Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Kıssadan Paylar

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Kıssadan Paylar konusu , Kıssadan Paylar Hayatta ki en önemli şey... ALLAH'IN GÜCÜ ! En güçlü iletişim kanalı... DUA ! En değerli servet... İMAN ! Hayatta ki en etkili güç... SEVGİ ! En büyük ...


Like Tree2Beğeni

Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.09.2013, 12:56   #1 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Kıssadan Paylar



Kıssadan Paylar

Hayatta ki en önemli şey... ALLAH'IN GÜCÜ !
En güçlü iletişim kanalı... DUA !
En değerli servet... İMAN !
Hayatta ki en etkili güç... SEVGİ !
En büyük mutluluk... VERMEK !
Onsuz olunması en kötü şey... ÜMİT !
En yıkıcı alışkanlık ... KAYGI !
Dünya üzerinde ki en inanılmaz bilgisayar... BEYİN !
En büyük kayıp... ÖZ SAYGIYI YİTİRMEK !
En büyük doğal enerji kaynağı... GENÇLİK !
En çirkin kişilik özelliği... BENCİLLİK !
Üstesinden gelinmesi gereken en büyük sorun...KORKU !
En güzel kıyafet... GÜLÜMSEYİŞ !
Başarıyı engelleyen en güçlü düşman... MAZERET !
Toplumda istenmeyen en tehlikeli kişi... DEDİKODUCU !
En güç dolu sözcük... YAPABİLİRİM !
En değersiz duygu... KENDİNE ACIMAK !
En çok güç veren aşı... TEŞVİK ETMEK !
En etkili uyku ilacı... ZİHİN HUZURU !
En takdir edilen iyelik... GÜVENİLİRLİK !
En memnunluk verici iş.. BAŞKALARINA YARDIM ETMEK !
Ve en iyi yaklaşım... ŞÜKRETMEKTİR !

Sis ve Vin Diesel beğendi
Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 12:57   #2 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Küçük zenci bir çocuk şehrin lunaparkında dolaşırken bir satıcının elindeki balonları seyre dalmıştı.
Her renkten ve her biçimden balonlar ışıl ışıl parlıyordu.
Derken birdenbire kırmızı bir balon kazara bağlandığı yerden kurtularak havada uçtu
uçtu uçtu ve nihayet aşağıdan seçilmeyecek kadar yükseldikten sonra gözden kayboldu.

Bu manzarayı seyretmek için öyle bir insan kalabalığı toplanmıştı ki satıcı bir tane daha bırakmanın iyi bir reklâm olacağını düşünerek havaya parlak sarı renkte bir balon daha bıraktı.
Arkasından bir tanede beyazını çözdü.

Küçük zenci olduğu yerden büyük bir hayranlık içinde ardı ardına uçan rengârenk seyrettikten sonra :
"Baloncu amca" dedi.
Acaba bir tanede siyah renkte balon bıraksanız ötekiler kadar yükselir mi?

Baloncu adam anlayışlı bir bakışla çocuğa tebessüm ederek
siyah renkli bir balon çözdü.
Parmaklarını gevşetip onu da boşluğa bırakırken:

"Yavrum" dedi
"bizi yükselten dışımızdaki renk değil içimizdeki cevherdir.


Konu Kosovalı tarafından (09.09.2013 Saat 13:08 ) değiştirilmiştir.
Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 13:00   #3 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Lafla Peynir Gemisi Yürümez Deyimi

Lafla Peynir Gemisi Yürümez
Sadece konuşmak dayanağı olmadan
gerçekleştirilemeyecek sözler vermek anlamında kullanılan bir deyimdir.

hikeyesi ise şöyledir;

Rivayete göre bir zamanlar İsatnbul'da Edirneli Aksi Yusuf adında
bir peynir tüccarı var imiş.
Madrabaz ve cimri birisi olup Trakya'dan getirttiği peynirleri İstanbul'da satar
artanını da deniz yoluyla İzmir'e gönderirmiş.
İzmir'de peynir fiyatları yükseldikçe
elinde ne kadar mal varsa gemilere yükletir
ama navlunu peşin vermek istemeyerek kaptanları yalanlarıyla oyalar durur
"Hele peynirler sağ salim varsın istediğin parayı fazla fazla veririm" diye
vaatlerde bulunurmuş.
Birkaç kez aldanan tüccar gemi kaptanlarından birisi
yine İzmir'e doğru yola çıkmak üzere iken diklenmiş:

-Efendi tayfalarıma para ödeyeceğim.
Geminin kalkması için masarifim var.
Navlunu peşin ödemezsen Sarayburnu'nu bile dönmem.
Aksi Yusuf her zamanki gibi
-Hele peynirler salimen varsın...
demeye başlar başlamaz gemici.
-Efendi lafla peynir gemisi yürümez.
Buna kömür lazım yağ lazım.
Aksi Yusuf parayı ödemiş.
O gün akşama kadar şu bir tek cümleyi sayıklayıp durmuş.
-Lafla peynir gemisi yürümez.
ve deyim günümüze kadar ulaşmış.

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 13:02   #4 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Saman Altından Su Yürütmek

Vaktiyle köyün birinde ahalinin tarlaları ve meyve sebze bahçelerini suladığı bir su kaynağı varmış. Bu kaynak köyün ortak malıymış. Civarda başkaca su kaynağı olmadığından bütün köylü arazisini bu kaynaktan nöbetleşe sıra ile sularmış. Kimin ne vakit ne kadar su kullanacağı belliymiş ve herkes kendi sırasını takip eder komşularının hakkına da saygı gösterirmiş.

Ancak her köyde olduğu gibi bu köyde de açıkgöz bir adam varmış. Sebze bahçesi su kaynağının hemen yakınında bulunan bu adam herkes gibi sırası geldiğinde gider kaynaktan suyunu alırmış ama bununla yetinmeyip kaynak ile bahçesi arasına gizli bir su yolu kazmış. Kimseler farketmesin diye de su yolunun üzerini taşla tahtayla kapatıp üstüne de saman balyaları yığmış. Su diğer vakitlerde bu saman altından aka aka açıkgözün tarlasına kadar gidermiş.

Yaz ortasında herkesin tarlası susuzluktan yanıp kavrulurken onun ki fidanların boy üstüne boy attıkları yemyeşil bir halde olurmuş.Üstelik bostanın ortasındaki sulama havuzu da her zaman silme doluymuş. Köylüler "Bu işin içinde bir iş var" diyerek araştırmışlar ve kısa bir süre sonra da bu uyanığın saman altından su yürüttüğünü farketmişler.
Bu deyim "gizlice iş görmekkimselere farkettirmeden işler çevirmek"anlamında kullanılır...


Konu Kosovalı tarafından (09.09.2013 Saat 13:04 ) değiştirilmiştir.
Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 13:05   #5 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Çizmeden yukarı çıkma!

"Milad-ı İsa’dan üç asır evvel Efes’te
Apel isimli bir ressam yaşarmış.
Büyük İskender’in resimlerini yapmakla şöhret bulan Apel’in
en büyük özelliği yaptığı resimleri halka açması ve
gizlendiği bir perdenin arkasından onların tenkitlerini dinleyip
hoşa gidecek yeni resimler için fikir geliştirmesi imiş.

Günlerden birinde bir kunduracı Apel’in resimlerinden birini
tepeden tırnağa süzüp tenkide başlamış.
Önce resimdeki çizmeler üzerinde görüşlerini bildirip
kunduracılık sanatı bakımından tenkitlerini sıralamış.
Apel bunları dinleyip gerekli notları almış.
Ancak bir müddet sonra adam resmin üst kısımlarını da eleştirmeye
Ve hatta teknik yönden sanat açısından renklerin kontrastı ve
gölgelerin derecesi üzerine de ileri geri konuşmaya başlayınca
Apel perdenin arkasından bağırmış:

- Efendi haddini bil; çizmeden yukarı çıkma..!"

Boyundan büyük bir işe girişildiğini ifade eden bu deyimin arka planı bu.

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 13:09   #6 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Bakalım Mevlâ ne gösterecek

Eski devirlerde canlardan biri tekkeye gelip
Baba erenlerin huzuruna varmış:
"Baba erenler bu sene üzüm pek bereketli oldu.
Topladık hasat ettik; şimdi onca nimeti ne yapalım bize bir fikir lütfet" diye dert yanmış.
"Pek güzel pek âlâ.
Konu komşuya dağıtın ciğerim" demiş baba.
Bir iki gün sonra aynı can tekrar gelmiş:
"Babam dağıt dağıt bitmiyor.
Kalanı koyacak yer bulamıyoruz ne yapalım?"
"Eee.. Yoldan gelip geçenlere de verin ciğerim."
Can babayı selamlayıp gitmiş ama bir iki gün geçmeden tekrar gelmiş.
"Baba erenler mübarek sanki biz verdikçe artıyor.
Üzüm vermediğimiz ne yolcu kaldı ne hancı.
Kurda kuşa bile hisse düştü.
Vallahi bitmek bilmiyor mübarek."
Baba erenler sakalını sıvazladıktan sonra:
" Eee...ciğerim suyunu sıkın bari demiş.
" O kadar üzüm suyunu kim ne yapsın baba erenler af buyur?"
" Eee...ciğerim bir kısmını şıra edin."
" Kalanı.. Kalanı?.."
" Eee...sirke kurun."
" Yine kalır babam?"
Baba erenler canın asıl duymak istediğini çoktan anlamış anlamasına da açık açık
"gidin de şarap yapın" demekten sıkıldığı için lafı dolandırmaktaymış:
" Ee...ciğerim koyun küplere.
Küpleri de koyun bir tenha köşeye...
Bekleyelim bakalım Mevlâ ne gösterecek..."


Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 13:11   #7 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Çıkar ağzındaki baklayı

“Zamanında çok küfürbaz bir adam yaşarmış.
Sonunda kendine yakıştırılan küfürbazlık ününe dayanamaz duruma gelmiş.
Soluğu bir bilgenin yanında almış ondan akıl danışmış.

‘Her kızdığım konu karşısında küfretmek huyumdan kurtulmak istiyorum’ demiş.
Adamın içtenliğini görünce bilge ona yardımcı olmaya karar vermiş.
Bakkaldan bir avuç bakla tanesi getirtmiş ve bunları ‘küfürbazlık’tan kurtulmak isteyen adamın avucunun içine koydu. ‘Şimdi bu bakla tanelerini al birini dilinin altına ötekilerini cebine koy’ demiş.

‘Konuşmak istediğin zaman bakla diline takılacak sen de küfürden kurtulma isteğini anımsayıp
o anda söyleyeceğin küfürden vazgeçeceksin. Bakla ağzında ıslanıp da erimeye başlayacak olursa cebinden yeni bir bakla çıkarırsın dilinin altına onu yerleştirirsin.’

“Adamcağız bilgenin dediğini yapmış. Bu ara da bilgenin yanından da ayrılmamaya çalışıyormuş. Yağmurlu bir günde birlikte bir sokaktan geçerlerken bir evin penceresi hızla açılmış ve genç bir kız başını uzatmış seslenmiş:

‘Bilge efendi biraz durur musun?’ demiş ve pencereyi kapatmış.
Bilge söyleneni yapmış ama sicim gibi yağan yağmur altında iliklerine değin ıslanmış.
Sığınacak bir saçak altı da yoktur.
Üstelik niçin durdurulduğunu henüz bilmemektedir ve kız da pencereden kaybolmuştur.
Bir ara evin kapısına varıp kızın ne istediğini sormak geçmiş içinden
fakat tam kapıya yöneleceği sırada kız tekrar pencerede görünmüş ve aynı isteğini yinelemiş:

‘Bilge efendi lütfen birkaç dakika daha bekler misiniz...’

“Bilge içinden öfkelenmiş ama
kızın isteğini de yerine getirmiş.
Fakat yanındaki ‘eski’ küfürbaz adam kendini zor tutuyormuş.
Bu arada yağmurun şiddeti gittikçe artıyor
bilge de adam da vıcık vıcık ıslanıyorlarmış.

Bir süre sonra pencere açılmış ve kız yine seslenmiş

‘Gidebilirsiniz artık!..’ demiş.

Bilge bu durumu çok merak etmiş ve sormuş:

‘İyi de evladım bir şey yoksa
bu yağmurun altında bizi niçin beklettin?’

“Penceredeki kız bu soruyu pek umursamamış:

‘Efendim sizi elbette bir nedeni olmadan bekletmiş değilim’ demiş ve bekletme nedenini şöyle açıklamış:

‘Tavuklarımızı kuluçkaya yatırıyorduk.
Yumurtaları tavuğun altına koyarken bir kavuklunun tepesine bakılırsa piliçler de tepeli olur horoz çıkarmış. Annem sizi sokaktan geçerken görünce hemen yumurtaları kuluçkaya koydu ve yumurtaları tavuğun altına yerleştirene değin sizin pencerenin önünden ayrılmamanızı istedi.’

“Saygısızlığın böylesi karşısında bilgenin de tepesinin tası atmış.
Yanındaki ‘eski’ küfürbaza dönmüş ve şöyle demiş:

‘Hak ettiler bu ana kız’ demiş.
‘Çıkar ağzından baklayı!..’"


Konu Kosovalı tarafından (09.09.2013 Saat 13:13 ) değiştirilmiştir.
Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 14:08   #8 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Boyayı mı Beğenemedin ? Boyacıyı mı ?

Hep hikmetli konuşan Lokman Hekim’in derisi siyah dudakları da kalınmış.
Değerli sözlerini duyarak hayranı olan biri bir gün bakmış ki
Hayalinde büyüttüğü Lokman siyah yüzlü kalın dudaklı biri.
Şaşkınlıkla yüzüne bakarken Lokman Hekim adamın içinden geçenleri sezmiş olacak ki
şöyle çıkışmış:
– Hayırdır neden öyle şaşkın bakıyorsun ?
Boyayı mı beğenemedin yoksa boyacıyı mı?
Sonra da ilave etmiş.
– Benim ne yüzümün siyahlığında ne de dudaklarımın kalınlığında bir tesirim vardır.
Onları Yaratan öyle yaratmış öylesine uygun görmüş.
Benim tercihim değil...
Evet insanların yüz güzelliği yahut da çirkinliğiyle kendilerine bir pay çıkarmaları
son derece yanlıştır.
Ne güzellikte bir etkisi vardır ne de çirkinlikte.
Her ikisini de yaratan ve layık gören Allâh-ü azimüşşandır.
İnsan kendi iradesiyle kazandığından sorumludur.

Kaynak: Yeni Aile İlmihali Ahmed Şahin Cihan Yayınları

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 14:10   #9 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

"Bilmem gereken her şeyi Nuh'un Gemisi'nden öğrendim"
İşte öğrendiklerim..

1- Doğru gemiyi kaçırma.

2- Hepimizin aynı gemide olduğunu unutma.

3- Vakit gelip çatmadan planını yap.
Hazreti Nuh gemisini inşa ederken yağmur yağmıyordu!

4- Kendine hep iyi bak ve büyük günü bekle.
Altmışına merdiven dayadığında bile gerçekten büyük bir iş yapman için önün açılabilir.

5- Eleştirileri dinle eleştirenlere kulak asma yapılması gerekeni yapmaya devam et.

6- Geleceğini zirveler üzerine kur dalgalar sana ulaşamasın.

7- Ne olur ne olmaz eşinle yola çık.

8- Hız her zaman kazandırmaz. Yılanlar da gemideydi panterler de...

9- Üzerinde aşırı baskı hissettiğinde bir süre boşlukta yüz.

10- Titanic'in profesyoneller Nuh'un Gemisi'nin ise amatörler tarafından yapıldığını unutma.

11- Fırtınanın gücü ne olursa olsun eğer doğru saftaysan seni bekleyen bir gökkuşağı mutlaka vardır.

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Alt 09.09.2013, 14:12   #10 (permalink)
...GALATASARAY...

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Cevap: Kıssadan Paylar

Kardeşim

Ünlü Rus yazarı Lev Tolstoy akşam yürüyüşüne çıktığı sırada
Yanına son derece zayıf ve halsiz bir dilenci yaklaştı.
Adamın günlerdir doğru dürüst bir şey yiyemediğini hemen anladı.
Durdu ve biraz para çıkarmak için elini cebine götürdü.
Ancak cebinden bir kuruş bile çıkmadı!
Tolstoy adama yardım edemediği için son derece üzülmüştü.
Dilencinin yıpranmış kirli ellerini tuttu ve
özür dileyen bir ses tonuyla: Beni affet kardeşim; dedi.
Yanımda sana verebilecek hiçbir şeyim yok.
Dilencinin solgun ve yorgun yüzü birden aydınlandı.
Hayır benden özür dileme dedi dilenci.
Sen bana çok büyük bir hediye verdin.
Bana 'kardeşim' dedin!

Kosovalı isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 7
Flora, Kosovalı, Narsinha, semragül, Sis, Urahara, Vin Diesel
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 08:09