikler cihazlarla ölçülebilmektedir. Rüyalar dış faktörlerden etkilenir ama rüya içeriğini etkileme konusunda içsel dünyamız daha baskındır. Burada içsel dünya olarak kastedilen şey insanın psikolojik durumu; yani düşünce ve duyguları, üzüntü ve sevinçleri, korkuları, beklentileri ve mücadele etmesi gereken problemlerdir.

Kişi rüya görürken pasif bir izleyici değildir, aktif bir mesai halindedir. Rüyalarımız esnasında önem verdiğimiz konular ve sorunları ele alır, bunlara dair değerlendirmeler yapıp çözümler getirmeye çalışırız. Hatta kararlar alır ve farkında olalım veya olmayalım; bu kararları hayatımızda kullanırız. Rüyadaki nesneler oldukları şeyi değil başka bir şeyi sembolize ederler ve psikolojde gördüğü nesnenin kişideki anlamı araştırılır. Rüyada görülen bir köpek, bir cüzdan ya da bir ağaç birer semboldür ve bu semboller kişinin hayatındaki farklı bir şeye karşılık gelir. İnsanların hayatları farklı olduğundan, aynı nesne farklı insanlar için başka başka şeyleri sembolize eder. Simgenin anlamını belirleyen şey rüyasında o simgeyi gören kişinin algısıdır. Hemen herkes ve her dönem için aynı anlama sahip olan simgeler de vardır ama bunların sayısı oldukça azdır.

Psikolojideki bilişsel terapi ekolünün kurucusu olan Dr. Beck, rüyaların bir tür biyopsiye benzediğini söylemiştir. Biyopsi ile fiziksel hastalıklara tanı konulabilmesi gibi, rüya analizi ile de psikolojik ve psikiyatrik sorunların kaynağına inmek mümkündür. Kişinin rüyasını anlamak, onun hangi sorunlardan rahatsız olduğunun ve bu sorunların hayatını ne derecede etkilediğinin de anlaşılmasına yardımcı olur. Rüyaların içeriği psikolojik sorunun niteliğine göre değişmektedir. Örneğin bunalımda olan kişilerin rüyasında depresyon halinin karakteristik unsurları olan çaresizlik ve umutsuzluk gibi duygular belirgin bir şekilde görülür. Kaygı, anksiyete sorunu olan kişilerin rüyaları ise çoğunlukla tehlike temasını içeren, korkutucu rüyalardır. Kişinin durumu düzelmeye başlayınca bunun rüyaları üzerinde de olumlu değişiklikler yaptığı görülmüştür.

Günümüzde birçok psikolog; rüya terapisi yönteminden, gerek kendisine danışan kişinin durumunu anlamak, gerekse terapide ilerleme olup olmadığını tespit etmek için faydalanmaktadır.

DeRDeST isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 3
DeRDeST, EmreKR, Ravza
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:07