Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu
 

Go Back   Forum Aski - Türkiye'nin En Eğlenceli Forumu > Hayat ve Eğlence > Serbest Kürsü
facebook bağlan


Nedensizlik felsefesi

Serbest Kürsü kategorisinde açılmış olan Nedensizlik felsefesi konusu , Nereye koşuyoruz bilmiyorum, bu acele niye, nereye yetişmeye çalışıyoruz, hayatı bir ucundan yakalamak ve onun peşinden sürüklenmek, yaşanabilme - yaşayabilme ihtimaline takılı kalmak, kaçırdığımız bir şeyler olduğu fikriyle her şeyi ...


Yeni Konu aç  Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Arama Stil
Alt 20.09.2012, 17:11   #1 (permalink)
Bazen,gözlerinin tanımadığını yüreğin tanır.

Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır.
Standart Nedensizlik felsefesi



Nereye koşuyoruz bilmiyorum, bu acele niye, nereye yetişmeye çalışıyoruz, hayatı bir ucundan yakalamak ve onun peşinden sürüklenmek, yaşanabilme - yaşayabilme ihtimaline takılı kalmak, kaçırdığımız bir şeyler olduğu fikriyle her şeyi yarım yaşamak, sonunu tahmin ettiğimiz bir filmi yarıda bırakmak, ilk sayfasından sonra her kitaptan sıkılmak, başlamadan bitirmek.

Bizi böylesine değiştiren neydi? Bu kadar enerji ve akıl veren veren, her şeyi önceden bilmemizi sağlayan, bildiğimiz sonları yaşamamızı önleyen böylece bize zaman kazandıran, sabır ve emek kelimelerini zihinlerimizden silen şey neydi?

Evrimden önce 5 duyumuz vardı belki hatırlarsınız. Annenizin mutfağına girdiğinizde hoş kokular gelirdi burnunuza , sıcaklığını hissederdiniz ocaktaki yemeğin, tencerenin kapağının tıkırdadığını duyardınız, tabaklar masaya yerleştirilirken tadına bakardınız kimse görmeden, sonunda yemek için oturulduğunda ne yediğinizi görürdünüz gizlisi saklısı yoktu. Saatler alırdı ocaktan masaya gelmesi, beklerdiniz buğulanan camlara şekiller çizerken. Hiç kimse anneniz gibi yapamazdı o yemeği, anlardınız diğerlerinden farkını, aynı tat, aynı koku olmazdı. Yemek bittiğinde tatlı bir ağırlık çökerdi üstünüze, doyduğunuzu hissederdiniz, hemen kalkılmazdı masadan doygunluğun verdiği keyifle muhabbete başlanırdı. Etrafınızı saran mutluluğu hisseder tadını çıkarırdınız. Size evinizi hatırlatan annenizin mutfağı olurdu, onun kokusu olurdu özlediğiniz.

Yemek yeme kavramının yerini atıştırma aldı, biz de hayatlarımızı buna göre düzenledik, her anına yaydık yeni alışkanlığımızı. Hayalleri olan çocuklardık, ikna gücü yüksek, prezentabl gençler olduk, rüyalarımızı unuttuk. Giderek modernleştik=evrimleştik. Kullanmadığımız duyularımız köreldi, zaten ihtiyacımız kalmadığı için fark etmedik onların yok oluşunu. Alabildiğiniz tek koku kızarmış patates, sıcaklık yanmış yağın sıcaklığı , yediğimiz şeyin ne kadar boş olduğunu fark etmememizi sağlayan tuz aldığımız tat, kulaklarımızdaki sadece bir uğultu, ne yediğimizi göremiyoruz, bir parça ekmeğin arasına saklanıyor, bizde bakmamayı öğrendik, merak etmiyoruz onu. Yanında kola içip en azından birkaç saat midemizi şiş hissediyoruz, doyduğumuzu düşünüyoruz.

Fast-food mantığıyla yeniden kurduk hayatlarımızı. Mutfağa ihtiyacı kalmadı modern insanın, zamanını mutfakta geçirmesine gerek yoktu. Zamanı çok daha güzel, daha yaşanası olanlara ayırabilirdi. Emeği, sabrı, düşünmeyi, hissetmeyi unuttuk, bizim için her şey hazır, sadece kasanın önüne gitmek yeterli, orada sunulanlardan istediğimizi seçip atıştırabiliriz, hala eski günleri özleyen birkaç kişi kalmıştır diyerek türk usulü hamburgeri icad ettik, ev yemeği kavramını yarattık özlemi yok etmek için, onu da bugüne uyarladık ondaki emeği de yok ettik.

Aynı tatları aldık aynı olduk. Fast-food gençliği aynı annenin çocukları. Özlediklerimiz, istediklerimiz, yaşadıklarımız, aşklarımız aynı.

Hayatlarımızda, yediklerimiz gibi; hızlı, basit, tatsız anılarla pekişmeyen duyularımız, duygularımızı güdükleştirmiş. Dondurulmuş köftenin verdiği hazdan fazlasını aramıyoruz yaşadıklarımızda.

Fast-food felsefesi: zamanımız yok, yetişmemiz gereken bir hayat var.

Aynı annenin çocukları birbirimizi anlıyoruz, bir şey beklemiyoruz ne kendimizden ne de karşımızdakinden, kabullendik gecelik aşkları, sevgileri. Barlarda satılıyor artık, yine kasanın önüne gidip alıyorsunuz istediğinizi. Kokuları, tatları aynı, ne seçtiğiniz fark etmiyor. Doymayacağınızı biliyorsunuz ve yanında bolca bira içiyorsunuz, emek harcamıyorsunuz onun için, zaman değerli, zaman yaşanacak olana . Ne kadar çabuk tüketebilirseniz diğerlerine o kadar çok vakit kalıyor. Ne kadar tüketirseniz o kadar yaşadığınızı, doyduğunuzu sanıyorsunuz.

Hayallerimizi dondurucuya kaldırdık, unuttuk isteklerimizi.hoşça vakit geçiriyoruz. Aynı tatlar sardı etrafımızı ayıramaz olduk birbirinden. Gecelerden ibaret anılarımız unutulmuş yüzlere, adlara ait. Bilmiyoruz, yaşamadık ki unutulmuşluğun acısını,unutmuş olmanın hüznünü aşk sandık, sevgi sandık, doyduk sandık, yaşamayı vakit geçirmek sandık.

__________________
Yaşamı bir film gibi düşünmek lazım çeşitli içerisinde çeşitli rolleri barındıran bir film. Bu rollerin içerisinde ne artist , ne aktrist nede figuran olmalı insan. Senarist yönetmen olmalı kendi yazıp kendisi yönetmeli kendi yazdığımız bir film olmalı hayat. .
Myself isimli Üye şimdilik offline konumundadır Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Yukarı'daki Konuyu Aşağıdaki Sosyal Ağlarda Paylaşabilirsiniz.


(Tümünü Görüntüle Konuyu Görüntüleyen Üyeler: 1
Myself
Seçenekler Arama
Stil

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Forum hakkında Kullanılan sistem hakkında
Forumaski paylaşım sitesidir.Bu nedenle yazılı, görsel ve diğer materyaller sitemize kayıtlı üyelerimiz tarafından kontrol edilmeksizin eklenmektedir.Bu nedenden ötürü doğabilecek yasal sorumluluklar yazan kullanıcılara aittir.Sitemiz hak sahiplerinin şikayetleri doğrultusunda yazılı, görsel ve diğer materyalleri 48 saat içerisinde sitemizden kaldırmaktadır. Bildirimlerinizi bu linkten bize yapabilirsiniz.

Telif Hakları vBulletin® Copyright ©2000 - 2016, ve Jelsoft Enterprises Ltd.'e Aittir.
SEO by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.

Saat: 10:07