Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Kıssadan Paylar

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Kıssadan Paylar konusu , Usta ve çırak Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış. Büyük usta, öğrencisini uğurlamış. Çırağına "Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş. "Resmin yanına bir de kırmızı kalem ...


Like Tree2Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 21.09.2013, 13:58   #11 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar



Usta ve çırak

Usta bir ressamın öğrencisi eğitimini tamamlamış.
Büyük usta, öğrencisini uğurlamış.
Çırağına "Yaptığın son resmi, şehrin en kalabalık meydanına koyar mısın?" demiş.
"Resmin yanına bir de kırmızı kalem bırak.
İnsanlara, resmin beğenmedikleri yerlerine
bir çarpı koymalarını rica eden bir yazı iliştirmeyi de unutma" diye ilave etmiş.

Öğrenci, birkaç gün sonra resme bakmaya gitmiş.
Resmin çarpılar içinde olduğunu görmüş.
Üzüntüyle ustasının yanına dönmüş.
Usta ressam, üzülmeden yeniden resme devam etmesini tavsiye etmiş.
Öğrenci resmi yeniden yapmış.
Usta, yine resmi şehrin en kalabalık meydanına bırakmasını istemiş.
Fakat bu kez yanına bir palet dolusu çeşitli renklerde boya ile birkaç fırça koymasını söylemiş.
Yanına da, insanlardan beğenmedikleri yerleri düzeltmesini rica eden bir yazı bırakmasını önermiş.
Öğrenci denileni yapmış.
Birkaç gün sonra bakmış ki, resmine hiç dokunulmamış.
Sevinçle ustasına koşmuş.

Usta ressam şöyle demiş:
"İlkinde, insanlara fırsat verildiğinde
ne kadar acımasız bir eleştiri sağanağı ile karşılaşılabileceğini gördün.
Hayatında resim yapmamış insanlar dahi gelip senin resmini karaladı.

İkincisinde, onlardan müspet,yapıcı,olumlu olmalarını istedin.
Yapıcı olmak eğitim gerektirir.
Hiç kimse bilmediği bir konuyu düzeltmeye cesaret edemedi."
Emeğinin karşılığını, ne yaptığını bilmeyen insanlardan alamazsın.
Değer bilmeyenlere sakın emeğini sunma.
Asla bilmeyenle tartışma.



Konu Kosovalı tarafından (21.09.2013 Saat 14:01 ) değiştirilmiştir.
Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:10   #12 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Baba Sevgisi

Ortaokulda okuyan ve kısa bir süre önce annesini kaybeden genç
babasıyla birlikte yaşıyordu.
Babasıyla aralarında çok güzel bir dostluk vardı.
Genç okulun futbol takımındaydı.
Takımdaydı ama ufak-tefek yapısı ve tecrübesizliği sebebiyle
hoca ona bir türlü maçlarda görev vermiyordu.
Bu yüzden her zaman yedek kulübesinde otururdu.

Buna rağmen babası hiçbir maçını kaybetmez ve
her zaman ayağa kalkar tezahürat yapardı.

Liseye başladığında yine sınıfın en sıska öğrencisiydi.
Fakat babası onu hep futbol oynamaya teşvik etti;
bununla birlikteeğer istemezse oynamayabileceğini de belirtti.
Delikanlı futbolu seviyordu ve takımda kalmaya karar verdi.
Her idmanda elinden geleni yapıyor takımın as oyuncusu olmaya gayret ediyordu.
Ama sürekli yedek kulübesinde oturmaktan kurtulamadı.

İnançlı babası tribünde her zaman ki yerini alıp
oğlunu desteklemek için tezahürat yapmaya devam ediyordu.

üniversiteye başladışında futbol onun için önemini kaybetmeye yüz tuttu ama
yine de elinden geleni yaptı.
Herkes onun okul takımına giremeyeceğinden emin olsa da o bunu başardı.

Takımın antrenörü onu listeye dahil ettiğini
Çünkü her idmana yüreğini koyduğunu ve
takımın diğer üyelerini de şevke getirdiğini itiraf etti.
Takıma girebildiği onu o kadar heyecanlandırdı ve sevindirdi ki
soluğu en yakın telefon kulübesinde aldı ve babasına müjdeyi verdi.
Onun bu başarısına sevinen baba mutluluğunu paylaştı;
maçların sezonluk biletlerini göndermesini istedi.

Üniversitede dört yıl boyunca hiçbir idmanı kaçırmayan genç
ne yazık ki hiçbir maçta oynayamadı.

Futbol sezonunun sonlarına doğru büyük bir eleme maçının idmanı için
sahaya çıkmaya hazırlanan gencin yanına
elinde telgrafla antrenörü geldi.
Delikanlı telgrafı okuyunca ölüm sessizliğine büründü.
Güçlükle yutkunarak hocasına şunları söyledi
"Bu sabah babam öldü ? izninizle bu gün idmana gelmesem?"

Hocası onun şefkatle boynuna sarıldı "bu hafta dinlen evlat" dedi.
Ve cumartesi günkü maçada gelmeyi aklından geçirme."
Cumartesi geldi çattı ama okul takımının durumu hiçde iyi değildi.
Maçın sonlarına doğru sessizce bir kişi soyunma odasına girdi
formasını ve futbol ayakkabısını giyip sahanın kenarına çıktı.
Babası ölen ufaklıktı bu!
Antrenör ve oyuncular bu azimli arkadaşlarını
bu kadar kısa sürede tekrar aralarında görmekten
son derece şaşkındılar..
Hocasının yanına giden genç "Lütfen izin verin oynayayım" dedi.
"Bu gün oynamak zorundayım."
Hocası önce onu duymamış gibi davrandı.
Böylesine zor bir eleme maçında
takımının en kötü oyuncusunu sahaya çıkarmasına
imkan olmadığını düşünüyordu.
Ama genç o kadar ısrar etti ki
sonunda ona acıyan hocası razı oldu: "Pekioyuna girebilirsin."

Gencin oyuna girmesinin üstünden çok geçmemişti ki
hem hocahem oyuncular hem de arkadaşları gördüklerine inanamadılar.
Daha önce hiç oynamamış bu meçhul ufaklığın her hareketi harika
Attığı her pas isabetliydi.
Karşı takımın oyuncuları onu durduramıyordu.
Koşuyor pas veriyor savunmaya geçiyor ve maçın yıldızı gibi parlıyordu.
Sonunda gencin takımı aradaki farkı kapattı
nihayet atılan gollerle de beraberliği yakaladı.
Ve son saniyelerde ufaklık topu tek baŞına sürükleyip
Herkesi geçti galibiyet golünü attı.
Maç bitmiştiokulun taraftarları sevinç çığlıkları atıyor
arkadaşları ufaklığı omuzlarında taşıyordu.
Seyirciler stadyumu terk ettikten oyuncular duşlarını alıp
soyunma odasını boşalttıktan sonra
Takımın hocası ufaklığın bir köşede tek başına
sessizce oturduğunu fark etti.
Yanına gidip "Evlatinanmıyorum.. Bu gün bir harikaydın" dedi.
"sana ne oldu bunu nasıl yaptın anlat bana "dedi.
Hocasına bakan genç gözleri dolu dolu şunları anlattı:
"Babamın öldüğünü biliyorsunuz.
Peki onun gözlerinin görmediğini de biliyor muydunuz?"
Delikanlı güçlükle yutkundu
Gülümsemeye çalıştı.
"Babam bütün maçlara geldi.
Çünkü görmediği halde beni desteklemek istiyordu.
Ve ilk defa bu gün beni görebilirdi.
Ben bu fırsatı kullanmak ve oynayabildiğimi ona göstermek istedim!...

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:12   #13 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Sadaka Taşı

En makbul yardım gizliden gizliye yapılan yardımdır
Eskiler bu iş için ‘‘sadaka taşı"nı icat etmişlerdir.
Çoğumuz pek bilmeyiz ama
bu sadaka taşlarından biri İstanbul'da hálá ayakta.

Dinimiz hali-vakti yerinde olanların
fakirlere yardım yapmalarını emreder ve
gelenekler bu yardımların gizlice verilmesini
alanların rencide edilmemesi gerektirir.

Eski İstanbul'da yardımların en göze batmayanı
‘‘sadaka taşları’’ kullanarak yapıldı.
Bu taşlar bir buçuk-iki metre yüksekliğinde mermerden olurdu.
Üst kısımlarının ortasına çanağa benzer bir oyuk açılır
sadaka verenler parayı buraya bırakırlardı.
İki metrelik taşların yanında
tepesine rahatça ulaşılabilmesi için birkaç basamak konurdu.

İhtiyacı olmasına rağmen dilenmekten çekinenler
gecenin geç saatlerinde taşın yanına para almaya gelir ama
bırakılan meblağın tamamını değil
ihtiyaçları olduğu kadarını alırlardı.
17. yüzyıl İstanbul'unu anlatan bir Fransız gezgin
üzerinde para bulunan bir taşa
tam bir hafta boyunca kimsenin gelmediğini yazmıştı.

İstanbul'un dört yerinde sadaka taşı vardı:
Üsküdar'da Gülfem Hatun Camii'nin avlusunda
yine Üsküdar Doğancılar' da Karacaahmet' te ve
Kocamustafapaşa' daydı.

Bugün bu taşlardan sadece bir tanesi
Doğancılar' da dikili olanı ama o da
yarısından fazlası toprağa gömülü vaziyette duruyor.

"Çünkü bir yardım ne alanı küçük düşürmeli ne de veren için bir övünme nedeni olmalıdır."


Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:13   #14 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Zimen Defteri

"Zimen Defteri" diye büyük dedelerimizin hatırlayabileceği
bir gelenek vardı Ramazan ayında..

Hali vakti yerinde olanlar kılık-kıyafet değiştirerek
hiç tanımadıkları mıntıkalara gidip
bakkalın manavın tenha zamanlarını seçerek:

- "Zimen defteriniz var mı?" diye sorarlardı

("Zimen defteri" o esnaftan borcunu yani
veresiye mal alan mahalle sakinlerine ait hesap defteri
yani "Borçlu ile borcunun miktarı yazılı olan defter" )

Esnaf bu defteri çıkarınca gelen şöyle derdi:

-"Lütfen baştan sondan ve ortadan
şu kadar sayfanın yekununu yapınız."

Esnaf da bu kadar sayfanın toplamını hesaplar ve
gelen de kesesini çıkartarak öder

-"Silin borçlarını Allah kabul etsin" diyerek çeker giderdi.

Böylelikle borcu ödenen borcunu ödeyenin kim olduğunu
borcu sildiren kimi borçtan kurtardığını bilmez

bu işte hiçbir maddi çıkar düşüncesi gözetmeksizin

sırf Allah'ın rızasını kazanmak ve
ihtiyacı olanın sıkıntısını gidermek amacıyla;

karşılıksız riyasız gösterişsiz olarak verdiklerini unutur ve
bu şuurla verebilmenin de bir mazhariyet

Allah'ın bir lütfü olduğunu bilerek buna şükrederlerdi....

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:13   #15 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Ulu bir kavak ağacının yanında bir kabak filizi boy göstermiş.
Bahar ilerledikçe bitki kavak ağacına sarılarak yükselmeye başlamış.
Yağmurların ve güneşin etkisiyle müthiş bir hızla büyümüş ve
neredeyse kavak ağacı ile aynı boya gelmiş.
Bir gün dayanamayıp sormuş kavağa:

-Sen kaç ayda bu hale geldin ağaç?
-On yılda demiş kavak.
-On yılda mı? Diye gülmüş ve çiçeklerini sallamış kabak.
-Ben neredeyse iki ayda seninle aynı boya geldim bak!
-Doğru demiş kavak.

Günler günleri kovalamış ve sonbaharın ilk rüzgârları başladığında
kabak üşümeye sonra yapraklarını düşürmeye
soğuklar arttıkça da aşağıya doğru inmeye başlamış.
Sormuş endişeyle kavağa:

-Neler oluyor bana ağaç?
-Ölüyorsun demiş kavak.
-Niçin?
-Benim on yılda geldiğim yere iki ayda gelmeye çalıştığın için.

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:15   #16 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Vakti zamanında cahil biri bir üstadın kapısını calmış ve ona ;
- Efendim bana kitabı anlatır mısın! demiş.
- Kitabı mı ? demiş üstad ben ömrümü kitabı okumaya adadım
Buna rağmen hala bildiklerim ancak bir hiçken
sana nasıl olur da tüm kanunları ve
bunlarin aralarındaki bağlantıları anlatabilirim ki?

Ancak cahil adam ikna olmamış.

Onun ısrarını gören üstad ;

- O zaman şimdi beni iyice dinle.
düşün ki bir eve bacadan iki kişi girdi
birinin yuzu kapkara digerinin ise tertemiz.
bunların hangisi yüzünü yıkar?"

- Bundan kolay ne var demiş adam ;
- tabi ki kirli olan!".

Üstad gülmüş Düşünsene kirli yüzlü olan adam
diğerinin yüzüne bakacak ve temiz yüzü görecek.
böylece kendi yüzünün temiz olduğunu sanacak.
oysa ki temiz yüzlü adam öbürünün yüzündeki kiri görüp
kendi yüzünü de kirli sanacak ve yüzünü yıkayacak.

Adam bir süre düşünmüş sonunda kafasını sallamış

- Size nasıl teşekkür edebilirim efendim ?
sanırım sonunda kitabı anladım.

- Aahh ah.. Daha çok uzun bir yolun var demiş üstad üzüntü ile.

- Aynı bacadan sürünerek inen iki adamdan birinin yüzünün tertemiz
ötekinin ise kirli olabileceğine nasıl inanabiliyorsun ki ?..

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 23.09.2013, 15:16   #17 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Farkında Olmadan Neleri Kaçırıyoruz ?

Metrodaki kemancı..

Soğuk bir Ocak sabahı bir adam Washington DC’de bir metro istasyonunda
kemanla 45 dakika boyunca altı Bach eseri çalar.
Bu süre içinde çoğu işe yetişme telaşındaki yaklaşık bin kişi
kemancının önünden geçip gider.

Kemancı çalmaya başladıktan ancak üç dakika kadar sonra
ilk kez orta yaşlı bir adam kemancıyı fark edip yavaşlar ve
birkaç saniye sonra da gitmek zorunda olduğu yere yetişmek üzere
yine hızla yoluna devam eder.

Kemancı ilk bir dolar bahşişini bundan bir dakika kadar sonra alır.
Bir kadın yürümesine ara vermeksizin
parayı kemancının önüne koyduğu kaba atarak
hızla geçer gider.

Birkaç dakika sonra bir başka adam duraklayıp
eğilerek dinlemeye başlar
ancak saatine göz attığında işe geç kalmamak için
acele ettiğini belirten ifadelerle hızla yoluna devam eder.

En fazla dikkatle duran ise üç yaşlarında bir oğlan çocuğu olur.
Annesinin çekiştirmelerine rağmen çocuk önünde durur ve dikkatle kemancıya bakar.
En so nunda annesi daha hızlı çekiştirerek çocuğu yürümeye zorlar.
Oğlan arkasına dönüp dönüp kemancıya bakarak
çaresizce annesinin peşinden gider.
Buna benzer şekilde birkaç çocuk daha olur ve
hepsi de anne babaları tarafından yürümeye devam için
zorlanarak uzaklaştırılırlar.

Çaldığı 45 dakika boyunca kemancının önünde
sadece 6 kişi çok kısa bir süre durur.
20 kişi duraklamadan yürümeye devam ederek para verir.
Kemancı çaldığı süre içinde 32 dolar toplar.
Çalmayı bitirdiğinde ise sessizlik hakim olur ve
kimse onun durduğunu fark etmez alkışlamaz

Hiç kimse onun dünyanın en iyi kemancısı
Joshua Bell olduğunu ve elindeki 35 milyon dolarlık kemanla
yazılmış en karmaşık eserleri çaldığını anlamaz.
Oysa Joshua Bell’in metrodaki bu mini konserinden iki gün önce
Boston’da verdiği konser biletleri ortalama 100 dolara satılmıştı…

Bu gerçek bir hikayedir ve
Joshua Bell’in öylesine bir kılıkla metroda keman çalması
Washington Post gazetesi tarafından algılama keyif alma ve
öncelikler üzerine yapılan bir sosyal deney gereği kurgulanmıştır.
Sorgulanan şeyler; sıradan bir yerde uygunsuz bir saatte
güzelliği algılayabiliyor muyuz?
Durup ondan keyif alıyor muyuz?
Beklenmedik bir ortamda bir yeteneği tanıyabiliyor muyuz? İdi…

Bu deneyden çıkarılacak kıssadan hisse ise
dünyanın en iyi müzisyeni dünyadaki en iyi müziği çalarken
önünde durup dinleyecek bir dakikamız dahi yoksa
başka neleri kaçırıyoruz acaba ?

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.10.2013, 16:59   #18 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Para parayı çeker

Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde,
ülkelerin birinde fakir mi fakir bir adam yaşarmış.
Ülkenin yapısı gereği açlıktan ölmezmiş ama,
gönlünün istediği bir yaşamı da hiç bir zaman sürdüremezmiş.
Çevresindekilerle konuşurken laf paradan açılmış.
Sayılan sevilen bir bilgenin "Para parayı çeker" sözünü duyunca,
yememiş içmemiş, para biriktirip, parayla para çekmeye karar vermiş.

Uzun lafın kısası bir altın lira biriktirince doğru padişahın hazinesinin penceresine gitmiş.
Önce kalın demir parmaklıkların arkasında
nerdeyse küçük bir dağ gibi çil çil altınları seyretmiş.
Parmaklarının arasında sarı lirası, uzatabildiği kadar kolunu uzatmış:
- "Geel, gel... Altınlarım bana geel...
diye seslenip dururmuş. Gelen giden olmayınca biraz daha uzanıp
yakarmasını sürdürürken altın lira parmaklarının arasından kayıp
padişahın altınlarının arasına karışıvermiş.
Adamcağız üzüntüsünden kahrolmuş. Bağrına taş basmış, evinin yolunu tutmuş.
Tam yolda giderken karşısına saydığı sevdiği o bilge kişi çıkmaz mı?
Yana yakıla anlatmış derdini.
Bilge kişi:
- Ey oğul lafın sonunu iyi dinlememişsin. Para parayı çeker amma...
Büyük para küçük parayı çeker, sen bunu fark etmemişsin!


Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.10.2013, 17:01   #19 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Eğitim mi yoksa Karakter mi ?

Padişah vezire sormuş: vezir! demiş cibiliyetmi egitim mi ?
-eğitim mi önemli cibiliyet (soy-sop-mezhep) mi?
vezir düşünmeden cevap vermiş:
-cibiliyet padişahım.
padişah memleketin her yerine tellallar çağırtmış.
-duyduk duymadık demeyin en iyi hayvan eğiticisine yüz kese altın...
En iyi hayvan eğiticisi padişahın huzuruna çıkarılmış.
padişah hayvan eğiticisine sormuş:
-bir kediye tepsiyle servis yapmayı ne kadar zamanda öğretebilirsin?
-altı ayda öğretirim padişahım.
altı ay dolmuş, huzura alınmış.
padişah:
-öğrettin mi?
-öğrettim padişahım.
saray erkanı toplanmış, kedi elinde tepsi servis yapmaya başlamış,
tam vezirin önüne gelmiş; padişah yine vezire sormuş:
vezir! demiş. -eğitim mi önemlidir cibiliyet mi?
vezir padişahın sorusuna cevap vermeden önce
cebinde hazır tuttuğu fareyi yere bırakmış.
kedi tepsiyi attığı gibi farenin peşinde koşmaya başlamış.
tabi altı aylık eğitimde boşa gitmiş.
vezir cevap vermiş.
-cibiliyet padişahım.


Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 01.10.2013, 17:04   #20 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Bir dervişe, yolda hızlıca yürüyen bir kız rast gelir;

"Elinde elma sepeti böyle telaşla nereye gidersin ?" diye sorar derviş..

"Sevdiğime elma götürüyorum" der kız.

Derviş, "o sepette kaç tane elma var?" deyince;

Kız, "insan hiç sevdiğine götürdüğünün hesabını yapıp sayar mı?" der!

Derviş elindeki tespihin ipini kırar ve "var git, yolun açık olsun der"!...


Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 7
Flora, Kosovalı, Narsinha, semragül, Sis, Urahara, Vin Diesel
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 17:21