Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Bir Tutam hayat

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Bir Tutam hayat konusu , Bir Tutam hayat Karşılıklı oturuyoruz ana oğul, kuzey r üzgarlarına açık bu küçük balkonunda. Onun yüzü, her zaman olduğu gibi yine batı istikametine dönük. Zira, oturup kalkmak için, sağlam olan ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 15.09.2015, 13:32   #1 (permalink)

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Bir Tutam hayat



Bir Tutam hayat
Karşılıklı oturuyoruz ana oğul, kuzey r
üzgarlarına açık bu küçük balkonunda. Onun yüzü, her zaman olduğu gibi yine batı istikametine dönük. Zira, oturup kalkmak için, sağlam olan sağ kolunun yardımı ile balkon pervazından destek alması gerekiyor daima. Bu nedenledir ki, yaklaşık dört yıldır ikamet ettiği ve belki de ilçenin en güzel manzaralı balkonuna sahip evinden, bu güne değin asla doğu yönünü, Kaçkar dağlarının yüksek doruklarından inanılmaz güzellikte doğan sabah güneşinin insanın içini yaşama sevinci ile dolduran ilk, bakir ve rengarenk ışıklarını seyretme imkanına sahip olmadı sol yanı tamamen felçli olan annem.

Dört bir yanımız, irili ufaklı çiçeklerle sarılı yine. Seksenini çoktan deviren annemin, içinde yaşattığı çiçek sevgisinden hala hiç taviz vermediğini keşfediyorum tuhaf bir mutluluk hissinin gölgesinde. Doğup büyüdüğüm, kartal yuvasını andıran evimizin iptidai merdivenlerinde, yüksek duvarların arkasına gizlenmiş küçücük bahçemizin her santimetrekaresinde, pencere pervazlarında, kapı eşiklerinde itina ile yetiştirdiği ve hayatımıza güzellik katan envai çeşit çiçeği düşünüyorum bir an. Şimdi, hastalığı gereği, tüm hayatı boyunca yaşadığı müstakil ve bahçeli evlerinden koparak, yüksek bir apartmanın bilmem kaçıncı katındaki bu mahzun dairede, ömrünün kalan kısmını geçirmeye mahkum maalesef. Zira, ne kuzinesini yakarak keyifle ısınmaya, yaktığı çalı çırpının insana haz veren çıtırtısını dinlemeye, ne de bağ-bahçe ile uğraşmaya takati yok. Öyle, boynu bükük geçireceği günleri yaşamakta. Tek tesellisi, tüm ilçeye hakim balkonundan, gelen geçen yolcu otobüslerini, balıkçıların tüm faaliyetlerini, Doğu Karadeniz’de seyri sefer yapan tüm gemileri,Trabzon havalimanına iniş kalkış yapan tüm uçakları seyretme imkanına sahip olması. Otobüslerin kalkış saatlerini, uçakların geliş gidiş programlarını ondan öğrenebilirsiniz. Mesela, İzmir’den kalkıp da, Doğu Karadeniz istikametine sefer yapan bir yolcu otobüsünün, o gün ne kadar geç kaldığını, ya da ne kadar erken geldiğini anında tespit edebilir.

’Çiçeklerin solmuş’ diyorum sohbete girmek için.

’Evet, sulayamıyorum.’

’Neden?’

’Kova ile su getirmem imkansız. Birisi getirirse, ancak sulayabiliyorum.’

Kalkıp, bir kova su dolduruyorum lavabodan, getirip istediği yere koyuyorum. Sağ kolu ile destek aldığı balkon pervazının yardımı ile doğruluyor, üç ayaklı bastonuna dayanarak çiçeklerinin olduğu tarafa dönüyor zahmetle. Çocuğu gibi, şefkatle, sevgi ile yaklaşıyor çiçeklerine; öpüyor, okşuyor her birinin yapraklarını, çiçeklerini. Onlarla insan gibi sohbet edişini seyrediyorum bir süre dudaklarıma yerleşen hoş bir tebessüm eşliğinde. Daha sonra, başımı hayatın realitesine çeviriyor, güzel memleketimin doyum olmayan manzarasının tadını çıkarmaya yöneliyorum.

İlçenin mütevazi iskelesinden demir alan yük şilebi, yönünü batıya çevirmiş, aheste aheste körfez çıkışına doğru yol almakta. Hoş bir poyraz, deniz ile dağ arasına sıkışmış bu sahil ilçesine çöreklenen rutubetin getirdiği boğuk havayı az buçuk dağıtmakta, nispeten serin ve solunabilir bir ortamın oluşmasını sağlamakta.

Kalanima dersinin açıklarında kümelenen küçük balıkçı motorları, sanırım olta ile istavrit avlamanın gittikçe azalan zevkini tatmaktalar.Yarı yaşımda olduklarını tahmin ettiğim çınar ağaçlarının alçak dalları üzerinden gözüken mendireğin nihayetindeki metal Atatürk resmi ve hemen yanı başında dalgalanan güzel bayrağımız, manzaramın inanılmaz güzel bir detayı olarak yerlerini almış durumdalar.

Kuzey batı istikametindeki küçük limana, tek pistonlu motorlarından yükselen ve alışkın kulaklara hoş bir melodi ahengi ile yansıyan gürültüleri eşliğinde, rengarenk boyalı balıkçı takalarının biri giriyor, biri çıkıyor. Mendirekteki söğüt ağaçlarının altına yerleştirilmiş alçak masalara tünemiş küçüklü büyüklü aileler, muhtemelen serin deniz havasının ciğerlerine doldururken, bu eski ve güzel ilçenin hoş manzarası eşliğinde, kendilerine ince belli bardakla sunulan demli Rize çayını afiyetle yudumlamaktadırlar.

Her taraf cıvıl cıvıl. Çok canlı, çok hareketli.Batı yönüne iyice yaslanan güneş, bir başka sevimli aydınlatıyor ve ısıtıyor yöreyi. Uzaklarda, denize bir boynuz gibi uzanan Trabzon yarımadasının üzerine kurulan şehrin yüksek binalarının, çocukluğumun o muhteşem yeşil doğa manzarasını nasıl silip süpürdüğünü seyrediyorum hüzünlü bakışlarla. Çocukluğumda ne kadar uzak,erişilmez ve güzel gelirdi gözüme şehir. Oysa, şimdi ne kadar yakın ve ne kadar sevimsiz...

Annemin beklemediğim anda ve beklemediğim bir konuda sorduğu soru ile kendime geliyorum.

’Bir işçi kaza geçirmiş dedi baban sizin iş yerinde.’

’Evet, maalesef.’

’Nasıl oldu? Nasıl durumu şimdi? Umarım iyidir.’


’İkinci kattan sırt üstü düşmüş dalgınlıkla. Bayağı bir hasar görmüş. Başında büyükçe bir çatlak var, kaburgalarından bazıları da kırılmış. Hayati bir durumu yok çok şükür. Hastanede şu anda.’

’Vah zavallı!... Buralı mı imiş?’

’Yok!... Ta Hakkari’den gelmiş zavallı üç kuruş ekmek parası kazanmak için.’

’Vah vah!... Aman oğlum, sakın yalnız bırakmayın garibi. Kendini kimsesiz hissetmesin.’

’Merak etme anne. Daima yanında bir arkadaş bulunuyor, her ihtiyacı anında gideriliyor. Ona, gözümüz gibi bakmaktayız.’

’Aferin oğlum. Bize de de bu yakışırdı zaten.’


’Babası ile konuştum dün telefonda. Merak etmemesini, oğlunun durumunun iyi olduğunu söyledim. İsteği üzerine para çıkardık kendisine, otobüsle yola çıktı, buraya geliyor o da.’

’Nerede kalacak oğlum? Kalacak yeri yoksa gelsin, koskoca ev burası, bizde kalsın.’

’Otelde yeri ayrılmış, gerek yok anne. Yine de sağ ol düşündüğün için.’

İçeride, uzandığı kanepenin üzerinden televizyondaki haberleri seyreden babamın vahlanmaları geliyor kulağımıza o sıra.

’Vah vah!... Allah rahmet etsin!’

’Hayrola? Ne oldu baba?’

’Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde, üç polisimizi uyurken şehit etmiş zalimler.’

Bu acı haberi duyan annem, dikkatini ve bakışlarını çiçeklerinden alıyor, yavaş hareketlerle gelip her zamanki yerine oturuyor. Yorgun bakışları, kirpiklerine süzülen bir mahzun göz yaşı gölgesinde, Karadeniz’in lacivert ufuklarında kaybolup gidiyor. Dudaklarında ise, hüznün sevimsiz yansımaları...

’Nur içinde yatsınlar. Haklarını helal etsinler bizlere.’ diye mırıldanıyor.


Bir tutam hayat

15.09.2015-Trabzon

😶

__________________
Kadının gücünü
Hafife Alma.








Her Yol Sana Çıkar
Galatasaray !


EbruLi isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Kutup Yıldızı
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 13:24