Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Haset edenlerimiz

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Haset edenlerimiz konusu , Haset Edenlerimiz Havanın bulutu gibidir hayat. Bazen pamuk rengindedir, şekli, şemâli derli topludur. Seyrederken içinde kalırsınız hayranlıktan. Bazen de morarır, kızarır, kararır... Dağılır toplanır, aşağı iner, çıkar; bazen gırtlağınıza yapışır, ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 09.09.2013, 21:32   #1 (permalink)
Tecrübeli Üye

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Haset edenlerimiz



Haset Edenlerimiz


Havanın bulutu gibidir hayat. Bazen pamuk rengindedir, şekli, şemâli derli topludur. Seyrederken içinde kalırsınız hayranlıktan. Bazen de morarır, kızarır, kararır... Dağılır toplanır, aşağı iner, çıkar; bazen gırtlağınıza yapışır, bazen uzaklardan gürler ne yapacağınızı şaşırtır.

Ama haksızlık yapmayalım; hayat her zaman moraran bulutlar gibi hüsran, sıkıntı, hengâme içinde değildir ya; bazen de gülerek kara bulutlu engelleri çeker önünüzden. Güneşin gülmesine izin verir bazen...
Hayatımızın dönüm noktaları vardır. Tek düze bir hayat yaşarken, önünüze birden bire bir şans topu atılır ve siz de onu iyi değerlendirirseniz parlak atılımlar yaparsınız. Çalışırsınız başarılar kazanırsınız... Yaşamımız içinde okul sınavları, üniversite başarısı, iş başarısı, sanatsal, toplumsal başarılarımız olmuştur, olacaktır... Hele yetenekli, çalışkan ve azimli bir kişiliği olan için başarı çıtası oldukça yüksektir.
Başarısız ve tekdüze giden hayatınızda edindiğiniz dost bildiklerinizin veya yakın akrabalarınızın size olan içten tutum ve davranışlarını bir başarı kazandığınız dönemlerde de aynısını görebiliyorsanız eğer, onlar sizin için gerçek dosttur. Onların varlığı bir nimettir bence.

Benim asıl parmak basmak istediğim şey; hiç akılda yokken bir atılım, başarı, ödül, diploma, ve buna benzer başarıları kazandığınız dönemlerde yakın çevrenizin tutumudur. İnsanların asıl maskeleri ve yüzleri böylesi günlerde ortaya çıkıyor... Daha önce sizinle iyi ilişkiler içindeyken; siz üzgünken vah vah edenler, sizde bir başarı veya yükseliş gördükleri an renkleri aldan mora dönüşüyorsa eğer bunlar, dostluk dersinde sınıfta kalanlardır benim nezdimde.... Karşınızda ne yapacaklarını şaşırıp, tabiri caizse iki ayağı bir pabuca girenlerdir bunlar... Böyle durumlarda kimisi sizi görmezden gelir, kimisi teğet geçer, kimisi laf kalabalığına boğarak konu geçiştirme sanatkârıdırlar... Nefis şeytanları öyle sinsidir ki bunların, elle tutulur bir garezlerini göremezsiniz. Ama hissettirdikleri şey anlatılamayacak ölçüde büyük ve kırıcıdır...
Sizin başarınızın konuşulabileceği ortamlardan kaçar bunlar... Mecburiyet karşısında aynı ortamda bulunmuşlarsa, size söz hakkı vermemeye çalışırlar ki -ola ki başarınızdan söz açılmasın diye-... Unutmuşluk yaparlar, görmezlikten gelirler, kendi problemlerinin kalabalığından güya gözü kör, kulağı sağır olmuştur bunların... Siz iyi niyetle yakınımdır sevinecektir hesabını yaparak müjdeli bir söz olsun diye anlatmaya kalktığınızda buz gibi yaydıkları elektrikle hemen üşütüverirler sizi... Aman dikkat edin bu tür yakınlarınıza, lafı ağzınıza nasıl soktuklarına, konuyu nasıl tersyüz ettiklerine şaşar kalırsınız... Siz ağzınızı açar açmaz, konudan alâkasız bir kelimenin peşinden sürükletirler sizi... Yeter ki başardığınız konunun lâfını açıp da zor durumda bırakmayın o zavallıları...(!)

Rekabet ve hasetlik duyguları her taraflarından çağıl çağıl aktığını görürsünüz bunların... Aman dikkat edin, küçük bir lâf sürçmesi gibi veya insanlık gereği normal olacak bir kusur görmesinler sizde, mal bulmuşa dönerler. Öyle bir dalga geçerek abartarak sizi küçük düşürmeye çalışırlar ki, aklınız şaşırıp kalır...
Elle tutulur, gözle görülür kötülük yapanların hiç olmazsa bir adı vardır. Bu tür davranışların ise adı konamaz, ispat edilemez, mesnet gösterilemez...Hasetliktir aslında bunun asıl adı ama dost ve yakın zannettiklerinizden beklemediğiniz için yakıştıramazsınız...
İncinen yüreğinizle baş başa kalırsınız...

Kuyruk yarası geçermiş de, dil yarası geçmezmiş. (Bunun içinde beden dili de dâhildir).

Halbuki, bilse bu zavallıcıklar; böyle çiğ, bayağı hareketlerin zararının, karşısındakine değil kendisine biçileceğini.

Gözden, güvenden düşmekten daha büyük kayıp olabilir mi?

Dil ile açılan onulmaz yaralardan gerek fail olarak, gerek makdül olarak Allaha sığınırım...

İki günlük dünyanın neyini paylaşamıyoruz ey insancıklar?

Bu kubbeden geriye baki kalan, bir hoş seda imiş...

__________________
Teşekkür Etmek için Beğen Butonuna Tıklayınız.
FifiVePirtik isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 2
cortnek, FifiVePirtik
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 12:31