Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Kendimi tanıyamıyorum

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Kendimi tanıyamıyorum konusu , KENDİMİ TANIYAMIYORUM Birden bire karşımıza çıkan sorunlar karşısında genellikle savunmasız hissederiz kendimizi. Hatta bazen tek başımıza basit bir sorunla bile baş etmek kolay olmaz. Birilerinden destek almak, güvende olduğumuzu sadece ...


Like Tree1Beğeni
  • 1 Post By Yusuf

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 14.10.2014, 14:01   #1 (permalink)
Üyeliği Durduruldu
Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kendimi tanıyamıyorum



KENDİMİ TANIYAMIYORUM
Birden bire karşımıza çıkan sorunlar karşısında genellikle savunmasız hissederiz kendimizi. Hatta bazen tek başımıza basit bir sorunla bile baş etmek kolay olmaz. Birilerinden destek almak, güvende olduğumuzu sadece hissetmek bile karşılaştığımız sorunlarla savaşımızda motivasyonumuzu yüksek seviyede tutar. Düşünün ki kanser hastalığı gibi bir sorun karşınıza çıkıyor; hazırlıksızsınız ve şimdiye kadar kanserle ilgili duyduğunuz herşey birden aklınızdan geçmeye başlıyor. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz ve kendinizi çaresiz hissediyorsunuz. Ancak kanser, birçok hastalık gibi (hatta çözümsüz sandığınız problemler gibi) aslında hayata nasıl baktığınızla ilgili olarak baş edebileceğiniz bir sorun. Bu konuda ücretsiz psikolojik destek alabileceğiniz bir dernek olan POD (Psiko-onkoloji Derneği) uzman psikologlarından Merve Yalçınay, kanser hastaları ve hasta yakınları için SÖZCÜ HAYAT okuyucularına kanserin olumsuz psikolojisiyle baş etme yollarını anlattı.
“…Kendimde bir şeylerin ters gittiğinin farkındaydım. Sonuçlarıma bakması için doktorumun odasına gittim. Doktorum raporumu inceledi. Büyük bir dikkatle yüzündeki ifadeden sonucumun ne olduğunu anlamaya çalışıyordum. Kısa bir zaman geçti ama benim için yıllara eş değerdi. Kafamdan bir yığın şey geçiyordu ama bir o kadar da hiçbir şey düşünemiyor gibiydim. En son doktorumun raporuma baktığını ve üzgünüm diye cümleye başladığını hatırlıyorum. Ondan sonraki birçok diyalog kopuk kopuk hafızamda…” Bunlar bir hastamın kurduğu cümleler. Ama eminim bu tanıyı almış birçok kişiye de tanıdık gelmiştir.
“Kanser” kelimesini duyduğumuzda bize hatırlattıkları ne yazık ki güzel şeyler olmuyor. Buna rağmen yaşamımızda kanseri hatırlatacak durumlarla sık sık karşılaşıyoruz. Ya bir tanıdığımızdan kanser haberi alıyoruz, ya izlediğimiz programda konuşuluyor oluyor ya da okuduğumuz gazetede hastalığa yönelik bilgiler oluyor. Bu kadar çekindiğimiz ama bir o kadarda hayatımızın içinde olan bu hastalığa dair neler biliyoruz? Kanser türleri nelerdir, neler yaparsak hastalığın önüne geçebiliriz, hangi tedaviler uygulanıyor, genel yan etkileri neler, alternatif tıp ne söylüyor gibi birçok açısı hakkında bilgi sahibi iken kanser psikolojisi (psiko-onkoloji) hakkında neler biliyoruz?
Hayatımıza giren her yeni durum kişide kaygı yaratır. Bunun sebebi yaşadığımız belirsizlik ve neyle karşılaşılacağını tam bilememedir. Ancak kaygının şiddeti,yaşadığımızın olaya ve o olayı nasıl algıladığımıza göre değişkenlik gösterir. Kanser de aynı bu şekilde beraberinde getirdiği belirsizlikler ve ön yargılar nedeniyle korku ve endişeye sebep olur. Bu haklı bir durumdur. Çünkü normal akışı içerisinde devam eden hayatımızı, bir anda ortaya çıkan bir hastalık beklenmedik bir şekilde değiştirmiştir. Tam da böyle bir noktada, yaşanılan travmasonrası, kişi yabancı olduğu bu hastalığın her aşamasında kendisine rehberlik edecek ve destek olacak profesyonel birine ihtiyaç duyar. Psiko-onkoloji böyle bir ihtiyaçtan doğmuştur. Dolayısıyla psiko-onkoloji, tanın konulduğu andan, tedavi ve sonrasındaki takip aşamalarını da kapsayan tüm süreçte, hasta ve hasta yakınlarının yanında olarak bu süreci en iyi şekilde yönetmelerini ve başarıyla sonuçlandırmalarını sağlar. Böylelikle de, ortaya çıkan psikolojik tepkileri takip ederek tedavinin bir parçası olmayı amaçlar.
Verilen psikolojik tepkilerin bir kısmı hastaya özgü olduğu gibi bir kısmı da birçok kişide ortak olan tepkiler olabiliyor. Bu süreç içerisinde hastalarımdan en sık duyduğum cümlelerden biri “Kendimi tanıyamıyorum. Ben bu kadar duygusal biri değildim” veya “Ben bu kadar sabırsız biri değildim. Artık çok çabuk sinirleniyorum.” oluyor. Hastalığı, tedavisini, yan etkilerini, sosyal ve fiziksel kısıtlılıkları düşündüğümüzde aslında bu tepkilerin ne kadar anlaşılır olduğunu fark ediyoruz. Bu tepkilerin bazıları hastalıkla beraber kayboluyor bazıları ise kişiyle beraber devam ediyor. Dolayısıyla kişi bir yandan hastalığı tanımaya çalışırken bir yandan da kendisiyle ilgili yeni keşiflerde bulunuyor ve belki “yeni” bir kişiyle tanışıyor.
Bu süreç içerisinde hastalardan aldığımız tepkileri beş evrede değerlendiriyoruz. Bu aşamaların sırası ve süresi kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bunlar; şok/inkar, öfke, pazarlık, depresyon ve kabullenme evreleridir. Tepkiler zinciri aslında hem yeni değil hem de sadece kansere özgü değildir. Bu reaksiyon zincirini tüm ağır travmalarda görürüz. Dolayısıyla hasta bu evrelerden birini yaşıyor olabilir ve süreç her ne kadar zor gözükse de aslında tüm bu adımları, kişiyi “kabulleniş” evresiyle birlikte yaşanacak rahatlamaya götüren birer geçiş evresi olarak düşünebiliriz.
Hastalık süresindeki her zorlanış kişinin psikolojik bir yardıma ihtiyacı olduğunu göstermez. Kimi zorluklar kişinin ve çevresinin yardımıyla göğüslenebilir veya daha başında önlenebilir. Bu konuda önerilerim şunlar olabilir;
  • Hasta öncelikle hastalığı hakkında doğru bilgiye ulaşmalı ve aklındaki sorulara net bir şekilde cevap alabilmelidir. Bu konuda tedaviyle ekibiyle iyi iletişim kurabilmek çok önemli.
  • Hastalığın tedavisi ve bu sürecin zorlukları hakkında olabildiğince iyimser düşünmeye çalışmalıdır. Örneğin, “Kemoterapi vücuduma zarar veriyor” yerine “Kemoterapi sayesinde vücudumdaki kanser hücreleri yok oluyor” şeklinde düşünülmelidir.
  • Yine aynı şekilde bu sürecin yoğun temposu içerisinde sıkıntılarımızı paylaşmak, dertleşmek yükümüzün biraz daha hafiflemesini sağlayacaktır. “Ağlamamalıyım, yoksa daha kötü olurum” düşüncesi yanlıştır. Kişi gülmek gibi ağlamayı da hayatına dahil edebilmeli.
  • Gevşeme ve nefes egzersizleri bu süreci en iyi şekilde atlatılmasında yardımcı olacaktır.
  • Son olarak, kanseri, bizi hayattan koparan bir hastalıktan ziyade atlatacağımız bir süreç olarak görebilir ve kanserden önce yapmaktan keyif aldığımız aktiviteleri tedavimizi engellemeyecek şekilde yapmaya devam edebiliriz.
Bu sürecin en önemli parçalarından biri de hasta yakınlarıdır. Hastayla birlikte bu süreci yaşarlar ve zorluklarla mücadelede en önde yer alırlar. Tanı alındıktan sonra genellikle hasta şok ve inkârı yaşarken hasta yakını bu süreçte aktif rol alarak doktor görüşmeleri, tedavi takibi, değişen yaşam şartlarına uyum hatta diğer aile üyelerine bilgi verilmesi gibi birçok sorumluluğu üstlenir. Bu süre zarfında hasta yakınları, kendilerini dinlemeye çok fazla vakit ayırmazlar. Aslında büyük bir sorumluluk yüklenmişlerdir ama sırtlandıkları bu yükü hafifletmeyi hastasına karşı bir “vefasızlık” olarak görürler. “Dışarı çıktığımda kendimi suçlu gibi hissediyorum. İçim rahat etmiyor. Bir an önce eve dönmek istiyorum” şeklindeki cümleleri sıkça duyarız. Dolayısıyla, çoğu zaman kendilerine nefes alacakları bir zaman dilimi yaratmazlar. Oysaki hasta yakınlarının, hastası için daha verimli olabilmeleri öncelikli olarak kendilerine iyi bakmalarından geçmektedir. Sonuç olarak kanser için sadece hastayı ilgilendiren ve onun yaşadığı sıkıntılı bir dönem demek doğru olmaz. Bu süreç hem bakım alan hem de bakım veren kişiyi etkileyen bir dönemdir.
Dolayısıyla sizin için yeni olan bu süreç içerisinde kendinizi yalnız ve kimi zaman çaresiz hissedebilirsiniz. Hem hasta hem de hasta yakını için, kanser hastalığıyla ilk tanışıldığı andan itibaren başlayan “şimdi ne yapmalıyım?” “beni neler bekliyor?” “nasıl daha iyi olabilirim?” gibi daha birçok soruları beraberinde getiren bu hastalık sürecinde size rehberlik edecek, bu süreci daha iyi nasıl atlatabilirsiniz noktasında size destek olacak psiko-onkologlara ihtiyaç duyabilirsiniz. Bu noktada tedavi gördüğünüz hastane bünyesindeki psikologlardan yardım alabilir veya Psiko-Onkoloji Derneğinin (POD) sunduğu hasta ve hasta yakınlarına yönelik ücretsiz psikolojik destek hizmetinden yararlanabilirsiniz.

Perii beğendi.

Konu Yusuf tarafından (14.10.2014 Saat 14:28 ) değiştirilmiştir.
Yusuf isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 10
Ada, fatalrhyme, LifeisBeauty, Narsinha, Papatya, Paradox, Perii, semragül, The, Yusuf
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 21:32