Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Mahalle baskısı

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Mahalle baskısı konusu , Mahalle Baskısı Etrafımdaki insanları izlemeyi çok severim. Her biri ayrı dünya olan yaşamların minicik bir kesitine göz atmak hep merakımı uyandırmıştır. Öyle çok kalabalık ki... Sanki yerin altından fışkırır gibi ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 08.09.2013, 20:07   #1 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Mahalle baskısı



Mahalle Baskısı
Etrafımdaki insanları izlemeyi çok severim. Her biri ayrı dünya olan yaşamların minicik bir kesitine göz atmak hep merakımı uyandırmıştır.
Öyle çok kalabalık ki... Sanki yerin altından fışkırır gibi değişik figürler geçiyor önümden. Kısası, uzunu, şişmanı, zayıfı, sarışını, esmeri, evlisi, evsizi... Hepsinin ortak noktası; tatilde olmaları. Kimi uzun süreliğine, kimi kısıtlı bir zaman için aynı bölgedeler. Çoğunluğu emekli amcalar, teyzeler. Onların tek avuntusu; çocukları ya da torunlarının ziyareti ile şenlenen yazlıklarının işe yaradığını görmek. Güneşlenmek ya da yüzmek gibi konuklarına sundukları harika olanakları var. Bunun gururu ile geziniyorlar sahilde. Aylarca ikamet ettikleri beldeyi öylesine sahiplenmişler ki elleriyle çöp topluyorlar deniz kenarında.

Gençler burayı eğlence amaçlı ziyaret ediyor. Çevre temizliği imiş, konu komşu ziyareti imiş gibi "angaryalarla" uğraşmıyorlar. Olur da denk gelirse "manita yapmak" asıl hedef noktası. Güneş gözlüklerinin arkasından ayıklanan kızlar, erkekler başlıca uğraşları. Portrenin olmazsa olmazı; kulaklıklı cep telefonu ve koyu renk gözlükler. Böylelikle "kimseye pas vermem, müzik dinliyorum" edasıyla kuş uçurtmuyorlar! Kazara sohbetlerine kulak misafiri olduğum komşu şezlongtaki kızların durumu pek vahimdi. Yakışıklı garson Fahri'ye odaklanmışlar. Üç saat boyunca delikanlının dikkatini çekebilmek için kusana değin sipariş verdiler. Her defasında birkaç cümle ile Türkçeyi katlederek çıkma sözü aldılar. Acıdım Fahri'ye... Büyük şehirin tiki kızları yerdi bu garibanı.

Karı koca kavgası var arka şezlongta. Dönüp neye benzediklerine bakamıyorum. Tartışmanın gidişatından anladığım; adam çapkın. Önce bakmadığına dair inkar ediyor. Sonra yeminlerle pekiştirmeye çalıştığı yalanına kendi de inanmaz olup karısına yükleniyor. "Üşenmeyip gelseydin yüzmeye. Yanımda olur baktırmazdın kimseye." Hıı mantıklı bir yaklaşım... Koca kısmı boş bırakılmaya gelmezdi nitekim. " Canım göz bu, göze yasak konur mu? Sevap demezler mi güzele bakmaya? " diye pişkince karısının öfke sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Yalnız kadının dırdırı beni bile kastı. "Baktıysa baktı ya, sus da kitabımızı okuyalım" denmiyor. Zaten kitaba ayrıca gıcık kapmışım, bitirmek için debeleniyorum. Sırtüstü, yüzü koyun, sağa kaykılıp, sola devrilip, bir süre sonra kendi ağırlığının yirmi katına ulaşan İskender'i okuyorum. Daha doğrusu okumaya çalışıyorum. Onca karakteri allayıp pullayıp da nereye varacak Elif Şafak, merak ediyorum. "Son elli sayfadayım, ne olur kesin artık" demek istiyorum. Solumdaki tikilerin kikirdeşmesine arkamdaki çiftin gittikçe volümü düşen atışması eşlik ediyor. Çocuklar vızır vızır koşturuyor, dedeler peşlerinde, babaanneler kovalarla kale yapımına su taşımakta, garsonlar çarpışıyor, biralar kırılıp köpükler saçılıyor, dalga coşmuş, çarptıkça çarpıyor sahile ve birden kulakları sağır edici ritimle Serdar Ortaç ekleniyor sahneye. Tüylerim artık yatamaz halde ayaklanmış, şarkıya eşlik ediyorcasına savruluyorlar rüzgarda. Kaçmak istiyorum gürültüden. Bisikletimin kilidi inat ediyor, açılmayacak. Sinirlenmemeye çalışınca açılıveriyor.

Yan taraftaki sahilde müzik sesi olmadığından biraz daha az vızırtı duyuluyor. Doğulu birkaç aile ile selamlaşıyorum. Ordan buradan konuşurken memleketlerinden oruç tutmamak için ayrıldıklarını, burada bayramı da geçirip öyle dönmeyi planladıklarını anlatıyorlar. "Asıl mahalle baskısı bizim oralarda" diyorlar. Tutmak zorunda olmayı anlayamıyorum. Onlar durumun vehametini detaylandırdıkça irkiliyorum. Gürültülü mürültülü ama kimseye neden oruçlu olmadığımı açıklamak zorunda olmadığım bir yerde yaşıyor olmaktan dolayı şükrediyorum.

Hatırlatma: Şehitlerimizin hepsine rahmet diliyorum. Bizler burada rahatça yaşarken, dağlarda HİÇ UĞRUNA ÇARPIŞTIRILAN gençlerin burnumun direğini sızlattığı konusu yarına...

__________________
Teşekkür Etmek için Beğen Butonuna Tıklayınız.
FifiVePirtik isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
cortnek, FifiVePirtik
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 09:08